Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alemdag, Selcuk(6)
- Aydin, Metin Mutlu(5)
- Demir Şahin, Demet(4)
- Eker, Hasan(4)
- Çavdar, Özlem(4)
- Çullu, Mustafa(4)
- Ozyurt, Emre(3)
- Peker, İskender(3)
- Yilmaz, Tekin(3)
- Çoruh, Emine(3)
- Şentürk, Suat Hayri(3)
- Araz, Onur(2)
- Aşık, Yusuf(2)
- Gergin, Ramazan Eyüp(2)
- Gurocak, Zulfu(2)
- Kahya, Volkan(2)
- Kaya, Elif Çelenk(2)
- Köfteci, Sevil(2)
- Külekçi, Gökhan(2)
- Osman Yilmaz, Ali(2)
- Seferoglu, Mehmet Tevfik(2)
- Sunca, Gülfem Çisem Köse(2)
- Çakır, Tufan(2)
- Çavuşoğlu, İbrahim(2)
- Çelik, Muhammet(2)
- Acı, Elif Nur(1)
- Akduman, Öznur(1)
- Akpinar, Muhammet Vefa(1)
- Akpınar, Muhammet(1)
- Aksoy, Atakan(1)
- Aksüt, Yavuz Selim(1)
- Albayrak, Sirer(1)
- Ar, Ilker Murat(1)
- Araz, O.(1)
- Avdan, Uğur(1)
- Ayvazoglu, Gülsah(1)
- Baki, Birdogan(1)
- Bayram, Hakan(1)
- Bendine, K.(1)
- Bora, P.(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022Uçucu kül inceliğinin betonun sülfat direnci üzerine etkisi
Demir Şahin, Demet; Çullu, Mustafa; Eker, Hasan
Beton bileşiminden biri olan çimentonun hidratasyonu ile sülfat iyonları arasında oluşan kimyasal reaksiyon sonucu sülfat korozyonu oluşmakta ve bu oluşum betonda bozulmalara neden olmaktadır. Sülfatın beton üzerinde oluşturduğu hasarı azaltmak ya da en aza indirmek için çimento yerine uçucu kül gibi puzolanlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada betonun ana bileşenlerinden biri olan çimento yerine çimentoya yakın bileşene sahip olan Afşin Elbistan Termik Santralinden temin edilmiş uçucu kül atığı kullanılmıştır. Uçucu külün (UK) bilyalı değirmende 0, 10 ve 20 dk öğütülmesi ile elde edilen farklı inceliklere sahip örnekler % 10 UK ikame oranı ile hazırlanarak uçucu kül katkılı beton örnekleri oluşturulmuştur. Daha sonra bu örnekler; % 5 ve % 10 katkılı sülfat çözeltisine maruz bırakılmış ve beton örneklerinin sülfat direnci üzerine etkisini araştırmak için basınç dayanımı ve ultrasonik dalga hızı ölçümü testlerine tabi tutulmuş, ağırlık kayıpları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre uçucu kül öğütme süresine bağlı olarak % 5 ve % 10 sülfat çözeltisine maruz bırakılmıştır ve daha sonra katkılı beton örneklerindeki basınç dayanım değerlerinde artışlar gözlenmiştir. Sülfat çözeltisi miktarının artmasıyla birlikte beton örneklerinin basınç dayanımının azaldığı ve bu beton örneklerinin referans örneğine göre daha yüksek basınç dayanımı değerine sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte; öğütme süresinin artmasıyla ağırlık kayıplarının azaldığı görülmüştür. Ayrıca; öğütmenin etkisi ile uçucu külün inceliğinin artması sonucu ultrasonik dalga hızı değerlerinin de arttığı belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2022Investigation of usability of building rubble as road underfill
Külekçi, Gökhan; Osman Yilmaz, Ali
For resources to be used efficiently, the structures built on the earth must be long-lasting. The longevity of the roads built with a length of millions of kilometers per year is determined by the nature of the filling material, traffic, equivalent axle load, climatic effects, material fatigue, and layer thicknesses used. The fact that filling material complies with the standards and is easily available will ensure that the road construction works are both economical and long-lasting. Many building rubbles are formed from the buildings that have completed their lives in the urban transformation process. Storage and disposal of this building's rubble are very difficult. To eliminate these difficulties, the usage areas of the rubble should be increased. In this study, some mechanical experiments were carried out on the building rubble obtained from the Black Sea region, and these were interpreted. Grain density, freeze-thaw tests, Micro-Deval, and Determination of Fragmentation Resistance, tests were carried out according to TSE and ASTM standards of aggregates obtained from building rubble. The results obtained from the experiments were compared with the technical specifications of the General Directorate of Highways. It has been revealed that the analyzed aggregate can be used as road fill in highways.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Depremlerden Sonraki Yeniden Yapılanma Süreci Üzerine Küresel Bir Araştırma: Çelik Prefabrik Malzeme Kullanımının Gerekliliği
Öztürk, Serkan; Etki Of, Nesibe
Bu çalışma kapsamında, çelik prefabrik yapıların yapısal özellikleri, Türkiye ve dünyada kullanım oranları ve niçin kullanılması gerektiği konuları bilimsel kaynaklar ortaya konularak araştırılmıştır. Farklı çalışmalardan elde edilen sonuçlar derlenerek, afet yönetimi için oldukça önemli olan yeniden yapılanma sürecine dikkat çekilmiştir. Çelik yapılar, hafif ve esnek malzemeler oldukları için depreme karşı mukavemet gösterirler. Bu ve daha birçok özelliğinden dolayı yüz ölçümünün büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer alan ülkemizde konutların çelik prefabrikasyon ile yapılması gerekmektedir, çünkü bu yapıların depremlerde yıkılmadığı veya hasar alarak ayakta kaldığı literatürdeki birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış olup afet yönetiminde ileri seviyede bulunan ülkeler tarafından da kanıksanmıştır. Türkiye ise çelik üretiminde dünyada yedinci sırada bulunmakla birlikte, bu durum yapı sektörüne yansımamaktadır. Depremler yaşandıktan sonra yeniden yapılanma sürecine gelindiğinde, yıkılan veya ağır hasar alan binaların yerine çelik konstrüksiyon binaları inşa etmek gerekmektedir. Bu strateji, kriz yönetiminin son basamağı olan yeniden yapılandırmada sağlam temeller atmayı sağlayacak ve risk yönetiminin ilk basamağı olan zarar azaltma evresindeki çalışmaları destekleyici nitelikte olacaktır. Bu bağlamda, önemli bir kazanım olarak, tam anlamda bir bütünleşik afet yönetimi döngüsü oluşturulabilecektir.
- MakaleAçık Erişim2022Gyroscopic Vibration Damper for Building: Theoretical and Experimental Research
Ünker, Faruk; Cuvalci, Olkan
In this study, a gyroscopic damper model consisting of a built-in column has been developed. The objective of this study is determining the required angular momentum with the optimum ratio of natural frequency for the gyroscopic vibration absorber under sinusoidal excitation. This damper model is investigated experimentally and theoretically for different angular momentums of the gyroscope and different frequency ratios of the structure and damper on a single-story structure. As a result of the study, the displacement of the structure at the 1st mode frequency for a given angular momentum of the gyroscope is fairly reduced. Besides, at a notable frequency ratio of the damper and the structure, the effect of the angular momentum is improved. Even if the disk mass of the gyroscope decreases, it is possible to obtain a certain angular momentum by increasing the disk speed. Thus, lighter and less bulky gyroscopic vibration dampers can be designed. The cooperation of the required angular momentum with the optimum ratio of natural frequencies should be considered to obtain a highest attenuation of the building vibration. In addition, the equations of motion obtained according to the 1st mode and the theoretical results overlapped.
- MakaleYalnız künye2022Fine-Kinney Metodu İle Risk Analizi: Trabzon Liman Örneği
Kaya, Elif Çelenk; Bayram, Hakan
Dünyada ve ülkemizde karayolu, havayolu, demiryolu, deniz yolu gibi çeşitli taşıma yöntemleri kullanılmaktadır. Diğer taşıma yöntemlerine göre uluslararası ticaretin %80-90'ı deniz taşımacılığı ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı ile ağır yükler, tehlikeli kimyasallar, yüksek hacimli yükler daha ucuz ve güvenli bir şekilde taşınmaktadır. Dünyada deniz taşımacılığının fazla kullanılması limanların önemini artırmaktadır. Ülkemizde limanlarımız tehlikeli işyerleri olarak sınıflandırılmaktadır. Yüklenen ve taşınan tehlikeli kimyasallar, farklı makine ve araçların bulunması, liman operasyonlarından kaynaklanan çeşitli riskler içermektedir. Tehlike ve riskleri ortadan kaldırılması için sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalıdır. Limanlarda teknik personel eksikliği, limanlarda çeşitli risklerin ve tehlikelerin bulunması, makinelerin, araçların, özel ekipmanların bulunması ve çeşitlilik göstermesi, yabancı personellerin bulunması, liman sahasının genişliği gibi faktörler limanlarda önleyici ve düzenleyici çalışmaların yapılmasını zorlaştırmaktadır Bu çalışmada Trabzon Limanı kapsamında tehlike kaynakları ve riskler belirlenmiş ve risk değerlendirme yöntemi olan Fine-Kinney yöntemi kullanılarak risk analizi çalışması hazırlanmıştır. Trabzon limanını kapsayan risk analizinde 13 tane “Tolerans Gösterilemez Risk”, 19 tane “Esaslı Risk”, 40 tane “Önemli Risk” olmak üzere toplam 72 tane risk tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2021Afetlerde Güvenli Şehir Değerlendirmesi: Puan Kart Uygulaması
Turan, Melikşah; Cengiz, Ekrem
Afetler insanların ve toplulukların güvenlik ve refahlarının zarar görmesine neden olabilirler. Afetlerin olumsuz etkilerinin önlenmesinde veya azaltılmasında, ayrıca risk altındaki toplulukların olumsuz etkilere tepkisini güçlendirmede temel olarak mevcut durumun iyi anlaşılması gerekmektedir. Şehirlerin afetlere hazırlığını ortaya koyan dirençli şehir değerlendirilmesi ile dirençlilik puanı elde edilerek derecelendirme yapılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışmada toplum direncini geliştirme faaliyetlerine rehberlik etmek için 10 faktör, 33 alt faktör ve 100 gösterge değeri ile oluşturulmuş hazırlanmış Afetlerde Güvenli Şehir Değerlendirme Puan Kartı uygulanmıştır. Veri toplama tekniğine göre dökümantasyonel, araştırmada kullanılan verinin özelliğine göre de ikincil veriye dayalı araştırma kategorisinde yer almaktadır. Nicel araştırma türünde olan çalışmamızda ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verileri paylaşılmış büyükşehir statüsündeki 2 şehir için değerlendirilmiş olup isimleri A ve B şeklinde kodlanmıştır. Şehirlerin dirençlilik seviyesini ölçmek için nesnel kriterler doğrultusunda normalize edilmiş bir puan elde edilip puanlar seviyelendirilerek değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2021Şehir İçi Ana Arterlerde COVID-19 Kısıtlamalarından Dolayı Trafik Akımlarında Meydana Gelen Değişimlerin İncelenmesi: Antalya Örneği
Aydin, Metin Mutlu; Çoruh, Emine; Dağlı, Eren
2019 yılı sonunda Çin’de ortaya çıkan COVID-19 Pandemisi, 2020 yılının ilk aylarından itibaren Dünya genelinde birçok alanda kısıtlamalara ve düzen değişikliklerine neden olmuştur. Diğer tüm alanlarda olduğu gibi ulaştırma hizmetleri ve ulaşım karakteristiklerinde de bu pandemi nedeniyle büyük değişiklikler görülmüştür. Ülkemizde pandeminin görülmeye başlandığı tarihten itibaren pandeminin seyrine ve virüse yakalanan vatandaş sayısındaki artışa bağlı olarak bazı dönemlerde sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmiştir. Bu kısıtlamalara bağlı olarak toplu taşıma sefer sıklıkları, şehir içi ve şehirlerarası toplu taşıma hizmetlerini kullanan yolcu sayıları, trafikteki araç sayısı vb. ulaşım ile ilgili birçok alanda değişiklikler görülmeye başlanmıştır. Bu çalışma kapsamında, pilot kent olarak seçilen Antalya şehir merkezinde yer alan ana arterler üzerinde pandemi etkisi nedeniyle trafikteki araç sayısında meydana gelen değişimler incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar detaylı olarak irdelendiğinde, pandemi sırasında kısıtlama günlerinde araç sayısında önemli derecede azalmalar görülmüştür. Yine elde edilen sonuçlara göre, ülkemizde trafiğe çıkan araç sayısında artış meydana gelmesine rağmen, kısıtlama günleri dışındaki günlerde trafikteki araç sayısının pandemi öncesindeki sayıya yakın olduğu görülmüştür. Bu sonuç, pandemi nedeniyle sürücülerin toplu taşıma yerine bireysel araç kullanımına yöneldiklerini doğrulamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2021Çörtlerin betonun alkali silika reaksiyonu üzerindeki etkisi
Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan
Betonun durabilitesini etkileyen kimyasal reaksiyonlardan biri de alkali silika reaksiyonudur (ASR). Gümüşhane ilinde yer alan taş ocaklarının birçoğunda bol miktarda çörtler yer almaktadır. Bu çörtler delme patlatma yöntemiyle ana kayaçtan ayrılarak elde edilen ince ve kaba agregalarla birlikte beton bileşeni olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Gümüşhane ilinin 3 farklı bölgesinden alınan çörtler (Akçakale, Gümüşhane ve Besyo), Gümüşhane üniversitesinde yer alan beton laboratuvarına getirilmiştir. Daha sonra farklı bölgelerden alınan 3 farklı çört ve referans numunesi için beton karışım hesabı yapılmış ve bu karışım hesaplarına göre ASTM C 1260 hızlandırılmış harç çubuğu standardına göre beton örnekleri hazırlanmıştır. 3, 7, 14 ve 28 günlük kür süreleri için 3 adet hızlandırılmış harç çubuğu numunesi hazırlanmıştır. Her bir bölgenin çört karışımlarına ait harç numunelerinin 3, 7, 14 ve 28 gün sonundaki ASR ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar; çört ile üretilen tüm numunelerin, referans numunesine göre daha yüksek boy değişimi değerine sahip olduğunu, kür süresine bağlı olarak boy değişim değerlerinin arttığını göstermiştir. 14 günlük boy uzama sonuçlarının ASTM C 1260’ta belirtilen % 0.1 zararsız agregalar için boy uzama limitini ve 28 günlük boy uzama sonuçlarının da % 0.2’den fazla boy uzaması değerlerini aştığı görülmüştür. Sonuç olarak; Akçakale, Gümüşhane ve Besyo çörtlerinin 14 ve 28 günlük kür süreleri göz önüne alındığında ASR açısından zararlı olduğu anlaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021⁶⁰Co Radyoaktif Nokta Kaynaği ile Uçucu Külün Gama Radyasyon Koruma Özellikleri
Külekçi, Gökhan
Gelişmekte olan beton teknolojisi sayesinde hafif beton ve uçucu kül betonla ilgili birçok alanda kullanılabilmektedir. Dünyanın güncel sorunlarından olan radyasyondan, korunmak için birçok araştırmacı uçucu külü kullanmış fakat çok az sayıda araştırmacı hafif beton üzerinde çalışmıştır. Radyasyonun etkilerinden korunmak için araştırmacılar ağır beton ve ağır agregalar kullanılarak gama ışını soğurma miktarlarını incelenmiştir. Bu çalışmada c sınıfı uçucu kül, çimento yerine %30-50-100 dozajlarında kullanılarak 3 farklı hafif beton hazırlanmıştır. 50*50*50 mm boyutlarında hazırlanan kompozit bloklar üzerinde yoğunluk ve basınç dayanımı deneyleri yapılmış, doğrusal zayıflama katsayısı (cm-1), kütle zayıflama katsayısı (MAC) ve onuncu katman değeri (TVL) (cm) gibi radyasyon etkileşim parametreleri ölçülmüştür. Radyasyon etkileşim parametreleri HP Ge gama dedektörü kullanılarak elde edilmiştir. Radyasyon ölçümleri için 1173 keV (⁶⁰Co) ve 1332 keV (⁶⁰Co) olarak 2 farklı foton enerjisi kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda uçucu kül içeriği arttıkça basınç dayanımının azaldığı, hazırlanan kompozitlerinden %100 uçucu kül içeren örneklerin basınç dayanımının en az olduğu, uçucu kül miktarı düştükçe yoğunluğun arttığı belirlenmiştir. Hazırlanan kompozitlerde enerji seviyeleri arttıkça doğrusal zayıflama katsayısı arttığı görülmüştür. Bu çalışma sayesinde birçok alanda kullanılan uçucu küllerin radyasyon kalkanı olarak kullanılabileceği ortaya konmuştur. Ayrıca bu çalışma ile radyasyon kalkanı üretiminde, ağır agrega kullanılmaması ve hafif beton üretilmesi nedeni ile kalkan üretim maliyeti önemli derecede düşecektir
- MakaleAçık Erişim2021Effect of Vehicle-Bridge Interaction on the Dynamic Behavior of Bridges
Araz, Onur
In this study, dynamic behavior of single span bridges under moving sprung mass is investigated. The equation of motion of the problem under consideration is obtained as a partial differential equation with variable coefficients and solved numerically by Newmark method. In dynamic analyzes, the effects of the speed parameter, mass ratio, frequency ratio and damping ratio of the bridge on the dynamic behavior of the bridge and the vehicle are investigated. The results obtained from the analysis are presented in figures and tables. The results have shown that the parameters taken into account have a significant influence on the dynamic behavior of the bridge.
- MakaleAçık Erişim2021Optimization of non-traditional tuned mass damper for damped structures under harmonic excitation
Kahya, Volkan; Araz, Onur
Tuned mass dampers (TMDs) are used to reduce dynamic vibrations of structures under environmental loads such as wind or seismic excitation. In this paper, the optimum design of nontraditional tuned mass dampers (NT-TMD) attached to a damped main structure under harmonic excitation was investigated. Unlike the traditional TMD, the damping element in NT-TMD is directly connected to the ground. In this study, the effectiveness of NT-TMD on the attenuation of vibrations on the damped main system under harmonic load is investigated. The optimum parameters of the NT-TMD are obtained by using the hybrid pattern search (HPS) technique. According to numerical results, it is seen that non-traditional TMD is more effective than traditional TMD in reducing vibration.
- MakaleAçık Erişim2021İnşaat Sektöründe Çalışanların Güvenlik Kültürünün Oluşturulmasında Saha Gözetmenlerinin Rolü
Tuna, Hasan; Albayrak, Sirer
İş kazaları çalışanların çalışma hayatlarında karşılaştıkları en önemli sorunlardan biridir. İnsanlığın çalışma hayatı boyunca olabilecek kazaları engelleme ve çalışanlara sağlıklı bir ortam oluşturmak amacıyla birçok mevzuat ve kurumsal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler mevcut olmasına karşın, işyerlerinde hala birçok kaza meydana gelmektedir. Son zamanlarda iş kazalarının önlenmesi konusunda güvenlik kültürü kavramının üzerinde önemle durulmaktadır. Bu çalışmada, inşaat sektöründe çalışanların güvenlik kültürü düzeylerinin demografik özelliklerinden ve inşaatta görevli saha gözetmenlerinden ne şekilde etkilendiğini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, kartopu örnekleme yöntemiyle saptanan, inşaat sektöründe faaliyette bulunan Ankara, İstanbul, Ağrı ve Sivas illerindeki 5 farklı firmada çalışan toplam 130 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Dursun (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan 8 farklı ölçek kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre kadercilik dışındaki güvenlik kültürü boyutlarında saha gözetmeninin görev yaptığı işyerlerindeki çalışanların güvenlik algısı anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, medeni durum, iş tecrübesi, eğitim durumu gibi demografik özelliklerle güvenlik kültürü boyutları arasında anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Eğitim faaliyetlerinin arttırılması, yönetimin tutum ve davranışlarının geliştirilmesi, kadercilik anlayışının ortadan kaldırılması, farkındalığı ve yetkinliği artırıcı tedbirlerin alınması, çalışanların güvenliğe aktif katılımının sağlanması, etkili iletişiminin kurulması, raporlama kültürünün geliştirilmesi ve belli sayıdaki işyerlerinde saha gözetmenlerinin istihdam edilmesi iş kazalarının azaltılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2020Koridor Hızı İhlal Tespit Sistemlerinin (KOHİTS) Performans Ölçümlerinde Kullanılabilecek Bir Ölçüm Metodunun Önerilmesi
Aydin, Metin Mutlu; Köfteci, Sevil
Sürücülerin şehiriçi ve şehirlerarası yollarda yüksek hızlarda hareket etmeleri ölümle ya da yaralanmalar ilesonuçlanan çok sayıda trafik kazasına sebep olmaktadır. Gözlemlenen bu olumsuz durum, ulaştırma alanındaçalışan araştırmacıları, yetkilileri ve plancıları sürücülerin trafikte aşırı hızlı hareket etmelerini önlemeüzerine yeni çözüm önerileri geliştirme konusunda motive etmiştir. Dünya genelinde son yollarda araçlarınaşırı hızlı hareket etmelerini sınırlandırmak amacıyla anlık ve ortalama hız ölçümü yapabilen farklı radar veölçüm sistemleri geliştirilmiştir. Türkiye’de ise son yıllarda Akıllı Ulaşım Sistemlerine (AUS) verilen öneminartması ile birlikte, aşırı hızların gözlemlendiği koridorlarda ortalama hızların tespit edilmesine ve araçhızlarının kontrol edilmesi amacıyla Koridor Ortalama Hız İhlal Tespit Sistemleri (KOHİTS) uygulamasınageçilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada, KOHİTS’lerin performans ölçümlerinin nasıl yapılacağı konusundaher türlü işlem adımları ile ölçüm yöntemlerini içeren ve içerisinde 3 farklı ortalama hız ölçüm tekniğini (Testaracı, Kronometre ve GPS özellikli araç içi kamera) barındıran bir performans ölçüm metodu önerilmiştir.Çalışma kapsamında, belirlenen tüm işlem adımları hakkında detaylı bilgi verebilmek amacıyla seçilen 2 pilotkentteki (Gölbaşı/Adıyaman ve Toprakkale/Osmaniye) toplam 12 farklı KOHİTS’in işletmeye açılmadanönceki performans ölçümleri yapılmıştır. Yapılan ölçümlerden, incelenen 12 farklı koridorda sistemyazılımının ölçtüğü ortalama hızlar ile önerilen 3 farklı ölçüm tekniği kullanılarak yapılan ortalama hızölçümleri arasındaki farkın yetkililer tarafından önerilen 70 km/sa’ye kadar ± 3 km/s, 70 km/s üzerinde ±%3sınırları içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışma kapsamında önerilen ve içerisindeuzunluk ölçümü, ortalama hız ölçümleri ve diğer bazı ölçüm adımlarını içeren bu yeni metodun, KOHİTS’lerinperformans ölçümlerinde etkin bir şekilde kullanılabileceği sonucunu ortaya koymuştur.
- MakaleYalnız künye2020The effect of different fineness values of Afşin Elbistan fly ash on permeability in concrete
Demir Şahin, Demet; Çullu, Mustafa; Eker, Hasan
Too much CO2 is released during cement production. In many researches, the use ofnatural or recycled compounds plays an important role in the cement composition.The use of these components contributes both to reducing the amount of waste andto protecting the environment in nature. It is possible to produce an environmentallyfriendly concrete, thanks to its being a fly ash thermal power plant waste and its useas mineral additive in terms of its composition. In this study, it is aimed to produceimpermeable concretes with the use of C type fly ash as substitutes for cement in concrete composition in substitution rates of 10 %, 30 % and 50 %. In order to reduce thepermeability of concrete in this direction, as a result of grinding the fly ash in the ballmill for 0, 10, 20, 30, 45 and 60 minutes, concrete samples were prepared with andwithout admixture (Reference). Capillarity test was performed to determine the permeability at the end of cure periods of 28 and 90 days on concrete samples. Accordingto the results obtained at the end of 28 days, the best impermeability was achieved inthe mixture with 50 % fly ash replacement and 60 minutes grinding time. In 90 days,the best impermeability was obtained in the mixture with 30 % fly ash replacementand 0 minutes of grinding time. As a result, it was seen that permeability decreasedwith increasing thinness and substitution rate of fly ash in concrete composition.
- MakaleAçık Erişim2020Bütünleşik bulanık ahp-vıkor yaklaşımı ile lojistik firmaları için en uygun açık yenilik modelinin belirlenmesi
Ar, Ilker Murat; Peker, İskender; Baki, Birdogan
Açık yenilik, yenilikçi ürün ve hizmetler yoluyla rekabet avantajı elde edebilmek için diğer firma ve kuruluşlarla iş birliğine dayalı ilişkiler kurmayı içermektedir. Çok sayıda ürün ve hizmete sahip ve paydaşları ile yoğun ilişkileri olan kuruluşlar olması nedeniyle lojistik firmaları, açık yenilikten etkilenmektedir. Çalışmanın amacı, lojistik firmaları için en uygun açık yenilik modelinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda uygulama aşaması, bir Bulanık Çok Kriterli Karar Verme Modeli aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bu yaklaşım, kriterler (kontrol, odak, yenilik süreci, bilgi, maliyet, kapasite, pazar, kullanım, politika, motivasyon) ve alternatifleri (gelen, giden ve çift yönlü açık yenilik modelleri) içermektedir. Kriter ağırlıkları, Bulanık AHP yöntemiyle belirlenmiştir. Alternatiflerin sıralanması ise Bulanık VIKOR yöntemi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre; giden yenilik, lojistik firmaları açısından en uygun açık yenilik modeli olarak tespit edilmiştir. En uygun açık yenilik türünün seçiminde en önemli üç kriter ise sırasıyla; yenilik süreci, motivasyon ve pazar olarak belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2020An Investigation on General Structure and Working Principle of Corridor Average Speed Enforcement Systems (KOHİTS) from Design to Operation: Toprakkale Case
Aydin, Metin Mutlu; Köfteci, Sevil
High number of traffic accidents, caused by excessive vehicle speeds in traffic, motivate officials and researchers in Turkey and all around the World to develop solutions. For this purpose in recent years, new systems, called as Smart Transport Systems (AUS), are being developed in many countries in order to prevent driving at high speeds without taking into account speed limits in urban and rural roads and to reduce the number of speed related accidents. Corridor Average Speed Enforcement Systems (KOHİTS), which is an AUS application, was developed to reduce the number of traffic accidents caused by excessive speeds and increase road safety and enable drivers to move at speed limits in Turkey as well as in the overall World. With this study, it is aimed to inform all relevant stakeholders technically by examining all the important working principles and all important issues to be taken into consideration by using scientific methods until they are activated from the beginning of system configuration. For this purpose, in order to give detailed information about the field measurements and observations made within the scope of the study, the configuration steps of KOHİTS in 2 different road routes in Toprakkale / Osmaniye ring road from the beginning to the end are examined and explained step by step in detail. From the obtained results, the most important points in the configuration process of such systems determined as high resolution quality cameras’ utilization, fast and uninterrupted network infrastructure enabling the transfer of data from the field to the center and comprehensive analysis opportunity of the developed software. It was also observed from the field observations and measurements that the configuration of the system by an expert team, development of a good software and utilization of a good technological infrastructure in the system are other very important parameters for the performance of the system.
- MakaleAçık Erişim2020Evaluation of Engineering Properties of Rock Masses in Waste Dam Site: The Example of Gumushane
Kanık, Mustafa; Alemdag, Selcuk
In this study, excavatability, bearing capacity and permeability characteristics of rock masses along the Gümüştaş Waste Storage Dam II site were evaluated. For the excavations to be carried out to increase the volume of the waste storage area, the excavation classes of the rock masses were determined as “Hammer” for andesitic breccia and “Hammer&Blasting” for andesite. The bearing capacity of andesite (bedrock) has been determined with the help of empirical equations and, allowable bearing capacity and ultimate bearing capacity were calculated as 10.44MPa and 31.07MPa, respectively. The permeability has been assessed by the Lugeon Tests conducted in the geotechnical drill holes located in the andesite and andesitic breccia rock masses and with the aid of the seepage analysis based on the finite element method the bedrock mass has been defined as low permeable. Low permeable rock masses would possibly cause the chemical wastes to be collected in the waste dam reservoir area to pollute the groundwater. To prevent the seepage, impermeable natural clay material of 35-40cm thickness should be laid and compressed along the dam axis and reservoir area. This suggestion was modeled with the aid of the finite element method, for the case that the reservoir area was completely filled with wastewater and, the permeability value was determined as 5x10-11m/s as a result of the seepage analysis. In addition, seepage values in the discharge section at a depth of 10m from the foundation vary between 1.69x10-17m3 /s and 3.44x10-16m3 /s. These values are quite low but, are indicators of a possible seepage. To eliminate this possible seepage, the geotextile materials (geosynthetic clay membrane, Geomembrane, and drainage geocomposite) should be laid over the compressed natural clay layer, and thus mixing of the chemical wastewater, which collected after flotation, into the groundwater will be prevented.
- MakaleAçık Erişim2020Farklı Karayolu Tünellerinin Tünel Özellikleri ve Sürücü Davranışları Açısından İrdelenmesi
Aydin, Metin Mutlu; Kalkan, Hüseyin; Çoruh, Emine
Yüksek standartta hizmet verebilmek amacıyla yeni inşa edilen birçok tünel işletme ve tünel güvenliğiaçısından içerisinde birçok teknolojik altyapıyı barındırmaktadır. Özellikle son yıllarda inşa edilen tünellerden,düşük işletme maliyetine sahip olması, sürücüler için ekonomik olması, güvenli olması, kapsamlı kontrol veyönetim sistemlerine sahip olması vb. birçok beklentiye cevap vermesi istenildiğinden tünel işletme ve güvenlikbaşarımlarının üst seviyede olması beklenmektedir. Bu çalışma kapsamında, tünel sayısının oldukça fazla olduğuDoğu Karadeniz Bölgesinde bulunan Gümüşhane ve Trabzon illeri arasındaki farklı karakteristik özellikte veçoğunluğu yeni inşa edilen toplam 17 adet tünel, gidiş ve geliş yönü için ayrı ayrı güvenlik ve işletim özellikleriile tünellerdeki sürücü davranışları açısından detaylı olarak irdelenmiştir. Böylece tünellerde mevcut olangüvenlik ve işletim problemleri ile tünellerdeki mevcut sorunların sürücü davranışı üzerindeki etkilerinin ortayakonulması hedeflenmiş; kazaların önlenmesi hususunda belirlenen hususlara dikkat çekilmiştir. Elde edilensonuçlara göre, Türkiye’nin sadece tünellerin inşasında değil, güvenlik ve işletmesini sağlayan teknolojikaltyapıların kullanılması ve uygulanması hususunda önemli aşamalar kaydettiği görülmüştür. Yapılanincelemelerden yeni teknolojik sistemlerin yeni inşa edilen tünellerin işletimini kolaylaştırdığı ve güvenliğiniarttırdığı; buna rağmen bazı tünellerde halen güvenlik ve sürücü davranışları açısından farklı özellikteproblemler olduğu tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında bu sorunlar detaylı olarak incelenerek sorunlarınçözümüne yönelik öneriler getirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2020Çok Düzlemli Kaynaklı K-Birleşimlerin Dayanımları
Ozyurt, Emre
Boru enkesitli çelik profillerin yaygın olarak kullanılmaya başlanmasındaki önemli sebeplerden biri mimari açıdanestetik görünüme sahip olmaları, diğeri ise mühendislik avantajlarıdır. Bu yüzden, kullanım alanları çok geniştir,örneğin açık deniz yapıları, havaalanları, sergi salonları, köprüler, stadyumlar, vb. Bu tip yapılarda, çok düzlemlikaynaklı K-birleşimlerinden oluşan uzay kafes sistemler kullanılmaktadır. Ancak boru enkesitli profillerden oluşmuş,çok düzlemli kaynaklı K-birleşimlerin tasarım yöntemi, yeni çelik yapı yönetmeliğinde mevcut değildir. Bu çalışmanınamacı, yönetmelikteki düzlem kafes sistemleri için mevcut birleşim yönteminin, çok düzlemli K-birleşimler için uygunolup olmadığını incelemektir. Bu çalışma, doğrusal olmayan sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Sayısal analizlerden önce sonlu elemanlar modeli mevcut bir test ile karşılaştırılarak doğrulaması yapılmıştır.Doğrulama çalışmasında belirlenen eleman ağ aralığı, eleman tipi, mesnet sınır koşulları ve yükleme yöntemine göre birdizi parametrik çalışma yapılmıştır. Parametrik çalışmalarda, dayanım kriteri, başlık ve örgü elemanlarının geometriközellikleri ve başlık ile örgü elemanı arasındaki açının etkileri incelenmiştir. Sayısal analiz sonuçlarına göre, mevcutyönetmelikteki düzlem K-birleşim yöntemleri aynı zamanda çok düzlemli K-birleşimlerinin dayanımlarını hesaplamakiçin kullanılabilir. Çok düzlemli K-birleşimlerinin dayanımlarını belirlemek için Lu’nun deformasyon sınırlamasıkullanılabilir. Başlık elemanına etkiyen ekstra eksenel yükler birleşimin dayanımını etkileyebilir.
- MakaleAçık Erişim2020Tünel Projelerinde Harita Mühendisliği Uygulamaları: Yeni Zigana Tüneli Örneği
Doner, Fatih
Bu çalışmada, Yeni Zigana Tüneli (YZT) projesindeki harita mühendisliği uygulamaları teknik ve hukuki işler olmaküzere iki bölüme ayrılarak incelenmektedir. Çalışmada, YZT projesinin inşaat aşaması öncesindeki harita mühendisliğialanını ilgilendiren teknik işleri yer kontrol noktaları tesisi, jeodezik referans sistemi seçimi, yükseklik sistemi ve jeoitmodeli seçimi, harita projeksiyonu seçimi, koordinat dönüşümü ve halihazır harita üretimi olarak gruplandırılarakincelenmiştir. YZT projesindeki hukuki işler ise kamulaştırma ve taşınmaz değerleme faaliyetleri olarak ele alınarakdeğerlendirilmiştir. Gelişen ölçme teknoloji sayesinde yersel ve uydu bazlı teknikler kullanılarak tünel projesininuygulanması için ihtiyaç duyulan harita bilgileri üretilebilmiştir. Yoğun bitki örtüsü ve elverişsiz topografya şartlarızaman zaman GNSS kullanımı engellemiştir. GNSS ile belirlenen elipsoit yükseklikleri yanında, geometrik nivelmanile ortometrik yükseklikler de belirlenmiştir. Hukuki işlerde karşılaşılan temel problemler ise kamulaştırmaçalışmalarının uzun sürmesi ve kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenen, taşınmaz maliklerine ödenecek bedelinçoğu durumda gerçek değeri yansıtmaması nedeniyle maliklerle uzlaşma sağlanamamasıdır. İki boyutlu kadastroparsellerini ve bu parseller üzerindeki hakları tescil etmeyi amaçlayan mevcut kadastro sisteminin parsellerin altındanveya üstünden geçen nesnelerin (tünel, enerji nakil hattı gibi) de teknik ve hukuki bilgilerini yönetebilecek şekilde üçboyutlu bir yapıya kavuşması projelerin uygulanmasında yaşanan problemleri en aza indirecektir.









