Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Doktora TeziAçık Erişim2026
    Ferşî Kırâat Farklılıklarının Meşrutiyetten Günümüze Türkçe Meâllerde Tezahürü

    Recep Birinci

    Kur’ân’ın tilâveti ve anlaşılması bakımından kırâat ilminin müstesna bir yeri bulunmaktadır. Kırâat ilmi bu anlamda başta tefsir olmak üzere Kur’ân’ın anlaşılmasına yönelik ilmi disiplinlere kaynaklık etmektedir. Özellikle ferşî kırâat farklılıkları dikkate alındığında, kırâat ilminin tefsir ve meâl faaliyetleriyle münasebeti daha iyi anlaşılabilmektedir. Bu çalışma, Meşrutiyet Dönemi’nden günümüze kadar Türkçe Kur’ân meâli olarak kaleme alınan eserlerde kırâat farklılıklarının anlam üzerindeki etkisini ortaya koymayı ve bu tesirin meâllere nasıl yansıdığını tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, klasik kırâat ve tefsir kaynaklarında yer alan ve anlamı etkileyen okuyuş farklılıkları tespit edilmiş; ardından bu farklılıkların çalışmada esas alınan Türkçe meâller üzerindeki tezahürü ortaya konulmuştur. Araştırmanın neticesinde kıraat farklılıklarının çalışmada esas alınan meâllere belirli bir düzeyde yansıtıldığı tespit edilmiştir. Mana üzerinde etkisi olan kıraat farklılıklarının bir hayli fazla olmasına karşın meallere yansıtılan ferşî farklılığın oldukça az olduğu gözlenmiştir. Meâl faaliyetlerinin Meşrutiyet Dönemi’nde ivme yakaladığı, Cumhuriyet döneminde hız kazandığı ve son yıllarda tefsirî tercümelerin artmasıyla kırâat farklılıklarının anlam bakımından daha görünür hâle geldiği anlaşılmaktadır. İncelenen eserlerde kırâat farklılıklarının yansıtılmasında, kırâat imamlarının çoğunluğunun okuyuşunu esas alma, alternatif kırâati tercih etme ve her iki okuyuşu birlikte değerlendirme şeklinde üç temel yaklaşım tespit edilmiştir. Ancak Türkiye’de yaygın olarak Âsım kırâatinin tercih edilmesi, anlam çeşitliliğinin meâllere sınırlı düzeyde yansımasına yol açmıştır. Sonuç olarak, kırâat farklılıklarının Türkçe meâllere tam olarak yansıtılmadığı, ancak son dönemlerde bu konuda artan bir bilinç ve çabanın bulunduğu ortaya konulmuştur. Ancak bu konuda hâlen alınması gereken mesafe olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Üniversite Öğrencilerine Yönelik Ağır Kış Durumlarına Karşı Dirençlilik Ölçeğinin Geliştirilmesi

    Cihan Yildiz

    Üniversite öğrencilerini fiziksel, psikolojik, çevresel ve sosyal olarak etkileyen ağır kış koşulları öğrencilerin günlük yaşamını, öğrenme süreçlerini ve dayanıklılığını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, üniversite öğrencilerinin ağır kış koşullarına karşı dayanıklılıklarını bütüncül biçimde değerlendirilebilecek bilimsel ölçme araçlarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin ağır kış koşullarına yönelik dirençlilik düzeylerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. Araştırmanın verileri, 5’li Likert ölçeği kullanılarak Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden 481 gönüllü katılımcıya uygulanan anket aracılığıyla toplanmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ölçek geliştirme sürecinde tanımlayıcı istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizleri uygulanmıştır. Ölçek; psikolojik, çevresel, sosyal ve fiziksel dirençlilik olmak üzere dört faktörden oluşmakta olup, sonuçlar ölçeğin geçerli ve güvenilir bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Ortalaması en yüksek olan faktör fiziksel dirençlilik faktörü iken, ortalaması en düşük olan faktör ise sosyal dirençlilik faktörüdür. Faktörler arası koralesyon sonuçlarına göre, psikolojik dirençlilik faktörün çevresel dirençlilik ve sosyal dirençlilik faktörlerle negatif, fiziksel dirençlilik faktörle ise pozitif yönlü ilişkisi bulunmakla birlikte, bu ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı değildir. Buna karşın, çevresel dirençlilik, sosyal dirençlilik ve fiziksel dirençlilik faktörler arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç olarak geliştirilen ölçek ağır kış durumlarının yaşandığı tüm şehirlerde bulunan üniversite öğrencilerine uygulanabilir olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    MERYEM-TÂHÂ SÛRELERİNDEKİ KIRAAT FARKLILIKLARI VE ANLAMA ETKİSİ

    Mustafa Saltık

    This study examines the impact of Qira'at variants in the Surahs of Maryam and Tâhâ on their meanings and how these variations are reflected in Turkish translations. The thesis consists of an introduction and two main chapters. The introductory section explores several research-related issues. The first chapter provides a general introduction to the science of Qira'at to establish a solid framework for the study and ensure a better understanding of the content. In this context, subjects such as the scope of Qira'at, its historical development, the leading Imams of recitation, and the classification of Qira'at are discussed. Subsequently, orientalist studies on Qira'at and their influences are examined. This is followed by general overview of Surahs Maryam and Tâhâ, highlighting their main themes and content. The second chapter investigates all the difference in recitation in Sûrahs Maryam and Tâhâ, explaining the reflections of meaning-altering variants on translations. This section presents the modes of Istiadha and Basmala during the transition to both Surahs, followed by explanations of phonetic variants, noting which Imam or Rawi applied them. The subsequent section identifies variations regarding Farsh al-Huruf, categorizing them into two separate headings: those that alter the meaning and those that do not. The underlying reasons for these Qira'at variations and their semantic effects are demonstrated by utilizing prominent works from the fields of Tafsir and Qira'at. Finally, the contributions of influential Qira'at variants to Turkish translations produced during the Republican era are addressed. The study concludes with a comprehensive evaluation based on the overall findings.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    SAĞLIK HARCAMALARININ İKTİSADİ ANALİZİ: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ KARŞILAŞTIRILMASI

    Metin Sarkı

    Bu çalışmada, sağlık harcamalarının iktisadi boyutu Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri örnekleminde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın temel amacı, söz konusu ülkelerde sağlık harcamalarının ekonomik göstergelerle ilişkisini inceleyerek bu harcamaların düzeyi, yapısı ve iktisadi anlamına ilişkin bir değerlendirme sunmaktır. Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki karşılaştırma, sağlık harcamalarının iktisadi görünümünü ortaya koymaya yönelik bir çerçeve olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, Türkiye için 2011–2024 dönemine ait istatistikler ve raporlar ile AB ülkelerine ilişkin karşılaştırılabilir göstergelerden yararlanılmıştır. Araştırma, betimleyici istatistikler ve mevcut veriler üzerinden yapılan karşılaştırmalı değerlendirmelere dayanmaktadır. Sağlık harcamaları; kişi başına sağlık harcamaları, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı, kamu ve özel sektör harcama yapısı ile demografik ve ekonomik değişkenler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca seçilmiş göstergeler aracılığıyla sağlık harcamalarının iktisadi etkinliğine ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de sağlık harcamalarının hem nominal hem de kişi başına düzeyde artış eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna karşın, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payının sınırlı bir aralıkta seyrettiği ve AB ülkeleri ortalamasının altında kaldığı gözlemlenmiştir. AB ülkelerinde sağlık harcamalarının ağırlıklı olarak kamu kaynaklarıyla finanse edildiği, Türkiye’de ise kamu ve özel sektör harcamalarının zaman içerisinde farklılaşan bir yapı sergilediği görülmektedir. Ayrıca ebe, hemşire ve hekim sayıları bakımından da ülkeler arasında farklılıklar dikkat çekmektedir. Demografik faktörler, özellikle yaşlı nüfus oranındaki artış, sağlık harcamalarının önemli belirleyicileri arasında öne çıkmaktadır. Sonuç olarak çalışma, sağlık harcamalarının Türkiye ve AB ülkelerinde ekonomik yapı, demografik dinamikler ve finansman modeli ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koymakta; Türkiye’de sağlık harcamalarının iktisadi sürdürülebilirlik ve etkinlik açısından geliştirilmesine yönelik politika alanlarına işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    GÜMÜŞHANE DEVLET HASTANESİNDEKİ HEMŞİRELERİN AFET TEHDİDİ İÇİN PSİKOLOJİK HAZIRLIKLARININ BELİRLENMESİ

    Rabia Arslanca Karadağ

    Bu araştırma, Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşirelerin afet tehdidine yönelik psikolojik hazırlık düzeylerini belirlemek ve bu düzey ile ilişkili sosyodemografik ve mesleki değişkenleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan 110 hemşire oluşturmuştur. Veriler, katılımcıların tanıtıcı özelliklerini içeren bilgi formu ve geçerlik-güvenirlik çalışması yapılmış olan Afet Tehdidine Yönelik Psikolojik Hazırlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre hemşirelerin psikolojik hazırlık düzeylerinin genel olarak orta-üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Erkek hemşirelerin, afet eğitimi alanların, daha önce afette görev almış olanların, tatbikata katılanların ve gönüllü afet kuruluşlarında yer alanların psikolojik hazırlık düzeylerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çok gruplu analizlerde; yaş ve meslekte çalışma yılı değişkenlerine göre psikolojik hazırlık düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği, özellikle ileri yaş gruplarında ve mesleki deneyimi daha fazla olan hemşirelerde psikolojik hazırlık düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık eğitim düzeyi, çalışma sistemi ve kurumda çalışma süresine göre psikolojik hazırlık düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonuçları, hemşirelerin afet tehdidine yönelik psikolojik hazırlık düzeylerinin özellikle afet eğitimi, afet deneyimi, tatbikat katılımı ve gönüllülük gibi uygulama ve deneyim temelli değişkenlerle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık formal eğitim düzeyi ve çalışma koşulları gibi değişkenlerin psikolojik hazırlık üzerinde belirleyici olmadığı görülmüştür. Bu bulgular doğrultusunda, sağlık kurumlarında afet hazırlık çalışmalarının yalnızca teorik eğitimlerle sınırlı kalmaması; uygulama temelli eğitimler, düzenli tatbikatlar ve deneyim kazandırıcı süreçlerle desteklenmesi önerilmektedir.

  • Doktora TeziYalnız künye2026
    Afetlere Uyum ve Dirençlilik Ölçeği: Türkçeye Uyarlanması, Geçerliliği ve Güvenirliği

    Ali Doğan

    Afetler, bireylerin psikososyal dengesini sarsan karmaşık süreçlerdir. Bu süreçte bireylerin sergilediği psikolojik uyum ve dirençlilik, iyileşme kapasitesinin en önemli göstergeleri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Jennifer M. First tarafından geliştirilen Afet Uyumu ve Dirençlilik Ölçeği’ni (AUDÖ) Türkçeye uyarlamak ve kültürel bağlama uygun, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırma, 2025 yılında İzmir, Trabzon ve Malatya illerinde toplam 1206 afetzede ile yürütülmüştür (pilot: 407, ana uygulama: 799). Uyarlama sürecinde ileri geri çeviri, uzman görüşleri ve pilot uygulama aşamaları takip edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), t testi, ANOVA, Pearson korelasyon teknikleri ve testleri kullanılmıştır. AFA sonucunda ölçeğin beş faktörlü yapısı doğrulanmış ve toplam varyansın %79,82’si açıklanmıştır. KMO değerleri alt boyutlarda 0,923–0,956, genel ölçekte ise 0,936 olarak saptanmıştır (p<0,05). Bartlett testi sonuçları veri setinin analize uygunluğunu kanıtlamıştır. DFA bulguları (CMIN/DF=2,894; RMSEA=0,049; CFI=0,966) güçlü bir model uyumuna işaret etmiştir. İç tutarlılık katsayıları (Cronbach Alpha) alt boyutlarda 0,901–0,936, genel ölçekte ise 0,954 olarak saptanmıştır. Cinsiyet, meslek, eğitim, gelir, yaşanılan yer, afet türü, konut tipi ve diğer afet kaynaklı değişkenlerin uyum ve dirençlilik üzerinde anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak; DARS ölçeğinin afetlerle ilgili bilimsel araştırmalarda ve saha uygulamalarında, psikolojik açıdan afetlere uyum ve dirençliliğin değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak uyarlanmıştır. Ölçeğin, afet sonrası riskli grupların belirlenmesinde ve psikososyal müdahale programlarının etkinliğinin ölçülmesinde temel bir referans araç olarak kullanılması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri: Panel veri analizi

    Yeliz Gür

    Bu çalışma yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini G8 ülke grubu kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Artan küresel enerji talebi ve fosil yakıtlara dayalı üretim yapısının yol açtığı çevresel ve ekonomik maliyetler, yenilenebilir enerji kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir alternatif haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, yenilenebilir enerji kullanımının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri bütüncül bir çerçevede analiz edilmiştir. Araştırmada 2000-2023 dönemini kapsayan G8 ülkelerine ait veriler kullanılmış ve analizler panel veri yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda biri çevresel sürdürülebilirlik, diğeri ekonomik sürdürülebilirlik olmak üzere iki ayrı model kurulmuştur. Modellerde yenilenebilir enerji kullanımının; ekonomik büyüme ve dışa bağımlılık gibi ekonomik göstergeler ile sera gazı emisyonları ve çevre kirliliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, yenilenebilir enerji kullanımının çevre kirliliğini azaltıcı yönde anlamlı etkiler yarattığını ve aynı zamanda ekonomik büyümeyi desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasının yanı sıra ekonomik performansı da artıran önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, politika yapıcıların yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden, enerji dönüşümünü hızlandıran ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan stratejilere öncelik vermesi önerilmektedir.

  • Doktora TeziYalnız künye2026
    Deprem Sonrası Yaşanan Travmatik Stres, Bireysel Afet Dirençliliği ve Afet Okuryazarlığı İlişkisi

    Fatma Akgül

    Doğa kaynaklı afetler; ölüm, yıkım ve travmaya neden olarak, afetzedelerde fiziksel etkilerin yanında posttravmatik stres gibi psikolojik sorunlara da yol açmaktadır. Afet yönetimi süreçlerinde bilgi düzeyinin artırılması ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi, afetlerin olumsuz etkilerinin azaltılması ve dirençliliğin artırılması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırma, 6 Şubat 2023 depremleri sonrası Hatay ilinde 18–60 yaş arası bireylerde deprem sonrası travma düzeyi, bireysel afet direnci ve afet okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde planlanan çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme (DSTD) ölçeği, Bireysel Afet Direnci (BAD) ölçeği ve Afet Okuryazarlığı (AFOY) ölçeği kullanılarak anket yoluyla toplanmış, SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiştir. Ortalama puanlar (DSTD: 60,06±19,223; BAD: 64,62±10,832; AFOY: 208,32±38,157), örneklemde afet okuryazarlığının sınırlı, afet direncinin orta-üst düzeyde ve travma düzeyinin eşik üzerinde olduğunu göstermektedir. Afet okuryazarlığının bireysel afet direncine etkisinde deprem sonrası travma düzeyinin aracı rolünü incelemek amacıyla yapılan analizde, afet okuryazarlığının afet direnci üzerindeki toplam etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (c = 0,447, %95 CI [0,386, 0,508]). Afet okuryazarlığının travma düzeyini anlamlı biçimde azalttığı (a = -0,132, %95 CI [-0,250, -0,014]) ve travma düzeyinin de afet direncini negatif yönde etkilediği (b = -0,193, %95 CI [-0,230, -0,155]) saptanmıştır. Dolaylı etkinin de anlamlı olması (ab = 0,025, %95 CI [0,001, 0,053]) travma düzeyinin aracı rolünü desteklemektedir. Afet okuryazarlığının etkisinin, travma değişkeni modele eklendiğinde azalmış olsa bile devam etmesi, kısmi aracılığı göstermektedir. Bulgulara dayanarak, bireysel afet direncini güçlendirmek için afet okuryazarlığı eğitimlerinin psikolojik destek ve travmayla başa çıkma becerilerini içermesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Azerbaycan'da sağlık hizmeti sunumuna yönelik bölgeselkapasite farklılıklarının incelenmesi

    Zaur Gulıyev

    Sağlık sektörü, bir ülkenin sosyal refah düzeyini, ekonomik kalkınmasını ve beşerî sermayesinin niteliğini belirleyen en önemli alanlardan biridir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin performansının ölçülmesi ve bölgesel farklılıkların analiz edilmesi, sağlık politikası analizi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Azerbaycan'ın 14 ekonomik bölgesine ait sağlık göstergelerini Çok Kriterli Karar Verme yaklaşımı çerçevesinde bölgesel sağlık performansı açısından karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada sağlık sistemini temsil eden dört temel kriter dikkate alınmıştır: 10.000 kişi başına düşen doktor sayısı (K1), paramedik personel sayısı (K2), hastane yatağı sayısı (K3) ve ayakta tedavi kliniklerinin kapasitesi (K4). Analiz süreci ağırlıklandırma, sıralama ve sınıflandırma aşamalarından oluşmaktadır. İlk aşamada kriter ağırlıkları AHP, Entropi ve CRITIC yöntemleriyle belirlenmiş; ikinci aşamada bölgeler TOPSIS ve PROMETHEE yöntemleriyle sıralanmıştır. Son aşamada ise FLOWSORT yöntemi kullanılarak bölgeler performans düzeylerine göre sınıflandırılmıştır. 2012 ve 2024 yıllarına ait verilerle gerçekleştirilen analiz sonuçları, Azerbaycan'da sağlık performansının bölgesel olarak farklılaştığını göstermektedir. Özellikle Bakü ve Gence–Daşkesen bölgeleri yüksek performans sergilerken, bazı bölgelerin sağlık altyapısı ve insan kaynağı açısından geride kaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, bölgesel sağlık performansının iyileştirilmesi ve sağlık politikası analizi kapsamında kaynakların daha etkin dağıtılmasına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti ilişkisi: Öğretmenler üzerine bir araştırma

    Zannatul Nıme

    Bu araştırmanın amacı, başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma deseni kullanılmış ve veriler 248 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama sürecinde iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve başarılı okul liderliği algılarını ölçmeye yönelik ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler demografik bilgilerle birlikte istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, katılımcıların iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve liderlik algılarının genel olarak orta ile yüksek düzey arasında olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler, iş güvencesi algısı düzeylerinin iş motivasyonu üzerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğunu ortaya koymuştur. İş güvencesini yeterli veya stresli olarak algılayan katılımcıların motivasyon düzeylerinin, iş güvencesini az veya çok az olarak algılayan katılımcılara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların iş arkadaşlarını ve yöneticilerini tanımlama biçimlerinin de başarılı okul liderliği algısı üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Olumlu sosyal özelliklerle tanımlanan çalışanların liderlik algılarının daha yüksek olduğu, olumsuz nitelendirmelerin ise liderlik algısını düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, örgüt içi sosyal ilişkilerin ve örgüt ikliminin liderlik algıları üzerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Online alışverişte çevre duyarlılığı ve çevreye duyarlı ürün tercihlerinin tüketici satın alma niyetine etkisi: Türkiye'de bir alan araştırması

    Züleyha Kork Salantur

    Günümüzde artan çevresel sorunlar, bireylerin tüketim davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Çevreye yönelik duyarlılığın artması, tüketicilerin satın alma süreçlerinde daha bilinçli ve sorumlu davranmalarını teşvik etmektedir. Bu bağlamda çevre duyarlılığı, tasarruf eğilimi ve ürünlerin yeniden kullanılabilirliğine yönelik tutum gibi faktörlerin tüketici davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin çevre duyarlılığı düzeylerinin tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumları aracılığıyla ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda çevre duyarlılığı, tasarruf tutumu, yeniden kullanılabilirlik tutumu ve ihtiyaç dışı satın alma davranışı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde online alışveriş deneyimine sahip 427 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri çevrim içi anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlikleri doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş, değişkenler arasındaki ilişkiler ise yapısal eşitlik modeli aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre çevre duyarlılığının tasarruf tutumu ve yeniden kullanılabilirlik tutumu üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumlarının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde negatif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte çevre duyarlılığının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde dolaylı etkilerinin bulunduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Karabaş otu (lavandula stoechas) ile hazırlanan kombucha çayının fizikokimyasal, antioksidan, antibakteriyal ve mikrobiyolojik özelliklerinin araştırılması

    Hümeyra Topal

    Küresel nüfus artışıyla birlikte, tüketicilerin fonksiyonel gıdalara olan ilgisi ve ürün çeşitliliği talebi giderek yükselmektedir. Terapötik özellikleriyle bilinen bitkiler, bu talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, gerçekleştirilen çalışmada, fermente içecek olan kombucha çayına Karabaş Otu (Lavandula stoechas) eklenerek fonksiyonel özellikleri geliştirilmiş örnekler oluşturulmuştur. Çalışmada, geleneksel siyah çay bazlı kombucha ile karabaş otu infüzyonu zenginleştirilmiş fizikokimyasal, biyoaktif, antioksidan ve mikrobiyal özellikleri 14 günlük depolamada karşılaştırılmış ve nutrasötik potansiyelini nasıl etkilediği değerlendirilmiştir. Örnekler, siyah çay (Örnek 1), siyah çay-karabaş otu karışımı (Örnek 3) ve karabaş otu (Örnek 5) infüzyonlarından hazırlanmış; fermantasyon sonrası 0, 7 ve 14. günlerde pH, titre edilebilir asitlik, Brix, CIE Lab* renk parametreleri, toplam fenolik içerik (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC), toplam antioksidan kapasite (TAC), DPPH/ABTS radikal temizleme, Demir (Oyaizu,1988)/Bakır (CUPRAC) indirgeme kapasiteleriyle mikrobiyal popülasyonlar (TAMB, maya, AAB, LAB) analiz edilmiştir. Veriler ANOVA ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Karabaş otu katkısı, TPC ve TFC'yi anlamlı şekilde artırmış; saf karabaşotu varyantı en yüksek TPC (1344.71 ± 15.74 mg GAE/L) ve antioksidan kapasite değerlerini (DPPH % inhibisyon: 89.45; Demir (III) İndirgeme Gücü: 2333.75 μM TE/L) sergilemiştir. Depolamada pH düşüşü ve asitlik artışı gözlenirken, mikrobiyal popülasyonlar erken dönemde artmış ve stabil hale gelmiştir; AAB ve LAB, substrata duyarlılık göstermiştir. Renk ve Brix parametreleri, bitkisel katkı ile daha stabil seyretmiştir. Karabaş otu entegrasyonu, kombucha'nın fenolik profilini optimize ederek fonksiyonel içecek geliştirme açısından umut verici bir strateji sunmaktadır. Bulgular, yerel bitkilerin nutrasötik uygulamalarda kullanımını desteklemekte olup, gelecek çalışmalar bileşik-spesifik analiz ve in-vivo validasyonları içermelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Geçmişin büyülü dünyasından geleceğin fantastik dünyasına billur köşk masallarının Propp metodu ile incelenmesi ve yapay zekâ ile uyarlama denemesi

    Mustafa Canavarcı

    Masallar; genellikle hayali ve fantastik ögelerle dolu; milletlerin yaşamını, kültürünü, dünya görüşünü en saf haliyle yansıtan metinlerdir. Masallar; içerisinde geliştiği toplumun kurallarını, gelenek ve göreneklerini barındırırlar ve zamanla onları geliştirerek gelecek nesillere aktarırlar. Billur Köşk masalları Anadolu-Türk masallarının ilk derlemesidir. Bu yönüyle kültürümüz için son derece önemli bir eserdir. Vladimir Propp masalların yapısını ortaya koymak üzere ayrıntılı bir yapısal analiz metodu geliştirmiştir. Bu yöntem ile masalların yapısı belirlenebilmektedir. Çağımızdaki teknolojik gelişmeler ile pek çok alanda yapay zekâlar kullanılmaktadır. Özellikle ana hatları belirgin, rasyonel sahalarda çeşitli analiz ve değerlendirmeler için yapay zekâ kullanımı insan zihninin önüne geçmektedir. Yapay zekâdaki bu gelişimin yazın sahasına etkisi merak konusudur. Çalışmada Propp metodu ile yapısı ortaya çıkartılacak Billur Köşk masalları bu yapılar doğrultusunda yapay zekâ ile tekrar üretilecektir. İkinci adımda, yapay zekâ ile üretilen yapay metinleri orijinal masallar ile karşılaştırarak yapay zekânın bu alandaki gelişimi, yetkinliği ve kullanılabilirliği tetkik edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerinin yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi

    Samime Özyurt

    Yaratıcı turizm, destinasyonların özgün değerlerini deneyim temelli faaliyetlerle görünür kılan ve kültürel miras unsurlarının sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan yeniden anlam kazanmasını sağlayan bir turizm yaklaşımıdır. Kültürel mirasın taşıyıcı bir parçası olan gastronomik ürünler, destinasyonların özgün kimliğini ortaya çıkaran ve yaratıcı turizm aracılığıyla bölgesel gelişimi destekleyen önemli değerler hâline gelmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerini yaratıcı turizm kapsamında değerlendirmek, bu ürünlerin yaratıcı turizm faaliyetlerine nasıl entegre edilebileceğini ortaya koymak ve destinasyonun turizm çeşitliliğine katkı sağlayabilecek öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla paydaşlardan (n=32) veriler toplanmıştır. Gümüşhane'deki yerel yöneticiler, turizm işletmecileri, halk ve ziyaretçilerden oluşan katılımcı listesinin oluşturulmasında amaçlı, ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, kod, alt tema ve ana temalar hâline getirilmiştir. Bu kapsamda 5 ana tema ve 18 alt tema belirlenmiştir. Belirlenen bu ana temalar "Gastronomi Turizminde Mevcut Durum", "Yöresel Mutfak Kültürü", "Yaratıcı Gastronomi Turizmi Potansiyeli", "Yaratıcı Gastronomi Turizminde Engeller ve Öneriler" ve "Yaratıcı Turizmden Beklenen Fayda" şeklinde adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları, Gümüşhane'nin pestil-köme, kuşburnu, siron, Araköy ekmeği, kuru fasulye ve diğer gastronomik ürünlerin yaratıcı gastronomi turizmi potansiyelinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, tanıtım, altyapı ve profesyonel sunum alanlarında geliştirmeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Paydaşların katılım istekliliği ve turistlerin deneyim temelli etkinliklere ilgisi, kente yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, ürünlerin atölye, festival ve deneyim temelli etkinliklerle değerlendirilmesi, tanıtım ve markalaşmanın güçlendirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2026
    İçsel pazarlamanın tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlığın aracılık rolü

    Gülşah Dinçer

    Bu çalışmada, özel öğretim kurumlarında çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ile kurum içinde deneyimlenen bazı örgütsel uygulamalar ve bireysel psikolojik süreçler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma kapsamında, içsel pazarlama uygulamalarının çalışanların iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlık düzeyleriyle nasıl bir ilişki içinde olduğu ele alınmış; söz konusu değişkenlerin içsel pazarlama ile tükenmişlik arasındaki bağlantıyı ne ölçüde açıkladığı değerlendirilmiştir. Çalışma, nedensel araştırma tasarımında kurgulanmış olup, eğitim hizmetleri bağlamında içsel pazarlama–tükenmişlik ilişkisini yalnızca doğrudan etkiler üzerinden değil, birden fazla psikolojik değişken aracılığıyla birlikte ele almayı hedeflemektedir. Araştırmanın evrenini Malatya ve Elazığ illerinde faaliyet gösteren özel öğretim kurumlarında görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan 523 çalışandan oluşmaktadır. Veriler yüz yüze anket tekniğiyle toplanmış; içsel pazarlama, iş tatmini, içsel motivasyon, psikolojik sağlamlık ve tükenmişlik değişkenlerine ilişkin ölçümler için literatürde yaygın olarak kullanılan ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS paket programları kullanılarak analiz edilmiş ve değişkenler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modellemesi aracılığıyla test edilmiştir. Analiz bulguları, içsel pazarlama uygulamalarının iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte içsel pazarlamanın tükenmişlik üzerinde doğrudan ve negatif yönde bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca iş tatmini, içsel motivasyon ve psikolojik sağlamlığın tükenmişlik düzeyiyle negatif yönlü ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Aracılık analizleri, bu değişkenlerin içsel pazarlama ile tükenmişlik arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlendiğini göstermektedir. Bulgular, içsel pazarlama uygulamalarının çalışan tükenmişliği üzerinde hem doğrudan hem de dolaylı etkiler yoluyla belirleyici olabildiğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Seçmeli spor dersleri alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıklarının sportif yaşam doyumlarına etkisinin incelenmesi: Karadeniz Teknik Üniversitesi örneği

    İbrahim İskender

    Bu araştırmanın amacı, Karadeniz Teknik Üniversitesi seçmeli ders havuzunda yer alan spor bilimleri alanındaki dersleri seçen üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Guillén ve Martínez-Alvarado (2014) tarafından geliştirilen ve Kayhan vd. (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Spora Bağlılık Ölçeği ile Diener vd. (1985) tarafından geliştirilen Yaşam Doyumu Ölçeği temel alınarak Mangan (2018) tarafından spor bağlamına uyarlanan ve Somoğlu ile Cihan (2022) tarafından Türkçeye uyarlanan Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS (26. Versiyon) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA ve pearson kolerasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların spora bağlılık puanlarının cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, ayrıca spor yaşı ile pozitif yönlü ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Sportif yaşam doyumuna ilişkin bulgularda ise cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık olduğu, yaş ve spor yaşı ile pozitif yönlü ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca spora bağlılık ölçeği alt boyutları ve toplam puanları ile sportif yaşam doyumu ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, seçmeli spor derslerini alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Sporcu yaralanması antrenör tutum ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Tuğçe Akal

    Spor yaralanmaları, hem sporcuların performansını hem de antrenörlerin mesleki sorumluluklarını doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Yaralanma sürecinde antrenörlerin yaşadığı kaygı, endişe ve tutumların belirlenmesi, spor ortamındaki etkileşimlerin anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, antrenörlerin sporcu yaralanmalarına yönelik kaygı, endişe ve tutumlarını ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın örneklemini; Gümüşhane, Trabzon ve Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde, Gümüşhane, Adıyaman ve Erciyes Üniversiteleri Spor Bilimleri Fakültelerinde ve özel sektörde görev yapan toplam 607 antrenör oluşturmuştur. Kapsamlı bir literatür taraması sonucunda oluşturulan madde havuzu, uzman görüşleri doğrultusunda kapsam geçerliliği açısından değerlendirilmiştir. Verilerin faktör analizine uygunluğu Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı (KMO = 0.909) ve Bartlett Küresellik Testi (χ² = 1981.603, sd = 78, p < 0.001) ile doğrulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda faktör yükleri düşük ve madde-toplam korelasyonları zayıf olan altı madde ölçekten çıkarılmış; 13 maddeden oluşan ve toplam varyansın %66.6'sını açıklayan üç faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörler sırasıyla "Antrenörün Performans ve Öz-Yeterlik Kaygısı", "Sporcu Yeterliliği ve Tekrar Yaralanma Algısı" ve "Yaralanma Önleyici ve Bütüncül Yaklaşım" olarak adlandırılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları, modelin iyi uyum değerlerine sahip olduğunu göstermiştir (χ²/sd = 2.091; RMSEA = 0.060; NFI = 0.937; NNFI = 0.953; CFI = 0.966; GFI = 0.943; AGFI = 0.909). Ölçeğin genel güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha = 0.895 olarak bulunmuş, alt boyutlar için bu değerler sırasıyla 0.860, 0.835 ve 0.736'dır. Sonuçlar, Sporcu Yaralanması Antrenör Tutum Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu ve literatüre önemli katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Depreme yönelik psikolojik mesafe ölçeğinin geliştirilmesi: Koruma motivasyon teorisi ve planlı davranış teorisi ile bütünleştirilmesi

    Damla Nur Yüce

    Depremlerin belirsiz ve öngörülemez doğası göz önüne alındığında, bireylerin bunlara nasıl uyum sağladığını incelemek önemlidir; ancak, depremlere yönelik psikolojik yakınlık-uzaklık algısı ile bunun koruma motivasyonu ve davranışa dönüşümü arasındaki ilişki yeterince ele alınmamıştır. Literatürdeki bu boşluğu doldurmak için bu çalışma, koruma motivasyonu teorisi (KMT) ve planlı davranış teorisini (PDT) psikolojik mesafeye entegre ederek teorik bir araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, depremlere yönelik psikolojik mesafe ölçeği (DPMÖ) geliştirmek ve bunu KMT ve PDT ile entegre ederek beklenen büyük İstanbul depremine uyumu etkileyen faktörleri incelemektir. Bu nicel çalışmada, anket tekniği uygulanmış ve İstanbul'da yaşayan 18 yaş ve üzeri bireyler dahil edilmiştir. Çalışmada, 4 faktörden (Zamansal mesafe, Sosyal mesafe, Coğrafi mesafe, Belirsizlik) oluşan 12 maddelik geçerli ve güvenilir bir DPMÖ geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,912'dir ve pilot uygulamaya 208, ana uygulamaya ise 1144 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmadaki değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. YEM'e göre, psikolojik mesafe tehdit değerlendirmesi üzerinde anlamlı negatif bir etkiye (β=-0,634, p=0,000) sahipken, tehdit değerlendirmesi davranışa yönelik tutum üzerinde anlamlı pozitif bir etkiye (β=0,540, p=0,000) sahiptir. Gelecekteki araştırmalar, DPMÖ'nün KMT ve PDT ile entegre edilerek farklı coğrafi bağlamlarda ve çeşitli afet türlerinde uygulanmasını incelemeyi önermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    "karadut (morus nigra L.) ekstraktlarının antioksidan aktiviteleri ve serum paraoksonaz1 arilesteraz katalaz ve miyeloperoksidaz enzim aktiviteleri üzerine etkilerinin incelenmesi

    Abdoulaye Coulıbaly

    Paraoksonaz (PON) aynı zamanda arilesteraz (ARE) aktivitesine de sahip olan, lipoprotein metabolizmasında aterorpotektif role sahip klinik bir enzimdir. Katalaz (CAT) hidrojen peroksitin bertaraf edilmesinde rol oynarken, Miyeloperoksidaz (MPO) ise bakteriyel enfeksiyonlarda nötrofillerce salınan bakterisidial etkiye sahip bir enzimdir. Bu koruyucu etkisine rağmen prooksidan etkisi kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Çalışmamızda önemli bir tıbbi bitki olan karadut (Morus nigra L) meyvesinin yüksek polifenolik içeriği ve antioksidan özelliğine bağlı olarak bu enzimlerin in vitro şartlarda serum aktiviteleri üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Etik izinle biyokimya laboratuvarından hasta serum serum havuzu oluşturuldu. Karadut meyvesinin sulu ve etanolik ekstraktlarında toplam fenolik madde (TPC), toplam flavonoid madde (TFC) içerikleri ile FRAP, DPPH, ABTS, total oksidan durum (TOS) ve total antioksidan durum (TAS) aktiviteleri belirlendi. Ayrıca karadut ektraktlarının HPLC ile fenolik bileşik içeriği analiz edildi. Ekstrakların serumla beraber 25,50,75,100 ve 200 µg/mL'lik konsantrasyonları oluşturuldu ve bunların PON, ARE, CAT ve MPO enzim aktiviteleri üzerine etkileri spektrofotometrik ve kinetik belirlendi. Ektraktlar genel olarak PON, ARE, MPO ve TOS aktivitelerini kontrol serumuna göre anlamlı ölçüde azaltırken, TAS, ve CAT değerlerinde ise artış görüldü (p<0.05). Artış ve azalış miktarlarının özellikle 100 ve 200 µg/mL konsantrasyonlarda anlamlı olduğu görüldü HPLC analizinde toplam sulu çözeltide 5 adet, etanolik çözeltide 7 fenolik bileşik tespit edildi. Bunlar içinde Protokatekuik asit en yüksek konsantrasyona sahipti. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Arilesteraz, Karadut, Katalaz, Miyeloperoksidaz, Paraoksonaz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    2024 Avrupa Futbol Şampiyonasında atılan gollerin teknik ve taktik açıdan analizi

    Ahmet Aydın

    Bu araştırmanın amacı, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda atılan gollerin zamanlaması, hücum şekilleri ve vuruş biçimleri açısından betimsel maç analizi yaklaşımıyla incelenmesidir. Çalışma, modern futbolda öne çıkan hücum eğilimlerinin belirlenmesini ve bu eğilimlere karşı geliştirilebilecek savunma stratejilerine yönelik bilimsel verilerin ortaya konmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Etik Kurulu onayı alındıktan sonra başlanmıştır. Veriler, UEFA'nın EURO 2024 turnuvasına ait resmi internet sitesinden elde edilmiş; analiz sürecinde TFF Video Supervisor yazılımından yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre gollerin en fazla 16–30. ve 76–90. dakikalar arasında atıldığı görülmüştür. Gollerin büyük çoğunluğu organize set hücumlarından elde edilmiş, frikik önemli bir katkı sağlamış; hızlı ve direkt hücumların etkisi ise daha sınırlı kalmıştır. Vuruş biçimleri açısından değerlendirildiğinde, gollerin büyük kısmının ayakla atıldığı, kafa vuruşları ve penaltıların ise ikincil gol kaynakları olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, modern futbolda gol üretiminde planlı hücum organizasyonları ile ayak vuruşlarının belirleyici rol oynadığını ve gol zamanlamasının özellikle maçın orta ve son bölümlerinde yoğunlaştığını göstermektedir.