Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Karayolu tünel güvenliği ve meydana gelen kazalar: Trabzon-Gümüşhane karayolu örneği
Burak Koçhan
Tüneller tüm dünyada, doğal engelleri aşmayı sağlamaları, olumsuz çevre etkilerinden (çığ, kaya düşmesi vb.) yolu korumaları, trafik hacmini ve erişilebilirliği artırarak yolculuk süresinden tasarruf edilmesini sağlamaları nedeniyle hem şehirlerarası ulaşımda hem de sınırlı araziler tarafından çevrelenmiş şehir içi ulaşımda mühendislik çözümü olarak çok sık kullanılmaya başlanmıştırlar. Gerek şehir içi gerekse şehirlerarası ulaşımda, tüneller yaygın hale geldikçe sürücüler, sürüş sürelerinin büyük bir bölümünü karayolu tünellerinde geçirmeye başlayacaktırlar. Dolayısı ile sürücülerin, tünellerde rahat ve güvenli bir şekilde araç kullanabilmelerini sağlamak giderek daha da önemli hale gelecektir. Bu çalışmada; Trans-Avrupa karayolu ağının yaklaşık 100 km' lik kısmını oluşturan ve Trabzon-Gümüşhane karayolu güzergâhında bulunan 19 adet tünel, Trans-Avrupa minimum güvenlik gereksinimleri doğrultusunda ve sürüş güvenliği açısından farklı senaryolar yardımı ile araçlar, sürücüler, tünel altyapısı ve tünel işletimi unsurlarınca ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. Artan tünel sayı ve kilometresi ile birlikte bu tünellerde meydana gelen kazalar, trafik güvenliği açısından incelenmiştir. Bu amaçla Emniyet Genel Müdürlüğü'nden (EGM) 2005 ve 2018 yılları arasındaki, tünel kaza sayıları başta olmak üzere ilgili diğer veriler alınmış ve tünellerde meydana gelen trafik kazaları incelenmiştir. Ayrıca bu güzergâhı kullanan yol kullanıcılarının mevcut tüneller ve olası kaza durumlarındaki davranış ve hareket etme kabiliyetlerini ölçmek amacıyla, 491 kişilik katılımla bir anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları üzerine Ki Kare, Bartlett testleri ve güvenilirlik analizleri uygulanarak gruplar arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığı araştırılmıştır. Sonuç olarak güzergâh üzerindeki tehlikeli madde taşımacılığının kısıtlanmasının, yangın güvenliği açısından önemli olduğu bulunmuştur. Yangın açısından riskli görülen (uzunluğu ≥1000 m) tüneller için alternatif güzergâhlar önerilmiştir. Yapılan anket çalışması sonucunda, tünel kullanım sıklığının artması ile aşinalığın arttığı ve tünel geçişlerinde araç hızı düşürme oranının azaldığı, cinsiyet ile tünel geçişlerinde yaşanan tedirginlik hissi arasında anlamlı bir ilişki olduğu, kullanıcıların en çok açık karayolundan (aydınlıktan) tünele (karanlığa) girişlerde görüş problemi yaşadığı ve eğitim düzeyinin artmasıyla tünelde acil durum ve normal sürüş anlarında, doğru hareket etme arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında tezin özellikle Kuzey-Güney Anadolu aksında çok sık karşılaşılan tünelli geçişler için örnek bir uygulama olacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Diderot etkisi bağlamında reklamlardaki sembolik tüketimin anlamlandırılması: Televizyon reklamları üzerine bir inceleme
Şeyma Kara
Bu tez çalışmasında çağımızın tüketim çılgınlığını ve ihtiyacımız olmayanı satın aldığımızı açıklayan Diderot etkisi, sembolik tüketim kavramıyla pekiştirilerek, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen Türkiye'deki televizyon reklamlarının, Diderot etkisi ve sembolik tüketim kavramlarını bireylere aktarmada ne derece önemli role sahip olduğuna yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde reklam ve reklamcılık alanında yaşanan değişim ve gelişmelere ek olarak tüketim ve ihtiyaç kavramı, tüketim anlayışının değişmesiyle ortaya çıkan tüketim toplumu ve reklamın tüketim üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. İkinci bölümde sembolik tüketim ve reklam arasındaki ilişki beraberinde Denis Diderot, Diderot etkisi, Diderot etkisi ve sembolik tüketim arasındaki ilişki incelenirken çalışmanın son bölümünde ise gerçekleştirilen araştırmanın uygulanması ve sonuçlarına yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı sembolik tüketim ve Diderot etkisi üzerinde yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak kavramlar üzerinde reklamın etkisini ve kavramların reklamlara nasıl yerleştirildiği anlamaya çalışmaktır. Bu amaçla 2020 Brand Finance tarafından açıklanan Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markaları Haziran yıllık raporunda yer alan hazır giyim markalarına ait yirmi televizyon reklam örneği göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve reklamların Diderot etkisi kavramını ele alış şekli üzerinde durulmuştur. İnceleme sonrası elde edilen bulgular yeni bir ürün edinme ve hissedilen mutluluk arasındaki paralel ilişkiyi gözler önüne sermiş olup tüketicinin, tüm eşyaları arasında uyum ve bütünlük sağlaması gereksinimi hissettirilerek, ihtiyacı olmayanı satın aldığı sonsuz bir tüketim sarmalına dahil edildiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda tüketicinin, reklamlarda sunulduğu gibi mutlu bir yaşam sürebilmesi için eşyalarının birbiriyle uyum ve bütünlük sağlaması gerektiği düşüncesiyle bir değil birden fazla ürün tüketimine yönlendirildiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkisi: Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerine inceleme
Seyhan Tok
Tarihsel açıdan baktığımızda yoksulluğun yeni bir sorun olmadığını görmekteyiz. Yoksulluk tarihin her döneminde olduğu gibi şimdi de var olmaktadır. Biz bu sorunu sadece ekonomik olarak güçsüz ülkelerde değil, "gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan" ülkelerde de görmekteyiz. Küresel bir sorun haline gelen yoksulluğun toplumsal bir sorun olması sebebiyle gerek hükümetlerin gerekse toplumsal organizasyonların müdahalesi bu noktada kaçınılmaz bir hal almaktadır. Yoksullukla mücadele kapsamınsa "sosyal fon" denilen ve devlet eliyle oluşturulan çeşitli faaliyetler oluşturulmuştur. Bu fonların en önemlilerden biri olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonunu görmekteyiz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün (SYDGM) yapmış olduğu tüm faaliyetleri illerde ve ilçelerde oluşturulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının (SYDV) hizmet modelleri ve bu hizmet modellerinden faydalanan vatandaşların bu hizmetlerden yararlanmadan önceki ve yararlandıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Bu hizmetlerden yararlanan vatandaşların görüşlerine yer verilerek Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfının yoksullukla mücadele noktasında üstlenmiş olduğu görevler tespit edilmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Fıkıh tarihi açısından Haydar Rıfat'ın Malumat-ı Kanuniye adlı eseri
Ertuğrul Atmaca
Çalışmamız, Osmanlının son dönemleri ile Cumhuriyet döneminde yaşamış olan Haydar Rıfat Yorulmaz'ın Yeni ve Mükemmel Malumat-ı Kanuniye adlı eserinin fıkıh tarihi açısından değerlendirilmesini ortaya koymayı hedeflemektedir. Avukatlık kimliğiyle üstlenmiş olduğu davalarda ön plana çıkan Haydar Rıfat Yorulmaz yazmış olduğu eserler ve çevirileriyle de ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, tezimizde Haydar Rıfat'ın hayatı, üstlendiği davalar, kişiliği ve kaleme almış olduğu eserleri incelenmiştir. Bununla birlikte incelemekte olduğumuz eserle ilgili bilgilendirmelere yer verilmiştir. Yazarın eseri oluştururken faydalanmış olduğu kaynaklar araştırılarak eserle karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan Malumat-ı Kanuniye adlı eser latinize edilerek çalışmamıza eklenmiştir. Bu eserle ilgili değerlendirmeler ve tespitler ise, tezin ilgili bölümlerinde ve sonuç bölümünde aktarılmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pamuktaş (Bayburt) plütonunun petrografik ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Ekrem Sarı
Doğu Pontidler (KD Türkiye), Anadolu Levhasının jeolojik olarak şekillenmesinde önemli bir rol oynayan Alp-Himalaya orojenezinin etkisi ile oluşmuş olup farklı türde magmatik kayaları içermesi bakımından önemli bir alan konumundadır. Özellikle Karbonifer yaşlı plütonlar, doğu Pontidlerin güney kesiminde, geniş mostralar halinde ve daha yaygın olarak gözlenmektedir. Bu çalışma, Bayburt'un (KD Türkiye) Pamuktaş köyü ve çevresinde yer alan granitik kayaçlar üzerinde yeni petrografik ve tüm kayaç jeokimyası verileri sunmaktadır. Ayrıca, bu granitik kayaçların oluşumunda hâkim olan kaynak bölge, petrolojik süreçler ve jeodinamik ortam tartışılmaktadır. Yaklaşık 5 km2'lik bir alanı kapsayan Karbonifer yaşlı Pamuktaş plütonu, çalışma alanında Jura öncesi temeli temsil etmekte ve uyumsuz olarak Erken-Orta Jura volkanoklastik ve volkanik kayaçlar ile Geç Jura-Erken Kretase kireçtaşları tarafından örtülmektedir. Pamuktaş plütonu esas olarak granit/granit porfir ve aplit (mikrogranit), daha az oranda ise granodiyorit ve kuvars mikrodiyorit türü kayaçlardan meydana gelmektedir. Granitik kayaçlar, özşekilli ve özşekilsiz granüler/mikrogranüler dokuya sahip olup başlıca alkali feldispat (ortoklas), plajiyoklas, kuvars, biyotit ve amfibol (hornblend) minerallerinden oluşur. Bazı örneklerde daha büyük fenokristaller porfirik doku oluşturur. Zirkon doygunluk sıcaklıkları 693-844°C arasında, apatit doygunluk sıcaklıkları ise 673-999°C arasında hesaplanmıştır. Granitik kayaçlar yüksek SiO2 içeriklerine (%65.62-75.09) ve yüksek K'lu kalk-alkaliden şoşonitiğe kadar uzanan bir afiniteye sahip olup I-tipi bir kaynaktan itibaren türemiştir. Kayaçlar peralümin karakterli olup çarpışma sonrası volkanik yay granitoyidleri ile benzerlik göstermektedir. Ana ve iz element trendleri, kayaçların oluşumunda plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit mineral fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Pamuktaş plütonunun petrolojik özelliklerine göre, granitlerin gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve daha az oranda asimilasyon ve kısmi ergime işlemlerinin rol oynadığı ortaya konmuştur. Elde edilen tüm veriler Karbonifer yaşlı Pamuktaş plütonunun ana magmasının orta-alt kıtasal kabuk ve zenginleşmiş litosferik manto ergiyiklerinden kısmi ergime sonucu türediğini ve kıtasal magma odasında farklılaşarak yerleştiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Karadeniz Bölgesi'nde yer alan devlet hastanelerinin 2018 yılı sağlık hizmetleri etkinliğinin Veri Zarflama Analizi yöntemi ile değerlendirilmesi
Ufuk Yazıcı
Sağlık hizmeti yüksek teknoloji barındıran ve insan kaynağının yoğun olduğu alanların başında gelmektedir. Sağlık hizmeti sunumunda hastanelerin rolü bir hayli fazladır. Bu noktada hastane kaynaklarının etkin kullanımı ve etkin olmayanların belirlenerek kaynak israfını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaların yapılması günümüzde son derece önemlidir. Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nde bulunan devlet hastanelerinin etkinlik analizleri yapılmıştır. Veri Zarflama Analizi yöntemi ile yapılan bu ölçümde 5 adet girdi ve 6 adet çıktıdan faydalanılmıştır. Belirlenen girdi ve çıktılar Win4Deap2 programına yüklenmiş ve çıkan sonuçlar değerlendirilerek hastanelerin etkinlikleri ölçülmüştür. 124 adet hastanenin yer aldığı hesaplamada toplamda 72 hastanenin etkin olduğu ve 52 hastanenin ise etkin olmadığı bulgusu elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İslam hukukunda nafakanın mahiyeti ve kapsamı
Fatma Çitli
İslam hukukunda nafaka anlayışı, nafakanın hukuki sebep ve çeşitleri, nafakanın kapsamına giren iaşe, giyim, mesken, tedavi, ilaç, bazı yan ihtiyaçlar, hidane ücreti, hizmetçi masrafları , nafaka alacaklısını evlendirilmesi, techiz, tekfin masrafları gibi nafakanın aynı veya nakdi olarak temin edilmesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'deki genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısının incelenmesi: Trabzon ili örneği
Büşra Özlü
Hayatın önemli bir parçası olan gençlik döneminde işsizlik problemiyle karşı karşıya kalmak gençleri psikolojik olarak da etkilemektedir. Bu çalışmada genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Trabzon ilinde yaşayan 18-24 yaş (x̄=21,94 ± 2.08) aralığında 275 kişi katılmıştır. Bu araştırmada benlik saygısını ölçmek için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve sosyal destek algısını ölçmek için Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirilen "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgilerin elde edilmesi için hazırlamış olduğumuz kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi, Mann- Whitney U Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve betimsel istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyal destek algısı ile benlik saygısı arasında pozitif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların sosyal destek algısı ile cinsiyet ve işsizlik süresi değişkenleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı ve sosyal destek algısı ile yaş değişkeni pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Katılımcıların sosyal destek algısı yaş, medeni durum, işsizlik süresi ve eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı puanları ile işsizlik süresi değişkeni açısından anlamlı derecede farklıdır. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizler, Benlik Saygısı, Sosyal Destek Algısı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İranlı kadınların gözünden Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumunun değerlendirilmesi
Büşra Nur Demir
Çalışmada, hem Türk kadınlarının geçmişten bugüne kazanılmış hakları saptanmakta hem de kadınların bu haklardan ne oranda faydalanabildiğine değinilmektedir. Yapılan bu çalışma ile Türkiye'de yaşayan İranlı kadınların, Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumlarını nasıl değerlendirdiğini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının Türk kadınlarındaki yansımasını tespit edebilmektir. Çalışmada, Türkiye'de en az 2 yıldır ikamet eden, Türkiye ve İran gündemini takip eden, en az lise mezunu 20 İranlı kadın katılımcı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışmada, Türk kadınlarının sosyal ve siyasal haklarının İran'a göre daha fazla olduğu (özellikle medeni kanun konusunda), bu hakların kullanımında yaşanan sorunların benzer olduğu (ataerkil kültür yapısı) sonucu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmadan çıkan bir diğer sonuç ise İranlı kadınların gözünde, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Ayrık zamanlı duyarlı diyabet komplikasyon modelinin deterministik ve rastgele analizi
Şeyma Şişman
Bu çalışmada, diyabet hastalığının matematiksel modeli (DC) ele alınmaktadır. Bu modelde (D) insanları komplike olmayan, (C) ise karmaşık diyabetliler olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Bunun yanı sıra diyabet, genetik ve çevresel faktörlerin neden olduğu bilinen bir hastalıktır ve bu faktör doğumdaki genetik bozukluğun ana nedenlerden bir tanesidir. Bu her iki faktör göz önünde bulundurarak, diyabet komplikasyonu (DC) modelinden duyarlı diyabet komplikasyonu olan (SDC) modeli geliştirilmektedir. Bu modelde, doğrusal olmayan bir diferansiyel denklem sistemi duyarlı diyabet komplikasyonu (SDC) modeli ayrık zamanlı bir denklem sistemine dönüştürülmektedir. Model çözümlerinin pozitifliği ve sınırlılığı incelenmiştir. temel artış sayısı hesaplanmaktadır. Eğer R_0<1 ise doğumda genetik bozukluğun olmadığı durum için global asimptotik olarak kararlı bir dengeye sahiptir ve R_0>1 için ise sistem kararsız bir dengeye sahip olur. Buna ilaveten ayrık modelin rastgele davranışları için Düzgün, Binom, Geometrik, Hipergeometrik ve Poisson gibi kesikli zamanlı olasılık dağılımları kullanılarak incelendi. Ayrıca stokastik etki sonucunda elde edilen modelin sonuçları yorumlanmıştı. Anahtar Kelimeler: Denge noktaları, Duyarlı diyabet komplikasyon modeli, Global kararlılık, Kesikli zamanlı olasılık dağılımları
- Doktora TeziAçık Erişim2020Karadeniz bölgesinde yetişen mısırların (Zea mays L.) koçanından aktif karbon üretimi, karakterizasyonu ve atık sulardan çeşitli kirleticilerin uzaklaştırılmasında kullanımının incelenmesi
Pınar Bozbeyoğlu
Dünyada birçok gıda ve tarım işletmelerinde üretimden sonra bol miktarda atık yan ürün ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu atıkların birçoğu geri dönüşüm prosesleriyle ekonomiye geri kazandırılırken Türkiye'de henüz bu çalışmalar endüstriyel boyuta ulaşamamıştır. Bu çalışmada, tarımsal faaliyetler sonucunda atık bir yan ürün olarak ortaya çıkan mısır (Zea mays L.) koçanlarından kimyasal aktivasyonla dört farklı aktif karbon üretilmiş, çeşitli analitik parametrelerle karakterize edildikten sonra sulu çözeltiden adsorpsiyon performansı bazı kirletici türler üzerinde test edilmiştir. Mısır koçanlarından aktif karbon üreterek bu tür tarımsal atıkların yeniden ekonomiye geri kazandırılmasını planlamak, alternatif bir biyoteknolojik atık değerlendirme prosesi olarak düşünülebilir. K2CO3 aktivasyonu ile mikro gözenek yapılı (AK-PK), H3BO3 aktivasyonu ile mikro-mezogözenek yapılı (AK-BA), H3PO4 aktivasyonu ile mezogözenek yapılı (AK-FA) ve H2SO4 aktivasyonu ile gelişmiş yüzey yapılı (AK-SA) dört farklı karakterde aktif karbon elde edildi. Karakterizasyon analizlerinden uçucu madde miktarı, sabit karbon miktarı, nem miktarı, kül miktarı tayini, pH–pHpzc ve yüzey asidik fonksiyonel grupların tayini (Boehm titrasyonu) elementel analiz (C, H, N, S ve O tayinleri), iyot ve metilen mavisi sayılarının tayini, BET yüzey alanı, SEM analizleri, mikro-mezogözenek alanları, gözenek hacim ve dağılımları, FT-IR analizleri gibi analizler gerçekleştirildi. 959.8 m2/g ile en yüksek BET yüzey alanına AK-FA'nın sahip olduğu belirlendi. AK-PK'nın BET yüzey alanı 671.7 m2/g ve AK-BA'nın ise 598.6 m2/g olduğu belirlenmiştir. Aktif karbonların sulu çözeltiden adsorpsiyon performansları için inorganik kirleticiler olarak Cu, Pb, Cd ve Cr metalleri, organik kirleticiler olarak metilen mavisi, Remazol Brillant Blue, Rhodamine 6G, Phenol Red ve Indigo Carmine boyar maddeleri ile fenol seçilmiştir. Sulu çözeltiden boyar madde adsorpsiyon sonuçlarına göre en yüksek kapasiteye AK-FA'nın ve metal iyonlarının adsorpsiyon sonuçlarına göre ise en yüksek kapasiteye AK-SA'nın sahip olduğu belirlendi. Fenol adsorpsiyon kapasitesi en yüksek aktif karbonun ise 205.2 mg/g ile AK-PK olduğu bulundu. Elde edilen adsorpsiyon testlerinden aktif karbonların sulu çözeltiden kirletici türleri yüksek performansla uzaklaştırdığı tespit edildi. Bu çalışma sayesinde, ekonomik değeri olmayan mısır koçanlarından aktif karbon üreterek onların ekonomik bir değer kazanması sağlanmış ve ilaveten atıkların çevre kirliliğine yol açma ihtimalleri de ortadan kaldırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Doktor ve siyasetçi olarak Kemalettin Aydın
Oğuzhan Tunç
Türkiye'de hem siyaset hem de tıp alanında önemli bir yere sahip olan Prof. Dr. Kemalettin Aydın'ın yaşamı bu tez çalışmasında biyografik anlamda ele alınmıştır. Bu araştırmada Aydın'ın siyasi kariyeriyle birlikte ulusal ve yerel siyasetle olan ilişkisi de incelenmiştir. Yapılan çalışma süresince Kemalettin Aydın ile mülakatlar yapılmış ve Aydın'ın şahsi arşivinden de faydalanılmıştır. Bu tezde Kemalettin Aydın'ın yaşamı siyaset öncesi, siyaset dönemi ve siyaset sonrası olmak üzere üç kısıma ayrılarak örnek bir profil çıkarılmıştır. İlk önce kavramsal olarak siyaset kavramı ele alınmış sonrasında Kemalettin Aydın'ın doğumu, çocukluğu ve gençliğinden kısaca bahsedilmiş olup Aydın'ın bir doktor ve politikacı olarak Türk siyasetindeki yerine değinilerek çalışma tamamlanmıştır. 2020 yılı başında bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü de Kemalettin Aydın'ın Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olması hasebiyle ve virüsle ilgili sıklıkla açıklamalar yaparak topluma katkı sağladığı için ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Bütün bu araştırmaların sonucunda siyasetçilerin toplumsal ilişkilerdeki başarısının oluşturduğu sosyo-ekonomik etkiler nelerdir? sorusuna Kemalettin Aydın'ın şahsında cevap verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: AK Parti, Doktor, Gümüşhane, Kemalettin Aydın, Siyaset
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Medya ve tüketim ilişkisi
Melike Çelikkıran
Günümüzde medya iletişim araçları, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olmanın yanı sıra geniş topluluklara etkin bir şekilde ulaşmayı sağlayan birer vasıtadır. Medya platformları, varlıklarını sürdürebilmek adına bireylerin dikkatini daha çok kendilerine çekebilecek nitelikte içerikler sunarak izlenme ve takip oranını artırmak amacındadır. Bu doğrultuda çoğunlukla olumsuz duygulara hitaben içeriklerinin; insanlara ne yönde ve nasıl etki edeceği, kişilerin bu süreçte bilincinde olmadan tercih ettiği davranış mekanizmalarının ortaya çıkaracağı sonuçların neler olacağı araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, medyadaki olumsuz içeriklerin yol açtığı demoralizasyon ile bağlantılı olarak tüketicinin yüksek acıdan kaçınma ve reklama yönelik olumlu tutum davranışları göstereceği; bu bağlantı mekanizmasının sonucunda da dürtüsel tüketimde bulunacağı tespit edilmek istenmektedir. Çoğunlukla plansız ve belli bir uyarıcıya bağlı olarak gerçekleşen dürtüsel tüketim davranışının öncüllerini ortaya koymak amacıyla araştırma modeli geliştirilmiştir. Bu model demoralizasyon, acıdan kaçınma ve olumlu reklam tutumu değişkenlerinin; medyadaki olumsuz içerik ile dürtüsel tüketim arasındaki ilişkinin doğasını açıklayan, her birinin diğerine neden olduğu olgular zincirinden kaynaklı bir "dolaylı etki" varsayımına dayanmaktadır. Araştırmanın verileri Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaşayan farklı demografik özelliklere sahip 279 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizlerinde IBM SPSS 21, PROCESS eklentisi ve AMOS 20 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılmış, yapısal geçerliliklerini ölçmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri arasında olan ilişkilerini görebilmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Hipotezler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada yer alan hipotezlerin testi regresyon analizi uygulanarak desteklenmiştir. Araştırmanın bulguları, medyada yer alan olumsuz içeriklerin kişide kaygı ve strese yol açması nedeniyle demoralizasyona sebep olacağını, meydana gelen demoralizasyonun acıdan kaçınma davranışını artıracağını, acıdan kaçınma davranışının reklama yönelik olumlu tutumu artıracağını ve reklama yönelik olumlu tutumunda dürtüsel tüketimi ortaya çıkaracağı bir dolaylı (indirect) etki mekanizmasına kanıt sağlamaktadır. Yani dürtüsel tüketimin doğrudan medyadaki olumsuz içerikten daha ziyade, dolaylı olarak medyadaki olumsuz içeriklerin neden olduğu demoralizasyon, demoralizasyonun yol açtığı acıdan kaçınma davranışı ve acıdan kaçınma davranışının sebep olduğu olumlu reklam tutumundaki artıştan kaynaklandığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Et işleme tesisinde gıda güvenliği yönetim sisteminin(ISO 22000) uygulanması
Adem Bülbül
Bu tez çalışmasında, Trabzon ili Akçaabat ilçesi Şinik Organize Sanayi bölgesinde bulunan Akçasaray Et İşleme tesisinde gıda güvenliği yönetim sistemi (ISO 22000) planlanmış ve uygulanmıştır. Uygulanan bu sistemde (ISO 22000) fabrikadaki görev tanımları, prosedürleri, planları, talimatları oluşturulup gerekli departmanlar kurulmuştur. Tehlike Analizi (kimyasal, biyolojik ve fiziksel) önlemleri hem ürünlerde hem de fabrikanın içinde ve dışında belirlenmiştir. Risk analizi yapılmış ve HACCP planı oluşturulurken 7 ilkeye uyulmuştur. Şoklu ürün üretim aşamaları için, karar ağacı yöntemi yardımı ile 3 farklı Kritik Kontrol Noktası (KKN) ve bu KKN`nin Kritik Sınırları belirlenmiştir. Bu KKN noktalarından; Kargas et depolama aşamasının 0-4C olarak muhafazası, metal detektörle ürünlerde demir (Fe), demir olmayan (Non-Fe) ve paslanmaz çelik (Sus304) gibi kitlerle doğrulama yapılması, şoklamanın 12 saatte -40C olarak uygulanması ve şoklanmış ürünün -18C depolanması gerektiği belirlenmiştir. Kritik Kontrol Noktalarının İzleme Sistemi, Düzeltici Faaliyet Sistemi, Doğrulama Sistemi ile Kayıt ve Dokümantasyon Sistemi oluşturulmuştur. Et işleme tesisleri, aralarındaki rekabetin artmasıyla birlikte et üretiminin daha kaliteli ve güvenli yapılması için verdikleri hizmetleri bir sisteme ve standarda göre yapmaya çalışmaktadırlar. Fabrika sahiplerinin, günümüz tüketicilerinin bilinçli ve seçici olan isteklerini karşılamak için et alımı aşamasından işleme, paketleme ve satış noktalarına ulaşıncaya kadarki süreçte kalite ve gıda güvenliğini ön planda tuttukları görülmüştür. Bu çalışmada et işleme tesisinde gıda güvenliği konusunda bazı sorunların olduğu görülmüş, bunların çözümü için işletme yönetimi ISO 22000 sertifikası gerekliliklerini uygulamaya koymuştur. Araştırma sonucunda, çalışma yapılan fabrikanın ISO 22000 standartlarının uygulanması konusunda başarı sağlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda gerekli kaynakları yaratarak (üretim alanı, depolar, mutfak alanı, eğitim, personel vb.) ihtiyaç duyulan yapının kurulduğu takdirde ISO sistemlerinin uygulanabilirliği ortaya koyulmuş, ürün kalitesine değer katılmış ve üretim miktarında artış sağlamıştır. Yapılan çalışma sonucunda Akçasaray Et İşleme Tesisi ISO 22000 sertifikasının gerekliliklerini yerine getirerek sertifika almaya hak kazanmıştır. Çalışmanın Türkiye'de kurulmuş ya da kurulacak olan et işleme tesislerine ISO 22000 sertifikasının uygulanabilirliği açısından yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Et işleme tesisi, Güvenli Gıda, ISO 22000, Kalite
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk adlı eserinin Hukûk-ı Âile Kararnâmesi ile mukayesesi
Resul Demirtaş
Osmanlı Devleti, Tanzimat ile birlikte birtakım kanunlaştırma çalışmalarına girişmiştir. Bunlardan biri de 25 Ekim 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'dir. Kararnâme bir buçuk yıl gibi kısa bir süre yürürlükte kalmasına rağmen geniş yankı uyandırmıştır. Kararnâme bir komisyon tarafından hazırlanmış ve komisyon başkanlığını Mahmud Esad Seydişehrî yapmıştır. Bu çalışmada; medrese eğitimin yanında mektepli kuşağın ilk mensuplarından olan Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eseri ile bu eserden yaklaşık on yıl sonra hazırlanan Hukûk-ı Âile Kararnâmesi mukayese edilmiştir. Tez giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ilk olarak Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eserden ve yazarı Mahmud Esad Seydişehrî'nin hayatından bahsedilmiştir. İkinci olarak Hukûk-ı Âile Kararnâmesi hakkında genel malumat verilmiş, Kararnâme'nin hazırlanması için oluşturulan komisyon üyeleri ve komisyon üyelerine yöneltilen eleştiriler belirtilmiş daha sonra Kararnâme'nin hazırlanmasında etkili olan düşünceler ifade edilmiştir. Birinci bölümde Kitâb-ı Nikâh ve Talâk ile Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nin ele aldıkları konular ve bunları işleyiş tarzları hakkında bilgi verilmiştir. Kitâb-ı Nikâh ve Talâk, meseleleri klasik Hanefî füru kitaplarına göre ele almış, çoğunlukla Hanefî mezhebinin dışında görüş nakletmemiştir. Seydişehrî, bazı güncel konularda kısaca kendi görüşlerini bildirmiştir. İkinci bölümde bu iki eserin içerdiği hükümlerin karşılaştırması yapılmıştır. Mahmud Esad Seydişehrî, Kitâb-ı Nikâh ve Talâk'ta Hanefî mezhebine uymayan bir görüş belirtmediği için daha çok Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nde geçen ve Hanefî mezhebine uymayan görüşler, Kararnâme'nin Esbâb-ı Mûcibe Lâyihası dikkate alınarak incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Tek değerli neutrosophic kümelerde bilgi ölçülerinin optimizasyonu tabanlı genişletilmiş TOPSIS metodu
Fuat Aslan
Neutrosophic kümeler bulanık kümelerin genel bir formu olup son zamanlarda karar verme problemlerinde sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle neutrosophic kümeler arasında yeni bir izdüşüm ölçüsü, fark ölçüsü ve olasılık ölçüsü tanımlanarak bu ölçülerin bazı genel özellikleri incelenmiştir. Daha sonra klasik TOPSIS metodu neutrosophic evrene genişletilerek, tanımlanan bilgi ölçüleri tabanlı genişletilmiş bir TOPSIS metodu inşa edilmiştir ve geliştirilen TOPSIS metodu ile çok kriterli bir karar verme (ÇKKV) ile dünyamızı etkisi altına alan COVID-19 salgınından korunma yöntemi olarak kabul görmüş maskelerin en uygun olanı belirleme problemi çözülmüştür. Son olarak ise, tanımlanan yeni bilgi ölçülerinin ve geliştirilen TOPSIS metodunun sonuçları değerlendirilerek yorumlanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Yağlı tohum saklama deposu yer seçimi model önerisi: Türkiye örneği
Ramazan Eyüp Gergin
Artan dünya nüfusuna paralel olarak ülkelerin beslenme ihtiyaçları her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Günümüzde beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir yer tutan tarım sektörü, canlıların beslenme ihtiyacını karşılamanın yanı sıra birçok sanayi kolunun işlevlerini gerçekleştirmek için sağladığı hammaddenin de ana kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye'nin tarımsal ürünlerinde önemli bir yere sahip olan ve neredeyse ülkenin tamamında yetiştiriciliği yapılan, canlıların beslenmesinde ve birçok sektör için hayati öneme sahip olan yağlı tohumlarla ilgili çalışmaların arttırılması büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, yağlı tohumların saklanabileceği potansiyel depo yerlerinin belirlenmesine yönelik bir model önerisi sunmaktır. Bu noktada çalışmada dört aşamalı bir model tasarlanmıştır. Birinci aşama bütünleşik AHP-TOPSIS yöntemi ile Türkiye'nin her bir bölgesinde Delphi tekniği ile belirlenen kriterler ekseninde yağlı tohum saklama potansiyeli en yüksek olan illerin belirlenmesidir. İkinci aşama mevcut durumda Türkiye için en doğru depo sayısı ve yerlerinin P-Medyan yöntemiyle tespit edilmesidir. Üçüncü aşama iseönerilen modelin belirlenen amaca ve problemin yapısına uygunluğunun testedilebilmesi adına Panel Veri Analiziyleyağlı tohum ürünleri üretim miktarlarının belirlenmesi için bir tahmin gerçekleştirilmesidir. Ayrıca, bu tahmini yapmak ve test etmek için 2030 yılı yağlı tohum saklama deposu yer ve sayısının belirlenmesine dair bir örnek vaka gerçekleştirilmiştir. Son aşamada ise gerçekleştirilen durum senaryolarının maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen genel sonuçlara göre Türkiye'de mevcut durumda en uygun yağlı tohum saklama deposu sayısı dört, bu depoların kurulacağı iller ise Adana,Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak belirlenmiş,2030 yılı durumunda belirlenen en uygun depo sayısı dört ve depoların kurulacağı iller ise Konya, Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak tespit edilmiştir. Mevcut durumda dört depo kurulması durumunda toplam maliyet 28.078.347,25 $, 2030 yılı durumunda dört depo kurulması durumunda ise toplam maliyet 32.577.991,29 $ olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Manas Destanında kadın algısı
Sefa Nas
Destanlar, içerisinde barındırdığı yüzyıllardır süre gelen gelenek ve görenekleri aktarmasından dolayısı bir toplumun anlaşılmasında oldukça önemlidir. Uzun bir sözlü aktarım döneminden sonra yazıya geçirilen destanların oluşum sürecinde en önemli unsur, o destana konu olacak bir olayın meydana gelmiş olmasıdır. Türkler oluşturmuş olduğu yüksek medeniyet ve kültür nedeniyle destan açısından zengin bir millettir. Türk destanları genel olarak İslamiyet öncesi destanlar ve İslami dönem destanlar olarak sınıflandırılmıştır. Kırgız Türklerinin, Manas Destanı ile Türk kültürüne büyük katkıları olmuştur. Kırgızlar en eski Türk boylarından birini teşkil etmeleri nedeniyle Türk siyasi, sosyal ve kültürel hayatı hakkında bilgi sahibi olmamıza olanak sağlamışlardır. İslamiyet öncesi dönemde Türk kadınlarının sosyal ve siyasi hayatta oldukça aktif ve etkili olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde kadınların aile idaresinde ve devlet yönetiminde söz sahibi oldukları anlaşılmaktadır. İslamiyetin etkisiyle bu durum kültür açısından bazı değişikliklere uğramış olsa da devam etmiştir. Bu durumun en açıklayıcı örneği Kırgız Türkleridir. Manas Destanı incelendiğinde Kırgızların kadına vermiş olduğu önem ortaya çıkmaktadır. Manas Destanı içerisinde kadınlar sadece çocuk doğurmak ve onlarla ilgilenmekle sınırlandırılmamıştır. Onların toplum hayatının her alanında yer aldıkları görülmektedir. Kadınların sosyal hayatın dışında ata binip ok kullandıkları, gerektiğinde yurtlarını korumak için çarpışmaya girdikleri ve bunun için lazım olan silah kullanma becerisine sahip oldukları tespit edilmiştir. Manas Destanı'ndaki kadın tiplerinden Türk kültüründe kadına verilen değerin Kırgız Türklerinde de var olduğu anlaşılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20202. Meşrutiyet Döneminde İslamcılık ve Said Nursi
Muhsin İnal
2. Meşrutiyet dönemi, fikri ve ideolojik üretimin yoğun olduğu bir dönemdir. Günümüz siyasi düşünce birikiminin, ideolojik akımlarının temellerinin o dönemde atıldığı ileri sürülebilir. Devleti koruma, vatanı kurtarma, başka bir ifadeyle beka kaygısı, bu akımların temel ortak noktasıydı. Her bir akım, mevcut gidişatı tersyüz edecek bir çözüm arayışı içerisindeydi. İslamcılık, dönemin akımlarının içerisinde önemli bir yere sahipti. İslamcılar da, diğer düşünce akımlarında ( Batıcılık, Türkçülük, Osmanlıcılık, Liberalizm, Sosyalizm) olduğu gibi yayın organları etrafında toplanmışlardı. Sıratımüstakim, Sebilürreşad, İslam Mecmuası, Tasavvuf, Volkan Gazetesi gibi gazete ve dergilerde fikirlerini ortaya koymuşlardı. 2. Meşrutiyet dönemi İslamcılık ekolünün öncü isimlerinden biri, Said Nursi'ydi. Nursi tek yönlü bir İslamcı değildi. İslamcılığın her iki boyutunu (sivil İslamcılık-siyasal İslamcılık) barındıran bütüncül bir İslamcılık anlayışına sahipti. İslam dünyasının ve Osmanlının geri kalmışlığı, eğitim sorunu, Batılılaşma sorunsalı, otoriterleşme, İslami yenilenme, Nursi'nin üzerinde durduğu temel konulardı. Nursi, savunduğu fikirlerin kabul görmesi için sadece entelektüel/teorik bir çaba göstermedi. Gerektiğinde bu fikirlerin pratiğe aktarılması için siyasi ve sosyal faaliyetler içerisinde bulunmaktan geri durmamıştır. Bu çerçevede, 2. Meşrutiyetin ilanı sürecinde, 1. Dünya Savaşı'nda, Milli Mücadele döneminde aktif bir pozisyon üstlenen Nursi, İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti, Yeşilay Cemiyeti, Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye gibi kuruluşlarda da faaliyette bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Fikir Akımları, Said Nursi, Siyasal-Sivil İslam, İstibdad
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yoğurt ve ayranda karboksimetil selülozun (CMC) kalitatif ve kantitatif tayini için analiz metotları geliştirilmesi ve metot validasyonu
Gülşen Ergüney
Karboksimetil selüloz (CMC), doğal selülozun kimyasal modifikasyonu ile elde edilen bir selüloz türevidir. CMC, genellikle organik bir ortam içinde monokloroasetat ya da bunun sodyum tuzu ile bir alkali selülozun reaksiyonu yoluyla hazırlanır. Karboksimetil selüloz ya da sodyum karboksimetil selüloz gıdalara genel olarak kıvam arttırıcı olarak ilave edilen, beyaz sarımsı renkte, lifli yapıda, bir katkı maddesidir. Gıda sanayiinde geniş kullanım yeri bulmasına karşın, CMC'nin yoğurt, ayran, v.b. bazı süt ürünlerde kullanımı yasaktır. Fakat bazı üreticiler tarafından kıvam artırmak amacıyla özellikle yoğurtta ve ayran da kullanılmaktadır. Yapılan bu çalışmada CMC içeren yoğurt ve ayran ürünleri üretildi. Bu ürünlerden önce CMC' nin izolasyon çalışmaları yapıldı. CMC ve kazein proteinleri arasında pH 6.70 civarında etkileşimin olması özelliğinden faydalanılarak CuSO4 ile çöktürme yapıldı. CMC'nin 𝐶𝑢++ ile çöktürülmesi burada spesifik olaydır. Fenol ve H2SO4 ile muamele edilerek spektrofotometrede 490 nm'de maksimum absorbans elde edildi. Ayrıca FI-TR cihazı ile kör ve CMC ilaveli numunelerin spektrumları da karşılaştırıldı. Kalitatif analiz için de LOQ seviyesinde pozitif ve negatif çalışmalar yapıldı. Saf olarak elde edilen CMC tespiti için spektrofotometrik yöntem ile FTIR spektrofotometre kullanılarak bu metotların kalitatif ve kantitatif validasyon ve ölçüm belirsizlikleri çalışmaları yapıldı. Kantitatif çalışmada spektrofotometre cihazı kullanıldı ve LOD, LOQ, tekarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri alma, doğruluk çalışmaları yapıldı. Yoğurt numunesi için LOD değeri % 0.03 , LOQ değeri ise % 0.10 olarak ve ayran numunesi için LOD değeri % 0.03 , LOQ değeri % 0.11 olarak tespit edildi. Yoğurt numunesinde % 0.50 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.72 ±2.07 ve % 1.00 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 100.71 ± 1.88 olarak bulundu. Ayran numunesinde % 0.50 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.05±2.11 ve % 1.00 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.57 ±0.94 olarak bulundu. %95 güven aralığında (k=2) genişletilmiş belirsizlik ± Ux % 9.00 (0.09) olarak hesaplandı. Kalitatif çalışmalarda hem spektrofotometre hem de FTIR spektrofotometre cihazlarında analiz yapıldı. Hassasiyet, Doğruluk, Yanlış Negatif Oranı, Özgüllük, Yanlış Pozitif Oranı, LOD, Gözlenen ve Beklenen Sonuçların Uyumu ve Sağlamlık parametreleri çalışıldı. Ayran ve yoğurt numuneleri için; hassasiyet parametresi %100 , doğruluk parametresi % 100 , yanlış negatif oranları % 0 , özgüllük oranı % 100 ve yanlış pozitif oranı % 0 olarak bulunmuştur. Tüm bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek bilimsel bir metin haline getirilecektir.
