Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Termal görüntülerde ateş tespitinde klasik/modern metotlar ve geniş dil modeli yaklaşımı

    Adem Öztürk

    Bu tez çalışmasında, termal görüntü ile COVID-19 ve benzeri ateşli hastalıkların tespiti amacıyla farklı yöntemler karşılaştırılmıştır. Haar Cascade (HC), Derin Öğrenme (Deep Learning) ve Büyük Dil Modeli (LLM) ile gerçekleştirilen analizler, yöntemlerin termal görüntüleme, yüz tanıma ve veri analizi alanındaki performanslarını değerlendirilmiştir. Burada, LLM doğrudan bir görüntü işleme yöntemi olmamış, arka planda belirlediği algoritma ve parametrelerle analiz sürecine katkı sağlamıştır. HC yöntemi, tekil yüzlerin bulunduğu termal görüntülerde %75 doğruluk oranı ile başarılı bir performans sergilerken, çoklu yüz içeren görüntülerde bu oran %50'nin altına düşmüştür. Bu yöntem, RGB görüntülerde daha yüksek doğruluk oranları sergilemesine rağmen, karmaşık termal görüntülerde sınırlamalar göstermiştir. HC yönteminin özellikle düşük kontrast ve düşük çözünürlüklü görüntülerde kullanım potansiyeli dikkat çekmiştir. Derin öğrenme modelleri, termal görüntü işleme alanında yüksek doğruluk oranları ile öne çıkmıştır. Özellikle tekil yüzlerin bulunduğu termal görüntülerde %100 doğruluk oranına yaklaşılmıştır. Bununla birlikte, çoklu yüz içeren görüntülerde başarı oranı %0'a düşmüştür. Model, normal ve yan açıdan alınan görüntülerde etkili sonuçlar sunarken, karmaşık senaryolar için daha fazla iyileştirme gerekliliği ortaya koymuştur. Veri setinin genişletilmesi ve transfer öğrenme tekniklerinin uygulanması, bu modelin performansını artırabilecektir. LLM, belirlediği algoritma ve parametrelerle özellikle yüz tespitinden sonra sıcaklık analizinin anlamlandırılmasında önemli bir rol oynamıştır. Üretilen model, normal yüz tespitinde %62.5 doğruluk oranı ile orta düzeyde bir performans sergilemiştir. Ancak, farklı açılardan çekilmiş yüzlerde ve çoklu yüz içeren görüntülerde başarısı önemli ölçüde düşmüştür. LLM'nin doğal dil işleme yetenekleri, termal görüntülerden elde edilen verilerin daha iyi analiz edilmesine olanak sağlasa da yüz tespiti konusunda Haar Cascade veya Derin Öğrenme yöntemleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Termal görüntüleme, Derin öğrenme, Haar Cascade, Büyük Dil Modeli (LLM)

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Trabzon ili kırsal kesimlerinde beton kaplama yapımı tamamlanmış yolların dayanım ve çatlak oluşumları açısından araştırılması

    Fatma Lermioğlu

    Ülkemizde asfalt yollar gibi ciddi anlamda üretim fırsatı yakalayamamış olan beton yolların yapımı son zamanlarda kırsal kesimlerde bir miktar hız kazanmıştır. Bu gelişme de bizlere beton yolların özellikle zorlu Karadeniz iklimi ve coğrafyasında daha iyi anlaşılması için bir inceleme fırsatı sunmuştur. Beton yolların Karayolu ağına henüz istenilen şekilde katılım fırsatını yakalayamaması, beton yolların hem teknik açıdan, hem de sektörün beton yol kalite kontrol ağında gelişmesinde ve uzmanlaşması açısından geride kalmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, Trabzon İlinde Rijit üst yapısı tamamlanmış ve üzerinden yaklaşık olarak 4-5 yıl geçmiş köy yollarından çalışma bölgeleri belirlenerek, çeşitli deneyler yapmak üzere karot numuneler alınmış, yollarda meydana gelen çatlak ve bozulmalar incelenerek yolların dayanım durumları araştırılmıştır. Yöntem olarak, yollardan 8'er adet karot numune alınmış, beton kaplama yapılan yolların ilk durumları, zamanla oluşan çatlak tipleri belirlenerek numuneler üzerinde yoğunluk tayini yapılmış, kapiler su emme değerlerine bakılmış, basınç dayanım deney sonuçları döküm sırasında alınan taze numune sonuçları ile kıyaslanmış ve yarmada çekme dayanım sonuçları da göz önünde bulundurularak güzergahlar hem kendi içlerinde değerlendirilmiş, hem de birbirleri ile karşılaştırılarak çatlakların durumları dahil edilmiş ve beton kaplamaların güncel durumları yorumlanmıştır. Bu çalışma, kırsal bölgelerde yapılan beton yol uygulamaların, normal bir beton yol uygulamasında karşılaşılabilecek malzeme, kalite, kontrol, bakım gibi teknik sorunlardan biraz daha farklı olarak çevresel değişkenlerden oldukça fazla etkilendiğini ortaya koymuştur. Özellikle değişken yol genişlikleri, bazı kesimlerde darlıklar, gerekli kesimlerde temel ve alt temel eksikliği, zemin suyu yönünden zengin olan bu coğrafyada drenaj hendeklerinin olmaması veya bakımının yapılmaması, ulaşım açısından alternatif yol olmaması, trafiğe erken maruz kalma riskini ortaya çıkarması gibi sorunların belli başlı sorunlar olduğu görülmüş, bu bölgede beton yolların en fazla kuruma büzülmesine maruz kaldığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sismik izolasyonlu binaların deprem davranışının türkiye bina deprem yönetmeliği 2019'a göre belirlenmesi

    Hassan Al Couma

    Son zamanlar Türkiye'de sağlık binaları sismik taban izolatörlü binalar kullanmaya başlandı. Sağlık binalar büyük şiddetli bir depremin sonrası hizmete verilebilmesi, bu binaların sismik taban izolatörlü yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada İstanbul ilinde haseki eğitim ve araştırma devlet hastanesi örnek yapı olarak seçilmiştir. Bina yerinde sismik yalıtımlı olarak inşa edilmiş ve uygulanmıştır. Kullanılan taban sismik izolatörleri sürtünmeli sarkaç tipi (FPS) ve kurşun çekirdekli kauçuk tipi (LRB) için ayrı ayrı belirlenmiştir. DD1 ve DD2 deprem seviyeleri altında "Kesintisiz Kullanım" performans seviyesini sağlayacak şekilde tasarlanıp bilgisayar programı (ETABS) ile analiz edilmiştir. Sismik izolatörün bütünlüğü, periyot katsayıları ve karakteristik dayanım oranı dikkate alınarak doğrulanmıştır. Bina taban yalıtımında her kolon altına birer tane olmak üzere toplamda 248 adet sismik izolatör kullanılması öngörülmüştür. Bu çalışmada, yalıtım sisteminin tasarımı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019)'de tanımlanan Etkin Deprem Yükü Yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019) kriterleri dikkate alınarak, 14 katlı betonarme bir yapı altında kurşun çekirdekli kauçuk ve sürtünmeli izolatörlerin tasarımı yapılmış olup karakteristik dayanım oranı (Q/W) ile periyot, keme kuvvetleri, ivme ve kat öteleme değişiminin sismik izolatör davranışa etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Taguchi yöntemiyle optimize edilen 3B baskı donatılı geopolimer kirişlerin mekanik ve dayanıklılık özelliklerinin deneysel ve sayısal olarak incelenmesi

    Hülya Temizer

    Çimento üretiminde yüksek enerji tüketimi ve zararlı karbondioksit gazlarının salınımı nedeniyle, alternatif bağlayıcıların araştırılması gerekli hale gelmiştir. Bu çalışmada, farklı oranlarda endüstriyel atıkların kullanımı ile elde edilen geopolimer harçlar ve farklı filamentlerle üretilen 3B baskı donatılar kullanılarak üretilen kirişlerin mekanik, dayanıklılık özelliklerinin, deneysel ve sayısal olarak incelenmeleri amaçlanmıştır. Ana bağlayıcı olarak yüksek fırın cürufu ve uçucu kül kullanılmıştır. Katkı malzemesi olarak ise mermer tozu, maden atığı ve titanyum dioksit kullanılmıştır. Karışım oranlarının optimizasyonu, Taguchi L27 ortogonal matrisi kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, üç farklı seviye ve altı farklı parametre değerlendirilmiştir. Alkali aktivatör olarak üç farklı molaritede (8M, 10M, 12M) sodyum hidroksit çözeltisi ve sodyum silikat kullanılmıştır. Numuneler 7, 28, 56 ve 90 günlük kür sürelerinde birim kütle, eğilme dayanımı, basınç dayanımı ve ultrasonik dalga hızı testlerine tabi tutulmuştur. En yüksek basınç dayanımının 90 günlük numunelerde 65.75 MPa olarak elde edilmiştir. Varyans analizi (ANOVA) sonucunda, kür sıcaklığının mekanik performans üzerinde en etkili parametre olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiki analizler sonucunda elde edilen optimum oranlar belirlenmiş ve geopolimer kirişlerin performansını artırmak amacıyla üç farklı filament türü ve 3B baskı ile üç farklı model (standart, küresel ve çapraz bağlı) donatı kullanılarak numuneler üretilmiştir. Böylece pratikte uygulaması zor olup, 3B baskı yöntemi ile mümkün olabilen 3B donatı türleri üretilerek, bunların mekanik özelliklere etkisi incelenmiştir. Deneysel sonuçları karşılaştırmak amacıyla üretilen kiriş numunelerin üç boyutlu sonlu eleman modelleri oluşturularak sayısal analizleri yapılmıştır. PPS CF15 çapraz bağlı kirişte deneysel 1.8 mm ve sayısal 1.82 mm deformasyon değerleriyle yüksek uyum göstermesi modelin doğruluğunu ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sarı halile kombucha çayının fizikokimyasal, antioksidan ve antibakteriyel özelliklerinin araştırılması

    Duygu Ulutaş

    Dünya nüfusunun artmasıyla insanların sağlıklı ve fonksiyonel ürünlere yönelmesi, ürünlerde çeşitlilik beklentisi giderek artmaktadır. Bazı bitkiler hastalıklarda tedavi edici özelliğe sahip yapıları sayesinde bu beklentiyi karşılamaktadır. Bu kapsamda fermente ürün kombucha çayına sarı halile özleri katılarak örnek oluşturuldu. Laboratuvar çalışmalarında renk analizi, Briks, pH, titrasyon asitliği, Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi, 2,2´-azino-bis(3-etilbenztiyoazolin-6-sülfonik asit) (ABTS·+) giderme ve 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil (DPPH) radikal giderme aktivitesi, total fenoliklerin madde ve total flavonoid bileşik miktarı, antibakteriyel aktivite tayini ile sonuçlar belirlendi. Çalışmada siyah çay (KTC), 10 g sarı halile tozu ve 10 g siyah çay (KTS1), 20 g sarı halile tozu ile elde edilen kombucha çayı (KTS2) üretildi. KTS2 için fermantasyonun 14. gününde toplam fenolik bileşik içeriğinin 255 µg GAE/mg örnek iken, 21. gününde toplam fenolik bileşik içeriğinin 253.33 µg GAE/mg örnek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte flavanoid miktarı sonuçlarında KTS2 için fermantasyonun 21. gününde 28.64 µg KE/mg örnek olarak belirlendi. KTS2 örneğinin DPPH radikal giderme aktivitesinin fermantasyonun 14. gününde 7.25 μg mL-1 ile standart antioksidanlara (BHA, BHT ve α- Tokoferol) göre en iyi aktivite sonucunu verdiği gözlemlendi. KTS2 örneği ABTS radikal giderme aktivitesinin fermantasyonun 21. gününde 2.35 μg mL-1 ile standart antioksidanlara (BHA, BHT, Troloks ve α- Tokoferol) kıyasla daha etkili olduğu belirlenmiştir. Antibakteriyel aktivite analizlerinde kombucha çayında sarı halile konsantrasyonu arttıkça Staphylococcus aureus ATCC 25923 bakteri suşu için duyarlılık artmıştır. Çalışmamızda yaygın olarak tüketilmeye başlanan kombucha çayına, sarı halile bitkisi eklenilerek fenolik bileşik içeriği yüksek, antibakteriyel ve antioksidan fonksiyonel yeni bir ürün elde edilerek fizikokimyasal özellikleri belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    John Dewey'in eğitim felsefesinde ilerlemecilik kavramı

    Fatma Meşegülü

    Eğitim felsefesi, eğitimle ilgili temel kavramları ele alan ve mevcut sorunlara çözümler üretmeye çalışan bir felsefe disiplinidir. Eğitim felsefesinin ele aldığı sorunlar geleneksel felsefi sorunlardan ziyade 'eğitim nedir?', 'bilmek nedir?', 'öğrenmek ve öğretmek arasındaki farklar nelerdir?' gibi eğitim ile ilgili sorunlardır. John Dewey pragmatist anlayışı eğitim felsefesine uygulamaya çalışan bir düşünürdür. Ona göre eğitim ömür boyu süren bir eylemdir ve bu sebeple en etkili öğrenme yaparak ve yaşayarak kazanılan öğrenmedir. Bu tezin amacı, genel olarak, John Dewey'in görüşleri ışığında eğitim felsefesinin temel ilkelerinin detaylı bir şekilde ele alınması ve yorumlanmasıdır. Spesifik olarak ise amacımız Dewey'in felsefesinde önemli bir yer işgal eden ilerlemecilik anlayışının eğitim felsefesi açısından yeri ve önemini değerlendirmektir. Çalışmamızın birinci bölümünde Dewey'in eğitim anlayışı ele alınacak ve eğitim felsefesinin temel kavramları üzerinde durulacaktır. Ek olarak, Dewey'in görüşlerini etkileyen düşünürlere de yer verilecektir. İkinci bölümde ise John Dewey'in Türkiye'ye davet edilme süreci hakkında bilgi verilecek ve Türk Eğitim Sistemi hakkında hazırladığı raporun içeriği analiz edilecektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim fesefesi ile John Dewey'in eğitim felsefesi arasındaki benzerlik ve farklılıklara da değinilecektir. Bu bölümde ayrıca tezimizin esas konusu olan ilerlemecilik kavramı, bu kavramı benimseyen ve uygulayan düşünürlerin yorumları ışığında detaylı olarak ele alınacaktır. Üçüncü ve son bölümde amacımız ilerlemecilik anlayışının eğitim felsefesi açısından yeri ve önemine dair bir tartışma yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda çağdaş ve geleneksel eğitim anlayışları karşılaştırılacak ve buradan hareketle ilerlemecilik ilkesine yönelik bir değerlendirme yapılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kadastro güncelleme çalışmalarının analizi: Bayburt örneği

    Selim Kuru

    Ülkemizde tapu ve kadastro faaliyetleri yerine getirilirken günümüze kadar günün ihtiyaçlarına göre değişik alanlarda ve değişik yöntem ve mevzuat ile tapulama ve kadastro faaliyetleri yürütülmüştür. Farklı altlık ve koordinat sisteminde üretilen haritaların tek koordinat sistemine geçirilmesi ve haritalardaki hataların giderilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-a maddesine dayanılarak ülke genelinde kadastro güncelleme çalışmaları yapılmıştır. Bayburt Kadastro Müdürlüğünce yapılan kadastro güncelleme çalışmaları örnek çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Örnek çalışma alanı üzerinde yapılan çalışma ile çalışmalarda karşılaşılan sorunlar irdelenmiş ve tespit edilmiştir. Tespit edilen sorunların gerçekliğini araştırmak ve sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmak amacı ile güncelleme çalışmalarının bileşeni olan malik, kadastro müdürlüğü ve özel sektör ile anket yapılmıştır. Yapılan çalışma ve anketler sonucunda kadastro güncelleme çalışmalarında karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerisinde bulunulmuş ve güncelleme çalışmaları sonucunda üretilen verilerin kalitesi ve güvenilirliğinin artırılması hedeflenmiştir. Kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda tek koordinat sistemine geçilmiş, tapu bilgilerinde güncellemeler yapılmıştır. Ancak çalışmaların öncesinde yeterli planlamanın yapılmadığı, ihale sürelerinin ve personelin yetersiz olduğu, personel ve süre yetersizliği nedeni ile çalışmalara gerekli hassasiyetin gösterilmediği bunun sonucunda kadastro güncelleme çalışmaları ile üretilen verilerin güvenilirliği ve kalitesinde eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. Çalışmalardan önce yeterli planlama ve çalışmalarda yeterli bilgilendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Çalışmalarda yeterli süre verilmesi ile birlikte nitelik ve nicelik yönünden yeterli personel görevlendirilmesi durumunda üretilen verilerin kalitesinin ve güvenilirliğinin artacağı yönünde sonuca ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Eğitim sisteminde değişim ve motivasyon: Gümüşhane ili ilkokul öğretmenleri örneği

    Neslihan Canbaz

    Değişim her zaman var olmuş ve tüm alanları etkilemiştir. Her saniyenin bir değişime dönüştüğü günümüzde örgütlerin durağan düzenlerine devam etmesi neredeyse mümkün değildir. Günümüzde sosyal, siyasal, ekonomi, teknoloji ve daha birçok alanda değişim yaşanmaktadır. Sürekli değişen, dinamik bir ortamda, eğitim ve okul sistemlerinin, bazı değişim ve yeniliklerden etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bu nedenle özellikle geçen yüzyılın son çeyreğinde birçok ülkede eğitim sistemlerinde yeniden yapılanma konusunda çalışmalar yapıldığı belirtilmektedir. Her alanda değişimin merkez olduğu dönemimizde eğitim alanında da değişim bir ihtiyaç haline gelmiştir. Eğitimde değişimin istenilen sonuçlara ulaşmasını etkileyen birçok faktör vardır. Motivasyon da değişim sonuçları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Motivasyon, kültürel ve bireysel eğilimlerle ilgili olan bağlamsal unsurlarla ilişkilendirilmekte ve örgütsel hedeflere ulaşmak için yüksek düzeyde çaba sarf etmeye isteklilik olarak tanımlanmaktadır. İş motivasyonunu etkileyen birçok değişken vardır. Değişim de bu etkenlerden biridir. Bu araştırmada Türk eğitim sisteminde gerçekleşen değişimlerin öğretmenlerin iş motivasyonlarına etkisi incelenmiştir. Araştırma bir nitel araştırma yöntemi olan fenomenolojik yaklaşım türü ile Gümüşhane ili Şiran ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokullarda görev yapan 20 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme şeklinde gerçekleştirilmiştir. Literatürde örgütsel değişim ve iş motivasyonu başlıkları ayrı ayrı birçok alanda incelenmiş fakat bu iki değişkenin birbiri üzerinde oluşturdukları etki ile ilgili nitel araştırmaya az rastlanılmıştır. Literatürdeki bu boşluğa katkı sunmak araştırmanın amaçlarındandır. Anahtar Kelimeler: Eğitim sistemi, Fenomenolojik yaklaşım, İş motivasyonu, Öğretmen , Örgütsel değişim

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Vardiyalı sistemin çalışanlarda yarattığı iş güvenlik etkilerinin araştırılması: Örnek bir uygulama

    Hasibe Akboğa

    İş sağlığı ve güvenliği geçmişten günümüze insanoğlunun en önemli sorunlarından bir tanesi olmuştur. Makinelerin sanayide kullanılmasıyla yeni istihdam imkanları oluşmuştur. Üretim hızı artarken diğer taraftan yeni dönemle birlikte hammadde üretim ve tüketim hızında artış, çevresel kirlenmede artış, çocuk ve hamile işçilerin çalıştırılması, işe bağlı çeşitli meslek hastalıkları ve iş kazaları artmıştır. Bu süreç kaza (istatistik) analizleriyle yasal düzenleme gereksinimlerini ortaya çıkarmış, çalışanlar için daha sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının sağlanması hususunda önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, iş kazası ve meslek hastalıklarının ortaya çıkmasında en önemli unsurlardan bir tanesi olan vardiya çalışma uygulamalarını iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirmektir. Yapılan araştırmada vardiya usulü çalışan kişilerin uyku, dikkat, iş verimi, vardiya değişimi sonrasında yeterli düzeyde dinlenme süreleri ve iş sağlığı ve güvenliği gibi hususlar ele alınmıştır. Bu kapsamda vardiya sistemi ile çalışan kişilere literatür araştırması sonucu elde edilen çoktan seçmeli bir anket uygulanmıştır. Çalışmada örneklem sayısı 302 olup anket soruları yalnızca vardiyalı çalışma sistemine dahil olan kişilere uygulanmıştır. Elde edilen verilerin dağılımına göre Parametrik veya Parametrik olmayan analizler yapılmıştır. Parametrik analizlerde Anova ve t testi kullanılmıştır. Parametrik olmayan testlerde Mann Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri yapılmıştır. Ayrıca verilerin güvenilirliklerini ölçmek için Cronbach Alfa testi yapılacak ve kullanılan ölçeklerin faktör yapılarının belirlenmesi için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucu elde edilen veriler ile işletmede meydana gelen iş kazası, ramak kala, meslek hastalığı gibi hususların vardiya usulü çalışma ile illiyet bağının olup olmadığı kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, Meslek hastalığı, Vardiyalı çalışma sistemi, Kaza (istatistik) analizleri

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğini etkileyen faktörlerin afetlerde tıbbi müdahale kapasitesine etkisinin belirlenmesi

    Dilber Coşkun

    Afetler, sağlık sistemlerini zayıflatıp müdahale performansını etkileyerek insan sağlığı üzerine şiddetli etkiler doğurabilmektedir. Olağan koşullarda yeterli olan hastaneler, afetlerde yetersiz kaldığında afetzedelerin sağlık ihtiyaçları için sahra hastaneleri kurulmaktadır. Afet koşullarında tedarik zinciri ağlarında yaşanan aksaklıkların sahra hastanelerinin tıbbi müdahale kapasitesini etkilememesi için dirençli bir tedarik zinciri ağına sahip olmaları hayati bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada, afet koşullarında sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğini etkileyen faktörler tespit edilerek bu faktörlerin sahra hastanelerinin tıbbi müdahale kapasitesine olan etkisi belirlenmeye çalışılacaktır. Çalışmanın ilk adımında kriterlerin belirlenmesi için literatür araştırması ve Delphi tekniği kullanılmıştır. İkinci adımda belirlenen kriterlerin önem dereceleri ve etki diyagramları ÇKKV tekniklerinden biri olan Nötrosofik DEMATEL yöntemi ile belirlenmiştir. Ardından DEMATEL'in ilişki matrisi Bayesian Network ağına dönüştürülerek GeNIe programında çalıştırılmış ve dirençlilik kriterlerinin sahra hastanesi tıbbi müdahale kapasitesine olan etkisi belirlenmiştir. Çalışma bulguları, sisteme en çok etki eden ilk üç değişkenin, kritik yanıt maksimizasyonu, kesintisiz tedarik akışı ve çeviklik olduğunu göstermiştir. Ayrıca sahra hastanelerinin tedarik zincirinde direnç sağlanabilmesi için stratejik planlama, kurumsal anlaşmalar, çeviklik, yedek tedarik ve kritik stokların önemini göstermiştir. Bu çalışma ile sahra hastanelerinin tedarik zinciri dirençliliğinin güçlendirilmesi ve böylece afet koşullarında yeterli, zamanında ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunumuna katkı sağlanması hedeflenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Otomatik avuç içi bölütlenmesinin gerçekleştirilmesinde farklı derin öğrenme modellerinin performanslarının incelenmesi

    Kadir Yalçın

    Tıbbi görüntüleme teknolojilerindeki ilerlemeler, özellikle derin öğrenme tabanlı yöntemlerin kullanımıyla, el bölütleme gibi spesifik görevlerde dikkat çekici başarılar elde etmiştir. El bölütleme, biyometrik doğrulama sistemlerinde kimlik tespiti için kritik bir öneme sahiptir. Avuç içi damar yapıları, parmak uzunlukları ve deri dokusu gibi benzersiz biyometrik özelliklerin doğru bir şekilde çıkarılması, el bölütleme algoritmalarının doğruluğuna bağlıdır. Bu tez çalışmasında, el bölütleme probleminin çözümü için oto kodlayıcı tabanlı U-Net, MA-Net, FPN ve PSP-Net modelleri, Vision Transformer, EfficientNet-B5 ve ResNet-34 omurgaları ile değerlendirilmiştir. Modeller, Doğruluk (ACC), Intersection over Union (IoU), Dice katsayısı ve F1 skor gibi metriklerle analiz edilmiştir. Sonuçlar, Vision Transformer ile entegre edilen U-Net modelinin bölütleme de en yüksek başarı sağladığını göstermiştir (IoU: 0.8917, Dice: 0.9892). MA-Net, ResNet-34 omurgasıyla kullanıldığında en yüksek doğruluk değerine (0.9921) ulaşmıştır. Ayrıca bu kombinasyon, en yüksek F1 skorunu (0.9584) da elde etmiştir. EfficientNet-B5, MA-Net ve FPN ile etkili sonuçlar sunmuştur. Çalışmanın sonuçları, derin öğrenme modelleriyle elde edilen bölütleme başarısının biyometrik doğrulama sistemlerinin güvenilirliğini artırabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle U-Net - Vision Transformer ve MA-Net – ResNet-34 kombinasyonları, elin bölütlenmesinde yüksek performans göstermiştir. Bu bulgular, el bölütleme uygulamalarında model ve omurga seçimlerinin kritik olduğunu vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Dijital okuryazarlık, öz yeterlik ve teknostres ilişkisi

    Rukiye Çınar

    Bu çalışmanın temel amacı dijital okuryazarlığın teknostres üzerindeki etkisini ortaya koymak ve öz yeterliğin bu iki değişken arasında aracı rolü olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evreni Rize ilinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında farklı okullarda aktif görevde bulunan 5.016 öğretmen oluşturmaktadır. Bu evrenden araştırmaya gönüllü olarak katılan 265 öğretmen örneklem büyüklüğünü oluşturmuştur. Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Dijital okuryazarlık, öz yeterlik ve teknostres ölçeklerinin veri uygunluğunu değerlendirmek amacıyla ilk olarak KMO ve Bartlett testleri uygulanmış, ardından MPlus 7 programı ile doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra SPSS 26 programı ile t-test, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak geliştirilen hipotezlerin geçerliliği değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular dijital okuryazarlık ile yaş ve kıdemin pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahip olduğunu, öz yeterliğin de kadın öğretmenlerde erkek öğretmenlere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun yanında, dijital okuryazarlığın, teknostresi negatif yönde, öz yeterliği ise pozitif yönde anlamlı biçimde etkilediği tespit edilmiştir. Öz yeterliğin de teknostres üzerinde negatif yönde anlamlı bir etkisinin olduğu bulgulanmıştır. Aynı zamanda, dijital okuryazarlık ile teknostres arasında öz yeterliğin kısmi aracı bir rol oynadığı sonucuna da ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kahramanmaraş âşıklık geleneğinde Afşinli bir âşık: Çöteli Ali

    Büşra Ceviz

    Bu çalışma, Afşinli Âşık Çöteli Ali (Ali Başpınar)'ın hayatını, sanat anlayışını ve özellikle Aşk-ı Temaşa adlı eserini konu edinmektedir. Çalışmada öncelikle âşıklık geleneği ve Kahramanmaraş âşıklık geleneği hakkında genel bilgiler verilmiş, ardından Afşin yöresindeki âşıklık geleneği ele alınmıştır. Daha sonra Çöteli Ali'nin hayatı, sanatı ve âşıklık geleneği içerisindeki yeri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Aşk-ı Temaşa adlı eserde yer alan şiirler tema bakımından değerlendirilmiştir. Bu bağlamda şiirlerde; aşk, sevgi, özlem, gurbet, toplumsal ve bireysel eleştiri gibi temaların ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Çalışma, Çöteli Ali'nin Kahramanmaraş âşıklık geleneği içindeki konumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tescil harici alanların ve kullanım potansiyellerinin konumsal veri analizi teknikleri ile tespiti

    Hüseyin Tek

    Ülkemizde kadastro işlemleri yapılırken çeşitli sebeplerden dolayı kayıt dışı kalmış alanlar bulunmaktadır. Kayıt dışı alanların tescil edilip ekonomiye kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Memleketine dönmek isteyip arazi bulamayan ya da buna ilave olarak yatırım yapmak isteyen vatandaşlar için Tescil Harici Alanların (THA) yerleşim alanı, tarım alanı, ham toprak gibi vasıflarla hazine adına tescil edilerek ilgililerin kullanımına sunulması (devri) ihtiyacı ortaya çıkmıştır. THA'ların tescili sağlanırken kayıt dışı bırakılmış dere, göl, nehir, sit alanları ile tescilli tarla ve arsaların arasında bulunan boşlukların hiçbir şekilde tescile konu edilmemesi gerekmektedir. Ayrıca THA'ların tescil işleminde mevzuat çeşitliliği, birden fazla kurumun işlem oluşum sürecinde dâhil olması İdari Yoldan Tescil (İYT) süreçlerini uzatmaktadır. Bu süreçlerin analizi yapılarak bir çözüm modeli geliştirmek üzere İYT işlemine dâhil olan kurumların hangi mevzuat çerçevesinde değerlendirme yaptıkları, işlemin sürecini uzatan etmenler araştırılmış olup bu aksaklıkların nasıl giderilebileceği ve tespit edilen THA'lardan hangilerinin Tescile Uygun Olabilecek Potansiyel Tescil Harici Alan (TUOPTHA) olduğu yönünde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada; Bayburt ili kadastro çalışma alanı yüzölçümünden Bayburt Kadastro Müdürlüğünden alınan tescilli parsel geometri verisinin farkı alınmak suretiyle QGIS programında THA tespit edilmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımlarından alınan veriler ve Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) sitesinden erişilebilen mevcut veri altyapıları kullanılarak konumsal analiz yöntemleri yardımıyla Bayburt İlinde tespit edilen THA'ların konumsal nicelik ve ayrıca kullanım potansiyeli nitelikleri tespit edilmiştir. İYT işleminin karşılanabilmesi için yürürlükte bulunan mevzuatlardaki eksikliklerin giderilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Tescil talepleri yönetiminin daha etkin ve ilgili kuruluşlarla koordineli şekilde nasıl yapılabileceği hakkında çalışma yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örgütsel kronizmin, lider etkililiği ve çalışan bağlılığına etkisinde istismarcı yönetimin aracı rolü

    Esin Yazıcı

    Örgüte dair geçmişten günümüze kadar yapılan tüm araştırmalar ideal örgütlerin şeffaflık,eşitlik,dürüstlük ve adalet gibi kavramların ortak paydasında şekillenmeleri konusunda mutabık kalmış olsalar da gerek kamu sektöründe gerekse özel sektörlerdeki uygulamalar teoride bilinen-kabul edilen bu kavramları çoğunlukla pratiğe dökmekten bir hayli uzak tutum ve davranışlar sergilemektedir. Bu tutum ve davranışlar örgüte mensup bireyler tarafından kayırmacı uygulamalar olarak adlandırılmakta ve bu işin sürekliliği, kim tarafından ne şekilde yapılacağı,işin yapılması sonrasındaki örgüt içi pozisyon değişiklikleri gibi konularda belirsizliğe ve bazen örgüte mensup bireyler arasında çatışmalara neden olmaktadır.Örgüte mensup bireyler arasında kayırmacılık ve belirsizliklik yaratan tutum ve davranışların süreklilik arz etmesi uzun vadede örgütün imajında ve örgüt ikliminde yıkıcı etkiler yaratacağı yadsınamaz bir gerçektir.Yaptığımız bu çalışmada kayırmacı uygulamalar üzerine yapılan araştırmaların daha çok örgütsel adaleti,performansı ve iş tatminini azalttığı,işten ayrılma niyeti ve iş yeri sessizliğini arttırdığı hususları üzerinde durulduğu görülmektedir.Kayırmacı uygulamaların ve istismarcı yönetimin örgütte her zaman aynı şiddette ve aynı kişilere yapılmadığı,liderin örgüt içerisinde etkinliğini arttırmak için değişen durum ve koşullara,bireylerin tutum ve davranışlarına göre bu uygulamalara yön verdiği ve bu durumun çalışan bağlılığını etkilediği düşüncesinden hareketle literatüre katkı sağlayacağı düşünülerek anketimiz 10 gün boyunca (2 hafta) farklı sektörlerde çalışan 106 kamu personeline mesai bitiminde uygulanmış ve lider etkinliği,istismarcı yönetim ve kronizm kavramları günlük olarak gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkiye ve dünya'da ki enerji santralleri ve risk değerlendirmeleri

    Büşra Çimen Ünal

    Enerji, insanlığın temel ihtiyaçlarından biridir ve dünya nüfusunun artmasıyla birlikte enerji talebinde de sürekli bir artış gözlenmektedir. Bu tez çalışmasında, termik santraller, nükleer güç santralleri ve güneş panelleri gibi farklı enerji üretim yöntemlerinden ve bahsedilecektir. Termik santraller, fosil yakıtların yakılmasıyla enerji üretirken, nükleer güç santralleri uranyum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasından enerji elde eder. Güneş panelleri ise yenilenebilir bir enerji kaynağı olup, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür. Türkiye'de termik santrallerin sayısı oldukça fazladır ve bu santraller yıllık önemli miktarda enerji üretmektedir. Ancak fosil yakıt kullanımı nedeniyle hava kirliliği ve sera gazı salınımına neden olmaktadır. Nükleer güç santralleri açısından ise Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşa edilmekte olup, tamamlandığında Türkiye'nin ilk nükleer santrali olacaktır. Güneş panelleri ise Türkiye'de giderek yaygınlaşmakta ve yenilenebilir enerji üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Dünya genelinde ise termik ve nükleer santraller yaygın olarak kullanılmakta, ancak çevresel etkileri nedeniyle eleştirilmektedir. Öte yandan güneş panelleri, yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak ön plana çıkmaktadır. Enerji üretim tesislerinde meydana gelen kazalar, can ve mal kayıplarına yol açabilmekte, ayrıca çevreye ciddi zararlar verebilmektedir. Termik ve nükleer santral kazaları, hava ve toprak kirliliği, radyasyon sızıntısı gibi sorunlara neden olurken, güneş panellerinin çevresel etkileri daha sınırlıdır. Bu tezde, artan enerji talebini karşılamak için kullanılabilen farklı enerji üretim yöntemlerinden bahsedilecektir. Her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajlarına yer verilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonu yönetim sistemlerinin kontrolü için çoklu platform mobil uygulamanın geliştirilmesi

    Onur Doğan

    Elektrikli araçların yaygınlaşması, sürdürülebilir enerji politikaları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu durum, elektrikli araç şarj altyapısının etkin bir şekilde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Çalışmada, farklı marka ve modellerdeki şarj istasyonlarının yönetiminde birlikte çalışabilirliği sağlayan OCPP (Open Charge Point Protocol) protokolü esas alınmıştır. Tezin amacı, OCPP ile haberleşen elektrikli araç şarj istasyonlarının yönetimini sağlamak üzere, Android ve iOS platformlarını destekleyen çoklu platform mobil uygulamasının geliştirilmesidir. Uygulama, kullanıcıların şarj işlemlerini başlatabilmesi, durdurabilmesi, ödeme yapabilmesi, şarj durumunu takip edebilmesi ve istasyon konumlarını görüntüleyebilmesi gibi işlevler sunmaktadır. Ayrıca rezervasyon yapma, geçmiş işlemlere erişim ve anlık bildirimler gibi kullanıcı deneyimini artıran özellikler geliştirilmiştir. Operatörler için ise bakım ve arıza yönetimi, enerji tüketim takibi ve kullanıcı istatistikleri gibi fonksiyonlar sağlanmıştır. Yöntem olarak, çoklu platform geliştirme teknolojileri ve OCPP protokolüne uygun entegrasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada hem kullanıcı deneyimi hem de maliyet etkinliği ön planda tutulmuş, veri güvenliği için şifreleme ve güvenli bağlantı çözümleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, geliştirilen mobil uygulama; kullanıcıların şarj hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, operatörlerin yönetim süreçlerini verimli hale getiren ve elektrikli araç şarj altyapısının sürdürülebilirliğine katkıda bulunan kullanışlı ve yenilikçi bir çözüm sunan bir uygulama geliştirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gelişmiş ve geleneksel yöntemlerle elde edilen sinirli ot (Plantago lanceolata) bitki ekstraksiyonlarının biyoaktif bileşenlerinin incelenmesi

    Eren Çakar

    Yapılan çalışmada sinirli ot (Plantago lanceolata) bitkisinin geleneksel ve gelişmiş (mikrodalga ve ultrases) ekstraksiyon yöntemleriyle ekstraktları hazırlanmış ve bu ekstraktların biyoaktif bileşenleri incelenmiştir. Ekstraktların antioksidan aktiviteleri Radikal süpürme kapasitesi (DPPH), Ferrik İyon İndirgeme (FRAP), Radikal nötralizasyonu (ABTS) şeklinde 3 farklı test yöntemiyle belirlenmiştir. Sinirli ot bitkisinin toplam fenolik ve flavonoid madde içeriği standart gallik asit ve kuarsetin kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışılan antioksidan test yöntemleri arasından DPPH ve ABTS yöntemlerinde laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç verdiği belirlenmiştir. Başka bir antioksidan test yöntemi olan FRAP yönteminde ise su ekstraktının diğer ekstraktlara göre daha yüksek sonuç (2.02 ± 0.02A mg/g FeSO4) gösterdiği elde edilen sonuçlar arasındadır. Sinirli ot bitkisinin en yüksek toplam fenolik madde içeriği laboratuvar tipi mikrodalga ekstraktında (2.70 ± 0.13A mg/g GAE) olduğu belirlenirken toplam flavonoid içeriği en yüksek olan ekstraktın ise metanol ekstraktı (13.01 ± 0.27A mg/g QE) olduğu söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda sinirli ot bitkisinde yaş örneklerinde bulunan biyoaktif bileşiklerin, gelişmiş ekstraksiyon yöntemleriyle elde edilen ekstraktlarla yapılan analizlerinde daha etkili olduğu çalışmanın en belirgin sonuçlarındandır. Aynı zamanda sinirli ot bitkisinin antimikrobiyal aktivitesi B. cereus, E. coli, Y. enterocolitica, P. aeruginosa, S. typhimurium, C. albicans'a karşı disk difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre bütün ekstraksiyonların C. albicans'a herhangi bir antimikrobiyal aktivitesinin olmadığı, en yüksek P.aeruginosa'ya karşı (17.6  0.01 mm), en düşük ise S. typhimurium'a karşı (6.6  0.01 mm) antimikrobiyal aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal aktivite,Antioksidan aktivite, Biyoaktif bileşikler, Ekstraksiyon yöntemleri, Plantago lanceolata

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamalarında yapay zekâkullanımı: Doğu Karadeniz örneği

    Sinan Uçar

    Bu çalışma, yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik uygulamaları üzerindeki etkilerini inceleyerek, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki kurumların ve internet haber sitesi kuruluşlarında bu teknolojilerin kullanım düzeyini ve algısını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme süreciyle birlikte iletişim pratiklerinde köklü dönüşümler yaşanmakta; özellikle içerik üretimi, hedef kitle analizi, haberleştirme süreçleri ve kriz iletişimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli uygulamalar giderek daha fazla kullanılmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; Gümüşhane, Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu illerinde faaliyet gösteren kurum temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla bölgesel bir analiz ortaya konulmuştur. Görüşmeler aracılığıyla elde edilen veriler, yapay zekâya yönelik kurumsal yatırımlar, profesyonel düzeyde kullanım alışkanlıkları, etik kaygılar, içerik güvenilirliği ve geleceğe yönelik öngörüler başlıkları altında değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Doğu Karadeniz'de yapay zekâ teknolojilerinin halkla ilişkiler ve gazetecilik alanlarında sınırlı ancak artan bir farkındalıkla kullanıldığını göstermektedir. Kurumların büyük çoğunluğu yapay zekâyı zaman ve iş gücü tasarrufu sağlamak amacıyla kullanmakta, ancak yerel bağlamı tam olarak kavrayamayan sistemlerin içerik üretiminde ciddi sınırlılıklara neden olduğunu belirtmektedir. Ayrıca etik sorunlar, içeriklerin güvenilirliği ve gazeteciliğin insani boyutuna dair kaygılar da öne çıkan bulgular arasında yer almaktadır. Bu bağlamda çalışma, Doğu Karadeniz özelinde dijitalleşmenin iletişim alanındaki yansımalarını inceleyerek hem kurumsal iletişim stratejileri hem de yerel medya pratikleri açısından yapay zekânın mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, halkla ilişkiler, gazetecilik, dijitalleşme, yerel medya, Doğu Karadeniz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sosyal kimliğin sosyal medyadaki mahremiyet algısına etkisi

    Hatice Polat

    Bu çalışmada, birey için önemi tartışılmaz olan mahremiyet konusu ele alınmaktadır. Dijitalleşmenin ortaya çıkışıyla birlikte, sosyal medya platformlarının/mecralarının kullanım yaygınlığı ve kullanım sürelerindeki artış, bireylerin mahremiyeti algılama biçiminde önemli bir değişim meydana getirmiştir. Sosyal medya platformlarında kimlik oluşturma süreçlerinde, mahremiyetin korunması daha fazla önem kazanmaktadır. Bireyler, görünür olmanın cazibesiyle özel bilgilerini paylaşmakta ve sosyal medyada kimlik oluşturma süreçlerine katılmaktadır. Bununla birlikte mahremiyetin korunması, günümüz dünyasında giderek önem kazanmaktadır. Çalışmada, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi, bireylerin sosyal gruplara duyduğu aidiyetin duygu ve davranışlarını şekillendirdiğini öne süren sosyal kimlik teorisine dayanmaktadır. Bu doğrultuda sosyal kimlik algısının, bireylerin dijital ortamlarda mahremiyet sınırlarını nasıl algıladıkları üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Nicel bir araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanan çalışmada 283 kişiye soru formu yöneltilmiştir. Regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, sosyal kimlik algısının sosyal medyada mahremiyet algısı üzerinde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın katkısı iki yönlüdür: ilki, sosyal medya ve mahremiyet konusundaki literatürün varlığına rağmen, sosyal kimlik algısının mahremiyet algısı üzerindeki etkisini doğrudan inceleyen çalışmaların sayısı sınırlıdır. Ikincisi ise, bu çalışmanın dijital iletişimde mahremiyet konusunda farkındalık yaratması ve sosyal medya kullanıcılarına daha bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Sosyal medyada mahremiyet yönetimi, Sosyal Kimlik, Nicel Araştırma