Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2020
    Universal basic income debate in the 21ST century

    Beken, Hıkmet Gülçın

    The roots of basic income can be easily found before the 21st century, but it is very common to see the implementation and evaluation of this concept in this century. Many countries try to implement pilot projects in specific regions and then to evaluate the results. The first question to reply is what are the basic motivations to have basic income programs. The modern welfare states can’t be described as successful for solving the problems of the 21st century, but by implementing basic income they use it as a way of maintaining their sustainability and legitimacy. In addition to that, it can be seen as a tool in order to cope with the crisis of the capitalist system. While an increasing demand has shown up to implement universal basic income for alleviating the effects of the global pandemic, this research tries to present the main features, advantages, and disadvantages of universal basic income.

    AtıfOpenAlex7TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Maslow’s Hierarchy of Needs in terms of Lifestyle and Entrepreneurial Intentions of Young Individuals

    Durmuş, İbrahim

    Nowadays, individuals can perform various entrepreneurial activities in line with their needs due to their lifestyles. Entrepreneurship intentions may vary, especially in the economic and socio-cultural environment, which is constantly changing due to technological developments. In this respect, the effects of lifestyles on entrepreneurial intentions and the effects of entrepreneurial intentions on Maslow's needs hierarchy were studied. In previous studies, Maslow's hierarchy of needs was generally examined by variables within itself or by rating levels. In addition, in many studies, hierarchy has been evaluated as an independent variable. Unlike previous studies, the hierarchical structure was evaluated as a whole and as a dependent variable. In other words, the effect of lifestyle of young individuals on entrepreneurial intention and the effects of entrepreneurial intention on needs hierarchy were investigated. While creating the research method, previous studies were utilized and structural equation modeling was applied within the framework of quantitative data by electronic survey method. In the study, not only a significant relationship was found in the diversity searches of individuals, but significant relationships were reached between all other variables. In the results of the application, it is seen that the young individuals' being unique and leading the ideas positively affect their entrepreneurial intentions. In addition, it has been concluded that the entrepreneurship intention of young individuals positively affects their physiological needs, security needs, belonging needs, respect needs and self-realization needs.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex8TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Hastalıklar Verimlilik ve Ulusal Gelir Arasındaki Nedensellik İlişkilerinin Analizi: Türkiye’de Kanser Örneği

    Koç, Pinar

    Ölümcül hastalıklar beşeri emek stokunu azaltıcı etkiler yaratırken, emek verimliliği kanalıyla beşeri sermaye stokunu nitelik bakımından da negatif etkilemektedir. Ayrıca hastalıkların tedavisi için ayrılan kaynak miktarının artması, daha üretken alanlara yapılabilecek yatırım olanaklarını azaltarak etkin kaynak dağılımını bozucu etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda 1990-2017 dönemini kapsayan bu çalışmanın amacı; kanser örneği ele alınarak, hastalıklar, emek verimliliği ve ulusal gelir arasındaki nedensellik ilişkilerini analiz etmektir. Çalışmada simetrik ve zamanla değişen simetrik nedensellik testleri kullanılmıştır. Kanserli hasta sayısı, emek verimlilik endeksi ve kişi başına düşen gelir düzeyi çalışmada kullanılan değişkenlerdir. Simetrik nedensellik testi sonuçlarına göre kanserli hasta sayısı ile emek verimliliği ve kişi başına düşen gelir arasında nedensellik ilişkisi yoktur. Ancak zamanla değişen simetrik nedensellik testi sonuçlarına göre 1990-2006 ve 1998-2014 dönemlerinde kanserli hasta sayısı ile ulusal gelir arasında; 1992-2008 ve 2000-2016 yıllarında kanserli hasta sayısı ile verimlilik arasında nedensellik ilişkisi vardır. Kanserli hasta sayısı ile verimlilik ve ulusal gelir düzeyi arasında eş anlı nedenselliğin görüldüğü yıllar 2000-2014 yıllarıdır

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Primary Elements in the Construction of Character in the Context of the Stories (qaṣaṣ) of the Qurʾān

    Altuntaş, Abdurrahman

    One of the characteristics of the Qurʾān is the transmission of its message by means of the stories (qaṣaṣ) of the Qur‟an to people. Some characters have been manifested affirmatively and some characters have been exhibited with negative aspects of the stories of the Qurʾān. While it was desired that affirmative characters be taken as an example, it was expressed that it was necessary to avoid bad characters because negative behavioral patterns were not approved by the Qurʾān. In addition to this, it has wished to take an example by characters which have been shown while explaining its messages to its audiences. The Qurʾān has concertized the models for acting experiences themselves because the applicability and practicability of concrete things are much easier on account of taking an example. This situation has been expressed in a distinct manner in the stories of the Qurʾān. The figures of the model human being which have been presented to us in the Qurʾān are ideal, equable and exemplary characters. These primary elements have been mentioned as faith (īmān), science (ʿilm), action or deed (ʿamal) and sincerity (ikhlāṣ). According to the Qurʾān, faith is the core and the essence of everything. It is the primary element of the invitation of all of the prophets. Everything has reached significance with faith. Science has been mentioned as one of the primary elements of gaining faith in the Qurʾān. Another element of completing faith and science is an action or deed. The deed is not only a dry behavior pattern. When action is together with sincerity, they have made sense. People having all of these elements are the model individuals according to the Qurʾān.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Reactions of Customers in Turkey Towards Load Shifting Based Demand Side Management in Smart Grids

    Cakmak, Recep; Altas, Ismail Hakki

    Technical studies on smart grids have been underway all over the world and in Turkey. One of the most important features that distinguishes the smart grids from conventional electrical grids the distributed generation structure of the smart grids. Therefore, demand side management (DSM) studies are one of the prominent research topics in today’s power distribution networks. In the smart grids, “consumption follows generation” paradigm is adopted by means of DSM instead of the “generation follows consumption” paradigm in conventional electrical grids. While progressing technical and academic studies on the smart grid and demand-side management, it is important to investigate the perspective of consumers, who are one of the important stakeholders in the implementation phase of the smart grids. In this study, reactions and attitudes of customers in Turkey towards load shifting based demand side management in the smart grids are presented using results of a public survey, which is implemented in Istanbul. The presented results are obtained through statistical frequency analysis of the public survey data. The findings would contribute to the development of the smart grid studies and demand-side management policies in Turkey.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Kur’ân Hıfzı Hakkında İki Mesele: Hâfızların Şefaat Hakkı ve Hâfızlığın Unutulmasının Vebali

    Gözün, Abdulvehhab

    Allah’ın (c.c.) insanlara doğru yolu göstermek için yeryüzüne indirdiği kitapların sonuncusu ve en kapsamlısı olan Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması asıl hedef olmakla beraber, ezberlenmesi de hiç şüphesiz üstün bir değerdir. Aynı zamanda ilk hâfız olan Hz. Peygamber’den (s.a.v.) itibaren tarih boyunca her nesilde bu fazileti idrak eden nice müslüman olmuştur. Günümüze bakıldığında da hem ülkemizde hem de diğer İslâm beldelerinde durumun aynı şekilde devam ettiği görülmektedir. Kur’an hâfızlığının bu denli yaygın ve özen gösterilen bir mesele olmasını sağlayan birçok faktör vardır. Bunlardan biri de hâfızlıkla ilgili Hz. Peygamber’den (s.a.v.) vârid olan birtakım hadis rivayetleridir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bunlardan bir kısmı hâfızlığın faziletine dair olup diğer bir kısmı da hâfızlığın unutulmasının vebaliyle ilgilidir. Birinci grup rivayetler Kur’an’ın ezberlenmesine teşvik ederken; ikinci grupta olanlar ezberlendikten sonra unutulmasının tehlikesine işaret etmektedir. Ancak amellerin fazileti ile ilgili sahih rivayetlerin yanı sıra bazı aşırı zayıf yahut uydurma rivayetler olduğu gibi Kur’an hâfızlığına dair de birtakım sahih rivayetlerle birlikte aşırı zayıf yahut uydurma rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerin değerlendirilip incelenmesi, hâfızlığa dair Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaklaşımının ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Binâenaleyh bu çalışmada toplumun belli bir kesimi tarafından yaygın olarak dile getirilen hâfızların âhirette yakınlarından yetmiş kişiye şefaat edeceklerine ve hâfızlığını unutan kişilerin bazı cezalara maruz kalacağına dair rivayetler sened ve metin tenkidi bağlamında ele alınıp incelenecektir. Böylece insanlara bu konuda doğru bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak da her faziletli amelde olduğu gibi bu meselede de itimat ve ihticâc edilebilecek rivayetlerin nazar-ı dikkate alınmasının önemine işaret edilecektir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    COVID-19 ile Mücadelede Sosyal Koruma Sistemleri ve İşgücü Piyasaları

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Küresel çapta bir salgına dönüşen COVID-19 ile ulusal ve uluslararası düzeydeki iş birliği temelindeuygulanan politikalar üzerinden mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Başta işgücü piyasaları olmak üzere,üretim, tüketim, ticaret ve küresel tedarik zincirleri gibi pek çok alan COVID-19’dan etkilenmektedir. Kamusağlığının korunması amacı ile başlayan politikalar COVID-19 kriziyle mücadele sürecinde çeşitlenmiş;ekonomik, sosyal ve politik düzleme de taşınmıştır. COVID-19 öncesinde dünya ekonomilerinin çoğu için bazıtemel ekonomik göstergeler (borç, istihdam düzeyi) kötü bir performans göstermekte olduğundan COVID-19ile mücadeleye yönelik politika ve stratejiler bu mevcut koşullardan etkilenmiştir. Bazı bölgelerde veekonomilerde enformel istihdamın payının yüksek olduğu görülmektedir. Son dönemlerde UluslararasıÇalışma Örgütü (ILO)’nün de desteğiyle, enformel ekonomiden formel ekonomiye geçiş sürecine ilişkin bazıdüzenlemeler, stratejiler ve kurallar ön plana çıkmaktadır. Bu tavsiyeler içerisinde en önemlisi, ülkelerin sosyalkoruma planlarına ilişkin olmaktadır. Mevcut ulusal düzenlemelerle, sosyal yardım ve desteklerin dışında kalanenformel ve ev-temelli çalışanların kapsanması; genişletilecek sosyal koruma sistemi kapsamı ile mümkünolacaktır. Bu kapsamın genişletilmesinin önemi gelir ve iş kayıplarının yaşandığı COVID-19 ile daha çokanlaşılmıştır. Bu noktada, devletlerin müdahalesi ve bu alanda gerekli düzenlemeleri yapması yönündevatandaşlarından gelen talebe ne ölçüde cevap verebildikleri de ayrıca politik ekonomi açısından bakıldığındayeni bir yapılanma sürecinin de işareti olmaktadır. Bu çalışma, enformellik ve sosyal koruma kavramlarıüzerinden COVID-19 ile mücadele politikalarına yer vermeye çalışacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    COVID-19 Salgın Sürecinde Yaşlılağa Bakış: 280 Karakter Yaşlılar Hakkında Ne Söylüyor?

    Taşdelen, Birgül

    Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 koronavirüs hastalığını (COVID-19) bir pandemi olarak ilanettikten sonra, COVID-19 virüsünün yayılmasına engel olmak için ülkemizde ve dünya çapında ciddi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri de 65 yaş ve üstü bireylere getirilen sokağa çıkma yasağıdır. 65 yaş ve üstübireylere getirilen sokağa çıkma yasağı koruyucu olmayı amaçlasa da, COVID-19 vaka ve ölüm oranlarınınyüksek bir yüzdesinin 65 yaş ve üstü bireylerden oluşması, bu hastalığın bir “yaşlı hastalığı” olarakalgılanmasına ve COVID-19’un etkilediği en dezavantajlı grup olmasına dayanak oluşturmuştur. COVID-19öncesi dönemde de yaşa dayalı ayrımcılıklarla karşı karşıya olan yaşlı bireyler, pandemi sürecinde gerek politiktartışma ve düzenlemelerde gerekse haber söylemlerinde yapılan yaş vurgusu nedeniyle, sadece günlük hayattadeğil, çeşitli medya ortamlarında da şiddetli ayrımcı tutumlara maruz kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşlılarayönelik ayrımcılığın yansıdığı medya ortamlarından biri de sosyal ağlardır. Sosyal ağlar üzerinden Covid-19nedeniyle yaşlı yetişkinlerin durumuyla ilgili gerçek endişelerin yanında, yaşlılar hakkında olumsuz içeriklerede rastlanmaktadır (Jimenez vd., 2020: 1662). Buna göre söz konusu çalışma, COVID-19 nedeniyle sosyalmedyada yaşçılıkla ilgili içeriklerin Twitterdaki yansımalarını incelemektedir. Çalışma kapsamında 21 Martve 12 Mayıs 2020 tarihleri arasında Twitter üzerinden atılan toplam 221 tweet içerik analiz yöntemi iledeğerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, COVID-19 nedeniyle yaşlılara yönelik rahatsız edici içerikler,korku ve panik içinde olan ve bu nedenle yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini belirten tweetlere göre oransalolarak daha fazladır. Ayrıca atılan tweetlerde COVID-19’un çoğunlukla yaşlıları etkilemesinden dolayıönemsizleştirildiği şeklindeki paylaşımlara da rastlanılmıştır. Dolayısıyla, salgın boyunca Twitter’da yaşlıinsanlarla ilgili kaygı ve ilginin azaldığı ve yaşçılık söylemlerin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Acil sonuçlarsadece yaşlı yetişkinlere yönelik dışlanma söylemlerini teşvik etmekle kalmamakta, 65 yaş üstünün “tedbirli” olmasından çok tehlikeli oldukları ve toplumun yaşlı yetişkinlere ihtiyaç duymadığı şeklinde bir algıoluşturmaktadır. Sonuç olarak yaşlılara yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların, gündelik hayatın bir uzantısısayılan ve kriz anında bile bağlantıda kalmamızı sağlayan soyal medya platformlarından biri olan Twitter’daşiddetlenmeye başlaması, pandemi sürecinde yaşlıların günlük yaşam biçimlerini karmaşıklaştırmasınınötesinde, kuşaklar arası gerilimin yoğunlaşmasına da neden olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex7TR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Yerel Kuru Fasulye (Phaseolus vulgaris L.) Genotiplerinin Tane Verimi, Verim Unsurları ve Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi

    Sirat, Abdulveli

    Bu araştırma, karasal iklimlerin karakteristik özelliğini taşıyan Gümüşhane ili Şiran ekolojik koşullarında Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinden toplanan 12 yerel fasulye genotipinin tane verimi, verim unsurları ve bazı kalite özelliklerini belirlemek için yürütülmüştür. Deneme 2017 ve 2018 yıllarında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. İki yıl ortalamalarına göre, ekimden çiçeklenme başlangıcına kadar geçen sürenin 39.30-45.40 gün, hasat olgunluk süresinin 113.33-120.17 gün, bitki boyunun 56.32-60.67 cm, ilk bakla yüksekliğinin 10.54-11.50 cm, bitkide bakla sayısının 9.47-10.45 adet, bakla uzunluğunun 7.35-10.29 cm, baklada tane sayısının 2.95-5.77 adet, tane verimi 185.07-277.68 kg da-1, 100 tane ağırlığının 32.27-43.00 g ve protein oranının %18.97-24.32 arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek dekara tane verimleri GF1 (277.68 kg da-1) ve GF2 (273.74 kg da-1) genotiplerinden elde edilmiştir. Bu genotipler çiçeklenme başlangıcı ve hasat olgunluk süresi bakımından daha erkenci oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca bu genotipler bitkide bakla sayısı, bakla uzunluğu, baklada tane sayısı, 100 tane ağırlığı ve protein oranı açısından da en yüksek değere sahip olmuşlardır. Bu nedenle Gümüşhane-Şiran ekolojisine benzer şartlarda GF1 ve GF2 genotiplerin yetiştirilmesi önerilmektedir

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Adsorption Of Methylene Blue from Aqueous Solution with Sulfuric Acid Activated Corn Cobs: Equilibrium, Kinetics, and Thermodynamics Assessment

    Baltaci, Cemalettin; Gundogdu, Ali; Duran, Celal; Bozbeyoglu, Pinar

    Three adsorbents with different characteristics were produced in this study by activation of sulfuric acid with different concentrations, from corn (Zea mays L.) cobs, which is an agricultural waste by-product resulting from harvesting. After characterization by the parameters such as Boehm titration, determination of pH-pHpzc, and methylene blue – iodine number, and IR analysis, their methylene blue adsorption potentials from aqueous medium were investigated based on equilibrium, kinetics, and thermodynamics evaluations. This study aims to examine the effects of relatively dilute and concentrated acids on the activation process and to gain an economic value to waste materials through the production of a new adsorbent. It was observed that the initial solution pH did not have a significant effect on the adsorption efficiency. The adsorption process reached the equilibrium at the end of the first 120 minutes, and the kinetic data fit the pseudo-second-order kinetic model. Langmuir adsorption capacity (295.5 mg/g) of the adsorbent produced by activating with 50% sulfuric acid was found higher than those produced with 75% and 98% acids. An increase in ambient temperature effected the adsorption positively. As a result, in this study, very low-cost adsorbents were produced from the waste by-product corn cobs, and a new approach was proposed for cleaning wastewater containing dyestuffs.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Translating culture: Translation of Ayşe Kulin’s novel Veda: Esir Şehirde Bir Konak as Fairwell: A Mansion in Occupied İstanbul

    Yalcin, Elif Guvendi; Dost, Betül Özcan

    Cultural studies play an important role in translation studies, which has a nature suitable for interdisciplinary studies. Studies on the translation of cultural elements show the multifaceted nature of translation, increase awareness about culture and help us see the burden on translators. The aim of this study is to reveal the translation strategies used in the translation of cultural elements in Ayşe Kulin’s novel Veda as Farewell: A Mansion in Occupied Istanbul by Kenneth J. Dakan from Turkish into English. Cultural elements in the study are categorized as Ecology; Material Culture; Social Culture; Organizations, Customs, Ideas, Procedures, and Concepts; Gestures and Habits in accordance with Peter Newmark’s categorization of cultural elements. The category of Proverbs and Idioms were also added to the categorization. Three example sentences (except the heading Art) were chosen for each category. These examples were chosen as they represent their categories in the most clear and explanatory way. The translation of the chosen cultural elements were analysed within the framework of the following translation strategies: Literal translation; Translation of Meaning; Use of Cultural Element itself by Adding Explanation or Footnotes; Translation of the Meaning or Function without Translating the Cultural Element itself; Free Translation and Deletion. As a result of the descriptive and comparative analysis, it was found out that the translator did not use one single translation strategy. Instead, he used different translation studies during the translation process and this way overcame the difficulties risen due to cultural elements. Furthermore, the translator also used the strategy of not translating the cultural element, which was not put forth in the beginning of the study. It was also seen that the strategy 3.2 was the most common and the strategies 2.2. and 5.2. were the least common. It was also revealed that the translator did not benefit from the strategy 3.1 at all and sometimes preferred “no translation”, which was not one of the determined strategies in the beginning of the study

    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Analysis of the Relationship Between Defence Spending, Arms Import and External Debt in Turkey: ARDL Bound Testing Approach

    Şahingöz, Burak; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri

    Debt and deficits are important for an economy, and deficit spending policy positively affects economic growth. However, if external debt increases too much, it may also lead to economic problems. In the literature that was given relatively little information to defence spending contributing substantially to government debt level in the studies focused on the determinants of debt. Turkey is a country allocating more funds to its defence spending and arms import in recent years. Therefore, to what extent its defence expenditures and arms import is effective in increased debt stock is a subject of debate. To conclude this issue, this study examines the relationship between defence spending, arms import, and external debts through ARDL bund test with annual data for the 1975- 2017 period. The findings show that there is a positive and statistically significant relationship between defence expenditures and arms import and foreign debt in the short and long term.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Evaluation of Some Narrations Aboutthe One Who Abandons Prayer

    Gözün, Abdulvehhab

    The importance of performing compulsory prayers which is the second of the five pillars of Islam and the fact that the person will be subjected to some penalties if she/he abandons it are stated in various sources. However, in this context, it is very important to study the authenticity of the punishment related narrations that expressed among the public concerning the state of the one who abandons prayer. The punishments that are expressed to frighten people, even though, have an intention to guide them to pray must be based on the Qur'an or the Sahih Sunnah. Otherwise, this situation brings with it some big problems such as deciding on behalf of Allah (c.c.) or lying on behalf of the prophet (pbuh). In addition to this, expressing such punishments may have a negative effect on people, on the contrary to the expected positive effect and can cause them to even move away further from prayer. For that reason, this research aims to examine the source reliability of the narrations which indicating the amount of punishment expressed in certain numbers, such as the punishment for leaving one daily prayer is to burn in the hellfire for eighty years. Thus, it will be tried to determine the unfounded narrations in this regard that should not be respected. Also, another purpose of this research is identifying other narrations that are in the main hadith sources about the status of those who abandoned prayer at a time and conveying the authentic information on this subject to people. Finally, both matters are considered to be extremely important.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Eyalet Ahkâm Defterleri Çerçevesinde Akçaabat’ın Sosyal ve Hukuki Durumu (1742-1800)

    Gök, İlhan

    Osmanlı taşrasında yaşayan yöneten ve yönetilen sınıfına mensup kişiler yaşadıkları bölgelerde zaman zaman bazı problemlerle karşılaşmışlardır. Yönetilen sınıfına mensup olan halk karşılaştıkları problemlerin çözülmesi için genelde yaşadıkları yerdeki kaza mahkemelerine başvururlardı. Kaza mahkemelerinde verilen karara razı olmayanlar üst mahkeme olan ve aynı derece temyiz görevine sahip Divan-ı Hümayun’a başvururlardı. Yöneten sınıfına mensup kişiler için ise durum bundan biraz daha farklıdır. Osmanlı Devleti kamu hizmetini yürüten timar sahiplerinin yaşadığı problemin çözülmesi için üst dereceli mahkemede yargılama yoluna gitmiştir. Divan’a gelen şikâyetler önceleri Mühimme defterine kaydedilirken 1649’da Şikâyet, 1742’den itibaren ise Eyalet Ahkâm defterlerine kaydedilmiştir. Bu çalışmada 1742-1800 tarihleri arasında Akçaabat kazasında meydana gelen şikâyet kayıtlarından yola çıkılarak Akçaabat kazasında yaşayanların sosyal ve hukuki durumuna değinilmiştir. Buna göre Akçaabat kazasında ve çevresinde kamu hizmetini yürüten yönetici sınıfına mensup kişiler reayaya göre daha fazla problemlerle karşılaşmışlardır. Bu problemler arasında timar ve vergiye yapılan müdahaleler vardır. Timara yapılan müdahaleler genelde timar sahiplerinin birbirine yaptığı müdahale olarak görülürken vergi konusunda ise halkın müdahalesi şeklinde görülmektedir. Vergi ve timara yapılan müdahalelerde yönetilen sınıfına mensup bazı gruplar birleşerek eşkıyalık faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Bu durum bölgenin güvenliğinin sağlanmasında birtakım sıkıntılara sebep olurken aynı zamanda timar sahiplerinin gelirlerinin tahsil edilmesinde önemli bir engel olmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Impact of Risk Factors in Practice on Anxiety Level of Nursing Students

    Ulutaşdemir, Nilgün; Tuna, Hasan; Şahan, Ozan

    Aim: This descriptive study was realized to determine the hazards and risk encountered by the nursing students during clinical practise and to identify their effects on anxiety levels. Method: The population of this cross-section, descriptive study consisted of nursing students (N:353 persons) in the second, third and fourth years at university in October-November 2017. The whole population was included in the study, and except for the students who dint participate during the lessons and who refused taking part in the survey 288 participants were included in the study. The data of study were collected using a questionnaire including socio-demographic characteristics, risks and hazards arising from environment, Health Worker Safety Scale and Beck Anxiety Scale in the classroom situation. The data were analyzed by using frequency, t test, ANOVA and correlation. Results: The Beck Anxiety Scale mean scores of those satisfied with the hospital were found to be higher than that of those unsatisfied. The Health Workers’ Safety Scale mean scores of those who worked and were satisfied with the hospital were found to be higher than that of those unsatisfied. Conclusion: This study was found that the students had occupational safety but experienced moderate anxiety.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Türkmen Türkçesinde Metafor Yoluyla Oluşturulan Birleşik Adlar

    Gökçür, Engin

    Bir sözcük ya da kavramın ilgi ve benzetme neticesinde söz konusu anlamının dışında farklı bir anlam ifade edecek şekilde kullanılmasına metafor adı verilir. Metaforlar daha somut ve göreceli olarak yapılandırılmış bir alanla (hedef) daha soyut ve yapılandırılmamış bir alan (kaynak) arasındaki kavramsal eşleştirme süreci olarak nitelendirilebilir. 17. yüzyıla kadar yerleşik hayata geçemeyen Türkmen Türklerinin dil ürünlerinde göçebe yaşam tarzının izleri belirgin bir şekilde görülür. Türkmen Türkçesinde metaforla oluşturulan birleşik adlarda Türklerin yaşam tarzının, hayata bakış açılarının, kültürel değerlerinin yansıması görülür. Bu bağlamda insanoğlunun günlük yaşamında en çok kullandığı temel kavramlarla ilgili organ, renk ve sayı adlarının Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan sözcüklerin çoğunluğunu oluşturduğu görülür. Halı, kilim, battaniye, giyim eşyaları, başörtüsü gibi el sanatlarına bağlı eşyaların ve nakışların adlandırılması benzetmeye dayalı metaforların kavramlaştırma ve somutlaştırma olanakları ile sağlanmıştır. Bunun yanında bitki, eşya, nesne, yer ve hayvan adlarının teşekkülünde yine metaforlaştırılan kavramların kullanıldığı görülür. İnsanların fiziksel ve karakter özelliklerinin de benzetme amacı güdülerek birtakım metaforlarla ifade edildiği görülür. Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan birleşik adlar, birleşiği oluşturan unsurlarına göre üç başlık altında incelenmiştir. Birinci başlık altında birinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar; ikinci başlık altında ikinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar incelenmiştir. Üçüncü başlık altında ise her iki bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar ele alınmıştır. Bu gruptaki birleşik adlar kendi içerisinde 8 alt başlıkta incelenmiştir. Makaledeki veriler Türkmen Türkçesi üzerine oluşturulan sözlüklerden elde edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Poetry and Poet from the Eyes of Leylâ Hanım

    Tılfarlıoğlu, Musa

    Poetics is the name given to the whole of the views and rules that poets literally adhere to or value while writing poetry. Therefore, poets and their traditions must have a written or unwritten poetics. Poets in a poetry tradition do not have individual poetics. The effects of temperament, talent and education differences can be seen in the poems of divan poets who try to sing the most beautiful poems of the same poetry style. But these differences are not in a dimension to change the poetics of the poetry tradition in which they are included. Their poetics are predetermined by the poetry tradition they belong to. For this reason, divan poets did not need to write a poetics in a modern sense. Divan poets, whose subjects are poetry and poetry, used the traditional material of divan poetry in their depictions for poetry and poetry. Divan poet wanted to reveal that he wanted to gain the appreciation of the literary and social environment by showing his poetic talent and the beauty of his poems by writing humorous and impressive poems. In this study, which we conducted in order to provide material and contribution to the studies of the poetics of poets in Classical Turkish poetry, the opinions about the poetry and poet that Leylâ Hanım expressed in her poetry, the meanings she placed on these two concepts, the words she used for poetry and the poet, the simulations she made, characteristics and properties of these concepts have been investigated. Briefly, the poet's thoughts about poetry and poet, the poetry and poetry must have been tried to be revealed. It was attempted to find out whether there was a different opinion in Leylâ Hanım Divan that distinguished her from the male poets of the period. The scarcity of female poets in our poetry tradition increases the importance of Leylâ Hanım's views on poetry and poet.

  • MakaleAçık Erişim2020
    New Literature and Generations

    Ayyildiz, Mustafa

    When life of societies is taken into consideration, it is seen that generations rather than individuals are effective in shaping social order and goals. Generations generally come into existence as creator of a school, a trend. As in the schools, a thesis-antithesis situation sharply separates them from others. In this respect, the harmony of language understanding ensures the continuity of a previously developed understanding. What is said for the generation is also valid for to literary circles in a special sense. The literary generation, on the other hand, is the name given to a special field by generations that are formed around literary precious issues. In shaping the literary generation, the period, schools, post-Tanzimat western examples play a role. The most striking point in our literature of the last hundred and fifty years, which was subjected to many names such as "The Age of Westernization", "The Age of Searches", "Modern Literature", is that it includes a lot of schools, names, movements and therefore generations. First generation of Tanzimat is that it was led by the team which was composed of Şinasi, Namık Kemal, and Ziya Pasha. The Tanzimat generation pioneered the intellectual currents of the era and was the first in all moves. The second generation of Tanzimat is the generation also called "Hamit-Ekrem-Sezai" School, represented by Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem and Samipaşazade Sezai. This generation is above all indifferent to social and political issues. In their perspective, art is a field that aims at aesthetic competence that deals with individual suffering, not social benefit. The third generation of the intermediate generation of modern literature consists of names such as Nabizâde Nazım, Mehmet Celal, Mehmet Ziver and Fazlı Necip who could not have a very bright place in the history of literature. This generation is a group of 25-30 people who succeeded in bringing a change to the face of literature in the field of perception and style. The most remarkable aspect of the era is that it brought magazine publishing rather than journalism to a very good stage. Servet-i Fünûn generation, which is the 4th generation of modern literature, is a very influential group that has made a name for itself in the last hundred and fifty years. Like the artists of this period, its works were also sickly and pale

  • MakaleAçık Erişim2020
    Beton Yol Uygulamalarında Derz Türlerine Göre Düşey Deplasman Oluşumlarının İncelenmesi ve Maliyet Analizi: Trabzon-Rize Örneği

    Akpinar, Muhammet Vefa; Seferoğlu, Mehmet Tevfik; Güneş Seferoğlu, Ayşegül; Çelik, Muhammet

    Türkiye'de beton yolların kullanımı her geçen gün artmaktadır. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 10.000 km'nin üzerinde beton yol bulunmaktadır. Bu çalışmada, Trabzon ve Rize İllerinde yapılan beton yol uygulamaları incelenerek yaygın olarak kullanılan kaplama kalınlığı ve beton basınç dayanımı belirlenmiştir. Karadeniz Teknik Üniversitesi Hızlandırılmış Yol Tesisinde örnek kaplama modeli hazırlanmış ve gerçek trafik yüklemeleri altında beton kaplamaların düşey deplasman değişimleri incelenmiştir. Farklı derz türleri (hasır donatılı yarım derz, donatısız yarım derz, dolgulu tam derz ve dolgusuz tam derz) kullanılarak fayda ve maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, derzlerin yarım derz olması ve kaplamada donatı kullanılması, donatısız yarım derzlere göre 1.3 kat, dolgulu tam derze göre yaklaşık 4 kat, dolgusuz tam derzlere göre ise yaklaşık 9 kat daha az düşey deplasman oluşmasını sağlamaktadır. Ayrıca yapılan maliyet analizlerine göre kaplamalarda hasır donatının bulunması, beton kaplama maliyetine km’de 38.002,76 TL (%11,6) fiyat farkı oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında, beton kaplamalarda yarım derz yapılmasının ve hasır donatının kullanılmasının kaplama derz bölgelerindeki faydasına oranla maliyetinin oldukça düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca mevcut tam derzli beton yollarda %7'lik ilave bir maliyet ile derzlerin içinin bitüm esaslı dolgu malzemesi ve kauçuk levhalarla kaplanmasının, düşey deplasman değerlerini en az yarı yarıya azaltılabileceği ve bu sayede kaplama ömrünün uzatılabileceği tespit edilmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Karadere Çayı Taşkını (Araklı -Trabzon)

    Işık, Fatih; Zeybek, Halil İbrahim; Çağlak, Savaş; Bahadir, Muhammet

    Taşkınlar ülkemizde son yıllarda değişen iklim şartları ile birlikte daha sık yaşanan doğal afetlerdir. Taşkınlara bağlı olarak birçok can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Bu çalışmada taşkınların çok yaşandığı Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan Trabzon’a bağlı Araklı ilçesinde 18 Haziran 2019 tarihinde meydana gelen taşkının coğrafi nedenleri incelenmiştir. Oluşan taşkın, Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe ve Yüceyurt mahallelerinde 10 kişinin yaşamını yitirmesine, çok sayıda meskenin de yıkılmasına sebep olmuştur. Taşkının yaşandığı Karadere Çayı havzasında yaşanması muhtemel taşkınların risk analizi yapılarak taşkına duyarlı alanlar belirlenmiştir. Çalışmada sahaya yönelik afet raporları, sayısal yükseklik, meteorolojik, akım ve jeolojik verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak Çok Kriterli Karar Verme yönteminin bir metodu olan Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Taşkın duyarlılık analizi için mevcut yöntemlere farklı parametreler eklenerek oluşturulan üç ayrı teknik ile haritalar üretilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Karadere Çayı’nın bazı kıyı kesimleri, Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği yer ve Araklı şehir merkezi taşkına en duyarlı alanlar olarak tespit edilmiştir. Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği saha 18 Haziran 2019’da yaşanan taşkının ana merkezini oluşturmaktadır. Ayrıca sahada taşkınla birlikte yaşanan heyelan olayları da taşkının etki derecesini artırmış, çamur akıntısı oluşumuna neden olmuştur. Analiz sonuçları ve yaşananlar göstermektedir ki sahada bundan sonrada taşkın olasılığı yüksektir. Bu nedenle çalışmanın, yöneticiler ve karar vericiler tarafından muhtemel olumsuz sonuçların engellenmesi adına dikkate alınması beklenmektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex17TR Dizin13
    TR Dizinİncele