Yazarlar
- Abdulkadir Barut(1)
- Abdulmuttalip Pilatin(1)
- Adel Eldesoky Abdelhannan Shatlh(1)
- Ahmet Gülsoy(1)
- Ahmet Kırmızıbiber(1)
- Ahmet Özdemir(1)
- Akın Üslü(1)
- Alam Khan(1)
- Ali Doğan(1)
- Ali Köroğlu(1)
- Ali Köseoğlu(1)
- Ali Tehci(1)
- Arda Akdoğan(1)
- Ayşe Tazegül Bekci(1)
- Ayşegül Karadavut(1)
- Bahadır Tercan(1)
- Bereket Bülent Ayker(1)
- Bilal Gürsoy(1)
- Burcu Sayın Okatan(1)
- Burhan Budak(1)
- Cuma Zehiroğlu(1)
- Deniz Şimşek(1)
- Derya Cicerali(1)
- Dilber Coşkun(1)
- Dilek Kaya(1)
- Emine Yılmaz Atik(1)
- Emrah Balık(1)
- Emrah Gökkaya(1)
- Emre Tosun(1)
- Erdal Demir(1)
- Ezgi Atalay(1)
- Fahrettin Pala(1)
- Farıdeh Nıyazı(1)
- Fatma Akgül(1)
- Fatma Gökçe Menteşe(1)
- Fevziye Bekar(1)
- Furkan Şahin(1)
- Galip Usta(1)
- Gulzıpa Akyüz(1)
- Gökhan Çaybaşı(1)
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2021Kentsel risklerin belirlenmesi kapsamında afetlerde güvenli şehir değerlendirme ölçütlerinin tespiti
Melikşah Turan
Afetler insanların ve toplulukların güvenlik ve refahlarının zarar görmesine neden olabilirler. Afetin etki derecesi yapılı çevremiz ve toplumdaki çeşitli faktörler ile doğrudan ilişkilidir. Afetlerin olumsuz etkilerinin önlenmesinde veya azaltılmasında, ayrıca risk altındaki toplulukların olumsuz etkilere tepkisini güçlendirmede temel olarak mevcut durumun iyi anlaşılması gerekmektedir. Afet riski, genellikle ölçülmesi zor olan farklı potansiyel zarar türlerini içerir. Literatür incelendiğinde kent planlaması ve kentsel riskler arasındaki ilişkiyi inceleyen akademik alanda henüz tanımlanmamış bir boşluk olduğu ve planlama, risk bileşeninden bağımsız olarak ele alındığı görülmektedir. Bu çalışma ile güvenli kent kavramının bileşenlerini ortaya koyarak tanımlamak ve gösterge değeri oluşturarak afet planlaması sürecinde bu kavramın yerinin ve öneminin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışmada toplum direncini geliştirme faaliyetlerine rehberlik etmek için kentleri de dikkate alarak afetlerde güvenli bir ortamın belirlenmesinde temel alınacak göstergeler ile şehirlerin afetlere hazırlığı kapsamında (ŞAH) Afetlerde Güvenli Şehir Değerlendirme Puan Kartı geliştirilmiştir. Bu çalışmada 10 faktör, 33 alt faktör ve 100 gösterge değeri ile oluşturulmuş puan kartı değerlendirmesi sağlanmıştır. Puan kartı, toplam 100 puan olacak şekilde 10 farklı faktörün eşit puan dağılımından oluşturulmuştur. Her faktör kendi arasında eşit puanlama yapılarak şehirlerin afetlere hazırlığı kapsamında dirençlilik puanı elde edilmiş ve seviyelendirilmiştir. Her soruda, şehrin dirençlilik seviyesini ölçmek için nesnel kriterler oluşturulmuş olup ek olarak normalize edilmiş bir puan elde edilip pu puanlar seviyelendirilerek değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında performans ölçüm sistemlerinin modern yöntemi olarak niteliksel ve niceliksel bir çözüm sunulmaya çalışılmıştır. Kentsel riskler dâhilinde afetlerde şehir güvenliği değerlendirme ölçütleri irdelenerek dirençlilik eylemleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın veri setinin oluşturulmasında paylaşılmış ikincil verilerden yararlanılmıştır. Puan kartı ile verileri paylaşılmış büyükşehir statüsündeki iki şehir değerlendirilerek öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Dirençlilik, Güvenli Şehir, Kentsel Risk, Puan Kart
- Doktora TeziAçık Erişim2021İstismarcı davranışlar ve ayrılma niyeti ilişkisinde güvencesizlik ve yabancılaşmanın aracı arkadaşlığın koşulsal etkisi
Vural Akar
Bu çalışmada istismarcı davranışlara maruz kalmanın, kurum içerisindeki arkadaşlık düzeylerine göre bireylerin güvencesizlik algılarını, yabancılaşmalarını ve ayrılma niyetlerini pozitif yönde etkilediği varsayılmaktadır. Bu kapsamda akademik personeller ve öğrenciler üzerinde uygulanan ve iki çalışma olarak gerçekleştirilen bu araştırmada, adalet teorisinden ve benzerliğin çekiciliği teorisinden hareketle bireylerin istismarcı davranışlara maruz kalmaları ile güvencesizlik algıları, yabancılaşmaları ve ayrılma niyetleri arasındaki ilişkide arkadaşlık değişkeninin koşulsal rolü araştırılmıştır. Çalışma 1 de iki farklı zamanda veri toplanarak gerçekleştirilen çalışmayla 241 akademik personele; çalışma 2 de ise senaryo analizi şeklinde 220 öğrenciye anket uygulanmıştır. Verilerin analizlerinde SPSS 21, PROCESS ve AMOS 20 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılarak geçerliliklerini ölçmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, değişkenler arasındaki ilişkileri görebilmek için korelasyon analizi, hipotezlerin testi için regresyon ve process analizleri ve modelin testini yapmak üzere yapısal eşitlik modeli yapılmıştır. Çalışma 1 ve çalışma 2 de ulaşılan sonuçlara göre adalet teorisi doğrultusunda bireylerin istismarcı davranışlara maruz kalmaları ile ayrılma niyetleri arasında pozitif ilişkinin olduğu, bu ilişkide güvencesizlik ve yabancılaşma değişkenlerinin aracı rollerinin bulunduğu ve benzerliğin çekiciliği teorisinden hareketle arkadaşlık değişkenin de koşulsal etkiye sahip olduğu bulgusuna erişilmiştir. Aynı zamanda istismarcı davranışlara maruz kalma ile yabancılaşma arasında pozitif ilişkinin olduğu, bu ilişkide güvencesizlik değişkeninin aracı rolünün bulunduğu ve arkadaşlık değişkenin de koşulsal etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra istismarcı davranışlara maruz kalma ile güvencesizlik arasında pozitif ilişkinin olduğu, bu ilişkide arkadaşlık değişkenin de koşulsal etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Karadeniz bölgesinde yetişen mısırların (Zea mays L.) koçanından aktif karbon üretimi, karakterizasyonu ve atık sulardan çeşitli kirleticilerin uzaklaştırılmasında kullanımının incelenmesi
Pınar Bozbeyoğlu
Dünyada birçok gıda ve tarım işletmelerinde üretimden sonra bol miktarda atık yan ürün ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu atıkların birçoğu geri dönüşüm prosesleriyle ekonomiye geri kazandırılırken Türkiye'de henüz bu çalışmalar endüstriyel boyuta ulaşamamıştır. Bu çalışmada, tarımsal faaliyetler sonucunda atık bir yan ürün olarak ortaya çıkan mısır (Zea mays L.) koçanlarından kimyasal aktivasyonla dört farklı aktif karbon üretilmiş, çeşitli analitik parametrelerle karakterize edildikten sonra sulu çözeltiden adsorpsiyon performansı bazı kirletici türler üzerinde test edilmiştir. Mısır koçanlarından aktif karbon üreterek bu tür tarımsal atıkların yeniden ekonomiye geri kazandırılmasını planlamak, alternatif bir biyoteknolojik atık değerlendirme prosesi olarak düşünülebilir. K2CO3 aktivasyonu ile mikro gözenek yapılı (AK-PK), H3BO3 aktivasyonu ile mikro-mezogözenek yapılı (AK-BA), H3PO4 aktivasyonu ile mezogözenek yapılı (AK-FA) ve H2SO4 aktivasyonu ile gelişmiş yüzey yapılı (AK-SA) dört farklı karakterde aktif karbon elde edildi. Karakterizasyon analizlerinden uçucu madde miktarı, sabit karbon miktarı, nem miktarı, kül miktarı tayini, pH–pHpzc ve yüzey asidik fonksiyonel grupların tayini (Boehm titrasyonu) elementel analiz (C, H, N, S ve O tayinleri), iyot ve metilen mavisi sayılarının tayini, BET yüzey alanı, SEM analizleri, mikro-mezogözenek alanları, gözenek hacim ve dağılımları, FT-IR analizleri gibi analizler gerçekleştirildi. 959.8 m2/g ile en yüksek BET yüzey alanına AK-FA'nın sahip olduğu belirlendi. AK-PK'nın BET yüzey alanı 671.7 m2/g ve AK-BA'nın ise 598.6 m2/g olduğu belirlenmiştir. Aktif karbonların sulu çözeltiden adsorpsiyon performansları için inorganik kirleticiler olarak Cu, Pb, Cd ve Cr metalleri, organik kirleticiler olarak metilen mavisi, Remazol Brillant Blue, Rhodamine 6G, Phenol Red ve Indigo Carmine boyar maddeleri ile fenol seçilmiştir. Sulu çözeltiden boyar madde adsorpsiyon sonuçlarına göre en yüksek kapasiteye AK-FA'nın ve metal iyonlarının adsorpsiyon sonuçlarına göre ise en yüksek kapasiteye AK-SA'nın sahip olduğu belirlendi. Fenol adsorpsiyon kapasitesi en yüksek aktif karbonun ise 205.2 mg/g ile AK-PK olduğu bulundu. Elde edilen adsorpsiyon testlerinden aktif karbonların sulu çözeltiden kirletici türleri yüksek performansla uzaklaştırdığı tespit edildi. Bu çalışma sayesinde, ekonomik değeri olmayan mısır koçanlarından aktif karbon üreterek onların ekonomik bir değer kazanması sağlanmış ve ilaveten atıkların çevre kirliliğine yol açma ihtimalleri de ortadan kaldırılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Yağlı tohum saklama deposu yer seçimi model önerisi: Türkiye örneği
Ramazan Eyüp Gergin
Artan dünya nüfusuna paralel olarak ülkelerin beslenme ihtiyaçları her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Günümüzde beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir yer tutan tarım sektörü, canlıların beslenme ihtiyacını karşılamanın yanı sıra birçok sanayi kolunun işlevlerini gerçekleştirmek için sağladığı hammaddenin de ana kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye'nin tarımsal ürünlerinde önemli bir yere sahip olan ve neredeyse ülkenin tamamında yetiştiriciliği yapılan, canlıların beslenmesinde ve birçok sektör için hayati öneme sahip olan yağlı tohumlarla ilgili çalışmaların arttırılması büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, yağlı tohumların saklanabileceği potansiyel depo yerlerinin belirlenmesine yönelik bir model önerisi sunmaktır. Bu noktada çalışmada dört aşamalı bir model tasarlanmıştır. Birinci aşama bütünleşik AHP-TOPSIS yöntemi ile Türkiye'nin her bir bölgesinde Delphi tekniği ile belirlenen kriterler ekseninde yağlı tohum saklama potansiyeli en yüksek olan illerin belirlenmesidir. İkinci aşama mevcut durumda Türkiye için en doğru depo sayısı ve yerlerinin P-Medyan yöntemiyle tespit edilmesidir. Üçüncü aşama iseönerilen modelin belirlenen amaca ve problemin yapısına uygunluğunun testedilebilmesi adına Panel Veri Analiziyleyağlı tohum ürünleri üretim miktarlarının belirlenmesi için bir tahmin gerçekleştirilmesidir. Ayrıca, bu tahmini yapmak ve test etmek için 2030 yılı yağlı tohum saklama deposu yer ve sayısının belirlenmesine dair bir örnek vaka gerçekleştirilmiştir. Son aşamada ise gerçekleştirilen durum senaryolarının maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen genel sonuçlara göre Türkiye'de mevcut durumda en uygun yağlı tohum saklama deposu sayısı dört, bu depoların kurulacağı iller ise Adana,Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak belirlenmiş,2030 yılı durumunda belirlenen en uygun depo sayısı dört ve depoların kurulacağı iller ise Konya, Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak tespit edilmiştir. Mevcut durumda dört depo kurulması durumunda toplam maliyet 28.078.347,25 $, 2030 yılı durumunda dört depo kurulması durumunda ise toplam maliyet 32.577.991,29 $ olarak hesaplanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Afetler için yaygın savunmasızlık ve yerel afet endeksleri hesaplanması: Türkiye illeri örneği
Ünal Yaprak
Çalışmanın amacı ülkemiz illerinin afetler kapsamında savunmasızlık ve afetsellik endekslerini elde ederek, bu illerin karşılaşabilecekleri afetlere karşı mevcut durumlarını ve eksiklerini ortaya koyarak karar vericilere yol göstermektir. YAE (Yeral Afet Endeksi) yönüyle, 1995-2016 dönemi genel ortalama endeks değerlerine göre, en yüksek ortalamalı ilk beş ilimiz Erzurum (0,38), Afyon (0,38), Ağrı (0,33), İstanbul (0,30) ve Van (0,25) şeklindedir. YAE için son dönem olan 2011-2016 dönemine bakıldığında ise ilk beş ilimizin Erzurum (0,75), Ankara (0,63), Trabzon (0,58), Van (0,54) ve Muş (0,51) olduğu görülmektedir. YSE (Yaygın Savunmasızlık Endeksi) yönüyle 2000-2017 dönemi genel ortalama endeks değerleri incelendiğinde ise en yüksek endeks değerli ilk beş ilimizin Şırnak (0,54), Hakkâri (0,53), Şanlıurfa (0,52), Ağrı (0,52) ve Muş (0,52) şeklinde olduğu dikkat çekmektedir. Yine YSE için son dönem olan 2015-2017 dönemleri YSE değerlerine bakıldığında, en yüksek endeks ortalamalı ilk beş ilin Şanlıurfa (0,55), Şırnak (0,54), Mardin (0,50), Diyarbakır (0,50) ve Batman (0,50) olduğu görülmektedir. Bunun yanında son dönem için illerimizin % 40,74'ü yüksek savunmasızlık kategorisinde bulunurken % 59,26'sı orta endeks kategorisinde yer almaktadır. Dolayısıyla düşük endeks kategorisinde hiçbir ilimizin bulunmaması dikkat çekmektedir. Çalışma sonuçlarına göre, uluslararası alanda ülkemizin savunmasızlık yönüyle istenilen düzeyde olmadığı görülürken, ulusal alanda ise bilhassa ekonomik ve sosyal yönden az gelişmiş bazı bölgelerin afetlere ve tehlikelere karşı daha savunmasız ve riskli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu bölgelerin, karşılaşılacak bir afette tekrar kalkınması daha zor ve uzun bir süreç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Risk, Risk Analizi, Savunmasızlık, Endeks
- Doktora TeziAçık Erişim2020Bireysel afet direnç değerlendirmesi: Gümüşhane örneği
Uğur Yayla
Araştırma, "Individual Disaster Resilience Assessment (InDRA)" Ölçeğinin geçerliliğini ve güvenilirliğini yaparak Türkçeye "Bireysel Afet Direnç Değerlendirmesi (BADD)" ölçeği olarak uyarlayıp sonraki çalışmalar için literatüre katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Ölçeğin uygulaması Gümüşhane Üniversitesinde öğrenim gören 622 öğrenciye anket uygulayarak yapılmıştır. Araştırmamızın sonucunda elde edilen uyum indeksleri sonuçları en iyi değerleri içermektedir. Araştırma grubundaki katılımcıların cinsiyet, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi alma, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi isteme, afet planı hakkında bilgisi olma, afet-acil durum çantası olma, afet planı olma, ilk yardım eğitimi alma, ilk yardım eğitimi isteme ve deprem sonrası buluşma yeri belirleme durumları ile bireysel afet direnç değerlendirme (BADD) puanları ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki katılımcıların BADD puanları ortalaması açısından gelir grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki kadınlar ile erkeklerin afet yaşama durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Araştırmada afet eğitimi alanların afet hazırlık plan bilgisi olanlar ile arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, tüm bulgular nazarında ölçme aracının yeni faktörlü yapısı bu araştırma kapsamında doğrulanmış olup, Türkiye'de güvenilirliği ve geçerliliği yüksek 20 maddeden oluşan yeni bir Bireysel Afet Direnç Değerlendirme Ölçeği'ne ulaşılmıştır. BADD ölçeğini farklı örneklemlere uygulayarak literatür zenginleştirilmelidir.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Afet risk algısının kültür ve kişilikle ilişkisi
İbrahim Halil Çelik
Çalışma kapsamında afet risk algısı ölçeği geliştirip, kültür ve kişilik boyutları ile ilişkili olup olmadığının tespiti, ayrıca afet risk algısının çalışma evrenine alınacak şehirlerde, demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığının ortaya çıkarılması amaçlandı. Çalışma, Muğla ve Van illerinde 18 yaş ve üstü bireylere yapıldı. Çalışma kapsamında, ilk pilot çalışmada 20, belirlenen şehirlerdeki pilot çalışmada 200 ve ana çalışmada 900 kişi olmak üzere, toplam 1120 kişiye ulaşıldı. Çalışma kapsamında dört boyut (Tehdit, Endişe, Kadercilik ve Kontrol edebilirlik) ve 21 maddeden oluşan "Afet Risk Algısı Ölçeği" geliştirildi. Afet risk algısı, kültür ve kişilik ölçeklerinin yapısal eşitlik LISREL 8.7 programında doğrulayıcı faktör analizi yapıldı ve ölçekler doğrulandı. Çalışma modeli kapsamında afet risk algısının, kültür ve kişilik ile ilişkisini incelemek için LISREL programında yapılan analiz neticesinde; kişilik ölçeği uyumluluk boyutunun, afet risk algısı boyutlarının hepsiyle doğrudan ilişkili olduğu, sorumluluk boyutunun, tehdit boyutuyla, yeniliğe açıklık boyutunun kadercilik boyutuyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Kültür ölçeğinin belirsizlikten kaçınma boyutunun, afet risk algısı endişe ve kontrol edebilirlik boyutlarıyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca afet risk algısı bağlamında demografik değişkenlerin arasında farklılık olup olmadığı, kültür boyutları bağlamında da yaşanan şehre göre farklılık olup olmadığı araştırıldı. SPSS 25 paket programında, demografik değişkenler için T testi ve ANOVA testi yapıldı. Afet risk algısının yaş, afet yaşanmışlık sayıları ve yaşanan şehir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi. Kültürün belirsizlikten kaçınma boyutu ile yaşanan şehir değişkeni açısından istatistiksel olarak aralarında anlamlı farklılık tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı Ölçeği, Afet Yönetimi, Kişilik, Kültür
- Doktora TeziAçık Erişim2020Girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma
Fahrettin Pala
Çalışmanın amacı girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma yapmaktır. Bu noktadan hareketle çalışmanın asıl amacı, girişimcilik yönelimi boyutları; "yenilikçilik, proaktiflik ve risk alma" ile inovasyon kapasitesi ve finansal performans kavramları arasındaki ilişki düzeylerini tespit etmek ve bu ilişkide çevresel dinamizm ve çevresel rekabet gücünün moderatör etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın evrenini oluşturan İstanbul ve Kocaeli bölgesinde faaliyet gösteren 50 ve üzeri çalışanı ile AR-GE merkezi olan 210 firrma kasıtlı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Belirlenen bu firmalara en az AR-GE departman müdürü seviyesinde olmak üzere her işletmeden bir yöneticiye 2018 Ağustos ve 2019 Haziran ayları arasında gerek yüz yüze, gerek telefonla görüşerek gerekse mail aracılığıyla 167 anket formu doldurtulmuştur. Anketlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS ve SmartPLS3 programlarından yararlanılmıştır. Araştırma modelini analiz etmeden önce araştırma kapsamında yer alan değişkenlere ait güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Güvenilirlik analizi kapsamında; iç tutarlılık güvenilirliği için Cronbach's Alpha ve rho_A değerleri, yapı güvenilirliği içinde Composite Reliability değerleri kullanılmıştır. Geçerlilik analizi kapsamında ise "faktör yükleri ile açıklanan ortalama varyans (AVE=Average Variance Extracted)" değerleri kullanılmıştır. SmartPLS3 istatistik programından yararlanarak modele ilişkin doğrusallık, yol katsayıları, R² ve etki büyüklüğü (f²) değerlerini hesaplamak için PLS algoritması, tahmin gücünü (Q²) hesaplamak içinde Blindfolding analizleri çalıştırılmıştır. PLS yol katsayılarının anlamlılık derecelerini değerlendirmek içinde yeniden örnekleme (Bootstrapping) ile örneklemden 5000 alt örneklem alarak t- istatistik değerleri hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; girişimcilik yönelimi ile inovasyon kapasitesi ve girişimcilik yönelimi ile finansal performas arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmişken, inovasyon kapasitesi ile finansal performans arasında da anlamlı her hangi bir ilişki tespit edilememiştir. Aynı şekilde, girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri incelendiğinde, çevresel dinamizm ile çevresel rekabet gücü moderatörlerinin istatistiki olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik Yönelimi, İnovasyon Kapasitesi, Finansal Performans, Moderatör Değişken.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Müşteri kişilik özellikleri ile sıfır km. otomobil tercih faktörleri arasındaki ilişkiler: TR90 bölgesi örneği
Mazhar Oyanık
Bu araştırmanın amacı bireylerin sıfır otomobil tercihinde önem verdikleri tercih faktörlerini belirlemek, otomobil tercih faktörleri önem düzeyleri ile kişilik faktörleri arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Bu amaçla, ana kütlesi TR 90 bölgesindeki 6 ilde (Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon) ikamet eden 18 yaş üstü internet kullanıcıları olan ve kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen bir örneklem üzerinde, internet üzerinden anket yöntemiyle bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada frekans ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Otomobil tercihi faktörleri önem düzeyi sonuçlarına bakıldığında ankete katılanların en çok önem verdikleri faktör verimlilik-ekonomiklik faktörü olup, bunu sırasıyla servis-hizmet ve iç tasarım faktörleri izlemiştir. Dışadönüklük kişilik özelliği sırasıyla dış tasarım, multimedya ve iç tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; uyumluluk kişilik özelliği sırasıyla servis-hizmet, güvenlik-emniyet ve çevresel unsurlar faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; sorumluluk kişilik özelliği sırasıyla çevresel unsurlar, servis-hizmet ve kalite faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; duygusal dengelilik kişilik özelliği sırasıyla multimedya, kalite ve dış tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; zeka-hayal gücü kişilik özelliği sırasıyla güvenlik-emniyet, dış tasarım ve servis-hizmet faktörleriyle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2019İşletmelerde finansal başarısızlığın makine öğrenme yöntemleri ve Altman Z-skoru ile tahmin edilmesi
Şafak Sönmez Soydaş
Bir ülkede faaliyette bulunan firmaların hem kendi varlıklarını devam ettirebilmeleri hem de ülke ekonomisine sağlayacakları faydalar son derece önemlidir. Dünya ekonomilerin küreselleşmesi ve bunu sonucunda dünyada oluşan ekonomik krizlerin devletlerin ekonomilerini ve faaliyette bulunan işletmeleri olumsuz olarak etkilemektedir. Tüm bu durumlar çerçevesinde halı hazırda faaliyette bulunan işletmelerin bu krizlerden etkilenmemesi veya daha az etkilenmesi için işletmelerin finansal olarak iyi yönetilmesi ve başarısızlıktan önce gerekli tedbirleri almaları zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın amacı, finansal başarısızlığın tahmin edilmesi için Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan imalat sanayi sektöründeki 178 firmanın 2015-2019 yılları arasındaki mali verileri 24 finansal oran kullanılarak makine öğrenme yöntemleri ve Altman Z-Skoru yöntemini karşılaştırmalı analize tabi tutmak ve finansal başarısızlıktan 1, 2, 3, 4 ve 5 yıl öncesine kadar finansal başarısızlık tahmin modelleri oluşturmaktır. Yapılan karşılaştırmalı analiz sonucunda, Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan firmaların Altman Z-Skoru başarısızlıktan 5 yıl öncesine kadar tahmin sonuçları oldukça düşük çıkmıştır. Makine öğrenme yöntemleri ise Altman Z-Skoruna göre çok iyi sonuçlar vermiştir. Makine öğrenme modelleri arasında ise Random Forest (rastgele orman) yöntemi başarısızlıktan 1, 2, 3, 4 ve 5 yıl öncesine kadar oldukça iyi sonuçlar vermiştir. Sırasıyla yapay sinir ağları, destek vektör makinaları ve karar ağaçları yine de Altman Z-Skoruna göre çok iyi tahmin sonuçları elde etmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2019Juynboll'un hadisle ilgili teorileri üzerine değerlendirme
Alam Khan
Hadith is the secondary source of Islamic law. Therefore, there are many studies about hadith in Islamic literature. Hadith has drawn the attention of the Western researchers and scholars and they have produced important studies in this discipline. Ignaz Goldziher and Joseph Schacht are the foundation pillars of modern hadith and critical studies in orientalism and both are considered as the authority in hadith criticism. They raised questions on the authenticity of hadith as a source of Islamic Jurisprudence and Islamic History, they introduced different theories encompassing Isnad and Matan clusters of hadith, which paved the way to skepticism about hadith in the Western world. Dr. G.H.A Juynboll was the prominent orientalist, who developed the theories of early Western scholars and supported them with a tangible and rich number of evidence from Islamic literature. In the present era, his works have become the main source of research in the fields of Hadith and Orientalism. The purpose of the study was to focus on Juynboll's theories related to hadith literature; these theories have been compiled in two chapters. The first chapter contains those theories which are related to Isnad of hadith and hadith criticism in Juynboll's works such as, the beginning of Isnad and hadith criticism, Common Name and Namesakes. while the second one covers Juynboll's theories about Matan of hadith like, Qussas and their role in the fabrication of hadith, hadith mutavâtir, evâil and the elucidation and history of word Fitna in the tradition of Ibn Sîrîn. The importance of the study lies in the assessment of Juynboll's theories in the light of his cited sources from Islamic literature, it follows the critical approach whereby the related theories discussed and analysed.
- Doktora TeziAçık Erişim2019Basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeler ve karar verme metotları
Ali Köseoğlu
Bu çalışmanın amacı literatürde var olan sezgisel çarpımsal kümeleri neutrosophic kümelere genelleyerek basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeleri tanımlamak ve tanımlanan bu kümeleri çok kriterli karar verme problemlerine uygulamaktır. Bulanık kümeler, sezgisel bulanık kümeler ve neutrosophic kümeler belirsiz ve yetersiz bilgi içeren problemlerin çözümünde sıklıkla kullanılan kavramlardır. Bu kümelerin karakteristik fonksiyonlarının görüntüsü [0,1] aralığında tanımlanmıştır. Bu aralık, problem bilgileri sayısal değerlere atanırken düzgün dağılımlı ve simetrik olarak ölçeklendirilmektedir. Fakat günlük hayatta karşılaşılan problemler, düzgün dağılmayan ve simetrik olmayan bir biçimde belirlenmesi gereken bilgiler de içermektedir. Bu tip bilgileri günlük hayat problemlerine uygulayabilmek için ise problem bilgilerini simetrik olmayan ve düzgün dağılmayan [1/9,9] aralığında değerlendiren çarpımsal tercih bağıntıları tanımlanmıştır. Daha sonra bu bağıntılar, sezgisel çarpımsal tercih bağıntılarına (SÇTB) genellenerek sezgisel çarpımsal küme (SÇK) kavramı tanımlanmıştır. SÇK gerçek hayat problemlerine uygulanabilir olsa da kümenin tereddüt derecesinin üyelik ve non-üyelik derecelerine bağlı olması, bu problemlerdeki değerlendirme bilgilerini sağlayan karar vericileri (KV) kısıtlamaktadır. Bu durumun üstesinden gelebilmek için bu çalışmada SÇK, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeye (BNÇK) genelleştirilmiştir. Bunu yapmak için ilk olarak BNÇK'ler ile onların bazı özellikleri verilmiştir. Ayrıca, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal sayı (BNÇS) kavramı tanımlanarak, temel cebirsel işlemleri sunulmuştur. Daha sonra BNÇS işlemleri kullanılarak uzaklık ölçüleri ve ortalama operatörleri tanımlanmıştır. Önerilen BNÇK yaklaşımının çok kriterli karar verme (ÇKKV) problemlerindeki etkisini göstermek için BNÇS'ler TODIM metoduna uygulanarak BNÇ-TODIM metodu geliştirilmiştir. Ayrıca, ÇKKV problemlerinde kriter ağırlığını belirleyen için su dolum teorisi tabanlı bir metot sunulmuştur. Son olarak, tanımlanan kümenin SÇK'ye üstünlüğünü göstermek için sayısal bir örnek verilmiş, SÇK'ler kullanılarak bir karşılaştırma analizi yapılmış ve bütün sonuçlar detaylı bir şekilde yorumlanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Siyasal pazarlama sürecinde sosyal medya ve elektronik ağızdan ağıza iletişim
Ali Tehci
Siyasal pazarlama ile hedef kitle ikna edilerek yüksek bir oy oranına ulaşılmaya çalışılmaktadır. Teknolojik gelişmelere her geçen gün bir yenisinin daha eklendiği düşünüldüğünde sosyal medya özellikle pazarlama dünyasında önemli bir aktör olarak görülmektedir. Dolayısıyla siyasal pazarlama çalışmaları kapsamında bir tutundurma aracı olan sosyal medya yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Günümüzde insanların sanal ortamlarda oldukça fazla zaman geçirmeleri nedeniyle ağızdan ağıza iletişim faaliyetlerinin de elektronik ortamlara taşındığı söylenebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni ve sadakati üzerindeki etkileri ile seçmen güveni, sadakatinin elektronik ağızdan ağıza iletişime ve seçmen davranışına etkilerini belirlemektir. Ayrıca çalışmada demografik faktörlere de yer verilmiş olup, bu faktörlerin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri sosyal medya kullanıcısı 540 kişiye uygulanan elektronik anket neticesinde elde edilmiştir. İstatistik paket programlarında veriler analiz edilmiş, hipotezler yapısal eşitlik modeli ve fark testleri (ikili gruplarda bağımsız örneklem t-testi, üç veya daha fazla gruplu özelliklerde ise tek yönlü anova testi) ile test edilmiştir. Araştırma neticesinde siyasal pazarlama sosyal medya faktörünün seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişime, seçmen güveni, sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişim faktörlerinin ise seçmen davranışına etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışmada cinsiyet, medeni durum, sosyal paylaşım sitesi ve sosyal paylaşım sitesinde siyasi parti/politikacı takibi faktörlerinin seçmen davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Firmaların araştırma ve geliştirme yatırımlarının belirleyicileri ve finansal performans üzerindeki etkisi: Türkiye imalat sanayi örneği
Abdulkadir Barut
Son dönemin popüler konularından biri olan AR&GE yatırımları gerek firmalar gerekse de ülkeler için önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde en fazla AR&GE yatırımı yapan firmaların ve ülkelerin en gelişmiş firmalar ve ülkeler olduğu görülmektedir. Bu durum ise AR&GE yatırımlarının firma ve ülkelerin ekonomik büyümeleri arkasında itici güç olduğunu göstermektedir. Çalışmanın temel iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın ilk ve en önemli amacı; 2008-2016 dönemi yıllık verileri ile Borsa İstanbul İmalat Sanayi'nde faaliyet gösteren firmaların AR&GE yatırımlarını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Analiz sonuçlarına göre; nakit tutumu, kaldıraç, firma büyüklüğü, gelecek yatırım fırsatları, duran varlık yatırımları ve sahiplik yapısının oluşturulan modellerin genelinde anlamlı olduğu yani AR&GE yatırımlarını etkilediği tespit edilmiştir Çalışmanın ikinci amacı ise; AR&GE yatırımlarının firmaların finansal performansına etkisinin incelenmesidir. Analiz sonuçlarına göre; büyümenin finansal performans göstergesi olarak kullanıldığı modeller dışında AR&GE yatırımlarının finansal performansı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2017Turizm sektöründe hizmet hatası telafi stratejileri, hizmet kalitesi algısı ve kurumsal imaj algısı arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma
Serap Akdu
İşletmelerin yaşanan yoğun rekabet şartlarında varlıklarını devam ettirebilmeleri için değişen müşteri isteklerini karşılayabilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla işletmelerin, müşteriler için önemli olan hizmet kalitesi, kurumsal imaj gibi konuların yanı sıra önemi son yıllarda anlaşılmaya başlayan hizmet hatası telafisi konularına daha fazla önem vererek fark yaratmaları gerekmektedir. Literatürde, müşteri şikayetleri sonrasında işletmeler tarafından uygulanan telafi stratejilerinin müşterilerin hizmet kalitesi ve kurumsal imaj algılarını etkilediği vurgulanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, turizm sektöründe uygulanan hizmet hatası telafi stratejilerinden her birinin, müşterilerin hizmet kalitesi algılarına ve kurumsal imaj algılarına olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Uygulama için Antalya'da bulunan beş yıldızlı otellerden hizmet satın almış ve şikayet deneyimi yaşamış kişiler tercih edilmiş ve bu kapsamda 757 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş olup hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre hizmet hatası telafi stratejilerinden (dakiklik, kolaylaştırma, özür, güvenirlik, nezaket ve tazminat) özür stratejisinin müşterilerin hizmet kalitesi algılarını ve kurumsal imaj algılarını pozitif yönde etkilediği, diğer stratejilerin ise etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, hizmet kalitesi algısının, kurumsal imaj algısını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Hizmet Hatası Telafi Stratejileri, Hizmet Kalitesi, Kurumsal İmaj
