Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Filistin-İsrail Savaşı Esnasında Hastaneye Yapılan Saldırının Savaş Suçu Bağlamında Değerlendirilmesi

    Karaer, Merve

    Günümüzde din, dil, ırk ayırımı yapılmaksızın insanlara sağlık hizmeti sunulmalı ve sağlık hizmetlerinin güvenliği korunmalıdır. Bu bağlamda, savaş veya silahlı çatışmalar sırasında hastanelere yönelik saldırılar uluslararası ceza yargısının konusu hâline gelmiştir. Bu çalışmada, Filistin-İsrail Savaşı bağlamında hastane saldırılarının bir savaş suçu olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmakta, sağlık hizmetlerinin savaş ortamında nasıl ihlal edildiğine dikkat çekilmektedir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler sosyal medya platformu X üzerinden toplanmıştır. Hastane saldırısının ardından geçen 24 saatlik süreçte “hastane saldırısı” anahtar kelimesiyle yapılan taramalarda ulaşılan 361 kullanıcı yorumu MAXQDA 2020 programına aktarılmış ve tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kodlama ve tema oluşturma süreci, araştırma sorularına bağlı olarak sistematik biçimde yürütülmüştür. Analiz sonucunda iki temel tema belirlenmiştir: (1) Hastane saldırısının yorumlanması – savaş suçu, uluslararası hukukun ihlali, insanlık suçu gibi kavramsallaştırmalar; (2) Saldırıya gösterilen tepkiler – lanetleme, protesto, diplomatik tepkiler ve yas ilanları. Katılımcı yorumları saldırıların yalnızca hukuki değil aynı zamanda etik ve insani bir kriz olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, uluslararası toplumun bu tür saldırılara karşı daha etkin yaptırımlar uygulaması gerektiği, mevcut hukuki mekanizmaların yetersiz kaldığı ve sağlık tesislerine yönelik ihlallerin sistematik savaş stratejilerinin bir parçası hâline geldiği görülmüştür. Çalışma hem literatüre katkı sağlamayı hem de savaş koşullarında sağlık hizmetlerinin korunmasına yönelik farkındalık geliştirmeyi amaçlamaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2025
    Çocuk suçluluğunun temelleri üzerine genel bir değerlendirme

    Erol, Ceylan

    Bir toplumu oluşturan tüm bireylerin yaş itibari ile en alt tabakasında bulunan suça sürüklenen çocuklara ilişkin yapılan bu çalışmada, öncelikle çocuk kavramı ve tarihsel süreç içerisinde çocuk haklarının hangi aşamalardan geçtiği üzerinde durulmuştur. Çocuk suçluluğunun temellerini izah etmeye çalışan teorik yaklaşımlar kendi içinde biyolojik, psikolojik ve sosyolojik teoriler olarak tasnif edilmiş ve bu tasnife bağlı kalınarak söz konusu teorik yaklaşımların ana hatları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma çocuk suçluluğunun temellerine dair genel bir değerlendirme niteliğinde olduğu için maddi ve şekli ceza hukukunu bakımından çocuklara özgü düzenlemeler çalışma kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu bağlamda çocuk ve suç ilişkisinin hangi temel üzerinde kurulabileceği tartışılmaya çalışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Kadınların Güçlendirilmesi ve Göç Etme Niyeti Üzerine Hanehalkı Düzeyinde Bir Araştırma: Afganistan Örneği

    Kocağ, Esra Karapınar

    Bu çalışma, göçün tarihinden günümüze kadar devam eden bir süreç olduğu ve uluslararası göstergelerin kadınların güçlendirilmesi veya güçlendirilmesi konusunda oldukça kötü bir tablo gösterdiği Afganistan örneğinde, hanehalklarının göç niyetleri ve kadınların güçlendirilmesi gibi iki önemli kaygı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu ülkedeki kadınların büyük bir hassaslık arz ettiği ve güçlendirilmeleri gerektiği açıktır. Ancak, güçlenmelerinin hane halkının göç etme niyetiyle ilişkili olup olmadığı o kadar açık değildir. Bu nedenle bu çalışma, Afgan toplumunun farklı kesimlerinde hassas bir grup olarak kadınların güçlendirilmesinin hanelerin göç etme niyetini nasıl ve ne şekilde etkilediğini sorgulamaktadır. Bulgular, Women_leader, Women_support, Women_job ve Girls_edu olan kadın güçlendirme ölçütlerinin ayrı ayrı var olduklarında, hanehalklarının göç niyetlerini önemli ölçüde etkilemediğini göstermektedir. Bununla birlikte, bu ölçütlerin etkileşime girmelerine izin verildiğinde göç niyetlerini önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Yukarıda belirtilen dört ölçütün sunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik yönden kadının güçlendirilmesinin olası nüfus hareketlerini açıklamak açısından önemli olduğu söylenebilir. Ayrıca, göç niyetlerini açıklamak için önemli bölgesel farklılıklar bulunmaktadır. Bu bulguların göç politikaları konusunda politika yapıcılar için faydalı olması beklenmektedir.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

    Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım

    Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Materialism, Conspicuous Consumption and Sense of Shame on Intention to Purchase Counterfeit Products and the Mediating Role of Attitude

    Avcı, İbrahim

    Counterfeiting is an essential issue that has existed since ancient times and has become more prevalent today with technological advancements, and it should be highlighted. Consumers who desire to buy expensive products, particularly luxury items, but lack the financial means to do so engage in the practice of purchasing counterfeits of these products. Counterfeit products are purchased mostly by young customers for a variety of reasons, including having prestige, showing off, and emphasizing materialism. The goal of this study, under this paradigm, is to disclose the impacts of materialism, conspicuous consumption, and sense of shame on the intention to purchase counterfeit products, as well as the mediating function of attitude toward counterfeit products in these effects in a sample of university students. Data were collected for this purpose using an online survey form, and it was discovered that 477 university students engaged in the survey during the data collection procedure. The data analysis revealed a significant positive relationship between university students' materialism and conspicuous consumption behaviors and intention to purchase counterfeit products, as well as a significant negative relationship between their sense of shame and intention to purchase counterfeit products. Furthermore, it was established that attitudes regarding counterfeit products play a significant mediating role in the impacts of materialism, conspicuous consumption, and a sense of shame on the intention to purchase counterfeit products. These findings provide significant theoretical and practical contributions.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Turkish Nurses’ Attitudes towards Elder Abuse and Neglect and Related Factors

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Kulakaç, Nurşen

    Objective: Elder abuse appears as a global phenomenon that varies with time and societal structure. Nurses need to be able to recognize abused and neglected older people and take initiative for them. This study aimed to examine Turkish nurses’ attitudes towards elder abuse and neglect and related factors. Methods: In this cross-sectional and correlational study, the data were collected from 104 nurses who agreed to participate in the study between 15 and 25 June 2021 with an online questionnaire using a random sampling method. Results: Sixty nine point two percent of the nurses did not take a course on elder abuse, 99.2% received training on elder nursing in undergraduate education, 99.2% knew the concept of elder abuse, 92.3% encountered elder abuse cases, and 61.5% encountered an elder abuse case but did not report it. The rate of reporting elder abuse was 2.69 times higher in nurses with more work experience, 6.71 times in those who believed that nurses can be adequately protected against potential problems, and 4.21 times higher in those with a high level of knowledge about the elder abuse law. Conclusion: According to the results, Turkish nurses had sufficient knowledge about elder abuse and neglect, but reporting rate was inadequate.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ön-Alıcı ve Önleyici Müdahalede Simülasyonlar

    Gürdal, Elif; Limon, Onur

    Simülasyonlar gerçek ortamların taklit edilmesi ve birebir benzerlerinin matematiksel modellerle yaratılması ile oluşturulan dijital ortamlardır. Bu dijital ortamlara gerçek dünyanın verileri yüklenerek yaşanabilecek tüm olasılıkların hesaplanabilmesi mümkün olabilmektedir. Ortaya çıkan bilginin ise gerçek dünyadaki politikaları etkileyebilmesi tartışılması gereken bir konu olmaktadır. Simülasyonlar sayesinde devletlerin önemli güvenlik meselelerine dair olasılık hesaplarının yapılması artık sık sık başvurulan yöntemler haline gelmiştir. Ancak dijital alan üzerinden sağlanmaya çalışılan bu güvenlik yönteminin savunma dayanağı olarak yönlendirici olup olmayacağı ya da simülasyon verilerine dayanarak bir eylemde bulunmanın saldırı olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı tartışılmalıdır. Bu çalışma bu sorulara yanıt aramak için ele alınmıştır. Kavramsal çerçeve ön-alıcı ve önleyici müdahale kavramlarıdır. Bu çerçevede simülasyon verilerinin müdahale ederken bir savunma dayanağı olarak kullanılmasının ön-alıcı mı yoksa önleyici mi olduğu tartışılmaktadır. Simülasyon verileri ve yapay zekâ analizlerinin düşman tanımlaması ve saldırganlık göstergelerinin hesaplamalarında meşru bir hukuksal dayanak olup olamaması uluslararası iş birliğinin şekli ve uluslararası aktörlerin kabul edilir seçenekleri meşrulaştırma süreçlerine göre değişmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Domestic Violence During Pregnancy and Affecting Factors

    Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, Elçin; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram

    Introduction: Domestic violence during pregnancy is a major public health problem in all countries. The aim of this study is to investigate domestic violence and factors affecting pregnancy. Method: This cross-sectional descriptive study included 747 pregnant women who presented to an outpatient clinic at a maternity hospital in a city in southeastern Türkiye between December 15, 2014 and January 15, 2015. To collect the data, the researchers developed a 25-item questionnaire based on the literature. In the statistical analysis, percentages, means, standard deviations, and chi-square analysis were used, and a value of p<0.05 was considered significant. Results: The mean age of the participants was 26.43±5.4. Of these participants, 7.2% of them reported being physically, emotionally, financially, or sexually abused by their spouse during their marriage, and 2.8% reported being exposed to violence during their current pregnancy. It was found that there was a strong relationship between violence during pregnancy and at the time when the woman wanted to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family. To stop violence, families should get training, counseling, family therapy, and help to learn communication. Conclusion: Violence during pregnancy can be caused by a number of factors, such as being exposed to violence during pregnancy, not wanting to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kentleşme ve Göçün Suç Üzerindeki Etkileri: Taşı Toprağı Altın Şehir Filmi Örneği

    Eskiyurt, Nurefşan; Cengiz, Emre

    Kent, kentleşme, kentlileşme ve göç kavramlarının tanımları yapılırken birçok değişkenin göz önüne alınması gerekmektedir. Çünkü bu kavramlara etki eden faktörler oldukça fazladır. Tanımlamalarda değişkenler göz önüne alındığında kentleşme ve göçün nedenleri de ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlar, suç ile ilişkili olup, suça zemin hazırlayan ve suçun işlenmesini hızlandıran etkiler meydana getirebilmektedir. Çünkü kentte göç sonucu geride bırakılan yaşam alanının kuralları geçerli değildir. Kent, kendine özgü nitelikleriyle bireylere yalnızca yeni bir yaşam alanı sunmamaktadır. Kente göç etmek, kültürde de değişmeye neden olmaktadır. Bu değişimi hızlı ve sağlıksız geçiren birey, suça yönelebilecektir. Tabi ki kentleşme ve göç, tek başına suç işlemenin nedeni değildir. Bu çalışmada göçün kentteki suç olgusuna etkisi irdelenerek açıklanacaktır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    İş Güvenliği Uzmanlarının Bakış Açısıyla Acil Durum Toplanma Alan Özelliklerinin AHP Yöntemi ile Değerlendirilmesi

    Doğan, Onur

    İş güvenliği uzmanları, işyerlerinde muhtemel tehlikeli durumları tespit eden ve bu tehlikelerin riske dönüşmesini önlemek için koruyucu ve önleyici uygulamaları hayata geçiren kişilerdir. Aynı zamanda acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. İşyerleri dinamik bir yapıya sahip olduğundan yerleşim birimlerine nazaran çok sık acil durum gerektiren olaylar yaşanabilmektedir. İş güvenliği uzmanları işletme ekosistemini etkileyebilecek her türlü olumsuz etkiyle (depremi, sabotaj, kaza, yangın vb.) mücadele konusunda uzman ve yetkinlik düzeyi yüksek kişilerdir. Bu nedenle yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde iş güvenliği uzmanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanılmasının önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvenliği uzmanlarının bakış açısıyla acil ve afet durumlarında toplanma alanlarının değerlendirilmesine yönelik yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden (ÇKKV) Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılmıştır. AHP, objektif ve subjektif görüşleri sürece dahil eden bir yöntemdir. Bu yöntemin diğer ÇKKV yöntemlerinden üstün kılan yanı kalitatif ve kantitatif unsurları sürece dahil edilmesine imkân sağlamasıdır. Çalışmada kriter ve bu kriterlere bağlı alt kriterler, literatür araştırması ve alanında uzman kişilerin görüşleri dikkate alınarak hazırlanmış ve iş güvenliği uzmanlarına yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmanın çözümünde Microsoft Excel kullanılmış ve yapılan her bir analiz sonucu tutarlı çıkmıştır. Buna göre kriterler arasında yapılan karşılaştırma sonucunda en yüksek ağırlığa sahip kriter, 0.4294 toplanma alan güvenliği olurken bunu sırası ile 0.3602 toplanma alanına erişim, 0.2104 toplanma alan özelliği takip etmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Söylemek Mi Gizlemek Mi? Çocuk Mağdurların Cinsel İstismarı Açıklamalarını Etkileyen Faktörler

    Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice

    Çocuklukta cinsel istismar, büyük bir topluluk endişesi konusu olan ve birçok yasal ve profesyonel girişimin odağı haline gelen karmaşık bir yaşam deneyimidir. Küresel bir halk sağlığı sorunu olan çocuk cinsel istismarının, ruh sağlığı ve psikososyal işleyiş üzerinde olumsuz ve uzun süreli etkileri olduğu ve bu istismar türüne maruz kalanların yaşamları için travmatik sonuçları bulunduğu literatürde çeşitli çalışmalarda vurgulanmaktadır. Bu nedenle çocuğun maruz kaldığı istismarı açıklaması; koruma ve adalet sisteminin çocuk koruma prosedürlerini uygulamasını sağlamak ve terapötik müdahaleyi başlatmak üzere kritik bir rol oynamaktadır. Ancak çocuklar ve gençler maruz kaldıkları cinsel istismarı çoğunlukla gizlemeyi tercih eder, bu da istismarın devam etmesine neden olur ve çocuğun destek sistemlerine erişimini engeller. Bu sebeple açıklamanın önündeki engellerin ve kolaylaştırıcıların ayrıntılı bir şekilde anlaşılması, alanda çalışan profesyoneller ve araştırmacılar için büyük önem taşımaktadır. Bu literatür incelemesi çocukların cinsel istismarı ifşa etmesine yönelik bilgilere, kuramsal yaklaşımlara ve araştırma bulgularına odaklanmaktadır. Ayrıca çalışmada alanda çalışan uzmanlar ve araştırmacılar için pratik çıkarımlar ve öneriler sunulmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2022
    Emniyet Hizmetleri Üzerinden Devlet Algısı: Erzincan İli Örneği

    Altınpınar, Fatih; Kalkışım, Hasan Mahmut

    Devletlerin görünen yüzleri, kamu hizmetleridir. Bireyler genellikle kamu hizmetleri üzerinden devlet algılarını geliştirirler. Dolayısıyla kamu hizmetlerinin kalitesi vatandaşların memnuniyet düzeyini artıracağından devlete olan bakışlarını da olumlu yönde şekillendirecektir. Bu bakış açılarının ortaya konulmasında bireylerin siyasal fikirleri, ideolojik duruşları da zaman zaman etkili olabilmektedir. Emniyet Teşkilatı, günümüzün önemli kamu kuruluşlarından bir tanesidir. Farklı alanlarda hizmet yürütmektedir. Temelde emniyet hizmetleri yürüten bu birimin vatandaşların gözünde devletin algısını değiştirip değiştirmediği yapılan bu çalışma ile ortaya konulmak istenmiştir. Nitekim Erzincan’ın heterojen yapısı ile barış ve kardeşlik değerleriyle yaşayan topluluğunun örnek olarak seçilmesinin nedeni, küçük ölçekte verilen cevapların Türkiye ile özdeşleştirilebileceğinin düşünülmesinden kaynaklanmaktadır. Servperf ve Servqual ölçeklerden faydalanılarak oluşturulan anket ile Erzincan’da yaşayan vatandaşların emniyet hizmetleri üzerinden devlet algısı ölçülmüştür. Emniyet hizmetlerinin devlet algısını olumlu yönde etkilediği yapılan çalışma neticesinde ortaya çıkmıştır.

  • MakaleYalnız künye2022
    Yiyecek İçecek İşletmelerinde Yönetimi Sınırlayan Faktörler

    Kaya, Fazil; Duran, Cankül; Cankül, Işıl

    Bu araştırmanın amacı, yiyecek içecek işletmelerinde yönetimi sınırlayan faktörleri tanımlamaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği ile Eskişehir’deki birinci sınıf yiyecek içecek işletmelerinde üst düzey 11 yönetici ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile yüz yüze yapılmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analizine tabi tutulmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre, yiyecek içecek işletmeleri yönetimini sınırlayan içsel ve dışsal olarak tanımlanan iki temel faktörün öne çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca her kategori altında farklı isimlerle toplam in bir tema tanımlanmıştır. Bu temalardan; yiyecek içecek, personel, kontrol, önceki deneyimler, bilinmezlikler ve örgüt yapısı içsel faktörler; yasal, ekonomik, sosyal, teknik ve çevresel dışsal faktörler kapsamında değerlendirilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    E-devlet uygulamalarının yolsuzluk üzerindeki etkisinin veri zarflama analizi yöntemiyle incelenmesi: oecd ülkeleri örneği

    Keyifli, Nazlı; Bolayır, Banu

    Bilgi ve iletişim teknolojileri hızlı gelişimine bağlı olarak devletler sunmuş oldukları hizmetlerin verimliliğini ve etkinliğini arttırmayı hedeflemesi, vergi gelirlerinin arttırılması, yolsuzluğun azaltılması, vatandaş memnuniyetinin sağlanması ve kamu hizmetlerin kontrolü gibi pek çok alanda iyi bir denetim mekanizmasına gereksinim duymuşlardır. Bu çerçevede e-devlet uygulamaları, devletlerin politika hedeflerine ulaşmada önemli imkanlar sağlamıştır. Bu noktadan hareketle, e-devlet kullanımında performansın yüksek olabilmesi, düşük seviyede girdi değişkenleri kullanılmasına bilhassa yolsuzluğun düşük olmasına ve yüksek seviyede çıktı değişkenlerinin elde edilmesine bağlıdır. Bu çalışma kapsamında 2018 yılı için OECD ülkelerinin seçilmiş e-devlet göstergeleri üzerinden yolsuzluk düzeyinin e-devlet uygulama performansları üzerindeki etkisi girdi yönelimli veri zarflama analizi ile araştırılmıştır. Analizdeki modeller LINDO paket programında çözdürülmüştür. Veri zarflama analizi uygulaması sonucunda, etkin olan ülkeler; ABD, Danimarka, Estonya, İspanya, İtalya, Kore, Meksika, Norveç, Slovakya, Şili, Türkiye ve Yeni Zelanda, etkin olmayan ülkeler; Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, İrlanda, İsrail, İsveç, Kanada, Macaristan, Polonya, Portekiz, Slovenya ve Yunanistan’dır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    The relationship between perception of safety climate and intention to leave: a research in the mining industry

    Gökçe, Ahmet; Sarı, Selçuk

    In this research, it is aimed to determine the relationship between safety climate, which is a reflection of the importance given to health, safety and ergonomics in the organization, and intention to leave the job, which creates a positive perception on the qualified workforce to stay in the organization, as well as the protection of human resources. In addition, revealing relationships between demographic factors, perception of safety climate and intention to leave was another aim of the research. In this research, which was carried out with the participation of 257 people working in the mining sector in Gümüşhane, the survey method, which is one of the quantitative research methods, was used as a data collection tool. According to research findings, a negative relationship was found between perception of safety climate and intention to leave. In addition, demographic factors of the participants; no statistically significant difference was observed between variables such as marital status, education level and unit of work, safety climate and intention to leave.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2022
    Yolsuzluklar, ekonomik büyüme ve çevre vergileri ilişkisinin gözden geçirilmesi: oecd ülkeleri örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Bu araştırma OECD ülkelerinde yolsuzlukların ve çevresel vergilerin ekonomik kalkınma ile olan ilişkisini ele almıştır. Araştırmada 34 OECD ülkesinin 1995-2019 arasındaki dönemi panel veri analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi Pedroni eşbütünleşme testi kullanılarak tahmin edilmiştir. Eşbütünleşme test sonuçlarına göre değişkenler uzun dönem ko-entegredir. Uzun dönem esneklikleri ise PDOLS tahmincisi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, çevresel vergilerin araştırma ülkelerinde ekonomik büyümeyi teşvik ettiğini göstermiştir. Bunun yanında, yolsuzlukların ekonomik büyüme ve çevresel vergiler ile arasında güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, yolsuzlukların büyüme ve çevresel vergiler üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi vardır. Bu bakımdan yolsuzluklarla mücadele politikalarının uygulanması çevresel vergi gelirlerini arttırılması ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanması açısından son derece önemlidir. Yolsuzluklar, çevresel vergiler ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi panel Granger nedensellik testleri kullanılarak incelenmiştir. Test sonuçlarına göre, çevresel vergilerden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü, ekonomik büyüme ile yolsuzluk oranları arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi vardır.

  • MakaleYalnız künye2022
    The Effect Of Cigarette Warning Labels On Smoking Cessation Behavior: A Study On Gumushane University Students

    Yılmaz Uğur, Candan

    This study aims to measure the effect of warning labels on cigarette packages on smoking cessation behavior with the variables of attention, negative effect, social interaction, and stimulus thinking within the framework of the paternalistic approach. The study, which included 209 smokers studying at Gumushane University, was analyzed with the structural equation model. The results obtained from the study show that there is a positive and strong relationship between social interaction and stimulus thinking, alert and attention, negative influence and social interaction. In addition, it is seen that the variables of attention, stimulus thinking, negative effect and social interaction have an indirect and statistically significant effect on smoking cessation behavior.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Parents’ and Children’s Knowledge of and Attitudes Towards Child Sexual Abuse: A Cross-Sectional Study

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur

    Objective: This paper investigated parents’ and children’s knowledge of and attitudes towards child sexual abuse and\ridentified potential risk factors. Material and Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted between February\rand June 2021. The sample consisted of parents (n=255) and their\rchildren (n=255) aged 8-11 studying at three primary schools. Data\rwere collected using a Parent and Child Sociodemographic Information Form, the Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents, and the Child Sexual Abuse Information Form. Data were\ranalyzed using SPSS 24 program “number, mean, percent, independent sample t-test and one-way analysis of variance (ANOVA)” tests.\rResults: Parents had a mean Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents score of 137.66±18.40. There was a significant\rdifference between Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale\rfor Parents scores and education (p=0.034), prior knowledge of child\rsexual abuse (p=0.023), and education on sexual abuse to their children (p=0.000). More than half the parents (55.9%) stated that they\rwere scared about giving their children education on sexual abuse because they thought it might confuse them. More than a quarter of the\rchildren (36.9%) reported not knowing appropriate and inappropriate touch. News on child sexual abuse scared (46.6%) or made children feel bad (23.3%). Conclusion: Parents had a below-average\rknowledge of and attitudes towards child sexual abuse. Almost half\rthe children did not know about appropriate and inappropriate touch\rand were afraid of sexual abuse.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2021
    Interview with the Child Suspected of Sexual Abuse: How Should Teachers and School Counsellors Behave and What Should They Do?

    Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice

    Child sexual abuse is a traumatic experience with psychological effects in the short and longterm. The reporting, which is considered critical intervention for termination of child's abuseand initiation of interventions in legal process depends on child's explanation of abuse.However, when literature on the subject was examined, it was observed that there was alimited number of the sources that would form the basis for the interviews with the childwho was victim of sexual abuse were not easily accessible. Therefore, this study was carriedout in order to contribute to related literature and professionals who works in this area. It isnecessary to be extremely careful in the interviews with the child who is victim of abuse.Because the expression of children are very important in reporting the case, which is difficultto prove. The responses of the interviewers may be reason why the child gives up his/hernarrative. Children are sensitive and vulnerable than adults. Therefore, to ensure that thechild does not suffer a second trauma, it is important to conduct the interview carefully andto act on the principles of high benefit and protection of the child throughout the interview.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Relationship Between Psychological Violence Against Women and Parental Attitudes: The Case of Gümüşhane Province

    Çakıcı, Ahmet Burhan; Büyükbodur, Ayşin Çetinkaya

    Objectives: In this study, it was aimed to investigate the relationship between psychological violence against women and parental attitudes. Materials and Methods: The research is a cross-sectional study in relational screening model type among general screening models. The study group of the research consists of 159 women between the ages of 22-45 who are volunteers to participate in the study and living in the central district of Gümüşhane province with their spouse/partners and who have children between the ages of 2-6 years. The characteristics of the participants were determined by the Socio-demographic information form. Parental attitudes were measured with the Parental Attitude scale (PAS), the psychological violence perceived by their spouse/partners with the short form of psychological torment inventory (PMWI). SPSS 21.0 package program was used in the analysis of the data. Spearman correlation analysis was used to determine the relationship between PAS and PMWI, and difference tests were used to determine whether the sub-dimensions of the scales differed according to socio-demographic characteristics. Results: PMWI sub-dimension, emotional verbal violence, and permissive attitude (r=-0.360 p<0.01), overprotective attitude (r=-0.467 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.580 p<0.01) negative, moderate, authoritarian parent attitude (r=0.753 p<0.01) positive correlation was found. Of the PMWI sub-dimensions, responsibility had negatively moderate relationship with authoritative attitude (r=-0.527 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.609 p<0.01), and a positive moderately significant relationship with authoritarian parental attitude (r=0.565 p<0.01) was detected. PMWI sub-dimension/blame threat had a moderate negative relationship with protective attitude (r=-0.594 p<0.01) and democratic attitude (r=-0.408 p<0.01), and a positive low level significant relationship with authoritarian parental attitude (r=0.294 p<0.01). Conclusion: A statistically significant relationship was found between psychological violence perceived by women and parental attitudes. PMWI and PAS subscales were found to differ significantly according to the level of education and number of children (p<0.05).

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar