Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    İşletmelerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları farkındalığının tespiti ve acil durum planlarının uygunluğu araştırması

    Eyyüp Yildiz

    Afet ve acil durumlar çok çeşitli yapılara zarar vermektedir. Bunların başında maddi ve manevi unsurlarıyla işyerleri gelmektedir. Bu zararların önüne geçmek amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kanununa dayanılarak 2013 yılında 'İş Yererinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik' metni yayımlandı. Bu saha araştırması kamu kurumu ve özel işletmelerin işyeri acil durum planları uygunluğu ve çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ile ilgili farkındalıklarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma kapsamında Gümüşhane ve Trabzon illerinde bulunan kamu kurumu ve özel işletmeler arasından örneklem olarak seçilenlerin kurumlarındaki üst yöneticilerle veya İSG uzmanlarıyla yüz yüze görüşme, Nicel araştırma kapsamında çalışanlarına anket yapmak üzere randevu talep edildi. Toplamda Gümüşhane'den 20, Trabzon'dan 11 olmak üzere 31 adet kamu kurumu ve özel işletme randevu talebini kabul ederek çalışmanın yapılmasına izin verdi. 563 çalışana anket 31 yönetici veya İSG uzmanıyla yüz yüze görüşme yapılarak çalışma tamamlandı. Acil durum planları, yönetmeliğin öngördüğü açıdan sorgulandığında Gümüşhane'den katılan işyerlerinde %95, Trabzon'dan katılan işyerlerinde %63,63 eksik olduğu tespit edildi. Çalışanların kurumsal İSG uygulamaları hakkında bilgi düzeyi 3,55 ve kurumsal uygulamalar hakkında görüşleri 2,88 ortalama ile orta düzeyde olumlu olduğu tespit edilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ilgili kuruluşların ortaklaşa bir acil durum planı taslağı oluşturmaları ve çalışanların İSG ile ilgili farkındalık düzeylerini artırmak ve İSG uygulamalarına daha pozitif yaklaşımlarını sağlayacak eğitim çalışmaları yapmaları sağlanmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Ankara Çayı'na ait eski alüvyonların jeokimyasal ve izotopik özelliklerinin incelenmesi

    Mustafa Kemal Gümüş

    Bu çalışmanın amacı, Ankara Çayı'na ait eski alüvyonlarının jeokimyasal ve izotopik özelliklerinin araştırılmasıdır. Ankara Çayı'na ait eski alüvyon çökellerinin ana, iz ve nadir toprak element (NTE) içeriği belirlenmiş ve jeokimyasal anlamda litarenit olarak sınıflandırılmıştır. Eski alüvyon çökellerinin ortalama kimyasal alterasyon indeksi (KAİ), plajioklaz alterasyon indeksi (PAİ) ve bileşimsel değişim indeksi (BDİ) değerleri sırasıyla 58.6, 58.7 ve 1.58 olarak belirlenmiştir ve KAİ ile δ18O izotop değerleri arasında pozitif korelasyon söz konusudur. Eski alüvyal çökellerde basit sedimanter döngü tarihi mevcuttur ve dolayısıyla çökelin jeokimyasal bileşimi kaynak alanındaki materyal bileşimi tarafından kontrolündedir. Analiz edilen örneklerin87Sr/86Sr izotop değerleri üst kıtasal kabuğa göre tükenmiş iken, 143Nd/144Nd, δ18O izotop ve negatif ƐNd(0) değerleri kıtasal kabuk değerleri ile benzerlik göstermektedir. Eski alüvyon çökelleri Ni ve As gibi ağır metal içeriği bakımından önemli oranda, Pb, Cu, Zn, Co, Hg, Sb ve Bi gibi ağır metal içeriği bakımından ise az miktarda kirlenmiştir ve bu ağır metallerin, endüstriyel kökenli olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak; çalışma alanında muhtemelen yarı kurak-kurak iklim, zayıf-orta kimyasal ayrışma, zaman zaman yüksek tektonik aktivite ve yüksek erozyon olduğu, eski alüvyal çökellerin ortaç-felsik bileşimli kaynaktan malzeme aldığı ve kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca sözkonusu çökellerin endüstriyel kaynaklı olarak kirlendiği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Ankara çayı dere yatağı çökellerinin jeokimyasal, izotopik özellikleri ve ağır metal içeriği

    Özay Özkan

    Bu çalışmada, Ankara Çayı'nın dere yatağı sedimanlarının jeokimyasal ve izotopik özellikleri incelenerek, ağır metal içeriği ortaya konmuştur. Ankara Çayı dere yatağı çökelleri, jeokimyasal anlamda litarenit olarak sınıflandırılmıştır. İncelenen örneklerin ortalama kimyasal alterasyon indeksi (KAİ), plajioklaz alterasyon indeksi (PAİ) ve bileşimsel değişim indeksi (BDİ) değerleri sırasıyla 57.6, 57.3 ve 1.67 olarak hesaplanmıştır ve KAİ ile δ18O izotop değerleri arasında herhangi bir korelasyon ilişkisi yoktur. Söz konusu çökellerde basit sedimanter döngü tarihi mevcuttur ve dolayısıyla dere yatağı çökellerinin jeokimyasal bileşeni kaynak alanındaki materyal bileşeninin hakimiyetindedir. İncelenen örneklerin δ18O, 143Nd/144Nd izotop ve negatif ƐNd(0) değerleri kıtasal kabukla benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Buna rağmen dere havzasında karbonatlı kayaçların baskın olması, üst kıtasal kabuğa göre tükenmiş 87Sr/86Sr izotop değerlerine neden olduğunu akla getirmektedir. Dere yatağı çökelleri Ni, As, Pb, Cu, Zn, Co, Hg, Sb, Cd ve Bi gibi ağır metal içeriği bakımından zenginleşmiştir. Çalışılan çökelleri kirleten bu ağır metallerin, endüstriyel kökenli olduğu düşünülmektedir. Elde edilen veriler yorumlandığında; çalışma alanında yarı kurak-kurak iklim, zayıf-orta kimyasal ayrışma, zaman zaman yüksek tektonik aktivite ve yüksek erozyon olduğu, Ankara Çayı'nın aşındırmış olduğu kaynak kayaların muhtemelen ortaç-felsik bileşimde olduğu ve adı geçen çökellerin kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca her geçen gün Ankara Çayı'nın endüstriyel kaynaklı olarak kirlendiği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Tasavvuf'ta feyz kavramı

    Abdullah Yılmaz

    Feyz kelimesi sözlükte akmak, taşmak ve bolluk gibi anlamları ifade eder. Tasavvuf terimi olarak ise daha çok kulun çabası olmaksızın kalbe gelen bilgi, manevî hâl anlamında kullanılmaktadır. Tecellî, vârid, ilham gibi kavramlar feyzle anlam benzerliği olan tasavvuf terimleridir.Feyzin asıl kaynağı Allah'tır. Peygamber ve mürşid ise Allah'tan gelen feyzin dağıtıcısı tâli kaynaklardır. Kalp temizliği, şeriate bağlılık, zikir, cemaatle bulunmak, kutlu zaman ve mekanları değerlendirmek ilâhî feyze vesile hususlardır. Peygamberden feyz alma ise sünnete ittiba, salavat okuma ve râbıta ile olmaktadır. Âdaba riayet, itaat ve hizmet, mürşidi kâmil bilme ve ona râbıta mürşidden feyz almanın vesileleridir. Çalışma ile elde edilemeyecek bilgiye sahip olma, kötü özelliklerden arınıp iyi özellikler kazanma feyzin neticelerindendir. Mutlak vücûd olan Allah'ın isim ve sıfatlarının belli mertebelerden geçerek görünen âlemde varlıkları zuhûra getirmesi de tasavvufta feyz ile ifade edilmiştir. Hakikati idrak edilemeyen zâtü'l-vücûd, ahadiyye hâlinde iken hiçbir taayyün göstermemiştir. Vücûdun ilk tecellîsi a'yân-ı sâbiteyi ortaya çıkaran feyz-i akdestir. Burada vâhidiyye halinde olan vücûd feyz-i mukaddes ile zâhir-i vücûd olup görünen âleme çıkar. Bu çıkış feyzle olduğu gibi bunun devamı da feyz iledir. Yaratılış süreci sûfîlerce bu şekilde açıklanmıştır ve bu felsefede bazen feyz diye de ifade edilen sudûrdan farklıdır. Kısaca tasavvufta feyz, hem varlıkların hem de -bununla bağlantılı olarak- bilgilerin Allah'tan tecellî yoluyla zuhûrunu ifade etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Human capital and economic growth relation: Case of Turkey

    Fikret Onur Elma

    This study examines the relationship between human capital and economic growth for Turkey. Human capital is described with two different variables as schooling rate and ratio of bachelors to total population. Therefore, within the scope of two different models the impact of human capital on economic growth is analyzed long/short termed. Relationships are analyzed with cointegration and causation analysis. According to analysis results schooling rate and ratio of bachelors to total population in Turkey do not have positive correlation in long term. This result is suprising in terms of expectations. However, under production of high tech product export is taken into consideration when comparing with developing countries, it's an expected result. In short term the ratio of bachelors to total population is found as Granger causation of economic growth. These results are expected to provide insight to those who decide educational policy.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Trabzon ilindeki kamu çalışanlarının sığınaklar konusundaki farkındalığı

    Gülseren Günaydın

    İlerleyen zaman içerisinde dünyada teknolojinin gelişmesi hayat düzenini değiştirmekte, insan hayatı üzerinde olumlu ve olumsuz birçok etki bırakmaktadır. Özellikle geçmişten günümüze artan doğal ve teknolojik afetler bunun bir göstergesidir. Çoğu kez insanlar bu afetler karşısında savunmasız kalarak can ve mal kaybına uğramaktadır. Ayrıca artan enerji ihtiyacına karşı devletler arası yaşanan savaşlar, kimyasal silahların kullanılması ve doğal afetler sonrası afete bağlı olarak endüstriyel faciaların yaşanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Dolayısıyla sığınakların can kaybını önlemek ve afet etkilerini azaltma konusundaki önemini daha da artırmıştır. Bu çalışmanın amacı; kamu çalışanlarının afet, sığınak ve uyarı ikazları konusunda farkındalıklarının belirlenmesidir. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen bu araştırma Trabzon il merkezinde bulunan ve çalışmaya katılmayı kabul eden il müdürlüklerindeki kamu çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında, araştırmacı tarafından literatür bilgisine uygun olarak oluşturulmuş olan anket formu kullanılmıştır. Veriler araştırmaya katılmayı kabul edenler ile yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Araştırmamız sonucunda çalışmamıza katılan 631 kamu çalışanlarının %8,9'nun afet bilgi düzeyi yeterli bulduğu, %18,1'nin sığınak bilgisini yeterli bulduğu, %11,8'nin uyarı ikazları bilgilerini yeterli buldukları, %29,3'nün kurumlarında sığınak olup olmadığını bildiklerini, %%3,6'nın kurumlarında sığınak donanımlarını yeterli buldukları, %19,2'nin kurumlarda sığınak yerini gösteren işaret ve levhaların varlığının farkında oldukları ve %42,6'nın kurumlardaki sığınakların depo-arşiv olarak kullanıldığını söylemiştir. Bu çalışma sonucunda; afetler, sığınaklar ve uyarı ikazları alanında bilgi düzeyinin yeterli olmadığı, sığınakların ve donanımlarının yetersiz olduğu, sığınakların kamu kurumlarında büyük çoğunluğunun amaçları dışında kullanıldığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Afetler, sığınaklar ve uyarı ikazları ile ilgili yeterli ve düzenli eğitimler ve ayrıca tatbikatlar düzenlenerek çalışanların ve halkın afetler, sığınaklar ve uyarı ikazlarına karşı hazırlık algılarının yüksek tutulması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Afet, Sığınak, Uyarı İkazları, Trabzon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Diyalogsal halkla ilişkiler bağlamında sosyal medya kullanımı: Türkiye'de ilk 100'de yer alan şirketler üzerine bir inceleme

    İhsan Türkal

    Halkla ilişkiler teori ve uygulamasının geldiği son nokta bakımından ortaya çıkan yeni anlayış, örgütlerle paydaşları arasında diyaloğa dayalı iletişimi merkeze alan karşılıklı anlayış, güven ve desteğin geliştirilip sürdürülmesidir. Küresel düzeyde kitleler tarafından yaygın bir şekilde kullanılan sosyal medya araçları, diyaloğa ve etkileşime dayalı bir iletişim ortamını halkla ilişkilerin hizmetine sunmaktadır. Örgütlerin stratejik bir iletişim anlayışı olarak benimseyip kullanması durumunda sosyal medya araçları diyalogsal halkla ilişkilere önemli katkılar sağlayacak bir ortam oluşturmaktadır. Halkla ilişkileri daha etkileşimli, simetrik ve diyalogsal hale getirme bakımından sosyal medya araçlarının sahip olduğu kapasiteden ne ölçüde yararlanıldığı ve ne ölçüde etkili kullanıldığı bu noktada önemli bir soru işareti oluşturmaktadır. Bu çalışmada, halkla ilişkilerin tek yönlü asimetrik anlayıştan ilişkisel ve simetrik anlayışa doğru geçirdiği değişim ele alınmakta ve bu değişim sonucunda sahip olduğu yeni anlayışa olanak ve fırsat sunan sosyal medya araçları incelenmektedir. Örgütler iletişim kurmak ve ilişki inşa etmek doğrultusunda sosyal medya ortamında diyalogsal halkla ilişkiler anlayışından yararlanmakta mıdırlar? Eğer yararlanılmaktaysa bunu ne ölçüde gerçekleştirmektedirler? Bu sorulara açıklık kazandırmak amacıyla araştırmada Türkiye'de büyüklük bakımından ilk 100'de yar alan kuruluşların, sosyal medya araçlarını ne ölçüde diyalogsal halkla ilişkiler anlayışına uygun kullandığı incelenmektedir. Kent ve Taylor tarafından ortaya konan ilkeler üzerinden gerçekleştirilen içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular bu kuruluşların sosyal medya araçlarının diyalogsal potansiyelinden yeterince yararlanamadıklarını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Bir halkla ilişkiler uygulaması olarak hastanelerde hasta karşılama hizmetlerinin kurumsal itibara olan etkisi: Kamu hastaneleri üzerine bir inceleme

    Mutlu Doğan Güllüpunar

    Hastalığı nedeniyle psikolojik bir baskı altında olan hasta ve hasta yakınlarının hastane ile ilgili algısı hastane iletişim yönetimi sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Sağlık sorununun giderilmesi hastaneye karşı oluşacak algının temel faktörlerinden biridir. Sağlık problemi çözülmüş bir hasta, tedavi aldığı hastaneye karşı olumlu bir algıya sahip olabilir ve bağlılığı güçlenebilir. Ancak sağlık probleminin çözülmesi hasta memnuniyetinin oluşmasında bütünüyle yeterli bir faktör olarak değerlendirilemez. Hastaneye karşı oluşan algıda, sağlık probleminin giderilmesinin yanında sağlık hizmeti alma süreci de etkilidir. Sağlık sorununun çözülmesi sağlık hizmetinin yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Hastaneye girişten itibaren danışma birimlerinde, doktorlar ve yardımcı sağlık personeliyle kurulan iletişimde ve hastanenin fiziki dizaynında bu memnuniyetin parçalarını bulmak mümkündür. Dolayısıyla hastanın ve hasta yakınlarının hastaneye besledikleri duygunun olumlu olması için, hastalığın tedavisi yanında hasta karşılama hizmetlerinin de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu çalışma kamu hastanelerindeki hasta karşılama hizmetlerinin hastaların hastaneye dönük genel algılarını etkileyip etkilemediğini ve etkileme düzeylerinin ne olduğunu ele almaktadır. Bu nedenle çalışmada öncelikli olarak hasta karşılama hizmetleri ve genel hastane algısını ölçen bir anket formu oluşturulmuş ve bu forma bağlı kalarak basit tesadüfi yöntemle Türkiye'nin 12 ilinden 700 kişi ile görüşülerek veriler toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda "temizlik ve hijyen", "doktor", "danışma ve yönlendirme", "yardımcı sağlık personeli" ve "fiziki yönlendirme" olmak üzere hasta karşılama hizmetlerinin beş temel faktöre ayrılabileceği görülmüştür. Yapılan regresyon analizinde ise, bu faktörler doğrultusunda ifade edilen hasta karşılama hizmetlerinin hastane ile ilgili genel algıları etkilediği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Batı Anadolu bölgesindeki depremlerin yapay sinir ağı yöntemiyle tahmini

    Osman Duman

    Gerçekleşecek depremleri önceden kesin bilen, genelleştirilebilecek bir yöntem günümüze kadar geliştirilememiştir. Fakat birçok yöntemle deprem tahmini yapılmaya çalışılmaktadır. Bu yöntemlerden birisi olan Yapay Sinir Ağları, belirlenen girişler ve çıkışlar arasındaki ilişkiyi öğrenerek faklı örüntülere karşı uygun çıkışlar vermektedir. Bu çalışmada Gutenberg-Richter ilişkisine bağlı ve deprem tahminlerinde kullanılan b_değerini temel alan bir ileri beslemeli geri yayılımlı yapay sinir ağı geliştirilmiştir. Türkiye'nin Batı Anadolu Bölgesinde yoğun sismik aktiviteye sahip dört faklı bölgeyi içeren deprem verileri kullanılarak yapay sinir ağı eğitilmiştir. Bu amaçla, Batı Anadolu'da yoğun sismik aktiviteye sahip Gölhisar Çameli-Muğla Rodos Bölgesi, Burdur Fay Zonu, Büyük ve Küçük Menderes Graben bölgesi ve Gediz Alaşehir Graben bölgesi üzerinde çalışılmıştır. Eğitim aşamasından sonra aynı bölgeler için daha sonraki tarihlere ait deprem verileri test etmek için kullanılmış ve ağın başarısı ortaya konmuştur. Çalışmada geliştirilen ağın tahmin sonuçları incelendiğinde; ağın gerçekleşmeyecek dediği deprem tahmin sonuçları tüm bölgelerde oldukça yüksek çıkmıştır. Bunun yanında ağın gerçekleşecek dediği deprem tahmin sonuçları, çalışılan bölgeler için belli bir oranda farklı sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak bu yöntem kabul edilebilir oranda başarılıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Siyasî ve itikâdî yönleriyle İbn Haldun'da hilafet ve imamet meselesi

    Abdurrahman Atalay

    Yaptığımız çalışma giriş, birinci bölüm ve ikinci bölüm olmak üzere toplam üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmından İbn Haldun'un dinî, ilmî ve özellikle siyasî hayatına yer verdik ve yine bu bölümde İbn Haldun'un belli başlı eserlerinin tanıtımını yaptık. İbn Haldun'un yaşantısıyla fikirleri arasındaki sıkı ilişkiden dolayı giriş bölümünü geniş tutmayı yeğledik. Bu çalışmanın amacı İslam dünyasındaki, birçok yönüyle de Müslümanlara özgü olan, devlet başkanlığı meselesini İbn Haldun gibi önemli bir düşünürün gözüyle tekrar ele almaktır. Bu amaçla çalışmamıza birinci bölümde İslam dünyasında, devlet başkanı kavramını birçok açıdan karşılayan hilafet ve imamet kelimelerini açıklamakla başladık. Akabinde ise bu kavramların dinî ve tarihî olarak irtibatlı olduğu alanlara ve Müslümanlar tarafından algılanış biçimlerine değindik. Birinci bölümü neticelendirmeden önce ise bu mesele ile ilgili fikir beyan etmiş önemli İslam âlimlerinin görüşlerine yer verdik. Birinci bölümde anlattığımız bu hususlar İbn Haldun'un devlet yönetimi ile ilgili görüşlerini daha iyi anlamak ve İslam dünyasındaki yeri ve konumunu belirlemek açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızın ikinci bölümde ise dinî ve dünyevî ilimlerdeki (bilhassa sosyoloji, tarih vb. alanlardaki) bilgisi ile devletin ileri kademelerindeki yaptığı görevler neticesinde elde ettiği tecrübeleri birleştiren İbn Haldun'un hilafet ile ilgili görüşlerini ele aldık. Bu bölümde İbn Haldun'un fikirleri ile diğer İslam âlimlerinin fikirlerinin örtüştüğü ve ayrıştığı noktaları tespit etmeyi amaçladık. Yine bu bölümde İbn Haldun'a ait birçok orijinal görüşe de yer vermeye gayret ettik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Kurşun maden atıklarının beton agregası olarak kullanabilirliğinin araştırılması

    Fatih Sultan Semiz

    Bu çalışmanın amacı; kurşun cevherinin çıkarıldığı madenlerde, içerisindeki kurşun miktarının işlenmesinin ekonomik olmadığı kurşun madeni atığı (Pasa) kayaçlardan üretilen betonların beton agregası olarak kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda beton agregası olarak kullanılacak kayaçların fiziksel, kimyasal, mineroloji ve petrografik özellikleri belirlenmiştir. Pasa ve kireçtaşı agregaları ile %25, %50 ve %75 oranında yer değiştirilerek C16, C25 ve C35 beton dayanım sınıflarında örnekler hazırlanmıştır. Hazırlanan beton örnekler üzerinde, su emme oranı, görünür boşluk oranı, yoğunluk, basınç dayanımları, eğilme dayanımı, statik elastisite modülü, poisson oranı, tahribatsız test yöntemleri "yüzey sertliği (Schmidt Çekici), ultrasonik ses hızı metodu ölçümü, donma çözülme dayanımı, aşınma dayanımı, kapilarite ve karbonatlaşma testleri yapılmıştır. Sonuç olarak; kurşun madeni atığı kayaçların beton karışımına giren agrega içeresindeki oranının artışına bağlı olarak betonun yoğunluğu, basınç dayanımı, eğilme dayanımı, elastisite modülü, donma çözülme dayanımı, aşınma dayanımı değeri ve tahribatsız yöntemle belirlenen basınç dayanımı değerlerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Pasa miktarı arttıkça su emme oranının, görünür boşluk oranının, poisson oranının, kapilarite ve karbonatlaşma değerlerinin düştüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Atıkların kullanımı, Betonun fiziksel özellikleri, Kurşun madeni atığı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Kaletaş-Söğütağıl-Akpınar (Gümüşhane) yöreleri hidrotermal alterasyonların modellemesi

    Uğur Atay

    Kaletaş-Söğütağıl-Akpınar (Gümüşhane) alterasyon sahaları Doğu Pontid Tektonik Birliği'nin Güney Zon'u içinde yer almaktadır. Bu alanda taban kayaçlarını andezitik-bazalt ve piroklastlarından oluşan Alibaba Formasyonu (Erken-Orta Eosen) oluşturmaktadır. Birim Orta Eosen yaşlı monzogranit, granodiyorit ve kuvars monzodiyorit bileşimindeki Kaletaş Granitoyidi tarafından kesilmektedir. Volkanitlerin, andezit ve bazaltik andezit bileşiminde kalk-alkali karakterde olduğu, aynı veya benzer manto kaynağından türedikleri tespit edilmiştir. Kaletaş Granitoyidi ise kalkalkalen özellik ve metalümin karaktere sahip, tektonik konuma göre I tipi volkanik yay graniti karakterinde olduğu belirlenmiştir. Alibaba Formasyonu içinde gelişen alterasyonlar KB-GD ve yaklaşık D-B doğrultuya sahip kırık zonları ile ilişkilidir. Limonitleşme, hematitleşme, kloritleşme, killeşme ve silisleşme en karakteristik alterasyon türleridir MINSQ yöntemine göre cevherli alterasyon zonunda kuvars, potasyumlu feldspat, serizit ± kaolen; propilitik zonunda ise baskın alterasyon minerali albite ilaveten epidot, demirli klorit, magnezyumlu klorit tespit edilmiştir. Nispi kütle değişim hesaplamalarına göre cevherli zonda K, Pb, Mo ve Au elementlerindeki artışa rağmen Ca, Na, Fe, Mg, Cu ve As elementlerinde azalma belirlenmiştir. Net kütle değişim hesaplamalarına göre ise cevherli zonda ise sadece K, Pb, Mo ve Au elementlerinde zenginleşmiştir. Oksijen izotop analiz değerlerinin ‰ 5.6-10.0 aralığında, hidrojen izotop analiz değerlerinin ise ‰ -61 ile ‰ -71 aralığında değiştiği ve bu verilere göre alterasyonu oluşturan sıvıların magmatik su ve meteorik suyun karışımından oluştuğu söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Doğu Karadeniz Hhavzası'nda debi süreklilik eğrileri yardımıyla brüt hidroelektrik potansiyel tahmini ve türbin seçimi

    Güneş Tekin Zaman

    Enerji tüketimi, ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen faktörlerin başında gelmektedir ve insanların ihtiyaçları doğrultusunda da artmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Günümüz Türkiye'sinde kalkınma, nüfus artışı ve sanayileşme nedeniyle enerji ihtiyacı sürekli artmaktadır. Bu enerji ihtiyacını karşılamak için mevcut enerji potansiyeli etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan hidroelektrik enerji temiz, yerli ve dışa bağımlılığı azaltma konusunda, mevcut kaynaklar içinde öne çıkmaktadır. Brüt hidroelektrik potansiyelin belirlenmesinde pek çok metot mevcuttur. Bu çalışmada "Debi Süreklilik Eğrisi (D.S.E.)" metodu üzerinde detaylı bir şekilde durulmuştur. D.S.E. metodunun esası, akarsuyun geçmişe dönük kayıtlarından elde edilen debi değerlerinin aşılma olasılıklarına dayanır. Bu eğri, su gücü denklemi yardımıyla güç süreklilik eğrisine dönüştürülerek güç süreklilik eğrisi yardımıyla hidroelektrik potansiyel hesaplanmıştır. Hidroelektrik santrallerde enerji üretmek için türbin seçimi önemli bir parametredir. Seçilecek türbin tipi hem alınabilecek verimi, hem de maliyeti önemli ölçüde etkilemektedir. Türbin seçimi debi, net yükseklik, maliyet, çark dönme hızı gibi birçok etmene bağlıdır. Bu çalışmada net yükseklik ve debi baz alınarak türbin tipi seçimine kısaca değinilmiş olup türbin tipi tahmini yapılmıştır. Bu çalışmada, Doğu Karadeniz Bölgesinde seçilen 39 akım gözlem istasyonuna (A.G.İ.) debi süreklilik eğrisi metodu uygulanarak brüt hidroelektrik potansiyel belirlenmiştir. İstasyonlar için 10 yıllık günlük ortalama akım verileri kullanılarak çizilen debi süreklilik eğrilerinin altında kalan alan yardımı ile güç-süreklilik eğrisi elde edilmiş ve bundan yararlanılarak hidroelektrik potansiyel hesaplanmıştır. Ayrıca toplam kurulu güç değerlerinin Q30 debisi ile elde edilmesi değerlendirilerek biriktirmesiz hidroelektrik santrallerde (HES) türbin seçimi için her bir A.G.İ.'nin örnek türbin seçim çalışmaları yapılmış ve türbin seçimi akış şeması oluşturulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Türkiye'de bölgesel kalkınma ajanslarının bölge ekonomisi üzerine etkisi: Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı örneği

    Merve Kullukçu

    Bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli bir araç olan bölgesel kalkınma ajansları (BKA), bulundukları bölgedeki gelişmişlik farklarının azaltılması ve bölgedeki yerel aktörlerin harekete geçirilmesiyle bölgenin sosyo-ekonomik gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada kalkınma ajanslarının bölge ekonomisine etkisi incelenmiştir. 1950'lı yıllardan itibaren bölgesel kalkınma politikalarının gelişimi ve BKA'ların incelenmesinin ardından, Türkiye'deki Kalkınma Ajansları'nın uygulamaları irdelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren BKA'ların bölge ekonomisi üzerinde olan etkilerini TR90 Bölgesi'nde faaliyet gösteren Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) özelinde ele almaktır. DOKA'nın faaliyetleri ve bölgeye sağladığı destekler incelenerek bölge ekonomisine olan etkisi analiz edilmiştir. Sonuç olarak, ajansın yürüttüğü proje ve faaliyetlerin bölge kalkınmasına görece katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma, Bölgesel Kalkınma Ajansları, Bölgesel Politikalar, Türkiye, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA).

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Çalışanların zaman yönetimi becerilerinin işletme verimliliği üzerindeki etkisi: Aşkale A. Ş. Gümüşhane Çimento Fabrikası uygulaması

    Erdal Demir

    Zaman yönetimi, işletmelerin bugünü ve yarını için hayati önem taşıyan etkinliğin ve verimliliğin ana kaynağı olarak kabul edilebilir. Çünkü, zaman diğer kaynaklar gibi alınıp satılamaz, kiralanamaz, depolanamaz, çoğaltılamaz sadece o anda harcanması ya da kullanılması gereken bir kaynaktır. Günümüz koşullarında zamanı etkili ve verimli kullanabilmek büyük bir önem arz etmektedir. Diğer tüm imkanlar aynı olduğu takdirde zamanını etkili ve verimli kullanan işletmelerin rakiplerine nispeten bir adım öne geçeceği unutulmamalıdır. Bu çalışmanın amacı işletmelerde zaman yönetiminin ne kadar etkin kullanıldığını belirlemek ve bu etkinliğin işletme verimliliğine katkısını ölçmektir. Bu bağlamda Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren Aşkale Çimento A.Ş. çalışanları üzerinde, daha önce araştırmacılar tarafından geliştirilen bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde çalışanların demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış, ikinci bölümünde ise zamanı ne kadar etkin kullandıkları irdelenerek etkin kullanılan zamanın işletmeye katkısı ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucuna göre, çalışanların zaman yönetimi becerileri ile işletme verimliliği arasında ilişki vardır. Zaman yönetimi becerileri çalışanların, cinsiyetine, yaş gruplarına, öğrenim durumlarına, gelir düzeylerine ve çalışma sürelerine göre değişmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Bulanık kalite fonksiyon göçerimi yöntemi ile müşteri memnuniyet derecesi ölçümü: Bir sivil toplum kuruluşu örneği

    Süleyman Ertemoğlu

    Küreselleşme çağını yaşadığımız günümüz dünyasında yaşanan gelişmelere paralel olarak işletmeler açısından önemli olan müşteri memnuniyeti daha niteliksel bir değere dönüşmüştür. Rekabet piyasasında başarılı olmanın gerektirdiği müşteri memnuniyetini sağlamak, yine müşterilerin sesini iyi dinleyebilmekten geçmektedir. Bu çalışmada amaç; bir Sivil Toplum Kuruluşuna (STK) üye olanların sivil toplum kuruluşundan beklentilerini ve STK'ya olan aidiyet düzeylerini ortaya koymaktır. Bu amaçla Analitik Hiyerarşi Süreci ile Bulanık Kalite Fonksiyon Göçerimi'nin bütünleştirildiği bir modelden faydalanılmıştır. Çalışmanın sonuçları; en önemli müşteri isteğinin "Üye kaydını belirli standartlar çerçevesinde yapmak" en önemli teknik gereksinimin ise "Yatırımlar Konusunda Üyelerin Kişisel Donanımlarının Arttırılması" olduğunu göstermektedir. Ayrıca ele alınan sivil toplum kuruluşunun rakibine göre her bir kriterde üstünlük sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite Fonksiyon Göçerimi, Bulanık Mantık, Sivil Toplum Kuruluşları, Analitik Hiyerarşi Prosesi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Eğrikar (Torul, Gümüşhane) Fe-Cu Skarn cevherleşmesinin petrografik ve jeokimyasal açıdan incelenmesi

    Meltem Yılmaz

    Eğrikar Fe–Cu skarn yatağı Gümüşhane'nin (KD Türkiye) yaklaşık 100 km kuzeybatısında yer almaktadır. Eğrikar (Torul, Gümüşhane) ve çevresindeki tortul ve volkanik kayaçlar Geç Kretase yaşlı olup, tabanda kireçtaşı içeren dasit ve üstünde bulunan hornblendli andezitten oluşmaktadır. Bu kayaçlar Geç Kretase yaşlı Eğrikar granitoyidi (monzogranit, granodiyorit ve diyorit) tarafından kesilmektedir. Dasitik kayaçlar porfirik dokuda olup, başlıca kuvars, plajiyoklas, biyotit ve opak minerallerden oluşmaktadır. Kireçtaşları ise yer yer mermere dönüşmüş ve kristalize olmuştur. Hornblendli andezitler mikrogranü porfirik ve glomeroporfirik dokulu olup plajiyoklas, hornblend, biyotit ve kuvars minerallerini içermektedir. Eğrikar granitoyidi üç farklı litolojiden (monzogranit, granodiyorit ve diyorit) oluşmakta olup, mirmekitik, yazı ve elek dokusu göstermektedir. Bu kayaçlar başlıca plajiyoklas, kuvars, hornblend, ortoklas ve muskovitten oluşmaktadır. Eğrikar Yaylası'nın güneybatısında granitoyidin (özellikle monzogranit) kireçtaşı ile volkanitlere sokulumu sonucu dokanak metamorfizması oluşmuş ve skarn zonu gelişmiştir. Monzogranitten kireçtaşına doğru endo- ve ekzoskarn zonlarının oluştuğu belirlenmiştir. Skarn zonunda piroksen, granat, epidot, kuvars, kalsit ve aktinolit-tremolit skarn minerallerini oluşturmaktadır. Skarn zonunda piroksen türü hedenberjit, granat türü grossular andradit ile andradittir. Eğrikar Fe-Cu skarn yatağının cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit, hematit, kalkopirit, altın ve nabit bakırdan oluşmaktadır. Manyetitte ve hematitlerde kafes, kutu, lifsi ve bantlı dokular görülmektedir. İkincil cevher mineralleri olarak götit, limonit, dijenit, malakit, azurit, bornit ve lepidokrozit belirlenmiştir. Eğrikar Fe-Cu skarn yatağındaki volkanitler kalk-alkali karakterdedir. Granitoyidler orta K'lu kalk-alkali bileşimdedir. Eğrikar Granitoyidik kayaçların iz element karakteristikleri, genel olarak yay granitlerine benzerlik göstermekte ve Eğrikar Fe-Cu skarn sahasında Fe-skarn ile ilişkili granitoyidlerin yitim sonrası meydana gelmiş olduğu belirlenmiştir. Eğrikar Fe-Cu skarn yatağındaki ekzoskarn zonunda kuvars minerallerinde yapılan sıvı kapanım çalışmalarında sıvı kapanımlar birincil, yalancı ikincil ve ikincil kökenli kapanımlar olarak sınıflandırılmıştır. Kuvarslarda yapılan sıvı kapanım çalışmaları sıcaklığın ekzoskarn zonu için 160-380 °C ve tuzluluğun % 3.4-7.6 arasında olduğu belirlenmiş olup epitermal ve skarn kökeni desteklemektedir. Eğrikar Fe-Cu skarn yatağında ki piroksen ve granatın silikat mineralleri oluşturması, bol manyetit, hematit ve çok az piritin görülmsi ile sıvı kapanım sonucu elde edilen sıcaklık ve tuzluluk verileri bu yatağın oksitli şartlar altında sığ sokulum sonucu oluştuğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Pestil ve köme markalarının algısal konumlarının çok boyutlu ölçekleme analizi ile belirlenmesi:Gümüşhane örnekleminde bir araştırma

    Özlem Kara

    ÖZET KARA, Özlem. Pestil ve Köme Markalarının Algısal Konumlarının Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi ile Belirlenmesi: Gümüşhane Örnekleminde Bir Çalışma , Yüksek Lisans Tezi, 2016, (XIII+75 Sayfa) Tüketicilerin satın alma karar süreçlerinde "marka algısı" ve "marka konumu" kavramları önemli bir yere sahiptir. Tüketiciler, farklı açılardan değerlendirmeleri sonucu oluşturdukları marka algıları ve zihinlerinde markaları yerleştirdikleri konumlar sayesinde, markaları rakiplerinden ayrıştırmaktadırlar. Bazı markalar birbirleriyle yakın konumlanıp güçlü rakipler olurken, bazıları da birbirlerinden nispeten uzakta konumlanarak zayıf bir rekabet sürmektedirler. Bu çalışmamızda Gümüşhane ilinde yerleşik pestil ve köme markalarına dair tüketicilerin marka algılamaları ve konumlanmaları incelenmektedir. Bu incelemede, tüketicilerin markaları tat, kalite, prestij, hijyen, güven, fiyat, bulunabilirlik, reklam şeklinde sekiz farklı boyutun tamamı üzerinden nasıl algıladıkları anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada sekiz farklı nitelik bir arada değerlendirilmek istendiğinden Çok Boyutlu Ölçekleme Analizinden faydalanılmıştır. Sonuçta pestil ve köme markalarına dair iki boyutlu uzaysal düzlemler üzerindeki konumların gösterildiği algısal haritalar elde edilmiştir. Bu haritalardaki markaların yakınlık ve uzaklıkları ile tüketicilerin marka tercih sıralamaları ve markaların tespit edilen satış miktarları arasındaki ilişkiler karşılaştırılarak incelenmiştir. Hangi markaların daha güçlü hangilerinin ise daha zayıf rakipler oldukları çalışmada elde edilen sonuçlarla ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane, Pestil ve Köme, Marka, Marka Tercihi, Marka Konumlandırma, Algısal Haritalar, Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Giresun ili Aksu Deresi için farklı parametreler kullanılarak yapay sinir ağları ile akış modellemesi ve ileriye dönük akım tahminleri yapılması

    Hasan Törehan Babacan

    Bu çalışmada Doğu Karadeniz Havzası içerisinde bulunan Giresun iline bağlı Aksu Deresi için belirlenen 3 farklı Akım Gözlem İstasyonu konumlarında akım modellemesi yapılmıştır. Modelleme için Devlet Su İşleri'nden elde edilen akım verileri, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden elde edilen yağış ve buharlaşma verileri kullanılmıştır. Oluşturulacak akım modeli için yapay sinir ağları (YSA) metodu tercih edilmiştir. YSA metodu mimarisinde seçilen çok katmanlı yapay sinir ağı (ÇK-YSA) modeli, belirtilen parametrelerin çeşitli kombinasyonlarıyla oluşturulmuş 14 farklı model ile denenmiştir. Denemeler sonucunda tahmin edilen değerler; RMSE, R, RH, E ve OMH hata değerlendirme katsayıları ile değerlendirilmiştir. Her istasyon için en başarılı olan model girdi kombinasyonu çoklu doğrusal regresyon (ÇDR) analizi ile de denenmiştir. Tahmin edilmiş debi değerleri, taşkın koruma tesisleri, hidroelektrik santral tesisleri, arıtma tesisleri gibi yapıların projelendirme aşamasında, en çok kullanılan aşılma olasılıklarına göre belirlenmiş debi değerleri için, gözlem değerleri ile kıyaslanmıştır. Sonuç olarak, ÇK-YSA yönteminin ÇDR yönteminden daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir ve gelecek akım verisinin tahmin edilmesinde uygunluğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Tüketicilerin satın alma davranışlarında marka sadakati, marka imajı ve kalite algılamaları: Beyaz eşya sektöründe bir uygulama

    Atif Kaya

    Günümüz rekabet ortamında firmaların rakiplerinden öne geçebilmeleri, böylece piyasa payının önemli bölümünü ele geçirerek hayatta kalabilmeleri güçlü bir marka oluşturabilmelerine bağlıdır. Çünkü markalaşma ve güçlü bir marka yönetimi tüketici satın alma davranışları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu çalışmada beyaz eşya sektöründe markalaşmanın tüketicilerin satın alma davranışı ile olan ilişkisi incelenmektedir. Bu doğrultuda marka sadakati, marka imajı ve algılanan kalite arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi yöntemleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda algılanan kalite, marka imajı ve marka sadakati arasında pozitif ilişki olduğu görülmektedir.