Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Ayırt edici hizmetler ve hizmet kalitesinin işletme performansına etkisi: Havacılık sektöründe bir uygulama
Tahsin Altınkurt
Hava Taşımacılığında doğrudan ve dolaylı giderlerin yüksek olması iç hat ve dış yolcu taşımacılığında bilet fiyatlarının yüksek olmasına sebep olmaktadır. Tam Hizmet Sunan ve Düşük Maliyetli (Low Cost) havayolu işletmeleri ülke içerisinde bazı pazarlarda hizmet sunum süreçlerinde farklılaşmaya giderek bilet fiyatlarını aşağıya çekmektedir; fakat uçakların koltuk kapasitesi yolcu talebinden fazla olduğu için pazardan çekilmişlerdir. Bu sebepten dolayı daha dar gövdeli, daha az sayıda koltuk kapasitesiyle bölgesel hava lojistiği operasyonları başlamıştır. Taşımacılık sektörünün içinde bulunduğu yoğun rekabet ortamı, işletmeleri farklı arayışlar içerisine itmektedir. İşte yapılan bu çalışma; bölgeler arası küçük uçaklarla taşımacılık yapan işletmenin vermiş olduğu hizmetin yolcular tarafından nasıl algılandığının ortaya konarak bölgesel hava taşımacılığına olan tercihlerin nedenlerinin tespit edilmesi ve işletme performansının ölçülmesi açısından önem taşımaktadır. İnsanların havayolu ile seyahat etmelerinin baslıca nedenlerini hız, konfor ve güvenlik olduğu bilinmektedir. Ancak havayolu işletmeleri arasındaki rekabette, müşteri portföyünü genişletmek için geliştirilen performans göstergeleri incelendiğinde, artık verilen hizmetlerin önem arz ettiği ve bunların en önemlisinin de hizmet kalitesi ve ayırt edici hizmet sunumu olduğu dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın amacı; havayolu işletmesinin ayırt edici hizmet sunumu ve hizmet kalitesi arasında ilişkinin ve bu iki değişkenin havayolu işletme performansı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda; küçük pazarlardaki müşterilere yönelip ayırt edici hizmetler sunarak, pazar payını büyütmeye çalışan bir havayolu işletmesinin yolcuları üzerinde yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Yolcuların hizmet kalitesi ve ayırt edici hizmet sunumu için vermiş olduğu cevaplar açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analiziyle boyutlara ayrılmış, her bir faktörün işletme performansı üzerine etkisi analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; ayırt edici hizmet sunumu ile hizmet kalitesi arasında tüm boyutlar arasında doğru yönlü bir ilişki olduğu, ayırt edici hizmet sunumu ve hizmet kalitesinin havayolu işletme performansını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Güncel ticari ilişkilerde ine satışı
Oğuz Ünal
Klasik kaynaklarda ve daha önceki çalışmalarda îne satışı, genel anlamda incelenmiştir. Bu çalışmada diğer incelemelerden farklı olarak, îne satışının güncel ticarî ilişkilerde, bireysel ve kurumsal anlamda uygulama alanları incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı çok fazla cârî olan ve birçok kişi tarafından uygun görülmeyen bir alışveriş çeşidini ele alıp, uygulanış şekillerini ortaya koymaktır. Anahtar Sözcükler: Alışveriş, Îne, Teverruk, Hile,
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Çoruh nehri (Bayburt) dere yatağı çökellerinin jeokimyasal özellikleri ve ağır metal içeriğinin incelenmesi
Esen Demirkol Kılıç
Tez çalışmasının konusunu, Çoruh Nehri dere yatağı çökelleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda çökellerin jeokimyasal özelliklerine dayanarak, nehire malzeme sağlayan kaynak alanları, kaynak alanındaki kimyasal ayrışma dereceleri, çökellerin ağır metal içeriği ve kökenleri hakkında bilgi elde edilmiştir. Çoruh Nehri boyunca yaklaşık 40 km'lik bir alanda çalışma yapılmış ve bu mesafe BM (Bayburt merkez–Gezköy arası, yerleşim yoğun), GK (Gezköy–Gezhanları arası, yerleşim seyrek), ZT (Gezhanları–Ziyaret sırtı mevki, kırsal kesim) kodlarıyla adlandırılıp üç kısım olarak değerlendirilmiştir. İncelenen örneklerin Al2O3 içeriği ile Na2O, K2O, TiO2, P2O5 ve CaO içeriği arasında pozitif korelasyon mevcuttur. SiO2, Al2O3, K2O, Na2O, TiO2, P2O5, MnO elementleri, genel olarak üst kıtasal kabuğa (ÜKK) göre tükenmiş, diğer ana elementler ise zenginleşmiştir. Çalışılan örneklerin Al2O3 içeriği ile Rb, Sr, Ba, Th, Hf, Y, Nb, Zr, V, Pb, U ve Cu elementleri arasında pozitif korelasyon vardır. Söz konusu örneklerin Rb, Sr, Ba, Th, U, Zr, Hf, Y, Nb ve Pb elementleri ÜKK'ya göre genel olarak tükenmiş, Co, Ni, Cu, Sc ve V genel olarak zenginleşmiş, Au ise yer yer tükenmiş, yer yer zenginleşmiştir. Örneklerin (Gd/Yb)N oranları >1, (La/Yb)N oranları 6.92 - 8.71 ve Eu/Eu* ise 0.75 – 0.89 arasında değişmektedir. Nadir toprak element (NTE) içeriği ÜKK'ya göre genel olarak tükenmiştir. Hafif nadir toprak element (LREE) ve ağır nadir toprak element (HREE) içeriği Al2O3, K2O, TiO2, P2O5, Zr, Th ve Y ile pozitif korelasyon göstermektedir. Analiz edilen örneklerin Zn, Sb ve Sc içeriğinde çok az zenginleşme, Cu'da düşük – orta zenginleşme, As'de ciddi zenginleşme ve Ni'de aşırı ciddi zenginleşme vardır. Dere yatağı çökellerinin Cu içeriği kısmen jeolojik, kısmen antropojenik, As tamamen antropojenik, Ni ise jeolojik kaynaklıdır. Jeokimyasal verilere dayanarak, dere yatağı çökellerinin ortaç-mafik/ultramafik kaynaklardan türediği bu kaynakların zayıf–orta derecede kimyasal ayrışmaya maruz kaldığı, zaman zaman yüksek tektonizma, yüksek erozyon ve yarı kurak – kurak iklim şartlarında hızlı sedimentasyonun olduğu ve buna bağlı olarak adı geçen çökellerin kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca söz konusu çökellerin hem litojenik, hemde antropojenik nedenlerden dolayı kirlenmeye maruz kaldığı sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Cds spreadlarına etki eden makroekonomik değişkenlerin incelenmesi
Hikmet Akyol
Ülke riskinin önemli bir göstergesi olarak CDS'lerin son yıllarda ön plana çıkması, bu araçların birçok yatırımcı, para otoritesi ve saygın kuruluş tarafından ülkelerin kredibilitesinin saygın bir ölçütü olarak değerlendirilip, yakından takip edilmesini sağlamıştır. Bu durum akademik alanda da karşılığını bulmuş ve ülkelere ait CDS spreadlarının incelenmesi ve bu spreadlara etki eden makroekonomik değişkenlerin neler olduğunun belirlenmesi konusu önemli hale gelmiştir. Dolaysıyla son yıllarda dünyada ve Türkiye'de bu konuda birçok araştırmanın yapıldığı gözlemlenmektedir. Bu araştırmada Türkiye ile birlikte seçilen ülkelerin CDS spreadlarına etki eden makroekonomik değişkenlerin neler olduğu incelenmeye çalışılmış olup, seçilen makroekonomik değişkenlerin CDS spreadları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırmada analiz yöntemi olarak dinamik panel veri yöntemlerinden Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM) tahminci yöntemi ile Kalıntısal Doğrusal Regresyon Modeli yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen analizler sonucunda, seçilen değişkenler içerisinden, cari işlemler dengesindeki artışlar, reel faiz oranları, GSYH büyüme oranları, enflasyon oranları ve S&P Küresel Sermaye Endekslerindeki yıllık olarak gerçekleşen pozitif değişimlerin CDS spreadları üzerinde önemli düzeyde etkileri olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Bahçecik (Torul/Gümüşhane) ve civarındaki eosen yaşlı volkanik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Zenne Merdan Tutar
Bu tezin konusunu Bahçecik (Torul/Gümüşhane) ve çevresinde yüzeyleyen Eosen yaşlı volkanik kayaçlar oluşturmaktadır. Bu kapsamda, çalışma alanındaki volkanik kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve petrolojik olarak incelenmiş olup, elde edilen bulgular ve veriler kullanılarak kayaçların kökeni ve evrimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanı Doğu Pontidlerin Kuzey Zonu'nda yer alıp, başlıca birimler Geç Kretase yaşlı Kızılkaya Formasyonu ve Çağlayan Formasyonu, bu iki birimi kesen Geç Kretase yaşlı Kastel Granodiyoriti, Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan oluşur. İncelenen Eosen yaşlı volkanik kayaçlar bazaltik trakiandezit, bazaltik andezit, trakiandezit, andezit, trakidasit ve dasit bileşimindedir. Başlıca mineraller plajiyoklas, hornblend, ojit, kuvars, biyotit ve opak minerallerinden oluşmaktadır. Eosen yaşlı Bahçecik volkanik kayaçlarına ait plajiyoklaslar An39-45 bileşimlidirler. Hornblendlerin magnezyum numaraları [Mg/(Mg+Fe2+)] 0.85-1.00 arasında değişmektedir. Piroksenlerin Fe(T)/Fe(T)+Mg içerikleri 0.19-0.26 arasındadır. Ayrıca, piroksenler Wo44-46En42-44Fs10-15 bileşimlerine sahip olup diyopsitten ojite doğru değişen bir bileşim gösterirler. Bahçecik (Torul) ve civarındaki Eosen yaşlı volkanik kayaçlar orta-yüksek potasyum (K) içeriğine sahiptirler ve kalk-alkali karakterlidirler. Volkanik kayaçlar hafif nadir toprak elementlerce (HNTE) zenginleşmiş olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementler (BİYLE) ve yüksek çekim alanlı elementler (YÇAE) bakımından tüketilmişlerdir. Kondrite göre normalize edilmiş nadir toprak element dağılımları, düşük-orta derecede zenginleşmiştir ve konkav şekillidir (La/Lu=9.04-16.34). Bu durum volkanik kayaçları oluşturan kayaçların benzer kaynaktan oluştuklarını işaret etmektedir. Ayrıca, volkanitlerin gelişiminde başlıca fraksiyonel kristallenme, daha az oranda da özümleme ± magma karışımı rol oynamıştır. Tüm bu çalışmalar neticesinde elde edilen veriler, çalışılan volkanitlerin köken magmasının büyük olasılıkla, önceki yitimden türeyen sıvıların metasomatizmasıyla zenginleşmiş bir litosferik manto kaynağından oluşmuş olabileceğini gösterir. Anahtar Kelimeler: Bahçecik, Doğu Pontidler, Eosen yaşlı volkanik kayaçlar, Jeokimya, Petroloji, Petrografi, Torul.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Ülke riskinin hisse senedi getirilerine etkisi: Borsa İstanbul'a kayıtlı ticari bankalar üzerine bir uygulama
Hüseyin Enes Erkoçak
Günümüz sermaye piyasalarında, küreselleşmenin etkisiyle yabancı sermayenin ekonomik kalkınmaya olan katkısı daha iyi anlaşılır hale gelmiştir. Ülkeler, sınır ötesi ekonomik ilişkilerin geliştirilebilmesi ve yabancı sermayenin çekilebilmesi için uluslararası alanlarda daha karlı pazar arayışları içine girmektedir. Bu durum yatırımcılara farklı sektörlerde yeni iş olanakları sunma, ithalat ve ihracatı artırma gibi katkılar sağlamaktadır. Ancak yatırımcılar sınır ötesi yatırımları ile kar elde etmek isterken, katlanmaları gereken riskler artmakta ve yatırımlarından kaynaklanan ülke riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar.Ülke riskinin hisse senedi getiri oranlarına etkisini konu alan bu çalışmanın amacı; ülke riskinin Borsa İstanbul (BIST)'da işlem gören ve bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 adet ticari bankanın hisse senedi getiri oranlarını nasıl ve ne ölçüde etkilediğini test etmektir. Araştırma 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık süreyi kapsamaktadır. İlgili dönemlerde, kullanılan bankaların 3'er aylık verileri ile International Country Risk Guide (ICRG)'den temin edilen ülke riski primleri panel veri analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık dönemde ülke riskinin ve ülke riski bileşenlerinden ekonomik risk primi ve politik risk priminin BİST' 100 endeksine kayıtlı ticari bankaların hisse senedi getiri oranlarını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ülke Riski, Ekonomik Risk, Politik Risk, Finansal Risk, Hisse Senedi Getirileri, Ticari Bankalar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Bankacılık sektörü spesifik değişkenlerinin mali baskınlığa etkileri: Türkiye uygulaması (1980-2012)
Ayşegül Fidan
Türkiye'de 1980'den itibaren bankacılık sektörü gelişmesini hızlandırarak finansal sistem içerisinde önemli bir yer edinmiştir. Finansal sistem içerisinde yer alan bankacılık kesimi işletmelerin fon ihtiyacını karşılayarak ekonomik hayatı olumlu yönde etkilerken mali baskınlık üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Bankacılık sektörünün mali baskınlık üzerindeki etkileri ile ilgili literatürde çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, bankacılık sektörünün mali baskınlık üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. 1980-2012 yılları arasını kapsayan 32 yıllık veriler kullanılarak üç bağımlı değişken için üç ayrı model kurulmuş ve bunlarla on üç bağımsız değişken arasında regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda; tüketici fiyatları enflasyonu ve bankaların gelir-gider yapısı değişkenlerinin özel sektör mali baskınlığına; sermaye yeterliliğinin kamu sektörü mali baskınlığına ve GSYH deflatörü değişkeninin Türkiye'nin toplam mali baskınlığına herhangi bir etkisi bulunmamıştır. Sermaye yeterliliğinin özel sektör mali baskınlığına; döviz kuru ve mevduat faiz oranının kamu sektörü mali baskınlığına ve bankanın aktif kalitesi ve bazı karlılık değişkenlerinin Türkiye'nin toplam mali baskınlığa etkilerinin anlamlı ve negatif yönde olduğu saptanmıştır. Döviz kuru, mevduat faiz oranı ve kredi değişkenlerinin özel sektör mali baskınlığına; tüketici fiyatları enflasyonu, kredi, bankanın aktif kalitesi, likidite ve gelir-gider yapısının kamu sektörü mali baskınlığına ve döviz kuru, bankanın aktif kalitesi ve bazı karlılık değişkenlerinin Türkiye'nin toplam mali baskınlığına etkileri ise anlamlı ve pozitif yönlü olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Orman altı bitkilerinden Rhinanthus angustifolius Subsp. grandiflorus bitkisinde uçucu yağların kimyasal bileşimleri ve antimikrobiyal aktiviteleri; beta pinen'in 2,4-dinitrobenzensülfenil klorür ile katılma tepkimesi ve antioksidan-radikal giderici aktivite ölçümleri
Sinan Öztürk
Bu çalışmanın birinci kısmında Rhinanthus angustifolius subsp. grandiflorus bitkisinin uçucu yağının kimyasal bileşimleri ve antimikrobiyal aktiviteleri incelendi. Uçucu yağlar su buharı destilasyonu yöntemi ile bitkinin tüm kısımlarından elde edilerek GC-FID ve GC-MS yöntemi ile analiz edildi. Bitkiden elde edilen toplam yağın %99.46' sını içeren 31 adet bileşiğin yapısı aydınlatıldı. Rhinanthus angustifolius subsp. grandiflorus bitkisindeki ana bileşenler, 1H-Inden, 2,3-dihydro-5-metil- (%25.137), α-Kubeben (%19.27), 1-Hekzadeken (%15.59), n-Hekzadekanoik asit (%12.14) olarak belirlendi. Bitkiden izole edilen uçucu yağların antimikrobiyal aktiviteleri de incelendi. Rhinanthus angustifolius subsp. Grandiflorus bitkisine ait uçucu yağın B. cereus, E. coli, E.coli O157:H7 ve S. aureus mikroorganizmalarına karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği belirlendi. Aynı zamanda Sac. cerevisiae ve C. albicans cinsi mayalar üzerinde de etkili olduğu tespit edildi. Çalışmanın ikinci kısmında ise, β-pinen başlangıç bileşiğinin 2,4-dinitrobenzensülfenil klorür bileşiği ile oda sıcaklığında katılma tepkimesi gerçekleştirildi. Tepkime sonucu elde edilen yeni terpen türevi bileşiklerinin izolasyon çalışması başladı. Uzun çalışmalar sonucu üç farklı reaksiyon ürünü saf olarak elde edildi. Yeni bileşiklerin yapıları NMR, IR, kütle spektral verileri ve elementel analiz teknikleri kullanılarak spektroskopik yöntemlerle belirlendi. Yapılan çalışmada beta pinenin iskelet düzenlenmesi (Wagner-Meerwein) sonucu katılma ürünleri verdiği anlaşıldı. Ayrıca elde edilen üç yeni bileşiğin antioksidan ve radikal giderici etkilerinin ölçümleri yapıldı. Ölçümlerin sonuçlarına sentezlenen üç bileşiğinde antioksidan etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Afetlere müdahale eden örgütlerde işgören tatmini ile başarı algısı ilişkisi: AFAD örneği
Hikmet Akyol
Ülkemizde doğa afetlerinin sık olarak yaşandığı bilinen bir gerçektir. Yaşanan doğa afetleri sırasında çok sayıda kişi yaşamını yitirmekte ve ekonomik açıdan önemli kayıplar yaşanabilmektedir. Bu duruma bağlı olarak yaşanan afetlere doğru ve etkin bir şekilde müdahale edilip edilmediğinin tartışmalarının sürekli yaşandığına şahit olunmaktadır. Söz konusu doğa afetlerinin meydana gelmesi sonucu önemli kayıpların yaşanması ve akabininde görülen ciddi tartışmalar etkin bir afete müdahale sistemini zorunlu kılmıştır. Bu sistem içerisinde hiç şüphe yok ki arama ve kurtarma örgütlerine önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bu örgütlerde görev alan personelin başarı düzeylerini etkileyecek faktörlerin ortaya konulabilmesi, afete müdahalede başarı düzeyini ve dolaysıyla kurtarılan can sayısını pozitif etkileyebileceğinden önemli olduğu ileri sürülebilir. Bu araştırma Erzurum Afet ve Acil Durum Arama ve Kurtarma Birliği personelinin tatmin düzeyleri ile başarı algıları arasındaki karşılıklı ilişkinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırma için seçilen söz konusu Birlik Türkiye'de halen görev yapmakta olan, AFAD'a bağlı 11 birlikten birisidir. Araştırma bulgusuna göre personelin tatmin düzeyleri ile başarı algıları arasında anlamlı bir ilişki söz konusudur. Araştırmada işgören tatmini ile başarı algısının alt boyutlarının karşılıklı etkileri ölçülerek, analiz edilmiştir. Söz konusu analizler sonucunda önemli bulgular ortaya konulmuştur. Bu bulguların araştırmanın yapıldığı Birlik ve benzer örgütler açısından önemli ve yol gösterici yönleri olduğu ileri sürülebilir. Aynı zamanda ileride yapılacak araştırmalara da katkı sağlayabileceği savunulabilir. Anahtar Kelimeler: İşgören Tatmini, Başarı Algısı, Afete Müdahale Performansı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Meşruiyet aracı olarak kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları: Koza Maden İşletmesi örneği
Bayram İlter
Günümüzde teknolojinin ve bilginin hızlı bir değiĢim geçirmesi ile birlikte örgütsel alanda da bir takım geliĢmeler yaĢanmıĢtır. Bu geliĢmelerden biri, örgütün dıĢında geliĢen ancak örgütsel eylemlerden bağımsız düĢünülemeyen kurumsal sosyal sorumluluk kavramıdır. BaĢlangıçta "itibar kazanma" ve "pazarlama stratejisi" olarak doğan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı bugün yazınsal hayatta geçirdiği dönüĢümler sonrasında iĢletmeler ve toplum açısından farklı bir noktaya evrilmiĢtir. Ancak bu evrilmeye rağmen kurumsal sosyal sorumluluk yazınını oluĢturan çalıĢmaların önemli bir kısmında kavramın sahip olduğu bu önemin nedenini açıklayıcı çalıĢmaların yetersiz düzeyde kaldığı gözlenmiĢtir. Ġlgili yazında belirtildiği üzere bu eksikliğin nedeni, yapılan değiĢik çalıĢmalarda kurumsal çevrenin araĢtırmacılar tarafından yetersiz düzeyde incelemeye konu olması ve Ģimdiye kadar yapılan araĢtırmaların ağırlıklı olarak, finansal performansla iliĢkili sorumluluk uygulamalarının yeri üzerine yapılmasıyla iliĢkilendirilmiĢtir. ÇalıĢmamız, bu anlamda sosyal sorumluluk uygulamalarını, kurumsal mekanizmalar perspektifinden değerlendirmeye çalıĢması bakımından, söz konusu uygulamaları iĢletmenin finansal performanslarını artırmada kullanılan bir araç olma boyutundan çok daha öteye taĢıyarak, kuramı açıklayıcı önceki çalıĢmalarda yetersiz düzeyde kalan toplum temelli doğasını açıklamada kuramsal boĢluğun doldurulmasına yardımcı olacağı düĢünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Kuram, Örgütsel MeĢruiyet, Madencilik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Türkiye geneline dağıtılacak olan araçların dağıtım maliyetlerinin optimizasyonu: Ulaştırma modeli uygulaması
Halil İbrahim Şen
İktisat ile ilgili tanımlama yapılırken genelde "ihtiyaçların sonsuz, kaynakların ise sonlu" olduğundan söz edilir. Bu nedenle verimlilik hayatın her noktasında fazlaca riayet edilmesi gereken düsturlardan olmuştur. Bazen üretim enstrümanlarında ya da diğer tüm değişkenlerde herhangi bir değişiklik yapmadan sadece verimlilikle ilgili çalışma yapılarak aynı kaynakla daha fazla ihtiyaç karşılanabilir. Aynı ihtiyacı daha az kaynakla gidermek te bahsedilen duruma farklı açıdan bir örnektir. Bu bağlamda bir örnek teşkil edebilecek Tez çalışmamızda, çalışmaya konu olan ihtiyaç yine karşılanmış ama hem sorumluluk konusunda eşit dağıtım yapılarak adalet sağlanmış hem de aynı iş daha az kaynakla tamamlanmıştır. Çalışmamızın ikinci kısmında Doğrusal Programlama üçüncü kısmında ise Ulaştırma Modeli hakkında geniş malumat verildikten sonra üçüncü kısımda anlatılan yöntem probleme uygulanmıştır. Problemin çözümü aşamasında optimal çözüme ulaşmak için WINQSB paket programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre aynı iş için harcanan kaynak miktarında %12'lik bir iyileşme ile beraber işlerin daha organize ve hızlı şekilde yürümesini sağlayacak bir dağıtım tesis edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Afet lojistiğinde stok kontrolüne yönelik veri analizi
Ünal Yaprak
Afet kavramının çeşitli tanımları olmakla beraber en genel ve kabul göreni Birleşmiş Milletlerin de kabul ettiği tanımdır. Bu tanıma göre; "insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı durdurarak veya kesintiye uğratarak toplumları etkileyen ve yerel imkanlar ile baş edilemeyen her türlü doğal, teknolojik veya insan kaynaklı tüm olaylara" afet denilmektedir. Herhangi bir afet durumunda afetzedelere ve etkilenen kişilere organizeli ve planlı bir şekilde yardım sağlanması, planlı bir afet yönetimi ile mümkündür. Afet yönetiminde etkin bir hazırlık evresi sonucu yardımların zamanında ve yeterli bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında ise planlı ve etkin bir lojistik devreye girmektedir. Afet lojistiği altı doğru çerçevesinde gerçekleşmektedir. Doğru miktarda yardımın doğru ihtiyaç sahiplerine, doğru yerde, doğru zamanda, doğru yöntemler kullanılarak, doğru yardımların ulaştırılması bu altı doğru ilkesini oluşturmaktadır. Doğru miktarda yardımın diğer ilkeler çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ise planlı bir şekilde yapılacak stok kontrolünü gerektirmektedir. Yardım malzemelerinin en doğru ve verimli bir şekilde stok kontrolünün yapılması, en uygun yöntemin seçilmesi ve geçmiş yıllarda meydana gelen talep miktarları dikkate alınarak yapılan bilimsel analizler sonucunda mümkün olacaktır. Sonuç olarak, afet lojistiğinde en önemli konulardan birisi olan yardım malzemelerinin stok kontrolünün yapılmasıyla, meydana gelen afetlerden doğabilecek zararların azaltılması veya yok edilmesi mümkün olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Tüketicilerin otomobil markalarına yönelik tercihlerinin analizi: Gümüşhane ili örneği
Tolga Arıtan
Otomobil satın alma davranışı tüketicilerin yaşamındaki en büyük ve önemli harcamalardan biridir. Bu çalışma, tüketicilerin otomobil markalarına olan mevcut marka sadakatlerinin tespit edilmesini ve tüketicilerin ileriki dönemlerdeki marka tercihlerinin öngörülmesini amaçlamaktadır. Araştırmada, "Markov Zinciri Analizi" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, toplamda 347 denek üzerinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda, genelde satın alma sayısında bir düşüş olmasına rağmen, BMW, LADA ve TOFAŞ markalarının artış gösterdiği, AUDİ, KİA ve PROTON markalarının ise yerinde saydığı, CITROEN, FİAT, FORD, HONDA, MAZDA, PEUGUOT, RENAULT ve SKODA markalarının ise düşüş gösterdikleri anlaşılmıştır. Bayan katılımcılar başta VOLKSWAGEN (VW), RENAULT ve PEUGUOT olmak üzere markaları tercih ederlerken, erkek katılımcılar ise başlıca TOFAŞ, RENAULT, FİAT ve FORD markalarını tercih etmektedirler. Düşük gelirli katılımcılar en fazla TOFAŞ ve RENAULT markalarını, orta gelir grubundakiler en fazla TOFAŞ, RENAULT ve FİAT ve FORD markalarını, üst gelir grubundakiler ise VW, TOYOTA, SKODA, OPEL, NİSSAN, HONDA ve CİTROEN markalarını tercih etmektedirler. Katılımcıların en yüksek marka bağlılığını AUDİ, MERCEDES ve OPEL markalarına gösterdikleri bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Otomotiv Sektörü, Tüketici Davranışları, Markov Zinciri Analizi, Marka, Marka Sadakati.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Yenilenebilir alternatif yakıtların dizel motorlarda kullanımının performans ve emisyonlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Aytekin Hoçur
Dizel motorları yüksek verim ve yüksek moment, artan devir sayıları, dayanıklılık ve benzin motorlarına kıyasla daha düşük karbon monoksit (CO) ve hidrokarbon (HC) emisyonu salınımı gibi üstünlükleri sebebiyle özellikle hafif karayolu taşıtlarında son yıllarda daha yaygın kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, dizel motorları özellikle petrol kökenli yakıtlar kullanıldığında yüksek oranda azot oksit (NOx), is ve partikül madde (PM) emisyonu üretirler. Dizel motorlarında yakıt ekonomisi sağlamak ve zararlı egzoz emisyonlarını azaltmak için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bu yöntemler içinde konvansiyonel yakıtların özelliklerinin iyileştirilmesi amacıyla içerisine belirli oranlarda çeşitli alternatif yakıtların katılması ve konvansiyonel yakıtların yerine özellikle yenilenebilir alternatif yakıtların kullanımı kirletici emisyonlarının azaltılması ve gelecekteki enerji ihtiyacının karşılanması için umut verici bir çözüm olarak görülmektedir. Dizel motorlarda alternatif yakıt olarak kullanılabilecek yakıtlar arasında doğalgaz, hidrojen, biyogaz, biyodizel, alkoller ve çeşitli sentetik yakıtlar sayılabilir. Ayrıca motorinin özelliklerini iyileştirmek amacıyla özellikle içeriğinde oksijen bulunan metanol, etanol gibi alkoller, biyodizel ve çeşitli eterler dizel yakıtına belirli oranlarda katılabilmektedir. Bu çalışmada dizel motorlarda kullanılmaya elverişli çeşitli yenilenebilir alternatif yakıtların saf olarak ve motorine karıştırılarak kullanılmasının motor performansı ve egzoz emisyonlarına etkileri teorik ve deneysel olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dizel motorlar, Egzoz emisyonları, Motor performansı, Oksijenatlar, Yenilenebilir alternatif yakıtlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) arasındaki kesilmiş kaya şevlerinin duraylılığının incelenmesi
Ceren Özkirişçi Oktay
Bu çalışmada, Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) arasında yüzeyleme veren Geç Karbonifer Yaşlı Gümüşhane Granitoyidi'nde 7 farklı kesilmiş şevde RMR ve GSI kaya kütle sınıflamaları yapılmış olup, kesilmiş karayolu şevlerinin duraylılığı sayısal (sonlu elemanlar metodu) ve kinematik analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. RMR sınıflamasına göre, her bir kaya şevine ait temel RMR puanları değerlendirildiğinde kaya kütle sınıflaması bütün şevler için 'Orta Kaya' özelliğinde olduğu belirlenmiştir. GSI sınıflamasına göre ise, her bir şev'e ait kaya kütle özellikleri 'Bloklu-Örselenmiş' özelliktedir. İncelenen her bir şev için, kaya kütle deformasyon modülü RMR ve GSI görgül sınıflamalarından faydalanılarak ampirik eşitliklerden belirlenmiş ve bu değerler 3.04-5.63 GPa arasında değişmektedir. Kesilmiş şevlerdeki süreksizliklerde alınan yönelim ölçüleri değerlendirildiğinde Şev 2 ve Şev 5'de üç, diğer şevlerde ise dört süreksizlik seti belirlenmiştir. İncelenen her bir şev'in sayısal ve kinematik analiz yöntemleri ile duraylılıkları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu şevlerin duraysız olduğu belirlenmiştir. Şevlerin eğim yönleri değiştirilmeden sayısal analiz yöntemine göre kritik şev açıları değerlendirilmiş ve güvenlik katsayıları 1.5'in üzerinde olacak şekilde belirlenmiştir. Buna göre şevlerin eğim açıları sırasıyla; 48°, 40°, 55°, 44° ve 65° ye düşürülmesi ile hem süreksizliklere bağlı duraysızlık, hem de dairesel yenilme probleminin ortadan kalkacağı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane Granitoyidi, GSI, Kinematik Analiz, RMR, Sayısal Analiz, Şev Duraylılığı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Ünlüpınar (Kelkit-Gümüşhane) Eylence yayla Pb-Zn-Cu±Au cevherleşmesinin jeolojik, mineralojik ve kökensel incelenmesi
Kübra Akbulut
İnceleme alanı Gümüşhane ilinin güneyinde yer alan Kelkit İlçesi Ünlüpınar (Pekün) Beldesine bağlı Eylence Yayla ve Emirinkomu Köyü yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada bölgenin 1/25000 ölçekli jeolojik harita ve cevherleşmenin içinde yer aldığı sahaların 1/10000 ölçekli detay maden jeoloji haritası yapılmıştır. Çalışma alanında Kurtoğlu Metamorfikleri, Şenköy Formasyonu ve Köse Granitoyidi yer almaktadır. Liyas yaşlı volkanik kayaçların sınıflandırılmasında, hareketsiz elementler kullanılarak oluşturulan Nb/Y-Zr/TiO2 diyagramı ile Şenköy Formasyonu'ndan alınan örneklerin andezit-bazalt ve andezit sınırında toplandığı görülmüştür. Liyas volkanik kayaçları plajiyoklas, klinopiroksen ve Fe-Ti oksit minerallerini içermektedir. Yapılan mineral kimyası analizleri sonucunda plajiyoklasların bitovnit(An73-78), labrador (An51-64) ve andezin (An32-42) bileşiminde, klinoproksenlerin ojit ve klinoenstatit (Wo33.418-39.358 En 38.565-61.792 Fs18.220-27.230) bileşiminde, Fe-Ti oksitlerin ise titano-magnetitbileşiminde olduğu belirlenmiştir. Detay inceleme yapılan alan ve yakın çevresindeki birim Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu'na ait bazalt, bazaltik andezit ve piroklastları oluşturmaktadır. Eylence Yayla mevkiinde yer alan Zn-Pb-Cu ± Au cevherleşmesi tamamen Şenköy Formasyonu'na ait bazaltik andezitler içinde K20D doğrultularındaki kırık hatlarına yerleşmiştir. İnceleme alanında cevherleşmenin parajenezini belirlemek amacıyla çalışma sahasından sistematik örneklerden parlak kesitler yapılarak, cevher mikroskobisi altında incelenmiştir. Cevherleşmenin parajenezi oluşum sırasına göre pirit, kalkopirit, sfalerit, galen, altın, kuvars ve kalsit olarak tespit edilmiştir. Arazide yapılan gözlemler sonucunda alterasyon türleri olarak hematitleşme, limonitleşme ve kükürtleşme tespit edilmiştir. Sıvı kapanım analiz sonuçlarına göre cevherleşmenin oluşum sıcaklığının 80-280 C arasında değiştiği, kükürt izotop termometresine göre ise cevherleşmenin oluşum sıcaklığının ortalama 264 C olduğu belirlenmiştir. Kükürt, Karbon ve Oksijen izotop analiz sonuçlarına göre cevherleşmenin magmatik kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalardan elde edilen veriler değerlendiridiğinde Liyas yaşlı volkanitler içerisinde bulunan cevherleşmenin; epitermal-mezotermal geçişinde damar tip bir cevherleşme olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Altın, Duraylı izotop, Kelkit, Kurşun-Çinko, Sıvı kapanım
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Kermut (Tekke-Gümüşhane) yöresi hidrotermal alterasyonların modellemesi
Hasan Basri Demir
Kermut (Gümüşhane, KD Türkiye) alterasyon sahası, Doğu Pontid Tektonik Birliği'nin Güney Zon'u içinde yer almaktadır. Kermut sahasında yaşlıdan gence doğru Dogger-Malm Alt Kretase yaşlı Berdiga Formasyonu, Üst Kretase yaşlı Kermutdere Formasyonu ve Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu bulunmaktadır. Berdiga Formasyonu, tabanda kumlu kireçtaşı, üstte kristalize kireçtaşlarından oluşan yer yer masif yer yer tabakalı bir istiften oluşmaktadır. Kermutdere Formasyonu'nu oluşturan birimler ise alttan üste doğru sırasıyla sarı renkli kumlu kireçtaşı, kırmızı kireçtaşı ve tüfit ara katmanlı kumtaşı, marn, kiltaşı ardışımlı türbiditik istif şeklindedir. Alibaba Formasyonu andezit, bazalt ve bunların piroklastlarından oluşmaktadır. Bazalt ve andezitler çoğunlukla yastık lav şeklinde olup yuvarlak ve akma şeklinde bulunmaktadır. Eosen yaşlı volkanitlerin SiO2'ye karşı Na2O+K2O ve Nb/Y'ye karşı Zr/TiO2 x 0.0001 kimyasal adlandırma diyagramlarda andezit ve andezit/bazalt alanlarına düştüğü, kalk-alkali karakterde olduğu ve orta-yüksek-K alanlarında yer aldıkları belirlenmiştir. Volkanik kayaçların plajiyoklas, klinopiroksen, hornblend ve magnetit mineral fazlarından oluştuğu belirlenmiştir. Örneklerin, MORB'a göre normalleştirilmiş olan iz element değişim diyagramında büyük iyon yarıçaplı litofil element (BİYLE; Sr, K, Rb ve Ba), Th ve Ce konsantrasyonları bakımından zenginleşme gözlenirken, yüksek çekim alanlı elementler (YÇAE; Zr, Ti ve Y), Nb ve Ta bakımından fakirleşme izlenmektedir. İncelenen volkanitlerin kondrite normalize edilmiş nadir toprak element (NTE) dağılımları genel olarak birbirine benzerlik göstermektedir. Bu durum, Kermut yöresi volkanitlerini oluşturan kayaçların aynı veya benzer manto kaynağından türediklerini işaret etmektedir. Çalışma konusu oluşturan alterasyonlar Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu içinde yer alan andezitlere bağlı olarak gelişmiştir. Yörede gözlenen alterasyonlar genel olarak KD-GB doğrultulu ve yaklaşık D-B doğrultulu kırıkların çevresinde gözlenmektedir. Kırık zonlarının bulunduğu alanda cevherleşmeye ev sahipliği yapan andezitlerde gözlenen alterasyon türleri genel olarak limonitleşme, hematitleşme, killeşme ve silisleşme şeklindedir. MINSQ yöntemine göre örnekleme yapılan profilde alterasyon mineralojisi olarak, potasik alterasyon zonunda kuvars, K'lu feldspat, serizit ± kaolen ±, propilitik zonunda ise baskın alterasyon minerali albite ilaveten epidot, Fe'li klorit, Mg'lu klorit tespit edilmiştir. İzokon yöntemine bağlı olarak hesaplanan eğim değerlerine göre; propilitik zonda kütle kaybı (m=1.16), potasik zonda kütle kazancı (m=0.60) belirlenmiştir. Tüm hat için yapılan nispi (%) ve net (g/100g) kütle değişim hesaplamalarına göre; ana elementlerden K ve Si miktarlarında, cevher yapıcı elementlerden Cu, Pb, Au, As ve Ag miktarlarında artış gözlenirken, Na, Ca, Fe, Mg elementlerinde ise nispi azalma belirlenmiştir. Kırık hattına dik bir hat boyunca örneklemesi yapılan kayaçların genel olarak kütlelerinde % 12.28'lik kaybın meydana geldiği hesaplanmıştır. Yapılan kütle değişim hesaplamalarından elde edilen tüm veriler değerlendirildiğinde; sıvıların taşıdığı cevher oluşturan elementlerin aralarındaki korelasyonların yüksek olması ve benzer zonlarda zenginleşmiş olmaları bölgedeki cevherleşmenin aynı fazda oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alterasyon, Kermut, Kütle kaybı, Kütle kazancı, MINSQ
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Gümüşhane il merkezi içme sularının fiziksel ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Sultan Uslu
Bu çalışmada Gümüşhane İl merkezindeki yerüstü sularının fiziksel jeokimyasal özeliklerinin belirlenmesi ve yan kayaç türü ile ilişkisinin incelemesi amaçlanmıştır. İnceleme alanından alınan su örneklerinin pH değerleri 6.3-8.2 ve iletkenliği 240-900 µS arasında değişmekte olduğu belirlenmiş olup, ayrıca bu değerler Türkiye ve WHO içme suyu standartlarına uygun olduğu da anlaşılmıştır. Çalışma alanındaki su örneklerinin sertliği 18.1-115.1 ºFr arasında olup oldukça sert-sert-çok sert su olarak sınıflandırılmıştır. Ayrıca su örnekleri Kıta İçi Su Kaynakları Kalite Kriterleri'ne göre değerlendirildiğinde, bazı parametreler bakımından (pH, Na, SO42-, Fe, Mn, Al, Co, Ni, Cu ve Cr miktarlarına göre) I. sınıf (yüksek kaliteli), bazı parametrelere (Cl- ve iletkenlik miktarlarına) göre I. ve II. sınıf (az kirlenmiş) sular sınıfında yer almaktadır. Pb konsantrasyonlarına göre bir kaç örnek hariç (SK-5, SD-1, OD-1 VE OD-19 nolu su örnekleri) I. ve II. sınıf sular, Zn içeriklerine göre bir kaç örnek (OD-10, OD-11, Ç-3, Ç-5, OD-9, OD-3-1 ve SK6-1 nolu su örnekleri) hariç I. ve II. sınıf sular, Cd miktarlarına göre bazı su örnekleri (Ç-6, OD-12, OD-8, Ç-8, OD-4-1, OD-3-1, Ç-1, OD-9, Ç-5, Ç-3, OD-11 ve OD-10 nolu su örnekleri) hariç I. ve II. sınıf sular olarak sınıflandırılmıştır. İnceleme alanındaki sular genel olarak karbonatlı ve sülfatlı (Ca+Mg>Na+K) sular sınıfında olup, genellikle zayıf asit kökleri güçlü asit köklerinden (HCO3-+CO32- > Cl-+SO42-) daha fazladır. İnceleme alanındaki suların pH'sı ile sularda değişik konsantrasyonlarda bulunan metaller arasında pek bir ilişki olmadığına kanaat getirilmiştir. Suların çıktığı yerlerde su-kayaç etkileşimi ile Fe, Ni, Cd, Pb, Zn ve Cu gibi elementlerin sularda zenginleştiği, maden atıklarının veya endüstriyel atıkların sulara karışması ile bu elementlerin sularda artış gösterdiği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bazı su örneklerinin içme ve kullanma suyu açısından iyi sular sınıfında olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel ve Kimyasal Parametreler, Gümüşhane, İçme Suyu, Su Kalitesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Gümüşhane yöresi magmatik kayaçların beton agregası olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Mustafa Ülkan Özdemir
Bu çalışmada Türkiye'nin jeolojik zenginliği ile bilinen Gümüşhane yöresinde çokça bulunan granit, diyorit, andezit ve referans olarak kireçtaşı türü kayaçların beton agregası olarak kullanılması araştırılmıştır. Agregalar üzerinde fiziksel, kimyasal, petrografik analizleri ve agregaların arazideki konumları-haritalama çalışmaları yapılmıştır. Toplam dört farklı agrega türünden ve üç dayanım sınıfından oluşturulan 12 tür beton üzerinde fiziksel ve mekanik testler yapıldı. Bunlardan en önemlisi basınç dayanımı; tahribatlı tek eksenli, tahribatsız yüzey sertliği, ultrasonik yöntem ve bileşik yöntem olarak dört farklı yöntemle 3., 7. ve 28. günlerde belirlenmiştir. Genel olarak betonların tümünde hedeflenen dayanımlara ulaşılmıştır. 28 gün sonunda kireçtaşı betonlara göre sırasıyla diyorit, granit ve andezit betonlar daha yüksek dayanım göstermişlerdir. Kireçtaşı agregalara göre; diyorit betonlar %4-14, granit betonlar %6.6-21 ve andezit betonlarda %33.3-48 aralıklarında daha yüksek dayanım göstermişlerdir. Bunun dışında kapiler su emme, birim hacim ağırlık, porozite ve çökme deneyleri yapılmıştır. En çok kapiler su emme değerleri kireçtaşı betonlarda, en az ise andezit ve granit betonlarda görülmüştür. En düşük su emme oranı % 2.80 oranla yüksek dayanımlı kireçtaşı betonda, en yüksek ise % 8.41 oranla yüksek dayanımlı diyorit betonda görülmüştür. En yüksek birim hacim ağırlığın diyorit betonlarda, en düşük kuru birim hacim ağırlığının ise kireçtaşı betonlarda olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Gümüşhane yöresinin andezit, granit ve diyorit türü kayaçların beton üretimi için uygun olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Agrega, Andezit, Basınç, Diyorit, Granit, Kapilarite, Kireçtaşı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Kula ve çevresindeki jeosit alanında yüzeyleyen Kula bazaltlarının zamansal ve alansal değişimlerinin landsat uydu görüntüleri tespiti
Enver Fatih Korkmaz
Dünyamız sürekli bir değişim/gelişim içindedir. Bu değişimin ana sebebi yer kürenin dinamik yapısı ve canlı faaliyetleridir. İnsanoğlu, yaşadığı dünyadan azami şekilde faydalanabilmesi ve güven içinde bu küre üzerinde yaşayabilmesi için bu değişimleri takip etmek hatta zaman zaman da yönlendirmek zorundadır. Bu çalışmanın amacı, Kula ve yakın çevresinde bulunan jeosit alanında yüzeyleyen Kula bazaltlarının zamansal ve alansal değişimlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla çalışma alanının; 1987, 2006 yıllarına ait LANDSAT uydu görüntüleri temin edilmiştir. Sahada yüzeyleyen bazaltların yayılımlarının belirlenmesi amacıyla bu görüntülerde PCA ve band oranlaması gibi değişik görüntü işleme teknikleri kullanılmıştır. Bu görüntüler üzerinde ise bazaltların yıllar içindeki alansal değişimlerinin belirlenmesi amacıyla kontrollü ve kontrolsüz sınıflandırmalar yapılmıştır. Kontrollü sınıflandırma sonuçlarından elde edilen verilere göre, jeosit alanında yayılım gösteren bazaltların, yerleşim ve tarım arazisi alanlarına dönüştürülmesi nedeniyle 1987 yılı 2006 yılı arasında 705,23 ha azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değişim Tespiti, Jeosit, Kula Bazalt Lavları, Uzaktan Algılama.
