Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Proje2016
    Egrikar (Torul, Gümüshane, Kd Türkiye) Skarn Cevherlesmesinin Mineral Kimyası, Sıvı Kapanım Ve Duraylı Izotop Bilesimlerinin Arastırılması

    Saydam Eker, Çiğdem; Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin; Sipahi, Ferkan

    Egrikar Fe?Cu skarn yatagı Gümüshane?nin (KD Türkiye) yaklasık 100 km kuzeybatısında bulunmaktadır. Inceleme alanı, tabanda Geç yaslı Kretase Egrikar Monzograniti, bunun üzerine sırasıyla andezit, kireçtası içeren dasit ve hornblenli andezitten olusmaktadır. Bu kayaçlar Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi (granodiyorit ve diyorit) tarafından kesilmektedir. Andezitler, porfirik, camsı ve bosluklu dokuda olup plajiyoklaslardan olusmaktadır. Dasitik kayaçlar porfirik dokuda olup, baslıca kuvars, plajiyoklas, biyotit ve opak minerallerden olusmaktadır. Kireçtasları ise yer yer mermere dönüsmüs ve kristalize olmustur. Hornblendli andezitler mikrogranü porfirik ve glomeroporfirik dokulu olup ve plajiyoklas, hornblend, biyotit ve kuvars minerallerini içermektedir. Geç Kretase yaslı Egrikar monzograniti baslıca plajiyoklas, kuvars, ortoklas, biyotit ve muskovitten olusmaktadır. Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi ise granodiyorit ve diyorit bilesimli olup plajiyoklas ve hornblend minerallerinden ibarettir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki volkanitler kalk-alkali karakterdedir. Egrikar Monzograniti orta K?lu kalk-alkali bilesimde olup peralüminyum karakterdedir. Egrikar Monzogranitinin iz element karakteristikleri, genel olarak yay granitlerine benzerlik gösterirler. Erik Granitoyidi orta K?lu kalk-alkali özellikte ve metalüminyum karakterdedir. Egrikar Fe-Cu skarn sahasında Fe-skarn ile iliskili Erik Granitoyidi çarpısma sonrası meydana gelmistir. Erik Granitoyidi?nin kireçtasına sokulumu sonucu dokanak metamorfizması olusmus ve skarn zonu gelismistir. Granitoyidden kireçtasına dogru endo- ve ekzoskarn zonlarının olustugu belirlenmistir. Skarn zonunda piroksen, granat, epidot, kuvars, kalsit ve aktinolit-tremolit skarn minerallerini olusturmaktadır. Skarn zonunda piroksen türü hedenberjit, granat türü andradit ile grossular andradittir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagının cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit, hematit, kalkopirit, altın ve nabit bakırdan olusmaktadır. Ikincil cevher mineralleri olarak götit, limonit, dijenit, malakit, azurit, bornit ve lepidokrozit belirlenmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki endo-ekzoskarn zonunda hedenberjit, epidot ve kuvars minerallerinde yapılan sıvı kapanım çalısmalarında, sıvı kapanımlar birincil ve Tip I kapanımlar olarak sınıflandırılmıstır. Hedenberjit, epidot ve kuvarslarda yapılan sıvı kapan çalısmalarında sıcaklık 200-425 ve tuzluluk % 2.7-15.38 arasında olup skarn kökeni desteklemektedir. Hedenberjit, granat, manyetit, epidot, amfibol, kuvars ve pirit minerallerinden belirlenen oksijen ve kükürt izotop degerleri dar bir aralıkta degismekte ve magmatik kökeni desteklemektedir. Endo-ekzoskarn geçis zonu için hedenberjit-granat çiftinin mineral kimyasından 446-377 oC sıcaklık ve ekzoskarn zonunun termodinamik sartları manyetitepidot çiftinin izotop bilesiminden 255-438oC olarak belirlemistir. Sıcaklık degisimine baglı olarak düsük kükürtlü, nispeten yüksek oksitli magmatik sıvılardan itibaren mineral çökelimi gerçeklesmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagında; piroksenin hedenberjit, granatın andradit ve grossular andradit türünde, bol manyetit, hematit ve çok az pirit ve kalkopirit bilesimli olması, sıvı kapanım sonucu elde edilen sıcaklık ve tuzluluk verileri ile skarn minerallerinin duraylı izotop bilesimleri bu yatagın magmatik sıvılardan baslangıçta düsük sülfürlü sonradan yüksek oksitli sartlar altında sıg sokulum sonucu olustugunu göstermektedir.

  • Proje2016
    Demirözü (Bayburt) Permo-Karboniferi ReyikOkyanusu Kalıntısı mı? Sakarya Zonu Erken-OrtaPaleozoyik Jeodinamik Evrimi İçin Yeni Bulgular

    Alçiçek, Mehmet Cihat; Dokuz, Abdurrahman; Aydınçakır, Emre; Kandemir, Raif

    Sakarya Zonu?nun doğusunda (Doğu Pontidler) yüzeyleyen Erken Karbonifer yaşlı Cebre Riyoliti Variskan temele ait az sayıdaki yüzey kayaçlarından biridir. Zirkon U-Pb yaşlandırması Cebre Riyoliti?nin 341.8±0.60 my önce Variskan temele yerleştiğini öngörmektedir. S-tipi granitlere benzer şekilde, Al-silikat fazlarından kordiyerit ve muskovit içerir ve güçlü peralümin bir jeokimyasal karaktere sahiptir. Birime ait kayaçların Sr-Nd-Pb izotopik oranları, alt kabuk ile uyumludur. Jeokimyasal ve izotopik veriler Cebre Riyolitinin çarpışma sırasında kilce zengin bir sedimanter kökenden itibaren kısmi ergime yolu ile oluştuğuna işaret etmektedir. Önerilen jeodinamik modelde, Reyik Okyanusu?nun kapanmasını takiben Lavrazya?dan kopan kıtasal yay ile Gondwana?nın Erken Karbonifer?de çarpışması öngörülmektedir. Çarpışma, kısa bir süre sonra, okyanusal litosfer delaminasyonu tarafından izlenmiştir. Okyanusal litosfer tarafından boşaltılan kısmın yükselen astenosfer tarafından hızlı bir şekilde doldurulması metamorfizma ve kısmi ergime için gerekli ısıyı sağlamıştır. Geç Paleozoyik yaşlı sedimanter istif, Variskan sonrası jeolojik olayların kaydedildiği çok az sayıdaki otokton birimlerden biridir. İstif, Variskan temele ait Erken Karbonifer yaşlı düşük dereceli metamorfitleri ve Cebre Riyoliti?ni uyumsuz olarak örter. Geç Paleozoyik istifi tabanda 610 m kalınlığında kuvars arenit ve kireçtaşlarının sekansiyel ardışmından oluşan Çatalçeşme Formasyonu ile başlar. Üzerine, çakıltaşları ile başlayan ve üste doğru sırasıyla arkozik arentlere ve şeyllere geçiş yapan 880 m kalınlığındaki Hardişi Formasyonu uyumlu olarak gelir. U-Pb kırıntı zirkon yaşları her iki formasyon için ~300 ? 2870 my arasında değişmekle birlikte, ana yaş popülasyonları 300 ? 350 my arasındadır. Bununla birlikte Çatalçeşme kumtaşlarına ait 7 adet zirkon Permiyen (298 ? 258 My) yaşı üretmiştir. Çatalçeşme kumtaşları pasif kenar ortamlarına ait kayaçlara benzer jeokimyasal özelliklere sahiptir. Buna karşılık Hardişi kumtaşları yitimle ilişkili ortamların jeokimyasal özelliklerini taşır. Jeokimyasal ve izotopik veriler, Variskan deformasyonlarını takiben Gondwana?nın kuzey kenarı boyunca açılan kısa ömürlü bir kenar havzada çökeldiklerine işaret etmektedir. Mermer, kireçtaşı ve kumtaşı blokları yanı sıra MORB ve IAT karakterli bazik bloklar da içeren Çamdere Ofiyolitik Karışığı?nın, kenar havzanın kapanması sırasında kıtasal kabuk üzerine yerleştiği öngörülmektedir.

  • MakaleYalnız künye2015
    Ünlüpınar (Kelkit-Gümüşhane) Pb-Zn±Au Cevherleşmesinin Jeolojik, Jeokimyasal ve Kökensel Olarak İncelenmesi

    Akpınar, İbrahim; Akbulut, Kübra; Aydınçakır, Emre; Akaryali, Enver

    İnceleme alanı Gümüşhane ilinin güneyinde yer alan Kelkit İlçesi Ünlüpınar (Pekün) Beldesine bağlı Eylence Yayla ve Emirinkomu Köyü yakın çevresini kapsamaktadır. Çalışma alanında Kurtoğlu Metamorfikleri, Şenköy Formasyonu ve Köse Granitoyidi yer almaktadır. Detay inceleme yapılan alan ve yakın çevresindeki birim Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu'na ait bazalt, bazaltik andezit ve piroklastları oluşturmaktadır. Eylence Yayla ve Emirinkomu mevkiinde yer alan Zn-Pb-Cu ± Au cevherleşmesi tamamen Şenköy Formasyonuna ait bazaltik andezitler içinde K20D doğrultularındaki kırık hatlarına yerleşmiştir. İnceleme alanında cevherleşmenin parajenezini ortaya çıkarmak içinde çalışma sahasından sistematik örneklerden parlak kesitler yapılarak, cevher mikroskobisi altında incelenmiştir. Cevherleşmenin parajenezi oluşum sırasına göre pirit, kalkopirit, sfalerit, galen, altın, kuvars ve kalsit olarak tespit edilmiştir. Arazide yapılan gözlemler sonucunda alterasyon türleri olarak hematitleşme, limonitleşme ve kükürtleşme tespit edilmiştir. Sıvı kapanım analiz sonuçlarına göre cevherleşmenin oluşum sıcaklığının 80-2800C arasında değiştiği, kükürt izotop termometresine göre ise cevherleşmenin oluşum sıcaklığının ortalama 2640C olduğu belirlenmiştir.

  • MakaleYalnız künye2015
    Depremselliğin Fraktal Boyutu ve Beklenen Güçlü Depremlerin Orta Vadede Bölgesel Olarak Tahmini Üzerine Bir Modelleme: Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye

    Öztürk, Serkan

    Bu çalışma kapsamında, Doğu Anadolu bölgesi (Türkiye) için depremlerin oluş sürecindeki düzensizliklerinin bir ölçüsü olan fraktal boyut ile beklenen depremlerin orta vadede bölgesel olarak tahmini üzerine bir modelleme yapılmıştır. Bu amaçla, öncelikle Doğu Anadolu bölgesi depremleri için sismotektonik b-değeri ile fraktal boyut Dc-değeri arasında en uygun ve en güvenilir istatistiksel ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Bu uygulama için; (1) En Küçük Kareler Yöntemi (L2 Norm), (2) En Küçük Toplamlı Mutlak Sapma (L1 Norm), (3) Ortogonal Regresyon (Toplam En Küçük Kareler) ve (4) Robust Regresyon olmak üzere dört farklı regresyon yöntemi uygulanmıştır. Ayrıca, göreceli yoğunluk ve oluşum bilgisi haritalarının birleştirilmesi ile Doğu Anadolu bölgesinde beklenen güçlü depremlerin bölgesel olarak tahmini için birleşik tahmin haritası oluşturulmuştur. Analizler için kullanılan deprem kataloğu, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden derlenmiştir. Katalog, süre magnitüdü MD için homojendir ve 1 Ocak 1970 ile 1 Ocak 2014 yılları arasında magnitüdü 1.0-6.6 arasında değişen 30462 depremi içermektedir. Birincil amaç olarak, Doğu Anadolu bölgesi için fraktal boyut Dc-değeri ve sismotektonik parametre b-değeri ile tanımlanan uzay, zaman ve magnitüd dağılımlarındaki fraktal bir yapıya sahip olan depremselliğin ortaya konması hedeflenmiştir. Bölgesel ölçekte detaylı bir değerlendirme yapabilmek için, Doğu Anadolu bölgesi 19 farklı sismotektonik alt bölgeye ayrılmıştır. İki sismotektonik parametre arasında daha güncel ve güvenilir bir istatistiksel ilişki hesaplayabilmek için, dört farklı regresyon kullanılmıştır. Her bir regresyon için, ilişki katsayıları ile birlikte aşağıdaki doğrusal ilişkiler elde edilmiştir: İkincil amaç olarak, Doğu Anadolu bölgesi için depremlerin yoğunluğuna ve oluşum bilgilerine dayalı bir birleşik deprem tahmin haritası oluşturulması hedeflenmiştir. Analiz için, 1970-2014 yılları arasında 40 km'den daha sığ ve kesme magnitüdü Mc>=3.4 olan depremler kullanılmıştır. Tahmin haritasının bölgesel görünümü için, 0.075? x 0.075?'lik bir bölgesel grid aralığı kullanılmış ve olası MD?5.0 olan depremler için bölgesel olarak bir tahmin yapılmaya çalışılmıştır. 1 Ocak 1970 ile 1 Ocak 2024 yılları arasında Doğu Anadolu bölgesinde beklenen güçlü depremlerin orta vadede bölgesel olarak tahmin edilebilmesi için birleşik tahmin haritası hazırlanmıştır. Analiz sonucunda, Doğu Anadolu bölgesinde bazı bölgeler gelecekteki deprem potansiyeli açısından tehlikeli bölgeler olarak belirlenmiştir. Bu bölgeler; Aşkale fayı ve civarı, Van Gölü'nün batısı (Süphan fayı ile Erciş fayı arası), Yüksekova-Şemdinli fay zonu civarı, Ovacık fayı civarında ve kuzey kesimleri, Doğu Anadolu fay zonu üzeri ve güney batı ucu, Kuzey Anadolu fay zonunun Muş Bindirme zonu ile Pülümür fayı arasında kalan kısmı. Sonuç olarak, anomalilerin gözlendiği bu bölgelere dikkat edilmesi ve deprem aktivitesinin takip edilerek diğer jeofizik yöntemlerle birlikte değerlendirilmesi önerilir.

  • MakaleYalnız künye2014
    Köprü Ayakları Etrafındaki Koruyucu Kaplamanın Bilgisayar Destekli Tasarımı

    Yildirim, M. Sinan; Yanmaz, A. Melih

    Akarsu geçişli köprülerde, akım alanı içerisinde kalan köprü ayakları çevresinde gelişenyerel oyulmalar, köprü emniyetini olumsuz etkilemektedir. Özellikle mevcut köprülerde,taban oyulmalarını önlemek için yapılan düzenleme yapılarının nitelikli bir şekilde tasarımıve uygulanması ile köprülerde meydana gelen hasarların önüne geçmek mümkünolmaktadır. Bu çalışma kapsamında, köprü açıklığındaki oyulmalara karşı literatürde kabulgören kriterlere göre ayaklar etrafına yapılacak çeşitli kaplamaların tasarımı için VB.Netdilinde bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Programın uygulaması için Türkiyenin Rizeilinde yer alan mevcut bir köprü projesi ele alınmış; akım, taban malzemesi ve yapısalözellikler göz önünde tutularak köprü bölgesindeki olası yatak oyulmaları belirlenmiştir.Elde edilen değerler ışığında çeşitli koruma yapısı seçenekleri arasından yapısal, zemin,hidrolik ve ekonomi gibi etmenleri göz önünde bulunduran bir seçim kriteri yardımı ilekısmi harçlı riprapın anılan köprü projesi için uygulanabilirliği teyit edilmiştir.

  • Proje2013
    Doğu pontid kuzey zonunda yüzeylenen paleozoyik yaşlı granitlerin U-Pb zirkon yaşlandırması, Sr-Nd-Pb-O izotop sistematikleri ve jeodinamik evrimi

    Kaygusuz, Abdullah; Arslan, Mehmet; Sipahi, Ferkan

    -

  • Proje2011
    Kalk-alkalen lamprofirlerin petrojenezleri, KD Türkiye: Doğu pontidlerin senozoyik jeodinamik evrimi için yeni bulgular

    Uysal, İbrahim; Dokuz, Abdurrahman; Karsli, Orhan; Aydın, Faruk; Kandemir, Raif

    -

  • MakaleYalnız künye2011
    Geochemical and Sr-Nd isotopic characteristics of post-collisional calc-alkaline volcanics in the eastern Pontides (NE Turkey)

    Arslan, Mehmet; Şen, Cüneyt; Kaygusuz, Abdullah; Siebel, Wolfgang

    Doğu Pontidlerde Eosen yaşlı Torul volkanitlerinin ana, iz element, K-Ar yaş ve Sr-Nd izotop verileri incelenmiştir. İncelenen volkanitler, bazaltik andezit, andezit, trakiandezit ve az oranda da trakidasit ve bunların piroklastiklerinden oluşurlar. Volkanitler plajiyoklas (An2–44), hornblend (Mg#= 0.78–0.98), klinopiroksen (Wo ₄₃₋₄₆ En ₄₁₋₄₃ Fs ₁₀₋₁₅), biyotit, kuvars ve az oranda da sanidin fenokristallerinden oluşurlar. Hornblendlerdeki K-Ar yaşları, 43.99 (±2.59) – 33.45 (±2.32) My aralığında olup, Torul volkanitlerinin Orta–Geç Eosen zamanında oluştuklarını göstermektedir. Torul volkanitleri kalk-alkalen karakterli olup orta–yüksek K içeriğine sahiptirler. Volkanitler büyük iyon yarıçaplı elementler (LILE) ve hafif hafif nadir toprak elementlerce (LREE) zenginleşmiş, yüksek çekim alanlı elementlerce (HFSE) tüketilmişlerdir. Kondrite normalize edilmiş nadir toprak element dağılımları, düşük–orta derecede zengileşmeyle konkav şekilli olup (La _cn/Lu _cn= 4.0–9.8), volkanitleri oluşturan kayaçların benzer kaynaktan itibaren oluştuklarını düşündürmektedir.⁸⁷Sr/⁸⁶Sr(i) değerleri 0.70457–0.70511 arasında olup ¹⁴³Nd/¹⁴⁴Nd(i) değerleri 0.70457–0.70511 arasındadır. Volkanitlerin gelişiminde başlıca fraksiyonel kristallenme, daha az oranda da kabuksal kirlenme ± magma karışımı rol oynamıştır. Tüm bu veriler, volkanitlerin köken magma(lar)sının muhtemelen daha önceki yitim akışkanları tarafından metasomatizmaya uğratılmış zenginleşmiş bir üst manto kaynağından, çarpışma sonrası jeodinamik bir ortamda türeyebileceklerini ifade etmektedir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2010
    Zigana (Gümüşhane, KD-Türkiye)volkanitlerinin alterasyon mineralojisi ve kütle değişimi

    Sadiklar, M. Burhan; Sipahi, Ferkan

    Doğu Karadeniz (KD-Türkiye) metalojenik provensi’nde bulunan Zigana Dağı (Gümüşhane) civarındaki Geç Kretase volkanik kayaçları yoğun hidrotermal alterasyona ve çok az yüzeysel ayrışmaya maruz kalmışlardır. Tabanda bulunan Geç Kretase bazalt, andezit ve bunların piroklastitleri yine aynı yaşlı Dasit-I ve Dasit-II olarak adlandırılan dasitik kayaçlar tarafından üstlenmektedir. Volkanik kayaçlar bimodal karakterde olup, volkanik yay ortamlarında gelişmişlerdir. Volkanitler serizit/illit-klorit fasiyesinde bozunmuşlardır ve alterasyon ürünü olarak serizit/illit, klorit, kuvars, karbonat mineralleri (ankerit ve kalsit), demir oksit ve nadiren kaolinit, simektit ve epidot içerirler. Serizitleşme/illitleşme volkanitlerinde görülen en yaygın hidrotermal alterasyon türüdür. İllitten sonra en yaygın görülen alterasyon türü klorittir. Piritleşme tüm volkanitlerde görülmekle birlikte en yaygın dasitlerde gözlenir. Bazı alanlarda, yer yer limonitleşme mevcuttur. Epidotlaşma ise nadirdir ve özellikle bazalt ve andezitlerde görülür. Hidrotermal alterasyonun bir sonucu olarak Zigana volkanitlerinde oluşan kütle kazanç ve kayıplarını hesaplamak için isocon analizi uygulanmış ve genel olarak bazalt ve andezitte %2-61 kütle kazancı, Dasit-I %71 kütle kazancı ve %42 kütle kaybı ve Dasit-II’de %44 kütle kazancı ve %32 kütle kaybı hesaplanmıştır. Dolayısıyla, ana kayacın hidrotermal alterasyonu esnasında volkanitlerde hem kütle kazancı hem de kütle kaybı meydana gelmiştir. Genellikle, az altere kayaçtan çok altere kayaca doğru illit-klorit-kaolinit artarken karbonat mineralleri azalır. Volkanitlerde, serizitleşme/illitleşme, kloritleşme ve silisleşmeye sebep olan sıvıların Cu, Pb ve Zn gibi metalleri arttırmadığı, gerçekte bu sıvıların bu metallerce fakir olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda onların değişik hidrotermal şartlar altında geliştiğine işaret eder.

  • Proje2010
    Adakit benzeri porfirlerin petrolojik özellikleri, KD Türkiye: Doğu pontidler'in üst kretase sonrası jeodinamik modeli için yeni bulgular

    Wijbrans, Jan; Uysal, İbrahim; Chen, Bın; Karsli, Orhan; Erduran, Murat; Boztuğ, Durmuş; Kandemir, Raif

    -

  • MakaleYalnız künye2009
    Kuzeydoğu Türkiye neojen yaşlı alkalin vokanik kayaçlarındaki düşük basınç klinopiroksenlerinin bileşimsel değişimleri, zonlanma türleri ve petrojenetik anlamları

    Aydin, Faruk; Karsli, Orhan; Sadiklar, M. Burhan

    Clinopyroxene phenocrysts and microphenocrysts in different series of the Neogene alkaline volcanic rocks from the eastern Pontides (NE Turkey) record various stages in the crystallization conditions and evolution history of the alkaline melt as well as its origin. Crystal chemical studies reveal that the clinopyroxenes in each rock series show strong textural and compositional similarities, which all reflect a common petrogenetic affinity. They have relatively high Mg-numbers (0.68–0.95), variable Al2O3 (1.3– 9.6 wt%), low TiO2 (<2.7 wt%) and Na2O (<0.9 wt%) contents and low Al[6]/Al[4] ratios (mostly <0.25), suggesting relatively lowpressure crystallization conditions of the magma in the storage region. The pressures calculated for the clinopyroxenes in each series are nearly similar and vary in the range of 2.4–4.6 ± 0.9 kbars, which approximately corresponds to a crystallization depth of 7– 14 ± 3 km. The analyses of the compositional trends of the clinopyroxenes indicate the following types of zoning: (i) oscillatory and sectorial zoning related to melt crystallization (i.e. rapid cooling and crystallization), (ii) oscillatory, reverse zoning related to the different crystallization paths under a variable fluid regime, (iii) normal zoning related to the differentiation and fractional crystallization of the magma. Based on the primitive mantle- and chondrite-normalized trace and rare earth element patterns, all clinopyroxenes have high abundances of incompatible elements (i.e. La, Ce) with negative high field strength element anomalies (i.e. Zr, Ti) and low Nb/Y (0.1–0.2), Th/Y (< 0.1) and Rb/Y (< 0.03) ratios, suggesting derivation from a similar source. Obtained textural and mineral chemical data, as well as whole-rock compositions, thus suggest that the clinopyroxenes may have started to crystallize from alkaline basaltic magma derived from a homogeneous lithospheric mantle enriched by an earlier subduction event. After this process, the alkaline magma, from which early clinopyroxenes crystallized, underwent a relatively low-pressure fractional crystallization process. This was in closed magma chambers at different levels of the crust (or within a volcanic conduit system devoid of interaction processes), shown by variations in the different crystallization paths and in the fluid regime of the melt during differentiation and ascent of the magma, in a post-collisional extensional tectonic regime which affected the eastern Pontides during the Neogene.

  • MakaleYalnız künye2009
    Doğu pontidler'in (KD Türkiye) 2 ve 3 boyutlu kabuk kalınlığı

    Eyüboğlu, Yener; Bektaş, Osman; Maden, Nafiz; Gelişli, Kenan

    The Eastern Pontide orogenic belt is divided into three subzones (northern, southern and axial zones) based on present lithologies and facies associations. NE–SW-, NW–SE- and E–W-trending fault systems, which play an important role in palaeotectonics and neotectonics of the Eastern Pontides, separate these zones. Three different methods were used to estimate the Moho depth from observed gravity value, namely (i) empirical relationship between Moho depth and Bouguer anomaly; (ii) spectral analysis of the radial wave number and; (iii) by the gravity inversion method. Power spectrum, a statistical approach, is a widely used technique to determine the depth of geological sources successfully. The empirical linear relations between the Bouguer anomalies and seismically determined crustal thicknesses have been used to compute depths to the Conrad and Moho discontinuities, which are consistent with the average depths obtained from the power spectrum method. The crustal structure was also determined from the inversion of a Bouguer anomaly profile along longitude 39°. Gravity inversion results are consistent with those obtained from the empirical relations and power spectrum methods. We calculated the maximum crustal thickness of 43.8 km in the studied region by using the gravity inversion method, which also showed that crustal thickness increases from north to south.

  • MakaleYalnız künye2009
    Crustal thermal properties of the Central Pontides (Northern Turkey) deduced from spectral analys of magnetic data

    Maden, Nafiz

    Pontidler tektonik olarak Doğu, Batı ve Orta Pontidler olmak üzere üç ana bölgeye ayrılabilir. Bu birimlerin her biri okyanusal, kıtasal ve ada yayı parçalarından oluşan birleşik bir tektonik mozayiği göstermektedir. Doğu ve Batı Pontid tektonostratigrafik birimleri Orta Pontidlerde birleşmekte olup burada yapısal olarak kaynaşmakta ve tektonik bir düğüm oluşturmaktadır. Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Orta Pontidler Tetis Okyanusuna bitişik Avrasya’nın güney kenarına ait parçaların en iyi görüldüğü yerdir. Çalışma alanı ayrıca Sakarya ve Kırşehir kıtalarını da içermektedir. Curie noktası derinliği ve ısı akısı değerlerini belirlemek için kullanılan Manyetik Spektral Analiz yöntemi Orta Pontidlerin termal rejimini tanımlamak için değerlendirilmiştir. Manyetik veri beş alt bölgeye ayrılmış ve her alt bölgenin ortalama Curie derinliğini belirlemek için 2B Fourier dönüşümü yöntemiyle güç spektrumları hesaplanmıştır. Çalışma alanında, Curie noktası derinlik değerleri güneyde 14.8 km’den kuzeyde 21.8 km’ye değişmektedir. Elde edilen değerler inceleme alanının güneyinde yüksek termal gradienti (39.2 °Ckm-1) ve buna karşılık gelen yüksek ısı akısını (94.1 mWm-2) göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan yığışmış okyanusal kabuk malzemesinden oluşan Orta Pontidler düşük termal gradient (26.6 °Ckm-1) ve düşük ısı akısı (63.9 mWm-2) değerlerini göstermektedir. Belirlenen ısı akısı değerlerinin Pontidler gibi ada yaylarına doğru yığışım prizması içinde azaldığını ortaya koymuştur.