Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Mustafa Çiftci'nin hikâye kitaplarının yapı ve tema bakımından incelenmesi
Sakibe Aydın
Bu çalışmada Mustafa Çiftci'nin Adem'in Kekliği ve Chopin (2012), Bozkırda Alltmışaltı (2014), Ah Mercimeğim (2017) ve Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım (2021) hikâye kitapları içerisinde yer alan hikâye metinleri yapı ve tema olarak iki ana başlık altında incelenmiştir. Çalışmamızın amacı; son dönem yazarlarından biri olan Mustafa Çiftci'nin hikâyelerinden hareketle, fikir dünyasını gözler önüne sermek ve yapılan hikâye tahlilleri neticesinde hikâyeciliği ve hikâye hakkındaki görüşlerini açığa çıkarmaktır. Bu bağlamda da edebiyatımız içindeki yeri ve önemi de tespit edilmeye çalışılacaktır. Giriş bölümünde önemli bir edebi tür olan hikâye hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra çalışmanın içeriği hakkında bilgiler verilmiştir. Ardından Mustafa Çiftci'nin Hayatı, Edebi Şahsiyeti ve Eserleri bölümünde yazarın hayatı, edebi şahsiyeti ve fikir dünyası değerlendirildikten sonra eserleri hakkında genel bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde ise hikâye metinleri yapı bakımından olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, anlatıcı ve bakış açısı, anlatım teknikleri şeklinde alt başlıkları altında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son bölüme gelindiğinde incelenen hikâyelerin temaları Aşk/Sevda, Yoksulluk, Evlilik, Arkadaşlık/Dostluk, Esnaflık ve Diğer başlıkları altında tahlil edilerek Mustafa Çiftci'nin edebiyatımız içindeki yeri ve önemi saptanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Suç ve Ceza'da Raskolnıkov'un çıkış arayışından hareketle "Yegânelik" ve "Yozlaşma" düşünceleri hakkında bir felsefe araştırması
Hasret Altunok
Bu tez çalışmasının amacı, Rusça "Raskolnikov" kelimesinin çözümlenmesinden hareketle kendini göstermektedir. Bu kelimenin eki, Slav ülkelerinin pek çoğunda kurucu bir anlam barındırır. Kelimeyi, "raskol-nik-ov" şeklinde yazdığımızda, "raskol" bileşeni "ayrılık" anlamına gelip bu bileşenden meydana gelen "raskolnik" sözcüğü ise "ayrılıkçı" demektir. Şu durumda "raskolnikov" bir dizi çağrışıma açık son derece sembolik bir isimdir. Bu metinde, COVID-19 ve 2023 depremlerinden sonra gündelik ve akademik hâdiselerde yaşanan kırılmaların, üniversite bünyesindeki yasnsımalarını irdelemek temel hedefimizdir. Tezin temel problemi, bahsettiğimiz "isim"e ait anlam katmanlarının güümüzdeki açmazlar bakımından tahlil edilmesinde bulunur. Tezin hipotezi, bir "sav"ın veya bir "önerme"nin veya bir "cümle"nin kuruluş yapısında bulunduğu kabul edilebilecek unsurların iki yönden açılabileceğildir. İlkine "anlam" ikincisine ise "anlam fazlalığı" diyoruz. Bahsedilen hipotezi sınamak için kullanılan yöntem, "μέθοδος" kelimesinin Helence özgün anlamına yakın düşmektedir. Çalışmamızda karşılaşılanlar açısından fenomenolojik bir analiz sunuyoruz. Bunun için ise analizin doğasına uygun olarak gelişen "raporlama" tekniğini kullanıyoruz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Kesir mertebe diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik koşulları
Alperen Hasan Kocağ
Bu tez çalışmasında kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemlerinin çözümlerinin varlığı ve tekliği araştırılmıştır. Giriş bölümde kesir mertebe diferansiyel denklem kavramı ve uygulama alanları hakkında genel bilgilere yer verilecektir. İkinci bölümde fonksiyonel analiz, diferansiyel denklemler, daralma koşulları ve sabit nokta teoremleri ile kesir mertebe türev ve integraller için temel kavramlar ifade edilecektir. Üçüncü bölüm iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda bazı kesirli mertebeden diferansiyel denklem sistemleri için varlık ve teklik teoremleri ile ilgili çalışmalara yer verilecektir. İkinci kısımda ise bir kesir mertebe diferansiyel denklem sisteminin çözümünün hangi koşullar altında varlık ve tekliği sağlandığı ortaya konacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Nâbî'nin Hayriyye'si ile Sünbülzâde Vehbî'nin Lutfiyye'sinde idealize edilen insan tipinin mukayesesi
Çağrı Özdener
Eski Türk edebiyatının önemli türlerinden biri olan nasihatnâmeler, uzun yıllardır pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Genellikle bu eserler, tür içindeki konumları bağlamında değerlendirilmiş, ancak çeşitli yönleriyle ele alınmamaları nedeniyle elde edilen sonuçlar sınırlı kalmıştır. Türk edebiyatında nasihatnâme türünde pek çok eser kaleme alınmış ve bu eserler, insana dair ahlaki ve manevi öğütler sunarak, bireysel ve toplumsal hayatı şekillendirmeyi amaçlamıştır. Bu türün en tanınmış eserlerinden biri, Nâbî'nin 17. yüzyılda yazdığı Hayriyye adlı eseridir. Hayriyye, yalnızca dönemi içinde büyük bir ilgi görmemiş, aynı zamanda kendisinden sonraki şairler için de önemli bir örnek teşkil etmiştir. Nâbî'nin eserinden etkilenen şairlerden biri de 18. yüzyılda yaşamış olan Sünbülzâde Vehbî'dir. Vehbî, Nâbî'nin Hayriyye eserine nazire olarak, kendi oğluna ithafen Lutfiyye adlı eserini kaleme almıştır. Her iki eser de yazıldıkları dönemin toplumsal ve kültürel yapısını yansıtırken, ideal insanın sahip olması gereken nitelikleri de belirgin bir şekilde ortaya koymuştur. Hayriyye ve Lutfiyye, sadece edebi birer eser değil, aynı zamanda insan ve toplum ilişkilerini düzenlemeyi hedefleyen rehberler olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, yaklaşık bir asır arayla yazılmış olan bu iki eserde idealize edilen insan tipi ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. Eserlerin hem edebi özellikleri hem de içerik açısından taşıdığı değerler karşılaştırılacak, yazıldıkları dönemin insanı ile günümüz insanı arasında bir bağ kurulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, ideal insanın sahip olması gereken özellikler, her iki eserde verilen öğütler ışığında tespit edilecektir. Bu analiz, yalnızca edebi bir inceleme sunmakla kalmayacak, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal açıdan insanın yüceltilmesine yönelik bir anlayışın izlerini ortaya koyacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık etkisi
Can Hancı
Toplumu yakından tanıyan insanların toplum hakkındaki tecrübeleri sürdürülebilir toplum oluşturmada karar alıcılara ve yöneticilere destek olabilir. Özellikle, afet ve acil durumlarda görevli toplumun kaynaklarını, sosyal bağlarını ve yeteneklerini fark eden insanların tecrübeleri daha güçlü afet yönetimi politikaları oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Erzurum'da Acil Sağlık Hizmetleri personelinin düşüncelerine göre Erzurum halkının toplum dirençliliğini araştırmaktır. Öncelikle, toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli, afet yönetimi ve bilgi ve iletişim faktörlerinden oluşan Kolektif Dayanıklılık Ölçeği ile 301 personelden anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Toplumsal bağlar, toplumsal kaynaklar, dönüşüm potansiyeli ve afet yönetimi arasındaki ilişkide bilgi ve iletişimin aracılık rolü incelenmiştir. Sonuç olarak, toplumun dirençliliği orta düzeydedir ve ortalaması en yüksek faktör afet yönetimi ve ortalaması en düşük faktör dönüşüm potansiyelidir. Toplumsal bağlar afet yönetimini negatif etkilerken, toplumsal kaynaklar ve bilgi ve iletişim pozitif etkilemiştir. Bilgi ve iletişimin afet yönetimi üzerinde hiçbir aracılık etkisi yoktur. Bu çalışmanın sonuçları acil durum ve afetlerle mücadelede toplumsal kapasiteyi geliştirme konusunda yerel yöneticilere, afet yöneticilerine ve sivil toplum kuruluşlarına rehberlik edebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025BRCGS (British Retail Consortium, V9) global standartının dondurulmuş balık işleme tesisinde uygulanması
Çiğdem Bayram
Günümüzde gıda güvenliği sadece ulusal değil, uluslararası bir zorunluluk hâline gelmiştir. Küresel pazarlarda işlenmiş su ürünlerine olan talebin artmasıyla birlikte, tüketicilerin kalite ve güvenlik beklentileri de artmaktadır. Özellikle su ürünleri işleme tesisleri, dünya standartlarına uygun üretim yapmadıkça rekabet gücü kazanamamaktadır. Bu gelişmeler, üreticileri BRCGS (Brand Reputation Through Compliance Global Standard) gibi uluslararası kabul görmüş gıda güvenliği standartlarını benimsemeye yönlendirmektedir. Türkiye, su ürünleri açısından zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen kalite standartları konusunda hâlâ gelişmeye açıktır. Bu tez çalışması da bu gelişimi desteklemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 7116 m² arazi ve 2180 m² kapalı alana sahip, Taze ve Dondurulmuş Balıkçılık Ürünleri işleyen bir tesiste yürütülmüştür. Tesisin günlük işleme kapasitesi 45 ton, şoklama kapasitesi ise 80 tondur. Başlangıçta 14 personel ile üretime başlanmış, sezonluk alımlarla personel sayısı 140'a çıkarılmıştır. Çalışmanın kapsamı; hammadde girişinden üretime, hijyen uygulamalarından kalite kontrol, depolama ve sevkiyat süreçlerine kadar uzanmaktadır. Kalite standartlarındaki eksiklikler sahada gözlemlenmiş ve akademik bir çalışmaya dönüştürülmüştür. Ayrıca tesisin mevcut durumu değerlendirilmiş, eksiklikler belirlenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Yöntem olarak gözlem ve doküman incelemesi tercih edilmiştir; çünkü kalite standartları belgeler ve uygulamaların bütünlüğüyle ilişkilidir. BRCGS'nin 9 temel başlığı ve 12 gerekliliği kapsamında analiz yapılarak 22 prosedür, 18 talimat, 8 plan, 17 form, 5 liste ve çeşitli ek belgelerle birlikte toplam 84 doküman hazırlanmıştır. Yerinde yapılan incelemelerle yalnızca belgeler değil, süreçlerin sahadaki işleyişi de değerlendirilmiş ve uluslararası standartlara uyum düzeyi ortaya konmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Farklı narinlik oranlarına sahip yapıların dinamik davranışı üzerinde zemin özelliklerinin ve temel gömülme derinliğinin etkisi
Dilek Kaya
Zemin-yapı etkileşimi (ZYE), sismik performansın özellikle zemin koşullarına bağlı olduğu yüksek binalar, barajlar, köprüler, nükleer santraller, silolar, bacalar ve su depoları için kritik öneme sahiptir. Ayrıca gömülü yapılarda, gömülme; zemin-yapı sisteminin periyodunu, rijitliğini, sönüm kapasitesini ve tepkilerini değiştirebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı; ZYE dikkate alınarak yapıların dinamik davranışı üzerinde narinlik oranının (2, 4 ve 6), zemin koşullarının, temel gömülme oranının (0, 0.5, 1 ve 1.5) ve deprem frekans içeriğinin (2 yüksek, 2 orta ve 2 düşük) tesirlerini irdelemektir. Bu amaçla, zemin-yapı sistemlerinin sonlu eleman modelleri oluşturulmuş ve bu modellerin kullanılabilirliği altsistem yaklaşımları vasıtasıyla gösterilmiştir. Sismik çözümlemeler gerçekleştirilmiş ve rölatif yer değiştirmeler, göreli kat ötelemeleri, gerilmeler ve ivmeler irdelenmiştir. Narinlik oranının artmasının ve yumuşak zemin koşullarının periyotları uzattığı ve yer değiştirmeler ile göreli kat ötelemelerini belirgin bir şekilde artırdığı görülmüştür. Gömülme oranının artmasıyla, yer değiştirme ve gerilmelerde genel olarak azalma gözlenmiştir. Zeminin yumuşamasıyla iç kuvvet tepkilerinin her zaman azalma eğiliminde olmadığı ve birçok parametrenin birleşik etkisi nedeniyle zemin yumuşamasının iç kuvvet tepkilerini artırma potansiyeline de sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar, sismik davranışın bir tek parametre tarafından kontrol edilemeyeceğini ve zemin türü, deprem frekans içeriği, gömülme oranı ve narinlik oranı arasındaki karşılıklı etkileşimin tepkiler üzerinde beklentilerin aksine etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Sağlık hizmetine dijitalleşmenin etkisi: Sistematik derleme
Buşra Nazlı Baba
Bu çalışma, ''Sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin etkisi'' konusu ile yazılmış çalışmaları tanımlamak ve sistematik olarak değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla PUBMED veri tabanında tarama yapılmıştır. Tarama işleminde 'sağlık hizmetleri', 'dijitalleşme', 'hasta', 'sağlık çalışanları' anahtar kelimeleri ile 2020-2024 yılları arasında arama yapılmış ve PRISMA akış diyagramına göre uluslararası 188 çalışmaya ulaşılmıştır. İnceleme sonucunda dahil etme kriterlerine uygun 50 araştırma çalışmaya dahil edilmiştir. Bu çalışmalar hasta, sağlık çalışanı ve COVID-19 başlıkları altında incelenmiştir. İncelemeler sonucunda sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin bekleme sürelerini kısalttığı hem hastanın hem de sağlık kurumlarının katlandığı maliyeti ve yeniden hastaneye yatış oranlarını düşürdüğü, teşhis ve tedavi süreçlerini kısalttığı, ulaşılması zor nüfuslara sağlık hizmetinin ulaştırdığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda sağlık hizmetlerinde dijitalleşme; hastane yoğunluğunu azaltması, bilgi işleme hızını kısaltması, konsültasyon süreçlerinin daha hızlı olmasını sağlaması, özellikle yaşlı ve kronik hastalar için sağlık kurumlarına gitmeden sağlık durumlarını takip etmeleri açısından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmam sağlık yöneticileri için karar vermede rahatlık sağlayacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20251845 (H.1261) tarihli 7897 numaralı temettuat defterine göre Kütahya sancağı Gediz kazasına bağlı Pazar karyesinin sosyo-ekonomik yapısı
İlknur Acar
Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin vergi sistemini ve Tanzimat reformlarının yerel ekonomik yapıya etkisini ele almaktadır. Özellikle, 1839 Tanzimat Fermanı sonrası adil vergilendirme prensipleri çerçevesinde oluşturulan temettuat defterleri incelenerek, dönemin sosyo-ekonomik yapısına dair veriler sunulmaktadır. Çalışma, Kütahya eyaleti Gediz sancağına bağlı Pazar karyesi örneği üzerinden Osmanlı vergi düzenlemelerinin toplum üzerindeki yansımalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde ML.VRD.TMT koduyla yer alan 7897 numaralı Temettuat Defteri temel alınarak yürütülmüştür. 1844-1845 (H. 1260-1261) yıllarında düzenlenen bu defterin transkripsiyonu yapılarak veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Betimsel tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüş olup, defterin sağladığı bilgiler ışığında bölgenin sosyo-ekonomik ve demografik yapısı değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, Pazar karyesinin nüfus yapısı, hane halkı gelir durumu, meslek dağılımı ve vergi yükü analiz edilmiştir. Bulgular, gelire dayalı vergilendirmenin nasıl uygulandığını ve Tanzimat sonrası vergi reformlarının taşra halkı üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, Osmanlı taşrasında uygulanan vergi sisteminin işleyişini ve sosyo-ekonomik yapıya etkilerini belge temelli bir incelemeyle ortaya koymaktadır. Tanzimat dönemi mali reformlarının yerel düzeyde nasıl bir dönüşüm yarattığına dair önemli veriler sunarak, literatürdeki boşluklardan birini doldurmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Osmanlı taşra ekonomisinin anlaşılması noktasında arşiv belgelerine dayalı bir perspektif sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kütahya, Gediz, Pazarlar, Temettuat Defterleri.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Jandarma Genel Komutanlığı'nın yeni medya araçlarını kullanımı üzerine bir araştırma
Mehmet Rüştüoğlu
Jandarma Genel Komutanlığı, kanunlarla kendisine tevdi edilmiş görevleri yerine getirerek halkın can ve malını korumakla birlikte, sağlamış olduğu emniyet ve asayiş hizmetlerinin yanında halkla ilişkiler faaliyetlerini de yürütmektedir. Bu araştırmada Jandarma Genel Komutanlığı'nın sosyal medyadaki halkla ilişkiler performansı incelenecektir. 2017 yılında sosyal medyada ilk paylaşımlarını yapan Jandarma Genel Komutanlığı, en yüksek etkileşim oranlarına sahip olan kamu güvenliği kurumu olarak öne çıkması nedeniyle YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter (X) platformlarındaki bir yıllık (01 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) etkileşim performansı, "Yönetim Verileri", "Hayran/Takipçi İlişkileri", "Büyüme Hareketleri", "İleti/Paylaşım Kategorileri", "İleti/Paylaşım Etkileşimleri", "Etkileşim Performansı" ve "Öncü Kurum Performanslarıyla Kıyaslama" olarak belirlenen veri sınıflandırma yönetimi çerçevesinde kategorisel içerik analiz yöntemiyle çözümlenecektir. Kamu güvenliğinin hangi sosyal medya yönetimi performansıyla daha güçlü tesis edildiğini ve olumsal etkileşimin hangi tematik alanlarda öne çıktığını anlayarak kamu kuruluşları için bir öneri bağlamı sunmayı amaçlayan bu araştırma, veri tedariki için Boomsocial platformu ile iş birliği kurulmuştur. Belirlenen çözümleme kategorileri ve alt kategorilerini içeren kodlama cetveli ile toplanan/kodlanan veriler, Boomsocial'in veri analiz algoritmaları ve yazılımları kullanılarak çeşitli grafiklere dönüştürülmüştür. Böylece günlük, haftalık ve aylık değişimler, yıl genel görünümündeki değişimleri, alt ve üst noktaları ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, teknik göstergelerin yerine sosyal hikayelerin ve halkla bütünleşme etkinliklerinin daha yüksek etkileşim performansına dönüştüğüne işaret etmektedir. Araştırma, kamu güvenliği kurumlarına bir yönelim ve stratejik performans ölçümü sunması bakımından etkili bir yönetim fonksiyonu olması ve halkla ilişkilerde sosyal medyanın kullanımının kamu güvenliği kurumlarına kriz anlarında hızlı ve etkili bilgi paylaşmanın da hayati bir rol üstlenmesi nedeniyle önemlidir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025İmâm-ı Rabbânî'nin fıkıh anlayışı
İskender Karayiğit
Yaklaşık dört asır önce yaşamış olan, 60 yıllık ömründe rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi birden çok nisbeti kendisinde barındıran İmâm-ı Rabbânî, daha çok tasavvuf, kelâm ve keşfî kabiliyetiyle ön plana çıkmış, onun fıkhî yönüne pek temas edilmemiştir. Hâlbuki o, müceddidlik nisbetine layık görülmesini bidʻatlerle mücadele hususunda göstermiş olduğu gayretine borçludur. Bidʻat; dinde olmayan şeyi dine katmak olunca, bidʻatle mücadele de hâliyle fıkıh ilmiyle olacaktır. Bundan dolayı İmâm-ı Rabbânî'nin hicrî ikinci binyılın müceddidi sayılmasında fıkhî düşüncesinin rolü oldukça büyüktür. Zira İmâm-ı Rabbânî'nin, talebelerle beraber fıkıh eserlerini mütalaa etmeyi temennisi, dergâhlarda tasavvuf eserlerinin yerine fıkıh eserlerinin okutulmasını ısrarla tavsiye etmesi, onun fıkıh ilmine ne denli önem verdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Girişte çalışmanın konusu, önemi, amaç, yöntem ve planına yer verilmiştir. Birinci bölümde İmâm-ı Rabbânî'yi daha iyi tanıtmak amacıyla rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi unvanların kendisine hangi sebeplerle verildiği, hayatı, eserleri, ilmî kişiliği, ilme ve özellikle fıkha verdiği değer ve mezhep tasavvuru gibi hususlara temas edilmiştir. İkinci bölümde onun usul anlayışına yer verilirken, üçüncü bölüm fürûʻ ile ilgili düşüncelerine ayrılmıştır. Onun fıkhî analizleri, dayandığı delillerle birlikte ele alınmış ve gerektiğinde diğer mezhepler ve günümüzle karşılaştırılarak incelenmiştir. İmâm-ı Rabbânî'nin mutasavvıf bir kimliğe sahip olması, fıkhî meselelere keşfî yorumlar getirmesinin önünü açmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, onun fıkhî meselelere dair tasavvufî yorumlarına da yer verilmiştir. Ayrıca, fıkhî konulara eğilmesinin dinî, siyasî ve sosyo-kültürel sebepleri, imkânlar ölçüsünde tespit edilerek ortaya konulmuştur. Bu çalışmada İmâm-ı Rabbânî'nin gözlerden kaçan fıkhî yönü açığa çıkarılıp onun bilinenin aksine kelâm ve tasavvufun dışında fıkıh alanında da söz sahibi bir âlim olduğunun tespiti hedeflenmektedir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hadislerde bulaşıcı hastalıkların yayılmasını azaltmak için önleyici tedbirler
Muhsen Al Ibrahım
Bu araştırma, İslâm'ın koruduğu beş temel değerden biri olan hayatın korunmasının önemini ele almakta ve gerekli önlemler alınmazsa birçok kişinin hayatını kaybedebileceği bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan tehditlere odaklanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, karantina, sosyal mesafe ve Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama gibi bazı koruyucu tedbirlerin meşruiyetini, hadislerin incelenmesi yoluyla analiz etmektedir. Araştırma, konuya dair bazı hadislerdeki görünür ihtilaflara değinmekte ve kader inancı ile önleyici tedbirlerin alınması gerekliliği arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmaktadır. Çelişkili görünen hadisler analiz edilerek, Allah'a tevekkül ile sebeplere başvurmanın nasıl uyum içinde olabileceği açıklanmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İslam tarihinde meydana gelen bazı salgın hastalıklar ve bunlarla ilgili hadisler ele alınmakta, Müslümanların bu durumlarda nasıl hareket ettiklerine dair örnekler verilmektedir. Ayrıca, araştırmanın bazı temel kavramlarına da yer verilmektedir. İkinci bölümde ise, Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetlerin önerdiği karantina ve sosyal mesafe gibi tedbirler sunulmakta ve bu tedbirlerin sünnet perspektifinden değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ayrıca bu tedbirlerin cemaatle namaz kılma, hac ve umre gibi ibadetler üzerindeki etkisi tartışılmakta ve bu değişimlere nasıl uyum sağlanabileceği ele alınmaktadır. Önleyici tedbirlerin alınmasını engellediği şeklinde anlaşılabilecek hadisler de analiz edilerek, bu hadislerin Allah'a tevekkül ilkesi ile nasıl bağdaştırılabileceği yorumlanmaktadır. Bu bölüm, bulaşıcı hastalıklardan dolayı hayatını kaybedenlerin ve sabredenlerin faziletlerini ve sabrın, hastalıkların etkisini azaltan psikolojik bir önlem olarak rolünü vurgulayan hadislerle son bulmaktadır. Araştırma, bulaşıcı hastalıklarla ilgili hadislerin doğruluğunu ve Peygamber'e nispet edilme durumunu açıklığa kavuşturmanın önemini vurgulamakta ve şer'i metinlerin yanlış anlaşılmasına dayalı eleştirilere karşı durmayı amaçlamaktadır. Ayrıca İslam dünyasının, bu küresel sağlık krizine etkin bir şekilde katılımının önemine dikkat çekmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Posof (Ardahan, Türkiye) yöresi geç miyosen-kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası, jeokimyası, jeokronolojisi ve petrojenezi
Derya Cicerali
Posof (Ardahan, Türkiye) Yöresi Geç Miyosen-Kuvaterner Yaşlı Volkanik Kayaçların Petrografisi, Mineral Kimyası, Jeokimyası, Jeokronolojisi ve Petrojenezi irdelenmiştir. Üst Miyosen volkanik kayaçları (8.6-7.3 My) bazalttan bazaltik-andezite kadar değişen bileşimdedir ve plajiyoklaz+klinopiroksen+olivin+hornblend+opak mineralleriyle temsil edilir. Buna karşılık, adakit benzeri jeokimyasal özellik sergileyen Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçları (5.2-0.73 My) andezit bileşiminde olup plajiyoklaz±hornblend±biyotit±opak mineralleriyle karakterizedir. Üst Miyosen volkanik kayaçların SiO2 içerikleri % 48.14-61.22, Al2O3 % 14.81-16.86, MgO % 3.01-8.13, Mg# 34.9-51.3, Sr/Y 13.45-69.73, La/Yb 3.91-39.23'tür. Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların SiO2 % 64.56-70.83, Al2O3 % 15.51-16.97, MgO % 0.25-1.34, Mg#10.68-33.20, Sr/Y 43.72-143.42, La/Yb 43.45-76.68'dir. Üst Miyosen volkanik kayaçlar hafif zenginleşmiş LaN/LuN (2.66-27.12), Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlar ise LaN/LuN (29.36-75.58) oranları ile yüksek oranda zenginleşmiş kondrite normalize nadir toprak element desenleri sergiler. Üst Miyosen volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i 0.703792-0.704395, (143Nd/144Nd)i 0.512796-0.512881; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i oranları 0.704153-0.704506, (143Nd/144Nd)i 0.512740-0.512809'dur. Sonuç olarak, Üst Miyosen volkanik kayaçları oluşturan magmaların genişlemeli bir tektonik ortamda, yitimle zenginleşmiş bir manto kaynağından delaminasyon süreçleriyle litosferik incelme ve yükselen astenosfere bağlı oluşan kısmi ergimeler ve buna eşlik eden juvenil alt kabuk kökenli ergiyiklerin; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlarının ise benzer jeodinamik koşullar altında juvenil alt kabukta gelişen kısmi ergimeler sonucunda oluşan magmaların kabuk içerisinde fraksiyonel kristallenme ve magma karışımı gibi magmatik süreçlerle son halini aldığı söylenebilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Türkiye kıyılarındaki lüfer balığının (Pomatomus saltatrix) genetik çeşitliliğinin belirlenmesi
İlyas Kutlu
Ülkemizde ticari açıdan yüksek değere sahip Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığı popülasyonları üzerinde detaylı moleküler çalışmaya rastlanmamışken, dünyada ise az sayıda çalışma bulunmaktadır. Önerilen tezde ülkemiz denizlerinde dağılım gösteren, ekonomik olarak değerli bir tür olan Lüfer balığı'nın genetik yapısının mikrosatellit belirteçler ve markör genlerin DNA dizileme yöntemi kullanılarak tespit edilmesi hedeflenmektedir. Çalışma (Hopa, Trabzon, Giresun, Samsun, Sinop, Kefken, İstanbul, İğneada, Erdek, Çanakkale, Bodrum, İzmir, Mersin ve Adana) toplam 14 istasyondan elde edilecek örnekler üzerinden yürütülecektir. Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Moleküler Genetik Laboratuvarında DNA ekstraksiyonu yapılarak, Floresan işaretli primerler ile mikrosatellit lokuslar (8 lokus), mtDNA genlerinin (COI ve 16S bölgeleri) ve nükleer gen (Rhodopsin) universal primerler kullanılarak PZR tekniğiyle çoğaltılıp ABI 3500 cihazında sekans dizilimi ve mikrosatalit fragment boyları ayrı ayrı belirlenecektir. Elde edilen veriler DnaSP 4.0 programı kullanılarak tür içi popülasyonlar arası ve popülasyonlar içi haplotipler oluşturulacaktır. Haplotip çeşitliliği (Hd) değeri, Nükleotit çeşitliliği (Pi, ) ve nükleotit farklılığı (k) değerlerini hesaplanacak, Mega5 ile türler arasındaki filogenetik ilişkiler ve filogenetik ağaç oluşturulacak, Genmaker ile Her bir tür ve lokus için allel büyüklükleri ve frekansları belirlenecek, Arlequın ve Amova ile Moleküler varyans bileşenlerinin ve populasyonlar arası gen akışının hesaplanması yapılacak, Genalex 6 ile Genetik farklılıkla coğrafik mesafe arasındaki ilişkinin belirlenmesi için kullanılarak populasyon genetiği için temel kriterler test edilecektir. Bu verilerden Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığının uygun genetik belirteçler (mikrosatellit ve sekans dizilimi) kullanılarak popülasyon genetiği parametreleri, filogenetik ve filocoğrafik yapılanmayı öncelikle yakın türler ve onların populasyonları Genbank verileri ile karşılaştırılarak ortaya konulacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Güvenliğin ülke turizm imajına etkisi ve sosyal medyanın rolü üzerine bir değerlendirme: Türkiye örneği
Hakan Mutlu
Turizm endüstrisi, bir çok ülke için önemli bir sektör olup, sosyal, kültürel ve ekonomik katkısı oldukça büyüktür. Modernleşme, yaşam kalitesinin artması, insanların boş zamanlarını değerlendirip, dinlenme ve keşfetme arzusu turizm faaliyetlerine olan ilgiyi arttırmıştır. Turizmi konu olan ülkeler de kendilerine özgü destinasyonları cazip hale getirebilmek için çaba harcamaktadır. Ayrıca, güvenli ve huzurlu turizm destinasyonları oluşturmak, sosyal medya platformlarında destinasyonu ziyaret eden turistlerin deneyimlerini paylaşarak ülke hakkında bilgi edinilmesini sağlamak, önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, güvenlik ve imaj ilişkisini sosyal medya bağlamında ele alarak, bu platformların turizm sektörü üzerindeki etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmanın önemi ise güvenliğin ülke turizm imajı yönünde turizm destinasyonlarını ziyaret edecek turistlerin sosyal medya bağlamında rolünün nasıl olduğuna ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği yöntemi kullanılmıştır. Veriler konu içeriğini temel alıp hazırlanan sorular sonucunda görüşme tekniği uygulanarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz tekniği ile yorumlanmıştır. İçerik analiz kapsamında güvenlik, imaj ve sosyal medya teması oluşturulmuştur. Ana temalara alt boyut temaları eklenmiştir. Çalışma sahası, Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turistlerden çalışma grubu ise toplamda 20 katılımcıdan oluşmaktadır. Görüşme sorularının içeriği, katılımcıların demografik durumu, güvenlik algısı, ülke turizm imajı ve sosyal medyayı oluşturan soruları içermektedir. Ulaşılan veriler ışığında, güvenlik temasını; kamu düzeni, hizmet güvenliği ve güvenlik tehditi, ülke turizm imaj temasını; imaj algısı, deneyim kalitesi ve destinasyon izlenimi alt boyutları oluşturmaktadır. Sosyal medya temasını ise sosyal medya sıklığı ve sosyal medya etkisi olarak iki alt boyut olarak tanımlanmıştır. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre, katılımcıların genel anlamda turizm destinasyonları insanların ziyareti öncesi, anı ve sonrası şeklinde planlamalarının yapılmasının gerekli olduğu, güvenlik unsurunun çoğunlukla ön planda tutulduğu, sosyal medyanın ülkelerin turizm destinasyonlarında önemli bir yerinin olduğu, yapılan deneyimler sonucunda bu durumun turistlerin tercihlerinde etkiliği olacağı, ülkelerin kendilerine özgü imaj oluşturmasında katkı sağlayacağı sonuçlarını göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Çok kriterli karar verme yöntemleriyle finansal performansın değerlendirilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama
Onur Öksüz
Bu çalışma, finansal performans analizinde kullanılan ÇKKV yöntemlerini paradigma ve kriter seçimi boyutlarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Borsa İstanbul'da Gıda, İçecek ve Tütün sektöründe faaliyet gösteren şirketlere ait 2021-2023 dönemi verileri esas alınmış; muhasebe ve değer temelli göstergelerden oluşan üç farklı kriter seti kullanılmıştır. Kriterler, Entropi yöntemiyle ağırlıklandırılmış; finansal performans düzeyleri ARAS, WASPAS, VIKOR, TOPSIS ve EDAS yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Bulgular, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve farklı boyutlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, tercih paradigmalarının ÇKKV yöntemleri arasındaki benzerlik veya farklılığı açıklamakta yeterli olmadığı; ÇKKV yöntemlerinin kriter seti değişimine farklı düzeylerde duyarlılık gösterdiği; şirketlerin muhasebe ve değer bazlı finansal performans düzeylerinin farklılaşabildiği ve şirketlerin finansal performans düzeyini ayırt etmekte değer bazlı performans göstergelerinin güçlü bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Nötrosofik kümelerde deng entropi
Ümit Demir
Bu çalışmanın amacı, Nötrosofik Kümeler (NK) aracılığıyla gerçek dünya bilgilerinde mevcut olan belirsizlik, muğlaklık, eksiklik ve tutarsızlığı ele almayı amaçlayan ek olasılıksal ölçütler sunmak için yeni Nötrosofik Kanıt Kümeleri (NKK) tanımlamaktır. Dempster-Shafer Kanıt Teorisi (D-S Kanıt Teorisi) belirsiz bilgileri ele almak için oldukça pratik bir kavramdır. Bu teorinin temeli, yalnızca odak elemanlara (OE) atfedilen destek derecesini hesaba katan Temel Olasılık Atama'sında (TOA) yatmaktadır. NKK'nin temel elemanı, üç bileşenden oluşan Nötrosofik Temel Olasılık Atama'sından (NTOA) oluşur. OE'nin doğruluk derecesi ilk TOA ile belirsizlik derecesi ikinci TOA ile ve yanlışlık derecesi ise son TOA ile karakterize edilir. NKK'de, OE'nın her destek derecesi herhangi bir sınırlama olmaksızın ayrı ayrı gösterilir. Bu nedenle NKK kapsayıcılık bakımından daha geniştir. NTOA yöntemi doğruluk desteği, belirsizlik desteği ve yanlış destek derecelerinin yanı sıra bu destek derecelerini de sınırlayıcı bir çerçevede tek ve çoklu alt kümelere atar. Bu çalışma, Nötrosofik Deng Entropisi (NDE), Nötrosofik Kosinüs Benzerlik Ölçümü (NKBÖ) ve Nötrosofik Jousselme Mesafesi (NJM) gibi NKK'leri için bazı bilgi ölçümleri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Devamında, bir yandan güvenilir kanıtların etkisini artırmak ve diğer yandan güvenilmez kanıtların etkisini azaltmak için çelişkili kanıtları birleştirmek üzere D-S Kanıt Teorisi'ne dayalı iyileştirilmiş bir yöntem oluşturulmasıdır. Son olarak, bu yenilikçi fikirlerin önemini vurgulamak ve üstünlüğünü göstermek üzere hedef tanımlama için sensör veri entegrasyonunu içeren bir örnek durum incelenmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Karayemiş (Prunus laurocerasus L.) meyvesi ve çekirdeklerinden sentez edilen metal nanoparçacıkların gıda güvenliği açısından kullanımlarının araştırılması
Havva Nur Kobya
Nanoteknoloji, günümüzde gıda endüstrisi olmak üzere pek çok endüstri alanında yeni ufuklara yol açmaktadır. Nanoteknolojik yöntemlerle sentezlenen metal nanoparçacıklar (MeONP) farklı bir çok alanda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada karayemiş (Prunus laurocerasus L.) bitkisinin üç farklı çeşidi olan; yaban (YK), selvi (SK) ve kiraz (KK) çeşitlerinin meyveleri ve çekirdeklerinden yeşil sentez yöntemiyle gümüş (Ag), bakır (Cu) ve demir (Fe) nanoparçacıkları (NP) sentezlenmiş ve bunların biyolojik aktiviteleri ile gıda güvenliğinde kullanımı belirlenmiştir. Dijital refraktometre kullanılarak kuru madde içeriği belirlenen karayemiş meyve ekstraktlarından demir nanoparçacık (FeONP), gümüş nanoparçacık (AgONP) ve bakır nanoparçacıkları (CuONP) sentezlemek için sırasıyla (FeCl3.6H2O, FeSO4), (AgNO3) ve (CuSO4.5H2O) çözeltileri kullanılmıştır. Ultraviyole-görünür bölge spektroskopisi (UV-VIS), fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizleri ile NP'lerin karakterizasyonu belirlenmiştir. Ayrıca, toplam antioksidan değeri (TAC), toplam fenolik madde (TFK), toksin giderim ve antimikrobiyal analizleri yapılmıştır. MeONP'lerde (TAC) değerinin en çok SK-AgONP'lerde (74506.94±6942.01 µg AA/g), en az ise YK- FeONP'lerde (12152.94±558.82 µg AA/g ) olduğu görülmüştür. MeONP'lerde TFK değeri en çok KK-AgONP'lerde (209870.37±666.87 µg GAE/g), en az ise YK-FeONP'lerde (5689.58±419.65 µg GAE/g) tespit edilmiştir. Patulin ve HMF adsorbsiyonunda; AgONP'ler yüksek değerler göstermiştir. AgONP'ler CuONP'lere göre Bacillus cereus, Escherichia coli, Escherichia coli O157, Listeria monocytogenes, Salmonella typhimurium ve Aeromonas hydrophila bakterilerine karşı güçlü bir antimikrobiyal etki göstermiştir. FeONP'lerde ise; bakterilere karşı bir antimikrobiyal etki tespit edilmemiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Türkiye'ye sığınan zorunlu göçmenlerin ikinci afet ile başa çıkma deneyimleri: 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler örneği
Kadir Çavuş
Ülkelerinden istemsiz bir şekilde çevre ülkelere sığınmak zorunda kalan zorunlu göçmenler, birincil afet deneyimlerinin ardından göç ettikleri toplumlarda meydana gelebilecek olası afetlere karşı daha savunmasız ve kırılgan bir konumda bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı 2023 yılı Şubat ayında Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerden etkilenmiş üniversite öğrencisi zorunlu göçmenlerin, ikinci bir afet olarak depremi nasıl deneyimlediklerini anlamaktır. Araştırma, karma yöntem stratejisiyle tasarlanmış olup, nitel ve nicel paradigmalar doğrultusunda yarı yapılandırılmış bir adet açık uçlu soru formu ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan yapılandırılmış bir anket formundan oluşmaktadır. Karma yöntem kapsamında, yakınsayan paralel desen tercih edilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel verilerin analizi ise betimsel istatistik yöntemleriyle bağımsız biçimde gerçekleştirilmiştir. Her iki analiz sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile birlikte değerlendirilerek yorumlanmıştır. Nitel aşamada tabakalı örnekleme, maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kartopu (zincir) örnekleme yöntemleriyle 28 kişiyle derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Nicel aşamada ise tabakalı ve basit rastgele örnekleme yöntemleri kullanılmış, 169 kişilik katılımcı verisine ulaşılmıştır. Araştırma, toplamda 6 deprem ilinde uygulanmıştır. Nitel veriler MAXQDA programı aracılığıyla kod-tema listeleri oluşturularak analiz edilmiş, nicel veriler ise SPSS paket programı üzerinden analiz edilmiştir. Nitel görüşmeye katılan 28 kişiden 27'si, deprem felaketi öncesinde afetlere dair herhangi bir bilgiye, farkındalığa ya da hazırlığa sahip olmadıklarını ifade etmiştir. Hem nitel hem nicel katılımcılar, özellikle depremin ilk üç gününde barınma, yeme-içme, temizlik, arama-kurtarma ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel ihtiyaçlara ilişkin ciddi zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, katılımcılar arasında dil sorununun doğrudan kendileri tarafından değilse bile yakın çevreleri tarafından yoğun şekilde deneyimlendiği bildirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli öneriler geliştirilmiş ve politika yapıcılara sunulmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Afet yönetimine literal bir bakış: Bilimsel çalışmalar özelinde bir içerik analizi
Mustafa Ağahan
Afetler insan yaşamını sosyal, siyasal ve ekonomik yönlerden etkileyerek, insanların normal yaşam döngüsünden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmak amacıyla bilimsel çalışmaların ışığında faaliyetler yürütülmeli ve bu minvalde çalışmalar hazırlanmalıdır. Bu çalışma, "afet yönetimi" ile ilgili literatüre yönelik gerçekleştirilen mevcut bilimsel çalışmaları incelemeyi amaçlayan bir içerik analizi çalışmasıdır. Çalışma, Türkiye'de "afet yönetimi" alanı ile ilintili olan, 2010-2022 yılları arasında hazırlanan, "YÖK Ulusal Tez Merkezi"nden elde edilen 428 lisansüstü tez çalışması ve DergiPark veri tabanından erişilen 628 bilimsel makale çalışmasını kapsamaktadır. İçerik analizleri, belirlenmiş bir araştırma konusunu ele alan çalışmaların detaylı, objektif ve sistemli değerlendirilerek ele alan kapsamlı bir süreçtir. İçerik analizleri kapsamında değerlendirilen çalışmalar "PRISMA 2020" kılavuzuna uygun olarak desenlenmiştir. Çalışma, betimsel içerik analizi ve tematik içerik analizi olarak iki temel aşamadan meydana gelmektedir. Bu araştırma, alanla alakalı çalışmaları irdeleyerek, bu alandaki bilimsel çalışmaların öne çıkan temalarını ve bilimsel eğilimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelere göre, çalışmaların yıllara göre genel olarak artış gösterdiği, alanın farklı disiplinlerce ilgi gördüğü, tezlerde ve makalelerde bazı üniversitelerin ve dergilerin alanda daha üretken olduğu, literatürün yer yer kısıtlı kaldığı ve boşluklarının doldurulmasının gerekliliği tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan çalışmaların genel olarak bağlamsal hususlarda tespit ve değerlendirme çalışması gibi hareket ettiği, çözüm arayışında olan çalışmaların kısıtlı kaldığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın gerçekleştirilmesiyle alanda hazırlanan çalışmaların irdelenmesi ve literatüre katkı sağlayacak özgün bir çalışması sunulması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmacılara alanda yol gösterecek özgün bir kaynak olması da beklentiler arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet yönetimi, İçerik analizi, Literatür araştırması, PRISMA

















