Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleştirme teorisi bağlamında analizi
Nursel Baytar
Soğuk Savaş Dönemi'nin bitimine kadar tehdit altında olanın yalnızca 'devlet' olarak algılanması, güvenlik konusunun dar bir kalıba sığmış olduğunu göstermektedir. Zamanla Eleştirel Teorisyenlerin konuya yaklaşımı 'güvenlik' kavramının tanımında genişlemeyi zaruri kılmıştır. Birbirinden farklı çok sayıda konunun güvenliği tehdit edeceğini öne süren teorisyenler, göç süreci ve göçmenlerin de güvenlik tehdidi oluşturabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle 2010 yılında Tunus'ta başlayan Arap Halk Hareketi'nin 2011 yılında Suriye'ye sıçraması ve iç savaşa dönüşmesi ile yaşanan toplu göç hareketi, Türkiye'ye gelen Suriyelilerin bir güvenlik sorunu teşkil edip etmeyeceği sorularını da beraberinde getirmiştir. Kopenhag Okulu'nun geliştirmiş olduğu güvenlikleştirme kavramı söz-edim yoluyla bir durumun kamuoyunda güvenlik sorunu olarak algılanabileceğini vurgulamakta ve Türkiye'de yer alan Suriyeliler güvenlikleştirme teorisi bağlamında değerlendirilmektedir. Hazırlanan yüksek lisans tez çalışmasında sayıları her geçen gün artan ve geçici koruma statüsü verilen Suriyelilerin, siyasi parti mensuplarının ve medyanın dilinde toplum için tehdit olup olmadığı, güvenlikleştirilme sürecine ne şekilde dâhil edildiği irdelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Leylâ Ba'lebekkî'nin Ene Ahyâ adlı romanının teknik ve tematik incelemesi
Mehmet Hüseyin Tanrıkulu
Avrupa ile yakın temasın bir sonucu olarak XX. yüzyıl başlarından itibaren Mısır ve Lübnan'da roman, çeşitli sosyal, siyasi görüşleri ifade etme ve sosyal protesto için bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu noktadan hareketle kadının özgürlüğü, kadını hayatın içinde aktif olarak görme arzusu, kadının aleyhine gelişmiş geleneği sorgulamak gibi konular dile getirilmiştir. Arap dünyasında kadının özgürlüğü sadece sosyal yönden gelişmişliğin değil, edebi yeniliğin de bir anahtarıydı. Çünkü kadının özgürlüğü, Arap yazarların önünden sınırlı düzeyde bir ilişkiyi resmetmeyi ve cinsler arasındaki ayrımı ortadan kaldırıyordu. Çalışmamızda bu dönemde yazılan ve kadının toplumsal statüsü, gelenekleşmiş ahlâk anlayışı, modernlik, dinî ve ahlâkî değer yargıları meselelerini içinde barındıran Leylâ Ba'lebekkî'nin Ene Ahyâ adlı romanı teknik ve tematik incelemeleri ile ele alınmıştır. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri hariç üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde modern Arap Edebiyatının gelişimi ve modern Lübnan edebiyatı ele alınmıştır. İkinci bölümde Leylâ Ba'lebekkî'nin hayatı, eserleri ve Lübnan kadın hareketindeki yeri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Leylâ Ba'lebekkî'nin kaleme aldığı ilk romanı Ene Ahyâ ışığında teknik ve tematik inceleme ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı modern Arap edebiyatında önemli bir yere sahip olan Leylâ Ba'lebekkî ve eserlerini okuyucuyla tanıştırmak, Arap romanına yaptığı katkıları ilgililerine sunmaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Modernist milliyetçilik teorilerine eleştiriler
Hasan Acer
Milliyetçik fikri, tüm dünyayı etkisi altına almış, en önemli fikri yönelimlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların aynı dili konuşan, aynı kültürü paylaşan gruplar ve benzeri değerler ışığında, bir araya gelerek ortak bir siyasal gelecek inşa etmek için, kullandıkları en temel sav ise yine aynı değerler ışığında milliyetçilik fikri etrafında birleşmek olduğu görülmektedir. Dünyayı temelden etkilediği görülen, milliyetçilik fikrinin mefhumu ise halen daha tartışma konusu olarak gündemde sıcaklığını korumaktadır. ''Modernist milliyetçilik teorilerine eleştiri'' isimli tez çalışmasında ise milliyetçilik mefhumunu açıklamaya çalışan çeşitli teoriler incelenmeye ve modernist teori üzerine eleştirel bir bakış getirmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde milliyetçilik kuramlarına genel bir bakış yapılmaya çalışılacaktır. Temel değerleri ve muhtevası incelenecektir. İkinci bölümde ise, modernist teori üzerine yoğunlaşıp, modernizmin sunduğu veriler incelenmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise modernist teorilere getirilen temel eleştiriler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Millet, Milliyetçilik, Milliyetçilik teorileri, Modernizm
- Doktora TeziAçık Erişim2022Farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi
Emine Yılmaz Atik
Bu tezde, çalışanların farklılık yönetimi algıları ile duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışma, farklılık yönetimi algısı ve sosyal sermaye değişkenlerinin doğrudan etkilerinin yanı sıra bu değişkenler arasındaki etkileşimin, duygusal bağlılık üzerindeki düzenleyici etkisine odaklanmaktadır. Burada ele alınan ilişkiler, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde görev yapan 317 akademik personelden oluşan örneklem üzerinden analize tabi tutulmuştur. Çalışmada öncelikle sosyal kimlik teorisinden hareketle, farklılık yönetimi algısının duygusal bağlılık üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, Bourdieu'nun sosyal sermaye teorisinden yola çıkılarak, sosyal sermayenin boyutlarının duygusal bağlılık üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yaşam değeri boyutunun, duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi tespit edilirken, diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Çalışmada sosyal kimlik teorisi ve sosyal sermaye teorisinin birlikte ele alındığı üçüncü aşamada, bireysel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyo proaktivite, aile ve arkadaşlık ilişkileri, tolerans ve iş ilişkilerinin negatif yönde düzenleyici etkisi ortaya konulmuştur. Örgütsel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide ise güven ve yaşam değerinin pozitif yönde düzenleyici etkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal bağlılık, Farklılık yönetimi algısı, Sosyal sermaye
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Rastgele kesir mertebeden adi ve kısmî diferansiyel denklemlerin adomian ayrıştırma yöntemi ile çözümleri
Nihal Atasoy
Lineer olmayan diferansiyel denklemlerin fizik, mühendislik, vb. alanlarda uygulaması vardır, bu tür denklemlerin çoğunlukla analitik çözümleri yoktur. Fizik ve mühendislik gibi pek çok problem matematiksel olarak modellenebilir. Bu modellerin pek çoğu lineer olmayan adi ve kısmi diferansiyel denklemler yardımıyla ifade edildiğinden bu tür denklemlerin yaklaşık analitik çözümlerini elde etmek için literatürde geliştirilmiş olan pek çok yöntem mevcuttur. Bu yöntemlerden çok sık kullanılanlardan biri olan Adomian Ayrıştırma Yöntemi'dir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi ilk olarak 1980'lerin başında George Adomian tarafından tanıtılmıştır. Adi, kısmî, lineer ve lineer olmayan diferansiyel denklemler için bu yöntemi geliştiren Adomian Amerikalı bir matematikçidir. Adomian, bu yöntemi sınır ve başlangıç şartı olan, deterministik, stokastik, lineer ve lineer olmayan problemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak amacıyla uygulamıştır. Yöntem, lineer olmayan terimlerin ayrıştırılmasıyla oluşturulur. Lineer olmayan terimler, Adomian Polinomlarının toplamı şeklinde tanımlanır. Her Adomian Polinomu, n>0 için y bağımsız değişkenlerine bağlıdır. Bu polinomların elde edileceği formüller Adomian tarafından geliştirilmiştir. Bu çalışmada, bazı kesir mertebeden türev tanımları ve kesir mertebeden türev hesabında kullanılan önemli fonksiyonlar, bazı sürekli olasılık dağılımları, ratsgele değişkenin beklenen değer, varyans ve moment çıkaran fonksiyon tanımları verilmiştir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi ile ilgili literatür özeti verilmiş olup yöntemin uygulanışı açıklanmıştır. Diferansiyel denklemlerin katsayıları ve başlangıç koşulları ratsgele değişken seçilerek kesir mertebeden diferansiyel denklemler rastgele hâle getirilmiştir. Ayrıca, elde edilen rastgele diferansiyel denklemlerin çözümleri bulunarak, çözümlerin olasılık karakterleri incelenmiştir. Parametreler farklı olasılık dağılımlarından seçilerek çözümlerin beklenen değer ve varyansları hesaplanmış, çözüm davranışları grafiksel olarak Maple ve Matlab'de incelenmiştir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi'nin yanı sıra Rezidual Kuvvet Serisi Yöntemi hakkında bilgi verilmiş, Laplace-Adomian Ayrıştırma Yöntemi açıklanmış diferansiyel denklemlere uygulaması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık çalışanlarında iş güvenliği kültürü değerlendirilmesi: Kahramanmaraş ili özel hastane örneği
Orhan Kavak
Ülkemizde ve dünyada iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili yürütülen araştırmalar ve çalışmalar sonucu elde edilen verilere bakıldığında uzuv kayıpları, sakatlıklar, ölümler, ekonomik ve manevi açıdan kayıplar oldukça fazladır. İş kazaları ve meslek hastalıklarını en aza indirebilmek adına hukuki boyutta uygulanan yaptırımlar kadar güvenlik kültürü kavramı da dikkat çeken ve önem verilmesi gereken bir konudur. Gelişmiş ülkelere bakıldığında çalışan sağlığının ve güvenliğinin sağlanması ve süreklilik içerisinde korunması büyük bir öneme sahiptir. Bir toplumda güvenlik kültürü algısının oluşturulması adına örgüt kültürü ve dayanışma kültürünün kazandırılmış olması gereklidir. Bir toplumdaki insanların eğitim-öğretim hayatlarına iş sağlığı ve güvenliği kavramının dahil edilmesi ve bu konudaki kültürlerinin oluşturulması ve geliştirilmesi, o toplumdaki meydana gelebilecek iş kazaları ya da meslek hastalıklarını en aza indirme konusunda son derece etkili bir yöntemdir. Bu anlamda, kişinin anaokulu ile başlayan eğitim ve öğretim sürecinden ta ki kendisini yükseltebildiği son eğitim seviyesine kadar, içeriklerin kademeli olarak yoğunlaştırıldığı iş sağlığı ve güvenliğine yönelik derslerin planlanması ve müfredatta zorunlu ders olarak okutulması gerekmektedir. Ülke nüfusunun çocuk ve genç yaştaki kesimine verilecek eğitimler ile belirli bir süre sonra kişiler iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun davranış biçimlerini kazanacak ve gelecekteki iş hayatlarına uygulayarak güvenli ve sağlıklı bir şekilde çalışmalarını yürüteceklerdir. Yapılan araştırmanın evrenini Kahramanmaraş'ta hizmet veren özel bir hastanede görev alan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Hastanede başta doktor, hemşire, tıbbi sekreter, veri giriş yetkilisi, güvenlik görevlisi, laborant olmak üzere farklı birçok meslek grubundan çalışan yer almaktadır. Çalışmada toplam 171 anket değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021AZ91 alaşımı yüzeyine MAO/HiPIMS-PVD yöntemleriyle büyütülen dubleks kaplamanın yapısal karakterizasyonunun incelenmesi
Emine Boynueğri Kaplan
Bu çalışmada; sırasıyla AZ91 alaşımı üzerine Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemiyle MgO ara tabakası, Yüksek Güçlü Darbeli Magnetron Sıçratma-Fiziksel Buhar Biriktirme (HiPIMS-PVD) kaplama yöntemiyle CrAlYN/CrYN gradient kaplaması büyütülmüş ve magnezyum alaşımının yüzey özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Hem MAO hem de HiPIMS-PVD kaplama yöntemlerinde kullanılan etkin kaplama parametreleri ve seviyeleri L4 deney planı kullanılarak Taguchi Deney Tasarım Yöntemine göre optimize edilmiştir. AZ91 alaşımı yüzeyine MAO/HiPIMS-PVD yöntemleriyle büyütülen dubleks kaplamaların yapısal karakterizasyonu, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), X Işını Difraktometresi (XRD) ve Enerji Dağılım Spektrometresiyle (EDS), adezyon özellikleri Scratch Testi Cihazıyla ve yüzey profili Yüzey Pürüzlülüğü Test Cihazıyla analiz edilmiştir. Adezyon açısından optimize edilen dubleks yüzey işlemi ile AZ91 alaşımı üzerine büyütülen CrAlYN/CrYN gradient kaplamaların hem adezyonu iyileştirdiği hem de mekanik uyumsuzluğu giderdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde AZ91 taban malzeme üzerine direkt büyütülen CrAlYN/CrYN gradient kaplamalara göre adezyon mukavemetinin yaklaşık 14 kat arttığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Farklı yalıtım malzemelerinin ekonomik performansının incelenmesi
Büşra Demirci Çarkacı
Enerji, üretimin zorunlu bir faktörü olup, ülkelerinn sosyal ve ekonomik düzeyinin en önemli göstergelerinden biridir. Gelişmekte olan ülkemizde ise sanayileşme ve hızlı nüfus artışı enerji talebinin hızla artmasına yol açmaktadır. 1900' lü yılların sonlarında üst üste gelen petrol krizleri, ülkeler arası siyasi çekişmeler enerji maliyetlerini arttırarak ülke bütçelerine büyük yük getirmiş enerjinin vereimli kullanımını ön plana çıkarmıştır. Binalarda ısıtma-soğutma amaçlı enerji tüketiminin toplam tüketimin 1/3'ü kadar olması enerji tasarufu için bazı standart , yönetmelik ve kanunların çıkarılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda ülkemizde TS 825, konutlarda ısıtma ve soğutma amaçlı enerjinin verimli kullanımı konusunda en önde gelen standartttır. Standartlara uygun inşa edilen binalarda enerji tasarrufunun yanında, çevre ve gürültü kirliliğini de azaltacağı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada tek katlı bir binanın dört iklim bölgesinde bulunan Adana, Çanakkale, Artvin ve Gümüşhane illerinde bulunması durumunda, dış duvarlarda duvar yapı malzemesi olarak tuğla, bims, gazbeton kullanılması, yalıtım malzemesi olarakta xps, eps ve taşyünü kullanılması halinde yalıtımsız ve TS 825'e uygun yalıtım kalınlıkları tespit edilerek, enerji tüketim performansları, yakıt tüketimleri ve bu yakıt tüketimlerinin yalıtım maliyetini amorti süresi incelenmiştir. Sonuç olarak, en yumuşak iklim şartlarına sahip olduğu için TS 825 standartlarına uygun en düşük yalıtım kalınlığı ve yalıtım maliyetinin 1. iklim bölgesi olan Adana ilindeki örnek binada olduğu , 4. iklim bölgesi olan Gümüşhane ilindeki örnek binanın ise yakıt tüketiminin en fazla olduğu, TS 825 standardına uygun yalıtım yapılması durumunda ise diğer iklim bölgelerindeki illere göre %76-77 oranla yakıttan en fazla tasarrufun sağlandığı il olarak tespit edilmiştir. Yapılan yalıtımın amorti süresine bakıldığında Artvin ve Gümüşhane illerinde 3.9-4.8 yıl arası amorti süresi ile yapılan yalıtım maliyetini en kısa zamanda geri ödeyeceği ve fiyat performans açısından degerlendirildiğinde dış duvarlara, 1. iklim bölgesindeki Adana ili için yalıtımsız gazbeton uygulanması, 2. iklim bölgesindeki Çanakkale ili için bims+2cm EPS, 3. iklim bölgesineki Artvin ili için bims+4cm EPS ve 4. iklim bölgesineki Gümüşhane ili için bims+8cm EPS uygulaması halinde en düşük maliyetle TS 825 standardının sağlandığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pediatrik akciğer röntgen görüntülerinden evrişimsel sinir ağı ile pnömoni tespiti
Yasin Demir
Bu çalışmada çocuklarda ciddi tehdit oluşturan ve ölümlere neden olabilen pnömoni hastalığının tespiti üzerinde çalışılmıştır. Bu hastalığının tespitinde akciğer röntgen görüntüleri önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü bu görüntüleri elde etmek için kullanılan cihazlar diğer görüntüleme cihazlarına göre daha yaygındır ve daha düşük radyasyon yaymaktadırlar. Akciğer röntgen görüntülerinin yorumu radyologlar tarafından yapılmaktadır. Ancak kullanılan bazı görüntülerin belirsiz olması, hastalık belirtilerinin birbirlerine benzemesi ve yoğun iş temposu gibi olumsuz koşullar uzmanların röntgenleri yorumlamasını zorlaştırabilmektedir. Bu çalışmada akciğer röntgen görüntülerini sağlıklı ve pnömonili olarak sınıflandırabilecek ve uzmanlara yardımcı olabilecek evrişimsel sinir ağı modelleri geliştirilmiştir. Evrişimsel sinir ağı modellenirken iki farklı yaklaşım kullanılmıştır. Birincisi, özgün olarak en baştan tüm katmanların belirlenerek ağın modellenmesi, ikincisi ise transfer öğrenme yöntemiyle bir ağ modellenmesi şeklindedir. Evrişimsel sinir ağları genellikle ilgili veri seti boyutu arttıkça daha iyi sonuç vermektedirler. Bu çalışmada da 5 yaş altı çocuklara ait önden çekilmiş 5840 görüntüden oluşan hazır bir veriseti kullanılmıştır. Bu veriseti önerilen yöntem için kısmen küçük bir veriseti olması ağın eğitiminde modelin ezberlemesine neden olmuştur. Ezber sonucunda eğitim ve test doğruluğu arasındaki farkın açıldığı gözlemlenmiştir. Bu farkı azaltmak amacıyla veri artırma ve regülasyon yöntemleri kullanılmış, önemli ölçüde ağın eğitimini iyileştirmiştir. Özgün olarak tasarlanan ilk modelde %93.43 doğruluk oranına ulaşılırken, transfer öğrenme yaklaşımı ile geliştirilen modelde %97.12 doğruluk oranı elde edilmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan yüksek başarı oranları, burada önerilen yaklaşımların akciğer röntgen görüntülerinin yorumlanmasında uzmanlara yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca önerilen model salgın dönemlerinde (bir pnömoni türü olan COVID-19 gibi) hızlı ve doğru teşhislerin konulmasına da yardımcı olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de yerel yönetimlerde kadının siyasete katılımı: Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında 31 Mart 2019 yerel seçimleri örneği
Merve Akay
Türkiye'de ve dünyada kadınların siyasete katılımlarının erkeklere göre az olması, güncel tartışma konularından birisidir. Kadınların siyasette yeterince temsil edilmemesi, bu durumun temel nedenidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yerel yönetimlerde kadınların siyasete katılımını toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında araştırmaktır. Çalışmada online ortamda kadın belediye başkanları ile görüşmeler yapılmış ve derinlemesine mülakat yöntemi kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre ataerkil toplum yapısı ve kadınları toplumda belirli rollerle sınırlı gören bakış açısı, kadınların yerel yönetimlerde siyasete katılımının önünde engeldir. Türkiye'de kadınların siyasete katılımı konusunda geçmiş dönemlere oranla artış olsa da erkekler ile arada büyük bir farkın olması bir eksikliktir. Kadınlara eşit fırsatlar tanınmaması, kadınların siyasete katılımını sınırlandıran bir faktör olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kadın belediye başkanları, kadınların kendilerine hak verilmesi beklemesi yerine kendilerinin hak talep etmesi yönünde önerilerde bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Banach uzaylarda operatörlerin Weyl tipi eşitsizlikleri
Ünal Kemal Alkan
Bu tez çalışmasında Banach uzaylardaki lineer sınırlı operatörlerin Weyl tipi eşitsizlikleri üzerine çalışılmıştır. Birinci bölümde gerekli temel kavramlar verilerek, ikinci bölümde s-sayılarının aksiyomatik yapısı aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise Weyl tipi eşitsizlikler hakkında genel bir araştırma yapılmıştır. Böylece bir bütün olarak s-sayılarının aksiyomatik teorisi sunulacaktır.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Kurum yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile çalışanların kuruma ve yöneticilerine olan sadakatlerinin imrenme ve kıskançlık davranışları moderatörlüğünde akademik başarı çabaları üzerindeki olası etkilerinin incelenmesi
İbrahim Durmuş
Akademisyenlerin akademik başarı çabalarını etkileyebilecek birçok faktör söz konusudur. Çalışmada, yöneticilerin etik liderlik davranışı, akademisyenlerin kurumlarına ve yöneticilerine olan sadakati ile çalışma arkadaşlarını kıskanma ve imrenme davranışları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde, 609 akademisyen üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, bir model oluşturulmuş ve araştırma değişkenlerine ilişkin ölçek soruları geliştirilmiştir. Araştırmadaki ilişkiler incelendiğinde; yöneticilerin etik liderlik davranışlarının akademisyenlerin akademik başarı çabaları üzerinde olumlu bir toplam etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yöneticilerin etik liderlik davranışlarının akademisyenlerin hem kurumlarına olan sadakatine hem de yöneticilerine olan sadakatine olumlu bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Akademisyenlerin kurumlarına olan sadakatlerinin akademik başarı çabaları üzerinde olumlu etkisinin olduğu görülmüştür. Akademisyenlerin kıskançlık davranışlarının akademik başarı çabaları üzerinde olumsuz, imrenme davranışlarının ise olumlu etkisi olduğu sonuçlarına erişilmiştir. Akademisyenlerin kurumlarına olan sadakatlerinin akademik başarı çabaları üzerindeki etkisinde imrenme davranışının moderatör etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmada yöneticilerin etik liderlik davranışlarının akademisyenlerin akademik başarı çabaları üzerindeki etkisinde akademisyenlerin kurumlarına olan sadakatlerinin aracı etkiye sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Torul barajının hidrolik ve hidrolojik özelliklerinin incelenmesi ve su bütçesinin tespiti
Mehmet Arif Yalçın
Günümüzde suya olan ihtiyaç hızlı bir şekilde artış gösterirken su talebinde çeşitli mekân ve zamanlarda artma veya azalma biçiminde dalgalanmalar görülebilmektedir. Bu doğrultuda bütüncül havza yönetiminde su bütçesinin belirlenmesine ve planlanmasına ilişkin ayrıntılar da önemli bir hale gelmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane'nin önemli su ve enerji kaynaklarından biri olan Torul Barajı'nın projelendirme sonrası işletme aşamasındaki hidrolik ve hidrolojik özellikleri incelenmiş, barajın hidrolik ve hidrolojik özelliklerinin su bütçesinin oluşumundaki etkileri araştırılmış ve bu özelliklere bağlı olarak baraj gölündeki sürdürülebilir su kullanımına (su kalitesi, su ürünleri yetiştiriciliği, enerji üretimi, turizm ve su sporları) katkı sağlamak için su bütçesi tespit edilmiştir. Torul Barajı'nın yapım süreci aşamasında ve barajın su tutmaya başlamasından sonraki süreçte yerleşim yerleri sular altında kalarak bu durumlardan etkilenip yer değiştiren nüfusun tespiti yapılmıştır. Bunlara ek olarak barajların önemli düzeyde çevreye olan etkileri ve ömürlerinin kısa olması dikkate alındığı zaman, ekonomik faydanın en üst seviyede sağlanabileceği farklı aktivitelere de ev sahipliği yapmaları zorunluluğu bağlamında çalışmada, Torul Barajı ve çevresinde ne tür faaliyetlerin (balıkçılık, turizm ve su sporları) yapıldığı, yapılabileceği ve bunların ekonomik yansımalarının nasıl olacağı da ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık sektöründe marka iletişimi: Sosyal medya odaklı bir araştırma
Dursun Demirata
Türkiye'nin çok az sayıda ticari başarı elde ettiği sektör bulunmaktadır. Bu sektörlerden birisi sağlık sektörüdür. Ancak global düzeyde değerlendirildiğinde diğer alanlarda olduğu gibi sağlık sektöründe de arzu edilen değeri üretmeyi başaramamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri markalaşmaya yeterince önem verilmemesidir. Türkiye'nin dünyanın en değerli 500 markası içerisinde herhangi bir markasının bulunmaması bunun en önemli göstergelerinden birisidir. Ancak Türkiye birçok alanda global marka çıkarmak potansiyeline sahiptir. Bu sektörlerden birisi sağlıktır. Diğer taraftan yeterli düzeyde ve belirli bir nitelikte iletişim faaliyeti gerçekleştirmeden marka çıkarmak da mümkün değildir. Bu gerçeklerden hareketle bu çalışmada sağlık sektöründe marka iletişimi konusu ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, sağlık sektöründe marka iletişimi çalışmalarının nasıl gerçekleştirildiği ve bu sürecin hangi iletişim araçları ile yürütüldüğü üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda çalışmanın amacını, sağlık sektöründe marka iletişimi çalışmalarının yürütülmesinde sosyal medya araçlarının nasıl kullanıldığı ve organize edildiği, bu süreçteki önemi ve marka odaklı bir iletişim yaklaşımına katkı sağlayıp sağlayamadıklarını ortaya koymak oluşturmaktadır. Sosyal medya odaklı yürütülen bu araştırmada, sağlık sektöründe çalışan çeşitli paydaşların (hastane yöneticileri, hekimler, akademisyenler, satın alma uzmanları, distribütörler, medikal ve tıbbi cihaz üreticileri vs.) görüşleri yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat tekniğiyle alınmıştır. Sektörün markalaşma dinamikleri, marka iletişimi yaklaşımları, sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve yeni medya iletişim teknolojilerine ilişkin görüşler, fenomolojik bir yaklaşımla bir nitel araştırma programı olan MAXQDA aracılığıyla analiz edilerek ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen verilere göre sağlık sektörünün aktörlerinin marka odaklı bir anlayıştan uzak oldukları ve markanın öneminin farkında olmadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca sağlık sektöründeki aktörlerin sosyal medyada marka yönetimi süreci hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık kurumlarında maliyet analizi: Gümüşhane ili Kelkit Devlet Hastanesi örneği
Onur Yıldırım
Bu çalışmanın amacı; sadece hastalara sunulan hizmetlerin maliyetlerin bilinmesi değil aynı zamanda hastanenin denetim mekanizmasının çalışıp çalışmadığını, kontrollü bir maliyet harcaması yapılıp yapılmadığın ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada basit dağıtım yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini Gümüşhane İli Kelkit Devlet Hastanesi oluşturmaktadır. Söz konusu hastanenin ilgili bölümlerinden iç hastalıkları, kardiyoloji, göğüs, enfeksiyon, çocuk hastalıkları ve sağlığı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, genel cerrahi, ortopedi, üroloji, kulak-burun-boğaz, göz, kadın hastalıkları ve doğum, ağız, diş ve çene hastalıkları, nefroloji, hemodiyaliz, yoğun bakım, nöroloji, ruh sağlığı, algoloji ve acil polikliniklerine ait gelir gider kalemleri; satın alma, mutemetlik, faturalama ve ayniyat gibi birimlerden temin edilerek aylık olarak tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca; Ameliyathaneye ilişkin gelir gider kalemlerine bakıldığında en fazla gelirin ortopedi ve travmatoloji en az gelir ise kulak-burun-boğaz polikliniğine ait olduğu görülmüştür. Çalışma sonuçlarına bakıldığında en fazla gelir kalemin acil polikliniğinde en az gelir kaleminin ise algoloji polikliniğinde olduğu tespit edilmiştir. Gider kalemlerine bakıldığında ise en fazla memur maaşları ve en az gider ise internet olduğu anlaşılmıştır. Sağlık hizmetleri gelir gider kalemlerine bakıldığında en fazla gelir ilaç ve tıbbi sarf malzeme en az gelir ise nükleer tıp görüntüleme ve tedavi kalemine ait olduğu görülmüştür. Bu çalışmada ayrıca Kelkit Devlet Hastanesi'nin poliklinik ve klinik maliyetlerinin ilgili gider yerlerine dağıtımı ve birim maliyetler belirlenmiş olup Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda en fazla birim maliyeti göğüs polikliniğinde en az ise acil servis bölümünde görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Stereotiplerin kişilerarası iletişime etkisinin ön yargılar bağlamında incelenmesi: Gümüşhane üniversitesi örneği
Fadime Güçlü
İnsanlığın varoluşunun ilk dönemlerinden itibaren insanların bir arada yaşama çabaları birbirleriyle iletişim kurma zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunlu iletişim kurma şekilleri zamanla gerekliliğini farklı yönlere yöneltilmiş olsa bile aynı gereklilikle, hatta daha fazla ölçüde devamlılığını korumaktadır. Özellikle bilgi çağı olarak nitelendirilen 21. yüzyılda gerek rekabet yarışından gerekse her alanda bilgi alışverişi yapılması bakımından iletişimin gerekliliği daha çok üzerinde durulan kavram olmaktadır. Bir başka deyişle bu yüzyılın en büyük aracına "iletişim" demek yanlış olmayacaktır. İletişimin bu derece önemli ve değer gören bir kavram olması, bu kavrama yönelik çalışmaların da önemini ortaya koymaktadır. Bir anlamda iletişimin sürekli olarak iyileştirilmesine yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda iletişim ve özellikle kişilerarası iletişim sürecinde yer aldığımız günlük hayatta da iletişime önem verilmektedir. Fakat bazı durumlarda ilişkilerimizi geliştirmek için başvurduğumuz kişilerarası iletişim süreci bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde birtakım olumsuz etkenlere maruz kalarak tahribe uğramaktadır. Kişilerarası iletişim sürecinde etkileşime giren taraflar, kendilerinden farklı olana karşı stereotiplerin ve ön yargıların etkisi altında kalmaktadırlar. Diğerlerine karşı sergilenen olumsuz tutum ve davranışlar, yanlış anlamalara neden olmakta ve etkili iletişimin önündeki engellere dönüşmektedir. Bu engeller bireylerin birbirleri ile iletişim kurmasını zorlaştırmakta ve iletişim sürecini de olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusu Stereotiplerin kişilerarası iletişimi engelleyen sebeplerden biri olan ön yargılar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğu ve bu etkilerin kişilerarası iletişimi nasıl etkilediği ile ilgilidir.Bireyler iletişim halindeyken farkında olarak ya da farkında olmadan karşıdakine yönelik ön yargı ve stereotip içeren tutum sergilemektedirler. Toplumumuzda bulunan stereotiplerin neler olduğunu ve bunların kişilerarası iletişim sürecini nasıl etkilediğini bilmekte fayda vardır. Kişilerarası iletişim sürecinin olumlu anlamda değişiminin ilk adımı, bireylerin ön yargılı ve stereotip içeren tutumumların bilincinde olmasıdır. Bu bilinci bireylere kazandırmak için gerek bireysel gerekse toplumsal bağlamda kişilerarası iletişime yönelik eğitimin sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilerarası iletişim engellerinden birisi olan ön yargı kavramını ele alarak bunu oluşturan veya etkileyen unsurlardan stereotip (kalıpyargı) kavramı dâhilinde inceleme yapılmasıdır. Çalışmanın yönteminde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi'nde okuyan kadın ve erkek öğrenciler arasından farklı coğrafyalardan gelen (Karadeniz, Ege, Doğu, Marmara vb.) ve rastgele seçilmiş olan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada kişilerarası iletişim sürecinde daha bilinçli bir ilişki ve etkileşim sağlayacak bilgiler ortaya koymak hedeflenmektedir. Bu çalışmadan elde edilecek olan bulgular, daha sonraki yapılacak olan çalışmalara ışık tutmak açısından önem arz etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sarı halile ( Terminalia citrina roxb. ex. fleming) türünün antioksidan kapasitesinin ve fenolik içeriklerinin belirlenmesi
Ebubekir Özler
Bu çalışma doğal ürünlerin antioksidan kapasitesinin aydınlatılmasına katkı sunmak üzere planlandı. Combretaceae familyasına ait olan sarı halilenin (Terminalia citrina roxb. ex. fleming) meyvelerinin liyofilize edilmiş su ve alkol ekstrelerinin antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. Sarı halilenin antioksidan aktivitelerini araştırmak için 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil serbest radikal (DPPH·) giderme aktivitesi, 2,2´-azino-bis(3-etilbenztiyoazolin-6-sülfonik asit) radikal (ABTS∙+) giderme aktivitesi, CUPRAC metodu ile kuprik iyonları (Cu+2) indirgeme kapasitesi, FRAP metoduna göre Fe+3 indirgeme kapasitesi, potasyum ferriksiyanat indirgeme metodu ile Fe+3-Fe+2 indirgeme kapasitesi, N,N-dimetil-p-fenilendiamin radikal (DMPD∙+) giderme aktivitesi, bipiridil metal şelatlama aktivitesi, total fenolik bileşik miktar tayini, total flavonoid miktarı tayini, ferrik tiyosiyanat metoduna göre total antioksidan aktivite yöntemleri kullanıldı. BHA, BHT, α-tokoferol ve Troloks referans antioksidan olarak kullanıldı. Çalışmada kullanılan yöntemlerde sarı halilenin liyofilize edilmiş su ve alkol ekstrelerinin genel olarak iyi bir antioksidan aktivitesi gösterdiği belirlendi. Radikal giderme aktivitelerinde, standart antioksidanlardan Troloks antioksidanına yakın değerler gösterdi ancak ABTS.+ metodunda Troloks standardından daha iyi sonuç verdiği belirlendi. İndirgeme kapasitesi metotlarına bakıldığı zaman BHA standardı gibi davrandığı ve diğer standartlardan daha iyi indirgeme kapasitesine sahip olduğu gözlemlendi. Ayrıca şelatlama aktivitesi değerlendirildiği zaman α-tokoferol ve Troloks standartlarından daha yüksek olduğu belirlendi. Sarı halilenin su ve alkol ekstrelerinin lipit peroksidasyonu inhibe etme yüzdeleri sırasıyla 89.93-93.76 olarak bulundu. Ayrıca sarı halilenin liyofilize edilmiş su ve etil alkol ekstrelerinin LC-HRMS (Sıvı Kromatografisi Yüksek Çözünürlüklü Kütle Spektrometresi) cihazı kullanılarak fenolik içeriğide belirlendi. Sarı halilenin su ekstresinde syringic asit, alkol ekstresinde ise ellagic asit miktarı diğer asitlere göre fazla oranda bulundu. Sarı halilenin antioksidan kapasiteli bir meyve olduğu belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yayla üvezi (Sorbus subfusca (Ledeb. Ex Nordm.) Boiss.) ekstraktlarının antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi
Selahattin Kocabaş
Bu çalışmada Gülgiller (Rosacese) familyasına ait olan yayla üvezinin (Sorbus subfusca) liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin antioksidan aktiviteleri değerlendirilmiştir. Yayla üvezi (Sorbus subfusca) ülkemizde sadece Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan endemik bir bitkidir. Dünya'da ise sadece Asya Bölgesi'nde 4-5 ülkede kendine yer bulmuştur. Yayla üvezinin (Sorbus subfusca) antioksidan ve radikal giderme aktivitelerini değerlendirmek için Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi, 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi, FRAP indirgeme kapasitesi, Bipiridil metal şelatlama aktivesi, 2,2-Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi, DMPD radikali giderme aktivesi, total antioksidan aktivitesi, total fenolik bileşik miktarı ve total flavonoit bileşik miktarı tayinleri yapılmış olup, BHA, BHT, α-tokoferol ve troloks referans antioksidan olarak kullanılıp karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada kullanılan yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin düşük indirgeme kapasitesi içinde olduğu gözlemlenmiştir. Standart antioksidanlarla kıyaslandığında, yine düşük aktivite gözlenmiştir. Radikal giderme metotlarında da ekstrelerin standart antioksidanlardan daha düşük radikal giderme aktiviteleri gözlenmiştir. Hem indirgeme kapasitesi hem de radikal giderme aktivitelerinde evapore edilen alkol ekstrelerinin liyofilize edilmiş su ekstrelerine göre daha iyi antioksidan aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Diğer metotların aksine ekstrelerin bipiridil metal şelatlama aktivitesinin, standart antioksidanlarla mukayese edildiğinde daha yüksek aktivitede olduğu gözlenmiştir. Yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin ve standart antioksidanların 10 µg mL-1 konsantrasyonda bipiridil reaktifi ile metal şelatlama aktivite yüzdeleri yayla üvezi-su %75.18, yayla üvezi-alkol %68.73, Troloks %12.53, α-tokoferol %20.92, BHA %45.96, BHT %66.54 ve EDTA için %90.88 olarak tespit edilmiştir. Yine yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin ve standart antioksidanların 20 µg mL-1 konsantrasyonda linoleik asit emülsiyonunun peroksidasyonu inhibe etme yüzdeleri; yayla üvezi-su %70.93, yayla üvezi-alkol %82.63, α-tokoferol %91.26, troloks %98.00, BHA %98.67 ve BHT için %99.00 olarak sıralanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de savunma sanayisinde Ar-Ge çalışmalarının tespiti
Derya Yiğit
Ülkelerin bağımsız olmasının gereksinimlerinden biri de kendi ulusal savunma sanayileridir. Ülkeler, savunma sanayinde dışa bağımlılığı minimum seviyede almak ve savunma gereksinimlerini kendi savunma sanayi firmalarından yapmak isterler. Bu amaçla, savunma sanayi diğer sanayi kollarından farklı olarak ülkelerin kendilerine has prensipleri olan bir alandır. Yüksek teknolojiyi barındıran ürünler bütün ülkeler için ekonomik anlamda gelişmeleri, kalkınmaları ve büyümelerine katkı sağladığından büyük önem taşımaktadır. Türk savunma sanayi az zamanda oldukça büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bugün, özgün ürünleri başarıyla geliştirme aşamasında olan savunma sanayimize engel olan yeni açılımlar ve sorunlar bulunmaktadır. Bunun için savunma sanayisine ar-ge perspektifinden bakılması ve savunma sanayinin bir ar-ge sistemi olarak ele alınması şarttır. İhtiyaçların belirlenmesinden başlayarak karşılanmasına kadar geçen süreçte farklı oyuncular başka roller ile savunma sanayisi için ar-ge sürecine dâhil olduğu görülmektedir. Öncü, özgün ve yenilikçi olmak, günümüzde küresel rekabetle savaşabilmek için ar-ge gereksinimlerinden biridir. Hangi sektör olursa olsun organizasyonların pazarlarında öncü, özgün ve yenilikçi olmalarını sağlayan en önemli unsur ar-ge'dir. Tehditlerin her yönden beklendiği ve savunma ihtiyaçlarının buna paralel olarak sürekli değişkenlik gösterdiği içinde bulunduğumuz ortamda savunma sanayi ar-ge gerek ticari gerek ulusal menfaatler üzerindeki yüksek etkisi açısından organizasyonların ve ülkelerin en çok önem verdikleri konulardan biridir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kişisel koruyucu donanımların kullanımında çalışan yaklaşımı; Malatya ili cam sanayi çalışanları örneği
Gülcan Aydemir
Türkiye'de ve Dünya'da sanayi ve teknoloji sürekli olarak gelişmekte ve bu durum makinaların ve yeni üretim şartlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yeni çalışma şartları ve makinalarla birlikte iş kazası ve meslek hastalıklarında da artış görülmeye başlanmıştır. Bu durum çalışma alanlarında sürekli olarak iş sağlığı ve güvenliği (İSG) konusunda yeni önlemler alma gereksinimini ortaya çıkarmıştır (Hendem, 2019). İş yerlerinde yaşanılan kaza ve meslek hastalıklarının engellenmesi ve çalışanlara sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturulması için yapılacak çalışmalarda kişisel koruyucu donanım(KKD) kullanımı önemlidir (Beşer, 2019).Araştırmamızda zorunlu olduğu halde İSG uygulamalarının gereklerine yeteri kadar uyulmaması sonucu ortaya çıkan iş kazası ve meslek hastalıklarını engellemekte önemli bir etken olan KKD ların kullanılmasında çalışan yaklaşımı degerlendirilmiştir. Araştırmamızda Malatya ilinde bulunan bir cam fabrikasında 123 çalışana KKD lerin kullanımına yönelik anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22, programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda iş kazası ve meslek hastalıklarının engellenmesinde KKD kullanmanın önemi ve bu koruyucuların kullanımında çalışanların yaklaşımı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Kazası ve Meslek Hastalığı, Kişisel Koruyucu Donanım
