Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kaygusuz, Abdullah(8)
- Aydınçakır, Emre(7)
- Sipahi, Ferkan(7)
- Akaryali, Enver(6)
- Maden, Nafiz(6)
- Vural, Alaaddin(6)
- Yalvac, Sefa(4)
- Öztürk, Serkan(4)
- Arslan, Mehmet(3)
- Gücer, Mehmet Ali(3)
- Kandemir, Raif(3)
- Karsli, Orhan(3)
- Saydam Eker, Çiğdem(3)
- Alemdag, Selcuk(2)
- Dokuz, Abdurrahman(2)
- Eker Saydam, Çiğdem(2)
- Sadiklar, M. Burhan(2)
- Uysal, İbrahim(2)
- Yücel, Cem(2)
- Şen, Cüneyt(2)
- Akbulut, Kübra(1)
- Akkaya, İsmail(1)
- Akpınar, İbrahim(1)
- Aktaş, Furkan Kemal(1)
- Aktaş, Gülten(1)
- Aktug, Bahadir(1)
- Alkan, Hamdi(1)
- Altun, Musa(1)
- Alçiçek, Mehmet Cihat(1)
- Aydin, Faruk(1)
- Aydın, Faruk(1)
- Aylar, Faruk(1)
- Ayvaz, Huseyin(1)
- Aşcı, Metin(1)
- Bak, Tülay(1)
- Bayram, İsmail(1)
- Beker, Yasemin(1)
- Bektaş, Osman(1)
- Bilici, Özgür(1)
- Boztuğ, Durmuş(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Yiğitler (tekman/erzurum) yöresindeki jeotermal ve soğuk su kaynaklarının hidrokimyasal özellikleri
Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin; Kaygusuz, Kamil; Sen, Ahmet Dundar; Çavuş, Dilek
Bu çalışma, Erzurum-Tekman Yiğitler köyü civarındaki jeotermal, soğuk ve yüzey sularının hidrokimyasal özelliklerini, kökenini ve kullanım olanaklarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanında jeotermal sistemin ana hazne kayacını peridotit ve gabro türü kayaçlardan oluşan Şahvelet Ofiyolitleri ile Kösehasan Formasyonu içindeki kireçtaşları, örtü kayacını ise masif yapıdaki Bingöldağı volkanitleri oluşturmaktadır. İncelenen jeotermal suların sıcaklık değerleri 43-49 °C, pH değerleri 7.03-8.33 ve EC değerleri 950-1550 µS/cm arasında değişmektedir. Analizler sonucunda, jeotermal, yeraltı ve yüzey sularının Ca-Mg-HCO₃ fasiyesinde olduğu belirlenmiştir. Piper, Schoeller ve Gibbs diyagramları ile yapılan sınıflandırmalar, aynı kaynaktan beslenen tek bir hidrokimyasal sistemin varlığına işaret etmektedir. (Ca+Mg)-(HCO₃+SO₄) diyagramı, Ca/Mg, HCO₃/SiO₂ ve Ca+Mg/HCO₃ oranları, CAI-I ve CAI-II indeksleri, kaya-su etkileşimine bağlı olarak su kimyasının genelde karbonat daha az oranda da silikat ayrışma süreçlerinden etkilendiğine işaret etmektedir. Hazne kaya sıcaklıkları silis jeotermometreleri ile 52-93°C, entalpi-silis karışım modeli ile 127-141°C hesaplanmıştır. Bu durum, akışkanın sığ seviyelerde %28-46 oranında soğuk yeraltı suları ile karıştığını göstermektedir. İçme suyu standartları açısından; soğuk kaynak suları uygun, yüzey suları ise sulama için elverişli bulunmuştur. Jeotermal sular; yüksek Ca, Fe, Mn, As ve NH4 derişimleri nedeniyle içme amaçlı kullanılamazken, kimyasal değerleri bakımından kaplıca kullanım potansiyeline sahiptir.
- MakaleAçık Erişim2026Orta Anadolu’da Manyetik Anomaliler, Volkanizma ve Depremsellik İlişkilerinin Jeofizik Analizi
Öztürk, Serkan; Dolmaz, M.Nuri; Kayin, Sercan
Orta Anadolu, aktif tektonik deformasyon ile volkanik faaliyetlerin birlikte gözlendiği önemli bir jeodinamik bölgedir. Bu çalışmada, Tuz Gölü Fay Zonu ve çevresindeki manyetik anomaliler, derin kabuksal yapılar ve depremsellik arasındaki ilişkiler bütüncül bir yaklaşımla araştırılmıştır. Bu amaçla NOAA tarafından geliştirilen EMAG2-v3 aeromanyetik veri setine Kutba İndirgeme (RTP), Analitik Sinyal (AS) ve Birinci Düşey Türev (FVD) filtreleri uygulanmış, manyetik kaynak derinlikleri hesaplanmıştır. Bölgenin güncel sismotektonik özelliklerini değerlendirmek amacıyla 1900–2026 yılları arasında meydana gelen lokal magnitüdü ML≥3.0 depremler kullanılarak Gutenberg–Richter büyüklük-frekans ilişkisi, b-değeri dağılımı ile deprem episantr ve odak derinliği analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, yüksek manyetik gradyan zonlarının özellikle Tuz Gölü Fay Zonu ve volkanik merkezler boyunca yoğunlaştığını, manyetik kaynak derinliklerinin yaklaşık 1.3–9.7 km arasında değiştiğini ve deprem odaklarının büyük ölçüde 5–15 km derinlik aralığında kümelendiğini göstermektedir. Ayrıca yüksek manyetik gradyan zonları, düşük b-değeri alanları (1.0<) ve deprem kümeleri arasında genel bir mekânsal uyum belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, Orta Anadolu'daki aktif fay sistemleri, volkanik yapılar ve derin kabuksal süreksizliklerin birlikte değerlendirilmesinde manyetik yöntemlerin önemli bir tamamlayıcı araç olduğunu ve bölgenin tektonik ile magmatik evriminin anlaşılmasına katkı sağladığını ortaya koymaktadır.
- DüzeltmeAçık Erişim202530 Ekim 2020 Mw:6.9 Sisam Depremi Sonrası İzmir ve Çevresinde Postsismik Deformasyonların İzlenmesi
Gezgin, Cemil; Solak, Halil Ibrahim; Tiryakioğlu, İbrahim; Ozener, Haluk; Aktug, Bahadir; Yalvac, Sefa; Eyübagil, Eda Esma; Yigit, Cemal Ozer; Demirelli, Ertuğrul; Çakanşimşek, Ece Bengünaz
Solak, H., Tiryakioğlu, İ., Yalvaç, S., Yiğit, C.Ö., Aktuğ, B., Özener, H., Dönmez, E., Demirelli, E., Eyübagil, E.E., Çakanşimşek, E.B., Gezgin, C., Şahiner, F., 2024. 30 Ekim 2020 Mw:6.9 Sisam Depremi Sonrası İzmir ve Çevresinde Postsismik Deformasyonların İzlenmesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen ve Mühendislik Bilimleri Dergisi, 24 (6): 1442-1455. https://doi.org/10.35414/akufemubid.1465489 Yukarıda künye bilgileri verilen makale için yazar tarafından düzeltme talebinde bulunulmuştur. Makalenin kaynakça bölümünde yer alan “Çırmık, A., Pamukçu, O. and Gönenç, T., 2017. The Stress/Strain Analysis of Kinematic Structure at Gülbahce Fault and Uzunkuyu Intrusive (İzmir, Turkey). Pure and Applied Geophysics, 174, 1425- 1440. https://doi.org/10.1007/s00024-017-1474-5” kaynağının sehven hatalı olarak yazıldığı makale yayınından sonra tespit edilmiştir. Yazarın yazılı talebine istinaden ilgili kaynak aşağıda belirtilen şekliyle düzeltilmiştir. Okuyucuların ve kullanıcıların bilgisine sunarız.
- MakaleAçık Erişim2025Düşey gravite gradyentinin yersel ve global değişiminin izlenmesi: Sümela Manastırı örneği
Yılmaz, Nazan; Tütüncü, Mehmet
Düşey gravite gradyenti (DGG) topoğrafyada ölçülen gravitenin jeoide indirgenmesi için önemlidir. DGG’nin ölçümünün zor olması, uzun zaman almasından dolayı çalışmalarda genellikle global yerpotansiyel modellerden elde edilen DGG değerleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada Trabzon Sümela Manastırı çevresinde sarp ve dağlık bir güzergahta eş zamanlı olarak 115 noktada yapılan gravite ölçüleri ile hassas nivelman ölçüleri yardımıyla yersel olarak DGG değerleri belirlenmiştir. Çalışma sahasında aynı zamanda GNSS ölçüleri de yapılarak global yerpotansiyel modeller (EGM2008, ITU_GGC16, XGM2019) yardımıyla global DGG değerleri hesaplanmıştır. Yersel ölçülerden elde edilen DGG değerleri ile global yerpotansiyel modellerden elde edilen DGG değerleri karşılaştırılmıştır ve yersel DGG değerlerinin yükseklikle değişimi lineer ve kuadratik (non-lineer) denklemlerle ifade edilmiştir. Karşılaştırılan DGG büyüklük farklarına ait minimum, maksimum, ortalama ve karesel ortalama hata değerleri (KOH) hesaplanmıştır. DGG farklarına ait en küçük KOH değerine göre yersel ölçülere en iyi uyum sağlayan global yerpotansiyel modelin ITU_GGC16 olduğu tespit edilmiştir. İstatistiksel sonuçlar incelendiğinde, global yerpotansiyel modeller yerine yeryüzünde doğrudan ölçülen düşey gravite gradyenti değerlerinin kullanılmasının gerekliliği bir daha ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024İzmit Körfezi manyetik verilerine kenar tespit yöntemlerinin uygulanması
Aktaş, Gülten; Demirel, Sinan
Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer alan İzmit Körfezi Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu üzerinde olması nedeniyle sismik tehlike tahminleri açısından oldukça önemli etkilere sahiptir. Bu çalışmada İzmit Körfezi’nin yapısal çizgisellikleri yüksek çözünürlüklü manyetik veriler kullanılarak tanımlanmıştır. Başlangıçta verilere günlük düzeltme işlemi yapılmış ve gürültü etkilerini ortadan kaldırılmak amacıyla filtreler uygulanmıştır. Ayrıca, İzmit Körfezi’nin çizgiselliklerini ve yapısal unsurların sınırlarını çıkarmak için verilere birinci düşey türev, analitik sinyal, Tilt açısı, yatay gradyanın tilt açısı (TAHG), softsign fonksiyonu (SF) yöntemleri uygulanmıştır. Manyetik anomalilere neden olan yapısal unsurların belirlenmesinde TAHG ve SF filtreleri keskin ve net kenarlar oluşturmuştur. Tespit edilen çizgiselliklerin ana eğilimi körfezde D-B ve KD-GB yönündedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular sismik yansıma kesitleriyle de değerlendirilerek kesitlerdeki faylar ile çizgiselliklerin oldukça uyumlu oldukları görülmüştür. Böylece İzmit Körfezi’nin tektonik ve yapısal çerçevesinin daha iyi anlaşılması açısından manyetik sonuçlar güvenilir bir yapısal harita sunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bölgenin çizgisellik haritası gelecekte yapılacak yeni araştırmalara katkı sağlayacağı açıktır.
- MakaleAçık Erişim2024Gümüşhane ilinde deprem ivme ve manyetik alan istasyonlarının kurulumu ve işletilmesi
Öztürk, Serkan; Maden, Nafiz; Beker, Yasemin; Sari, Mahmut; Pehlivan, Levent
Bu çalışmada, Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) üzerinde meydana gelen bir depremden Gümüşhane ilinin etkilenme derecesini belirlemek üzere deprem ivme kayıt cihazlarının yerleştirilmesi ve Güneşte meydana gelen fırtınalar nedeniyle yer Manyetik alanındaki değişimleri gözlemlemek amacıyla 3 bileşen Flux-Gate manyetometrenin kurulumu amaçlanmıştır. Deprem ivme kayıt cihazlarının (3 adet); Gümüşhane ili için önem taşıyan Karaca Mağarası ve Kürtün hidroelektrik santrali ile KAFZ’na yakınlığından dolayı Şiran MYO’na kurulması uygun görülmüştür. Flux-gate Manyetometresi ise Gümüşhane Merkez ilçede kurulmuştur. KAFZ üzerinde meydana gelen bir depremden Kelkit, Şiran ve Köse ilçeleri daha çok etkilenirken Torul ve Kürtün ilçeleri daha az etkilenmektedir. Gümüşhane’nin 17 km kuzeybatısında yer alan Karaca Mağarası bölgemizin önemli turizm merkezlerinden birisidir. Kürtün ilçesinde, Harşit nehri üzerinde kurulu olan Kürtün Hidroelektrik santrali enerji amaçlı olarak hizmet vermesi yanında baraj gölü üzerinde balık üretimine ve su sporları yapılmasına imkân sunmaktadır. Güneşte aniden gelişen çok şiddetli patlamalar dünyaya ulaştıklarında elektrik ve iletişim hatlarını kesilebilmekte, radyo haberleşmesinde bozulmalara ve radyasyona sebep olmaktadır. Gümüşhane kurşun, çinko, bakır, altın ve gümüş gibi değerli metaller açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu tür maden yataklarının belirlenmesinde Jeofizik yöntemlerden bir tanesi olan Manyetik yöntem oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu yöntemde arazide ölçü alınırken yer manyetik alanının sürekli kaydedilmesine hizmet edecektir.
- MakaleYalnız künye2024Türkiye’de coğrafi bilgi sistemi tabanlı yatırım teşvik politikalarının oluşturulması
Çam, Alper Veli; Taşdemir, Seda Sağlamyürek
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’nin yürürlükteki yatırım teşvik politikaları değerlendirilerek, Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı farklı yatırım teşvik haritaları oluşturmaktır. Çalışmanın diğer amacı ise yatırım teşvik politikalarının oluşturulmasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinin kullanılabilirliğini ispatlamaktır. ArcGIS 10.7.kullanılan çalışmada, mekânsal oto korelasyon için Moran’s I yöntemi, mekânsal analizler için ise Coğrafi Ağırlıklı Regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda Coğrafi Ağırlıklı Regresyon yöntemine göre oluşturulan enerji, tarım ve ihracat teşvik bölgelerinin mevcut teşvik bölgelerinden farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Türkiye’de ulusal kalkınmanın yaşanması, verimliliğin arttırılması, rekabet üstünlüğünün sağlanması ve bölgelerarası gelir eşitsizliğinin giderilerek bölgesel kalkınmanın sürdürülebilmesi için yatırım teşvik sisteminin illerin coğrafi özelliklerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Çalışmada yatırım teşvik bölgeleri farklı bir yöntemle (Coğrafi Bilgi Sistemleri) yeniden oluşturulmuştur. Çalışmanın, ulusal ve bölgesel kalkınma politikalarının yeniden oluşturulması ve farklı yöntemlerin kullanılabilirliğini ispatlama açısından literatüre önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Prekast öngerme kirişli köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemiyle performansının belirlenmesi
Çavdar, Özlem; Sunca, Gülfem Çisem Köse
Mühendislik yapılarının tasarımında gerekli olan yapısal çözümlemelerin gerçekçi sonuçlar verebilmesi için tasarım aşamasında yapının inşa aşaması, süresi ve yapıya esas beton, çelik gibi malzemelerin bu süre zarfında meydana gelecek değişimleri ile beraber dinamik etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir. Çalışma kapsamında karayolu köprüsünün uygulama modeli üzerinde gerçekleştirilecek sonlu eleman analizleriyle yapı tasarımlarının sadece servis durumu ve yapım aşamalarını dikkate alacak şekilde değil, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekliliği amaçlanmıştır. Model olarak seçilen Çirmiş Köprüsü üç eşit açıklığa sahip olup toplam 96 metre uzunluğundadır. Köprü üst yapısı, tabliye ve öngerme kirişlerden oluşmaktadır. Bu tip köprülerin tasarım esaslarında kullanılan AASHTO, TS 3233 Yönetmelikleri ve TCK Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi dikkate alınarak köprü üst yapısının model güvenilirliği sağlanılıp çözümlemelere başlanılmıştır. Dinamik etkilerin tespiti amacıyla TBDY-2018 kapsamında belirtilen kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz ile doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçlarının yapı elemanlarında daha yüksek kesit tesirleri ve yer değiştirme değerleri verdiği gözlemlenmiştir. Ülkemizin aktif fay kuşağında yer almasından dolayı yapı tasarımlarının, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Spatial analysis of high-tech exports with geographically weighted regression
Kalkan, Yusuf
The development of High-Technology Exports (HTE) contributes to the increase of competitiveness and growth in national production, the development of commercial and economic cooperation with foreign countries, and the diversification of the economy. In addition, high technology exports reduce the current account deficit of the country's economy. Therefore, high-tech industries have become indispensable for economic development in a country. The aim of this study is to examine the existence of spatial (neighbourhood) relations of countries in high-technology exports. In this study, Exploratory Regression analysis was applied to determine the model that best explains HTE among the variables. Moran Index was used for spatial autocorrelation, Geographical Weighted Regression (GWR) method for spatial regression analysis, and Ordinary Least Squares (OLS) method, to compare with the GWR method. The GWR model established in this study showed that countries have a weak or strong spatial relationship with their neighboring countries in terms of HTE. It has been observed that this spatial relationship is strong in the countries neighboring China, which ranks first in HTE, while the spatial relationship is weak in countries where HTE is low.
- MakaleAçık Erişim2023Bir jeomorfosit olarak Aktepe Traverten Köprüsü’nün oluşumu ve jeoturizm potansiyeli
Yürüdür, Eren; Zeybek, Halil İbrahim; Aylar, Faruk; Alemdag, Selcuk; Bayram, İsmail; Altun, Musa
Bu çalışmada, Giresun ili Alucra ilçesi Aktepe köyüne bağlı Belençayırı mahallesi sınırları içerisindeki traverten köprüsü incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Aktepe Traverten köprüsünün oluşumu, jeomorfolojik özellikleri ve jeoturizm potansiyelini ortaya koymaktır. Çalışma arazi ölçüm, gözlem ve laboratuvar analizlerine dayanmaktadır. Traverten köprüsü, Alucra Çayı’nın yan kollarından Hayran Deresi vadisi üzerinde oluşmuştur. Traverten köprüsünün oluşumunda sahanın tektonik, litolojik ve jeomorfolojik gelişiminin önemli etkisi vardır. Çalışma sahasında farklı dönemlere ait kayaç toplulukları bulunmaktadır. Ancak traverten köprüsünün oluşumunda Jura-Alt Kretase yaşlı volkanikler ile kireçtaşının önemli etkisi vardır. Bu yapı içerisinde vadisini açan Hayran deresi, ilerleyen süreçte morfolojik taban düzeyini belirlemiştir. Bu duruma bağlı olarak üstteki kireçtaşı tabakasından yağışlar sonucu sızan sular vadiye doğru akmış ve yamaç kaynaklarının oluşmasına neden olmuştur. Bu kaynaklardan çıkan ve kalsiyum bikorbonat bakımından zengin bu sulardaki karbondioksit yüzeye çıktıktan sonra ortam şartlarına bağlı olarak sudan ayrılmış ve kalsiyum karbonat birikerek Aktepe travertenlerini oluşturmuştur. Süreç içerisinde traverten kütlesi vadinin tamamını batı yönünde ilerleyerek kapatmış ve traverten köprüsünü oluşturmuştur. Laboratuvar analizleri sonucunda yüzeyden alınan travertenin %59.31 CaCO3 ve %40.69 kil içerirken, köprü altında oluşan sarkıtın %95.96 CaCO3 ve %04.04 kil içerdiği tespit edilmiştir. Jeoturizm potansiyelini belirlemek amacıyla GAM Modeli ve Sayısallaştırılmış SWOT analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda sahanın yüksek jeoturizm potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Near- and Mid-Infrared Spectroscopy Combined with Machine Learning Algorithms to Determine Minerals and Antioxidant Activity in Commercial Cheese
Menevseoglu, Ahmed; Gunes, Nurhan; Ayvaz, Huseyin; Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Zehiroğlu, Cuma
Erzincan Tulum Cheese (ETC) holds a significant place among the most popular cheeses in Türkiye. It has been awarded Protected Geographical Indication status, which restricts the allowable milk species, its production area, and specific sheep breed used in its production. Mineral content and antioxidant activity of ETC were aimed to be predicted using conventional FT-NIR and a portable FT-MIR spectrometer combined with partial least square regression (PLSR) and machine learning algorithms based on conditional entropy. Seventy ETC samples were analyzed for their mineral (Al, Ca, Cr, Cu, Fe, K, Mg, Mn, Na, and P) content using ICP-MS. The samples' antioxidant activity was measured using the DPPH•+ scavenging activity method. PLSR combined with FT-NIR spectral data correlated with antioxidant activity (r=0.89) and minerals (as low as r=0.83) except for Cr and Fe. FT-MIR data provided a good correlation for minerals (as low as r=0.82) except for Cr and Mn and a moderate correlation with antioxidant activity (r=0.64). Information theory was applied to select wavenumbers used in machine learning algorithms, and better results were obtained compared to PLSR. Overall, FT-NIR and FT-MIR spectroscopy provided rapid (~ 1 min), non-destructive, sensitive, and reliable output for mineral and antioxidant activity predictions in commercial cheese samples.
- MakaleAçık Erişim2023Analysıs of coulomb stress transfer and earthquake hazard ın the çaldıran fault zone and ıts adjacent regıon
Öztürk, Serkan; Akkaya, İsmail; Alkan, Hamdi
Çaldıran fault zone (CFZ) are significant seismically active zone that generated many destructive earthquakes. In this fault system, the last of these major earthquakes occurred on 1976 (Ms = 7.3). Therefore, based on the seismotectonic b-value, earthquake probability, recurrence times and Coulomb stress changes, we investigate the future earthquake potential and positive/negative stress changes in this fault zone. The events with a magnitude greater than 3.6 are used to investigate stress transfer direction regarding the seismotectonic parameters. The results indicate that the regions having smaller b-values are obtained along with the SE of CFZ, whilst higher b-values are calculated around the east of Lake Van. On the other hand, the northeast of CFZ represents current stress accumulation. Similarly, the Coulomb stress variations of 1976 earthquake show that stress accumulated at different depths in the northwest of this fault system. In addition, considering the long-term slip rates and horizontal offset in previous studies, the recurrence time of earthquakes has approximately 302 years for a magnitude greater than 6.0. Finally, these comprehensive analyses explain the implications of seismic hazard evaluation and forecasting of possible next earthquake occurrences in this region.
- MakaleYalnız künye2023Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Okullara Erişebilirlik Analizi: Gümüşhane Şehri
Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet
Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri'nden yararlanılarak Gümüşhane şehrindeki kamu okullarından anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre erişilebilir olup olmadığı ortaya konulmuştur. Çalışma mekânsal analiz bakış açısı ile betimsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak analizlerin yapılabilmesi için birincil ve ikincil verilerden yararlanılmıştır. Bu veriler şehirdeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin konumları; tüm düzeylerdeki devlet okullarının öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları; yerleşmede yer alan konutların konumları ve yerleşmedeki yolların haritasıdır. Okulların belirli bir mesafedeki erişilebilirlikleri test edileceğinden Service Area türü ağ analizi tercih edilmiştir. Verilerin analizinde ArcMap 10.2 yazılımına başvurulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre yönetmeliğe uygun olarak erişim sağlayabilen binaların anaokulları için oranı %20, ilkokullar için %27, ortaokullar için %60 ve liseler için ise %87’dir. Bu bulgulara göre erişim oranlarının Türkiye’de yürütülen diğer çalışmalar ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. En düşük erişilebilirlik oranı Türkiye genelinde olduğu üzere anaokullarındadır. Yönetmeliğe göre okul seviyesi arttıkça uygun yaya yürüme mesafesi de arttığından erişilebilirlik problemi olan bina sayısı azalmaktadır. Araştırma sahasında erişilebilirlik durumunun istenenden düşük olmasının en önemli sebebi okul sayılarının azlığıdır. Bununla birlikte Ulaşım ağı sıkıntısı görülmeyen yerleşmede binaların dar bir sahaya yayılmış olması ve okulların bu dar sahada bulunması erişilebilir alanlarının sınırlanmasına sebep olmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2022Heavy Metal Pollution from Listvenitization: In Case of Alakeçi (Bayramiç-Çanakkale/West Türkiye)
Vural, Alaaddin
This study aimed to investigate the risk of element/heavy metal pollution caused by listvenitization. In this context, the heavy metal pollution risk of listvenite-derived soils in the region where listvenitized ultrabasic rocks are present as a result of hydrothermal alterations in the vicinity of Alakeçi (Bayramiç Çanakkale/Western Türkiye) was investigated with pollution index, geoaccumulation index and integrated pollution risk parameters. For this purpose, Cu, Zn, Pb element concentrations of 350 soil samples collected from the field were determined, and Pollution Index (PI) and Geo-accumulation Index (Igeo) parameters for each element and Integrated Pollution Index (IPI) parameters for each sampling point were calculated. In addition, distribution maps of PI, Igeo and IPI parameters were plotted. When the site is considered in terms of IPI parameter, it has been determined that the site has medium and high pollution risk. When the field is considered in terms of PI and Igeo parameters, a remarkable level of pollution has been detected in the field, especially by Ni, Co and As elements. When the distribution maps of the PI, Igeo and IPI parameters are examined, it has been determined that the pollution risk is higher than the other areas, especially in the areas where hydrothermal alteration is intense and in the tectonic line areas. Although listvenitizations and listvenite zones are important target areas especially for epithermal gold mineralizations, this study has shown that listvenitization areas are also areas at risk of heavy metal pollution. Therefore, listvenitization zones are areas that should be investigated in terms of heavy metal pollution risk as well as epithermal gold mineralization potentials.
- MakaleAçık Erişim2022İzmit Körfezi ve Çevresinde Bina Yoğunluk ve Sıvılaşma Yayılımının Mekânsal Analizi
Şentürk, Erman; Üstün, Aydın; Comut, Fatma Canaslan; Kaya, Efdal; Aşcı, Metin; Nehbit, Pakize Küreç; Konak, Haluk; Irmak, Tahir Serkan; Yalvac, Sefa; Erener, Arzu
2017 yılı Aralık ayından itibaren KOÜ Harita Mühendisliği Bölümü’nün yürütücülüğü ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile “Çok Bandlı InSAR ve GNSS Tekniği ile Doğu Marmara (İzmit Körfezi) Düşey Yönlü Yer Değiştirmelerin İzlenmesi, Zemin Çökmeleri ile Bina Yoğunluğu ve Sıvılaşma İlişkisinin Araştırılması” başlıklı ve 117Y155 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında İzmit körfez bölgesinde risklerin tespiti için çalışmalara başlanmıştır. Bu bağlamda, proje kapsamında yapılan bina yoğunluk analizleri ve sıvılaşmanın körfez bölgesi çevresindeki mekânsal dağılımı CBS ortamında bütünleşik olarak ele alınarak mekânsal dağılımları incelenmiştir. Zemindeki yüke ait bilgi çıkarımı için binaların 3. boyutu dikkate alınarak bina katlarının mekânsal dağılımları mekânsal otokorelasyon çalışmaları ile irdelenmiştir. Mekansal otokorelasyon analizlerinden Lokal Moran’s I istatistikleri dikkate alınmıştır. Ayrıca körfez ve çevresinde görülen sıvılaşma potansiyeli 0-3 m, 3-6 m, 6-9 m, 9-12m’den 33-35 m derinlikleri için oluşturulmuştur. Sıvılaşma potansiyel eşiklerine göre, farklı derinlikler için, sıvılaşma değerleri kategorize edilerek sıvılaşma alanları ve riskli bölgeler tanımlanmıştır. Sonuç olarak sıvılaşma risk alanlarında bulunan bina tespitleri yapılmıştır. Çalışma; ileriye yönelik doğal afetlere karşı sürdürülebilir önlemlerin alınması, yapılaşma hızı ve yoğunluğu için önlem planlarının hazırlanması, Gölcük ve İzmit Körfez çevresinde bina ve zemin sıvılaşmalarının mevcut durumunun belirlenmesi, risk taşıyan alanlarda mühendislik tedbirlerinin alınarak yapı ve can güvenliğinin sağlanması ve afet değerlendirmelerinde altlık oluşturması açısından önem arz etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2021Eosen yaşlı Kışlaköy volkanitlerinin petrografisi, mineral kimyası ve kristallenme koşulları, Erzurum, KD Türkiye
Aydınçakır, Emre; Yazar, Emel Abdioglu; Yücel, Cem; Güngör, Hande; Bilici, Özgür
Bu çalışmada Eosen yaşlı Kışlaköy (Narman/Erzurum) volkanik kayaçlarının minerolojik, petrografik ve mineral kimyası analizleri incelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda magmaların kristallenme esnasında etkili olan sıcaklık, basınç gibi fizikokimyasal özellikleri ile fizikokimyasal verileri jeolojik verilerle birleştirerek bu kayaçları oluşturan magmaların kabuktaki gelişimleri irdelenmiştir. Çalışma alanındaki başlıca birimler Eosen yaşlı Kışlaköy Volkaniti, Oligo-Miyosen yaşlı Oltu Formasyonu, Oligo-Miyosen yaşlı Alabalık Formasyonu ve Alüvyonlardan oluşmaktadır. Kışlaköy volkanik kayaçları volkanik fasiyes özelliklerine göre piroklastitler, dayklar ve lavlar olmak üzere üç başlıkta incelenmiş, genellikle bazalt bileşiminde ve başlıca plajiyoklaz (An₄₉₋₈₅), klinopiroksen (Wo₄₀₋₄₆ En₄₁₋₅₀ Fs₅₋₁₈), olivin (Fo₆₈₋₇₅) ve Fe-Ti oksit minerallerden oluşmaktadır. Bu kayaçlar genel olarak hyalo-mikrolitik porfirik, glomeroporfirik, glomerofirik, mikrolitik porfirik, poikilitik, intersertal doku sergilemektedirler. İncelenen volkanitler; plajiyoklaz fenokirstallerinde halkalı zonlanma, elek dokusu ve kemirilme; klinopiroksenlerdeki yenme, kemirilme ve kalıntı merkezler gibi dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Termobarometre hesaplamalara göre volkaniklerin kristallenme sıcaklığı 489-1247 0C arasında, basınç 0.5-4.7 kbar arasında değişmekte olup, bütün bu verilere bakılarak incelenen volkanik kayaçların orta-sığ kıtasal kabuk (~4-12 km) içerisinde yerleştiği söylenebilir.
- MakaleYalnız künye2021Determination of Land Use Change using Support Vector Machines: A Case Study of Arnavutkoy, Istanbul
Çatal Reis, Hatice; Yılancı, Gulsena
As a result of the development of cities and inclination towards urbanization, natural areas decreased while urban areas increased. In this respect, determination of impermeable surfaces is important for the problems covering; effects of urbanization on natural environment, global environmental variation, urban atmospheric process, human activities and the effects of urbanization on the environment. Remote sensing images are used to examine and classify land cover/uses. Traditional classification methods are mainly divided into supervised classification and unsupervised classification. The aim of this study is to classify land cover/use and to state temporal change using the Support Vector Machines (SVM) approach, which is a supervised classification method. Arnavutkoy district of Istanbul was chosen as the study area for land use and change detection analysis. Landsat 5/7/8 satellite images of Arnavutkoy district were obtained and SVM process was applied to obtain these images. Firstly, four classes were created for each image: urban areas, vegetation, bare soils and wetlands SVM was applied and accuracy analysis was performed to the images classes of which were created before. CAD software and GIS software were used for image processing. The classification accuracy for SVM was found to be 98.66%, 98.31%, 98.95%, 97.99%, 96.37%, 97.90% (from 1995 to 2019). In addition, ROC analysis was used for comparison of accuracy analysis. As a result of this study, land cover/use change of Arnavutkoy district in the last 20 years has been determined. The urban area of the district was 40.99 km2in 1995 and 93.76 km2in 2019. In addition, the impact of the Europe's largest airport on land cover / use has been examined. The results showed that the accuracy of using SVM to classify land use/cover is high. Therefore, it has been proposed that this algorithm is used as an optimal classifier for land use/cover maps.
- MakaleYalnız künye2021Gümüşdamla (aydıntepe-bayburt) skarn cevherleşmesinin \rmineral kimyası özellikleri
Akaryali, Enver; Kurt, Ali Hakim
İnceleme alanı, Bayburt ilinin kuzeyinde yer alan Aydıntepe İlçesi Gümüşdamla Köyü yakın çevresini \rkapsamaktadır. Çalışma alanında Kabaköy formasyonunun tortul birimleri ve Kaçkar Granitoyidine ait kayaçlar \ryüzeyleme vermektedir. Detaylı inceleme yapılan cevherleşme alanı ve yakın çevresi Eosen yaşlı Kaçkar \rGranitoyidi ile Kabaköy formasyonu kontağında bulunmaktadır. Cevherleşmenin parajenezini ağırlıklı olarak \rmanyetit ve hematit az oranda ise pirit ve kalkopirit oluşturmaktadır. Arazide yapılan gözlemler sonucunda \rhematitleşme, limonitleşme, epidotlaşma ve killeşme türü alterasyonlar tespit edilmiştir. Cevherli örneklerden \ryapılan mineral kimyası analiz sonuçlarına göre piroksenlerin diyopsit, plajiyoklasların andezin ve anortit, \rgranatların grossular ve andradit bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Piroksen ve granatların mineral kimyası \rdeğerlerine göre çalışma alnında bulunan skarn cevherleşmesinin Fe-Skarn tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021Investigation of Hydrogeochemical Characteristics and Quality of the Water Resources in Şiran (Gümüşhane) District Center, Turkey
Alemdag, Selcuk; Semiz, Ümmühan; Gücer, Mehmet Ali
The study area is located of Şiran District Center in the southwest of Gümüşhane (NE Turkey). In this study, hydrogeochemical characteristics of water resources in district center were examined and metal element contents were determined. In the study area, the basement rocks are represented by Eocene Kelkit formation, which is composed of sandstone, claystone, marl, shale and tuff, and this unit is covered unconformably by the Quaternary aged alluvium. These units form granular porous unconfined aquifers according to the hydrogeological features. The pH, specific conductance (SC) and hardness (Fr°) values of the water resources in the study area varied between 5.41-7.48, 106.9-141.3 µS/cm and 4.72-6.78 (n= 18), respectively. According to the classification of Intra-Continental Water Resources, these data show that the samples are mostly class-I and II, rarely class-III water quality characteristics. The water resources in the study area are generally classified as Ca-Mg-HCO3 type carbonated (Ca+Mg>Na+K), and generally their weak acids are more than strong acids (HCO3>SO4+Cl). In the study area, (Ca+Mg)/(SO4+HCO3) ratios indicated the effect of silicate weathering in the waters, and the Cl/(Cl+HCO3) and (Na+K)/(Na+K+Ca) ratios show that the chemistry of waters is controlled by the chemical weathering of rock-forming minerals, hence, reflect the water-rock interaction. Except for a few, the concentration of dissolved potentially toxic elements in the water samples were distributed within acceptable limits. Consequently, the hydrogeochemical results showed that the water resources in the study area were in the category of good class waters in terms of drinking water
- MakaleAçık Erişim2020Cevherleşme Sahasında Gelişmiş Topraklardaki Ağır Metal Kirliliği
Çiçek, Bilal; Vural, Alaaddin
Cevherleşme sahalarında gelişmiş topraklardaki ağır metal kirliğinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilen buçalışmada Gümüşhane, Torul ilçesi sınırları içinde bulunan Gümüştuğ köyünün hemen yakınında bulunanantimonit cevherleşme sahasında gelişmiş toprakların ağır metal içeriklerinin araştırılması amacıyla toprakörnekleri alınmış ve belli başlı ağır metallerin topraktaki konsantrasyonlarını tespit etmek amacıyla analizedilmiştir. Topraktaki kirlilik derecesi yaygın olarak kullanılan jeobirikim indeksi (Igeo) ve kirlilik indeksi (PI)parametreleri hesap edilerek incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, cevherleşme sahasındakitopraklarda özellikle antimon ve bakır açısından yüksek jeobirikim ve kirlilik indeksi değerleri tespit edilmiştir.Dolayısıyla çalışma sahasında üst kabuk ortalama değerlerine göre antimon ve bakır açısından kirlilik riski/ağırzenginleşmenin olduğu belirlenmiştir. Sahadaki antimon ve bakır kirliliği/zenginleşmesinin bölgede gelişmişalterasyon ve cevherleşmeyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki cevherleşmesahaları, alanda herhangi bir madencilik faaliyeti yapılmamış olsa bile ağır metal kirliği riski barındıransahalardır. Dolayısıyla cevherleşme sahalarında ve/veya cevherleşme için potansiyel olan alterasyon sahalarındaağır metal kirliliği/çevresel amaçlı jeokimya çalışmaların yapılmasının önemli olduğu görülmektedir.





