Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Afet Risk Algısının Afet Gönüllüsü Olma Tutumu Üzerine Etkisi

    Doğru, Salih

    Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerinin afet risk algılarının afet gönüllülük tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışma kesitsel tanımlayıcı tiptedir. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle 01 Kasım 2023 – 01 Şubat 2024 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma evreni, Gümüşhane Üniversitesi 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde eğitim alan 23246 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmış olup evreni bilinen örneklem hesaplamasına göre örneklem sayısı 378 kişi olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracında, sosyo-demografik bilgi formu ve üniversite öğrencileri afet risk algısı ölçeği oluşturmuştur. Sosyodemografik değişkenlerin tanımlanmasında yüzdelik ve standart sapma kullanılmıştır. Katılımcıların %70,4’ü kadınlardan oluşmaktadır ve 50,12’si sağlık bilimleri alanında ön lisans ve lisans öğrenimi gören öğrencilerden oluşmaktadır. Ayrıca çalışmaya katılanların %32,7’sinin de 1. sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler (t-testi, ANOVA) yapılmış olup kullanılan ölçeğin çalışma ile uyumunu tespit etmek için de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre afet gönüllüsü olan öğrenci sayısının az olmasına rağmen diğer katılımcılara göre afet risk algılarının daha yüksek olduğu görülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Çevresel Tehlikelerin Belirlenmesi ve Sağlık Etkilerinin İncelenmesi: Gümüşhane Katı Atık Tesisi Örneği

    Güvendi, Aslıhan; Külekçi, Gökhan

    Bu çalışmada, Gümüşhane ilindeki katı atık tesisinin iş sağlığı ve güvenliği Elmeri yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Katı atık yönetim süreci, atık toplama, taşıma, ayrıştırma, geri dönüşüm ve bertaraf gibi adımları içermektedir. Bu süreçlerde potansiyel olarak ortaya çıkabilecek; atık toplama sürecinde, keskin kenarlı ve delici maddelerin bulunmasıyla oluşabilecek kesilmeler ve delinmeler, atıkların taşınması sırasında ağır yüklerin kaldırılmasıyla ilgili bel ve sırt yaralanmaları, ayrıştırma işlemi sırasında kimyasal maddelerin sızması veya bu maddelerin solunmasıyla ilgili zehirlenme veya solunum yolu rahatsızlıkları, geri dönüşüm sürecinde kullanılan makinelerin veya ekipmanların yanlış kullanımıyla ilgili kırılma, ezilme veya yakma gibi kazalar, atıkların bertaraf edilmesi sırasında oluşabilecek patlama veya yangın riskleri gibi tehlikeler mevcuttur. Bu tehlikeler, Elmeri yöntemi kullanılarak tanımlanmış, çalışanların ve çevrenin bu tehlikelere maruz kalma düzeyi değerlendirilmiş ve ortaya çıkan riskler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, tesis yöneticileri ve ilgili paydaşlar için önemli bir kaynak olabilir ve katı atık yönetiminde daha etkili önlemlerin alınmasına yardımcı olabilir. Bu çalışma kapsamında Elmeri yönteminde belirtilen 7 ana başlık altında toplanan metotlara göre çalışma alanlarında toplam 494 adet gözlem yapılmıştır. Yapılan gözlemlerden 239 tanesi doğru güvenlik davranışı ve durumları belirtirken 255 tanesi yanlış güvenlik davranış ve durumlarını belirtmektedir. Gözlem sonuçlarına göre çalışma alanlarındaki en yüksek mevcut güvenlik endeksi % 57,2 ile atık toplama gündüz vardiyası, en düşük indeks ise % 29,3 ile atık ayrıştırma kısmında hesaplanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sağlık Alanında Kadın Girişimcilikle İlgili Yayınlanmış Akademik Çalışmaların Bibliyometrik Analizi

    Şahin, Havva

    Çalışmada sağlık alanında kadın girişimcilik ile ilgili yayınlanmış akademik çalışmaların bibliyometrik analizini yapmak için “women entrepreneurs in health” anahtar kelimesi ile Web of Science (WoS) veri tabanından “tüm alanlar” seçimi yapılarak tarama yapıldı. 1990-2023 yılları arasında konuyla ilgili 247 makale çalışması yapıldığı sonucuna ulaşıldı. Çalışmanın verileri bibliyometrik analiz programı olan VOSviewer 1.6.20 ile yapıldı. Çalışma ile sağlık alanında kadın girişimcilik ile yapılan yayınların yılı, yayın yapan yazarlar, yayın yapılan ilgili konular, indeksler, yayın yapılan ülkeler belirlendi. VOSviewer programında analizler gerçekleştirilerek ortak yazar analizleri, atıf analizleri, anahtar kelime analizleri gerçekleştirildi. Elde edilen verilere göre konuyla ilgili en çok yayın 2021 yılında, en çok yayın yapılan alan işletme alanında, en çok çalışma yapan yazar Manavi Gupta, en çok çalışma indeksi Social Sciences Citation Index (SSCI), en çok çalışma yapılan ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye ise sağlıkta kadın girişimcilik alanında yayın yapma sırasına göre 69. sırada yer almaktadır. Yazar atıf analizine göre en çok atıf alan yazar Kamal Naser’dir. Ülke atıf analizi yoğunluk haritasına göre en çok yayın yapan ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Kurum atıf analizine göre National Health Service kurumu en çok yayın yapan kurumdur. Ortak yazar analizinde de en çok yayın yapan yazar Kamal Naser’dir. Yazarlar tarafından en çok kulllanılan “entrepreneurship” ortak kelimesidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2024
    Thermal Power Plant Performance Analysis by Estimating Boiler Efficiency via Indirect Method: A Case Study

    Celen, Pinar; Erdem, Hasan Hüseyin

    In this paper, a coal (lignite) fired thermal power plant having capacity of 160 MW is taken into consideration and the impact of condenser pressure, moisture content of lignite, excess air coefficient, the efficiency of turbine pressure and heater numbers on power plant thermal efficiency is investigated. It is aimed to determine the performance losses of each equipment by means of thermodynamics and economic analysis. In this scope, it is expected that the power plant operator will be able to evaluate the reduction potential of equipment performance losses and ensure more effective use of the power plants by correctly planning the maintenance and rehabilitation needs and time. In the calculations, the boiler efficiency was determined with EN 12952-15 standard (indirect method) since this method has higher accuracy in coal-fired boilers. It is seen that the condenser pressure and excess air coefficient increments have no significant impact on power plant efficiency compared to moisture content of lignite, excess air coefficient, efficiency of turbine pressure and heater numbers. The significant effect is observed for fuel moisture content which rises from 22% to 47% and the power plant efficiency falls from 40% to 28%. The variation of the power plant thermal efficiency in case of failure of heaters is investigated and the power plant efficiency has decreased from 40.17% to 36.09% when the pre-heaters are no longer in to be in use because of any reason. In addition, revenue losses are estimated for each main equipment efficiency reduction for better use of power plant capacities and electricity lowering production costs.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkide psikolojik iyi oluşun aracılık rolü

    Benk, Osman; Kenek, Gökhan; Sımsek, Tugçe

    Bu çalışmanın amacı bireylerin sahip oldukları genel yaşam doyumlarının, psikolojik iyi olma durumlarına ve bir çalışan olarak işlerine olan tutkunluklarına etkisini ortaya koymaktır. Bununla birlikte psikolojik iyi oluşun, yaşam doyumu ile çalışmaya tutkunluk arasında öngörülen aracılık rolünün incelenmesi araştırmanın diğer bir amacıdır. Araştırma, Karadeniz Bölgesi’nde öğrenci barınma hizmetleri kapsamında öğrenci yurtlarında görev yapan çalışanlar örnekleminde 2022 yılı Haziran ile Temmuz ayları arasında gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak için yüz yüze anket yönteminin kullanıldığı araştırmada 191 katılımcıdan geri dönüş sağlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS26 paket programında korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Toplanan veriler ve gerçekleştirilen analizler doğrultusunda elde edilen bulgulara göre tüm hipotezler kabul edilmiştir. Hipotezlerin kabulü ile birlikte; bireylerin yaşamlarına ilişkin sahip oldukları tatmin duygusunun onların psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmelerinde ve iş hayatlarında da bunu sürdürerek, örgütsel etkinlik ve verimlilik için arzu edilen ve pozitif çalışan davranışlarından biri olarak kabul edilen çalışmaya tutkunluğun gelişmesinde önemli rol oynadığı ifade edilebilir. Sonuçlar yaşam doyumunun artması ile birlikte psikolojik iyi oluş ve çalışmaya tutkunluğun da artış göstereceğine işaret etmektedir. Aynı zamanda psikolojik iyi olma durumunun da çalışmaya tutkunluğun önemli bir belirleyicisi olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Dijitalleşmenin iş performansı üzerindeki belirleyiciliği: hava taşımacılığı sektörü örneği

    Vural, Selvi

    Bu araştırmanın amacı, dijitalleşmenin çalışanların iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Küreselleşmenin bir getirisi olarak bugün iş dünyası sürekli bir değişim ve dönüşüm süreci içindedir. Bu durum, bilhassa son yıllarda hızlı ve yeni teknolojik gelişmelerle örgütlerin iş yapış biçimlerinde ve rekabet stratejilerinde köklü bir değişime-dönüşüme gitmeyi gerektirmektedir. Dijitalleşme, büyük ölçüde örgütsel dinamikler üzerinde birtakım değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Yaşanan bu dijital değişim- dönüşüm hem çalışma ortamını etkilemekte hem de farklı fırsatları ve risk unsurlarını içermektedir. Fırsatlardan yararlanmanın yanı sıra yeni teknolojik gelişmelere adapte olabilecek nitelikteki çalışanları elde tutabilmek, verimliliğini ve üretkenliğini arttırabilmek bilhassa risk unsurlarını bertaraf edebilmek açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırma hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu 403 personelin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Mevcut araştırmanın gerek ülke ekonomisi gerekse de sektörel gelişim adına çalışan iş performansının büyük önem taşıdığı havacılık sektöründe bu kapsamda gerçekleştirilen az sayıdaki araştırmadan biri olması, yazına ve pratikte uygulayıcılara sağlayacağı katkı nedeniyle önem taşıdığına inanılmaktadır. Amaç dahilinde, araştırma açısından uygun yönetimin nicel olduğuna karar verilmiş ve ölçek formları aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Çalışanların iş performansını ölçmek için Bal ve De Lange (2015)'ın "İş Performansı Ölçeği", dijitalleşme algısını ölçebilmek adına ise Venkatesh ve Bala (2008)’nın “Teknoloji Kabul Modeli (TAM)” kullanılmıştır. Çalışanların dijitalleşme algısının iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koyan bir model tasarlanmış ve bu modele bağlı olarak geliştirilen hipotezlerin test edilmesi adına yapısal eşitlik modellemesi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular; dijitalleşme algısının iş performansı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğunu yani hava taşımacılığı sektöründe çalışan yer hizmetlerinden sorumlu personellerin dijitalleşme algısının onların iş performansları üzerinde önemli ölçüde belirleyici olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gastronomic Experience, Perceived Authenticity and Local Food Consumption Intention: A Research in Cappadocia

    Sökmen, Alev; Kenek, Gökhan; Karamustafa, Ahmet Tuğrul

    Each local cuisine differs from past to present according to the topographic structure of the region, its unique ingredients, cooking methods and even the accompaniments consumed together, creating the originality of that cuisine. With these differences, destinations attract the attention of tourists who travel with the motivation to experience local food, and for this reason, the number of gastronomic trips organized by agencies or individually planned is gradually increasing. These trips mean new and exciting experiences for tourists, often at local restaurants serving natural, authentic food and drinks. Experience is a concept that businesses pay particular attention to in order to ensure product attractiveness, and which has been discussed within the scope of marketing activities under the name of experience economy for a while. Based on this information, the aim of the study is to examine the relationships between gastronomic experience, perceived authenticity and local food consumption intention in a sample of domestic tourists visiting the Cappadocia region. Research data was obtained from 248 tourists who visited restaurants serving local food in the region in July-August 2023. In the study, firstly validity and reliability, then correlation and regression analyzes were performed, and finally, the bootstrap method was included in the regression analysis to measure the mediation effect. When the findings were evaluated in general, it was observed that there were significant relationships between gastronomic experience, perceived authenticity, and local food consumption intention, and it was concluded that perceived authenticity had a mediating effect on the effect of gastronomic experience on local food consumption intention.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Finansal Gelişmişlik ve İnsani Gelişim Endeksi Arasındaki İlişki: Kırılgan Beşli Örneği

    Gültekin, Ömer Faruk; Yalçın, Selçuk

    Finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü hakkındaki çalışmalar eski yıllara dayanmaktadır. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalarda farklı görüşler ortaya konmuştur. Mevcut görüşlerin önemli bir kısmı finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu ortaya koymakla birlikte yapılan çalışmalarda finansal gelişme ve ekonomik büyümenin göstergesi olarak kullanılan değişkenler farklılık göstermektedir. Bu çalışmada spesifik olarak finansal gelişmişlik ile insani gelişim endeksi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada finansal gelişmişliğin göstergesi olarak, IMF tarafından 2012 yılında yayımlanan farklı finansal gelişmişlik boyutlarıyla oluşturulan 9 adet endeks aracılığıyla hesaplanan finansal gelişmişlik endeksi, borsa endeksi ve enflasyon verisi kullanılmıştır. Çalışmada finansal gelişmeyi gösteren değişkenlerden finansal gelişme endeksi ve finansal gelişme sürecinin başka bir temsilcisi borsa endeks değeri ile enflasyon değişkenlerinin insani gelişme endeksi üzerine kısa ve uzun dönemli etkileri kırılgan beşli olarak tanımlanan ülke grubu için araştırılmıştır. Panel ARDL yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada elde edilen sonuçlara göre uzun dönemde finansal gelişme endeksi ve borsa endeks değerinin insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlıdır. Enflasyonun ise insani gelişme endeksi üzerindeki etkisi negatif yönlü ve anlamlıdır. Sonuçlar çalışmanın temel araştırma sorularında öne sürülen hipotezlerin geçerli olduğunu göstermektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Jandarma teşkilatının kurumsal imajına yönelik bir araştırma: gümüşhane ili örneği

    Çalışır, Gülsüm; Beşli, Adem

    İnsanlar ancak toplumsal düzenin sağlanmış olduğu ortamlarda refah ve mutlu bir hayat sürmektedir. Toplumsal düzenin sağlanması da o toplumun emniyet ve asayişin sağlanması ile mümkündür. Ülkemizde insanların huzur ve güvenliğini sağlamakla görevli kurumlardan biri olan Jandarma teşkilatının genel olarak toplumda bir saygınlığının olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, toplumda genel olarak bilinen bu saygınlığın; yani olumlu imajın bilimsel olarak ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu araştırmada Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış vatandaşlarla yapılan anketlerden elde edilen tespitler SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane ilinde yaşayan sivil vatandaşlar, örneklemini ise Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış 18-55+ yaş aralığında yer alan sivil vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılardan alınan cevaplar değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmanın uygulama bölümüne gönüllü olarak katılım sağlayan 300 sivil vatandaş bulunmaktadır. Araştırma sonucunda binlerce personeli ve köklü bir geçmişi olan Jandarma kurumunun kurumsal imajının, hizmet verdiği vatandaşlar nezdinde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kurumsal sosyal sorumluluk ve sosyal medya ilişkili çalışmalar üzerine bir araştırma

    Kütükoğlu, Elif; Soydaş, Nurgül

    Günümüzde gündelik hayat pratiklerinden sosyal yaşamı, bilim dünyasından eğitimi, aile ilişkilerinden görünürlüğe kadar pek çok alanı etkileyen sosyal medya kurumları de etkisi altına almıştır. Bu uçsuz bucaksız dünyada yer almak/konuşulmak isteyen firmalar sosyal medya üzerinden bilinirliğini arttırmaya çalışmaktadır. Bunun için de kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerine yer vermektedirler. Tüm bunlar elbette iletişim bilimi için de dikkat çekici olmuş, konu hakkında akademik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmanın kapsamını da alanyazında yer alan akademik yayınlar oluşturmaktadır. Çalışmada, Türkiye’de YÖKTEZ’de yer alan lisansüstü tezler ve DergiPark’ta yer alan makaleler “kurumsal sosyal sorumluluk”, “sosyal medya”, kurumsal sosyal sorumluluk ve sosyal medya” gibi kavramlar ekseninde incelenmiştir. Bibliyometrik analizin kullanıldığı çalışmada toplam 34 akademik eser incelenmiştir. Bunların 31 tanesinin makale, sadece 3 tanesinin ise yüksek lisans tezi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışma içerisinde yayınların konu dağılımları, makalelerin yayınlandığı dergiler, tezlerin yer aldığı üniversiteler, çalışmalardaki anahtar kelimeler, veri toplama teknikleri, makalelerin yazıldığı yılların dağılımı gibi başlıklar detaylı şekilde yer almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Mobil reklamların kabulü: x, y ve z kuşakları üzerine bir araştırma

    Diker, Ersin; Türk, Kemal Can

    Bu araştırma X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin, mobil reklamları kabullenmelerini etkileyen tutumlar arasında farklılıkların var olup olmadığını bulmayı amaçlamaktadır. Literatürde X, Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin mobil reklamları kabullenmeleriyle ilgili yeterli düzeyde bir araştırmaya erişilememesi nedeniyle bu araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Reklam verenlerin, hedef kitlelerine uygun mobil reklam stratejileri geliştirmelerinde bu araştırmanın sonuçlarından yararlanabilecek olmaları araştırmanın özgün değeridir. Araştırmanın evrenini, Türkiye’de yaşayan X, Y ve Z kuşaklarındaki mobil cihaz kullanan tüketiciler oluşturmaktadır. Trabzon’da yaşayan X, Y ve Z kuşaklarındaki mobil cihaz kullanan tüketiciler ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu araştırmada kolayda örneklem yöntemi hedeflenen amaca ulaşabilmek için tercih edilmiştir. Araştırmada yüz yüze anket tekniği uygulanarak veriler elde edilmiştir. Trabzon il merkezinde (Ortahisar) yaşayan, araştırmaya katılmakta gönüllü olan X, Y ve Z kuşağındaki 600 tüketiciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Hatalı doldurulan anketler elenerek 528 anketin analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda mobil reklamları onaylama/kabullenme üzerinde etkili faktörlerden algılanan yarar, içeriksel bilgi, algılanan özveri ve güven faktörleri üzerinde kuşaklara göre anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Tüketim Kültürünün İnşasında Markaların Hegemonyası

    Demirel, Çağatay; Değirmenci, Fatıh

    Tüketim, modern toplumlarda sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda bireylerin kimliklerini ve statülerini inşa ettikleri ve bunları ifade ettikleri bir alan olarak görülmektedir. Gezegenin her yerine yayılan ve akın eden tüketimci piyasanın hâkimi markalar, sahip oldukları güç ile toplumda ya da uluslararası sistemde egemen olmasını istediği değerleri çeşitli kurumlar ve aydınlar üzerinden aktararak kendilerine bağımlı kesimlerin zihinsel ve yapısal sınırları üzerinde tahakküm kurmaya çalışmaktadır. Elbette kapitalist üretim/dağıtım sisteminin yerinde durmak bilmeyen faaliyetlerini devam ettiren markalar için asıl amaç, kitlelerin gönüllü (rıza) olarak kendilerine itaat etmesini sağlayabilmek, mevcut kurulu düzene karşı isyanları en aza indirebilmek ve olası rakipleri bertaraf edebilmektir. Gerçekleştirilen nitel araştırmada, tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyası incelenmiş ve “tüketim kültürünün inşasında markaların hegemonyasını nasıl sağladığının ve markaların, tüketimi reklamlarda nasıl inşa ettiğinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu amaç etrafında araştırma evrenini “Effie Awards” reklamları oluştururken araştırmanın örneklemini ise 2023 yılı “Effie Awards Türkiye”de farklı kategorilerde ödüle değer bulunan reklam filmleri oluşturmaktadır. Çalışmada markaların hegemonyalarını sağlarken güç unsuru içerisinde yer alan kültür ve bilgiyi ve rakip unsurlar içerisinde yer alan eşsizliği önemli ölçüde kullandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca markaların reklamlarda tüketim kültürünü, tüketimin sembolik boyutu, mutluluk-haz, çekicilik, kolaylık ve tarz temalarıyla inşa etme noktasında önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Uyarlama Filmlerde Toplumsal ve Kültürel Farklılıklar: Fıstık Gibi Maşallah (1964) ve Some Like It Hot (1959) Örnekleri

    Demirtaş, Haşim

    Roman ve tiyatro sinema tarihinin her döneminde yapımcı ve yönetmenlerin yararlandığı kaynaklar olmuştur. Birçok tiyatro oyunu ve edebi eser, sinemaya uyarlanmıştır. Türk sineması da ilk yıllarından itibaren bu aktarım yöntemini kullanmıştır. Orijinal metinden sinemaya uyarlanan filmlerin yanı sıra, uyarlama bir filmin de uyarlaması yapılabilir. Uyarlama filmler, zaten hazır olan senaryo, karakter, mekân, müzik ve diğer biçemsel unsurlar sayesinde uyarlama yapmak isteyen yönetmenler için bir şablon gibidir. Yapılan tek şey, kaynak filmdeki konunun tamamen veya kısmen alınması, karakterlerin, çevrenin, diyalogların ve müziğin Türkçeleştirilmesinden ibarettir. İçinden çıktığı topluma ait kültürel bir ürün olan filmlerin uyarlama yoluyla bir başka kültüre aktarılmasında değişen toplumsal ve kültürel farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada Oscar, Altın Küre, BAFTA gibi uluslararası film yarışmalarında ödül alan Some Like It Hot/Bazıları Sıcak Sever (1959) ile filmin Yeşilçam uyarlaması olan Fıstık Gibi Maşallah (1964) filmlerine odaklanılmıştır. Filmler, içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda her iki filmde ortaklaşan ve ayrışan noktalar tespit edilmiştir. Fıstık Gibi Maşallah, kaynak film ile aynı konuya, temaya, olay örgüsüne ve karakterizasyona sahiptir. Karakter isimleri, müzikler ve mekanların ise değiştirildiği görülmektedir. Film, bir uyarlama yöntemi olan Türkçeleştirme işlemine uğramıştır.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of solution behavior of Differential Equations by Sumudu methods of random complex Partial Differential Equations

    Merdan, Mehmet; Merdan, Merve; Şahin, Rıdvan

    In this study, solutions of random complex partial differential equations were found using the two-dimensional Sumudu transformation method(STM). The initial conditions of a deterministic equation or the non-homogeneous part of the equation are transformed into random variables to obtain a random complex partial differential equation. With the help of the properties of two-dimensional Sumudu and inverse Sumudu transformation, an approximate analytical solution of a complex partial differential equation with random constant coefficients was obtained by selecting a random variable with an initial condition of Normal and Gamma distribution. The probability characteristics of the resulting solutions, such as expected value and variance, were obtained and graphically shown with the help of the Maple package program.

  • MakaleAçık Erişim2024
    İnşaat Malzemesi Olarak Kullanılan Beton Örneklerinde Uçucu Külün Radyasyon Koruma Etkinliği Üzerindeki Etkilerinin EGS4 Kodu Kullanılarak Hesaplanması

    Esra, Yilmaz Bayrak

    Bu çalışmanın temel amacı, inşaat malzemesi olarak kullanılan beton örneklerinde çimentonun azaltılarak ve yerine uçucu kül kullanılmasının radyasyon koruma etkinliği üzerindeki etkilerini belirlemektir. Beton örneklerinin radyasyon koruma etkinliği, EGS4 kodu kullanılarak hesaplanmış ve teorik olarak XCOM verileri ile karşılaştırılarak tartışılmıştır. 59.5 ile 1332 keV arasındaki gama ışını enerji aralığında, uçucu kül ile karıştırılmış beton örneklerinin kütle soğurma katsayıları (μ/ρ), teorik olarak incelenmiştir; bu inceleme WinXcom ve EGS4 simülasyonlarıyla gerçekleştirilmiştir. Hesaplanan kütle soğurma katsayıları kullanılarak ortalama serbest yol (MFP), yarı değer tabakası (HVL), radyasyon koruma etkinliği (RPE), etkili atom numarası (Zeff) ve gama ışını kerma katsayıları (kγ) gibi çeşitli koruma parametreleri belirlenmiştir. İnşaat malzemesi olarak kullanıldığında betonun bileşiminde çimentonun azaltılması ve uçucu kül eklenmesinin, radyasyon koruma etkinliği üzerinde etkileyici değişikliklere yol açtığı gözlemlenmiştir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kızıl Tilkide (Vulpes vulpes) Sternum’un Morfolojik İncelenmesi

    Onuk, Burcu; Selviler-Sizer, Sedef; Ağaç, Duygu Küçük

    Sternum, göğüs iskeletinin ventral bölümünü oluşturmak üzere, cartilago costalis’ler aracılığıyla costa’lara bağlanan bir kemiktir. Hayvanlarda kemiklerin şekli ve yapısında türler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle farklı hayvan türlerinde kemiklerin anatomik yapılarının makroskobik ve morfometrik olarak bilinmesi klinik uygulamalar ve hastalıkların teşhisi açısından önemlidir. Bu çalışma ile ilk kez kızıl tilki sternum’unun morfolojik ve morfometrik özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Bu amaçla çalışmada 4 adet kızıl tilki sternum’u kullanıldı. Toplam 8 adet sternebradan oluşan sternum, manubrium sterni, corpus sterni ve proc. xiphoideus’tan oluşmaktaydı ve ortalama uzunluğu 16,2±05 cm idi. En cranial’deki parçayı oluşturan manubrium sterni kısa silindir görünümündeydi ve hafif yukarı doğru bir duruşa sahipti. Orta kısmına doğru costa’ların bağlanması için genişleme mevcuttu. Corpus sterni’yi oluşturan sternebra’ların şekli silindir biçimindeydi ve boyları birinciden altıncı srternebra’ya doğru kısalarak devam etmekteydi. Yatay olarak geniş, dikey olarak ince bir yapıya sahip olan proc. xiphoideus’un üzerinde costa bağlantısı mevcut değildi ve en ucunda yaprak şeklinde bir cartilago xiphoidea’nın olduğu görüldü. Sonuç olarak yapılan bu çalışma ile kızıl tilki sternum’una ait morfometrik veriler ilk kez elde edildi. Kızıl tilki sternum’unun makroanatomik yapısı genel itibariyle carnivor’lara benzer görüldü.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    COVID-19’un QALY ve DALY Ölçütlerine Etkisi

    Köse, Aslı

    Amaç: Dünya’da COVID-19 salgını özellikle sağlık sistemleri olmak üzere birçok sistemi etkilemiştir. Sağlık harcamalarında artan talep maliyetlerin de artışına neden olmuştur. Dolayısıyla sağlık ölçütleri olarak kaliteye göre ayarlanmış yaşam yılları (Quality-Adjusted Life-Year; QALY) ve engelliliğe göre ayarlanmış yaşam yılları (Disability-Adjusted Life Year; DALY) başına düşen maliyetlerin değerlendirilmesi sağlık yöneticilerinin karar süreçlerini destekleyecektir. Bu sistematik derlemenin amacı, COVID-19’un QALY ve DALY ölçütlerine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Sistematik derlemede PRISMA bildirgesi rehber alınmıştır. Araştırma stratejisinde üç elektronik veri tabanı kullanılmıştır: Scopus, Web of Science, PUBMED. Veri tabanları 01/01/2020-31/12/2022 tarihleri arasında taranmıştır. Taramalarda “COVID-19” and “QALY” ile “COVID-19” and “DALY” anahtar kelimeleri kullanılmıştır. Bulgular: Veri tabanlarından ulaşılan araştırma sayısı 352’dir. Ayrıntılı incelenen araştırma sayısı 290’dır. Derlemeye 37 çalışma dahil edilmiştir. Gerçekleşen ve tahmini verilere dayalı araştırmalarda farklı QALY ve DALY ölçütlerine ulaşılmıştır. Aşı, ilaç ve PCR testlerinin uygulanması ile elde edilen sağlık kazanımları da değişmiştir. Sonuç: COVID-19 pandemi döneminde QALY ve DALY sağlık çıktılarının ülkelerin sağlığa ayırdıkları kaynaklar ve sağlık sistemlerinin özelliklerine göre değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of the Relationship Between Kinesiophobia and Pain, Quality of Life and Physical Functions in Osteoarthritis Patients

    Yılmaz, Coşkun; Altinayak, Harun; Karatekin, Yavuz Selim; Genç, Ahmet Serhat; Akdemir, Enes; Anıl, Berna; Korkmaz, Esra

    Aim: Osteoarthritis (OA) is a chronic, degenerative joint disease that is characterised by joint pain and stiffness. The development of kinesiophobia is common in OA patients, especially related to pain and loss of function. The aim of our study was to determine the relationship between kinesiophobia and pain, quality of life and physical functions in patients with knee OA. Material and Method: A total of 60 patients (30 females and 30 males, aged 40-65 years) diagnosed with Kellgren-Lawrence (KL) grade 2 and 3 OA participated in this cross-sectional study. Tampa Scale for Kinesiophobia (TSK), Short Form Health Survey (SF-12), Visual Analogue Scale (VAS), Knee Injury and Osteoarthritis Outcome Score Physical Function Short Form (KOOS-PS), Oxford Knee Score (OKS), Lower Extremity Functional Scale (LEFS), Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis Index (WOMAC), Berg Balance Scale (BBS) scales and Timed Up and Go (TUG), 6-Minute Walking Test (6MWT), The Five Repetition Sit to Stand Test (5STS) and Stair-Climbing Test (SCT) functional tests were performed. Results: A statistically significant difference was observed between the male and female groups in all scales and functional test results, with the exception of TSK (p<0.05). A positive correlation was found between kinesiophobia and SCT in the female group, while a negative correlation was found between TUG and SF-12 PCS in the male group (p<0.05). Conclusion: The findings indicated that, in general, kinesiophobia was not significantly correlated with pain, knee score, balance, quality of life and functional tests in male and female OA patients. However, some scales and tests showed positive and negative correlations with kinesiophobia in both groups, although limited.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sezgisel Bulanık Normlu Uzaylarda Sezgisel f ve ψ Bulanık Daralma Dönüşüm Sınıfları için Yaklaşık Sabit Nokta Özelliği

    Cona, Lale; Tan, Gizem Güzel

    Bu çalışmada, klasik analizde ve bulanık metrik uzaylarda tanımlı f ve ψ daralma dönüşüm sınıflarının sezgisel bulanık normlu uzaylar için yeni versiyonları tanımlanacaktır. Ayrıca, bu dönüşümlerin sezgisel bulanık normlu uzaylarda hangi şartlar altında yaklaşık sabit nokta özelliğini sağladığı gösterilecektir. Bulunan sonuç örneklerle desteklenecektir.

  • MakaleYalnız künye2024
    İnternet Bağımlılığının Beslenme Alışkanlıkları ve BKİ/Z-Skor ile İlişkisinin Değerlendirilmesi: Adölesanlar Üzerinde Kesitsel Bir Araştırma

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Yılmaz, Hacı Ömer; Meriç, Çağdaş Salih

    Giriş ve Amaç: İnternet bağımlılığı özellikle fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, başta beslenme olmak üzere çoğu alışkanlıkların kazanıldığı çocukluk ve adölesan dönemi etkilemektedir. Bu araştırma, adölesanlarda internet bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve vücut ağırlığı-obezite (BKİ/Z-Skor) ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan bu araştırmaya basit rastgele örneklem metodu ve yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak 679 adölesan dahil edilmiştir. Araştırmacılar tarafından güncel literatürün taranmasıyla hazırlanan anket formu adölesanların sosyo demografik özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını, Türkiye Beslenme Rehberi’ne (TÜBER) göre günlük tüketilmesi gereken besin gruplarını, adölesanların fiziksel aktivite düzeylerini, internet ve akıllı telefon kullanım durumları ile “Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği–Kısa Form (YİBÖ-KF)”unu içermektedir. Bulgular: Yaş ortalaması 14,06±2,06 yıl olan adölesanların BKİ ve Z-skor ortalamaları sırasıyla 20,67±3,7kg/m2 ve 1,24±1,10’dur. Z-skor’a göre adölesanların %77,0’ı zayıf/normal, %23,0’ı şişman/obez olarak kategorize edilmiştir. Şişman/obez adölesanların zayıf/normal olanlara kıyasla internet ve akıllı telefon kullanım sürelerinin anlamlı olarak yüksektir. Adölesanların YİBÖ-KF puanları 26,2±7,6 olup şişman/obez adölesanların puanları (27,8±7,0) zayıf/normal olanlara kıyasla (25,7±7,7) anlamlı olarak yüksektir. TÜBER’in günlük önerdiği düzeyde süt ve süt ürünleri, ekmek ve tahıl ürünleri ile sebze tüketen adölesanların internet bağımlılık düzeyleri bazen tüketen veya hiç tüketmeyenlere kıyasla anlamlı olarak düşüktür. Adölesanların Z-skorları ile internet bağımlılıkları arasında kuvvetli pozitif korelasyon belirlenmiş olup adölesanların internet bağımlılıkları arttıkça Z-skorları ve obezite riskleri de artmaktadır. Sonuç: Araştırma bulguları adölesanların önemli ölçüde sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sahip olduklarını, sağlıklı besin gruplarını günlük önerilen düzeyde tüketmediklerini ve bu durumun internet bağımlılığı ile ilişkili olduğunu göstermiştir. İnternet bağımlılığı ve beslenme alışkanlıkları ile anormal vücut ağırlığı arasındaki ilişkinin objektif ölçümler ile detaylıca irdeleneceği, geniş ölçekli ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç vardır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele