Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sezer, İsmet(9)
- Çavuşoğlu, İbrahim(3)
- Araz, Onur(2)
- Beder, Murat(2)
- Gundogdu, Omer(2)
- Kahya, Volkan(2)
- Ozyurt, Emre(2)
- Tezgel, Selim(2)
- Usanmaz, Bilal(2)
- Yanıkören, Mithat(2)
- Acar, Zeydin(1)
- Akbulut, Serdar(1)
- Akduman, Öznur(1)
- Akpinar, Adem Sefa(1)
- Aksüt, Yavuz Selim(1)
- Alemdag, Selcuk(1)
- Alemdağ, Yasin(1)
- Alkan, Elif(1)
- Altinok, Mustafa(1)
- Araz, O.(1)
- Avcı, İbrahim(1)
- Bostancı, Özgür(1)
- Demir Şahin, Demet(1)
- Demirbag, Kubra Simsek(1)
- Doğan, Onur(1)
- Eker, Hasan(1)
- Es, Caner(1)
- Fidan, M. Said(1)
- Gökçe, Ahmet(1)
- Irmak, İbrahim(1)
- Kale, Brış(1)
- Kaplan, Emine(1)
- Kaya, Afşin Ahmet(1)
- Kaya, Elif Çelenk(1)
- Kaymaz, Ibrahim Can(1)
- Kurt, Ulaşcan(1)
- Kuzulugil, Kenan(1)
- Otkun, Özcan(1)
- Sabah, Diya Mohammed Jamil(1)
- Tatli, Yasemin(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Toz metalurjisi yöntemiyle üretilen Al-Cu-Mg alaşımlarının mikroyapı ve tribolojik özelliklerinin incelenmesi
Beder, Murat
Bu çalışmada, Al-Cu-Mg alaşımı 450oC (A), 500oC (B) ve 550oC (C) sıcaklıklarında sıcak presleme işlemine tabi tutulmuştur. Sıcak presleme yöntemi kullanılarak yoğunlaştırılan A, B ve C kodlu numunelerin sıcak pres sonrası mikro yapısı ve tribolojik özelliklerinin incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen mikro yapı incelemelerinde A kodlu numunedeki porozite miktarının B ve C kodlu numunelerdeki porozite oranına göre yüksek olduğu ve artan presleme sıcaklığı ile yoğunluğun doğru orantılı olarak arttığı belirlenmiştir. Buna ek olarak artan pres sıcaklığı ile birlikte iç yapıda bulunan α-Al fazının nispeten daha düzgün ve eş taneler şeklinde yapıya homojen dağıldığı gözlenmiştir. En yüksek sertlik değeri 550oC’de sıcak presleme işlemine tabi tutulan C kodlu numunede elde edilmiştir. Buna göre, C numunesinin sertlik değeri B kodlu numuneye göre %20, A kodlu numuneye göre %26, mikro sertlik değeri ise B kodlu numuneye göre %30 A kodlu numuneye göre %33’lük bir artış sergilemiştir. Ayrıca A, B ve C kodlu numunelerin yoğunluk değerleri sırasıyla, 2.7554, 2.7640 ve 2.7655 gr/cm3 olarak belirlenmiştir. Yapılan sürtünme ve aşınma testlerinden elde edilen hacim kaybı-çevrim sayısı verilerine göre en düşük aşınma direnci A numunesinde, en yüksek aşınma direnci ise C numunesinde elde edilmiştir. Buna göre 25x103, 50x103 ve 75x103 çevrim sayısındaki C kodlu numune A numunesine göre sırasıyla %39, %23 ve %45 daha yüksek aşınma direnci sergilemiştir. Farklı sıcaklıklarda presleme işlemi yapılan A, B ve C numunelerinin aşınma yüzeylerinin, aşınma parçacıklarının ve bilye yüzeylerinin benzer görüntü sergilediği belirlenmiştir. Buna göre aşınma yüzeyleri sıvama tabakalarından ve soyulmalardan, aşınma parçacıklarının irili ufaklı tozlardan bilye yüzeylerinin ise sıvama tabakalarından meydana geldiği gözlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Samsun otomotiv sektöründe çalışanların İSG farkındalığı: kesitsel bir araştırma
Tatli, Yasemin; Çavuşoğlu, İbrahim; Kaplan, Emine
Bu çalışma, Samsun ilindeki otomotiv sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) farkındalığını incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle sanayileşmiş bölgelerde iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkinliğine bağlıdır. Bu bağlamda, Samsun'daki otomotiv sektöründe çalışan bireylerin İSG konusundaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları, tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırma yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Araştırma süreci, COVID-19 pandemisinin getirdiği kısıtlamalar nedeniyle 100 kişilik bir örneklem grubuyla sınırlandırıldı. Anket yöntemiyle toplanan veriler, yönetimin İSG üzerindeki etkisi, güvenlik kurallarına uyum, çalışanların güvenlik konusunda inisiyatif alması ve bilgi edinme süreçleri gibi faktörlerin İSG farkındalığını nasıl şekillendirdiğini ortaya koydu. Bulgular, kapsamlı İSG eğitimi almış çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha yüksek farkındalığa sahip olduklarını gösterdi. Ayrıca, meslek hastalıklarına dair bilgi sahibi olan çalışanların da İSG farkındalığının daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç olarak, otomotiv sektöründe İSG farkındalığının artırılmasının, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, yönetim desteği ve sürekli eğitim programları, çalışanların İSG konusundaki bilinç düzeylerini artırmada önemli bir rol oynamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Taş Ocağında Patlatmalı Kazı Kaynaklı Zemin Titreşimleri, Hava Şoku ve Şev Duraylılığının İncelenmesi: Örnek Bir Uygulama
Alemdag, Selcuk; Çavuşoğlu, İbrahim
Bu çalışma kapsamında, Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren bir taşocağında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkileri, kazı sonrası ve sismik yük etkisindeki duraylılığı ve buna ek olarak özellikle en yakın yerleşim yerinde oluşturabileceği titreşim ve hava şoku değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları sürecinde, Instantel Micromate marka sismograf ile beş farklı patlatma sırasında ölçümler alınmış ve veriler analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, 2022 yılında yenilenen “Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” (ÇGKY) kapsamında maden ve taş ocakları için belirlenen yeni sınır değerlerle karşılaştırılmış; ayrıca eski Türk standardı, USBM RI 8507 (USA) ve DIN 4150-3 (Alman) standartlarıyla karşılaştırmalı analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ölçülen yer sarsıntısı ve hava şoku düzeylerinin her bir patlatma için ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, arazide yapılan gözlemler sonucunda da en yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda yapısal hasara yol açmayacağı belirlenmiştir. Karşılaştırmalı analizler ise yeni Türk standardı ile DIN 4150-3 ve USBM standartlarının daha koruyucu yaklaşımlar sunduğunu göstermiştir. Taş ocağı işletmesi için tasarlanan şev geometrisi kazı sonrası mevcut durumda ve sismik yük etkisinde duraylılık değerlendirmesi yapılmış ve güvenlik sayısının SRF>1.5 olduğu belirlenmiştir. Böylece duraylılık değerlendirmesinde elde edilen güvenlik sayısı ve deformasyonlar, işletme sınırlarında yapılacak patlatmalı kazı işleminden etkilenmeyeceği öngörülmektedir. Bu çalışma, taşocaklarında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkilerinin yasal sınırlar çerçevesinde sistematik ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve ocak duraylılığına yönelik örnek bir uygulama sunmakta olup, benzer projeler için “Çevresel Etki Değerlendirme” (ÇED) süreçlerinde kaynak olarak değerlendirilebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Süperakışkanlaştırıcı katkılı çimentolu macun dolgularda sensör tabanlı hidratasyon ve su davranışı izlemesi
Çavuşoğlu, İbrahim
Bu çalışma, süperakışkanlaştırıcı katkı maddesinin çimentolu macun dolgu (ÇMD) üzerindeki etkilerini sensör destekli izleme teknikleriyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Deneysel çalışmada, polikarboksilat esaslı yüksek performanslı süperakışkanlaştırıcı (YPSA) katkı, %1, %3,5 ve %6 oranlarında kullanılarak hazırlanan ÇMD numunelerinde hidratasyon, su içeriği, negatif boşluk suyu basıncı ve basınç dayanımı gelişimi incelenmiştir. İzleme testlerinde, katkısız kontrol numunesi ile %6 katkı içeren numuneye odaklanılmış ve zamana bağlı değişimler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, YPSA katkısının su/çimento (s/ç) oranını azaltarak daha yoğun bir mikroyapı oluşumuna katkıda bulunduğunu; bu sayede elektriksel iletkenlik, hacimsel su içeriği ve negatif boşluk suyu basıncı üzerinde belirgin etkiler yarattığını göstermiştir. Özellikle %6 katkı oranı, erken ve geç yaş dayanımlarında anlamlı artış sağlamış; üretim döngüsünü hızlandırma ve yeraltı madenciliğinde verimliliği artırma potansiyeli sunmuştur. Elde edilen bulgular, YPSA katkısının yalnızca işlenebilirliği değil, aynı zamanda hidratasyon sürecini ve mekanik performansı iyileştirerek sürdürülebilir dolgu uygulamaları açısından önemli avantajlar sağladığını ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Maden Endüstrisinde L Tipi Matris ve SWARA Yöntemlerine Dayalı Riskleri Değerlendirme ve Önceliklendirme Modeli: Örnek Bir Uygulama
Doğan, Onur
Maden zenginleştirme tesisleri, içerdiği yüksek riskli süreçler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından kapsamlı bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu çalışmada, L tipi matris yöntemiyle belirlenen risklerin SWARA (Step-wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi ile ağırlıklandırılması yoluyla bir risk önceliklendirme modeli geliştirilmiştir. İlk aşamada, L tipi matris analizi kullanılarak madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan iş sağlığı tehlikeleri sistematik olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma pilot bir çalışma olduğundan 135 riskten yalnızca 12 risk analize dahil edilmiştir. Daha sonra bu riskler, uzman görüşlerine dayalı olarak SWARA yöntemi ile göreceli önemi hesaplanarak ağırlıklandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, madencilik sektöründe iş güvenliği yönetimini daha sistematik hale getirmek için çok kriterli karar verme (MCDM) tekniklerinin nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koyması hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışma ile iş güvenliği uzmanlarının kritik durumlarda karar verme süreçlerini olumlu ve minimum düzeye indirmesi birincil önceliktir. Yapılan analiz sonucunda, R.2 kriteri, 0.19 WJ ağırlık değeri ile en yüksek önem düzeyine sahip kabul edilemez risk olarak belirlenmiştir. Çok tehlikeli riskler kategorisinde K.1 kriteri, 0.27 WJ önem ağırlığı ile en kritik risk olarak tespit edilmiştir. Bu verilere dayanarak çalışma sonucunda, madencilik sektöründe proaktif bir risk yönetimi yaklaşımının benimsenmesi gerektiği vurgulanmış ve potansiyel riskler karşısında koruyucu ve önleyici tedbirlere değinilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Çimento Endüstrisinde Üretim Aşamaları ve Tehlikeleri: Derleme Çalışması
Acar, Zeydin; Irmak, İbrahim
Sanayi devrimi sonrasında makineleşmenin artması ve teknolojik gelişmelerin yaygınlaşmasıyla, işyerlerinde tehlike ve risklerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Makineleşme ile üretim bandında oluşan tehlike ve risklerden birçok iş kazası ve meslek hastalığı meydana gelmekte ve bu nedenle her geçen gün yaralanmalar, iş gücü kayıpları, can kayıpları, maddi ve manevi kayıplar artmaktadır. İş güvenliği yönünden tehlike ve risklerin önceden belirlenip ve bu tehlikelerin kaynağında mücadele edilmesi önemlidir. Çimento sektörü dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sektörlerden biridir. Üretim sürecinde, kil, kalker, kireçtaşı ve kum gibi ham maddelerden meydana gelmektedir. Bu hammaddeler taş ocağından çıkarılıp fabrikalara getirilerek çeşitli işlemlere tabi tutulmaktadır. Çimento üretimi sırasında iş sağlığı ve güvenliği yönünden kimyasal, fiziksel, ergonomik gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risklerden çalışanlar etkilenmekte olup gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu çalışmada, çimento üretiminde iş sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilecek tehlikeler; sıcak yüzeyler, yangın, patlama, gürültü, toz, titreşim, yüksekte çalışma ve kapalı alanlarda çalışma gibi süreçler kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, bu tehlikeleri ortadan kaldırmayı veya en aza indirmeye yönelik alınabilecek önlemler hakkında öneriler sunmaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Araçlar Arası (V2V) Haberleşmede Dağlık Anayollarda Yol Kaybı ve Gölgeleme Analizi
Tuğcu, Zeynep Hasırcı; Kuzulugil, Kenan
Araçlar arası (V2V) haberleşme, karayolu sürüş güvenliği ve kaza önleme açısından önemli bir teknoloji olarak görülmektedir. Ancak, araçlar arasına giren binalar, diğer araçlar ve ağaçlar gibi çevresel engeller V2V haberleşmeyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, virajlı dağlık anayol ortamlarında, verici ve alıcı araçlar arasındaki iletişimi engelleyen dağlık alanların etkisi incelenmiş ve 5.9 GHz’de V2V ölçümleri yapılmıştır. Ölçülen veriler, engel senaryolarında yaygın kullanılan log-normal ve çift eğimli yol kaybı modelleriyle modellenmiş ve verilere uyum performansları açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, dağ engeli bulunan senaryolarda çift eğimli yol kaybı modelinin daha iyi bir uyum sağladığını göstermektedir. Ayrıca, dağ engelinin neden olduğu gölgeleme ve zayıflatma etkileri incelenmiş, dağ engeli kaynaklı ortalama zayıflamanın 19.6 dB olduğu tespit edilmiş ve literatüre ilk kez bu çalışma ile kazandırılmıştır. Bu bulgular, sistem tasarımcıları ve araştırmacılarına çevresel faktörlerin V2V iletişim performansına etkisinin detaylandırılmasında ve sistemlerin buna göre optimize edilip tasarlanmasında katkı sağlayacaktır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024A review on effects of diethyl ether on cyclic variations in diesel engines
Sezer, İsmet
Diethyl ether (DEE) can be used in diesel engines as a fuel or fuel additive. The review study was compiled from the findings of several studies in this area. The diverse techniques are employed to mitigate the detrimental pollutants emitted by diesel engines. The first approach to reducing emissions involves altering the fuel system and engine design to improve combustion, but this is an expensive and time–consuming process. The utilization of various exhaust gas devices, such as a particle filter and catalytic converter, is necessary for the second way. However, the engine performance could be negatively impacted by these tools. Additionally, these exhaust devices increases the vehicle and maintain costs. The use of different alternative fuels or fuel additives is the third way that reduces emissions while improving engine performance. The particulate matter (PM), smoke, and nitrogen oxides (NOx) are the main environmental pollutants released by diesel engines into the atmosphere. The decreasing PM and NOx emissions at the same time is practically very difficult. The majority of researches indicate that using alternative fuels, such as natural gas, biogas, and biodiesel, or blending additives with conventional or alternative fuels, is the best way to reduce emissions. However, the characteristics of the fuel have a significant influence on cycle variations, which have a significant impact on engine performance, fuel economy, and emissions. Therefore, it is very important that the results of studies on the impact of DEE on cyclic variation are evaluated together to practice applications and to guide future studies. As a result, the primary focus of this study is on the usage of DEE as a fuel or fuel additive with different diesel engine fuels. The aim of this review is to investigate, using the available knowledge in literature, how DEE affects cyclic variations.
- MakaleAçık Erişim2024Assessment of Hazards and Risks in a Marble Quarry
Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan
Potential hazards and risks in marble quarries in Türkiye occur as a result of various factors. These include violations of occupational safety standards, equipment failures, changes in geological structure, lack of worker training and environmental impacts. However; occupational accidents occurring in industrial environments such as marble quarries can be due to various reasons. These may include factors such as falls, equipment failures, rock falls, chemical exposures and fatigue. The L matrix risk assessment method is a management tool used in many areas of industry. This method enables prioritisation of risks by evaluating the probability and impact of the risk on a matrix. The L matrix risk assessment method determines the probability and impact of each of these factors and visualises them on a matrix. The probability and impact values are ranked from low to high and the risk level is calculated by multiplying these values. This method can be an effective tool for identifying, prioritising and managing hazards and risks in marble quarries. However, for a complete and comprehensive assessment, it is important that enterprises cooperate with experts and act in accordance with local regulations. This study analyzed the hazards and risks in a marble quarry in Türkiye with the L-type risk assessment method. The results obtained show that intolerable risks such as tipping over of heavy machinery, falling rocks and breaking off large pieces in marble quarry drilling and open pit mining areas can have fatal consequences. Other significant risks in the open pit area include elements such as machinery and equipment impact, falling parts and dust. In addition, hygiene issues were considered a significant risk in open pit and general operating areas. On the other hand, breakdowns and traffic accidents are classified in the tolerable and mild risk group. This evaluation forms an important basis for taking the necessary measures to increase occupational safety. In this context, hazards and risks in a marble quarry in Türkiye were identified and risk assessment was carried out using the L-type risk assessment method.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının Partikül Madde Emisyonlarına Etkileri Üzerine Bir Derleme
Sezer, İsmet
Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvertör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül madde (PM) emisyonlarıdır. Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının PM emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır. Yapılan derleme çalışması sonucunda; DME saf olarak kullanıldığında yüksek oksijen içeriği, kimyasal yapısında direkt bağlı karbon bulunmaması, hızlı buharlaşma, yüksek setan sayısı ve düşük tutuşma sıcaklığı gibi özellikleri sayesinde sıfıra yakın PM emisyonu elde edilmesini sağladığı belirlenmiştir. Saf DME’nin dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %13–228 ve biyodizel yakıtına kıyasla %88.6–227.6 azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı oranlarda DME içeren dizel–DME karışımlarının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %4.7–509 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren biyodizel–DME karışımlarının PM emisyonunu biyodizel yakıtına kıyasla %38.2 azalttığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, LPG–DME karışımının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %269–493 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren DME–NH3 karışımlarının saf DME’ye kıyasla PM emisyonunu %40.7–96.7 artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan, egzoz gazı resirkülasyonu (EGR) oranının %10–50 aralığında değiştirilmesinin PM emisyonunu %13.1–48.4 artırdığı tespit edilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023A review study on the use of dimethyl ether in diesel engines: effects on CO2 emissions
Sezer, İsmet
Emissions from vehicles and other fuel combustion systems can alter the composition of the atmosphere and augment its capacity to absorb heat. These gases, which are effective at trapping heat, are known as greenhouse gases and include all gases found in vehicle emissions. Reducing the emissions of carbon dioxide (CO2) has become an urgent necessity around the world, and many countries have imposed limits on their CO2 output. Using biofuels in automotive engines is an effective way of reducing greenhouse gas emissions. The CO2 emissions emitted from the combustion of biofuels are absorbed as trees and plants grow. Biofuels can be used either as pure fuels or blended with conventional fuels. Most research has declared that the most effective way to reduce greenhouse emissions is the use of various biofuels. Therefore, it is essential to assess the outcomes of research regarding alternate fuels or fuel additives to determine their proper utilization. Using of diesel engines can also help reduce CO2 emissions as they emit less CO2 emissions than gasoline engines. This review study investigates the effects the using of dimethyl ether on CO2 emissions in diesel engines. The results showed that CO2 emissions decrease when using the pure DME and DME blends with diesel and LPG fuels due to the oxygen content and the lower carbon to hydrogen ratio of DME. The decrements in CO2 emissions for pure DME, diesel–DME blends and LPG–DME blend are about 5.2–18.3%, 3–41.6% and 10.6–16.4%, respectively.
- MakaleAçık Erişim2023Dar Alan Oyunlarının Genç Futbolcularda Teknik Beceri ve Fiziksel Özelliklere Etkisi (Filistin Örneği)
Bostancı, Özgür; Yılmaz, Coşkun; Sabah, Diya Mohammed Jamil
Çalışmamızın amacı genç futbolcularda (U14) dar alan oyunlarının teknik beceri ve fiziksel özelliklerin gelişimine etkisi var mı? (Filistin örneği) sorusunun incelenmesidir. Filistin’in Batı Şeria eyaletine bağlı Kültürel Tulkarem Spor Kulübünde alt yapı sporcularının oluşturduğu 40 erkek futbolcu (20 denek ve 20 kontrol grubu) katılmıştır. Çalışmaya katılan futbolculardan 8 hafta boyunca 30x42 mt’lik saha ölçülerine sahip 5x5 dar alan oyunları oynatılmıştır. Antrenman öncesi ve 8 hafta sonrası teknik ve fiziksel ölçümler alınmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 22.0 V istatistik programında analizleri hesaplanmıştır. Verilere öncelikle normallik varsayımı için Shapiro-Wilk testi uygulanmış ve normal dağılım gösteren verilere grupların ön-son test farklılıkları için Paired Sample T testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda çalışmaya katılan futbolcuların dar alan oyunları (8 haftalık) önce ve sonrası fiziksel parametre farklarının karşılaştırılmasında, zikzak testi, t çeviklik testi, otur eriş testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, yoyo mesafe ve MaxVO2 parametrelerinde denek grubunun kontrol grubunda daha yüksek artışların olduğu ve dar alan oyunlarının fiziksel ölçüm parametrelerine etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmaya katılan futbolcuların teknik test sonuçlarının karşılaştırılmasında ise, kafa ile top saydırma ve teknik puan hariç diğer ölçümlerde anlamlı artış hesaplanmıştır. Denek grubundaki artışın kontrol grubunda daha fazla olduğu hesaplanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, genç futbolcularda dar alan oyunlarının fiziksel özellik ve teknik becerilerin gelişmesine katkısı görülmüştür.
- Derleme MakaleYalnız künye2023Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının CO Emisyonuna Etkisi Üzerine Bir Derleme Çalışması
Sezer, İsmet
Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvektör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül maddelerdir (PM). Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının karbon monoksit (CO) emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Vulnerability-Preventing Structures in Disaster Management: Polyurea Coating on Building Structural Elements
Kaya, Afşin Ahmet; Akduman, Öznur; Aksüt, Yavuz Selim
Numerous disasters occur due to the inability to manage risks arising from natural, technological, and human-induced hazards. As a result of these disasters, the magnification of incurred damages underscores the significance of the concept of risk management, an integral step in disaster management. Consequently, efforts to mitigate the adverse effects of earthquakes and other disasters are progressively increasing. However, endeavors aimed at reducing the damages inflicted by earthquakes and other disasters on structures, particularly earthquakes, are not yet at an adequate level. Presently, the importance of alternative solution models to counteract the forces exerted on structures during disasters like earthquakes is on the rise.In this study, unreinforced concrete blocks were coated with flexible polyurea, a state-of-the-art cladding material extensively used in various fields, at different thicknesses. Three-point bending tests were performed on the coated specimens. The data obtained from these tests were analyzed and evaluated. It was concluded that specimens coated with polyurea exhibited higher strengths compared to uncoated specimens. This study introduces the utilization of polyurea flexible composite material in structural elements as an alternative method within the spectrum of precautions taken to enhance the safety of structures against various disasters, primarily earthquakes.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Dizel motorlarda dimetil eter kullanımının hc emisyonlarına olan etkileri üzerine bir derleme çalışması
Sezer, İsmet
Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvektör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkilerler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül maddelerdir (PM). Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel ve bu alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Alternatif yakıtlar arasında oksijen içerikli yakıtlar büyük ilgi çekmektedir. DME içeriğinde oksijen bulunması, setan sayısının yüksek olması ve diğer istenen yakıt özellikleri nedeniyle dizel motorlarda kullanılmaya oldukça elverişlidir. Bu nedenle sunulan derleme çalışması, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının hidrokarbon (HC) emisyonlarına olan etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Endüstri 4.0 ve verimlilik: türk beyaz eşya sektöründe keşfedici durum çalışması
Demirbag, Kubra Simsek; Yildirim, Nihan
Amaç: Türk beyaz eşya sektörünün önde gelen iki ana üreticisi ve bu üreticilerin tedarikçisi konumundaki bir yan sanayi şirketi için Endüstri 4.0'ın durumunu, uygulama örneklerini, dönüşüm sürecinde elde edilen avantajları/karşılaşılan zorlukları ve Endüstri 4.0’ın verimliliğe etkisini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yöntem: Yin (2002, 2017) tarafından önerildiği şekliyle keşfedici durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Kanıtlar ise yarı-yapılandırılmış mülakatlar, doğrudan gözlemler ve şirketlere yönelik online belgelerden elde edilmiştir. Bulgular: Türk beyaz eşya sektörü şirketleri Endüstri 4.0 dönüşümü için çaba sergilemekte ve dönüşümü zorunluluk olarak algılamaktadır. Şirketler, Endüstri 4.0’a özel bütçe ayırmakta ve en çok veri toplama/analitiğine önem vermektedir. Yapılan yatırımların ise kısa vadede dahi verimliliğe etkisi olumlu olmuştur. Özgünlük: Mevcut makale, dünyanın en büyük ikinci beyaz eşya üreticisi ve Türkiye'nin en yenilikçi ve en yüksek dijital olgunluğa sahip sektörlerinden biri olan beyaz eşya sektöründe Endüstri 4.0’ın durumunu vaka analiziyle ortaya koyan ilk akademik çalışma niteliğindedir.
- BildiriAçık Erişim2022Debriyaj Diski Dış Ana Sac Batma Prosesinin Etkilerinin İncelenmesi
Yildiz, Omer; Es, Caner; Akbulut, Serdar; Kaymaz, Ibrahim Can; Kurt, Ulaşcan
Araçlarda ve bazı makinelerde motor ve şanzıman arasında tork ve hareketi aktarma organı olarak debriyaj sistemleri kullanılır. Debriyaj sistemleri debriyaj diski, debriyaj baskısı ve debriyaj rulmanı olarak 3 ana bileşen ve 2 yardımcı bileşenden oluşmaktadır. Çalışmamızda debriyaj ana bileşenlerinden olan debriyaj diskinin alt parçalarından “dış ana sac” parçası konu alınmıştır. Debriyaj diski hareket aktarımı sırasında dönme momenti ve baskı kuvvetine maruz kalır. Dönmez Debriyaj A.Ş bünyesinde, üretilen dış ana sac üretiminde delme-kesme, doğrultma, tornalama operasyonları uygulanmaktadır. Bu çalışmada dış ana sac tasarımında yüzeye 0,05-0,04 derinlikte batma uygulanmıştır. Çalışmamızda dış ana sac yüzeyindeki batmaların, perçin delikleri çevresinde ve ana sac yüzeyindeki gerilmelere etkisi incelenmiştir. Batmalı ve Batmasız olarak iki farklı ana sac tasarımı ANSYS ticari yazılımı static structural modulünde gerçek çalışma şartları tanımlanıp simule edilmiştir. Her iki tasarım üzerinden eşdeğer gerilmeler, asal gerilmeler, toplam deformasyon ve gerilme vektörleri sonuçları elde edilmiştir. Sonuçlara göre batma operasyonu, dış ana sac yüzeyi ve perçin çevresindeki gerilmeleri parçayüzeyine dağıtıp sönümlediği görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2021Optimum passive tuned mass damper systems for main structures under harmonic excitation
Araz, Onur
To increase the effectiveness and robustness of a single Tuned mass damper (TMD), TMDs are connected in series or parallel to the main system. Unlike parallel TMDs (PTMD), series TMDs (STMD) consist of only two different TMD units, each of which is connected to the main structure in series. The optimum parameters of series and parallel TMDs are obtained by using the simulated annealing (SA) algorithm in this study. It is aimed to minimize the displacement in the main system in obtaining the optimum parameters. Also, the explicit formulas that can be easily used for the optimum design of both TMD devices are derived using the curve-fitting technique. The control performance of the optimum STMD device is confirmed through numerical analyses and compared with classical TMD and PTMD.
- MakaleAçık Erişim2021Optimization of non-traditional tuned mass damper for damped structures under harmonic excitation
Kahya, Volkan; Araz, Onur
Tuned mass dampers (TMDs) are used to reduce dynamic vibrations of structures under environmental loads such as wind or seismic excitation. In this paper, the optimum design of nontraditional tuned mass dampers (NT-TMD) attached to a damped main structure under harmonic excitation was investigated. Unlike the traditional TMD, the damping element in NT-TMD is directly connected to the ground. In this study, the effectiveness of NT-TMD on the attenuation of vibrations on the damped main system under harmonic load is investigated. The optimum parameters of the NT-TMD are obtained by using the hybrid pattern search (HPS) technique. According to numerical results, it is seen that non-traditional TMD is more effective than traditional TMD in reducing vibration.
- MakaleAçık Erişim2020Yerli markalı otomobil satın alma niyetinde etnosentrizm, ülke imajı ve yenilikçiliğin etkisi: türkiye’nin otomobili (togg) bağlamında bir araştırma
Avcı, İbrahim
Otomotiv sektörü bir ülkedeki birçok sektörü etkileyen ve ekonomikanlamda ülkenin kalkınması konusunda lokomotif görevi gören sektörlerdenbiridir. Gerek yabancı markalı otomobillere olan ilginin artması gerek yerlialternatiflerinin azlığı gibi nedenlerden dolayı otomotiv sektöründe dışabağımlılık artmış ve ülkelerin kendi yerli markalı otomobillerini üretmeleri büyükönem kazanmıştır. Bu anlayışla Türkiye’de 1960’lı yıllarda yerli markalıotomobil üretme konusunda girişimler yapılsa da seri üretime geçilememiş ve2017 yılında Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu tarafından yerli ve milliotomobil olarak lanse edilen Türkiye’nin Otomobili ismi ile yerli markalıotomobilin prototipleri üretilerek, tanıtımı 27 Aralık 2019 tarihindegerçekleştirilmiştir. Bazı tüketiciler tanıtımı yapılan prototipleri fiziki olarakgörebilirken bazıları ise medya kanalları aracılığı ile takip etmişlerdir. Dolayısıile araştırmanın temel amacı tüketicilerin tanıtımı yapılan yerli markalıotomobile yönelik görüşlerini belirlemek ve bu kapsamda tüketici yenilikçiliği,tüketici etnosentrizmi ve menşei ülke imajı faktörlerinin yerli markalı otomobilsatın alma niyeti üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçlahazırlanan çevrimiçi anket formu 11.01.2020 ve 04.02.2020 tarihleri aralığında584 katılımcıya uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS 24programları ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda tüketici yenilikçiliği ve tüketicietnosentrizminin yerli markalı otomobil satın alma niyeti üzerinde olumlu etkilerinin olduğu, menşei ülke imajı faktörünün ise yerli markalı otomobil satınalma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.








