Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kulakaç, Nurşen(10)
- Çelik, Orkun(8)
- Ashyralyyev, Charyyar(7)
- Keyifli, Nazlı(7)
- Ashyralyev, A.(6)
- Kayikcioglu, Temel(6)
- Menevseoglu, Ahmed(6)
- Araz, Onur(5)
- Ashyralyyev, C.(5)
- Demirbağ, Orkun(5)
- Koç, Pinar(5)
- Turan, Ibrahim(5)
- Ünlü, Ramazan(5)
- Ürkek, Bayram(5)
- Akar, Zeynep(4)
- Akyol, Hikmet(4)
- Akyol, Mehmet(4)
- Aydınçakır, Emre(4)
- Bilgilioglu, Burhan Baha(4)
- Demir Doğan, Melike(4)
- Demir, Selim(4)
- Kankal, Murat(4)
- Kurnaz, Muammer(4)
- Melek, Mesut(4)
- Pala, Fahrettin(4)
- Sancar Özkök, Canan(4)
- Taş, Ahmet(4)
- Ulutaşdemir, Nilgün(4)
- Uzun, Sevda(4)
- Acet, Tuba(3)
- Akay, K.U.(3)
- Aydin Sayilan, Aylin(3)
- Aydın Sayılan, Aylin(3)
- Barut, Abdulkadir(3)
- Basoglu, Mustafa Engin(3)
- Cakalli, H.(3)
- Canak, I.(3)
- Cengiz, Ekrem(3)
- Cengiz, Emre(3)
- Cengiz, Sevil(3)
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2021İnsani yardım lojistiği planlama süreci için bir model ve takip sistemi önerisi: Hatay ili örneği
Gülşah Ayvazoğlu
Bugün dünya çok sayıda insani krizle karşı karşıya kalmakta etkilenen nüfusu rahatlatmak, kayıpları ve insan acısını en aza indirmek için insani yardım kararları alınmaktadır. Türkiye tarihi ve kültürün getirdiği güçlü bir gelenekle dünyada en çok insani yardım yapan ülke konumuna gelmiştir. Hatay, Suriye Arap Cumhuriyeti'nde yaşanan iç karışıklığa bağlı kitlesel nüfus hareketliliği ve devam eden insani krizle mücadele çalışmalarının yoğun şekilde yürütüldüğü sınır ilimizdir. Dünyada ve ülkemizde, daha önce meydana gelen insani krizlerde insani yardım lojistiği faaliyetleri için çeşitli çözümler bulunmaya çalışılmış fakat çoğu zaman bu çözümler genel geçer esaslara dayandırıldığından bölgesel gereksinimlere yanıt vermekten uzak kalmıştır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniği uygulanarak insani yardım lojistiğinde karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri sunan bir model geliştirmektir. Çalışma genel itibariyle üç aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada ilgili literatürden ve insani yardım lojistiği hizmeti sunan kurum/kuruluş yetkililerinin görüşleri alınarak DELPHİ yöntemi ile sorunlar tespit edilmiştir. Ardından bu sorunların çözümlenme öncelikleri (ağırlıkları) Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi ile belirlenmiştir. Son aşamada ise Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) ilişki matrisleri sayesinde "İnsani yardımların takip edileceği sistem oluşturulması" en iyi çözüm önerisi olarak belirlenmiştir. Hatay İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yürütülen "İnsani Yardım Kayıt Sistem Yazılım Alt Yapısı" isimli proje ile çözüm önerisi hayata geçirilmiştir. Bu tez çalışması ile insani yardım lojistiği planlama sürecine bir model geliştirmiş, devamında model uygulamaya alınmıştır. Böylece sistematik bir yaklaşımla (planla-uygula-kontrol et-önlem al, PUKÖ) planlaması yapılan model, uygulanmış ve kontrolleri sağlanarak gerekli önlemler alınmaya devam edilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Acil durum ve afetlerde Samsun afad yönetimi
Abdurrahman Oruç
Bu araştırma da Samsun Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezine 01.01.2014 ve 31.12.2018 tarihleri arasında 122 nolu acil ihbar hattına gelen ihbar kayıtlı verileri incelenerek sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmamız sonucunda İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezlerine gelen ihbarların ilgili kurumlara daha hızlı ulaşabilmesi için önerilerde bulunabilmeği hedeflemektedir. Araştırmada kullanılan 983 adet ihbardan elde edilen sonuçlar; frekans ve yüzde dağılımları ile SPSS 21 programına bağlı Ki-Kare guruplar arası bağımsızlık testi kullanılarak elde edilmiştir. Bu Araştırma sonuçlarına göre; Samsun il afet ve acil durum müdürlüğü afet ve acil durum yönetim merkezine gelen 983 ihbarın %22,4' üne acil müdahale ekibi yönlendirilmiştir. İhbarların %72,8'ine Diğer kamu kurumları yönlendirildiği tespit edilmiştir. Samsun İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Acil Müdahale Ekiplerinin müdahale ettiği olayların ilk sırasında %24,5 ile trafik kazaları, %21,4 ile kayıp olayları, %9,1 ile mahsur kalma olaylar ve %8,2 ile su taşkını olayları olduğu görülmektedir. Toplam ihbarların %59,3 mahsur kalma ve hasta nakli olarak kayıtlara geçmiştir. Yapılan analiz sonucunda ise mahsur kalma olaylarının %73,3' üne ve hasta nakli olaylarının %78,2' sine Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye ekiplerinin yönlendirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca mahsur kalma olaylarının %85'nin ve hasta nakli olaylarının %99,5'nin Kış aylarında meydana geldiği belirlenmiştir. Gerçekleşen olaylar ile meydana geldiği aylar arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kâğıt fabrikası atık çamurunun yonga levha üretiminde değerlendirilmesi
Muharrem Tekel
Kâğıt fabrikaları kağıdı üretebilmek için üretim akışı boyunca suyu bol miktarlarda tüketmektedirler. Bu gibi tesislerde suyun arıtılması sonucunda atık çamur oluşmaktadır. Bu atık çamur geri yıkama suyu ile birlikte doğaya bırakılmaktadır. Bu atık çamura önce içeresindeki nemden uzaklaştırılması için kurutma işlemi yapılmıştır. Daha sonra kurutulan bu atık çamur üzerinde öğütülme işlemi yapılmıştır. Bunun yanında odun materyali de yonga haline getirilip kurutma fırınında kurutulmuştur Sonrasında ise belli oranlarda ki atık çamura yine belli oranlarda odun materyali ve bazı katkı maddeleri katılarak hamurlaştırma işlemi yapılmıştır. Karışım çamuru belirli boyutlarındaki kalıp ile 18 mm kalınlıkta üretilmiştir. Elde edilen Levha taslakları prese sokularak belirlenen sıcaklık ve sürede preslenmiş tir. Bu işlemlerin sonrasında ise elde edilen levhalar üzerinde bazı fiziksel ve mekaniksel testler yapılmıştır. Levhalar 0.69 ve 0.71 g/cm3 yoğunlukta elde edilmişlerdir. Elde edilen levhalar daha sonra fiziksel (su alma, kalınlık artımı) ve mekaniksel testlere ( eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, yüzeye dik yönde çekme direnci) alınmışlardır. Çalışma sonunda ise, elde edilen levha taslaklarının standartlara göre uygunluğu araştırılmış ve bu levhaların genel amaçlar için kullanılabileceği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Mor buğday unundan derin yağda kızartılmış alternatif cips üretim olanağının araştırılması
Şemsettin Kaya
Bu çalışma, yüksek besin değerlerine sahip olan mor buğday unundan (MBU) derin yağda kızartılmış alternatif cips üretim olanağını araştırmak için yapılmıştır. Bu kapsamda mor buğday unu ve ekmeklik buğday unundan, yanıt yüzey metodunun Box-Bhenken deneme tasarımı kullanılarak hazırlanmış 15 deneme noktalı çalışma ile cips üretim imkânları araştırılmıştır. Çalışmada mor buğday unu ve ekmeklik buğday unu kullanılarak, tüm formülasyonlara tuz (1 g/100g) ve 50±5 mL su ilave edilmiştir. Kızartma sıcaklığı (170-180 ve 190 °C) ve süresi (40-50 ve 60 saniye) ayrı birer faktör olarak seçilmiştir. Elde edilen cips ürünleri fizikokimyasal, besinsel, biyoaktif ve duyusal yönden karakterize edilmiş ve üretim şartları optimize edilmiştir. Cips örneklerinin kuru madde içeriklerinin 96.94 ile 99.81 g/100g aralığında değiştiği tespit edilmiştir. Kızartma sıcaklığının örneklerin kuru madde içeriklerini anlamlı oranda arttırdığı belirlenirken, MBU ve kızartma süresinin de aynı şekilde artış sağladığı gözlemlenmiştir (p<0.05). Formülasyondaki MBU miktarı arttıkça son üründeki kül miktarının da aynı şekilde arttığı tespit edilmiştir. Cips ürünlerinin kül içerikleri 1.00 ile 2.08 g/100g arasında değişkenlik göstermiştir. Örneklerin yağ içerikleri 40.73 ile 29.48 g/100g arasında değiştiği ve formülasyondaki MBU miktarı arttıkça son üründeki yağ içeriğinin önemli seviyede azaldığı (~% 23) belirlenmiştir (p<0.05). Cipslerin protein oranları MBU ilavesiyle anlamlı bir artış göstermiştir (p<0.05). Örneklerdeki protein içeriklerinin 5.29 ile 9.39 g/100g arasında değiştiği belirlenmiştir. En yüksek enstrümental sertlik değerinin 39.61 kg ve en düşük değerin ise 17.20 kg olduğu belirlenmiştir. MBU'nun formülasyondaki miktarı arttıkça son üründeki örneklerin sertlik değerlerinde artış yaptığı tespit edilmiştir. Cipslerin renk değerlerinin üretimdeki MBU miktarının artması ile anlamlı şekilde değişim gösterdiği bulunmuştur (p<0.01 ve p<0.05). İlave edilen miktar arttıkça a* değerlerinin arttığı, L* ve b* değerinin ise azaldığı görülmüştür. Örneklere ait enzime dirençli nişasta (EDN) sonuçları 0.51 ile 0.80 g/100g arasında değişmiş ve formülasyondaki MBU'nun artması ile cips örneklerindeki EDN miktarlarında kısmen artış gözlemlenmiştir. Ayrıca mor buğday ununun formülasyondaki artışı ile örneklerin dirençli olmayan nişasta (DON) ve toplam nişasta (TN) içeriklerinin azaldığı belirlenmiştir. Cipslerin akrilamid içeriklerinde formülasyondaki MBU seviyesi arttıkça azalma görülmüştür. Örneklerin biyoaktif analizleri ile birlikte formulasyondaki MBU miktarı arttıkça TFK, TFlC, TAK, DPPH, ABTS içeriklerinde anlamlı bir artış belirlenirken (p<0.01 ve p<0.05), FRAP değerlerinde ise anlamlı bir artış tespit edilmemiştir (p>0.05). Buna göre örneklere ait TFK, TFlC, TAK, DPPH, ABTS, FRAP içerikleri sırasıyla şu şekildedir; 331.72 ile 797.24 mg GA/kg, 103.78 ile 235.79 mgQE/kg, 987.0 ile 1225.13 mgAA/kg, 101.57 ile 262.88 mgAA/kg, 59.25 ile 387.24 mgAA/kg ve 446.20 ile 800.53 mgFeSO4/kg. Duyusal analiz sonuçlarına göre üretimdeki MBU miktarı arttıkça panelistler tarafından kabul gören cips ürünleri elde edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan optimizasyon analizine göre arzu edilen (istenirlik: 0.73) üretim şartları şu şekildedir; 92.72 g/100g MBU, 170 °C ve 40 s. Bu sonuçlara göre MBU'nun yüksek oranda derin yağda kızartılmış cips ürünlerinde rahatlıkla kullanılabileceği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yoğun deprem risk bölgesindeki bir okul binasının türkiye bina deprem yönetmeliği 2018'e göre değerlendirilerek güçlendirilmesi
Selma Güneş
Deprem geçmişten beri insanlık tarihinin en büyük problemlerinden biri olmuştur. İnsanların yerleşik hayata geçmesi ile depremlerin etkileri artmış, can ve mal kayıplarını da beraberinde getirmiştir. Deprem mühendislerinin yaptığı çalışmalar sonrası depremin yıkıcı etkisini en aza indirmek için birçok deprem yönetmeliği oluşturulmuştur. Yapıların da bu yönetmelikler doğrultusunda tasarlanmasını ve inşa edilmesini zorunlu kılmıştır. Ancak gerek uygulama da yapılan ihmaller gerek yönetmeliklerin yetersizlikleri deprem felaketlerinin önüne geçememiştir. Bu tez çalışması kapsamında 1996 yılında ve 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe (ABYYHY) göre inşa edilen İstanbul ili Eyüp ilçesinde yer alan bir okul binasının mevcut ve güçlendirilmiş halinin doğrusal ve doğrusal olmayan analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapı uzun doğrultu da 45 m, kısa doğrultu da 40 m uzunluğundadır. Yapı yüksekliği 10.08 m'dir. Binanın mevcut durumundan hareketle Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-2018'de (TBDY-2018) varılan bilgiler doğrultusunda Dayanıma Göre Tasarım (DGT) ve Şekildeğiştirmeye Göre Değerlendirme ve Tasarım (ŞGDT) hesap yöntemleri kullanılmıştır. Bu amaca yönelik olarak tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm de daha önceki yıllarda mevcut binalara ilişkin gerçekleştirilen deprem analizleri ve güçlendirme çalışmaları özet halinde sunulmuştur. TBDY-2018 deprem yönetmeliğinin mevcut binalara yaklaşımı ve yapılan deprem analizlerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Mevcut yapının deprem etkilerine karşı esas alınacak olan hesap ilkeleri belirlenmiştir. Mevcut binalardan bilgi toplanması, taşıyıcı elemanların hasar sınır bölgelerinin belirlenmesi, yapıya ait performans hedeflerine ilişkin bilgiler ve yapıya ait analiz yöntemlerine ilişkin bilgiler bu bölümde verilmiştir. İkinci bölümde 1996 yılında inşası yapılmış okul binasına ilişkin yapılan çalışmalar sunulmuştur. Öncelikle binanın tahribatlı (betondan karot alma, betonarme çeliği numunesi alma) ve tahribatsız (schmidt çekici) yöntemlerle mekanik özellikleri belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Ayrıca beton örtüleri sıyrılarak donatı sayı ve konumları belirlenmiştir. Sonra karot ve donatı numuneleri üzerinde laboratuvarda ilgili deneyler yapılarak mekanik özellikleri belirlenmiştir. Üçüncü bölümde mevcut eğitim kurumunun Structural Analysis Program (SAP 2000) programı ile tasarımı gerçekleştirilmiş ve TBDY-2018 deprem yönetmeliğine göre doğrusal ve doğrusal olmayan deprem analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler doğrusal analiz kısmı için Eşdeğer Deprem Yükü, doğrusal olmayan analizler için İtme analizleri ve Zaman Tanım Alanında Doğrusal Olmayan Hesap Yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 3 katlı eğitim kurumunun TBDY-2018'den alınan bilgiler doğrultusunda doğrusal olmayan hesap adımı analizlerinin sınır şartlarının kontrolünde 50 yılda aşılma olasılığı %2 olan Deprem Yer Hareketi Düzeyi-1 (DD-1) ŞGDT'ye göre kontrollü hasar (KH) performans düzeyine göre ve 50 yılda aşılma olasılığı %50 olan Deprem Yer Hareketi Düzeyi-3 (DD-3) ŞGTD'ye göre sınırlı hasar (SH) performans düzeylerinin sağlanması istenmektedir. Gerçekleştirilen tez çalışmasında işlemlerin uzun olmasından kaynaklı olarak sadece en büyük deprem hareketi olduğu için DD1 deprem yer hareketi düzeyinin KH performans hedefine göre sağlanıp sağlanmadığı durumları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise elde edilen sonuçlar ve mukayeseler değerlendirilmiş, öneriler sunulmuştur. Yapının güçlendirilmiş durumda daha rijit bir davranış sergilediği, yer değiştirmelerin yapının optimum sınırları içerisinde kaldığı, kolon ve kirişlerin üzerine gelen yüklerin daha az olduğu ve hasarların daha az olduğu görülmüştür. Aynı durum yapının mevcut durumu için söylenemez. Yapılan güçlendirme çalışmasının yapının mevcut durumuna ait hasar sınır bölgelerinde ne kadar etkili olduğu, depremin etkileri sonrası oluşacak taban kesme kuvvetlerinin ve yer değiştirmelerin yapıda ne kadar minimum edildiğinin kontrolleri iki durum için de gerçekleştirilmiştir. Elde edilen mukayese sonrası artan yapı stokunun beraberinde getirdiği deprem ve depremlerin bıraktığı kalıcı hasarları en aza indirmek, gerekli özen gösterilmeden ve eski yönetmelikler göz önünde bulundurularak yapılmış olan günümüz mevcut yapılarının can güvenliğini tehdit etmeden, en ekonomik şekilde güçlendirilmesi amaçlanmış ve tüm hasarlı olabilecek yapılar üzerinde güçlendirme çalışmalarının önemi vurgulanmıştır. Yeni yönetmeliğin de gereğinden fazla üzerinde durduğu bu bölüm de günümüz yapılarının ve o yapıların deprem karşısındaki davranışının daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Trabzon ili inşaat sektöründe kişisel koruyucu donanım kullanımının araştırılması
Taha Şengönül
Çok tehlikeli iş kollarından biri olan inşaat sektörü ülkemizdeki iş kazalarının çoğunluğunu barındırmaktadır ve bu yönüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu sektörde toplu koruma önlemleri dışında kişisel koruyucu donanımlar iş kazalarının ve bıraktığı hasarların önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Kişisel koruyucu donanımlar üzerine birçok çalışma yapılmasına karşın bu çalışmalar genelde çalışanları kapsamaktadır. Bundan dolayı da tek taraflı bir bakış ile genel çözümler üretmenin uzağında kalmışlardır. Bu çalışmada, Trabzon ili inşaat sektöründe hem çalışanların hem de işverenlerin kişisel koruyucu donanım farkındalıkları üzerine bir anket çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda, çalışanların kişisel koruyucu donanım kullanım durumları, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, kişisel koruyucu donanım eğitimleri ve yaşadıkları iş kazalarının kişisel koruyucu V donanımla olan ilişkisini belirlemek üzere anket soruları hazırlanmış ve çalışanlara uygulanmıştır. Ayrıca işverenlerin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği durumu, kişisel koruyucu donanım temini ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine bakış açılarını belirlemek için anket soruları hazırlanmış ve işverenlere uygulanmıştır. Anket uygulaması 115 işçi ve 15 işverene uygulanmıştır. Anket sonrası elde edilen veriler SPSS 24 programı ile istatistiksel olarak değerlendirilip, sonuçlar grafikler ve tablolar yardımıyla incelenmiştir. Ayrıca hipotezleri test etmek amacıyla ki-kare testi uygulanıp sonuçları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda, çalışanlara verilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yetersiz olduğu, çalışanların eğitim düzeyi arttıkça kişisel koruyucu donanım kullanım oranının arttığı ve kaza geçirme oranının düştüğü, kişisel koruyucu donanım kullanmayan çalışanların tamamının iş kazası geçirdiği, çalışanların çoğunun ergonomik olmadığı gerekçesiyle kişisel koruyucu donanımları kullanmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca işverenlerin tamamının iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi'nden (OSGB) aldığı, %20'sinin ekstra maliyet gerekçesiyle iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermediği, %15'inin kişisel koruyucu donanım temin edemediği, temin edilen kişisel koruyucu donanımların ise baret, iş eldiveni ve iş ayakkabısıyla sınırlı kaldığı belirlendi. Çalışma sonunda ise bazı çarpıcı çözüm önerileri ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Aarhus sözleşmesi ve Türkiye'de uygulanabilirliği üzerine bir değerlendirme
Ahusena Keleş
Aarhus Sözleşmesi'nin aslı 1980'li yılların son dönemlerinden itibaren yürütülen çalışmalara dayandırılabilir. Ancak sözleşme 25 Haziran 1998 tarihinde Danimarka'nın Aarhus şehrinde Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) doğrultusunda imzalanmış ve 30 Ekim 2001 tarihinde yürüklükte yerini almıştır. Aarhus sözleşmesi çevre ve insan hakları arasında bağlantı kurmaktadır. Ayrıca çevresel mevzular hakkında bilgiye erişim, çevre ile ilgili konularda verilecek kararlara halkın katılımı ve yargıya başvuru gibi konular sözleşmenin içeriğini oluşturmaktadır. Bu üç sütun şeffaf, kapsayıcı ve hesap verebilir iyi çevresel yönetişimi teşvik etmek için esastır. Ancak 2001 yılında yürürlüğe giren sözleşmeyi Türkiye imzalanmamıştır. Bu tez çalışmasında gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye bağlamında Aarhus sözleşmesi perspektifinden, çevresel yönetişime halkın katılımının temel varsayımları esas alınacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Devlet Hava Meydanları İşletmesi bünyesinde çalışan personellerin genel afete hazırlıklı olma inanç durumlarının belirlenmesi (Bingöl Havalimanı örneği)
Emre Pehlivan
Afetlerin potansiyel olumsuz etkilerinin azaltılmasında; afetlerle ilgili verilen eğitim ve tedbirler kadar afetlere hazırlıklı olma inancı da önemlidir. Özellikle afet yönetiminde aktif rol alan iş sahalarında çalışanlara afetlere hazırlıklı olma inancı konusunda daha da fazla görev düşmektedir. Bu çalışmanın amacı, Bingöl Havalimanı'nda çalışan 242 personelin genel afet hazırlık inanç durumunun (GAHİD) değerlendirilmesiydi. Araştırmada, 32 madde ve 5'li likert tipi sorulardan oluşan GAHİD ölçeği, 205 gönüllü katılımcıya (tüm evrenin %85'ine) uygulandı. KMO değeri 0,849 ve Cronbach alfa katsayısı değeri 0,890 olarak saptandı. Toplam afetlere hazırlıklı olma inanç puanlarına ve altı alt boyutlara (algılanan duyarlılık, algılanan ciddiyet, algılanan yarar, algılanan engeller, eyleme geçiriciler ve öz yeterlilik) ait ortalama ve standart sapma değerleri hesaplandı. Sosyodemografik değişkenler ile GAHİD ortalama puan sonuçlarının karşılaştırması istatistiksel açıdan değerlendirildi. Araştırmada, katılımcıların GAHİD toplam puan ortalamasının yüksek düzeyde (125,9±13,6) olduğu gözlendi. Özellikle, birden fazla yerde afet eğitim aldığını belirten grubun eğitim almayan gruba göre daha yüksek GAHİD ortalaması olduğu ve afet eğitimi alma değişkenleri ile GAHİD puan ortalamaları arasında pozitif yönde korelasyon olduğu saptandı (R=0,250, p<0,001). Yaş, cinsiyet, iş alanı, gelir durumu, afet yaşama değişkenleri açısından GAHİD ortalama puanı istatistiksel açıdan değişim gözlenmedi (p>0,05). Öte yandan, kadın grubunda algılanan ciddiyet alt boyutu ortalamasının ve otuz üç yaş üstü altı yıldan fazla çalışan personel grubunda algılanan duyarlılık ortalamasının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak, genel afetlere hazırlıklı olma inancını artırmak için personele afetle ilgili eğitimlerin tek bir zaman aralığında verilmesi yerine periyodik ve tekrarlı olarak verilmesinin daha yararlı olabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Engelli bireylerin müşteri memnuniyeti ve destinasyon sadakatlerine etki eden pazarlama faktörlerinin incelenmesi üzerine bir çalışma
Fatma Nur Akçay Kaya
Türkiye'deki çeşitli destinasyonlarda hizmet işletmelerinin uygulamakta oldukları pazarlama karması değişkenlerinin engelli müşterilerin memnuniyetleri ve destinasyona olan sadakatleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmamızın hedef evrenini, araştırmacının imkânları ve kısıtları çerçevesinde Trabzon ili ve yakın ilçelerinde, çeşitli türde ve farklı düzeylerde engelleri olan yetişkin 154 birey oluşturmaktadır. Geliştirilen araştırma modeli ile pazarlama bileşenleri (5 değişken), müşteri memnuniyeti ve destinasyon sadakati değişkenleri arasındaki ilişki ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışma yapılırken toplanan verilerin analizi noktasında istatistik paket programları olan SPSS ve AMOS programlarından faydalanılmıştır. Yapılan yapısal eşitlik analizi sonucunda araştırma modeli test edilmiş olup, pazarlama karması bileşenleri olan "Fiyat değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,099; p<0,012), "Hizmet değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,102; p<0,018), "İnsan değişkeni" (Kuvvetli Etki, r= 0,415; p<0,000) ve "Yer değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,214; p<0,000) ile "Engelli müşteri memnuniyeti değişkeni" arasında pozitif yönde anlamlı, "Tutundurma değişkeni" (p<0,609) ile "Engelli müşteri memnuniyeti değişkeni" arasında ise anlamsız bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca "İnsan değişkeni", "Hizmet değişkenini" de pozitif yönde etkilemektedir (Kuvvetli Etki, r= 0,618; p<0,000). Ayrıca "Engelli müşterilerin memnuniyetleri değişkeni", "Destinasyon sadakati değişkenini" pozitif yönde etkilemektedir (Zayıf Etki, r= 0,063; p<0,000).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ekolojik ayak izini etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir yapısal model önerisi
Gamze Çelik
İnsanların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda dünya üzerinde bıraktığı olumsuz etkinin her geçen gün artması ile birlikte çevre sorunlarının oluşması kaçınılmaz hale gelmiştir. Hızla artan nüfus, gelişen teknoloji, kentleşme oranının yükselmesi gibi nedenler insanların hayat standartlarının değişmesi ile birlikte doğadaki kaynakların bilinçsiz bir şekilde tüketilmesine, doğada sanayi ve evsel atıkların çoğalmasına, tarım arazilerinin, ormanların ve canlı türlerinin yok olması gibi ekolojik sorunlara neden olmaktadır. Ekolojik ayak izi bu olumsuz etkileri sayısal verilerle belirlemek amacıyla geliştirilen bir metodolojidir ve ekolojik ayak izinin azaltılması konusundaki eğilim giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada ekolojik ayak izini etkileyen faktörlerin yapısal eşitlik modeliyle istatistiksel olarak belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini Gümüşhane ilindeki 18 yaş ve üzeri 425 kişi oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre gıda, enerji ve su tüketim farkındalığı faktörleri ekolojik ayak izi faktörünü negatif yönde etkilerken, atık ürün farkındalığı ve barınma-ulaşım tüketim farkındalığı faktörlerinin ise ekolojik ayak izi faktörü üzerinde bir etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ekolojik ayak izini etkileyen faktörler incelenerek azaltılması yönünde uygulanması gereken faaliyetlerin yer aldığı bu çalışma, gelecekte yapılacak olan çalışmalara kaynak niteliği taşıyabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Görüntü segmentasyonu ile entegre edilmiş evrişimli sinir ağları ile deprem sonrası hasarlı binaların otomatik olarak tespiti
Recep Kiriş
Doğal afet türlerinden biri olan depremlerin meydana gelmesinden sonra birçok afetzedenin hayatını kurtarabilmek ve kriz yönetimini daha mükemmel sonuçlandırabilmek için afet bölgesinde bulunan hasarlı binaları mümkün olduğunca en kısa sürede tespit etmek ve tespit edilen hasarlı binalara müdahalelerde bulunmak son derece önemlidir. Günümüzde, deprem sonrasında hasarlı binaların tespiti afet bölgesinde görev alan yetkililer tarafından gözlemlenerek, uydu görüntülerinden veya helikopter gibi hava araçlarından alınan görüntülerden faydalanılarak yapılmaktadır. Yetkililerin gözlemleriyle hasarlı binaların tespiti zaman açısından ciddi kayıplar doğururken, tespitlerin doğruluğu bakımından da güvenilirliği tartışılır düzeydedir. Bu çalışmada, deprem ve sel gibi beklenmedik afetlerden sonra hasarlı veya tahrip olmuş binaların otomatik olarak tespit edilebilmesi için yapay zeka tabanlı sistemler test edilmiştir. Çalışma sırasında görüntü sınıflandırma literatüründe sıklıkla kullanılan VGG-16, VGG-19 ve NASNet evrişimli sinir ağı modelleri kullanılmıştır. Bu modelleri etkili bir şekilde uygulayabilmek için, önce çalışmada kullanılan tüm görüntüler K-Means kümeleme algoritması ile segmentlere ayrılmıştır. Sonrasında, çalışmanın ilk aşaması için, "hasarlı binalar" ve "normal binalar" olarak etiketlenen resimler sınıflandırılmıştır. VGG-19 modeli test setinde %90 doğruluk oranı elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında "hasarlı binalar", "daha az hasarlı binalar" ve "normal binalar" olarak etiketlenen resimler için çok sınıflı bir sınıflandırma algoritması oluşturulmuştur. Bu aşamada VGG-19, VGG-16 ve NASNet test setinde sırasıyla yaklaşık %69, %66 ve %62.5 doğruluk oranı elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Muhammed Ferid Vecdî'de nübüvvetin bilimsel temellendirilmesi
Yakup Çalışkan
Muhammed Ferid Vecdî, XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başlarında yaşamış Mısırlı bir ilim adamıdır. Gerek dini, gerekse de beşeri alanda çalışmaları bulunan Vecdî, Tefsir, Kelam, Felsefe ve Edebi alanlarda pek çok eser telif etmiştir. Bununla beraber hacimli bir ansiklopedik esere de sahiptir. Dolayısıyla Vecdî'nin pek çok alanda donanımlı bir ilim adamı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca önemli bir edebi kişiliğe sahip olan Vecdî, el-Ezher dergisinde pek çok yazı kaleme almıştır. Bu Çalışmamızda Ferid Vecdî'yi ele almamızdaki neden, fikirlerinin pek çok âlimden farklı olmasıdır. Zira onun düşüncelerinin temelinde Batı'da aldığı eğitim yatmaktadır. O Batı'da elde ettiği düşünceleri İslâmî kimliğe aykırı olmayacak şekilde öne sürmeye çalışmıştır. Konu olarak nübüvveti seçmemizdeki amaç; son dönem âlimlerinden olan Vecdî'nin nübüvvet konusuna ne gibi yenilikler kattığını ortaya koymaktır. Çünkü Vecdî de "Yeni İlm-i Kelâm" anlayışını savunan âlimlerden birisidir. Müellifimizin bu konuda bilimsel temellendirmeye gitmesindeki neden ise aklın bu gibi konuları daha kolay bir şekilde kabul etmesini sağlamasıdır. Son olarak bu çalışmayı nesnel bir bakış açısıyla ele almaya gayret ettik. Ferid Vecdî'nin nübüvvet konusu özelindeki görüşlerinin tutarlı olup olmadığını ortaya koymaya çalıştık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de Alevi-Bektaşi gruplar ve sembolizm
Talat Öz
Bu araştırmada, Anadolu coğrafyasında Bektaşi, Çepni, Tahtacı, Kızılbaş, Türkmen, Abdal, Sıraç ve Rafızi gibi Alevilik için kullanılan bazı isimlerle beraber birtakım Alevi-Bektaşi gruplar hakkında bilgi verilmiştir. Anadolu'da varlık gösteren çeşitli Alevi-Bektaşi zümrelerinin ülkemizdeki birçok yerleşim biriminde yoğun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte Alevi-Bektaşi geleneğinde tespit ettiğimiz bazı sembollerin Alevilik-Bektaşilik açısından ne anlam ifade ettiği üzerinde durulmuştur. Çalışmamızda çeşitli kategorilere ayırarak verdiğimiz bu sembollere genellikle Alevi-Bektaşi düşüncesinde etkili olan menkıbe ve şiirlerde rastlanmıştır. Ayrıca araştırmalarımız sonucu ulaştığımız bazı sembollerin Orta Asya eksenli din ve inanışlardan izler taşıdığı görülmüştür. Çalışmanın kapsamına değinmek gerekirse; "Türkiye'de Alevi-Bektaşi Gruplar ve Sembolizm" araştırmamızın ana konusunu teşkil etmiştir. Kapalı bir toplum özelliğine sahip olan Alevilik-Bektaşilik hakkında yapılan çalışmalardan hareketle araştırma konumuzun daha iyi anlaşılması ve objektif bir şekilde ele alınması açısından farklı kesimlere ait birçok kaynağa ulaşılmaya özen gösterilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Karayemiş (Prunus laurocerasus L) sirkesi üretimi, fiziksel, kimyasal ve biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi
Kübra Yılmaz
Sirke üretiminde hammadde önemli faktörlerden biridir. Karayemiş ise besin değeri yüksek, sağlık açısından önemli bir yere sahip olduğundan bu çalışmada sirke üretiminde hammadde olarak kullanılmıştır. Literatürde karayemiş sirkesinin fiziksel, kimyasal ve biyoaktif özellikleri ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Yapılacak analizler elma ve üzüm sirkesi özellikleri ile kıyaslanıp, TS 1880'e göre değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması için üç farklı türe ait olmak üzere yedi çeşit geleneksel karayemiş sirkesi ve bal sirkesi üretimi yapılmıştır. Çalışma için; kiraz karayemişi, sivri karayemişi, yabani karayemiş, tam olgunlaşmamış karayemiş toplanıp sirke üretimi için hazır hale getirilmiştir. Sirkenin oluşum süresine ait asitlikler ilk 2 ay 15 günde 1 defa, sonraki süreçte ise haftada bir defa analiz edilip kaydedilmiştir. Sirkeler için asitlik % 4 ü geçince inkübasyonu sonlandırıp süzme işlemi yapılarak cam şişelere alınmıştır. Sirkeleşme 4-20 haftada tamamlanmış ve analiz yapılıncaya kadar buzdolabında 4°C'de saklanılmıştır. Bu süreçte; meyvelerin parçalanması, sirke sineği oluşumu, sirke anası oluşumu ve dibe çökümü gözlemlenmiştir. Karayemiş ve bal sirkelerine ilaveten hazır olarak satılan üzüm ve elma sirkeleri analiz edilmek üzere satın alınmıştır. Yapılan çalışmada % asitlik (asetik asit cinsinden) analizi, pH, renk analizi, kül analizi, oksidasyon sayısı analizi, iyot sayısı analizi, ester analizi, mineral madde analizi, alkol tayini analizi, toplam kuru madde analizi, toplam şeker analizi ve antioksidan analizleri incelenmiştir. Çalışmamızda antioksidan kapasitesi, metanolik ekstraklar kullanılarak DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) serbest radikal süpürme aktivitesi FRAP (Demir iyonu indirgeyici antioksidan güç), Toplam antioksidan kapasitesi tayini (TAC), Toplam Flavonoid tayini (TFC), Toplam Fenolik madde tayini (TPC), ABTS●+ (radikal katyonu süpürücü etki tayini) metodu ile belirlenmiştir. FRAP metodu ile incelenen sirkeler en düşük ve en yüsek değerleri sırasıyla 3812±95.39 - 26632±1578.73 mg FESO4/kg olarak tespit edilmiştir. DPPH metodu ile analiz edilen sirke örneklerinde en düşük ve en yüksek değerler sırasıyla 36.67±3.32 - 433.05±14.25 mg AA/kg olarak tespit edilmiştir. TPC analizi sonucu en düşük ve en yüksek değer sırasıyla 244.55±4.00 - 2401.6±119.02 09 mg GAE/kg, ABTS metodu ile en düşük ve yüksek değer sırası ile 28.65±0.52 - 97.04±0.3 mg AA/kg olarak tespit edilmiştir. TFC analizi sonucu en düşük değer 240±20 mg QEE/kg, en yüsek değer ise 1853.33±147.42 mg QEE/kg olarak tespit edilmiştir. TAC metodu sonucu en düşük ve en yüksek değer sırasıyla 1017.07±13.58 - 7264.23±58.45 mg AA/kg olduğu analiz sonucu tespit edilmiştir. % Titrasyon asitliği (asetik aasit cinsinden) analizi sonucu minimum ve maksimum değerler sırasıyla 1.7 1±0.03 – 4.02 ±.02, % alkol miktarı en düşük ve en yüksek sırasıyla 0.02±0.01- 0.37±0.13, toplam şeker miktarı en yüksek ve en düşük sırası ile 6.56 ±0.02 - 276.13±7.34 g/L olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre örneklerin renk değerleri L* 10.98±0.06 -25.78±0.02 , a* 5.26±0.11- 15.06±0.02 ve b*(-)4.65±0.18-8.53±0.21 olarak ölçülmüştür. Kül 1.87±0.42 - 3.14±0.70 g/mL, pH değerleri 2.28±0.05 - 3.54±0.03 arasında tespit edilmiştir. Üretilen sirke numunelerinde toplam asit miktarı en fazla sivri karayemiş sirkesinde saptanmıştır. Antioksidan bakımından elma (1226.83±49.33) ve üzüm (1017.07±13.58) sirkeleri ile karşılaştırıldığında en yüksek değer karışık karayemiş (7264.23±58.45) sirkesinde tespit edilmiştir. Üretilen sirke analiz sonuçlarına göre fenolik madde içeriği zengin ve yüksek antioksidan kapasiteye sahip oldukları tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Somut olmayan kültürel mirasların yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi, ince ekmek yapımı ve paylaşımı geleneği, Erzurum örneği
Bedrettin Boztoprak
Turizm sektörü sosyal, siyasal, teknolojik, toplumsal ve ekonomik gelişmelerden etkilenen bir sektördür. Etkilendiği bu gelişmeler ile beraber ilerleme göstermesiyle birlikte turizm türlerinde ve turizm tercihlerinde de çeşitlilikler görülmeye başlanmıştır. Dünyada önemli sektörlerden biri olan turizm sektörünün ilk kuşağını deniz-kum-güneş üçlüsünün oluşturduğu klasik turizm oluşturur. İkinci kuşağı ise daha çok müze ve kültürel gezileri içeren kültür turizmi oluşturmaktadır. Turizm faaliyetlerine katılanlara bölge kültürü ile etkileşim kurup özgün deneyimler katarak eğlence, kültür ve deneyimi birlikte sunan üçüncü kuşak, kültür turizminin uzantısı olarak kabul edilen yaratıcı turizmdir. Yapılan bu araştırmada nitel araştırma modeli uygulanmıştır. Bu araştırmada olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme (Snowball Sampling) benimsenmiştir. Araştırmada somut olmayan kültürel miraslarımızdan ince ekmek yapımı ve paylaşımı geleneği Erzurum bölgesi esas alınarak yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi amacıyla öncelikli olarak alan araştırması tasarlanarak yürütülmüştür. Nitel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği bu araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Erzurum'da somut olmayan kültürel mirasımız olan ince ekmek yapımı ve paylaşımı kültürü ile yaratıcı turizm kapsamında görüş ve düşüncelerini alabileceğimiz farklı işletme çalışanları ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak Kasım ayı içerisinde veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda işletme sahipleri ve çalışanlar somut olmayan kültürel miraslarımızdan biri olan ince ekmek yapımı ve paylaşımı geleneğinin yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi konusuna sıcak bakmışlardır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Takım düzeyindeki paradoksal liderlik tarzının takımın stres seviyesine etkisinde yöneticinin politik desteği ve politik isteğinin düzenleyici rolü
Muhammed Ömer Kılıvan
Araştırmada, taşımacılık sektöründeki bazı illerde (Ankara, Erzincan, Sivas, İstanbul, İzmir) faaliyet gösteren yönetici ve çalışanlar arasında süregelen çalışma örgüsünde paradoksal liderliğin, politik destek ve politik istek etkisi ile stres üzerinde düzenleyici rolü olup olmadığı irdelenmektedir. Araştırma kapsamında 61 yönetici personel ve 335 çalışan (işçi) personele ait veriler internet ortamında anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada ortak yöntem varyansı kullanılmıştır. Yönetici ve çalışanlar takım üyeleri olarak ele alınmış ve iki gruba ayrılarak bölünmüş grup tekniği kullanılmıştır. Ayrıca araştırmamızın mevcut hipotezlerini test etmek için liderin politik desteğinin ve politik isteğinin ekip (takım) düzeyindeki paradoksal liderlik ve stres seviyesi arasındaki durumsal etkilerini tahmin etmek için önyükleme (bootstraping) yöntemi kullandık. Tüm bağımsız değişkenler analizlerde büyük ortalama merkezli olarak ele alınmıştır. Araştırma analizinin sonucunda taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren belirli illerde görev yapan yönetici ve çalışanların takım düzeyinde paradoksal liderlik tarzının takımın stres seviyesine etkisinde yöneticinin politik isteğinin düzenleyici rolü olduğuna ve takım düzeyindeki paradoksal liderlik tarzının takımın stres seviyesine etkisinde yöneticinin politik desteğinin düzenleyici rolü olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İmalat işletmelerinin çevre koruma uygulamalarının performanslarına etkisinin belirlenmesi
Gamze Özer
Dünyadaki hızlı nüfus artışı ve buna paralel olarak üretim hacimlerinin gittikçe artış göstermesi bir dizi değişikliği de beraberinde getirdi. İklimsel değişikliklerin günlük hayatta gittikçe etkisini hissettirmesi iş yapma şekillerinde değişimi ve koruyucu önlemlerin ortaya çıkmasında etkili oldu. Bazı çevre uygulamaları işletmelerin seçimine bırakılmışken diğer bazı temel uygulamalar yasalaştırılarak devlet güvencesine alınmıştır. İşletmelerin üretimlerinde çevreye duyarlı malzemeler kullanmaları, temiz enerji ya da atık yönetimi gibi uygulamalar ilk bakışta maliyetleri arttıran unsurlar olarak görünse de uzun vadede işletmelere pek çok avantaj sağlamaktadır. Akademik çalışmalarda işletmelerin son yıllarda çevre koruma uygulamaları ile elde ettikleri yararların oldukça fazla tartışıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Literatürde özellikle işletmelerin performansına yaptığı olumlu etkileri destekleyecek dünyanın farklı noktasında yapılmış pek çok çalışma bulunmaktadır. Yapılan çalışmada bu pozitif etkilerin hedef kütleyi oluşturan TRA 1 Düzey 2 Bölgesi'nde yer alan Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyet gösteren ve çevreye yönelik politikaları ya da çalışmaları olan imalat işletmelerinde de olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem sayısı kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Örneklemden gerekli veriler anket yöntemi kullanılarak oluşturulmuş. Araştırmadan elde edilen veriler Doğrulayıcı Faktör Analizi için AMOS 22 ve tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri için SPSS 22.0 paket programları kullanılarak analiz edilmiştir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Blokzincir teknolojilerinin COVID-19 kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki uygunluğunun değerlendirilmesi yönelik çok kriterli karar verme yaklaşımı
Sümeyye Yanılmaz
Afet ve acil durumlar sosyal olarak yaratılan riskin sonuçlarıdır. Ulusal sınırların ötesinde küresel etkiler yaratmaktadır. Çin'de başlayan Covid-19 pandemisinin tüm dünya'yı ekonomik, sosyal ve politik bir biçimde etkilemesi afetlerin sadece ulusal değil uluslararası bir sosyal sorun olduğunun kanıtı niteliğindedir. Biyolojik bir afet olan Covid-19 salgınıyla mücadele edebilmek ve gelecekteki benzer pandemi olaylarına hazırlık için afet yönetiminin bütün aşamalarına yönelik önlemlerin eşgüdümlü yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle herhangi bir afet veya acil durumla mücadelede sınırların ötesinde uluslararası işbirliği, paydaş katılımı, teknoloji transferi, ulusal durum bilgilerinin güncel ve şeffaf sunumu önemlidir. Blokzincir Teknolojiler (BT), kullanıcıların erişimine açık, aracıları ortadan kaldıran şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir ağ yapısı niteliğinde veri tabanıdır. İlk olarak 2008 yılında finans alanında kullanılmaya başlanmış ancak süreç içinde birçok kullanım alanı bulmuş olmasına rağmen afet ve acil durumlarda kullanımı hala daha çok yenidir. Bu nedenle çalışmanın amacı BT'nin Covid-19 pandemisi kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki etkinliğinin Analitik Ağ Süreci Yöntemi ile değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Blokzincir Teknoloji'sinin Covid-19 pandemisiyle mücadelede potansiyel faydası en yüksek kriter geliştirilmiş otomasyon ve programlanabilirlik iken risk yönetimi aşamasında entegrasyonunun en etkin olduğu süreç rehabilitasyon olarak belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Afet ve acil durumlarda bağış davranışlarının incelenmesi: İzmir-Menemen örneği
Ali Çam
Beklenmedik anlarda ortaya çıkan afet ve acil durumlar gerçekleştiği tüm alanlarda hem maruziyet yaşayan bireylere hem de bölgesel yönetimlere ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunları azaltmak veya tamamen sonlanmasını sağlamak için kişi ve kurumlardan yardım talep edilmektedir. Bağış adı altında gerçekleşen bu yardımların afet ve acil durumların olası etkilerini azalttığı bilinmektedir. Bireylerin afet ve acil durumlar için bağış yapma davranışını etkileyen faktörleri araştırmayı amaçlayan bu çalışma aynı zamanda bağışçı sayısının ve bağışların artmasının nedenlerini tespit etmektedir. Böylelikle hem bağışçı sayısında hem de bağış miktarında artış sağlamak hedeflenmiştir. Literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde afet ve acil durumlar için bağış davranışlarını hedef alan çalışmaların eksikliği görülmüştür. Mevcut eksiklikten dolayı gerek duyulan bu çalışma bazı kaynak yetersizlikleri nedeniyse sadece İzmir ilinin Menemen ilçesini kapsamaktadır. Tatsuya Nogami tarafından oluşturulan anket uzman görüşleri alınarak düzenlenmiş ve Türkiye şartlarına uyarlanmıştır. Oluşturulan bu anket formu online platformlar üzerinden uygulanmış ve sonuçları SPSS 26 paket programı ile analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, afet ve acil durumlarda bireylerin bağış davranışının incelenmesinin bağışlar üzerinde pozitif etki yarattığı ve afet bilgisinin, afet ve acil durumlara hazırlığın ve yardım kuruluşları hakkındaki şüpheciliğin bağış davranışı üzerinde etkili olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ahmed b. Türkî'nin Hidâyetü'l-münîb fî İhtisâri't-Terğib ve't-Terhîb adlı eserinin tahkîki ve metodu
Zübeyir Işık
İlk asırlarından itibaren İslâm'ın ikinci temel kaynağı olan sünnete ulemâ büyük önem vermiştir. Nitekim onlar dağınık olan hadislerin toplanması, tasnif edilmesi ve anlaşılması için büyük çaba sarf etmişlerdir. Pratik hayatta Müslümanlara fayda sağlayacak, onları yanlışlardan uzak tutup hayra teşvik edecek hadislerin müstakil kitaplarda toplanması da bu gayretlerin bir ürünü olmuştur. Bu hususta sarfettiği çabası asrının âlimleri tarafından bilinen Münzirî kıymetli bir eser kaleme almıştır. Sonraki âlimler de bu kitap üzerinde ihtisar ve hâşiye türünde çalışmalar yapmışlardır. Ahmed b. Türkî el-Menşelîlî'nin Hidâyetü'l-münîb fî ihtisâri't-Terğîb ve't-terhîb isimli eseri bu çalışmalardan biridir. Bu çalışmanın amacı, Ahmed b. Türkî el-Menşelîlî'nin Hidâyetü'l-münîb fî ihtisâri't-Terğîb ve't-terhîb isimli eserini tahkik edip ilim dünyasına sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Ahmed b. Türkî, Hadis, Hidâyetü'l-münîb, Münzirî, Tahkik

















