Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Alemdag, Selcuk(6)
- Aydin, Metin Mutlu(5)
- Demir Şahin, Demet(4)
- Eker, Hasan(4)
- Çavdar, Özlem(4)
- Çullu, Mustafa(4)
- Ozyurt, Emre(3)
- Peker, İskender(3)
- Yilmaz, Tekin(3)
- Çoruh, Emine(3)
- Şentürk, Suat Hayri(3)
- Araz, Onur(2)
- Aşık, Yusuf(2)
- Gergin, Ramazan Eyüp(2)
- Gurocak, Zulfu(2)
- Kahya, Volkan(2)
- Kaya, Elif Çelenk(2)
- Köfteci, Sevil(2)
- Külekçi, Gökhan(2)
- Osman Yilmaz, Ali(2)
- Seferoglu, Mehmet Tevfik(2)
- Sunca, Gülfem Çisem Köse(2)
- Çakır, Tufan(2)
- Çavuşoğlu, İbrahim(2)
- Çelik, Muhammet(2)
- Acı, Elif Nur(1)
- Akduman, Öznur(1)
- Akpinar, Muhammet Vefa(1)
- Akpınar, Muhammet(1)
- Aksoy, Atakan(1)
- Aksüt, Yavuz Selim(1)
- Albayrak, Sirer(1)
- Ar, Ilker Murat(1)
- Araz, O.(1)
- Avdan, Uğur(1)
- Ayvazoglu, Gülsah(1)
- Baki, Birdogan(1)
- Bayram, Hakan(1)
- Bendine, K.(1)
- Bora, P.(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Yapım Aşamaları Dikkate Alınarak Mevcut bir Köprünün Yapısal Performans Davranışının Belirlenmesi
Çavdar, Özlem; Sarıgün, Osman
Türkiye’de öngermeli kirişlerin hesap ve tasarım esaslarında uluslararası kabul gören American Association of State Highway and Transportation Officials (AASHTO) Köprü Tasarım Yönetmeliği, Türkiye Cumhuriyeti Karayolları Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi ve TS 3233 (1979) yönetmeliği kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında bu yönetmelikler çerçevesinde üstyapı tasarım esaslarınca model güvenirliliği belirlenen Gümüşhane İli Şiran İlçesi’nde yer alan üç açıklıklı, öngerme kirişli, betonarme yapıya sahip Çirmiş Köprüsü model olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, öngerme kiriş yöntemiyle inşa edilen karayolu köprüsünün yapısal davranışına yapım aşamalarının ve zamana bağlı malzeme deformasyonları etkisinin belirlenmesi için gerçekleştirilen sonlu eleman analizleriyle yapı elemanlarında ortaya çıkan kesit tesirlerinin karşılaştırmasını yapmaktır. Statik ve doğrusal olmayan yapım aşamalı analizler neticesinde köprü tabliye uzunluğu ve ayak yüksekliğince elde edilen normal kuvvet, kesme kuvveti, eğilme momenti ve yer değiştirme değerleri karşılaştırılarak zamana bağlı malzeme deformasyonlarının ve inşa süresinin önemi ele alınarak incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda öngerme kiriş yöntemiyle inşa edilen köprü tasarımlarının sadece servis durumunu dikkate alacak şekilde değil yapım aşamalarının ve zamana bağlı malzeme deformasyonlarının da dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Taş Ocağında Patlatmalı Kazı Kaynaklı Zemin Titreşimleri, Hava Şoku ve Şev Duraylılığının İncelenmesi: Örnek Bir Uygulama
Alemdag, Selcuk; Çavuşoğlu, İbrahim
Bu çalışma kapsamında, Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren bir taşocağında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkileri, kazı sonrası ve sismik yük etkisindeki duraylılığı ve buna ek olarak özellikle en yakın yerleşim yerinde oluşturabileceği titreşim ve hava şoku değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları sürecinde, Instantel Micromate marka sismograf ile beş farklı patlatma sırasında ölçümler alınmış ve veriler analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, 2022 yılında yenilenen “Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” (ÇGKY) kapsamında maden ve taş ocakları için belirlenen yeni sınır değerlerle karşılaştırılmış; ayrıca eski Türk standardı, USBM RI 8507 (USA) ve DIN 4150-3 (Alman) standartlarıyla karşılaştırmalı analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ölçülen yer sarsıntısı ve hava şoku düzeylerinin her bir patlatma için ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, arazide yapılan gözlemler sonucunda da en yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda yapısal hasara yol açmayacağı belirlenmiştir. Karşılaştırmalı analizler ise yeni Türk standardı ile DIN 4150-3 ve USBM standartlarının daha koruyucu yaklaşımlar sunduğunu göstermiştir. Taş ocağı işletmesi için tasarlanan şev geometrisi kazı sonrası mevcut durumda ve sismik yük etkisinde duraylılık değerlendirmesi yapılmış ve güvenlik sayısının SRF>1.5 olduğu belirlenmiştir. Böylece duraylılık değerlendirmesinde elde edilen güvenlik sayısı ve deformasyonlar, işletme sınırlarında yapılacak patlatmalı kazı işleminden etkilenmeyeceği öngörülmektedir. Bu çalışma, taşocaklarında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkilerinin yasal sınırlar çerçevesinde sistematik ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve ocak duraylılığına yönelik örnek bir uygulama sunmakta olup, benzer projeler için “Çevresel Etki Değerlendirme” (ÇED) süreçlerinde kaynak olarak değerlendirilebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Investigation of Response of Embedded Pipe in Two-Layered Soil Subjected to Near-Fault and Far-Fault Earthquakes
Öztürk, Kaşif Furkan
The behavior of pipelines during earthquakes depends on many factors such as fault movements, soil types, pipe material properties and connection details. On the other hand, damages in pipeline systems can also be seen due to relatively high peak ground acceleration values caused by wave propagation effects, or liquefaction, surface rupture that may be triggered by earthquakes. In this context, in the scope of the study, the effects of soil-structure interaction phenomenon as well as near-fault and far-fault earthquake effects on the behaviors of the pipe system have been investigated using the developed two-dimensional finite element model. Modal analyses of soil-pipe interaction system have been made for the different soil conditions and dominant mode frequencies of interaction system have been compared with dominant site frequencies obtained using a well-known approach. In addition, parametric analyses have been performed in the time domain using different soil systems and earthquake loadings. The changes in the behaviors of the pipe system have been comparatively examined for different soil conditions and earthquake loadings considered. The obtained results importantly draw attention to the fact that the responses of the pipe system may vary depending on the soil-pipe interaction, near-fault and far-fault earthquake loadings.
- MakaleAçık Erişim2025Plentmiks Temel Tabakası Yapımında Krom Pasa Malzemesi Kullanımı ve Ekonomik Analizi
Seferoglu, Mehmet Tevfik; Acı, Elif Nur
Bu araştırmanın amacı, Karayolu Teknik Şartnamesi (KTŞ) standartlarına uygun tasarlanacak olan bir plentmiks temel (PMT) tabakası için Kop Dağı (Bayburt) krom maden sahasında cevher üretim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ve ekonomik değeri bulunmayan atıl durumdaki krom (Cr) pasa malzemesinin belirli oranlarda kullanımının sağlayacağı mali faydaların belirlenmesidir. Pasa karışım oranlarının maliyet analizleri yapılarak bir karayolunun PMT tabakası yapım maliyetleri de dahil olmak üzere krom pasasının temin noktasına olan mesafeye bağlı ekonomiklik değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma neticesinde %100 Cr içerikli karışımının PMT tip-1 tabakalarında kullanımının mümkün olduğu ve %100 doğal agrega (Da) ile tasarlanan tabakaya kıyasla en uzak mesafe için bile %18’in üzerinde mali kazanç sağladığı belirlenmiştir. Cr pasa malzemelerinin, PMT tip-1 tabakaları için Da yerine alternatif olabileceği ve çevresel faydaların yanısıra tatmin edici ölçüde ekonomik fayda da sağlayacağı sonucuna varılmıştır.
- MakaleYalnız künye2024Yüksek voltajlı iletim hattı kamulaştırmalarında irtifak bedelinin hesaplanması için yeni bir yöntem önerisi
Uzun, Bayram; Marabaoğlu, Seda Nur
Taşınmazlar üzerinden geçen yüksek voltajlı iletim hatları (YVİH) için irtifak kamulaştırması yapılmaktadır. Bu uygulama, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun yetersiz olması sebebiyle Yargıtay kararlarıyla yürütülmektedir. Her bir uygulama için yeni bir karar çıkarılmaktadır. Bu kararlar içinden, karşılaşılan yeni bir durumun çözümüne yönelik uygun hükmü aramak iş gücü ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Taşınmaz değerini olumsuz etkileyen YVİH faktörleri ve bu faktörlerin değeri etkileme dereceleri de açık ve kesin değildir. Bu belirsizlik, irtifak bedelinin eksik veya fazla hesaplanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada; yerli ve yabancı gayrimenkul değerleme uzmanlarıyla yapılan görüşmeler, ulusal ve uluslararası anket çalışmaları (20 farklı ülkeden katılımcı), Yargıtay kararları ve bilirkişi raporlarının incelemesi ile hâkim ve avukatlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda YVİH’nin taşınmaz değerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Böylelikle, irtifak bedelini otomatik olarak hesaplayan bir YVİH etki-değer modeli geliştirilmiştir. Node.js, Electron, TypeScript, React, Ant Design ve Webpack kullanılarak bu otomasyon modelinin arayüz yazılımı yapılmıştır. Model, Türkiye’deki çeşitli illerden toplanan 60 bilirkişi raporuyla test edilmiştir. Bu raporların 10 tanesi çalışmada örnek olarak gösterilmiştir. Otomasyon modeline göre, bilirkişi raporlarındaki yanılma oranı en az %17.21 ve en fazla %84.56 olarak bulunmuştur. Bu model, irtifak bedeli hesaplanmasında bir standart sağlayarak bu bedelin eksik veya fazla tespit edilmesi sorununu önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. İrtifak bedelinin tespitinde, kullanıcıların adım adım takip edebileceği tanımlı bir iş akış şeması mevcut olmadığı için hukuki süreçte karışıklık ve zaman kaybı meydana gelmektedir. Bu eksikliği gidermek içim, hâkim ve avukatlarla değerlendirmeler yapılarak irtifak kamulaştırma uygulamalarındaki hukuki prosedürü hızlandıracak bir iş akış şeması oluşturulmuş ve çalışmada sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024Silika Tozu Tane Boyutu ve Dozajının Kendiliğinden Yerleşen Harçların Dayanım, Durabilite ve Porozite Performansına Etkisi
Yilmaz, Tekin
Beyaz-Portland çimentosu (B-PÇ) ile üretilen kendiliğinden yerleşen harçların (KYH) işlenebilirlik, mekanik, porozite ve istatistiksel özellikleri üzerinde farklı tane boyutuna (mikro: M-ST ve nano: N-ST) sahip silika tozu (ST) ikamesinin etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada, 0,50 ve 0,70 su/çimento oranında kontrol KYH ve B-PÇ yerine %2-4-7 oranlarında M-ST ve N-ST ikame edilerek KYH’ler hazırlanmıştır. Taze karışımlar, yayılma çapı (YÇ) ve V-hunisi (V-H) akış süresi testlerine tabi tutularak EFNARC’a (2005) göre karışımların işlenebilirlik özellikleri değerlendirilmiştir. Sertleşmiş KYH’ler üzerinde 28-56 günlük kür süresi sonunda basınç dayanımı (BD) ve eğilme dayanımı (ED) testleri uygulanırken, donma-çözülme (D-Ç) ve porozite (P) testleri 28 gün sonunda gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bulgular arasındaki (BD-ED, P-BD ve P-ED) ilişki modelleri istatistiksel (t- ve F-testi) olarak incelenmiştir. Taze karışımların test sonuçları, ST miktarı artışının KYH’lerin işlenebilirliklerini (YÇ’de azalma ve V-H süresinde artma) kısmen azalttığını göstermesiyle birlikte tüm karışımlar EFNARC’ın (2005) belirlediği sınır değerleri sağlamıştır. Sertleşmiş KYH’lerin bulguları, B-PÇ’ye yapılan ST ikamesinin, karışım özelliklerinden bağımsız KYH’lerin dayanım performanslarını (BD/ED= %42,8/22,4’e kadar) iyileştirdiğini, D-Ç kaynaklı mukavemet kayıplarını BD/ED için sırasıyla %3,7/5,3’e kadar sınırlandırdığını ve poroziteyi %16,3-17,1’den 14,3-15,5’e azalttığını ortaya koymuştur. KYH’lerin dayanım/porozite performansı konusunda %7 ST (özellikle N-ST) ikamesinin oldukça yüksek katkısının olduğu gözlemlenmiştir. İstatistiksel analiz sonuçları, bulgular arasındaki ilişki modellerinin doğrusal olduğunu (r≥ 0,845), ve t- ve F-testleri sonucunda r-değerleri ve eşitliklerin anlamlı olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Bir kamu binasının binaların yangından korunması yönetmeliği çerçevesinde incelemesi: Örnek bir uygulama
Çavuşoğlu, İbrahim; Işık, Hale
Türkiye'de, tarih boyunca bina yangınları sıklıkla yaşanmış, ciddi kayıplara neden olmuş ve bu durum günümüzde de devam etmektedir. Ancak, yangın güvenlik önlemlerinin alınmasıyla bu kayıpların büyük ölçüde önlenebileceği bilimsel bir gerçektir. Ülkemizde 2007'de çıkarılan "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" (BYKHY) ile mevcut binaların bu yönetmeliklere uygun hale getirilmesi ve yeni binaların bu standartlara göre inşa edilmesi, bina yangınlarının büyük ölçüde engellenmesine yardımcı olabilir. Güvenli bir çalışma sistemi için, tüm yangından korunma sisteminin periyodik olarak test edilmesi gerekir, böylece sistem acil bir durumda daha iyi çalışır. Bu çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) binasının yönetmelikte belirtilen kriterlere uygunluğu 14 farklı başlıkta incelenmiştir. Ayrıca eksiklik olan başlıklarda Fine Kinney metodu uygulanarak risk analizi gerçekleştirilmiştir. İncelemeler sonrasında binanın 5 başlıkta yönetmelikte belirtilen kriterleri karşıladığı, diğer 9 başlıklarda ise bazı eksiklikler olduğu belirlenmiştir. Yapılan risk analizi özellikle kaçış merdivenleri, acil durum aydınlatması, kazan dairesi, dış kaçış merdivenleri ve hidrant sistemi gibi alanların çok yüksek riskler içerdiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma bir kamu binasında belirlenen çok yüksek ve yüksek risk seviyelerinin azaltılması veya kabul edilebilir düzeye indirilmesi için gerekli önlemlerin alınması hususunda vurgu yapmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024İnşaat Malzemesi Olarak Kullanılan Beton Örneklerinde Uçucu Külün Radyasyon Koruma Etkinliği Üzerindeki Etkilerinin EGS4 Kodu Kullanılarak Hesaplanması
Esra, Yilmaz Bayrak
Bu çalışmanın temel amacı, inşaat malzemesi olarak kullanılan beton örneklerinde çimentonun azaltılarak ve yerine uçucu kül kullanılmasının radyasyon koruma etkinliği üzerindeki etkilerini belirlemektir. Beton örneklerinin radyasyon koruma etkinliği, EGS4 kodu kullanılarak hesaplanmış ve teorik olarak XCOM verileri ile karşılaştırılarak tartışılmıştır. 59.5 ile 1332 keV arasındaki gama ışını enerji aralığında, uçucu kül ile karıştırılmış beton örneklerinin kütle soğurma katsayıları (μ/ρ), teorik olarak incelenmiştir; bu inceleme WinXcom ve EGS4 simülasyonlarıyla gerçekleştirilmiştir. Hesaplanan kütle soğurma katsayıları kullanılarak ortalama serbest yol (MFP), yarı değer tabakası (HVL), radyasyon koruma etkinliği (RPE), etkili atom numarası (Zeff) ve gama ışını kerma katsayıları (kγ) gibi çeşitli koruma parametreleri belirlenmiştir. İnşaat malzemesi olarak kullanıldığında betonun bileşiminde çimentonun azaltılması ve uçucu kül eklenmesinin, radyasyon koruma etkinliği üzerinde etkileyici değişikliklere yol açtığı gözlemlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Sektörel İş Kazaları: Türkiye ve Avrupa Birliği Ülkeleri Üzerine Bir Değerlendirme (2015-2021)
Irmak, İbrahim
Sanayi devrimi sonrasında artan makineleşme ve teknolojik gelişmeler ile çalışanların maruz kaldıkları tehlikeler artmıştır. Sektörel çeşitliliğin ve çalışan sayısının artması, çalışma hayatını karmaşık bir düzeye getirmiştir. Bunun sonucunda çalışma hayatı olumsuz olarak etkilenmiş ve iş kazası sayılarında artışlar yaşanmıştır. Dünyada ve Türkiye’de iş kazaları çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İş kazaları, bütün ülkelerin ortak sorunu olmasına rağmen, gerekli önlemlerin alınması ile iş kazaları azaltılabilir. Bu önlemlerin uygulanması için hem dünyada hem ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2021 yılları arasında dünyada ve Türkiye’de meydana gelen iş kazası sayıları ve ölümlü iş kazası oranlarının değişimleri, Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde bazı sektörlerde meydana gelen iş kazaları sayısı ve ölümlü iş kazalarının istatistiksel açıdan değerlendirilmesidir. Çalışmada yer alan verilerin derlenmesinde, dünyada meydana gelen iş kazalarının ülkelere göre dağılımları için ILOSTAT verileri, Avrupa Birliği ülkelerinin sektörel bazda iş kazası sayısı ve ölümlü iş kazası sayısı verileri için EUROSTAT istatistik verileri ve Türkiye’de iş kazaları verileri için SGK istatistik verileri kullanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Entegre KFG Yöntemi ile İnsani Yardım Lojistiğinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri: Hatay Örneği
Peker, İskender; Ayvazoglu, Gülsah
Son yıllarda yaşanan olağanüstü durumlar ve insani krizler, insani yardım lojistiği alanında yapılan çalışmaların sayısını artırmıştır. Dünya genelinde ve ülkemizde meydana gelen afetlerde, insani yardım lojistiğinde yaşanılan sorunlar için çeşitli çözümler üretilmeye çalışılmışsa da bu çözümler genellikle bölgesel ihtiyaçlara uygun olmamıştır. Bu çalışmanın amacı, Hatay ilinde gerçekleştirilen insani yardım faaliyetlerinde karşılaşılan sorunları belirlemek ve bu sorunlara çözümler geliştirmektir. İnsani yardım lojistiği birçok aktörün yer aldığı karmaşık bir süreçtir. Bu karmaşıklık hem gereksinimlerin hem de karar kriterlerinin bir arada değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada, insani yardım lojistiği planlama sürecinde karşılaşılan sorunlara esnek ancak etkili çözümler sunabilecek bir model önerilmektedir. Bu model, Kalite Fonksiyon Yayılımı (QFD) yöntemi kullanılarak nitel ve nicel verilerin birleştirilmesini içermektedir. Bu çalışmada, Hatay ili özelinde insani yardım lojistiğinde karşılaşılan sorunların neler olduğunu belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmek üzere Delphi ve Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemlerinin Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniğine entegre edildiği bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model doğrultusunda çalışma genel itibariyle üç aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada Delphi yöntemi kullanılarak ilgili literatür ve Hatay’da insani yardım hizmeti sunan kurum/kuruluş temsilcilerinin görüşleri dikkate alınarak insani yardım lojistiğindeki sorunlar tespit edilmiştir. Ardından bu sorunların öncelik değerleri (ağırlıkları) Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi ile belirlenmiştir. Son aşamada ise Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) ilişki matrisleri sayesinde çözüm önerileri geliştirilmiştir. İnsani yardım lojistiği konusunda 14 sorun Delphi tekniği ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların AAS ile önceliklendirilmesi ile “Süreklilik-Sürdürebilirlik Eksikliğinden Kaynaklanan Problemler” en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Ardından uzaman görüşleriyle belirlenen 13 çözüm önerisi arasından “İnsani yardımların takip edileceği sistem oluşturulması” ise insani yardım lojistiğindeki sorunların bertaraf edilmesindeki en etkili çözüm önerisi olarak belirlenmiştir. Gelecekte benzer araştırmaların farklı bölgelerde veya ülkelerde daha fazla uzmanın katılımı ile gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır. Ayrıca, çalışmanın bulguları, farklı çok kriterli karar verme yöntemleri ile karşılaştırılarak daha geniş bir perspektif sağlanabilir. Bu bağlamda, insani yardım lojistiği alanında entegre metodolojilerin kullanılması, sorunların daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasına olanak tanıyacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Investigation of the Usability of Eastern Black Sea Region Natural Stones as Aggregate in Concrete Production
Yilmaz, Tekin; Koç, Ercüment; Osman Yilmaz, Ali
Aggregate is found in a very high amount (65-80%) in concrete, which is one of the most substantial building materials of the construction sector. In this sense, this research was designed on the investigation of the usability of natural stones (andesite, basalt, mudstone and travertine) brought from different locations of the Eastern Black Sea Region as aggregates in concrete production. Within this scope, some physical and mechanical tests were implemented on the natural stone samples prepared at different sample shapes (cylindrical core, cube and crushed aggregate), and the findings obtained from tests were evaluated in terms of aggregate standards determined by TS 706 EN 12620+A1 (2009). The findings showed that basalt rock, which provides the most favorable physical and mechanical performance, is suitable for usage as concrete aggregate.
- MakaleYalnız künye2023Afet lojistiği kapsamında enkaz kaldırma faaliyeti: istanbul örneği
Gergin, Ramazan Eyüp
Son yıllarda dünya genelinde meydana gelen afetlerin sayısında var olan artışlar önemli hacimlerde enkaz ve atık oluşum problemini ortaya çıkarmaktadır. Afetlerin ardından ortaya çıkan enkaz ve atıklar bir takım lojistik problemleri de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada temel amaç olası bir yıkıcı İstanbul depreminde İstanbul’un ilçelerinde meydana gelebilecek enkazların hangi enkaz döküm sahalarına taşınması gerektiğinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada olası bir 7.5 şiddetindeki depremin ardından İstanbul’un ilçelerinde oluşacabilecek enkaz miktarı ve ilçelerin enkaz döküm sahalarına olan uzaklık verileri kullanılmıştır. Söz konusu verilerin değerlendirilmesinde P-Medyan yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular, İstanbul’daki otuz dokuz ilçenin ikisinin Silivri Büyükkılıçlı, beşinin Eyüp Akpınar, birinin Şile Ahmetli, on ikisinin Şile Avcıkoru ve on dokuzunun ise Arnavutköy Boğazköy enkaz döküm sahalarında enkaz döküm faaliyetlerini gerçekleştirmeleri gerektiğini göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Prekast öngerme kirişli köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemiyle performansının belirlenmesi
Çavdar, Özlem; Sunca, Gülfem Çisem Köse
Mühendislik yapılarının tasarımında gerekli olan yapısal çözümlemelerin gerçekçi sonuçlar verebilmesi için tasarım aşamasında yapının inşa aşaması, süresi ve yapıya esas beton, çelik gibi malzemelerin bu süre zarfında meydana gelecek değişimleri ile beraber dinamik etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir. Çalışma kapsamında karayolu köprüsünün uygulama modeli üzerinde gerçekleştirilecek sonlu eleman analizleriyle yapı tasarımlarının sadece servis durumu ve yapım aşamalarını dikkate alacak şekilde değil, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekliliği amaçlanmıştır. Model olarak seçilen Çirmiş Köprüsü üç eşit açıklığa sahip olup toplam 96 metre uzunluğundadır. Köprü üst yapısı, tabliye ve öngerme kirişlerden oluşmaktadır. Bu tip köprülerin tasarım esaslarında kullanılan AASHTO, TS 3233 Yönetmelikleri ve TCK Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi dikkate alınarak köprü üst yapısının model güvenilirliği sağlanılıp çözümlemelere başlanılmıştır. Dinamik etkilerin tespiti amacıyla TBDY-2018 kapsamında belirtilen kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz ile doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçlarının yapı elemanlarında daha yüksek kesit tesirleri ve yer değiştirme değerleri verdiği gözlemlenmiştir. Ülkemizin aktif fay kuşağında yer almasından dolayı yapı tasarımlarının, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Sürücülerin Tünel İşletim ve Güvenliği Algısı Üzerine Bir Araştırma
Aydin, Metin Mutlu; Çoruh, Emine; Koçhan, Burak
Tüneller, sürücülerin karşılaştıkları arazi kaynaklı engelleri konforlu, güvenli ve kısa sürede aşabilmelerine olanak sağlayan karayolu sanat yapılarından birisidir. Özellikle dağlık arazilerin yaygın olarak bulunduğu ülkelerdeki trafiğin kesintisiz bir şekilde hareket etmesini sağlamaktadır. Tüneller, arazi kaynaklı engelleri çok kısa mesafe ve sürede aşarak, araçların olumsuz çevresel etkilerden (çığ, kaya düşmesi vb.) korunmasını sağlamaktadır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de gün geçtikçe yollarda yer alan tünellerin sayısında belirgin bir artış görülmektedir. Tünellerin sayısı arttıkça bu tür yol kesimlerinde, efektif tünel işletimi ve güvenliği daha da önemli hale gelmektedir. Dağlık arazi koşullarının oldukça yaygın olduğu Türkiye gibi ülkelerde şehiriçi ve şehirler arası yollarda kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımı sağlamak amacıyla yol güzergâhlarında tünellerin kullanımı sın yıllarda oldukça sık karşımıza çıkmaya başlamıştır. Sayısı gün geçtikçe artan tünellerde, teknolojik gelişmelere bağlı olarak farklı özellikteki tünel uygulamaları ve işletim özellikleri görülmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de yıllara göre teknolojik değişimlere ve yatırım bütçelerine bağlı olarak farklı işletim ve yönetim özelliklerine sahip işletmeye alınmıştır. Bu nedenle ülke genlindeki şehiriçi ve şehirler arası yollarda inşa yılına, yatırım bütçesine ve teknolojik altyapı olanaklarına bağlı olarak farklı yapısal ve işletim özelliklerine sahip tüneller görmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında tünellerde pilot güzergâh olarak seçilen Gümüşhane-Trabzon arasındaki tünellerin işletim ve güvenlik özellikleri, sürücülerin bakış açısından irdelenmiştir. Yapılan anket çalışması ile Gümüşhane ve Trabzon illeri arasındaki tünelleri kullanan sürücülerin tüneller hakkındaki düşünceleri ve tünellerdeki sürüş davranışları anket çalışması ve farklı olası kaza senaryoları altında incelenmiştir. Analiz sonucunda ankete katılan sürücülerin karakteristik özelliklerinin tünel güvenliğini arttırmada çok önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Özellikle planlama esnasında öngörülemeyen fakat sürücüler açısından önemli olan eksikliklerin tespit edilerek detaylı olarak irdelenebileceği istatistiksel sonuçlar ile tespit edilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen bulgular ile tünel inşa ve işletmesinde iyi bir bilgi birikimine sahip olan ülkemizin, bu konuda Dünya’da daha iyi bir noktada olması hususunda katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Bütünleştirilmiş bahp-bedas yaklaşımıyla rfıd firmalarının değerlendirilmesi
Gergin, Ramazan Eyüp
Günümüz dünyasında artan teknolojik gelişimler nedeniyle Radyo Frekans Tanımlama (RFID) teknolojisi lojistik firmalarının vazgeçilmez unsuru haline gelmektedir. RFID hizmetleri firmaların yapılarına göre çeşitlilik gösterir. Bu nedenle en uygun RFID hizmet sunumu sağlayacak firmanın belirlenmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışma RFID hizmetinden faydalanan bir lojistik firması için RFID hizmeti sunan en uygun firmayı belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, bulanık analitik hiyerarşik süreç (BAHP) ve bulanık ortalama çözüme olan mesafeye dayalı değerlendirme (BEDAS) teknikleri uygulanarak en uygun RFID hizmet sağlayıcısının belirlenmesi için bütünleştirilmiş bir bulanık çok kriterli karar verme yaklaşımı sunmaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre RFID firmalarının değerlendirilmesinde en etkili kriter 0,1675 önem ağırlığı ile Teknolojik Yetenek olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, Alternatif 2 firması çalışmadaki alternatif firmalar arasında RFID hizmeti sağlama açısından en uygun firma olarak belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Vulnerability-Preventing Structures in Disaster Management: Polyurea Coating on Building Structural Elements
Kaya, Afşin Ahmet; Akduman, Öznur; Aksüt, Yavuz Selim
Numerous disasters occur due to the inability to manage risks arising from natural, technological, and human-induced hazards. As a result of these disasters, the magnification of incurred damages underscores the significance of the concept of risk management, an integral step in disaster management. Consequently, efforts to mitigate the adverse effects of earthquakes and other disasters are progressively increasing. However, endeavors aimed at reducing the damages inflicted by earthquakes and other disasters on structures, particularly earthquakes, are not yet at an adequate level. Presently, the importance of alternative solution models to counteract the forces exerted on structures during disasters like earthquakes is on the rise.In this study, unreinforced concrete blocks were coated with flexible polyurea, a state-of-the-art cladding material extensively used in various fields, at different thicknesses. Three-point bending tests were performed on the coated specimens. The data obtained from these tests were analyzed and evaluated. It was concluded that specimens coated with polyurea exhibited higher strengths compared to uncoated specimens. This study introduces the utilization of polyurea flexible composite material in structural elements as an alternative method within the spectrum of precautions taken to enhance the safety of structures against various disasters, primarily earthquakes.
- MakaleAçık Erişim2023Eksenel Yüke Maruz Çelik Boru ve Kutu T-birleşimlerinin Yangın sonrası Davranışı
Ozyurt, Emre
Bu çalışma, boru ve kutu profillerden oluşmuş kafes sistem T-birleşimlerinin eksenel yük altında yangın sonrası davranışlarını sonlu elemanlar yöntemi kullanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bunu için farklı geometrik özelliklere sahip T-birleşimler sonlu elemanlar programı kullanılarak modellenildi. Öncelikle ısı transfer analizi yapılarak, oluşturulan sayısal modeller ISO 834 yangın eğrisine bağlı olarak ısıtıldı ve sonra soğutuldu. Yangın sonrası artık gerilmelere ve deformasyonlara maruz kalmış birleşimlere, maksimum dayanıma ulaşıncaya kadar örgü elemanı ucundan eksenel yük uygulanıldı. Tüm birleşimlerde göçme sınır durumu başlık elemanı cidarında plastikleşme olarak tespit edildi. Yangın öncesi ve sonrası birleşimlerin dayanımları karşılaştırıldı. Sayısal sonuçlardan elde edilinen bilgilere göre yangın sonrası tübüler T-birleşimlerin dayanımları %23,5 ’a kadar düşmektedir. Ayrıca, birleşimler üzerindeki sıcaklık dağılımları, örgü-başlık eleman oranlarına ve başlık elemanının et kalınlıklarına bağlı olarak değişmektedir. Yangın sonrasında oluşan artık gerilme ve deformasyonlar boru ve kutu T-birleşimlerin dayanımlarına önemli derecede etki etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023İş Güvenliği Uzmanlarının Bakış Açısıyla Acil Durum Toplanma Alan Özelliklerinin AHP Yöntemi ile Değerlendirilmesi
Doğan, Onur
İş güvenliği uzmanları, işyerlerinde muhtemel tehlikeli durumları tespit eden ve bu tehlikelerin riske dönüşmesini önlemek için koruyucu ve önleyici uygulamaları hayata geçiren kişilerdir. Aynı zamanda acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. İşyerleri dinamik bir yapıya sahip olduğundan yerleşim birimlerine nazaran çok sık acil durum gerektiren olaylar yaşanabilmektedir. İş güvenliği uzmanları işletme ekosistemini etkileyebilecek her türlü olumsuz etkiyle (depremi, sabotaj, kaza, yangın vb.) mücadele konusunda uzman ve yetkinlik düzeyi yüksek kişilerdir. Bu nedenle yerleşim birimlerinin olduğu yerlerde acil durum toplanma alanlarının belirlenmesinde iş güvenliği uzmanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanılmasının önemli olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma iş güvenliği uzmanlarının bakış açısıyla acil ve afet durumlarında toplanma alanlarının değerlendirilmesine yönelik yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden (ÇKKV) Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılmıştır. AHP, objektif ve subjektif görüşleri sürece dahil eden bir yöntemdir. Bu yöntemin diğer ÇKKV yöntemlerinden üstün kılan yanı kalitatif ve kantitatif unsurları sürece dahil edilmesine imkân sağlamasıdır. Çalışmada kriter ve bu kriterlere bağlı alt kriterler, literatür araştırması ve alanında uzman kişilerin görüşleri dikkate alınarak hazırlanmış ve iş güvenliği uzmanlarına yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmanın çözümünde Microsoft Excel kullanılmış ve yapılan her bir analiz sonucu tutarlı çıkmıştır. Buna göre kriterler arasında yapılan karşılaştırma sonucunda en yüksek ağırlığa sahip kriter, 0.4294 toplanma alan güvenliği olurken bunu sırası ile 0.3602 toplanma alanına erişim, 0.2104 toplanma alan özelliği takip etmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Atık Malzemelerin Çimentolu Macun Dolgunun Dayanım-Duraylılık Performansına ve Üretim Maliyetine Etkisi
Yilmaz, Tekin; Ercikdi, Bayram
Bu çalışma ile çimentolu macun dolgu (ÇMD) karışımında sülfürlü-maden atığı (S-MA) yerine %15 oranında ikame edilen atık malzemelerin (inşaat-yıkıntı atığı: İYA, kireçtaşı: KT, uçucu kül: UK ve yüksek fırın cürufu: YFC) ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansına ve üretim maliyetine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, üretilen ÇMD numuneleri (kontrol: ve %15 atık malzeme ikameli) 7-360 gün boyunca dayanım testine tabi tutulmuştur. ÇMD üretim maliyetinin araştırılması için karışımlarda kullanılan çimento miktarları ve maliyetleri belirlenirken, atık malzemelerin öğütme sırasındaki enerji tüketimleri ve maliyetleri hesaplanmıştır. Tüm numuneler kısa ve uzun dönemde istenen 1,0 MPa dayanımı sağlamış ve %15 UK ve YFC ikameli ÇMD numuneleri kontrol numunelerine kıyasla 4 kata kadar daha yüksek dayanım üretmiştir. 1,0 m3 ÇMD üretimi için kontrol karışımında 130,0 kg çimento (%8,5) kullanılırken, atık malzeme ikameli karışımlarda bağlayıcı oranının %1,0 düşürülmesi yaklaşık %15 çimento tasarrufu sağlamıştır. Atık malzemelerin öğütme işlemlerinde 6,55-18,89 kW-saat/ton elektrik enerjisi tüketilmiş ve böylece 2,99 ₺ (UK)-8,85 ₺ (İYA) arasında para harcanmıştır. ÇMD üretimi için toplam maliyet değerlendirildiğinde, kontrol karışımı için 153,4 ₺ harcanırken, %15 atık malzeme ikameli karışımların maliyetinin 133,5 ₺’ye kadar (%12,98’e kadar tasarruf) düşürülebilmesi öngörülmüştür. Sonuçlar, ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansı ve üretim maliyeti konusunda en uygun karışım tipinin %15 UK ikameli ÇMD karışımı olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Yüksek bir binanın deprem performansına dış destek kirişlerin etkisinin doğrusal ve doğrusal olmayan yöntemlerle incelenmesi
Çavdar, Özlem; Çelik, Halil İbrahim
Bu çalışmada, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2019 (TBDY-2019) esas alınarak 29 katlı betonarme perde-çerçeveli bir yüksek binanın deprem yükleri altındaki davranışı incelenmiştir. TBDY-2019’da tavsiye niteliğinde dış destek kirişlerin yüksek binalarda dayanım fazlalıklarının sınırlandırılmasının gerekliliğine dikkat çeken maddesi dikkate alınarak incelenen 29 katlı binaya, bina yüksekliği H olmak üzere 0.33H ve 0.66H mesafelerinde dış destek kirişler ilave edilmiştir. Oluşturulan iki farklı sayısal model için öncelikle dayanıma göre tasarım kapsamında kullanılacak doğrusal hesap yöntemlerinden mod birleştirme yöntemine göre spektrum analizi gerçekleştirilmiştir. Yüksek binaların davranışını daha doğru tahmin edebilmek için diğer gelişmiş ülkelerdeki deprem yönetmeliklerinde olduğu gibi TBDY-2019’da doğrusal olmayan şekildeğiştirme esaslı tasarım yaklaşımı önerilmektedir. Çalışmanın sonucunda incelenen iki sayısal model için hedeflenen performans etkileri dahilinde kalınıp kalınmadığı tespit edilmiştir ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Dış destek kiriş kullanılan modelde yapı rijitliği ve perdelerde kesme kuvvetlerinin arttığı görülürken, buna bağlı olarak; yerdeğiştirmeler, göreli kat ötelemeleri, plastik dönme değerleri ve perdeler için eğilme momenti değerlerinin azaldığı görülmüştür.









