Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Doktora TeziAçık Erişim2020Afetler için yaygın savunmasızlık ve yerel afet endeksleri hesaplanması: Türkiye illeri örneği
Ünal Yaprak
Çalışmanın amacı ülkemiz illerinin afetler kapsamında savunmasızlık ve afetsellik endekslerini elde ederek, bu illerin karşılaşabilecekleri afetlere karşı mevcut durumlarını ve eksiklerini ortaya koyarak karar vericilere yol göstermektir. YAE (Yeral Afet Endeksi) yönüyle, 1995-2016 dönemi genel ortalama endeks değerlerine göre, en yüksek ortalamalı ilk beş ilimiz Erzurum (0,38), Afyon (0,38), Ağrı (0,33), İstanbul (0,30) ve Van (0,25) şeklindedir. YAE için son dönem olan 2011-2016 dönemine bakıldığında ise ilk beş ilimizin Erzurum (0,75), Ankara (0,63), Trabzon (0,58), Van (0,54) ve Muş (0,51) olduğu görülmektedir. YSE (Yaygın Savunmasızlık Endeksi) yönüyle 2000-2017 dönemi genel ortalama endeks değerleri incelendiğinde ise en yüksek endeks değerli ilk beş ilimizin Şırnak (0,54), Hakkâri (0,53), Şanlıurfa (0,52), Ağrı (0,52) ve Muş (0,52) şeklinde olduğu dikkat çekmektedir. Yine YSE için son dönem olan 2015-2017 dönemleri YSE değerlerine bakıldığında, en yüksek endeks ortalamalı ilk beş ilin Şanlıurfa (0,55), Şırnak (0,54), Mardin (0,50), Diyarbakır (0,50) ve Batman (0,50) olduğu görülmektedir. Bunun yanında son dönem için illerimizin % 40,74'ü yüksek savunmasızlık kategorisinde bulunurken % 59,26'sı orta endeks kategorisinde yer almaktadır. Dolayısıyla düşük endeks kategorisinde hiçbir ilimizin bulunmaması dikkat çekmektedir. Çalışma sonuçlarına göre, uluslararası alanda ülkemizin savunmasızlık yönüyle istenilen düzeyde olmadığı görülürken, ulusal alanda ise bilhassa ekonomik ve sosyal yönden az gelişmiş bazı bölgelerin afetlere ve tehlikelere karşı daha savunmasız ve riskli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu bölgelerin, karşılaşılacak bir afette tekrar kalkınması daha zor ve uzun bir süreç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Risk, Risk Analizi, Savunmasızlık, Endeks
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Necmettin Erbakan ve George Armstrong'a göre Ortadoğu'daki çatışmalarda siyonizmin rolü
Faruk Kaynak
Ortadoğu çatışmaların temel nedeni irdelemeye çalıştığımız iş bu tezimizde; Necmettin Erbakan'ın davam isimli kitabı ve George Armstrong'un Rothschild ailesinin dünyadaki muazzam sermayelerini ve bu sermayelerini siyonizmin hizmetine ne şekilde sundukları izah edilmeye çalışılmıştır. Siyonizmin, ortadoğuda büyük İsrail devleti kurmak daha geniş amacı ise dünya'yı ele geçirmek, aslında fiziki olarak dünya'yı ele geçirmek amacı değil fikir olarak, beyin olarak tüm dünyadaki devletlere ve insanlara istediklerini yaptırmak ki içinde bulunduğumuz zaman itibari ile bunu büyük ölçüde başarmış durumdalar. Bu çalışmamızda dünyada gelişen olaylarda siyonizmin etkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çatışma, George Armstrong, Necmettin Erbakan, Ortadoğu, Siyonizm
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Enfâl-Tevbe sûrelerindeki Kırâat-ı Aşere farklılıkları ve bunların anlama etkisi
Ahmet Bayraktar
Bu çalışma, Enfâl ve Tevbe sûrelerindeki kırâat-ı aşere farklılıklarını ve bunların anlama etkisini ele almıştır. Çalışma, iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde önce kırâat ilmiyle ilgili temel bilgilere yer verilmiştir. Bu anlamda kırâat ilminin tarihsel gelişimi, kırâat imamları, kırâat çeşitleri ve yedi harf meselesinin kırâat farklılıkları ile bağlantısı gibi konular izah edilmiştir. Ardından Enfâl ve Tevbe sûreleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiş ve bu sûrelerinin birbiriyle bağlantısına temas edilmiştir. Birinci bölümde çoğunlukla bu iki sûredeki kırâat farklılıkları incelenmiştir. Bu etütte kırâat farklılıkları sarf, nahiv ve fonetik farklılıklar gibi çeşitli başlıklar altında ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kırâat farklılıklarının fıkıh ve tefsir ile olan münasebetine temas edilmiştir. Sonrasında Enfâl ve Tevbe sûrelerindeki kırâat ihtilaflarının anlama etki ve katkısı araştırılmıştır. Bu bağlamda kırâat farklılıklarının bir kısmının anlama etki etmediği, bir kısmının ise anlama etki ettiği ve katkı sunduğu tespit edilmiştir. Bu farklılıkların anlama etkisi ele alınırken ayetleri çeşitli yönlerden inceleyen kırâat, tefsir ve dil bilimi alanındaki eserlerden istifade edilmiştir. Yapılan tespitler ilgili başlıklarla sunulmuştur. Sonuç kısmında değerlendirmeler dile getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Enfâl, Tevbe, Kırâat, Kırâat Farklılıkları, Anlam
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Basitleştirilmiş neutrosophic kümeler ve zaman serileri
Esra Öztürk Dikici
Bu tezde neutrosophic zaman serilerine dayalı olarak bir neutrosophic tahmin yaklaşımı ortaya konulmuştur. Verilerin üyelik, belirsizlik ve non-üyelik değerleri bulunarak neutrosophic zaman serisi verilerine dönüştürülmüştür. Daha sonra neutrosophic mantıksal ilişkiler ve neutrosophic mantıksal ilişki grupları oluşturulmuştur ve durulaştırma işlemi ile tahmin değerleri belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Taşrada yaşayan kadınların sanal kimlik rolleri üzerine dramaturjik bir inceleme (Gümüşhane merkez örneği)
Semiha Baş
Günümüzde sosyal medya platformları bireylerin kendilerini görünür kıldığı, kimliklerini sunduğu ve performanslar sergilediği önemli dijital etkileşim alanlarıdır. Özellikle Instagram, kullanıcıların benlik sunumlarını şekillendirdikleri bir sahne olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu benlik sunumunun yalnızca bireysel tercihlerle değerlendirilmesi eksik bir yorumdur. Çünkü bireylerin dijital kimlikleri, içinde yaşadıkları toplumsal ve kültürel çevre tarafından da biçimlendirilmektedir. Bu sebeple araştırma, taşrada yaşayan kadınların Instagram’daki sanal kimlik rollerini Erving Goffman’ın dramaturjik yaklaşımı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı doğrultusunda bütüncül tek durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Çalışma grubu, Gümüşhane Merkez’de yaşayan ve Instagram’ı aktif olarak kullanan 22 kadından oluşmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ve aynı katılımcıların Instagram hesaplarına yönelik gözlemler aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler hibrit tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, katılımcıların Instagram’da anne, eş, üreten kadın, sosyal kadın ve doğasever gibi farklı kimlik performansları sergilediklerini göstermektedir. Kadınların bu kimlikleri taşra bağlamında etkili olan toplumsal normlar ve tanıdık seyirci kitlesinin olası değerlendirmelerini dikkate alarak yönettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların aile yaşamı gibi bazı kişisel alanları çoğunlukla sahne arkasında bıraktıkları ve buna karşılık toplumsal açıdan risksiz görülen içerikleri sahne önüne taşıdıkları tespit edilmiştir. Bu süreçte mahremiyet yönetimi, öz-denetim, içerik sansürü, seyirci seçimi ve görünürlüğü sınırlandırma gibi çeşitli izlenim yönetimi stratejilerinin yaygın biçimde kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla beraber katılımcıların olası tepkileri önceden hesaplayarak önleyici görünürlük stratejileri de kullandıkları görülmüştür. Ancak taşrada dijital görünürlüğün yalnızca dışsal bir toplumsal denetim alanı olmadığı, aynı zamanda içselleştirilmiş bir öz-denetim mekanizmasına dönüştüğü değerlendirilmiştir. Sonuç olarak taşra bağlamı, kadınların Instagram’daki kimlik performanslarını sınırlandıran, aynı zamanda aidiyet duygusunun, kültürel ve yerel değerlerin yeniden üretildiği bir toplumsal bağlam olarak değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Critic tabanlı Marcos yöntemi ile inovasyon performanslarının değerlendirilmesi: Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Türkiye örneği
Ebubekir Yavuzkiliç
Küresel rekabet ortamında inovasyon, ülkelerin ekonomik büyüme, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ülkelerin inovasyon performanslarının çok boyutlu göstergeler kullanılarak değerlendirilmesi ve karşılaştırılması politika yapıcılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB)’ye üye 27 ülke ve Türkiye’nin inovasyon performanslarını çok kriterli karar verme (ÇKKV) ile analiz etmektir. Bu amaç için inovasyon performansını temsil eden yedi ana kriter kullanılmıştır. Bu kriterler; kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılarıdır. Bu çalışmada kriter ağırlıkları nesnel bir yaklaşım sunan CRITIC yöntemi ile belirlenmiş, ülkelerin inovasyon performanslarının sıralanmasında ise MARCOS yöntemi kullanılmıştır. CRITIC yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre inovasyon performansının değerlendirilmesinde en yüksek ağırlığa sahip kriterin altyapı olduğu belirlenmiştir. MARCOS yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Hollanda, Finlandiya ve Danimarka inovasyon performansı açısından ilk sıralarda yer alırken Portekiz, Romanya ve Malta alt sıralarda yer almıştır. Türkiye ise düşük düzeyde bir performans sergileyerek sıralamada alt grupta yer almıştır. Bulgular, Avrupa ülkeleri arasında inovasyon kapasitesi bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu ve özellikle güçlü altyapı, gelişmiş pazar yapısı ve yaratıcı üretim kapasitesine sahip ülkelerin inovasyon performansının daha yüksek olduğunu göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Akademik personelin cam tavan algısı üzerinden ampirik bir çalışma: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Sinem Benli
Kadınların çalışma yaşamındaki varlığı ve iş gücüne katılımı zaman içerisinde artış göstermesine rağmen, kariyer süreçlerinde kadın ve erkekler arasında çeşitli farklılıkların devam ettiği görülmektedir. Özellikle kadınların üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında erkeklere kıyasla daha düşük düzeyde temsil edilmeleri, çalışma yaşamında karşılaşılan önemli kariyer engellerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Kadınların mesleki yeterlilik ve deneyimlerinden bağımsız olarak üst düzey pozisyonlara yükselmelerini sınırlandıran görünmez engeller literatürde “cam tavan” kavramı ile açıklanmaktadır. Cam tavan; bireysel, toplumsal ve örgütsel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabilmekte ve kadınların kariyer gelişimlerini, terfi olanaklarını ve yönetim kademelerine erişimlerini sınırlandırabilmektedir. Akademik çalışma yaşamında da kadınların sayısal temsilindeki artışın yönetsel pozisyonlara aynı ölçüde yansımaması, cam tavan olgusunun yükseköğretim kurumları açısından incelenmesini önemli hâle getirmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, yükseköğretim kurumunda görev yapan akademik personelin, kadınların yaşadığı cam tavan sendromuna ilişkin algı ve tutumlarını araştırmak ve değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini, Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yönteminden yararlanılmış, veriler anket tekniği ile elde edilmiştir. Geçerli kabul edilen toplam 251 anketten elde edilen veriler SPSS 27 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada analiz edilen verilere göre akademisyenlerin, cam tavan engellerine ilişkin tutumlarının cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaştığı ve kadın akademisyenlerin bu engelleri birçok alanda erkek akademisyenlere göre daha yoğun bir biçimde yaşadığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Akıllı şebekelerle uyumlu yenilenebilir enerji sistemleri için entegrasyon modeli
Wilfried Ricardo Tchinda
Enerji dönüşümü bağlamında, yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ve rüzgâr enerjisinin elektrik şebekelerine giderek artan entegrasyonu; kararlılık, kesintililik yönetimi ve kaynak optimizasyonu açısından önemli zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bu zorluklar aynı anda kesintisiz beslemeyi, arz-talep dengesini ve akıllı şebeke gereksinimlerine uyumluluğu sağlayabilen entegrasyon modellerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, akıllı şebekelerle uyumlu yenilenebilir enerji entegrasyonu için kural tabanlı kontrol (KTK) yöntemiyle çalışan ve enerji yönetim sistemi (EYS) tarafından yönetilen hibrit bir mikro-şebeke modeli önermektedir. Mikro-şebeke değiştir ve gözle algoritmalı maksimum güç noktası takibi (MGNT) yaklaşımıyla ilişkilendirilmiş 19.7 kW'lık bir fotovoltaik (FV) sistem, ortalama 6.2 kW güç üreten sabit mıknatıslı senkron generatörlü (SMSG) bir rüzgâr enerjisi sistemi, 100 Ah'lik bir batarya ve 700V DA bara üzerinde birbirine bağlı 8 kW'lık paralel RLC yükünden oluşmaktadır. Sistemin enerji akışı dinamiklerini ve bileşenler arasındaki etkileşimleri modellemek, simüle etmek ve analiz etmek amacıyla MATLAB/Simulink ortamında sistematik bir yaklaşım benimsenmiştir. Beş çalışma senaryosu incelenmiş olup, bu senaryolar güneş enerjisi modu, rüzgâr enerjisi modu, ada modu, aşırı yük modu ve batarya modu olarak tanımlanmıştır. Sonuçlar, güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi modlarında 8 kW'lık yükün elektrik talebinin tamamen karşılandığını ve fazla enerjinin bataryaya yönlendirildiğini göstermektedir. Ada modunda, şebeke bağlantısı kesilmesine rağmen besleme sürekliliği sağlanmış ve DA bara gerilimi 700V'ta kararlı kalmıştır. 100 kW'lık aşırı yük modunda ise KTK-EYS, elektrik talebini karşılamak için şebeke, rüzgâr, güneş ve deşarj modundaki bataryayı koordineli biçimde yönetmiştir. Bu sonuçlar önerilen modelin etkinliğini ve akıllı şebekelerin işlevsel gereksinimlerine uygunluğunu doğrulamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezya’da İslami düşüncenin yenilenmesi: Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ cemiyetleri örneği
Aqilah Surahman
Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ, Endonezya’nın en büyük dinî örgütleri arasında yer almakta olup geniş bir üye kitlesine sahiptir. Her iki örgüt de Endonezya’nın bağımsızlığını kazanmasından önce kurulmuştur. Muhammediye, 1912 yılında Ahmed Dahlan tarafından; Nahdatu’l-Ulemâ ise 1926 yılında Hâşim Eş‘arî tarafından kurulmuştur. Endonezya ise 1945 yılında bağımsızlığını elde etmiştir. Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın faaliyetlerini incelemeyi amaçlayan ve betimsel analiz yönteminin kullanıldığı bu tez çalışmasında üç temel bulguya ulaşılmıştır. İlk olarak, Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın Endonezya’daki İslamî cemaat hareketlerinin mücadelesini temsil eden iki önemli sembol olduğu tespit edilmiştir. İkinci olarak, her iki örgütün liderlerinin Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesinde aktif rol oynadığı görülmüştür. Bununla birlikte, Muhammediye daha çok yapısal ve modern yöntemler benimserken, Nahdatu’l-Ulemâ kültürel ve geleneksel yöntemleri tercih etmiştir. Üçüncü olarak ise her iki örgütün günümüze kadar varlığını sürdürebilmesinde, kurucularının samimiyetinin, kararlılığının ve toplumsal kabul görmesinin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu tezde ayrıca, Muhammediye ve Nahdatu’l-Ulemâ’nın İslam düşüncesinin yenilenmesine sağladıkları katkılar ayrıntılı biçimde incelenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezyalı düşünür Raden Ronggowarsito ve Cava İslam maneviyatı akımı
Muhammad Soleh
Bu araştırma, Cava İslamı maneviyatı ile Endonezyalı düşünür Raden Ngabehi Ronggowarsito’nun düşünceleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Cava İslamı’nın tarihsel oluşum süreci, temel manevî kavramları ve Ronggowarsito’nun bu gelenek içerisindeki yeri ele alınmıştır. Özellikle İslam’ın evrensel öğretileri ile Cava kültürünün yerel değerleri arasındaki etkileşimin, Ronggowarsito’nun eserlerinde nasıl yorumlandığı ve yeniden anlamlandırıldığı araştırılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayanan kütüphane araştırması niteliğindedir. Çalışmada tarihsel yaklaşım, tasavvuf yaklaşımı ve din antropolojisi yaklaşımı birlikte kullanılmıştır. Veriler, başta Serat Wirid Hidayat Jati, Serat Kalatidha ve Serat Sabdajati olmak üzere Ronggowarsito’ya ait eserlerden elde edilmiş; ilgili kitaplar, makaleler, tezler ve diğer akademik kaynaklarla desteklenmiştir. Elde edilen veriler, tümevarımsal analiz yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Ronggowarsito’nun Cava İslamı maneviyatını şekillendiren en önemli düşünürlerden biri olduğu tespit edilmiştir. Onun düşünce sistemi, klasik İslam tasavvufunun temel öğretilerini Cava kültürünün sembolik dili ve manevî gelenekleriyle bütünleştiren özgün bir sentez ortaya koymaktadır. Özellikle Vahdet-i Vücûd, Yedi Mertebe (Martabat Tujuh), Nûr-i Muhammedî, Sangkan Paraning Dumadi ve Manunggaling Kawula Gusti gibi kavramlar, Ronggowarsito tarafından yerel kültürel bağlam içerisinde yeniden yorumlanmıştır. Araştırma ayrıca, Ronggowarsito’nun geliştirdiği “Eling lan Waspada” anlayışının bireysel ahlâk, toplumsal sorumluluk ve manevî farkındalık açısından önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Ronggowarsito’nun düşünceleri İslam’ın tevhid esaslarını korurken yerel kültürel değerlerle uyumlu bir maneviyat anlayışı geliştirmiştir. Bu yaklaşım, günümüzde Endonezya’da dinî itidal, kültürel çoğulculuk ve çok kültürlü toplumsal yapının korunmasına katkı sağlayan önemli bir entelektüel miras olarak varlığını sürdürmektedir.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Endonezya’da İslam kültürünün oluşumu ve Raja Ali Haji’nin katkısı
Muhammad Ikram
Raja Ali Haji, Riau Malay topluluğunun büyük yazar ve düşünürlerinden biri olup, etkili bir entelektüel ve dini miras bırakmıştır. Eserleri sadece edebi estetik değere sahip olmakla kalmayıp, nesiller boyu geçerliliğini koruyan ahlaki, sosyal ve İslami öğretiler de içermektedir. Onun fikirleri, Malay topluluğu içinde kimlik ve medeniyetin oluşumunun temeli olarak İslam ve Malay kültürünün bütünleşmesini vurgulamaktadır. Bu çalışma, Raja Ali Haji'nin fikirlerinin 1872'deki ölümünden günümüze kadar Riau Malay topluluğu üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Onun Gurindam Dua Belas, Tuhfat al-Nafis ve Kitab Pengetahuan Bahasa gibi eserleri aracılığıyla, fikirlerinin sürekli olarak miras alındığı ve uygulandığı, zaman içindeki önemli değişikliklere rağmen nesilden nesile Malay toplumunun ahlakını, dilini ve İslami geleneklerini şekillendirdiği kanıtlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026COP29 bağlamında Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları ve küresel iklim hedefleri
Müjdat Maraşlı
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarını incelemek ve bu politikaların 2024 yılında Azerbaycan’ın Bakü şehrinde gerçekleştirilen COP29 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na yansımalarını değerlendirmektir. Bu kapsamda Türkiye’nin enerji politikalarının dönüşümü, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimi, iklim değişikliği politikaları ve küresel iklim hedefleriyle uyum süreci karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda COP29 karar metinleri, ulusal enerji strateji belgeleri, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı, uluslararası enerji raporları, yenilenebilir enerji istatistikleri ve konuya ilişkin akademik çalışmalar incelenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilerek yenilenebilir enerji politikaları, karbon emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir kalkınma, enerji dönüşümü, net sıfır emisyon hedefleri ve COP29 süreci temel temalar olarak ele alınmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarında özellikle son yıllarda önemli ilerlemeler kaydettiği gözlenmiştir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal enerji yatırımlarının enerji dönüşüm sürecinde önemli rol oynadığı görülmüştür. COP29 sürecinin Türkiye’nin enerji politikalarında sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, net sıfır emisyon ve uluslararası iklim hedefleriyle uyum konularını daha görünür hale getirdiği ortaya konmuştur. Bununla birlikte fosil yakıt bağımlılığı, enerji altyapısındaki sınırlılıklar ve finansman ihtiyacı, Türkiye’nin küresel iklim hedefleriyle tam uyum sağlamasının önündeki temel engeller olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye’nin enerji politikalarının tam dönüşüm öncesi bir geçiş aşamasında olduğu ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve iklim politikalarıyla enerji politikalarının daha bütünleşik biçimde yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Yapay zekâ tartışmalarına teolojik yaklaşım
zeynep Şeren
Hızla gelişen yapay zekâ teknolojisi insanın en yeni ve etkin başarısı olarak görülmektedir. Yapay zekâ hayatın her alanına nüfuz ederek birçok alanda ihtiyaca çözümler üretebilen yapısı yanında, insana ve onun inancına dair bir takım iddialara kaynaklık etmesi yönünden tartışılmaya muhtaç bir konu haline gelmiştir. Özellikle yapay zekâ teknolojilerini teolojik ve ontolojik boyutlarıyla Kelam ilmi perspektifinden inceleyen bu çalışma, yapay zekânın bilinç ve irade kazanımına dair iddialarını, insanın ontolojisi ve teklife muhatap olması çerçevesinde incelemektedir. Ayrıca epistemolojik yeterliliği, transhümanizm gibi din karşıtı ideolojilerce tevhide aykırı şekillerde kullanılmak üzere desteklenmesi onu araçtan öte bir varlık olarak gösteren tartışmalar içerisine yerleştirmektedir. Yapay zeka çalışmalarına artan destek ve önem onu gelecekte daha bilinçli durumlar gösteren genel yapay zekâya ulaştıracağına dair kanaat oluşturmaktadır. Bu durum, Kelam ilminin konuya dair güncel ve dinamik argümanlar üretmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Kelam ilmi İslâm akaidi çerçevesinde dinin özüne sadık açıklamaları ve savunmaları ile insanı kulluk dairesinden çıkaracak itikadi iddiaların oluşturduğu sapmaları önlemektedir. Çalışma yapay zekânın itikadın temelini oluşturan tevhit ve ahirete dair sapmalara sebebiyet verebilecek iddiaları konu edinmektedir. Ölümsüzlük, dinin yerini teknolojinin alması, insanın yaratıcı olarak konumlanması bunlardan bir kaçıdır. İslâm kelamının ve yapay zekânın iddialarının karşılaştırılması için kavram açıklamalarına ve insan mahiyetine dair kaynak taraması yapılmıştır. Henüz kesin, açık bir açıklaması olmayan bilinç ve ruh gibi kavramların çalışılması yanında yapay zeka sistemlerindeki hızlı gelişmeler konu hakkındaki kanaati belirlemeyi zorlaştıran etmenler olmuştur. Buna rağmen yapay zekâyı tanımak, kelami argümanlarını tartışmak ve doğruluk değerlerini belirlemek açısından çalışma değerlidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Dilimleme destekli hiper çıkarım ile hava fotoğraflarından bireysel ağaç segmentasyonunun iyileştirilmesi ve ağaç metriklerinin türetimi
Abdullah Birinci
Ağaçlar; karbon depolama, mikro iklimin düzenlenmesi ve ekolojik dengenin korunması açısından kentsel ile orman ekosistemlerinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kentsel alanlarda, orman meşcerelerinde ve orman dışı ağaç topluluklarında ağaçların tekil düzeyde doğru biçimde çıkarılması; biyokütle tahmini, karbon stoklarının izlenmesi, orman envanterinin güncellenmesi ve sürdürülebilir kent ve arazi yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte hava fotoğraflarından ağaçların semantik segmentasyonu, tekil ağaçların örnek düzeyinde ayrıştırılması ve elde edilen bölütler üzerinden ağaç metriklerinin türetilmesi; tepe taçlarının birbiriyle örtüşmesi, gölge ve aydınlatma koşullarındaki değişimler ile arka plan karmaşıklığı nedeniyle otomatikleştirilmesi güç bir süreçtir. Bu tez çalışmasında, Dilimleme Destekli Hiper Çıkarım (Slicing Aided Hyper Inference-SAHI) yöntemini görsel temel modellerden Segment Anything Model (SAM) ailesinin son sürümü olan SAM 3 ile birleştiren bir yaklaşım önerilmiştir. Öncelikle ağaçların semantik segmentasyonu gerçekleştirilmiş, ardından bireysel ağaç ve kanopi segmentasyonu örnek düzeyinde yapılmış, son aşamada ise elde edilen bölütlerden ağaç metrikleri türetilmiştir. Bu aşamalar, SAM 3’ün tek başına ve SAHI ile birlikte kullanıldığı iki ayrı yapılandırmada yürütülmüş; böylece SAHI yönteminin segmentasyon başarımına katkısı doğrudan karşılaştırılarak OAM-TCD veri seti üzerinde değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kesinlik, duyarlılık, F1 skoru ve kesişimin birleşime oranı (IoU) ölçütleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağaç örtüsü semantik segmentasyon sonuçları incelendiğinde SAM 3 modeline SAHI dilimli çıkarım mekanizmasının entegre edilmesinin; IoU değerini %67,2’den %72,5’e, F1 skorunu %80,4’ten %84,1’e ve duyarlılık oranını %74,6’dan %86,5’e yükselttiği gözlemlenmiştir. Bireysel ağaç tacı tespitinde ise kanopi bölgeleri dışında duyarlılık %23,4’ten %63,2’ye, F1 skoru %36,0’dan %52,8’e, mAP50 değeri ise 20,84'ten 47,90'a yükselmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sarıçam ormanlarında ökseotu (Viscum album L. ssp. austriacum) bulunma ve bulaşma durumu: Olur Orman İşletme Şefliği örneği
Burhan Çiğdem
Yarı parazit bir bitki olan ökseotu (Viscum album L. ssp. austriacum), sarıçam (Pinus sylvestris L.) meşcerelerinde konukçusunun su ve mineral kaynaklarından yararlanarak fizyolojik stres oluşturabilmektedir. Bu çalışmada, Olur Orman İşletme Şefliği sınırlarındaki saf sarıçam meşcerelerinde ökseotunun bulunma ve bulaşma durumunun belirlenmesi, bulaşmanın ağaç ve meşcere özellikleriyle ilişkilerinin ortaya konulması ve çap artımıyla ilişkisinin farklı değerlendirme yöntemleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, büyüklükleri 400–800 m² arasında değişen 36 örnek alanda yürütülmüştür. Bulaşma şiddetinin belirlenmesinde Altı Dereceli Bodur Ökseotu Sınıflandırma Sistemi (ADBÖSS) kullanılmış; ayrıca ökseotu öbeklerini sayı ve büyüklüklerine göre değerlendiren Hacimsel Olarak Güçlendirilmiş ADBÖSS (HOGADBÖSS) uygulanmıştır. Artım kalemlerinden elde edilen yıllık halka verileriyle son 10, 20 ve 30 yıllık çap artımları değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, incelenen 672 ağacın 518’inde (%77,1) ökseotu belirlenirken 154’ünde (%22,9) ökseotuna rastlanmamıştır. Bulaşmanın özellikle 1800 m’nin altında, 30–40 cm çap grubundaki bireylerin bulunduğu orta kapalı meşcerelerde yoğunlaştığı; meşcere kapalılığı ve yükseltiye bağlı olarak belirgin biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Ökseotu yükünün taç içerisinde homojen dağılmadığı ve yoğun bulaşmanın orta ve üst taç bölümlerinde arttığı görülmüştür. Yıllık halka analizlerinde bulaşma göstergeleri ile dönemsel çap artımları arasında ilişkiler görülmekle birlikte, yaş ve mevcut çap kontrol edildiğinde bulaşmanın çap artımı üzerindeki bağımsız etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. HOGADBÖSS, çap artımını açıklamada ADBÖSS’ye göre istatistiksel üstünlük göstermemiş; ancak öbeklerin sayı, büyüklük ve taç içindeki dağılımını dikkate alarak bulaşma yükünün daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlamıştır. Bulgular, bölgedeki silvikültürel müdahale, izleme ve mekanik mücadele çalışmalarının planlanması için bilimsel bir altlık sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Küresel inovasyon endeksi çerçevesinde E7 ülkelerinin performans analizi
Ghislaine Issaka Zenaba
Bu çalışmanın amacı, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayımlanan Küresel İnovasyon Endeksi (KİE) çerçevesinde E7 ülkelerinin (Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye) inovasyon performanslarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu doğrultuda, söz konusu ülkelerin inovasyon performanslarının değerlendirilmesi ve küresel rekabet ortamındaki gelişme potansiyellerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada, 2011-2023 dönemine ait veriler kullanılarak E7 ülkelerinin inovasyon performansları betimsel ve karşılaştırmalı analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, E7 ülkelerinin inovasyon performanslarının incelenen dönem boyunca farklı eğilimler gösterdiğini ve ülkeler arasında belirgin performans farklılıkları bulunduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle Çin’in KİE performansı bakımından diğer E7 ülkelerinden belirgin biçimde ayrıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, E7 ülkeleri arasında KİE performansı bakımından önemli farklılıkların devam ettiği dikkat çekmektedir. Bu durum, ülkelerin inovasyon kapasitelerinin ve inovasyon sistemlerinin farklı düzeylerde geliştiğini göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, E7 ülkelerinin inovasyon performanslarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine katkı sunmakta ve inovasyon politikalarının geliştirilmesine yönelik politika önerileri sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İsabella Kokulu Üzümünden (Vitis labrusca L.) Üretilen Meyve Suyu, Marmelat, Turşu, Sirke ve Koruk Ekşisinin Fizikokimyasal Özelllikleri İle Antioksidan Aktivite Profillerinin Tespit Edilmesi
Abdullah Danişmaz
This study aimed to comprehensively evaluate the physicochemical composition, bioactive properties, and antioxidant potential of five products derived from Isabella grape (Vitis labrusca L.). Among the products, marmalade exhibited the highest HMF content (2.37 mg/kg), followed by pickled grapes (1.84 mg/kg), while grape juice contained 0.59 mg/kg, and fresh grape, verjuice, and vinegar samples showed ≈0 mg/kg HMF. Soluble solid content (°Brix) ranged widely across samples, with marmalade containing 40.33%, whereas verjuice and pickled grapes contained 6.27% and 6.30%, respectively, and grape vinegar had 3.52%. Regarding phenolic compounds and antioxidant activity marmalade showed the highest levels with TPC 251.20 mg GAE/100 g, TFLK 132.73 mg QE/100 g, TAC 312.54 mg AA/100 g, FRAP 189.60 mg FeSO₄/100 g, and DPPH 74.49 mg AA/100 g. TPC values in other products were measured as 126.06 mg GAE/100 g in pickled grapes, 109.79 mg GAE/100 g in verjuice, 125.36 mg GAE/100 g in grape juice, 86.75 mg GAE/100 g in fresh grape, and 33.86 mg GAE/100 g in grape vinegar. As (PCA) results ; marmalade clustered strongly on the sugar–phenolic axis, pickled grapes on the acidity–color change axis, fresh grapes on the ascorbic acid axis, and grape vinegar on the low sugar–low antioxidant activity axis. Overall, the findings demonstrate that Isabella grape–based products exhibit distinct chemical characteristics depending on processing techniques, with marmalade and grape juice showing the highest functional potential.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Tamsayılı Doğrusal Programlama Yöntemi ile İşgücü Planlaması: Maden İşletmesinde Bir Uygulama
Jean Darly Korila
Madencilik işletmelerinde verimli ve karlı üretimin sağlanabilmesi için insan ve maddi kaynakların optimize edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işgücü planlaması önemli bir stratejik konudur. Madencilik sektörü, hem işgücü hem de makine kullanımına dayalı, emek gerektiren bir iş koludur. Madencilik faaliyetleri; madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve pazarlanması da dâhil olmak üzere bir dizi karmaşık süreci kapsamaktadır. Sektör; yasal düzenlemeler, işletmelerin vizyon ve misyonları ile pazar payı gibi birçok etkene bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Her sektörde ve her ölçekteki projeler için geçerli olan genel ilkelere odaklanılarak bu çalışmada, madencilik sektöründe en yüksek verimin elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, bir maden işletmesinde işgücü planlaması için karmaşık problemlerin modellenmesine olanak sağlayan ve bir optimizasyon yöntemi olan tamsayılı doğrusal programlama (TDP) yönteminin uygulamasını içermektedir. Çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan bir madencilik işletmesinden alınan verilere dayanarak oluşturulan TDP modeli ile işgücü planlaması yapılması hedeflenmiştir. Bu planlama ile işletmenin işgücü planlamasının kullanıldığı maliyetin minimize elde edilmesi amaçlanarak optimal personel sayısı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, madencilik işletmesinin işgücü planlamasıyla paralel sonuçlar vermiştir. Bu durum maden işletmesinin optimal işgücü ile çalıştığını ifade etmektedir. Bu uygulama TDP yönteminin, madencilik işletmelerinde operasyonel verimliliğin ve işgücü maliyetlerinin belirlenmesinde kullanılabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ ADAYLARINDA KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI İLE İSTİHDAM KAYGISI ARASINDAKİ İLİŞKİDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN DÜZENLEYİCİ ROLÜ
Rıza Akbaş
Beden Eğitimi Öğretmeni adayları, meslek öncesi dönemde Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) hazırlık sürecinin yarattığı sınav kaygısı ile mezuniyet sonrası istihdam belirsizliğini eşzamanlı olarak deneyimleyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Beden Eğitimi Öğretmeni adaylarının Kamu Personeli Seçme Sınavı kaygısı ile istihdam kaygısı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide psikolojik sağlamlığın düzenleyici rolünü test etmektir. Araştırma nicel yöntemle ilişkisel tarama deseninde yürütülmüş, örneklemi 2023–2025 eğitim-öğretim yıllarında devlet üniversitelerinde öğrenim gören veya mezun 293 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Connor–Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, KPSS Kaygı Ölçeği ve İstihdam Kaygısı Ölçeği aracılığıyla dijital bir platformda ve çevrimiçi yöntemlerle toplanmıştır. Analizlerde IBM SPSS (v27) ile IBM AMOS istatistiksel paket program kullanılmış, ölçme araçlarının yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile desteklenmiş, değişkenler arası ilişkiler korelasyon ve regresyon temelli moderasyon analizi (PROCESS Model 1) ile incelenmiştir. Bulgular, KPSS kaygısının istihdam kaygısını anlamlı biçimde yordadığını ve psikolojik sağlamlığın bu ilişkiyi anlamlı şekilde modere ettiğini göstermiştir. Psikolojik sağlamlığın doğrudan etkisi anlamlı bulunmazken, etkileşim teriminin modele katkı sağlaması psikolojik sağlamlığın ilişkisel dinamiği düzenleyen bir mekanizma olarak işlediğine işaret etmektedir. Model, istihdam kaygısındaki varyansın %36’sını açıklamıştır. Sonuçlar, öğretmen adaylarının mesleğe geçiş sürecinde yalnızca sınav performansına odaklanan desteklerin yeterli olmayabileceğini, psikolojik dayanıklılığı güçlendiren bütüncül yaklaşımların kaygı yönetiminde önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026YAPAY SİNİR AĞLARI İLE DESTEKLENMİŞ JİROSKOPİK ROBOT STABİLİZASYONU: DERİN ÖĞRENME YAKLAŞIMI
Hamza Bayraktar
Bu çalışma, iki tekerlekli jiroskopik bir robotun dinamik kararlılığını ve adaptasyon kabiliyetini artırmak amacıyla, Doğrusal Kuadratik Regülatör (LQR) ile Yapay Sinir Ağlarını (YSA) birleştiren özgün bir hibrit kontrol mimari sunmaktadır. Doğası gereği yüksek derecede doğrusal olmayan ve kararsız bir yapıya sahip olan iki tekerlekli sistemler, özellikle Kontrol Moment Jiroskopu (CMG) disk hızındaki değişimlerden doğrudan etkilenmekte; bu durum geleneksel statik kontrolcülerin dayanıklılığını (robustness) sınırlamaktadır. Önerilen yöntem, farklı operasyonel disk hızları için hesaplanan optimal LQR kazanç matrisleri (K) üzerinde eğitilen bir YSA modelini kontrol döngüsüne entegre etmektedir. Geliştirilen hibrit sistem, anlık disk hızı verilerini işleyerek gerekli katsayıları dinamik olarak kestirmekte ve sistemin değişken koşullara gerçek zamanlı uyum sağlamasına olanak tanımaktadır. Simülasyon sonuçları, bu yaklaşımın statik LQR kontrolcülere kıyasla yerleşme süresi ve aşım miktarı açısından üstün performans sergilediğini ve sistem dinamiklerindeki belirsizliklere karşı dayanıklılığı önemli ölçüde artırdığını kanıtlamaktadır. Deterministik kontrolün hassasiyeti ile derin öğrenmenin esnekliğini sentezleyen bu çalışma, arama-kurtarma ve gözetleme gibi karmaşık ortamlarda görev yapan otonom robotik platformlar için ölçeklenebilir ve güvenilir bir kontrol stratejisi sunmaktadır.
