Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Türkiyede çevre sorunları ve ekonomik etkileri
Vahide Çelenkli
Çevre sorunları temelde hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşme ve düzensiz kentleşme sonucu ortaya çıkmaktadır. Belli bir bölgede ortaya çıkan bu sorunlar zamanla tüm dünyayı etkileyen global bir sorun haline gelmektedir. Çevre ekonomiye doğal kaynak sağlayan temel faktör olduğundan ve çevresel sorunlar her geçen gün arttığından günümüzde çevreyi dikkate almayan bir ekonomi politikası sürdürülemez olarak nitelendirilmektedir. Bu gerçeğin farkında olan gelişmiş ülkeler ekonomik faaliyetlerinde çevresel kaygıları da dikkate alan bir yaklaşım içerisine girmişlerdir. Çevre baskısının önemli ölçüde taban bulması gelişmiş ülkelerin politikalarına yansırken, gelişmekte olan ülkelerde gerek ekonomik öncelikler gerekse yeterli bilincin oluşmamış olması çevresel politikaların çevre kirliliğini önlemekte yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de çevre sorunları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada söz konusu ilişkiyi incelemek üzere; 1980-2014 dönemine ait veriler kullanılarak çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi zaman serisi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar iki değişken arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yani Türkiye'de ekonomik büyümeyle birlikte çevre kirliliği artmaktadır. Elde edilen bu bulgu Türkiye'nin büyüme sürecinde çevresel politikalarının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Ekonomik Büyüme, Zaman Serisi Analizi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Nükleer afetlerde kriz yönetimi
Havva Yılmaz
Modern zamanların yükselen değeri haline gelen enerji, az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler açısından ekonomik ve sosyal hayatın sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için büyük önem arz etmektedir. Ülkemiz için de aynı durum söz konusudur. Ülkemizde enerji arzı, enerjiye olan talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum 2000'li yıllar itibariyle daha bariz hissedilmeye başlamış; enerjiye duyulan ihtiyaca paralel olarak enerjide dışa bağımlılık indeksi giderek yükselmiştir. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak adına, yeni enerji kaynaklarının yaratılması ve tasarruf tedbirlerinin artırılması için yetkili otoriteler alternatif arayışlarına hız vermiştir. Fosil yakıtların tükenmek üzere olması durumu "küresel bir gerçek" olarak enerji otoritelerinin ajandalarında yer almaktadır. Bu yüzden alternatif enerji arayışlarına yönelim çabalar hızlanmıştır. Ülkemiz, linyit hariç öteki fosil yakıtlar rezervleri bakımından yoksul bir ülkedir. Bu nedenle nükleer enerji de dâhil tüm alternatif enerji yolları titizlikle değerlendirilmektedir. Bu kapsamda geliştirilen nükleer santral projeleri ve bu projelerin uygulama safhasına geçmiş olması sık sık kamuoyu gündemini tartışmalarla meşgul etmektedir. Disiplinler arası yaklaşım sergileyen, teorik nitelikteki bu çalışmada; nükleer afetlerde yaşanabilecek kriz durumlarında, uygulanması gereken kriz yönetimi projeksiyonunun değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda Dünyadaki ve Türkiye'deki mevcut durum incelenerek; sorunlu alanlar tespit edilecek ve bu noktada sorunlara ilişkin çözüm önerileri ve uygulama stratejileri sunulacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Belediyelerde bütçe saydamlığı: TR90 bölgesi belediyeleri üzerine bir uygulama
Farideh Niyazi
Bu çalışmanın amacı, belediyelerde bütçe saydamlığını belirlemektir. Araştırmada ölçeklerin güvenilirliklerinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi geçerliliklerinde ise Açıklayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri Korelasyon Analizi ve Anova T-testi ile test edilmiştir. Analiz bulgularına göre; TR90 Bölgesi belediyelerinde ihale süreçlerinde prosedürlerin tamamının dikkate alındığı ancak bütçelerin oluşturulma sürecinde vatandaşların katılımına önem verilmediği, belediyelerin komisyon toplantılarında incelenen konularla ilgili akademisyenlerin ve uzmanların görüşlerinden faydalanılmadığı, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nun uygulanabilirliğinin zayıf olduğu belirlenmiştir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Türkçede kullanılan Arapça kelimeler (İstatistiksel ve karşılaştırmalı)
Alı Abdelwahed Abdelhameed Mohamed
Language borrowing is one of the most prominent manifestations of friction or linguistic conflict that arises as a result of a number of religious, geographical, political and economic factors, You cannot find a language of a nation unless it has lent and borrowed from other languages, and borrowing words are usually subject to the sound, morphological and grammatical systems of the language that has been borrowed from it. The aim of this study is to identify the words borrowed by the Turkish language from Arabic, and to monitor the changes that occurred in them orally, morphologically and metaphorically, as it is of great importance as both curriculum developers, teachers and researchers benefit in teaching either of the two languages to other language speakers. In addition to the discovery, and confirmation of cultural and civilizational interdependence between the Arab and Turkish peoples, this study contains on three chapters and a conclusion: In the preface, the researcher reviewed the problem of the study and its objectives, previous studies, in addition the methodology and its limits of study. The first chapter dealt with the issue of linguistic borrowing, and defined its concept and the factors leading to it and its types. The second chapter presents the most important differences between the Arabic and Turkish languages, and the third chapter presents a detailed analysis of the Turkish words borrowed from Arabic. The study concludes with the most important conclusions and recommendations and an appendix contains on a list of words collected by the researcher. The researcher relied on descriptive, comparative and statistical approaches. The most important results of the study were the extraction of a list of Arabic words in the Turkish language and monitoring of its all changes. Key words: language borrowing, Arabic words, Turkish language.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Finansal okuryazarlık: Kayseri ili serbest muhasebeci ve mali müşavirleri üzerine bir araştırma
Abdullah Küçükaslan
Çalışma, Kayseri İlinde faaliyet gösteren 102 Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir'in finansal okuryazarlık düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın genel amacı ise finansal sistem dahilinde bulunan meslek elemanlarının finansal okuryazarlığa verdiği önem ve finansal okuryazarlığın sistemdeki yerinin tespitine ışık tutmaktır. Araştırmada kullanılan veriler, literatür bağlamında oluşturulan anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Veriler SPSS 20.0 Sosyal Bilimler İstatistik Analiz programında analiz edilmiştir. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlere uygulanan anket demografik bilgileri tanımlayan ifadeler ile finansal okuryazarlık düzeyini ölçer 13 sorudan meydana gelmektedir. Araştırma neticesinde belli niteliklere sahip Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler arasında finansal okuryazarlık düzeyinde farklılıklar tespit edilmiş olup söz konusu farklılıkların en dikkat çekicisi ise mesleki deneyimin artması ile finansal okuryazarlık düzeyinin de artış göstermesidir. Bunun yanı sıra cinsiyet ve eğitim durumuna bağlı olarak finansal okuryazarlık düzeyinin anlamlı şekilde değiştiği gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Finans, Finansal Bilinç, Finansal Okuryazarlık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Dirichlet koşullu bitsadze-samarskii tipi üstbelirli eliptik probleminin kararlılık analizi
Gulzıpa Akyüz
Bu tezde, Hilbert uzayında eliptik kısmi diferensiyel denklemler için Dirichlet koşullu Bitsadze-Samarskii tipi üstbelirli probleminin çözümü için kararlılık kestirimleri araştırılmıştır. Üstbelirli probleminin çözümü için kararlılık ve koersif kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Üstbelirli eliptik probleminin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci ve ikinci mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur. Bu fark şemalarının çözümü için kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Ayrıca, soyut sonuçlar elde edildikten sonra çok boyutlu eliptik denklemi için Dirichlet koşullu Bitsadze-Samarskii tipi üstbelirli Dirichlet ve Neumann sınır değer problemlerinin de birinci ve ikinci mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur ve fark şemalarının kararlılık analizleri yapılmıştır. Son olarak, fark şemaları için araştırılmış olan teorik ifadeler sayısal örneklerin sonuçlarıyla doğrulanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Gümüşhane il merkezindeki magmatik kökenli kayaların jeomekanik özelliklerinin araştırılması
Fatih Alkan
Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezindeki magmatik kökenli kayaların jeomekanik özellikleri belirlenmiş ve bu özellikler arasındaki görgül ilişkiler araştırılmıştır. Bu amaçla farklı alanlardan boyutları yaklaşık 20x30x40 cm olan toplam 30 adet blok örnek alınmış, bu örneklerden ISRM tarafından önerilen yöntemlere göre deney numuneleri hazırlanmış, indeks, mekanik ve elastik özelliklerin belirlenmesine yönelik deneyler yapılmıştır. 33 adet örnek üzerinde petrografik incelemeler gerçekleştirilmiştir. Petrografik tayinler sonucunda monzogranit olarak adlandırılan kayalarda % 30-37.30 kuvars, % 30-36.60 ortoklas, % 18.20-25 plajiyoklas, % 6-12 mafik mineral yüzdesi tespit edilmiştir. Andezitlerde ise modal analiz yapılamamıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda, andezitlerde birim hacim ağırlık değerlerinin 24.37-25.73 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.78-1.86, hacimce su emme değerlerinin % 2.02-4.77 arasında değiştiği belirlenmiştir. Granitlerde ise birim hacim ağırlık değerlerinin 25.45-25.97 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.24-0.96, hacimce su emme değerlerinin % 0.63-2.50 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte andezitlerde doygun koşullar için P dalga hızının 3961-5451 m/sn, S dalga hızının ise 2171-3310 m/sn arasında, granitlerde ise P dalga hızının 3850-5812 m/sn, S dalga hızının ise 2151-3115 m/sn arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Andezitlerde kuru koşullarda P dalga hızının 3669-5462 m/sn, S dalga hızının 2205-3011 m/sn arasında, granitlerde ise P dalga hızının 2857-5251 m/sn, S dalga hızının ise 1793-2904 m/sn arasında değiştiği tespit edilmiştir. Andezitlerde tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 54.09-214.36 MPa, elastisite modülü 19.80-53.16 GPa ve Poisson oranı 0.11-0.46, granitlerde ise tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 24.60-140.15 MPa, elastisite modülü 22.22-76.92 GPa ve Poisson oranı değeri 0.03-0.50 arasında değişim göstermiştir. İstatistiksel değerlendirmeler sonucunda, en yüksek korelasyon katsayısı değerleri andezitlerde 0.90 ve granitlerde 0.94 değeri ile P ve S dalga hızı ölçümlerine ait verilerden elde edilmiştir. En düşük korelasyon katsayısı değeri ise granitlerde kuvars/alkali feldispat oranı ile gözeneklilik arasında tespit edilmiştir. Özellikle istatistiksel olarak anlamlı yüksek korelasyon katsayısı değerine sahip eşitlikler, ilgili parametrelerin dolaylı tahminlerinin belirlenmesi gereken durumlarda kullanılabilir niteliktedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Cebre riyolili'nin (Demirözü-Bayburt) petrografik, jeokimyasal izotopik özellikleri
Elif Külekçi
Demirözü (Bayburt) civarında yüzeyleyen Cebre Riyoliti'ne ait kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve izotopik açıdan incelendikten sonra elde edilen bulgular bu tez kapsamında petrolojik ve tektonik açıdan yorumlanmaya çalışılmıştır. Yaklaşık 12 km2lik bir alanda yüzeyleyen Cebre Riyoliti, Variskan orojenezi sırasında oluşan çok az sayıdaki yüzey kayalarından biridir. Zirkon U-Pb verileri Cebre Riyoliti'nin 332.8±4.38 my kabuğa yerleştiğini öngörmektedir. Hyaloporfirik ve mikrogranü porfirik dokuların baskın olduğu birimde yer yer akma bandı dokusu da gözlenir. Cebre Riyoliti ana mineral fazları olarak bol miktarda kuvars ve alkali feldispat, az olarak da kordiyerit fenokristalleri ve nadir olarak da muskovit ve biyotit mikro fenokristalleri içerir. Kristaller genellikle kenarları boyunca matriksle etkileşime işaret eden dengesizlik dokuları gösterirler Kordiyerit tamamen pinitleşmiş olup, fenokristalleri yer yer poikilitik dokulu zirkon içerir. Zirkon, titanit, apatit ve Fe-Ti oksit mineralleri tali fazlar olarak bulunurlar. Cebre Riyoliti'ne ait örnekler oldukça yüksek SiO2 (%74.23-80.62), K2O (% 3.72-7.42) ve Al2O3 (% 10.77-14.11) içeriklerine sahiptirler. Buna karşılık CaO (% 0.02-0.21), Na2O (% 0.05-0.78) ve MgO (% 0.3-0.21) içerikleri ise oldukça düşük miktarlardadır. Örnekler 1.48 ilâ 2.95 arasında değişen A/CNK değerleri ve 1.49 ilâ 2.99 arasında değişen A/NK değerleri ile güçlü peralumin özellik sunmaktadır. Ana ve iz elementlerin büyük bir çoğunluğu artan SiO2 içeriği ile negatif bir korelasyon sunmaktadır. Hafif nadir toprak elementler (HNTE), ağır nadir toprak elementlere (ANTE) göre az/orta oranlarda zenginleşmiş (LaN/YbN= 4-11) ve güçlü negatif Eu anomalisi gösterirler (Eu*/Eu=0.04-0.25). Belirgin negatif Nb, Ta, Sr, P ve Ti anomalileri, örneklerde gözlenen diğer jeokimyasal özelliklerdir. Petrografik ve jeokimyasal özellikler, kesirli kristallenmenin, özellikle de K'lu feldispat ve daha az olarak da plajiyoklas ayrımlaşmasının, Cebre Riyoliti'nin bileşimsel aralığının oluşmasında önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Yukarıda değinilen jeokimyasal özelliklere ilave olarak Cebre Riyoliti'nde kordiyerit ve muskovit gibi alüminyumca zengin mineral fazlarının bulunması, kaynak alan olarak tortul kayaçlara işaret etmektedir. Reyik Okyanusu'nun Erken Karbonifer'de yay-kıta çarpışması şeklinde kapanmasını takiben meydana gelen yiten dilimin kopması astenosferik manto yükselimine yol açtığı ve kabuksal malzemenin ergimesi için gerekli ısıyı sağladığı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Demirözü, Jeokimya, Kordiyerit, S-tipi Riyolit, Sakarya Zonu, U-Pb zirkon yaşı, Variskan Orojenezi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kurşun maden atığı katkılı ağır betonların radyasyon soğurma katsayılarının 662-1460 kev enerji aralığında incelenmesi
Emir Bakırhan
Bu çalışmanın amacı; kurşun cevherinin çıkarıldığı kurşun madeninde, içerisindeki kurşun miktarının işlenmesinin ekonomik olmamasından dolayı, maden ocaklarında depolanan ve çevresel olumsuz etkileri olan kurşun madeni atığı kayaçlardan elde edilen agregalar ile üretilen betonların radyasyon zırhlama özelliğinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda radyasyon zırhlama betonu olarak kullanılacak ağır betonlar üretilmiştir. Üretilen bu betonlarda kurşun madeni atıkları, Manyetit, Limonit, Barit gibi ağır agregalar ile %25, %50 ve %75 oranında yer değiştirilerek C16/20, C25/30 ve C35/45 beton dayanım sınıflarında örnekler hazırlanmıştır. Radyasyon soğurma katsayısını belirlemek amacıyla 20x20x5cm ebadında hazırlanan beton plaklarla 662 keV, 1173 keV, 1332 keV ve 1460 keV enerji seviyelerinde soğurma katsayıları tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kermutdere formasyonu kumtaşlarının farklı doygunluk ve anizotropi koşullarında fiziksel ve dayanım özelliklerindeki değişimlerin incelenmesi
Zarife Soysal
Bu çalışmada Gümüşhane ili Mescitli yöresinde yüzeylenen Kermutdere Formasyonu' na ait kumtaşlarının farklı doygunluk ve anizotropi koşullarında fiziksel ve dayanım özellikleri belirlenmiştir. Değişen doygunluk ve anizotropi koşullarının belirlenen özellikler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla laminalanma düzlemleri içeren kumtaşlarından blok örnekler alınmıştır. Bu örneklerden laminalanma düzlemi esas alınarak 0º, 30º, 45º, 60º ve 90º' lik yönelim açılarında standartlara uygun olarak 225 adet deney numunesi hazırlanmıştır. 11 adet örnek üzerinde petrografik incelemeler gerçekleştirilmiştir. Petrografik tayinler sonucunda kumtaşları litik subarkoz ve litik arkoz olarak sınıflandırılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda kumtaşlarında kuru birim hacim ağırlık değerlerinin 25.73-26.38 kN/m3, doygun birim hacim ağırlık değerlerinin 25.94-26.51 kN/m3, ağırlıkça su emme değerlerinin % 0.42-0.95, hacimce su emme değerlerinin % 1.13-2.53 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte kumtaşlarında farklı doygunluk ve anizotropi koşullarına bağlı olarak P dalga hızının 4046-5444 m/sn, S dalga hızının ise 2126-3114 m/sn arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Kumtaşlarının dinamik elastisite modülü 31.83-59.56 GPa ve dinamik poisson oranı ise 0.07-0.36 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada dayanım özelliklerinden tek eksenli sıkışma dayanımı ve dolaylı çekilme dayanımı belirlenmiştir. Kumtaşlarının tek eksenli sıkışma dayanımı değeri 61.2-182.2 MPa ve dolaylı çekilme dayanımı ise 6.8-14.4 MPa arasında değişim göstermiştir. Kumtaşları dayanım anizotropisine göre değerlendirilmiş ve "düşük anizotropi" sınıfında yer almıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda genel olarak laminalanmaya paralel örneklerin laminalanmaya dik olan örneklere göre daha yüksek dalga hızı değerine sahip oldukları gözlemlenmiştir. P dalga hızlarının sabit bir yönelim açısında doygunluk koşullarına bağlı olarak artış gösterdiği, S dalga hızında da artış gözlenmesine rağmen düzenli bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir. Dayanım özelliklerinin ise laminalanma düzlemlerine dik ve paralel olan örneklerde ve kuru koşullarda daha yüksek olduğu ve doygunlukla birlikte dayanımın azaldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Çamdere ofiyolitik karışığı (Demirözü-Bayburt) içindeki bazik kayaçların jeokimyasal ve izotopik özellikleri
Arzu Ulutaş
Sakarya Zonu doğusundaki Çamdere (Bayburt) yöresi, Geç Karbonifer-Permiyen çökellerinin yüzeylediği iki lokasyondan biridir. 'Çamdere Ofiyolitik Karışığı' olarak adlandırılan tektono-sedimanter birim, bloklar halinde mermer, kireçtaşı, kumtaşı, bazalt, dolerit, gabro, meta-bazalt, meta-gabro gibi farklı çökelme ve tektonik ortamları karakterize eden litolojiler içermektedir. Meta-bazit ve metamorfize olmamış mafik bloklar olmak üzere iki grup altında toplanan bazik magmatik kayaçlar, jeokimyasal ve Sr, Nd, Pb izotop oranları açısından incelenmişlerdir. Her iki gruba ait kayaçlar bazik-ortaç bir kimyasal bileşime sahiptir (SiO2 = 44.0- 56.6 % ağ.). Mafik bloklara ait örnekler toleyit karakterli, meta-bazitler ise düşük, orta ve yüksek K2O içerikleri ile toleyitten şoşonitiğe kadar giden bir dağılım sergilemektedirler. Meta-bazitler La'dan Eu'ya doğru zenginleşme derecesi gittikçe azalan hafif nadir toprak V element (HNTE) ve yaklaşık yatay konumlu ağır nadir toprak element (ANTE) profilleri gösterirken (LaN/YbN = 4.55 - 29.01), mafik bloklara ait örnekler OOSB'ye paralel ve yataya yakın profiller sunmaktadırlar (LaN/YbN =1.44 - 2.19). Yitimle ilişkili kayaçlarda olduğu gibi, her iki gruba ait kayaçlar büyük iyon yarıçaplı element (BİYE) zenginleşmesi ve negatif Nb-Ta-Ti anomalisi sunarlar. Ancak bu zenginleşme ve anomali derecesi mafiklerde daha zayıf veya nötr olarak gözlenir. Meta-bazitler pozitif ve negatif Pb ve P anomalileri sunarken, mafikler genellikle negatif Pb ve P anomalileri sunarlar. Genellikle düşük MgO (<6.5 % ağ.), Cr (<250 ppm) ve Ni (<150 ppm) konsantrasyonları ve düşük Mg-numarası (<60), örneklerin manto kaynağı ile dengeli bir bileşime sahip olmadığını göstermektedir. Kısmen düşük radyojenik 87Sr/86Sr(t) oranları (0.704335−0.706227), orta pozitif ԐNd(t) değerleri (+2.7 − +6.4) ve kuzey yarı küre referans çizgisi (KYRÇ)'nin hemen üzerine çıkan Pb izotop oranları, kıtasal malzemeler veya zenginleşmiş manto II (ZM II) tarafından modifiye edilmiş bir manto kaynağına işaret etmektedir. Kayaçların jeokimyasal özellikleri yitimle ilişkili ortamlarda oluştuklarını veya oluştuktan sonra yitim ilişkili solüsyonlarla etkileşime girdiklerini göstermektedir. Ancak tektonik ortam diyagramlarında yitim zonu solüsyonlarının katkısı çok belirgin olarak ortaya çıkmamaktadır. Bu diyagramlarda meta-bazitler kıta içi bazalt, kalk-alkali bazalt ve ada yayı toleyiti, metamorfize olmamış mafik kayaçlar ise normal okyanus ortası sırtı bazaltı (N-OOSB) gibi yitimden uzak tektonik ortamlarda toplanmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Çamdere-Bayburt, Jeokimya, Meta-bazit, Ofiyolitik melanj, Radyojenik izotop, Tektonik ortam
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Mavriyas granitoyidi (Çaykara-Trabzon) ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Buket Dündar
Çaykara (Trabzon) yöresinde yer alan Mavriyas Granitoyidi'nin ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini konu alan bu çalışmada Mavriyas Granitoyidi'nin gelişimi ortaya konularak, kökeni belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanının tabanını, Geç Kretase yaşlı bazalt, andezit, dasit ve bunların proklastları ile temsil olan volkanik kayaçlar oluşmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Uzuntarla Granitoyidi tarafından kesilmekte olup, çalışmanın konusunu oluşturan Geç Kretase yaşlı Mavriyas Granitoyidi'nin birimi keserek yerleştiği gözlemlenmektedir. Bütün formasyonlar Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülmektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar iri-orta daneli plajiyoklas, kuvars, ortoklas, hornblend ve opak mineraller içermektedir. Mavriyas Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 6 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Granit, monzogranit, granodiyorit, alkali feldispat granit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kuvars monzodiyorit bileşiminde mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) içerir. Aynı zamanda granitoyidi oluşturan kayaçlar da magma karışımını işaret eden dengesizlik dokularından poiklitik doku, zonlu yapı, mafik mikrogranüler anklavlar içerisinde plajiyoklas ve K-feldispat fenokristalleri görülmüştür. Mavriyas Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genellikle I tipi, yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup, SiO2 içerikleri (62.72-77.9 wt%) arasındadır. Granitoyidi oluşturan kayaç örnekleri metalüminden peralümine geçiş göstermekte olup, volkanik yay granitoyidleri özelliği göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Mavriyas Granitoyidi'nin petrolojik özellikleri göz önüne alındığında, granitoyidin gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve az oranda da asimilasyon ve kısmi ergimenin rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergimesi yanında litosferik manto bileşenlerinin de önemli rol oynadığını göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2017Turizm sektöründe hizmet hatası telafi stratejileri, hizmet kalitesi algısı ve kurumsal imaj algısı arasındaki ilişkiye yönelik bir araştırma
Serap Akdu
İşletmelerin yaşanan yoğun rekabet şartlarında varlıklarını devam ettirebilmeleri için değişen müşteri isteklerini karşılayabilmeleri gerekmektedir. Bu amaçla işletmelerin, müşteriler için önemli olan hizmet kalitesi, kurumsal imaj gibi konuların yanı sıra önemi son yıllarda anlaşılmaya başlayan hizmet hatası telafisi konularına daha fazla önem vererek fark yaratmaları gerekmektedir. Literatürde, müşteri şikayetleri sonrasında işletmeler tarafından uygulanan telafi stratejilerinin müşterilerin hizmet kalitesi ve kurumsal imaj algılarını etkilediği vurgulanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, turizm sektöründe uygulanan hizmet hatası telafi stratejilerinden her birinin, müşterilerin hizmet kalitesi algılarına ve kurumsal imaj algılarına olan etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Uygulama için Antalya'da bulunan beş yıldızlı otellerden hizmet satın almış ve şikayet deneyimi yaşamış kişiler tercih edilmiş ve bu kapsamda 757 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş olup hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre hizmet hatası telafi stratejilerinden (dakiklik, kolaylaştırma, özür, güvenirlik, nezaket ve tazminat) özür stratejisinin müşterilerin hizmet kalitesi algılarını ve kurumsal imaj algılarını pozitif yönde etkilediği, diğer stratejilerin ise etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, hizmet kalitesi algısının, kurumsal imaj algısını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Hizmet Hatası Telafi Stratejileri, Hizmet Kalitesi, Kurumsal İmaj
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Zengin mineralli konsantre suların böcek ve mantar zararlılarına karşı odun korumadaki etkinliği: Gümüşhane ili örneği
Ayşe Öz
Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde doğal olarak yerden çıkan zengin mineralli bazı suların odunda zarar yapan iki tür mantar ve bir tür böceğe karşı antimikrobial ve insektisit özellikleri araştırılmıştır. Gümüşhane Tekke, Yeşildere ve Zigana yörelerinden alınan zengin mineralli sular buharlaştırma yoluyla konsantrasyonlar (%10, %25, %50, %75, %100) olacak şekilde 5 farklı yoğunlukta hazırlanarak sarıçam odun örneklerine dolu hücre yöntemiyle emprenye edilmiştir. Sarıçamdan (Pinus sylvestris L.) hazırlanan odun örneklerinin beyaz çürüklük (Coriolus versicolor) ve esmer çürüklük (Gloeophyllum trabeum) mantarlarına karşı (antifungal) etkileri, Lyctus brunnes böcek larvalarına karşı insektisit aktivitesi incelenmiştir. Suların yapılan kimyasal analizinde Ca, Na, K, Mg, Mn, Co metallerini içerdikleri tespit edilmiştir, sularda ayrıca odun çürüten mantarlar için toksik etki gösterebilecek bor ve arsenik gibi elementlere rastlanmamıştır. Deney sonunda doğal mineralli suların konsantre edilmeden kullanıldığında mantarların gelişimini durdurmada diğer konsantre edilen sulara göre daha başarılı olduğu görülmüştür. Kaynatma esnasında sudaki kalsiyumun diğer mineral maddeler ile birlikte çökmesi mineral içeriğinin etkisinin azalmasına neden olmuştur. Ayrıca suların mantarlara karşı daha etkili bakır ve bor mineralleri içermemesinden dolayı toksik etki düşük seviyede kalmıştır. Böcek deneyinde Lyctus brunnes larvaları, Fraxinus excelsior (adi dişbudak) diri odunundan hazırlanan odun örneklerine yerleştirilmiştir. Odun örnekleri içerisinde larvaların büyüme ve beslenmeleri incelenmiştir. Larvaların mineral içerikleri bakımından zengin olan sularda beslenemedikleri dolayısıyla galeri oluşturamadıkları gözlenmiştir. Çok az oranda larvanın mineral içerik bakımından daha düşük olan sularda yaşam mücadelesini bir süre daha devam ettirebildiği gözlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kentsel dönüşüm alanlarında uygunluk analizi: Gümüşhane örneği
Burçin Aydurmuş
Kentleşme; ana sebep itibarı ile ekonomik olarak güçlenmek amacıyla insanların küçük yerleşimlerden daha büyük merkezlere yani şehir merkezlerine göçlerin başladığı zaman ortaya çıkmıştır. Ulaşım imkânlarının çeşitlenmesi ile birlikte şehirlerin büyümesi kent sınırlarına doğru genişleme göstermiştir. Bunun sonucunda, yoğun kent şeklinden daha dağınık kent şekline doğru dönüşüm başlamıştır. 1950'lere kadar dünyadaki nüfusun büyük bir bölümü geçimini tarımsal faaliyetlerden sağlamakta iken hızla gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak yeni iş olanaklarının ortaya çıkmasıyla kentlerin nüfusu artmaya başlamıştır. Ülkemizdeki konut hacminin büyük çoğunluğunun imar mevzuatı dışında yapılmış olduğu karşı konulmaz bir gerçektir. Herkesin hemfikir olduğu ancak çıkartılan kanunlara rağmen tam anlamı ile önüne geçilemeyen bu durum kalitesizlik açısından afet riski oluşturmakta ve çarpık kentleşmeye neden olmaktadır. İşte bu çarpık kentleşme ve çirkin görüntünün ortadan kaldırılması ve daha yaşanabilir alanların oluşturulabilmesi için planlı bir müdahalenin gerekliliği "kentsel dönüşüm" kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada ülkemizdeki kentsel dönüşüm uygulamalarının çeşitleri ve yasal dayanakları üzerinde durulmuş, kentsel dönüşüm alanlarının seçiminde hangi alanların ele alınması gerektiği araştırılmıştır. Gümüşhane ili, Yenimahalle Mahalle sınırları içerisinde kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğu düşünülen bir alan için arazi ve kurumlardan toplanan mekânsal veriler ilişkilendirilerek Sketch Up programı ile 3 boyutlu hale getirilmiştir. İmar planına uygunluk için çekme mesafesine tecavüzlü binalar ortaya çıkarılmıştır. Seçilen alana yönelik kentsel dönüşüm sonrası örnek modelleme çalışması yapılmış, yapılan modelin 3 boyutlu hali ortaya çıkarılarak eski ile yeni durum karşılaştırılmış ve kentsel dönüşüme uygun bir alan olup olmadığının araştırması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Mali müşavirlerin iş tatmini düzeyinin belirlenmesi: TR-A1 düzey-2 bölgesinde bir araştırma
Kahraman Aral
Günümüzde ulusal ve uluslararası piyasalar arasındaki hareketlerin bütünleşmesini sağlayan küreselleşme ve yeni ekonomi anlayışı, sosyal ve siyasal hareketler, konjonktürel dalgalanmalar işletmeleri doğrudan etkilemektedir. Bu etkiler doğrultusunda, işletmeler faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabilmeleri açısından gelir- gider dengelerini sağlamak için çaba göstermek zorunda kalmaktadırlar. Hem ulusal hem de uluslararası piyasalardaki rakipleriyle rekabet etmek zorunda olan işletmelerin, gelir ve giderlerinin hesaplanması ve elde dilen gelirden vergisel yükümlülüklerin ödenebilmesi, yasal ve vergisel yeniliklerin işletme politikasına entegre edilebilmesi için muhasebe meslek mensuplarına ve Mali Müşavirlere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle tüm muhasebe meslek mensuplarının iş yükünü ve sorumluluklarını arttırmaktadır. Meslek mensupları değişen yasal düzenlemelere ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak zorunda kalmaktadır. Muhasebe meslek mensuplarının mesleki işlerini icra ederken, hem devlet kurumlarıyla hem işletme içi ve dışı kurumlarla ilişki içindedirler. Bu karmaşa içerisinde muhasebe meslek mensupları zaman faktörünü etkin kullanmak zorundadırlar. Zaman baskısıyla diğer meslek mensuplarına göre sosyal hayatlarından daha fazla ödün vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu durumda yaptıkları işe karşı tutumları, yaptıkları işten elde ettikleri tatmin düzeyleri olumsuz etkilenebilmektedir. Bu yüzden meslek mensuplarının iş tatmin düzeylerinin incelenmesi ve iş tatminlerine etki eden faktörlerin incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, TRA1 Düzey 2 Bölgesindeki illerdeki (Erzurum, Erzincan, Bayburt) Mali Müşavirlerin, iş tatmin düzeyleri ve iş tatminlerine etki eden demografik faktörler araştırılmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyette bulunan Mali Müşavirlere Appleton v.d. (1998) tarafından geliştirilmiş anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler; Frekans Analizi, Açıklayıcı Faktör Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA Testi), Çoklu Karşılaştırma Analizi (LSD Testi) kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, Meslekte Bulunan Kişiler İle İlişkiler' yönünden en yüksek iş tatmini ortalamasına, Çalışma Süresi(saat/gün)' değişkeninde en düşük iş tatmini ortalamasına sahip oldukları görülmüştür. Demografik değişkenlere göre; yaş, medeni durum ve meslekte çalışma süresi değişkeni açısından Mali Müşavirlerin iş tatmin düzeyleri farklılık göstermemektedir. Cinsiyet değişkeni açısından sahip olunan mesleki sorumluluk ve mesleki işlerin çeşitliliği boyutlarında da elde edilen kazanç boyutunda olduğu gibi erkelerin kadınlara nazaran daha yüksek iş tatmin düzeyine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Eğitim değişkenine göre Yüksek Lisans / Doktora öğrenimine sahip olanların elde edilen kazanç yönünden hem Ön lisans hem de Lisans öğrenimine sahip olanlardan daha yüksek bir iş tatmini değerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Erzurum ve Erzincan'da faaliyet gösteren Mali Müşavirlerin 'Elde Edilen Kazanç' boyutunda Bayburt ilinde faaliyet gösteren Mali Müşavirlerden daha yüksek düzeyde iş tatminine sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017İşlem hacmi ve hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki üzerine borsa İstanbul'da bir uygulama
Enes Gürtay
Çalışmada, Borsa İstanbul 100 endeksin(BİST100)'de işlem gören hisse senedi fiyatları ile işlem hacmi arasındaki ilişki "Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi" ile ilişkinin yönü ise "Granger Nedensellik Testi" ile incelenmiştir. Çalışmada 01/03/2002- 10/06/2016 tarihi arasındaki haftalık veriler kullanılarak yapılmıştır. Yapılan çalışmanın diğer çalışmalardan farklı olması ve daha açıklayıcı sonuçların elde edilebilmesi amacıyla çalışmaya Döviz Kuru ve Faiz Oranı değişkenleri ilave edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda, Maki (2012) Çoklu Yapısal Kırılmalı Eş-bütünleşme Testi ile değişkenler arasında uzun dönemli eş-bütünleşme ilişkisinin var olduğu, Granger nedensellik analizi ile de, BİST100 ile döviz kuru, işlem hacmi ile faiz oranları ve faiz oranları ile döviz kuru arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmişken, BİST100 hisse senedi fiyatı ile faiz oranları arasında, faiz oranlarından BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü, işlem hacmi ile BİST100 hisse senedi fiyatı arasında BİST100 hisse senedi fiyatlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişki tespit edilirken işlem hacmi ve döviz kuru arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.
- MakaleAçık Erişim2017Health with Sociological Prescriptions
Bingol, Orhan
Existence and continuity of social structure is dependent on unrivaled conditions. Necessity of continuance of society as healthily is the most important of these conditions. In this regard health resembles compulsory life insurance for society. Therefore health-oriented studies have continued thereby specializing, gaining autonomy and increasing until today. Medicine constitutes important part of the health studies. Medicine as a necessary science, a professional occupation and interfering power about diseases and health maintains its importance. So opinion that diseases and health must be completely looked from medicine front is inferred. This opinion consolidates medical monopoly in healthcare field. Physicians and medicine have nearly all drugs of diseases and health. The opinion which is right but deficit gets health into medical world. In fact health is not only medical subject. Especially in recent years, changing structure of diseases and health and renewal approach toward them confirm existing changes. For example list of diseases have been rapidly updated, some diseases has been added and some others has been canceled to the list. Similarly thoughts originating from health always develop and go into more depth. Margin of inequality becomes clearer in health. Main causes of this situation can be connected with advances in science or rapid technological progress. However the essential connection occurs between renewed social development, life standard and transformation of medical paradigm. Cultural face of health which has already existed since before now becomes more apparent with modern social life. At the same time, medicine loosens inclination of retention of health by it and it makes further room for sociological side of the health. Sociology also exists in health from now on. This article views relevant chance in health. This change is concerned with medicine, society, sociology, and sociology of health. Therefore judgment of 'the address of diseases and health is not only medicine, but also sociology' reflects main argument of this article.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2017The econometrical analysis of the relationship between urbanisation and economic growth (the case of eu countries and turkey)
Sancar, Cenap; Özkök, Canan Sancar
The aim of this study is to determine whether there is a relationship between urbanisation and economic growth in terms of 13 European Union Member countries and of Turkey as well as to determine the direction of this relationship, if it exists. In the study, GDP per capita was used as a dependant variable where population density and employment rates of industry and services sectors, which represent the urbanisation, as well as the employment rate of agriculture sector and general employment rate, which were included in our model, were used as independent variables. The annual series of the variables of the model that was created within the scope of the study for the period between 1990-2014 were analysed by panel co-integration method. According to panel causality test, there is a bilateral causality relationship between GDP and employment rates of services, industry, and agriculture sectors. Additionally, there was a unilateral causality relationship from GDP towards urban population density and towards general employment rate. Also, according to the DOLS and FMOLS results, the increases in urban population density and in the employment rate of services sector have a positive effect on GDP per capita. Findings from the study show that urbanisation and economic growth are mutually dependent processes in 13 EU member countries and in Turkey.
AtıfOpenAlex9TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2017Public Hospital Union Construction and Changing Patient Rights Board Effects on Board Decisions
Bostan, Sedat
The concept of patient rights, 1980s went into the literature, developed in 1990, and began to be implemented in health institutions in the 2000s. Thus, a legal infrastructure has gained, institutionalized in 2010 years. The purpose of this study is to investigate patient rights violations through the decisions of the patient rights board, taking into account the change in board structure and public hospital union structuring. The survey was conducted on board decisions taken in 2012- 2015. The data were processed with cross-table technique and the difference between the years was tried to be monitored by Pearson Chi-square test. Public hospital union structure has reduced written complaints of patients and strengthened on-site solutions. When the causes of patient com- plaints are examined, half is concerned with the right to benefit from the service, and issues of re- spect, medical care and information are at the forefront. Approximately half of the complaints are consisted of physicians and one in ten nurses. Significant reductions have been observed in com- plaints of medical secretaries, cleaners, security personnel and administrative staff when there has been a significant increase in complaints of dentists in the last year. According to findings; the in- tegration of patient rights boards within the health directorates and the change of member struc- ture contributed to making decisions more professionally and objectively. As a result, patient privacy violations that have been acknowledged by the system and the patients, is destroying human val- ues. Lack of patient information reduces treatment effectiveness. Health worker's seizure-prone work are increasing their exhaustion and triggers insecurity in medical care. Health administrators and educators should be very interested in these issues.
AtıfOpenAlex1TR Dizin4
İncele

















