Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kişilerarası iletişimin firmalara güven üzerinde etkisi: Gümüşhane örneği
Merve Yağmur Alban
İletişim kavramı tüm canlılar için geçerli olan evrensel bir durumu işaret etmektedir. Kişilerarası iletişim ise duygu, düşünce ve bilgi alışverişinin insanlar arasında gerçekleştirilmesi durumuna karşılık gelmektedir. Bu iletişim türünde araç, "insan"dır. İnsanlar karşılıklı iletişim kurarak birbirlerini anlamaktadır. İletişimi doğru ve etkili bir biçimde gerçekleştirmek de hem kendimizi daha iyi anlatmayı hem de karşıdaki insanı daha iyi anlamayı sağlamaktadır. İnsanlar doğru ve etkili iletişimi kurabildikten sonra neredeyse her alanda başarılı olmaktadır. İnsan, toplumsal varlığını sürdürebilmesi için kişilerarası iletişime ihtiyaç duymaktadır. Sosyal varlık olarak insan, diğer insanlara güven verme durumunda olabilmektedir. Toplumsal hayatın bir uzantısı olan iş hayatında da güven kavramı büyük bir öneme sahiptir. Toplumsal varlık hakkındaki birçok araştırma kişilerarası güveni, firmalara güven için de ön şart olarak görmektedir. Toplumsal varlık teorisi her çeşit yapıyı içinde barındırarak, insanların yardımlaşmasını ve diğer insanlara güvenmesini öğretir. Zira insanlar farklı geçmişlere sahip olup, bir araya toplanmışlardır. Söz konusu insanlar firmalara ihtiyaç duyarken, seçilecek olan firmaya öncelik olarak güvenmek ister. Güvenin ön şartı olarak kabul edilebilen doğru iletişim o firmaya çeşitli olanaklar sağlayabilmektedir. Örneğin; kişilerarası iletişimi kuvvetli olan bir firma, müşteriyi daha iyi anlayıp kendilerini daha kolay anlatabilecektir. Yanlış anlaşılmaların sebep olduğu stres ortamı, kişilerarası iletişim doğru gerçekleştiği takdirde oluşmayacak, problem çözme yetenekleri kuvvetlenecektir. Her şeyden şikâyet eden zor insanlar ile başa çıkmak kolay bir hale gelebilecek ve bu sayede dost çevresi genişleyecektir. Anlamlı ve hoş sohbetler yaparak insanların olumlu tutumlar oluşturmasını sağlayabilecek olan firmalar hem takdir edecek hem takdir edilecektir. Sonuç olarak insanların o firmaya karşı güvenleri doğru orantıda artacaktır. Bu çalışmada firmaların müşterilerle gerçekleştirdikleri iletişimlerinde aralarında kurulan güven ilişkisinin ne yönde olduğu incelenmiştir. Çalışmanın amacını ise, firmaların kişilerarası iletişimde başarılı olduklarında bu durumun müşterilerin o firmaya olan güvenlerine nasıl yansıdığını tespit etmek oluşturmaktadır. Bu çalışmada firma çalışanlarının müşterilerle olan iletişimlerden doğan güven kavramı ele alınıp incelenmiştir. Literatürde kişilerarası iletişimin insanlar üzerinde yarattığı etki üzerine yapılan çalışmalar yer almakta, iletişimin güven üzerine etkisi literatürde yeterli derecede bulunmaktadır. Fakat firma güveni açısından kişilerarası iletişim konusuna literatürde ulaşılmamıştır. Çalışma Gümüşhane'de yapıldığından çalışmanın evrenini Gümüşhane'de yaşayan 18 yaş üstü insanlar oluşturmakta; örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen önde gelen firmaların müşterileri oluşturmuştur. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler, 15 kadın 15 erkek katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Firma çalışanlarının kendileri ile kurdukları iletişim ile kişilerin kendilerini değerli ve önemli hissettikleri görülmektedir. Görüşmeye katılan katılımcılara göre kendisi ile bağ kurulan, iletişime geçilen ve bu sayede kendisinin değerli olduğunu hissettiren firmaları güvenerek tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Aynı zamanda firmalara gitmeden önce firmaların güvenilir olduğu inancına da yine kişilerarası iletişimin bir parçası olan ağızdan ağza iletişim yolu ile firma hakkında olumlu duyumlar almanın da etkisi olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile kişilerarası iletişimin firmalara güven duygusunun oluşumu konusunda literatüre katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca daha önce bu konuda çalışma yapılmamış olmasından dolayı çalışmanın özgün olacağı ve literatüre de güncel bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Örencik köyü (Çanakkale/Yenice) kuzeyindeki Pb- Zn-Cu epitermal cevherleşmelerin mineralojik ve kökensel incelemesi
Erdem Şahin
Çalışma alanı Çanakkale İli'nin güneyinde bulunan Yenice İlçesi'ne bağlı Örencik Köyü ve kuzey bölgesini kapsamaktadır. Çalışma kapsamında yörenin litolojik birimleri ayırtlanmış, alanda yer alan hidrotermal Cu-Pb-Zn içerikli kuvars damarları ve Sayanınbendi deresi boyunca döküntü şeklinde gözlenen manyetit parçaları hakkında yorumlamaya gidilmiştir. İnceleme alanının temelini Alt Triyas yaşlı Karakaya Karmaşığı oluşturmaktadır. Birim Oligo- Miyosen yaşlı Eybek Granitoyidi tarafından kesilmektedir. Granitoyid uyumsuz olarak Pliyosen çökelleri ile örtülmüştür. Sahadaki en genç birim Kuvarterner yaşlı alüvyondur. İnceleme alanında çeşitli lokasyonlarda yapılan çatlak ölçümlerine göre oluşturulan gül diyagramlarına göre, ağırlıklı olarak KD-GB doğrultu fay gelişimleri ile ilişkili gelişmiş çatlak sistemleri belirlenmiştir. Bunlar fay sistemlerine göre dik yönde, bazen enine, bazen boyuna ve/veya çapraz (verev) kırık/çatlak sitemleridir. Sahadaki etkin KD-GB yönlü kuvvetlere bağlı gelişmiş bu çatlak sistemlerinden dik yönde olanlara bağlı Sayanınbendi Deresi civarında hidrotermal cevherleşmeler gelişmiştir. Bu cevherleşmeler Eybek Granitoyidi ve Karakaya karmaşığının metamorfiklerinin kontağına yakın zonlarda gelişmişlerdir. Eybek Granitoyidi bünyesindeki cevherleşmeler epitermal damar tip cevherleşmelerdir. Belirlenen cevher minerali galenit, kalkopirit, sfalerit ve arjantittir. Yapılan petrografik analiz sonuçlarına göre kayaçların granit ve hornblendli granit olduğu, analiz sonuçlarının kökensel amaçlı olarak değerlendirildiğinde subalkali olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sahasında mostra veren Eybek Granitoyidinde yer yer hematitleşme ve limonitleşme gibi alterasyonlar gözlenmektedir. Mineralizasyonların ve kırık hatlarının mevcut olduğu alanlarda ise silisleşmeler ve killeşmeler mevcuttur. Alterasyonlar Sayanınbendi deresi ve Ilıca mevkisinde gözlenmekte olup, kırıklı-deforme alanlarda alterasyon yoğunluğu artmaktadır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen cevher mikroskobisi çalışmalarında manyetit, kalkopirit, galenit ve sfalerit cevher mineralleri belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sait Şimşek'in Hayat Kaynağı Kur'an Tefsiri adlı eserinde aile hayatıyla ilgili ayetlere yapılan yorumların değerlendirilmesi
Filiz Akaydın Arslan
Kur'an insanlığa hidayet rehberi kılınmıştır. Kur'an'ın mesajını daha iyi anlamak amacıyla geçmişten günümüze birçok tefsir çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda son dönemde tefsir alanında çalışma yapan önemli şahsiyetlerden biri de M. Sait Şimşek'tir. Müfessirin söz konusu alanla ilgili birikimlerini ve fikirlerini fiiliyata döktüğü 'Hayat Kaynağı Kur'an Tefsiri" adlı eseri hem bu açıdan hem de çağdaş dönemde yazılan bir tefsir olması açısından öneme haizdir. Bu doğrultuda Şimşek'in söz konusu tefsirinde aile hayatına ilişkin ayetlere yapılan tefsirlerin değerlendirmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Tefsir, Toplum, Aile, Şimşek
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kur'ân-ı Kerim'de –keyfe- nahiv ve delâlet açısından inceleme
Islam Ahmed Gad Saleh
The Holy Qurān is an inexhaustible source for many researchers that deal with the study of the Arabic Language styles. One of these styles is the interrogative structure that has multiple connotations. The "KAYFA" preferred among the interrogative adjectives in the Holy Quran because of the scarcity of detail studies about it. This study aims to identify the position of KAYFA in the Holy Qur'an, by reviewing the aspects of its declension, indicating the connotations and meanings generated when this word appears in the verses studied. The research divided into a preface, two chapters, and a conclusion. The preface reviewed the problem of study and its objectives, previous studies, and the limits of the study. As for the first chapter, the first section reviews the definition of interrogative among linguists, the specialists of Arabic grammar, and Eloquence, while the second one deals with the meanings of KAYFA, the Scholar's opinion about it, and its declension position. The Second Chapter is about the KAYFA in the Holy Qurān, which contains the five sections. However, the first four sections deal with the cases of the 'verb attribution' when it comes before and after KAYFA, while the fifth section devoted to the Quranic verses where the KAYFA appears before a sentence that starts with the word KĀNA. The conclusion contains the findings of the research. Furthermore, the research followed the descriptive-analytical approach in the study of verses and its analyzing. Keywords: Interrogative, KAYFA, an analytical study, a semantic study.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Afetlerde çığ eğitimi Bursa ili örneği
Salih Süha Özkurt
Ülkemiz fiziki ve jeopolitik şartlarından dolayı afetlerin oluşumuna açık olduğu görülmektedir. Birçok doğa olayını bünyesinde barındıran ülkemizde; bu olaylarının afete dönüşmesini engellemek adına bir takım önleme yöntemleri geliştirilmektedir. Bilinen en etkili önlem yöntem eğitimdir. Bu çalışmada doğa olaylarından çığın afete dönüşmesini önlemede eğitimin rolü incelenmeye çalışılmıştır. Müfredatında çığ konusunda afetlere yönelik eğitimlerin yer aldığı İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği Alanı öğrencilerine ve müfredatında bu eğitim olmayan Turizm ve otelcilik lisesi öğrencilerine çığ ile ilgili neler bildiğini ölçmeye yaran bir anket uygulanmış ve anketin ardından araştırma kapsamında eğitim verilmiştir. Aynı anket verilen eğitimin sonucunda tekrar yapılmıştır. Anketlerin veri girişleri SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anketlerden beklenen bulgu; eğitim aldıktan sonra yapılan ankette başarı yüzdesi artarak eğitimin çığ bilgi düzeyini arttırdığını göstermektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Eşler arasında vuku bulan problemlere dair Kütüb-i Sitte'de geçen rivayetlerin tahlili
Emine İpekdal
Bu tez çalışmasında, günümüz toplumunda aile içinde yaygın biçimde görülen problemler, hadisler ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, eşler arasında yaşanan olumsuz ilişkilerle ilgili olarak Hz. Peygamber'in ne tür tavsiyelerde bulunduğu, problemi nasıl çözdüğü ele alınmıştır. Dini değerlerin ve aile hayatı içinde yaşananlarıninsan hayatı üzerindeki etkileri kaçınılmazdır. Hızla değişen sosyo-kültürel yapı ve teknolojik gelişmelerin neticesinde gittikçe yıpranan aile ilişkileri, insanların dini hassasiyetleri göz önüne alınarak dini referanslar kullanmak suretiyle kısmen de olsa tamir edilebilir. Bunun için de çalışma, dinin ikinci ana kaynağının olumsuz olayların çözümündeki bakış açısını yakalamak ve ailelere rehberlik hizmeti sunmak açısından destek olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Nano partiküllü koruyucu maddelerin bazı ağaç türlerinin yanma özelliklerine etkileri
Eyüp Çiçek
Ahşap malzeme yenilenebilir, hafif, mekanik direnci yüksek, iç-dış dekorasyonda yaygın kullanım alanına sahip, kolay işlenebilen ve estetik görünüme sahip bir hammadde kaynağıdır. Ancak ağaç malzeme organik yapısından kaynaklı böcek-mantar tahribatına uğraması, güneş, nem, sıcaklık farkı ve ateşe karşı sınırlı dayanımı gibi zayıf sayılabilecek bazı olumsuz özelliklere sahiptir. Ahşabın bu olumsuz yönlerini iyileştirmek için çeşitli kimyasal maddelerle muamele edilip, kullanım yerine uygun katman yapıcı malzemelerle üst yüzey işlemlerden geçirilmesi yaygın kullanılan koruma yöntemlerindendir. Günümüzde yanmayı engelleyici olarak kullanılan bor, amonyum ve azotlu bileşiklerin ağaç malzemenin higroskopitesinde artışa sebep olduğu bilinmektedir. Nano teknoloji bilgisayar, elektronik, robotik teknolojilerin yansıra malzeme biliminde yüzey kaplama ve nano kompozit üretimi gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Çalışmada kullanılan nano maddelerin boyutlarından dolayı ahşaba daha derin nüfuz edeceği, homojen dağılıp yıkanma miktarlarını azaltacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, nano hekzagonal bor nitrür (h-BN) ile emprenye edilen farklı ağaç türlerinin yanma özelliklerini tespit etmek için yapılmıştır. Çalışmada ağaç türü olarak ağaç işleri endüstrisinde yaygın olarak kullanılan iğne yapraklı ağaçlardan Sarıçam (Pinus sylvetsris Lipsky ), Doğu ladini (Picea orientalis) ve geniş yapraklı ağaçlardan Anadolu kestanesi (Castanea sativa Mill) odunları seçilerek, %1,5 konsantrasyonlu h-BN ile ASTM-D 1413-76 (1976) standartlarına göre emprenye edilmiştir. Deney örneklerinin yanma özelliklerinin ölçülebilmesi için ASTM E 160–50 (1975) esaslarına uyularak yanma test cihazında ölçümler yapılmıştır. Çalışma sonucunda alev kaynaklı yanma (AKY), kendi kendine yanma (KKY) ve kor halde yanma (KHY) sıcaklıkları, yanmada ağırlık kaybı, yıkılma süresi ve toplam yanma süresi belirlenmiştir. Sonuç olarak; test ve ölçüm için alınan ahşap numunelerde en yüksek retensiyon miktarı ladinde en az ise kestanede ölçülmüştür. Kontrol örneklerine göre h-BN uygulaması KKY ve daha yüksek oranlarda da AKY sıcaklıklarında artışa neden olmuştur. Kor halde yanma sıcaklığı kontrol örneklerine göre h-BN uygulanan örneklerden kestane ve ladinde artış Sarıçamda ise azalma gözlemlenmiştir. Yıkılma süreleri kontrol örneklerine göre h-BN uygulanan örneklerde artış; toplam yanma sürelerinde, kestane ve ladinde artış Sarıçamda azalmaya neden olmuştur. Yanmada ağırlık kaybı kontrol örneklerine göre h-BN uygulanan örneklerden ladinde ve Sarıçamda artış kestanede azalma belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Borsa İstanbul'da işlem gören mali kuruluşların faaliyet raporlarında yer alan insan kaynakları muhasebesi aktivitelerinin incelenmesi
Nurbanu Öztürkci
Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören mali kuruluşların faaliyet raporlarında yer alan insan kaynakları muhasebesi aktivitelerinin incelenmesini içermektedir. Bu kapsamda, 2014-2018 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören 127 adet mali kuruluşun yılsonu faaliyet raporları incelenmiştir. Çalışmada söz konusu mali kuruluşların insan kaynakları muhasebesi aktivitelerinin incelenmesinde Al Mamun (2009) tarafından geliştirilen insan kaynakları muhasebesi aktiviteleri listesi esas alınmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, bankacılık sektöründe yer alan şirketlerin (Akbank A. Ş., Denizbank A. Ş., ICBC Turkey Bank A. Ş., Şekerbank T. A. Ş., Türkiye Garanti Bankası A. Ş., Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A. Ş., Türkiye Sinai Kalkınma Bankası A. Ş., Türkiye Vakıflar Bankası T. A. O., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.) faaliyet raporlarında insan kaynakları aktivitelerinin büyük çoğunluğuna yer verdiği ve bu aktivitelerin de insan kaynakları politikaları, insan kaynakları muhasebesine ilişkin bilgiler, personel sayısı, eğitim ve geliştirme, emeklilik ve sosyal haklar, çalışanların kariyer planlamaları, çalışanlara sağlanan faydalar ve performans değerleme sistemine ilişkin noktalardan oluştuğu görülmektedir. İnsan kaynaklarına yapılan toplam ödemelere, istihdam raporlarına, çalışan fon bilgilerine, çalışan maliyetlerine yönelik bilgilere ve emeklilik aylığı fonlarına ilişkin hususlara ise faaliyet raporlarında genellikle yer verilmediği tespit edilmiş olup bu şirketlerin de büyük çoğunlukla yatırım sektöründe (Atlantis Yatırım Holding A.Ş., Avrupa Yatırım Holding A. Ş., Marka Yatırım Holding A.Ş., Mazhar Zorlu Holding A. Ş., Trend Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A. Ş., Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul A. Ş.) faaliyet gösterdiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Aktivite Listesi, Borsa İstanbul Mali Kuruluşlar, Faaliyet Raporları, İnsan Kaynakları Muhasebesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İslam hukukunda şahitliğin gizlenmesi
Hasan Seyis
Çalışma üç bölüm halinde hazırlanmıştır. Birinci bölümde; Şahitlik kavramı, önemi, hükmü, tahammül ve edası, delilleri, gayesi açıklanmıştır. İkinci bölümde; şahitliği edanın emredilmesi ve delilleri, şahitliği gizlemenin yasak olduğu konular olan akitlerde ayıbın gizlenmesi ve kısas gerektiren suçlar açısından gizleme konusu üzerinde durulmuştur. Ayrıca şahitliği edanın hikmetleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde; şahitliğin gizlenmesi istenilen konular açıklanmıştır. Bu bölümde şahitliği gizleme ilkesinin delilleri, kapsamı, amaçları anlatılmıştır. Şahitliği gizlemenin meşru olduğu konular olan had ve tazir cezası gerektiren suçlarda şahitliği gizlemenin gerekliliği açıklanmıştır. Şahitliği gizleme ilkesinin sınır ve istisnaları anlatılmıştır. Sonuç bölümünde ise şahitliği gizleme konusunun önemi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şahitlik, gizleme, ayıp, kusur, suç.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Hastane afet ve acil durum planının eğitim ve tatbikatlarla uygulanabilirliğinin belirlenmesi: Antalya ili örneği
Mustafa Enez Sarık
Günlük yaşamda en ufak aksamaların bile büyük sıkıntı yarattığı sağlık hizmetlerine, Acil ve Afet dönemlerinde daha çok ihtiyaç duyulur. Hastaneler bu dönemlerde rutin işlerini aksatmadan devam ettirerek artan talebi ve ihtiyacı da karşılamak zorunda kalmaktadır. (Sağlık Bakanlığı, 2016: 18). Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP)'nın resmi yönetmeliği 20 Mart 2015 yılında çıkmıştır. HAP'lar afet anını, öncesini ve sonrasını kapsamakla birlikte hastanelerin güvenli hale getirilmesini, ilk 72 saat hizmeti aksatmadan ve dışarıdan yardım gelmeyecek şekilde hazırlanmalarını hedefler. Bu çalışmanın amacı; Antalya ilindeki hastanelerin HAP hazırlık seviyelerinin tespit edilmesi, bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve farkındalığın arttırılmasıdır. Antalya ilindeki kamu, özel ve üniversite hastanelerinin HAP kapsamındaki tatbikatlar ve eğitimler incelenerek, HAP Uygulayıcı Eğitimi alan 222 personele tarafımızdan oluşturulan anket uygulanmıştır. Ankette demografik soruların yanı sıra, hap bilgi düzeylerini ölçen 25 soruluk bir test ve eğitim, hazırlık ve tatbikatları içeren 34 soruluk (5li likert) bir anket düzenlenmiştir. Veriler spss 16 veri programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda araştırmaya katılan personelin tamamının hap eğitimi almış olmasına karşın 6 kişi hap eğitimi almadığını söylemektedir. Katılımcıların %95,5'i HAP eğitimini gerekli bulmuşken, %91,5'lik kısımda HAP'la ilgili daha fazla eğitimin verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Eğitimlere katılanlar arasından 65 kişinin HAP hazırlama komisyonu üyesi olmadığı, 24 kişinin ise HAP'ta herhangi bir görevinin olmadığı görülmektedir. Temel bilgi düzeyi ortalaması %77, hastanelerinin güvenliğini yeterli bulmayanların oranı da %51,3'dür. Masa başı tatbikatlarına katılanlar %94,1, saha tatbikatlarına katılanlar ise %81,5'dir. Hastanelerinde UMKE ekibinin oluşturulduğunu ifade edenlerin oranı %62,2'dir. Bu veriler ışığında eğitim ve tatbikatların düzenli aralıklarla yapılması ve hastanelerin afet farkındalığının arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler : Afet, Eğitim, Hastane Afet ve Acil Durum Planı, Tatbikat
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Rodamin 6g Boyarmaddesinin Karaağaç (Ulmus Glabra) ve Dut (Morus Alba) talaşı üzerine adsorpsiyonla atık sulardan uzaklaştırılması
Ceyhun Reis
Bu tez kapsamında, katyonik bir boyarmadde olan Rodamine 6G'nin (R6G) sulu çözeltilerden uzaklaştırılmasında; düşük maliyetli, bol miktarda bulunan ve çevre dostu adsorban olarak karaağaç (KAT) ve dut (DT) talaşı kullanılmış ve mevcut pahalı yöntemlere alternatif sunulmaya çalışılmıştır. Adsorbanların karakterizasyonları Boehm titrasyonu, pHpzc ve nem miktarı tayini gibi yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. R6G'nin KAT ve DT üzerine adsorpsiyon verimini etkileyebilecek; sulu çözelti pH'ı, denge süresi, adsorban miktarı ve başlangıç R6G konsantrasyonu gibi çeşitli faktörlerin etkileri incelenmiş ve optimum deneysel koşullar belirlenmiştir. Ayrıca iyonik şiddetin adsorpsiyon süreci üzerindeki etkileri de incelenmiştir. R6G'nin her iki adsorban üzerine adsorpsiyonu için optimum sulu çözelti pH'ının 7.0 ve denge süresinin 180 dakika olduğu görülmüştür. Adsorpsiyon kinetiğinin, ikinci dereceden kinetik modeli takip ettiği ve deneysel verilerin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modellerine iyi bir uyum gösterdiği tespit edilmiştir. KAT ve DT'nin monolayer adsorpsiyon kapasitesi Langmuir izoterm modeli kullanılarak sırasıyla 50.5 ve 31.8 mg g-1 olarak bulunmuştur. Literatürde verilen diğer adsorbanlarla karşılaştırma sonucunda karaağaç ve dut talaşının boyarmadde gideriminde kullanılacak etkili ve düşük maliyetli seçenek olabileceği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Maden köyü (Bayburt) Cu-Au(?) cevherleşmesinin hidrotermal alterasyonu, duraylı izotop jeokimyası ve 3B CBS modellemesi
Uğur Aydın
Doğu Pontid Tektonik Birliği'nin Güney Zon'u içinde yer alan Maden Köyü (Bayburt) Cu-Au(?) alterasyon sahası, Maden Andeziti olarak adlandırılan andezitlerle ilişkilidir. Üst Kretase yaşlı andezitlerin, Nb/Y'ye karşı Zr/TiO2 x 0.0001 kimyasal adlandırma diyagramında çoğunlukla trakiandezit ve andezit alanında yoğunlaştığı, AFM üçgen diyagramına göre kayaçların kalk-alkali karakterde, SiO2-K2O ve Th-Co karşılaştırma diyagramlarında ise örneklerin çoğunlukla yüksek potasyumlu-şoşonitik kalk-alkali seri alanına düştüğü tespit edilmiştir. Üst Kretase yaşlı andezitlerde meydana gelen alterasyonlar; kükürtleşme, limonitleşme, malakitleşme, azuritleşme, silisleşme ve hematitleşmedir. Alterasyon türleri üç boyutlu CBS modellemesi üzerinde gösterilmiştir. MINSQ hesaplamaları neticesinde alterasyon mineralleri olarak cevherli zonda kuvars, K'lu feldspat, ± albit, propilitik zonda ise Fe-Klorit, Mg-Klorit, epidot belirlenmiştir. Göreceli kütle değişim hesaplamalarına göre cevherli zonda MgO, TiO2, K2O, Na2O, MnO, Cu, Ag, Pb ve Mo nispi artma gösterirken; Fe2O3, SiO2, CaO, Al2O3, Zn, As, Cu ve Au nispi azalma göstermektedir. Göreceli kütle artışı veya azalmasına neden olan elementler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, serizitleşme ile cevherleşme arasında negatif ilişki olduğu, silisleşme ile cevherleşme ve hematitleşmenin bir arada gerçekleştiği ve hematitleşme oluşurken plajiyoklas ayrışmasının meydana geldiği tespit edilmiştir. Net kütle değişim hesaplamalarına bağlı olarak cevherli zonda MgO, K2O, CaO, Na2O, Ag, Cu, Pb ve Mo net kütle artışı görülürken; SiO2, Fe2O3, Al2O3, Zn, As ve Au net kütlede azalma gözlenmiştir. Serizit minerali üzerinde gerçekleştirilen δ18O ve δ2H izotop değerleri sırasıyla ‰ 6.4-12.5; ‰ -116 ile ‰ -99 aralığında değişmektedir. İzotop sonuçlarındaki bu değişim, cevher oluşturan çözeltilerin kökeninde magmatik ve meteorik su karışımına işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alüminyum köpük sandviç panellerin binalarda döşeme olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Özgül Demirağ
Bu çalışmada, alüminyum köpük sandviç (AKS) panellerin bina türü yapılarda döşeme olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Kat sayısının kullanılabilirliğe etkisinin görülebilmesi için 5, 10 ve 14 katlı yapılara betonarme plak döşeme, trapez sac ve betonarmeden oluşan kompozit ve AKS plak döşeme sistemleri ayrı ayrı uygulanmıştır. Çalışma kapsamındaki yapı modelleri, betonarme perdeli çerçeve, çelik çaprazlı çerçeve ve betonarme çerçeve taşıyıcı olmak üzere üç farklı sistem olarak ayrı ayrı tasarlanmıştır. Çalışmada gerçekleştirilen analizler sonrasında, AKS panellerle imal edilen döşeme sistemlerinin yapı ağırlıkları, bina hakim periyotları, kat bazında x ve y yönünde meydana gelen yerdeğiştirmeler, etkin göreli kat ötelemeleri, taban kesme kuvvetleri ve yapı maliyeti üzerine büyük etkileri olduğu görülmüştür. Betonarme yapılarda kullanılagelmiş betonarme plak ve çelik yapılardaki kompozit döşemelere nazaran birçok üstünlüğü olan AKS döşeme sistemlerinin yeni bir alternatif olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve civarındaki Eosen yaşlı volkanik kayaçların, petrografisi, jeokimyası ve petrolojisi
Damla Selvi
Bu tezin konusunu Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve çevresinde yer alan Eosen yaşlı volkanik kayaçlar oluşturur. Bu kapsamda, çalışma alanındaki volkanik kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve petrolojik olarak incelenmiş olup, kayaçları oluşturan magmanın kökeni ve gelişimi belirlenmeye çalışılmıştır. İnceleme alanı Doğu Pontidler'in güneyinde yer almakta olup, başlıca birimleri Geç Kretase yaşlı Ardıç Volkanitleri, Eosen yaşlı Sırataşlar Formasyonu, Eosen yaşlı Yazyurdu Formasyonu, bu birimi kesen Eosen yaşlı Taşlıburun Diyoriti ve Kuvarterner yaşlı alüvyonlar oluşturur. Çalışma alanındaki Eosen yaşlı volkanik kayaçlar bazalt, bazaltik andezit ve andezit bileşimindedir. Başlıca mineraller plajiyoklas, alkali-feldispat, piroksen, amfibol, biyotit ve opak minerallerinden oluşmaktadır. Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve civarındaki volkanik kayaçlara ait plajiyoklaslar An39-86 bileşimli olup bitownit, labrador ve andezinden oluşurlar. Piroksenler klinopiroksen (Wo40-48En39-46Fs9-19) bileşiminde olup, diyopsitten ojite doğru değişen bir bileşim gösterirler. İncelenen volkanik kayaçlar düşük-yüksek potasyum (K) içeriğine sahip olup, kalk-alkali ve kısmen de toleyitik karakter sergilemektedir. Bu kayaçlar hafif nadir toprak elementler (HNTE)'ce zenginleşmiş, büyük iyon yarıçaplı litofil elementler (BİYLE) ve yüksek çekim alanlı elementler (YÇAE)'ce tüketilmişlerdir. Kondrite göre normalize edilen nadir toprak element dağılımları, konkav şekilli olup, orta derecede zenginleşmişlerdir (La/LuN=9.04-16.34). Bu sonuçlar, volkanitleri oluşturan kayaçların benzer kaynaktan türedikerini göstermektedir. Plajiyoklaslardan hesaplanan kristallenme sıcaklıkları 928 ile 1126°C ve su içerikleri % 0.12 ile 0.97 arasındadır. Klinopiroksen minerallerinde hesaplanan kristallenme sıcaklıkları 921 ile 1077°C ve basınç değerleri 0.24 ile 3.62 kbar arasındadır. Tüm bu veriler ışığında incelenen volkanitlerin ana magmasının önceki yitimden oluşan akışkanların metasomatizmasıyla zenginleşmiş litosferik manto kaynağından türediğini ve daha sonra kabuk içerisinde özellikle fraksiyonel kristallenme ve daha az oranda da magma karışımı, kirlenme gibi magmatik olayların etkisiyle geliştiği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Öğütülmüş keten tohumunun yoğurdun fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özelliklerine etkisi
Alperen Kalyas
Bu çalışmada, öğütülmüş keten tohumu farklı oranlarda (%0,25, %0,50 %0,75 ve %1) yoğurda ilave edilerek 28 günlük depolama süresince (1.,7., 14., 21. ve 28. günlerde) fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri incelenmiştir. Keten tohum ilavesi yoğurtların kuru madde, asitlik, pH, serum ayrılması ve viskozite (50 ve 100 rpm) değerleri üzerine çok önemli (p<0,01); yağ üzerine ise önemli (p<0,05) düzeyde etkili, kül değerleri üzerine ise etkisinin önemsiz olduğu (p>0,05) ortaya konmuştur. Depolama süresi değişkeninin, asitlik, pH, serum ayrılması ve viskozite (50 ve 100 rpm) değerleri üzerine etkisinin çok önemli (p<0,01), yağ, kurumadde ve kül değerleri üzerindeki etkisinin ise önemsiz (p>0,05) olduğu belirlenmiştir. Keten tohumu oranı değişkenin ise L*, a*, b* ve C* değerleri üzerine etkisi çok önemli (p<0,01) bulunurken, H° değeri üzerine etkisi ise önemsiz(p>0,05)bulunmuştur. Depolama süresinin renk değerleri (L*, b*, H* ve C) üzerine çok önemli (p<0,01) etkide bulunurken, a* değerleri üzerine önemli (p<0,05) olduğu bulunmuştur. Depolama süresi değişkeni, öğütülmüş keten tohum ilaveli yoğurt örneklerinin L. bulgaricus ve S. thermophilus üzerine çok önemli (p<0,01), keten tohumu oranının etkisi ise önemsiz (p>0,05) bulunmuştur. Maya küf sayıları depolama süresince tüm örneklerde <2 log kob/g olarak belirlenmiştir. Keten tohumu oranı değişkeni ise bütün duyusal özellikler üzerindeki etkisinin çok önemli (p<0,01) olduğu tespit edilmiştir. Depolama süresi değişkeninin, incelenen duyusal özelliklerden su salma ve ağızda bıraktığı his puanları üzerine etkisi önemli (p<0,05), görünüş ve renk, yapı ve tekstür, asitlik ve gaz oluşumu puanları üzerine etkisi ise çok önemli (p<0,01) bulunurken, tat ve koku, lezzet ve genel kabul edilebilirlik etkisinin önemsiz olduğu (p>0,05) bulunmuştur. Genel olarak incelenen duyusal özellikler bakımından %0,25 öğütülmüş keten tohum oranına sahip KT2 ve kontrol yoğurt örneğinin duyusal değerlendirmede diğer örneklerden yüksek puanları aldığı ancak depolama süresince verilen puanlarda azalma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; keten tohumu kullanılarak üretilen yoğurdun fizikokimyasal özellikleri üzerine keten tohumunun etkisinin olduğu ve farklılıklar arz ettiği belirlenmiştir. Depolama süresinden yoğurt örneklerinin tüm özellikleri olumsuz etkilenmiştir. Keten tohumu ilavesinin duyusal açıdan yoğurdun yüksek puanlar almasını sağladığı ancak yüksek oranda ilave edildiğinde panelistler tarafından beğenilmediği ortaya konulmuştur. Bu nedenle set tipi yoğurtlarda en uygun öğütülmüş keten tohumu oranın %0,25 ve %0.50 olabileceği, kesinlikle %0,75'in üzerine çıkılmaması tavsiye edilebilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Taşkın risk alanlarının coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak incelenmesi: Murat Nehri (Ağrı) örneği
Mehmet Naci Bulan
Ülkemizde ve dünyada nüfusun hızla artması ile plansız yapılaşma, yanlış arazi kullanımı, taşkın yataklarının imara açılması, bina, yol vb. inşaatlar ile birlikte toprak yüzeyinin geçirimsiz hale getirilmesi gibi olumsuz etkiler sonucu son yıllarda taşkınların sayısı ve oluşturduğu hasarlarda ciddi artışlar görülmektedir. Bu durum özellikle yerleşim yerleri için muhtemel taşkınlar için riskli alanların tespit edilmesini ve tedbirlerin alınmasını gerekli kılmaktadır. Çalışma alanı olan Ağrı ili ilk yerleşim yerleri dere yataklarından uzak bir konumda olduğu için taşkınlar açısından güvenli bir yerleşim iken, 40-50 yıllık zaman diliminde nüfusun artması ve çarpık kentleşme ile birlikte alçak taraçalar ve dere yataklarının işgal edilmesi ve yapılaşmanın artması sonucu taşkın frekanslarının arttığı ve taşkın risklerinin belirlenmesi gereken bir yerleşim haline gelmiştir. Bu tez çalışmasında, Ağrı ili, Merkez ilçesindeki yerleşim yerleri muhtemel taşkınları için riskli alanların tespit edilmesi amacıyla Merkez İlçesinden geçen Murat Nehri'nin taşkın risk haritaları, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak elde edilmiştir. Yerleşim yerleri ve tarım arazilerinin içinden geçen Murat Nehri özellikle Nisan – Mayıs aylarında taşkınlara neden olmaktadır. Çalışma alanına ait 1/1000 ölçekli hâlihazır harita ve dere alımları ile bölgenin TIN haritası ArcGIS ve NetCAD yazılımlarıyla oluşturulmuştur. ArcGIS yazılımının bir modülü olan HEC-GeoRAS yazılımı ile TIN haritası üzerinde sayısallaştırmalar yapılmış, kritik kesitler belirlenmiştir. DSİ 8.Bölge Müdürlüğü'nden elden edilen hidrometrik verilerle birlikte HEC-RAS yazılımında Q2, Q5, Q10, Q25, Q50, Q100, Q500 ve Q1000 taşkın tekerrür (yineleme) debilerine göre hesaplamalar yapılarak, su yüzü kotları ve taşkın sınırları belirlenmiştir. HEC-RAS yazılımında yapılan analizler, ArcGIS yazılımına aktarılarak sayısal haritalar ve uydu görüntüleri ile birleştirilmiştir. Taşkın riski olan bölgeler belirlenmiş ve taşkın zarar hesabı yapılmıştır. Taşkın risk haritaları ve taşkın zarar hesabı çıkarılan bu çalışmada; CBS yardımı ile risk analizi için gerçeğe yakın sonuçlar elde edilebilmesi ve taşkınların vereceği zararların önlenmesi için önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Orman köylülerinin güneş enerjili su ısıtma sistemlerini kullanmasıyla ortaya çıkan sosyo ekonomik durumun değerlendirilmesi Gümüşhane örneği
Süleyman Aykut Tonyalı
Bu çalışmada Gümüşhane'deki bazı orman köylülerinin güneş enerjili su ısıtma sistemlerini kullanmasıyla ortaya çıkan sosyo-ekonomik durum değerlendirilmiştir. Bunun için 70 orman köylüsü aile üzerinde anketler yapılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında Gümüşhane Orman İşletme Müdürlüğü ORKÖY şubesinden güneş enerjisi verilen aile bilgileri neticesinde yüz yüze anketler yapılmıştır. Anketlerdeki verileri sayısal ortama aktarılmış ve istatistiki analizler SPSS (11.5) programı ile gerçekleştirilmiştir. Gümüşhane'deki orman köylerinde yaşayan insanların güneş enerjili su ısıtma sistemi kullanması, "t" analizi ve yüzde frekans dağılımı yöntemleri açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak güneş enerjisi su ısıtma sistemleri orman köylerinde ısınma amaçlı yakacak odun tüketimi üzerine olumlu etkisi sağlamamış. Yemek pişirme ve su ısıtma amaçlı fark edilir tasarruflar söz konusu olmuştur. Ankete katılanların cinsiyet durumu %4 kadın ve % 96 erkektir. İleri ve orta yaşlı ve daha yüksek yaşlı katılımcının oranı % 60'dır. Eğitim olarak ilkokul mezunlarının oranı %64'tür. Ormanların çoğunda köylüler, gelecekteki ekonomik beklentilerden endişe duymaktadırlar.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kurtoğlu meta-graniti'nin (Gümüşhane) jeokimyasal ve izotopik özellikleri
Cengiz Uzun
Gümüşhane yöresi, Sakarya Zonu'na ait Variscan metamorfik temel kayaçlarının yüzeylediği lokasyonlardan biridir. Genişliği 0.5 ila 3 km ve yaklaşık 28 km uzunluğa sahip bu metamorfitler Kırıklı Köyü civarından başlayarak güneybatı yönünde Tersun Dağı'na kadar uzanan bir alanda mostra verir. Kayaçlar erken-orta Karbonifer'de bölgesel metamorfik koşulların etkisi altında kalarak düşük-orta derecelerde başkalaşmışlardır. Kurtoğlu Metamorfitleri olarak bilinen kayaçlar başlıca iki tektonik birimden oluşmaktadır: (i) mikaşist, gnays ve bunları keserek yerleşen meta-granitler, (ii) fillat ve kalkşistler. Bu çalışmaya konu olarak seçilen meta-granitler petrografik, jeokimyasal ve jeokronolojik özellikleri bakımından incelenmiştir. Petrografik olarak muskovit ve biyotit meta-granitler olmak üzere iki alt gruba ayrılmaktadırlar. U-Pb SHRIMP yöntemi ile biyotit meta-granit (KU-35) örneğindeki zirkonlardan elde edilen yaşlar 511-452 m.y. (Geç Kambriyen-Geç Ordovisiyen) arasında değişmektedir. Muskovit meta-granitler bileşimsel değişimin felsik ucunda toplanırken (SiO2: % 72.8−77.8), biyotit meta-granitler nispeten geniş bir bileşimsel aralık sunmaktadır (SiO2: % 67.46−78.44). Granodiyoritik bileşime sahip iki adet biyotit meta-granit hariç, tüm örnekler granitik bileşime sahiptir. Örneklerin hepsi güçlü peralumin karaktere sahip olup, yüksek K'lu kalk-alkali'den şoşonitik'e kadar değişen bir jeokimyasal bileşime sahiptir ve % 1.02 ila 4.41 arasında değişen normatif korendon içermektedirler. Bazı biyotit meta-granit örneklerinde S-tipi granit/riyolitler için karakteristik olan granat ve sillimanit bulunur. Örneklerin oldukça radyojenik Sr izotop oranları (0.712-0.745), negatif εNd(t) değerleri (-5.13 ̶ -8.55) ve Pb izotop oranları kesin olarak kıtasal kabukta yer alan bir kaynağa götürmektedir. CaO/Na2O, Al2O3/TiO2, Rb/Sr ve Rb/Ba oranları ise biyotit ve muskovit meta-granitlerin sırasıyla kilce-fakir ve kilce-zengin sedimanter kaynaklardan itibaren oluştuğuklarına işaret etmektedir. Artan SiO2'ye karşılık azalan MgO, Fe2O3 ve TiO2 içerikleri gibi korelasyonlar, Kurtoğlu meta-granitinin oluşumu sırasında kesirli kristallenmenin baskın bir rol oynadığını ve muskovit meta-granitlerin biyotit meta-granitlerden itibaren fraksiyonlaşma yoluyla oluştuğunu ima etmektedir. Hafifçe sağa eğik nadir toprak element profilleri, negatif Nb, Ta, Ti ve pozitif Pb anomalileri yitim ilişkili bir tektonik ortamı ima etmekle birlikte, tektonik ortam ayırım diyagramları genellikle çarpışma eş yaşlı ve çarpışma sonrası tektonik ortamlara işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kelkit ve Köse (Gümüşhane) ilçe merkezi içme sularının hidrojeokimyasal özellikleri ile yan kayaçlarla olan ilişkilerinin incelenmesi
Nadire Yazıcı
İnceleme alanı, Gümüşhane (KD Türkiye) ilinin güneyinde yer alan Kelkit ve Köse İlçe merkezi ve yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada, Kelkit ve Köse yerleşim merkezindeki içme sularının hidrojeokimyasal özellikleri ortaya konmuş ve metal element içerikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte, suların içerisinden geçtiği litolojiler de belirlenerek içme suyu kaynağı ile yan kayaç arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Su numuneleri genel olarak halka açık kamu kurumlarının su depo ile Alüvyon, Kelkit Formasyonu, Berdiga Formasyonu ve Köse Graniti üzerinde yer alan kaynaklardan derlenmiştir. Örneklerin pH değerleri 7.50-8.09, iletkenlikleri 166.9-1386 µS/cm ve sertlikleri 8.4-70.8 arasında değişmektedir. Bu veriler, kıta içi yerüstü su kaynakları sınıflamasına göre, suların I, II ve III sınıf kalitede olduğunu göstermekte ve asidik ortamdan ziyade bazik bir karakteri işaret etmektedir. Ayrıca, elde edilen sertlik sonuçları, Kelkit bölgesindeki su örneklerinin yumuşak, orta derecede sert ve sert su özelliğinde, Köse bölgesindeki su örneklerinin ise sert, orta sert ve çok sert su niteliğinde olduğunu göstermiştir. Suların fiziksel parametreleri tüm numunelerde renk, bulanıklık, tat ve koku değerleri açısından uygundur. Çalışma alanındaki sular genel olarak karbonatlı (Ca+Mg > Na+K) ve sülfatlı sular sınıfında olup, genellikle zayıf asit kökleri güçlü asit köklerinden (HCO3¯ > SO42+Cl¯) daha fazladır. Tüm örneklere ait iyonların meq/l değerlerini birleştiren doğrular birbiri ile çakışmakta ya da paralel geçmekte olup, suların beslenim kaynağının aynı olduğunu mevsimsel değişimlerden etkilenmediğini işaret etmektedir. Bunun yanısıra, incelenen örneklerin Ca, Mg, Na, K, Fe, Mn ve Al değerleri genel olarak izin verilebilir aralıkta olup, TS-266 ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) standartlarına uygundur. Bu değerler aynı zamanda Gümüşhane İl merkezi içme suyu değerleri ile de benzer dağılım sergilemektedir. Örneklerdeki çözünmüş metallerin (Zn, Cu, Co, Ni, Pb) dağılımı, çalışma alanı ve yakın çevresindeki kayaç türleri ve cevherleşmeler ile doğrudan ilişkilidir. Birkaç tanesi dışında, diğer numuneler kabul edilebilir sınırlarda dağılım göstermiştir. Karbonatların çözülmesi (kireçtaşı ve dolomit), jips ayrışması ve gözlemlenen değişiklikleri açıklayan iyon değişimi (Mg+2, Ca+2, Cl¯ and HCO3¯) gibi süreçler suyun kimyasal bileşiminin su-kaya etkileşimleri tarafından kontrol edildiğini göstermektedir. Ayrıca, örneklerdeki SiO2'nin albit ayrışması sonucu sulara geçtiği de tespit edilmiştir. Sonuç olarak, örneklerin büyük bir çoğunluğunun içme suyu açısından iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Genişletilmiş tümör-bağışıklık gözetimi modelinin deterministik ve stokastik analizi
Semih Çelenkli
Bu tez çalışmasında daha önce tanımlanmış olan deterministik tümör hücresi bağışıklık gözetim modelleri incelenmiş bu modellerin temel bileşenleri tek tek tanımlanarak bilimsel literatüre uygun, yeni bir tümör hücresi-bağışıklık gözetim modeli oluşturulmuştur. Kinetik analiz yöntemiyle oluşturulan bu modelin temelinde, bağışıklık gözetiminden kaçan tümör hücrelerinin ve herhangi bir kaçma mekanizması geliştiremeyen tümör hücrelerinin (saf tümör hücreleri) zaman içerisinde göstermiş oldukları gelişim incelenmektedir. Bağışıklık gözetiminden kaçan tümör hücreleri vahşi tümör hücresi olarak adlandırılmıştır. Öncelikle tümör hücrelerinin bağışıklık gözetiminden kaçmadığı varsayılarak saf tümör hücresi bağışıklık gözetim modeli tanımlanmıştır. Bu modelin biyolojik olarak anlamlı olabilmesi için model değişkenlerinin pozitif ve sınırlı olduğu durumlar incelenmiştir. Saf tümör hücresi modeline bağlı olarak yazılan denklem sisteminin denge noktaları bulunmuş, tümörsüz denge noktasının temel üreme sayısı bulunarak tümörsüz denge noktasındaki asimptotik kararlılık ve global kararlılık durumları incelenmiştir. Diferansiyel denklem sisteminde tümör hücresi ile bağışıklık etkileşimi sonucunda tanımlanan parametreler, normal dağılım ve genelleştirilmiş beta dağılımı altında rastgele etki terimleri ile yeniden tanımlanmış ve elde edilen rastgele etkileşim modeli ile tümör hücresi bağışıklık etkileşim süreci incelenmiştir. Ayrıca deterministik ve rastgele modeller için elde edilen sonuçlar, stokastik etki sonucunda elde edilen modelin sonuçları ile karşılaştırılarak modelin yorumlanması sağlanmıştır. Son olarak, bağışıklık hücrelerinden tümör kaçışı öngörülerek vahşi tümör hücresi bağışıklık gözetimi modeli oluşturulmuş ve model bilimsel varsayımlara dayalı olarak modellenen parametreler kapsamında incelenerek yorumlanmıştır.
