Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    İnternette ağızdan ağıza pazarlama faaliyetini motive eden faktörler: Gümüşhane, Trabzon ve Giresun örneği

    Hande Kurt

    İnsanlar günümüzde birçok yöntemle uygulanan pazarlama mesajlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu nedenle güvenilir tavsiyelere olan ihtiyaç her geçen gün artmakta ve tüketiciler farklı arayışlara girmektedirler. Bu aşamada ağızdan ağıza pazarlama tüketicilerin bağımsız ve objektif bilgi kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlama tüketici kararlarını etkileyerek satın alma davranışını yönlendirmektedir. Geleneksel ağızdan ağıza pazarlama 1960 yılından bu yana araştırma konusu olsa da günümüzde teknolojik gelişimler dolayısıyla daha geniş ve kapsamlı olan elektronik ağızdan ağıza pazarlama kavramı yaygınlaşmıştır. Teknoloji ve internetin gelişimi, insanlara sosyal ortamlarda görüşlerini ve diğer tüketicilerin mal ve hizmet deneyimlerini paylaşmasına yani elektronik ağızdan ağıza iletişime olanak tanımaktadır. Elektronik ağızdan ağıza pazarlama etkinliği üzerinde yoğun bir ilgi vardır. Bu konuda birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, internet kullanıcılarının bir ürün ya da hizmeti satın alırken sosyal ağlarda yaptıkları bilgi paylaşımı ve bu paylaşımları okurken tüketicileri motive eden faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Ağızdan Ağıza Pazarlama, Elektronik Ağızdan Ağıza Pazarlama, Sosyal Ağlarda Ağızdan Ağıza Pazarlama

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Hareketli platformlarla fotogrametrik hacim hesabı üzerine bir çalışma

    Sedat Güner

    Gelişen algılayıcı sistemler ve hızla artan konumsal bilgi ihtiyacı karşısında harita yapım sistemlerinin de vizyonu sürekli değişmektedir. Buna paralel olarak günümüz harita üretim sektörü için hareketli platformlar üzerinde birkaç farklı algılayıcının birlikte kullanıldığı doğrudan konum bilgisini üreten sistemler geliştirilmektedir. Mobil Harita Yapım Sistemi (MHYS) denilen bu sistemler ilk kulanım alanı olan yol envanterinin çıkarılması ve yol üst yapı ve çevresinin görüntülenmesi, izlenmesinin yanında bu günkü geldiği noktada pek çok mühendislik çalışmalarında konum ve obje geometrisi belirleme alanlarında da sıklıkla kullanılmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ve paralelinde görüntü işleme tekniklerinin de artan kullanımı MHYS?lerin konum ve geometri bilgisi üretmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, yukarıda anılan pahalı sistemlere karşın oldukça ucuz olmasının yanında uzaktanlığını (detay temassızlığını) koruyan bir ölçme sitemi olarak tasarlanan GPS destekli hareketli yersel fotogrametrikölçme sisteminden kamera görüntüleri ve dış yöneltme parametreleri elde edildi. Elde edilen bu bilgiler kullanılarak otomatik görüntü eşleme teknikleri ile yüzey modelleri çıkartıldı. Bu yüzey modellerinin hacimsel analiz çalışmalarında kullanılabilirliği için sonuçları analiz edildi. Anahtar Kelimler: Yersel Fotogrametri, GPS, Fotoğraf Kamerası, Doğrudan Konumlandırma, Görüntü Eşleme, Hacimsel Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Alpu (Eskişehir) yöresi miyosen yaşlı kömürlerin element jeokimyası

    Ejder Yapıcı

    Çalışma alanı, Alpu (Eskişehir)?nun kuzeybatısında Kızılcaören ve Çavlum köyleri arasında yer almaktadır. Neojen yaşlı çökeller ile kaplı olan bölgede stratigrafik istif, MTA Genel Müdürlüğü'ne ait ruhsatlarda yapılan araştırma ve rezerv sondajları ile belirlenmiştir. Sahada temel kayaçlarını Triyas yaşlı metamorfitler ve Jura-Kretase yaşlı ofiyolitler oluşturur. Temel kayaçları üzerine uyumsuz olarak Miyosen yaşlı çökeller gelir. Miyosen yaşlı çökellerin tabanında çakıltaşı, kumtaşı ve kiltaşından oluşan ml serisi yer alır. Üzerine gelen m2 serisi tabandan tavana doğru yer yer çakıllı, yeşil renkli kiltaşı, kömür, gri renkli kumtaşı, koyu gri yeşil renkli silttaşı kiltaşı, kömür ve yeşil renkli kiltaşı, kumtaşı, ince taneli çakıltaşı ardışımından oluşan bir istif sunar. Daha üstte ise yer yer gözlenen kireçtaşı ve çakıltaşından oluşan m3 serisi ile gevşek çimentolu çakıltaşı, kiltaşı düzeylerinden oluşan Pliyosen çökelleri yer alır. Sahada yapılan 5 adet sondajda alt ve üst damar halinde kesilen kömürlerden alınan örneklerin yaklaşık (proximate) ve element (ana ve iz element) analizleri tez kapsamında değerlendirilmiştir. R-37 (Danişment), R-70, R-145 (Çavlum), R-160 ve R-194 (Sevinç) sondajlarına ait kömür örneklerinin havada kuru bazda ortalama kül içeriği sırasıyla % 59.97, % 39,8, % 29.5, % 43.1 ve %60.7, ortalama sabit karbon içeriği sırasıyla % 14.54, % 22.8, % 26.9, % 18.97 ve % 10.1, ortalama alt ısıl değeri sırasıyla 2104 kcal/kg, 3105 kcal/kg, 3783 kcal/kg, 2615 kcal/kg ve 1794 kcal/kg olarak hesaplanmıştır. Ortalama en düşük kül, ortalama en yüksek sabit karbon ve buna bağlı olarak da ortalama en yüksek alt ısıl değer Çavlum yöresi kömürlerine aittir. En yüksek ortalama toplam nem içeriği, % 9.57 ile R-160 sondajına, en düşük ortalama toplam nem içeriği ise % 3.8 ile R-37 sondajına aittir. En yüksek ortalama uçucu madde miktarı % 30.6 ile R-70 sondajında, en düşük ortalama uçucu madde miktarı % 23.69 ile R-37 sondajında hesaplanmıştır. En yüksek ortalama toplam kükürt içeriği % 4 ile R-160 sondajına, en düşük ortalama toplam kükürt içeriği % 0.79 ile R-37 sondajına aittir. Alpu sahası, Miyosen yaşlı kömürlerde tespit edilen ana elementler Na, Mg, Al, Si, P, K, Ca, Ti, Mn, Fe ve S olarak sıralanabilir. Üç yöreye ait kömürlerin ana element içerikleri Dünya kömürleri ana element ortalamasına göre oldukça zenginleşmiştir. Çalışma konusunu oluşturan kömürlerin ana element zenginleşme faktör değerleri Mn, P, K ve Ca?da<1 dir ve üst kıtasal kabuğa göre tükenmişlerdir. Diğer ana elementlerde ise üst kıtasal kabuğa göre zenginleşme söz konusudur. İncelenen kömür örneklerinin kül içeriği, Danişment yöresinde Si, Al, Ti ve Fe, Çavlum yöresinde K, Si, Al ve Ti, Sevinç yöresinde ise sadece P ve Si ile pozitif korelasyon göstermektedir. İncelenen kömür örneklerindeki bazı iz elementler ise V, Cr, Ni, Cu, Zn, Rb, Sr, Ba, Pb ve Zr olarak tespit edilmiştir. Üç yöreye ait kömür örneklerinin iz element zenginleşme faktör değerleri <0.01 dir. Dolayısıyla üst kıtasal kabuğa göre de aşırı derecede tükenmiştir. İncelenen kömür örneklerinin kül içeriği Danişment yöresinde V, Cr, Ni ile, Çavlum yöresinde Cr, Ni, Sr ve Zr ile, Sevinç yöresinde ise Zr ile pozitif korelasyon göstermektedir. Bütün bu veriler, Alpu havzası Miyosen yaşlı kömürlerin düşük ranklı olduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kömür, Element jeokimyası, Yaklaşık analiz, Miyosen, Alpu,

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    PVC katkıların betonun mekanik ve özelliklerine etkileri

    Pınar Erkuş

    Bu çalışmada PVC katkılı betonların katkısız (referans) betonlara göre mekanik ve fiziksel özelliklerindeki değişimlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Bunun için çalışmada tüm agrega hacminin %10, %20 ve %30 oranlarında PVC toz ve granüller katılarak normal ve yüksek dayanımlı betonlar üretilmiştir. Betonlar üzerinde çökme, kuru ve doygun birim hacim ağırlık, basınç, kapiler su emme, ultrasonik ses geçiş hızı ve yüzey sertliği testleri yapılmıştır. PVC katkı oranı arttıkça betonların fiziksel ve mekanik özelliklerinde önemli değişimler tespit edilmiştir. Referans betona göre %10,%20 ve %30 Toz PVC katkılı betonlarda birim hacim ağırlık sırasıyla ?%4, %8 ve %13 daha düşük çıkmıştır. Granül PVC katkılı betonlarda bu oranlar yarısı kadardır. Basınç dayanımların da da aynı paralelde düşüşler görülmüştür. PVC oranı arttıkça Kapiler su emme miktarlarının azaldığı görülmüştür. Bu azalma Toz PVC katkılı betonlarda ~%50, Granül PVC katkılı betonlarda ~%10-35 arasındadır. Aşınma miktarlarına bakıldığında genel olarak azalmalar görülmektedir. Bu azalma yüksek dayanımlı Toz ve Granül PVC katkılı betonlarda %27 ile %77 arasındadır. Genel olarak PVC katkı oranı arttıkça aşınma direncinde azalma olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aşınma, Atık, Beton, Beton basınç dayanımı, Birim hacim ağırlık, Hafif beton, Kapilarite, Katkı oranı, PVC

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Karşıt akışlı konik vorteks tüp karakteristiklerinin incelenmesi

    Yiğit Serkan Şahin

    Vorteks tüpler dışarıdan herhangi bir kimyasal etki ve ısı transferi olmaksızın, basınçlı gaz akışını, sıcak ve soğuk olmak üzere iki ayrı akışa ayıran basit yapılı mekanik cihazlardır. Vorteks tüplerle ilgili deneysel çalışmaların büyük bir kısmı silindirik vorteks tüpler kullanılarak gerçekleştirilmiş olup konik vorteks tüplerin kullanıldığı çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Kurulan deney düzeneğinde, literatürde önerilen bir vorteks üreteci kullanılarak farklı koniklik açıları (ß=0÷6º), giriş basınçları (Pi=2÷5 bar), tüp uzunlukları(L/D=6÷12) ve tapa konumlarının(TK=L-5÷L+10) konik vorteks tüplerin performansına etkileri incelenmiştir. Vorteks tüplerin sıcak ve soğuk çıkışlarındaki akışkan sıcaklık farkları dikkate alınarak konik ve silindirik vorteks tüplerin performansları mukayese edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda vorteks tüplerin performansının kritik bir koniklik açısına kadar arttığı, bu açıdan sonra ise azaldığı görülmüştür. Elde edilen bulgulardan kritik koniklik açısı 2º olarak tespit edilmiştir. Tapa konumunun, incelenen diğer parametreler içinde vorteks tüp performansı üzerinde en az etkiye sahip olan parametre olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Enerji ayrışması, Konik vorteks tüp, Vorteks tüp, Vorteks üreteci.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kalite iyileştirme çalışmalarının müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakatine etkisi: Erzurum ilinde bir uygulama

    Murat Kurnuç

    Günümüz işletmeleri, artan rekabet nedeniyle kalite iyileştirme çalışmalarına daha fazla önem vermek durumundadır. İşletmelerin, taleplerin sürekli değiştiği zorlu rekabet ortamına adapte olup ömürlerini devam ettirebilmeleri için kalite kaçınılmaz bir etkendir. Kalite iyileştirme çalışmaları müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyeti de müşteri sadakatini sağlayarak mevcut pazar paylarının korunması ve zamanla geliştirilmesi üzerinde belirleyici olmaktadır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde hizmet, kalite, müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati ve çalışmamızla alakalı benzeri konularda ön bilgi olması amacıyla literatür taraması yapılarak özet bilgiler paylaşılmıştır. Dördüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir.Beşinci bölümde ise çalışmanın ana amacı olan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerinde, oluşan memnuniyet düzeyinin ise müşteri sadakati üzerinde ne derece belirleyici olduğunu ortaya koymak üzere yapılan alan araştırması neticesinde elde edilen verilerin analizine ve yorumlara yer verilmiştir. Bunun için Erzurum ilinde havayolu kullanıcıları ile yüzyüze anket çalışması uygulanmıştır. Sonuç olarak da hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasında, hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında ve müşteri memnuniyeti ile müşteri sadakati arasında doğru yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Personel güçlendirme yönetiminde güçlendirici liderlik davranışları uygulaması: Kemer bölgesi beş yıldızlı otel işletmeleri örneği

    Gözde Aras

    Örgütler, rekabet avantajı kazanabilmek amacıyla uygulanan personel güçlendirme yönetimi, modern yönetim ve örgüt uygulamaları arasında önemi giderek artan bir yapılanma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada, turizm sektörü içerisinde yer alan otel işletmelerinde personel güçlendirme yaklaşımlarından biri olan güçlendirici liderlik yaklaşımının uygulanma oranı, kemer bölgesinde yer alan beş yıldızlı oteller baz alınarak incelenmiştir. Araştırma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Literatürde yer alan kavramlar açıklanmıştır. İkinci kısımda ise anket çalışmasıyla elde edilen güçlendirici liderlik davranışlarının uygulanma derecesine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırma ölçeği, geçerlilik ve güvenirlilik analizleriyle test edilerek uygunluğu saptanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Kemer ilçesinde bulunan turizm işletme belgesine sahip otuz sekiz tane beş yıldızlı otelin çeşitli departman ve kademelerinde çalışmakta olan müdür, şef ve diğer otel personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada toplam on yedi otelin personeli tarafından doldurulmuş 373 adet anket değerlendirilmeye alınmış olup, sonuçlarının değerlendirilmesinde demografik özellikler; sorulan sorular için ise frekans dağılımlarıyla, hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.Araştırma sonrasında Kemer bölgesindeki beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlara güçlendirici liderlik davranışları uygulanmış olup bu uygulama sonucunda turizm eğitiminin, ön lisans veya lisans eğitimi almanın, mesleki deneyiminin, kişisel gelişim-mesleki eğitim programlarına katılmanın ve yabancı dil bilgisine sahip olmanın personel güçlendirme açısından oldukça önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kurumda çalışma süresinin ise personel güçlendirmeye dair herhangi bir etkisinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Liderlik, Turizm, Hizmet Sektörü, Otel İşletmeleri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kırmataş agregalı betonların basınç ve yarmada çekme dayanımlarının sınırlı oranda dere kumu karıştırılmasıyla dengelenmesi

    Aslı Bökü

    Beton malzemesinin basınç dayanımı yüksek olup çekme dayanımı ise bunun yaklaşık 1/10'u kadardır. Beton üzerine gelen yüklemeden dolayı şekil değiştirme yapacaktır; betonun çekme kuvvetinin uygulandığı kısımda şekil değiştirme uzama olarak gerçekleşir. Çekme gerilmesi yapısal hesaplamalarda özellikle bazı yapıların projelendirme aşamasında ihmal edilmemelidir; çünkü çekme etkisinde ortaya çıkan çatlakların sınırlandırılması da yine çekme dayanımının yükseltilmesiyle mümkün olabilmektedir.Bu çalışmada dere kumu ve kırmataş karışımlarıyla hazırlanan farklı tane dağılımına sahip beton karışımlarının basınç ve çekmeye karşı gösterdikleri dayanımlarını karşılaştırmak için, uygulanan deneme karışımlarında değişken olarak agrega granülimetrisi ve ince malzeme olarak dere kumu kullanılmıştır. Hazırlanan beton bileşimlerinde % 22 - % 28 - %34 - % 40 - % 46 - % 48 - % 50 - % 52 - % 54 oranlarında dere kumu karışıma dahil edilmiştir. Tanık beton olarak tasarlanan 6. ve 11. deney bileşimlerinde ise kum olarak da kırma taş kullanılmıştır. 6. beton bileşiminde % 50 kırma taş, 11. beton bileşiminde % 25 kırma taş % 25 dere kumu kullanılmıştır. Dere kumunun karışım içersindeki yüzdesi değiştikçe, 4 ? 12,5; 12,5 ? 20 mm arasında kullanılan kırmataşın karışımdaki oranı da değişmiştir. Deney sonuçlarının dere kumu eklenmesi ile değiştiği görülmüştür. Çalışma sonunda, 28 günlük basınç dayanımı dere kumu oranına bağlı olarak önce bir düşüş sonra da artış göstermiştir. Dere kumu oranındaki artışa göre yarmada?çekme dayanımında parabolik bir ilişki ortaya çıkmıştır. Böylece basınç ile yarmada?çekme dayanımı arasında ise matematiksel bir bağıntı kurulmaya çalışılmıştır.Çalışmada kırmataş agrega içerisinde yuvarlak ve kaygan dere kumu karıştırılmasıyla gerek basınç dayanımında, gerek çekme dayanımında, burada yarmada çekme dayanımında artış kaydedildiği görülmüştür. Böylece kırmataş sayesinde çekme bölgesinde oluşacak çatlaklar engellenmiş ya da sınırlanmış olurken dere kumuyla sağlanan, yerine yerleştirme kolaylığı sayesinde de betonun artan yoğunluğuna bağlı olarak basınç dayanımında da yükselme kaydedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, Dere kumu, Gerilme?şekil değiştirme,Kırmataş,Yarmada çekme dayanımı,

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının beton basınç dayanımına etkisi

    Emre Akyüz

    Bu çalışmada; resmi laboratuar beton denetiminde göz ardı edilen ya da yapıldığıkabul edilen kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının, beton basınç dayanımına,ayrıca; birim kütlesine ne denli etki ettiğine dair somut verileri elde edilerek, sonuçlarıirdelenmiştir.Genel olarak ülke koşullarında; standartlara uygun olarak, beton karıştırıcısındanalınan 15x15x15 cm boyutlarındaki küp beton numuneler 25 defa şişlenerek ya datokmaklanarak, şantiye ortamında yaklaşık 1 gün korunaklı alanda muhafaza edildiktensonra, hava koşullarına bağlı olarak ortalama 1. günün sonunda, toplam 28 gün saklanmaküzere yapı malzemesi laboratuarına taşınmakta ve orada 18-22 derece sıcaklıkta ve suiçerisinde saklanarak 28. gün sonunda beton basınç dayanımı sonucuna bakılmaktadır.Resmi kayıtlara geçen bu sonucun, şantiye kür ortamının, beton karıştırma vesıkıştırma etkisinin, hava sıcaklığı ve yağış koşullarının standartlara uygunluğuvarsayılmaktadır.Bu varsayımın doğruluk derecesinin anlaşılması amacıyla farklı koşulların hakimolduğu dört ayrı deney dizisi hazırlanmıştır.2 ve 28 günlük yağış ve sıcaklık değerleri kaydedilerek; kür ve sıkıştırmauygulanıp, uygulanmayan gözlem numuneleri basınç dayanım ve birim kütle sonuçlarıüzerinde yağış ve sıcaklık faktörlerinin etkisi hesaplanmış, gözlemlenmiştir.Bu sonuçlar ışığında; sıkıştırma, karıştırma, sıcaklık, yağış, kür gibi faktörlerin ayrıayrı beton dayanım ve birim kütle sonucuna etkisi yaklaşık olarak hesaplanmış, betonbasınç dayanımı ile birim kütlesi arasında bağ kurulmuş, beton dayanım ve birim kütlefaktörlerine etki eden parametrelerin önemi ve gerekliliği tek başına ya da beraber etkinliğigöz önüne serilmiştir.Çalışma sonunda; hava şartları ve numune sıcaklığının beton basınç dayanımıüzerinde etkisi genel olarak irdelendiğinde; kür uygulanıp, sıkıştırma uygulanmayan betonnumunelerinde önemsenecek derecede bir dayanım kaybı ya da artışı gözlemlenmemiştir.Numune sıcaklığının basınç dayanımı üzerinde etkisi de gözlemlenmemiştir. 28 günlükortalama sıcaklık arttıkça dayanım kaybı da artmaktadır. 28 günlük toplam yağış arttıkça,dayanım kaybı azalmıştır. Bununla birlikte 2 günlük toplam yağışın tüm numunelerinbasınç dayanımında belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Hava şartları ve numune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde etkisinebakıldığında; 2 günlük toplam yağış arttıkça, birim kütle kaybında azalma olduğugörülmüştür. Numune alındığında hava sıcaklığı artarken, birim kütle kaybı genellikleartmıştır. 2 ve 28 günlük toplam yağış az da olsa birim kütle kaybında azalışa nedenolmuştur. Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton numunelerinde hava şartlarının venumune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Beton basınç dayanımı ile birim kütlesi arasında kesin bir bağlantı kurulamamaklabirlikte, genellikle beton basınç kaybının fazla olduğu numunelerde birim kütle kaybınınyüksek çıktığı görülmüştür.Standart numunelerin 7 günlük basınç dayanımlarının 28 günlük basınçdayanımlarına oranı 0,73-0,87 arasında gerçekleşmiştir. Ortalama oran ise 0,81 olmuştur.Beton numuneleri ortalama 7 günde 28 günlük dayanımın yüzde 81 oranına erişmiştir.Kür uygulanmayıp, sıkıştırılan gözlem numuneleri standart numuneye göre %18,65 dayanım kaybına uğramıştır. Kür uygulanıp, sıkıştırılmayan gözlem numuneleristandart numuneye göre % 15,09 oranında dayanım kaybı göstermiştir. Kür uygulanmayıp,sıkıştırılmayan gözlem numuneleri ise standart numuneye göre % 25,16 oranındadayanımda kayba uğramıştır.Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton, yaklaşık yüzde 25 oranında dayanım kaybıgösterirken iki alt beton sınıfı özelliği göstermiştir. Kür ya da sıkıştırma faktörlerindenbirinin uygulanıp diğerinin uygulanmadığı koşullarda ise beton, bir alt beton sınıfıözelliğini temsil etmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Birim Kütle, Kür Koşulları, Sıcaklık, Sıkıştırma,Yağış

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kalite güvence sistemi uygulamaları iş süreçleri ve örgütsel performans ilişkisi: Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası örneği

    Selçuk Korucuk

    Bu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, İş Süreçleri, Örgütsel Performans.YÜKSEK LİSANS TEZİSelçuk KORUCUK2013- XIII+116 sayfaBu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, ?? Süreçleri, Örgütsel Performans

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kıbletepe (Araklı, Trabzon) yöresindeki volkanik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve maden yatakları açısından incelenmesi

    Sema Akyürek

    Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, Kıbletepe (Araklı, Trabzon) ve çevresindeki volkanik kayaçlar Geç Kretase yaşlı olup, tabanda bazalt, andezit ve piroklastları, bunların üstünde bulunan dasit, riyolit ve piroklastları ile bunları kesen bazalt ve andezit dayklarından oluşmaktadır. Çalışma alanının tabanını oluşturan bazalt, andezit ve piroklastlarının üst seviyelerinde kireçtaşı tabakaları bulunmaktadır. Bu birimleri yer yer Kuvaterner yaşlı yamaç molozları örtmektedir.Geç Kretase yaşlı volkanik kayaçlar genel olarak ayrışmış olup, Zn-Cu cevherleşmesi ve cevherleşmeyle ilişkili alterasyonlar asidik piroklastik kayaçlar içerisinde izlenmektedir. Dasitik ve riyolitik kayaçlar hyalo-porfirik ve sferulitik dokuda olup, başlıca plajiyoklas, kuvars ve hornblendden oluşmaktadır. Cevher ağsal, saçınımlı ve breşik yapıda bulunmaktadır. Pirit, sfalerit, kalkopirit ve daha az oranda fahlerz, dijenit, kovellin ve malahit cevher minerallerini oluşturmaktadır. Gang mineralleri ise kalsit, kuvars ve kil mineralleridir. Sfalerit ile kalkopirit arasında ayrılım dokusu görülmektedir.Cevherin içinde bulunduğu kayaçlar toleyitik-geçiş özelliğe sahip olup, yüksek BİYE (büyük iyon yarıçaplı elementler) ve düşük YÇAE (yüksek çekim alanlı elementler) içerikleri ve yüksek BİYE/YÇAE oranları ile yitim ilişkili kayaçların jeokimyasal özelliğini yansıtmaktadır. Cevherleşmelerin etrafındaki yan kayaçlarda genellikle serizitleşme, silisleşme, killeşme ve daha az karbonatlaşma, kloritleşme, hematitleşme ve limonitleşme türü alterasyonlar izlenmektedir. Kil mineralleri olarak illit, kaolinit, klorit, simektit ve az oranda da illit/simektit aratabakalısı belirlenmiştir.Sonuç olarak, Kıbletepe'deki volkanitler, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki masif sülfit yataklarının gösterdiği ayrışma özelliklerine benzer ayrışmalar göstermekte ve bunlardaki cevherleşme Doğu Karadeniz ada yayı volkanizmasına bağlı olarak gelişen hidrotermal kökenli sıvılarla ilişkilidir.Anahtar Kelimeler: Geç Kretase, Hidrotermal Alterasyon, Kıbletepe, Masif Sülfit, Volkanitler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Pelitli (Bayburt) granitoyidinin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi

    Gökhan Çakmak

    Pelitli (Bayburt) yöresinde yer alan Pelitli Granitoyidi'nin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma ile plütonik kayaçların gelişimleri ortaya konularak, kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır.Doğu Pontid Kuzey Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastları bulunmaktadır. Bu birimler Eosen yaşlı Pelitli Granitoyidi tarafından kesilmekte olup, tüm bu birimler Kuvaterner yaşlı alüvyon ile uyumsuz olarak örtülmektedir.Pelitli Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 15.5 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Diorit, granodiorit, granit ve tonalit bileşimli kayaçlardan oluşan Pelitli Granitoyidi, yan kayaç ksenolitleri ve mafik magmatik anklavlar (MMA) içermektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Pelitli Granitoyidi, genel olarak I-tipi, düşük-yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup genellikle metalümin az oranda da peralümin karakterlidir. Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, piroksen, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir.Granitoyidin petrolojik özellikleri incelendiğinde, gelişiminde özellikle fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğu ve az oranda da magma karışımının ve asimilasyonun rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin meta-magmatik (amfibolitik) kayaçlarının kısmi ergimesi ile türediğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Doğu Pontidler, Pelitli Granitoyidi, Petrografi, Jeokimya, Petroloji,BayburtKeywords: Eastern Pontides, Pelitli Granitoid, Petrography, Geochemistry, Petrology, Bayburt

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Üçgen kesitli kapalı ortamda engel kullanımının doğal taşınıma etkisinin sayısal olarak incelenmesi

    Buğra Sarper

    Bu çalışmada, düşey adyabatik yüzeyine engel yerleştirilen üçgen kapalı ortamdaki doğal taşınım sayısal olarak incelenmiştir. Üçgen kapalı ortamın yatay eksenle yaptığı eğimin (=0º-315º), engel uzunluğunun (l*=0.125-0.375), engel genişliğinin (w*=0.025-0.125), düşey yüzey üzerindeki engel pozisyonunun (h*=0.1-0.7) ve engel ile havanın ısı iletim katsayısı oranlarının (kr=0.1-10 ve engel adyabatik) doğal taşınıma etkileri, 1000 ile 1000000 Rayleigh sayısı aralığında analiz edilmiştir. Yatay yüzey eğimli yüzeyden daha sıcak olup, düşey yüzey ise adyabatik sınır koşuluna sahiptir. Diferansiyel korunum denklemleri ticari bir hesaplamalı akışkanlar dinamiği programı olan Fluent 13.0. programı ile çözülmüştür.Yürütülen çalışma neticesinde, üçgenin eğimi ve engel parametrelerinin doğal taşınım üzerinde önemli etkisinin olduğu belirlenmiştir. Eğim açısının 90°'ye kadar olan ve 270°'den sonraki değerlerinde ısı transferi daha yüksektir, ancak 90° ile 270° arasında ısı transferi azalmaktadır. Ayrıca engel kullanımına bağlı olarak ısı transferinde %24.9 oranına varan bir düşüş meydana gelmektedir.Anahtar Kelimeler: Doğal taşınımla ısı transferi, üçgen kapalı ortam, eğimli üçgen kapalı ortam, engel kullanımı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    Kurumsal yönetişimin uygulanabilirliği: Giresun ilindeki anonim şirketlerde bir araştırma

    Fatih Mert

    Bu çalışmada, kurumsal yönetişimin anonim şirketler açısından önemi incelenmek istenmiştir. Araştırmada kurumsallaşma, kurumsal yönetişim ve ilkeleri tanıtılmaya çalışılmıştır.Herakleitos der ki: ? Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.? Yaşamda ortaya çıkan değişim sürecine işletmeler de ayak uydurmak zorundadırlar. İşletmeler çevreyi ve değişiklikleri önemsemek suretiyle varlıklarını sürdürebilirler. Bilgi toplumuna geçişle birlikte işletmelerde de geleneksel yönetim kavramı evrim geçirmiş ve artık çalışanların her birinin işletmenin ortağı olarak görüldüğü yeni bir bakış açısı ortaya çıkmıştır. İşletmeler, uzun dönemli amaçlarını belirlerken stratejik konumda olan tüm çalışanları işin içine katmaktadırlar. Artık tek bir kişi tarafından ya da tek bir noktadan alınan kararlar, yerini ortak kararlara bırakmıştır. Bunun için uygun ortamın oluşturulması ise yeni bir kavram olan yönetişimi ortaya çıkarmıştır.Çalışmada, devletin kalkınmada öncelikli iller arasına aldığı ve yatırımcıyı yoğun olarak desteklediği illerden biri olan Giresun ilindeki anonim şirketlerin kurumsal yönetişim prensiplerine uyumu ve bu çerçevedeki ilkelerin uygulanabilirliği, Dünya'da baz alınan OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri ile SPK Kurumsal Yönetim Prensipleri temel alınarak incelenmiştir. Araştırmaya dâhil olan işletmelerin genel olarak kurumsal yönetişimin gerekliliklerini yerine getirdikleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Şirket Yönetimi, Kurumsallaşma, Kurumsal Yönetişim, Yönetim Kurulu

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    Konaklama işletmelerinde yönetim muhasebesi uygulamalarını tespit etmeye yönelik bir çalışma

    Mustafa Sarı

    Turizm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük bir hızla gelişim gösteren ve buna bağlı olarak diğer sektörleri de etkileyerek gelişmelerinde öncü rol oynayan geniş bir sektör haline gelmiştir. Konaklama işletmelerinin sayılarındaki artış, diğer işletmelerle rekabet ortamı yaratmıştır ve diğer işletmelerle rekabet edemeyen işletmeler faaliyetlerini sürdürememişlerdir. İşletmeler gelişen dünya koşullarına ayak uydurmak, diğer işletmelerle rekabet gücünü arttırabilmek ve faaliyetlerini sürdürebilmek için, satış gelirlerini arttırmalı, maliyetlerini düşürmeli ve maliyetlerini etkin bir şekilde kontrol altında tutmalıdır. Turizm sektörünün ağırlıklı olarak emek yoğun çalışması ve otomasyon sistemini sıklıkla kullanamaması etkin bir yönetim ve muhasebe sistemi anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bundan dolayı konaklama işletmelerinin yönetimleri karar alırken ve bu kararların etkilerini değerlendirirken iyi bir muhasebe sistemin kendilerine yardımcı olması gerekmektedir.Bu tezin amacı konaklama işletmelerinde maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarını incelemek, problemleri ortaya çıkarmak ve maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarından ne ölçüde yararlanıldığını tespit etmektir. Özellikle yönetim muhasebesi, yönetim faaliyetleri ve raporlaması, maliyetler, fiyatlandırma politikaları ve bütçeleme üzerinde odaklanılmıştır. Tezin teorik içeriğinden oluşturulan anket, Türkiye'de faaliyet gösteren işletme belgeli, tatil köyleri, 3 yıldızlı, 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerine uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1-Yönetim Muhasebesi Sistemi, 2-Konaklama İşletmeleri, 3-Muhasebe Organizasyonu.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    Demirözü (Bayburt) permo-karboniferi: Kırıntılı tortul kayaçların petrografik ve jeokimyasal incelemesi

    Vahdet Tunçdemir

    Bu çalışmada, Demirözü (Bayburt) yöresindeki Permo-Karbonifer yaşlı kırıntılı tortul kayaçlar petrografik ve jeokimyasal yönden incelenmişlerdir. Bilindiği üzere, kırıntılı tortul kayaçlar, orojenik kuşakların özellikle aşınan kısımları hakkında bilgi verebilecek potansiyele sahip tek kaya grubudurlar. Bu kapsamda, Permo-Karbonifer yaşlı kırıntılı kayaçlar Çatalçeşme Köyü civarında iki, Çamdere Köyü civarında da bir lokasyonda ölçülmüş ve özellikle kırıntılı kayaçlar açısından örneklenmişlerdir.Geç Karbonifer yaşlı Çatalçeşme formasyonu çakıltaşı, kumtaşı, şeyl ve kireçtaşının sekansiyel ardışımından meydana gelen bir birimdir. Uyumlu olarak üzerine gelen Geç Karbonifer-Erken Permiyen yaşlı Hardişi formasyonu ise tabanda çakıltaşları ile başlar ve üste doğru transgresif özellikteki kumtaşı, silttaşı ve şeyllere geçiş gösterir. Çatalçeşme formasyonundaki kumtaşları iyi yuvarlaklaşmış ve olgunlaşmışlardır. Modal mineralojik olarak çoğunlukla sublitarenit ve daha az olarak da subarkoz ve kuvars arenit bileşimine sahiptirler. Buna karşılık Hardişi formasyonuna ait kumtaşları orta derecede yuvarlaklaşmış ve arkozik arenit bileşimindedirler. Diğer taraftan, daha doğudaki Çamdere ofiyolitik karışığı oluşum yaşı bakımından Hardişi formasyonunun eşleniği durumundadır. İçerisindeki kireçtaşı ve kumtaşları genellikle Çatalçeşme ile benzer paleontolojik ve sedimantolojik özelliklere sahiptir. Farklı olarak ince katmanlı sleyt tarafından kuşatılmış meta tüf, dolerit, meta-bazalt blokları içermektedir.Çatalçeşme kumtaşları genellikle % 85'den fazla SiO2 içermektedirler. Üzerine gelen Hardişi kumtaşlarının SiO2 içerikleri ise % 66-81 arasındadır. Çatalçeşme ve Hardişi formasyonları iz ve nadir toprak elementler (NTE) bakımından karşılaştırıldığında, Çatalçeşme formasyonu tüketilmiş değerler sergilemektedir. Diğer taratan, Çamdere ofiyolitik karışığına ait kırıntılı kayaçlar çok geniş bir bileşimsel değişim aralığı sunmaktadırlar (SiO2 = % 47-92).Çatalçeşme ve Hardişi formasyonlarına ait kayaçların ana ve iz element jeokimyaları tamamen felsik bir kaynaktan beslendiklerini göstermektedir. Granitlere benzer NTE profilleri, kaynak alanda granitik veya riyolitik bileşime sahip kayaçların yer aldığını göstermektedir. Çamdere ofiyolitik karışığına ait sleytlerin ana ve iz element içerikleri ise ortaç jeokimyasal bileşime sahip bir kaynağa işaret etmektedir. Çatalçeşme formasyonuna ait kumtaşları 75-81, Hardişi formasyonu ait kayaçlar ise 58-65 arasında değişen CIA (Chemical Index of Alteration) değerlerine sahiptir. Bu değerler kaynak alanda, Çatalçeşme kumtaşlarının çökelimi sırasında yoğun, Hardişi formasyonu kayaçlarının çökelimi sırasında ise orta derecede bir kimyasal ayrışmaya işaret etmektedir. Çamdere formasyonuna ait sleytlerin 67-79 arasında değişen CIA değerleri, çökelimleri sırasında kaynak alanda Çatalçeşme kumtaşlarının çökelimi sırasındakine benzer iklimsel koşullara işaret etmektedir. Çatalçeşme kumtaşlarının ana ve iz element jeokimyası tipik bir şekilde tortuların yeniden döngülenmesi ve olgunlaşması ile karakteristik olan pasif kenar ortamına işaret etmektedir. Hardişi formasyonuna ait kayaçlar ise aktif kıtasal kenar ve ada yayı gibi yitimle ilişkili tektonik ortamlara işaret etmektedir. Diğer taraftan, Çamdere ofiyolitik karışığına ait kırıntılı kayaçlar çok geniş bir tektonik ortam aralığı sunuyor gibi görünseler de, kumtaşlarının Çatalçeşme kumtaşları ile, sleytlerin ise Hardişi formasyonu kayaçları ile benzer tektonik ortamlarda yer aldığı görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    Periyodik toplanmış tusaga-aktif ölçülerinin deformasyon izlemede kullanılabilirliğinin araştırılması

    Seda Nur Turan

    Günümüzde mühendislik yapılarının kontrolü, yatay ve düşey yöndeki yerkabuğu hareketlerinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yapıların kontrolü ve yerkabuğu hareketlerinin belirlenmesine ilişkin deformasyon analizleri her zaman mühendislik jeodezisinin temel konuları arasında yer almıştır. Objelerin şekil, boyut ve yer değişimleri bu analizler yardımıyla belirlenmekte ve yorumlanmaktadır.Türkiye' de adı Ağ-RTK olan TUSAGA-Aktif Türkiye çapında kullanıcılara gerçek zamanlı hassas koordinat sağlar. Bu çalışma periyodik toplanmış gerçek zamanlı TUSAGA-Aktif datalarının deformasyon izlemede kullanılabilirliğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın amacı, günümüzde pek çok alanda kabul görmüş yöntemlerden biri olan TUSAGA-Aktif ile bir noktada periyodik olarak toplanmış TUSAGA-Aktif ölçülerinin deformasyon izlemede kullanılabilirliğini inceleyip daha gerçekçi yorumlama yapabilmektir. Bu amaçla, TUSAGA-Aktif teknolojisi ile Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde seçilen bir noktada GNSS alıcıları ile 3 ayda bir periyodik olarak 10 epokluk TUSAGA-Aktif ölçüleri gerçekleştirilmiş, ölçüler dengelenmiş, statik ve kinematik deformasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları karşılaştırılmış ve uyumlu oldukları gözlemlenmiştir.Bu metot diğer metotlara göre daha pratik ve ekonomiktir. Deformasyon ölçüm ve analizi yapmak için sadece bir GNSS alıcısı ve bir insana ihtiyaç vardır. Ölçüm zamanı çok kısadır. Ayrıca, uygulama alanında aynı zamanda çok sayıda veri toplanabilir. Diğer taraftan, metodun doğruluğu santimetre (cm) seviyesindedir.Anahtar kelimeler: TUSAGA-Aktif, Ağ-RTK, Deformasyon, Dengeleme, Statik Analiz, Kinematik Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    Farklı tür ve oranlarda polimer lif katkısıyla üretilen harçların, yüksek sıcaklık etkisi altında mekanik davranışlarının incelenmesi

    Selahattin Ziya Teker

    Lifler eğilme dayanımını arttırmak ve bir ölçüde çatlakları engellemek için betona ilave edilmektedirler. Polimer türü lifler ise son zamanlarda beton endüstrisinde oldukça yaygın kullanım alanı bulan ucuz petrol türevi malzemelerdir. Bu katkıların beton içerisinde süreksizlik oluşturarak basınç dayanımını düşürme gibi liflerin bazı olumsuz etkileri bulunmaktadır.Bu çalışmada polimer lif katkısının, yüksek sıcaklık etkisi altında çimento harcının mekanik özelliklerine etkisi deneysel olarak incelenmiştir. Ayrıca çimento harçlarının mekanik özelliklerine en yüksek katkıyı sağlayan en uygun lif boyu da belirlenmek istenmiştir.Böylece polimer lif katkısı ile çimento harçlarının basınç dayanımını düşürmeksizin, eğilme dayanımı ve sehim gibi bazı mekanik özelliklerin iyileştirmesi amaçlanmıştır.Bu amaçlara yönelik olarak çalışma üç kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda lif katkı oranı (% 2.0 hacim oranında) ve malzeme özellikleri (yalnız karbon lif) sabit tutularak dört farklı boyda (5 mm, 10 mm, 15 mm ve 20 mm) lif kullanılmış ve böylece çimento hamuruna en iyi mekanik özellikler kazandıran en uygun lif boyu tespit edilmiştir. İkinci kısımda lif boyları (10 mm) sabit olan üç farklı türdeki (HPP, CPP ve AR) polimer lif, beş farklı oranda (% 0.0, % 0.3, % 0.6, % 0.9 ve % 1.2) çimento harcına katılarak, DYK ve EK haldeki numunelerin mekanik özellikleri incelenmiştir. Son kısımda ise lif boyları (10 mm) sabit olan üç farklı türdeki (HPP, CPP ve AR) polimer lif, beş farklı oranda (% 0.0, % 0.3, % 0.6, % 0.9 ve % 1.2) çimento harcına katılarak, beş farklı sıcaklığa (21 °C, 100 °C, 450 °C, 650 °C ve 850 °C) maruz bırakılmış ve bu numunelerin mekanik özellikleri belirlenmiştir.Çalışmadan elde edilen en önemli bulgular özetlenecek olursa; en uygun harç mekanik davranışı kullanılan farklı karbon lifi boylarının içerisinde 20 mm uzunluğundaki karbon lifinin çimento harcına ilave edilmesiyle elde edilmiştir. Aramid lif bu çalışmada kullanılan polimer lifler arasında en iyi başarımı gösteren lif türüdür. Polimer lif katkıları en iyi mekanik katkıyı EK durumunda göstermiştir. Liflerin bu olumlu etkisi 450 °C sıcaklık düzeyine kadar yükseliş göstermiştir ve eğilme dayanımına özellikle bu sıcaklıkta katkı sağlamıştır. Yüksek sıcaklık altında, her lif en iyi başarımı farklı katkı oranında gösterir. Her sıcaklık için, eğilme dayanımındaki en yüksek artış ve basınç dayanımındaki en düşük azalış HPP için % 0.3-0.9 lif katkı oranında, CPP için % 0.3-0.6 lif katkı oranında ve AR için % 0.9 lif katkı oranında gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2012
    SBS ve sönmüş kireç katkılı sıcak asfalt karışımlarda tekerlek izi direncinin marshall oranı yaklaşımı ile değerlendirilmesi

    Mehmet Ali Turan

    Asfalt kaplamalar; artan trafik hacimleri, artan kamyon trafiği, daha yüksek lastik basınçları, gelişen rafineri teknolojisine bağlı bağlayıcının azalan yapıştırma kabiliyeti nedenleriyle daha büyük gerilmelere maruz durumdadırlar. Asfalt kaplamalarda, en önemli ve yaygın bozucu gerilmelerden birisi kalıcı deformasyon problemi olup, tekrarlı yükleme altında, kaplama yapısının her bir tabakasında oluşan kalıcı deformasyonların yığışımı şeklinde oluşmaktadır. Tekerlek izi oluşumu (kalıcı deformasyon), yorulma ve düşük sıcaklık çatlakları gibi bozulmalar ile suya karşı duyarlılığa sebep olmaktadır. Kaplamanın öngörülen servis ve konfor düzeyinin sağlanması da büyük ölçüde sıcak karışımlarda kullanılan bitümlü bağlayıcının özelliklerine bağlıdır. Bu açıdan bakıldığında, kaplamayı oluşturan malzemelerden biri olan bitümün modifiye edilmesi ve sönmüş kireç katkılı karışımların kullanılması yolun performansını arttırmak için en sık kullanılan yöntemler haline gelmiştir.Çalışmada, katkısız (geleneksel), %2 sönmüş kireç, %4 sönmüş kireç, %2 sönmüş kireç +%5 SBS ve %4 sönmüş kireç +%5 SBS katkılı sıcak asfalt modifiye karışımlar hazırlanmıştır. Hem 100 mm hem de 150 mm çaplı briketler hazırlanarak. marshall tasarım yöntemi ile optimum bitüm içeriği belirlenmiştir. Yoğun gradasyon seçilmiş ve 75 darbeli sıkıştırma kullanılmıştır. Karışımların mekanik özellikleri Marshall stabilitesi testi yapılarak belirlenmiştir. Deney sonuçları üzerine değerlendirmeler Marshall oranı (MQ) yaklaşımı ile yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2011
    Enerji çeşitliliği ve Gümüşhane ili su potansiyelinin hidroelektrik enerji üretimi yönünden incelenmesi

    Muhammet Eroğlu

    Bu araştırmada, enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiş, Gümüşhane ili su potansiyelinin üretebilecek elektrik enerjisinin potansiyel-ihtiyaç değişimi ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Gümüşhane ilindeki derelerin çeşitli kurumlardan alınan bilgiler ve yaptığımız çalışmalarda elde ettiğimiz kot ve debi değerleri incelenerek enerji potansiyelleri üzerinde çalışma yapılmıştır.Birinci bölümde; Enerji kaynakları ve Türkiye'nin potansiyel gelişimi genel olarak incelenmiştir.İkinci bölümde; Gümüşhane ilindeki mevcut su potansiyelinin hidrolik ve hidrolojik özellikleri üzerinde araştırmalar yapılmış olup daha sonra elde edilen verilerlerden bu ilin akarsularının hidroelektrik potansiyelleri hesaplanmıştır.Üçüncü bölümde; Gümüşhane ilinin bir önceki bölümde hesaplanmış olan akarsuların brüt hidroelektrik potansiyelleri ile bulunan toplam potansiyelin değişik oranlarda kullanılabilmesi halinde ihtiyaç duyulan elektrik enerjisinin karşılanabilirliği araştırılmıştır.Dördüncü ve sonraki bölümde; yapılan çalışmaların sonuçları özetlenerek ileride alınması gereken önlemler konusunda bilimsel yaklaşımlar sunulmuştur. Gümüşhane ilinde brüt potansiyelin % 20-% 30 arasındaki oranlarda kullanıldığında kendi ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Türkiye gelişmekte olan bir ülke ve ihtiyaç duydukları büyük miktardaki enerjiyi kendi öz kaynaklarından sağlamasının önemi vurgulanmaya çalışılarak, fosil ve yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımının ülkemizin enerji politikasını belirlemede teşkil ettiği önem üzerinde durulmuştur. Kullanılmakta olan konvansiyonel enerji kaynaklarının toplumsal maliyetlerine değinilip, yenilebilir kaynaklar da çeşitli yönleriyle değerlendirilmeye alınması gerekmektedir.