Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Picea orientalis kozalağının antioksidan ve antiradikal özelliklerinin belirlenmesi
Topal, Meryem
Metabolizmada oluşan reaktif oksijen türleri engellenmediği sürece, DNA, protein, karbohidrat ve lipitlerde yapısal bozulmalar meydana getirir. Buna bağlı olarak hücre membranının hem stabilizesi ve hem de fonksiyonları bozulur ve birçok dejeneratif hastalıklar meydana gelir. Önceki çağlarda insanlar sağlık sorunlarını çözmek için de bitkisel tedavilere başvurmuştur. Günümüzde özellikle bilimsel olarak çalışmalar artmış özellikle alternatif tıp olarak da yaygınlık göstermiştir. Fenolik bileşik içeren bitkiler doğal antioksidan olarak genellikle kullanılmaktadır. Bu bileşikler serbest radikallerin yol açtığı reaksiyonları durdurarak veya engelleyerek kalp, kanser, ve akciğer hastalıkları gibi hastalıkların oluşumuna engellerler. Antioksidanlar, biyomoleküllerin oksidasyonunu engelleyen veya tamamen durduran maddeler olarak bilinir ve oldukça yaygın bir kullanım alanına sahiptirler. Doğu ladin, çamgiller familyasında bulunan bilimsel adı P. orientalis’dir. Yapılan bu çalışmada doğu ladin kozalağının etanol ekstreleri kullanılarak antioksidan kapasitesinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla demir indirgeme kapasiteleri ve bakır indirgeme kapasiteleri, ABTS radikal giderme aktiviteleri ve DPPH radikal giderme aktiviteleri, total fenolik bileşik miktarlarını ve flavonoit bileşik miktarlarını belirleme gibi in vitro şartlarda farklı biyoanalitik metotlar ile antioksidan ve antiradikal özellikleri belirlendi. P. orientalis kozalağının DPPH radikal giderme aktivitesi için IC 50 değeri 24,75 μg mL -1 , ABTS radikal giderme aktivitesi için ise 13,42 μg mL -1 olarak tespit edildi. Buna göre yapılan metotlarda yüksek antioksidan kapasitesine sahip olduğu belirlendi.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Ergonomik ürün tasarımına bütünleşik bir yaklaşım
Efe, Ömer Faruk; Kurt, Mustafa; Efe, Burak
Günümüzde teknoloji hızlı gelişmekte ve müşterilerin ürünlerden beklentileri artmaktadır. Bu nedenle müşteriisteklerinin ön plana çıkması ve sürekli değişmesi ürün tasarımını geçmişe göre daha önemli kılmaktadır. Yaygınolarak kullanılan çamaşır makinesini üreten firmalar pazar payına sahip olabilmeleri için müşteri isteklerini gözönünde bulundurmak zorundadır. Müşteri isteklerinden birisi de ergonomik kullanım kolaylığıdır. Bu çalışmadaergonomik bir çamaşır makinesi tasarımında müşteri isteklerine ve firma kapasitesine göre teknik özellikler üzerindeiyileştirme yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada kalite fonksiyon yayılımı yöntemi ve bulanık çok amaçlı doğrusalprogramlama yaklaşımı ergonomik çamaşır makinesi tasarımı için önerilmiştir. Kalite fonksiyon yayılımı müşteriistekleri ve teknik özellikler arasındaki ilişkiyi belirleyebilmektedir. Bu sonuçlara göre ergonomik bir çamaşırmakinesi tasarımı için hangi teknik özelliğin daha önemli olduğu belirlenmiştir. Ancak bu sonuç sadece müşteriisteklerine göre belirlenmiştir. Firma kapasitesi ihmal edildiği için firmanın zaman ve maliyet açısından problemlerlekarşılaşması ve pazar rekabetinde geri kalması söz konusudur. Firma ergonomik bir çamaşır makinesi tasarlarkenmüşteri isteklerinin maksimize edilmesi, maliyetin düşürülmesi, zamanın minimize edilmesi gibi farklı amaçlarasahiptir. Bu çalışma bu problemi ortadan kaldırmak için müşteri istekleri ve firma kapasitesini birlikte inceleyenZimmermann ve hibrid yaklaşım olmak üzere iki bulanık çok amaçlı doğrusal programlama yaklaşımını önermiş veelde edilen sonuçları karşılaştırmıştır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2018Nano materyal içerikli katkıların yakıt özelliklerine ve motor performansına etkileri
Sezer, İsmet
Bu çalışma; dizel, biyodizel, su içeren emülsiyon yakıtları ve çeşitli yakıt karışımları gibi dizel motor yakıtlarında nano materyal içerikli katkıların kullanılmasının motor performansı ve emisyonlara etkileri üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltması için üç farklı teknik uygulanmaktadır. Zararlı emisyonları azaltmak için uygulanan tekniklerden ilki motor tasarımda ve yakıt püskürtme sisteminde değişiklikler yapılarak yanmanın iyileştirilmesidir. Ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir süreçtir. İkinci teknik katalitik konvertör ve partikül filtresi gibi çeşitli egzoz gazı azaltıcı sistemler kullanmaktır. Ancak, bu sistemler dizel motorun performansını olumsuz yönde etkiler. Dizel motorlarda, emisyonları azaltmak ve aynı zamanda dizel motorun performansını artırmak için kullanılan üçüncü teknik ise çeşitli yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardan yayılan en önemli kirleticiler azot oksit (NOx) ve partikül madde (PMis) emisyonlarıdır. Uygulamada, NOx ve PM emisyonlarını birlikte azaltmak oldukça zordur. Emisyonları azaltmanın ve motor performansını artırmanın en iyi yolunun nano materyal içerikli katkıların ve suyla emülsiyonlaştırılmış yakıtların kullanımı olduğu birçok araştırmacı tarafından bildirilmektedir. Bu derlemede çeşitli dizel motor yakıtlarında farklı nano materyal içerikli katkıların kullanımının yakıt özellikleri ve motor performansına etkileri incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2018Market Structure of the Turkish Pharmaceutical Industry
İpek, Egemen; Ipek, Ozlem
The market structure of the Pharmaceutical Industry, which has an extremelyimportant both socially and economically position, is carefully monitored by regulatoryauthorities. The consantration of pharmaceutical companies tends to adversely affectconsumer welfare as well as resource distribution in the economy. The competitivestructure of the markets is determined by the concentration indices. For these reasons,in this study the market concentration ratios of the pharmaceutical sector in Turkey arecalculated by using concentration measures such as Concentration Ratio; HerfindahlHirschman; Hall-Tideman; Rosenbluth; Comprehensive Industrial Concentration;Hannah-Kay; Hause and the Entropy measure with the annual sales revenue data of thecompanies in the sector for the 2009-2016 period.According to the results,pharmaceutical sector in Turkey has a low concentrated market structure. In addition,the Rosenbluth index presents the most consistent results for the Turkishpharmaceutical sector, which consists of hundreds of small companies having marketsshares of 7% at the highest.
AtıfOpenAlex8TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2018Antidiabetic Potential: Effect of Resorcinol on α-Glycosidase and α-Amylase Enzymes
Topal, Fevzi
The vast majority of the carbohydrates in the biomolecule class are formed by photosynthesis using sunlight. One of the important enzymes in this class is α-glycosidase. This enzyme converts complex carbohydrates to monosaccharides. On the other hand, another important enzyme species is the α-amylase enzyme. Which directly related to starch. Starch is a type of polymer formed by the oxygen binding of glucose units to each other at the C1 position with glycosidic bonds. α-Amylase is an enzyme that catalyzes the hydrolysis of glycosidic bonds in starch, and this enzyme is purified from a wide variety of animals, plants, and microorganisms. Resorcinol, a phenol derivative, is an important organic chemical substance in the production of textile, medicine, hair dye, plastic and agricultural products of many industrial materials. Resorcinol, a phenol derivative, is present as white crystals, and resorcinol consists of two hydroxyl molecules attached to the benzene ring, and also was defined as α-glycosidase and α-amylase inhibitor to detect antidiabetic properties. Resorcinol was used as 𝛼-glycosidase and 𝛼-amylase inhibitor. Accordingly, IC50 values of α-amylase and α-glycosidase were calculated as 1.34 μM and 77.00 nM, respectively. On the other hand, Ki value for α-glycosidase was found as 30.16 nM. It has been observed that α-amylase and α-glycosidase enzymes can inhibit by resorcinol compound. It has the properties of inhibiting carbohydrate absorption by inhibiting α-glycosidase enzymes in the small intestine. For both metabolic enzymes, resorcinol may be preferred as an inhibitor. In this case, resorcinol may be used as an inhibitor against to healty problems like Diabetes mellitus and antiobesity.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Investigation of Antibiotic Resistance Genes and Class 1 Integron in Multi-Drug Resistant P. aeruginosa and E. coli Strains
Sarıyer, Aysegül Saral; Düzgün, Azer Özad
P. aeruginosa and E. coli are resistant to many antibiotics, so the treatment of infections of these pathogens has become difficult. Therefore, searching for the presence of antibiotic resistance genes in clinical isolates is of great importance. The purpose of this study is to investigate the presence of beta-lactam resistance genes and class 1 integron in multi-drug resistant P. aeruginosa and E. coli clinical strains. Vitek 2 Compact automatization system were used for identification and antibiogram of 2 P. aeruginosa and 2 E. coli isolates which were isolated from blood, urine and sputum specimens of patients whom were hospitalized in Gümüşhane State Hospital intensive care unit. Total DNA isolation was done by boiling DNA method. PCR were performed using primers of class 1 integron gene cassette, blaVIM, blaNDM, blaIMP, blaGES, blaCTXM-1, blaCTXM-2, blaOXA-58, blaOXA-23, blaOXA-51, blaOXA-40 and blaKPC. All amplification samples were performed on 1% agarose gel and subsequently visualized under UV light. According to the results of the antibiogram, P. aeruginosa isolates showed resistance against all used antibiotics except gentamicin. The E. coli isolates were found to be resistant to cephalosporin antibiotics and susceptible to carbapenems. blaCTXM-1-class A beta lactamase genes was found in 3 strains of 4, while no blaCTXM-2, blaGES and blaKPC genes were detected in the strains. The presence of the investigated class B and class D beta lactamase genes was not observed in any sample. The presence of class 1 integron was detected in 3 strains. According to the result of the DNA sequence analysis, it was determined that three integron positive samples had the dfrA1/AadA5 gene cassettes.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2018Using of Weeds as Food in Eastern Anatolia Region
Kaplan, Benay; Okcu, Zühal
Several herb can grow naturally thanks to climate and geographical features of Turkey. Although there are approximately one million weed in the world, there are still many unidentified weeds. While more than ten thousand weeds are used as a food, only 3000 weeds species are cultivated in Turkey. Eastern Anatolia region is one of the most important regions of Turkey in terms of consuming weeds. The rate of endemic plants is higher in this region, most of them are important economically, because they can be used as a medicinal plants, spices, ornaments, dyes or food. Not only these are utilized as raw or cooked food but also flavorant.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2018The effect of technological innovation on economic growth: the case of turkey-eu (15) countries
Yıldız, Gizem
The purpose of this study is to measure the effect of technological innovation performance on economic growth during 1998-2013 for Turkey and the EU-15 countries. Rather than using a single indicator when evaluating the performances of countries in technological innovation, technological innovation index (TIE) values were calculated from the indexes of Technology Achievement Index (TAI) and Archibugi-CoCo (Ar-Co) in international literature. These values calculated for the all years and for all countries are used as independent variables in the econometric model. The coefficients in the panel ARDL model developed in the reference study light in the study were estimated with PMGE. According to the findings obtained, TIE performance of the countries across the panel has a statistically significant and positive effect on the economic growth levels. However, when assessing countries in terms of Turkey on the basis of the findings, that there is a relationship between the variables statistically strong evidence could not be obtained. As a result of Turkey's possible to say that both TIA value of the sample remains far behind both in terms of growth performance of countries.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2018Relationships between GH/AluI Polymorphism and Some Performance Traits in Holstein Cows
Aksakal, Vecihi; Sönmez, Zeynep; Bayram, Bahri; Özdemir, Memiş
The aim of this study is to determine the genotype and allelic frequencies of Growth Hormone (GH) gene, to present the genetic variation, and to research the relationships between the GH genotypes and some milk production traits of 115 organically grown Holstein cows. It was seen that GH gene LL, LV ve VV genotype frequencies is 0.41, 0.49, ve 0.10 respectively, and is stable according to Hardy-Weinberg equilibrium genetic balance test in the cattle population. Moreover, Lactation milk yield averages were found to be 7136 kg, 7470 kg and 8017 kg for the LL, LV and VV genotypes, respectively. There was no statistically significant relationship between the actual lactation milk yield, 305d milk yield, peak daily yield, lactation length averages of different genotypes. In the study, GH/AluI polymorphism was found to be insufficient for improvement of the milk yield traits alone
AtıfOpenAlex6TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Determination of Some Physicochemical Properties, Fatty Acid Composition and Antioxidant Capacity, of Organic and Conventional Milk in Turkey Produced
Ürkek, Bayram; Şengül, Mustafa
In this study, determination of effect of production systems (conventional and organic) and time of milk collection on some physicochemical properties, fatty acids and antioxidant capacity of conventional and organic raw milk in produced Turkey were aimed. In this research, the milk samples was collected from nine conventional farms and nine organic farms at bimonthly years for one year. Fatty acid composition, antioxidant capacity, total phenolic matter, dry matter, fat, protein, ash, titratable acidity (lactic acid %) and pH values of organic and conventional milk were investigated. According to results of this research, the mean values of conventional and organic milk samples respectively for dry matter, fat, protein, ash, specific gravity, acidity and pH was determined as 12.06-11.97%, 3.67-3.50%, 3.33-3.34%, 0.67-0.66%, 1.0381-1.0381 g mL- 1, 0.18-0.16% and 6.67-6.73, respectively. Conjugated linoliec acid proportions changed between 1.39% and 2.87% in organic milk, between 1.67% and 2.96% in conventional milk. Consequently, the farm production type did not have effects on the milk compassion (dry matter, fat, protein and ash), fatty acid composition, EC50 and total phenolic compounds. On the other hand, the significant variations in the fat, protein, fatty acid proportions, EC50, inhibition and total phenolic compound values were determined as regarding time of milk collection.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2018Kurucu Öğe Olarak Modern Özne Anlayışının Teşekkülü
Kahraman, Yakup
Tüm varlığı kendisine ait bilgi nesnesi olarak gören ve anlam dünyasını bu varsayımdan hareket ederekoluşturan özne yaklaşımının felsefi temeli modern düşünce ile birlikte atılmıştır.Modern düşüncedeözneyi tüm varlık koşullarından ayrı, bağımsız fakat bu varlığı belirleyen olarak değerlendiren en önemlidüşünür Descartes’tır. Descartes’ın teorik zeminini oluşturduğu bu özne anlayışının kendisinden sonrakietik, sanat, siyaset, din, ekonomi vb. yapılanmalarda da etki ettiğini söyleyebiliriz. Bu yaklaşımın enönemli vasfı varlığı kendisi için meydana gelmiş, nicelleştirilebilen ve el altında tutulabilen alan olarakgörmesidir. Bu bakış açısı tüm varlığı kategorilere indirgeyerek yorumlama çabasını da beraberindegetirmektedir. Böylece varlığın zamana ve mekana bağlı olan çok yönlü anlam yapısı kaybolmakta, soyut,kuru, mekanik bir anlam ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada günümüzde halen etkisini devam ettiren veoldukça sorunlu bir bakış açısı geliştirdiğini düşündüğümüz Descartes’ın kurucu vasıflı özne yaklaşımı vebu yaklaşımın temel sorunları ele alınmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Kişisel Bütünlük ve Sivil İtaatsizlik Arasındaki İlişki Üzerine Kısa Bir Değerlendirme
Somuncuoğlu, Seda Özsoy
Siyasal düzenin işleyişinde meydana gelen aksaklıklara karşı bireyler; muhalefet etme, memnuniyetsizliğini gösterme ve haklarını koruma yönünde barışçıl yollara başvurarak çözüm arayışına girerler. Bunlardan en dikkat çekeni, direnmenin pasif biçimi olarak karşımıza çıkan sivil itaatsizlik eylemleridir. Sivil itaatsizlik, yasalara karşı gelen ve genellikle yasalarda veya yönetimin politikalarında bir değişiklik yapılması amacına yönelik kamusal, şiddet içermeyen, vicdani bir siyasi davranış olarak tanımlanabilir. Birey, böyle davranarak toplumda çoğunluğun adalet duygusuna hitap eder ve özgür ve eşit insanlar arasındaki toplumsal işbirliği ilkelerine saygı gösterilmediğini gündeme getirir. Bu durum, sadece toplumsal yaşama ilişkin unsurlar açısından değil aynı zamanda kişinin iç dünyasını, sahip olduğu değer ve ilkeleri kapsayan kişisel bütünlükle de yakından bağlantılıdır. Bu çalışmada kişisel bütünlük ve direnmenin pasif biçimi olan sivil itaatsizlik arasındaki bağlantının boyutları ve bunun eğitim ile olan ilişkisi irdelenecektir.
- MakaleAçık Erişim2018The Significance of Philosophical Knowledge in Enlightening of the Human Rights
Yeşilçayır, Celal
Human rights is a concept which expresses the abstract and ideation rather than apparent and concrete. It is a basic problematic to comprehend human rights in essence due to its abstract and ideational content. Due to this problematic, this research study aims to discuss the place and significance of philosophical information in enlightening the human rights. In this framework, exactly what roles do the disciplines of philosophy such as ethics, epistemology, and law philosophy have on enlightening the human rights are analyzed. On the other hand, it is investigated whether the critical, interrogator and problem-penetrating characteristics of philosophy supports informative enlightening of human rights. Moreover, it is discoursed, which arguments philosophy provides to comprehend the rights, and the role of the philosophical information in human rights education. In the framework of this research study, the competence and priority of right over law, and natural law over positive law play a leading role in enlightening human rights in philosophical context.
AtıfOpenAlex3TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2018Did Logical Empiricism Kill Kuhn?
Öztürk, Ümit
After his monumental work, The Structure of Scientific Revolutions, was published in 1962, Thomas Kuhn dealt with problems quite a long time such as rationality of scientific theories, theory choice and incommensurability on the axis of reconfiguration of the notion of paradigm. However, beginning from 80s, his on-going analysis aforementioned matters took its last shape with a new orientation including a linguistic turn. As a result of this renewal process, a controversial discussion aroused within the literature of philosophy of science which reaches to top at the 90s whether Kuhn is a genuine alternative to logical empiricism or not. In this study, we offer an assessment via temporarily suspending both Kuhn’s own socalled shift and related debates for a better understanding of his contributions to the philosophy of science by asking whether Kuhn had completed his essential project at the Revolutions or not.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Güneş Enerji Santralleri İçin Uygunluk Haritasının Elde Edilmesi: Bir Uygulama
Eroğlu, Hasan
Günümüzde güneş enerjisi, hayatımızın en önemli ve kaçınılmaz bir parçası haline gelen yenilenebilirenerji kaynaklarından (YEK) biridir. Her geçen gün dünya üzerindeki güneş enerji santrali (GES) sayısı katlanarakartmaktadır. Uygulama sayısı artan bu santrallerin çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan en uygun yer tayinlerininyapılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Bazı durumlarda santral kurulum yerini etkileyen bir önemli kriterinbile göz ardı edilmesi oldukça büyük zararlara neden olabilmektedir.Bu çalışmanın amacı, literatürdeki çalışmalarda eksikliği tespit edilen ve GES kurulumunu etkileyen kriterlerinönerilmesi, GES kurulumunu etkileyen tüm kriterlerin birbirlerine göre önem derecelendirme değerlerininbulunması ve kriterlere ait örnek bir çalışma alanında coğrafi veriler yardımıyla GES için uygunluk haritasının eldeedilmesidir. Kriterlerin ağırlık değerlerinin bulunmasında Bulanık Analitik Hiyerarşi Yöntemi (FAHP), verilerinişlenmesinde de coğrafi bilgi sistemleri kullanılmıştır. Bu amaçla 14 ana kriter ve bu kriterlere ait 70 alt kriterkonuyla ilgili uzman görüşleri, anketler ve literatürdeki çalışmalardan yararlanılarak belirlenmiştir. Çalışmanınsonunda, çalışma alanında GES’ler için en uygun, uygun ve izin verilmeyen yerlerin gösterildiği uygunluk haritasıelde edilmiştir. Bu çalışma, GES’lerin yer tespitinde daha doğru, çevresel, ekonomik ve sosyal GES santralikurulumunu netice veren geniş yelpazedeki kriterlerle araştırmacılara faydalı olacaktır.
AtıfOpenAlex11TR Dizin9
İncele - MakaleAçık Erişim2018Türk sürücülerin facebook sosyal paylaşım sitesini trafik bilgilendirme amacıyla kullanımı üzerine bir araştırma
Aydin, Metin Mutlu; Saplioglu, Meltem; Ünal, Ayşe
Teknolojik gelişmeler ve beraberinde getirdiği geniş iletişim olanakları, insanlarınçevrelerinde ortaya çıkan olayları algılama ve bu olaylar üzerine yorum yapabilmeolanağını artırmaktadır. Bilgiler, sosyal medya platformları ile hızlı ve evrenseldüzeyde yayılmakta; kısa süre içerisinde insanların bu içeriklere yorum yapıpkendi görüşlerini ifade edebilmelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal medyanınbilgiyi kitlelere kolay ulaştırması ve grup kurma olanağı sunması; insanların belirlikonularda bu tür mecralarda yaygın şekilde örgütlenmesini sağlamaktadır. Buçalışma kapsamında, Ülkemizde ve Dünya’da yaygın olarak kullanılan sosyalmedya platformlarından Facebook’un trafikle ilgili birçok konuda sürücülertarafından kullanımı ve kentiçi ulaşımda etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Buamaçla ilk aşamada Türkiye’de 81 ilde kurulan ve hızla yayılan Facebook “Trafik”gruplarının üye sayısı üzerinde etkili parametreler araştırılmıştır. Gruplardakigüncel kullanıcı sayıları tespit edilmiş; üye sayıları, incelenen illerle ilgiliparametrelerin etkisi, Adaptif Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (AdaptiveNetwork Fuzzy Inference System, ANFIS) ile modellenip tahmin edilmiştir. İkinciaşama olarak, grup sayısında yaşanan artışın trafik kazaları ve cezaları üzerindekietkisi korelasyon analizi ile incelenmiştir. Bağımlı (Facebook “Trafik” grup üyesayısı) ve bağımsız (eğitim düzeyi oranı, çalışan oranı, motorlu taşıt oranı veehliyetli sürücü oranı) değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyebilmek amacıylakorelasyon analizi yapılmış ve regresyonun açıklama gücü 0,77 olarak eldeedilmiştir ANFIS analizinde 62 il için belirlilik katsayısı R2=0,90 olarak tahminedilmiştir. İkinci aşamada, sosyal medya kullanımı ile trafik ceza sayılarında vetrafik kaza sayılarında bir değişim olup olmadığı araştırılmıştır; trafik ceza ve kazasayıları üzerindeki etki için daha detaylı mekânsal verilere ihtiyaç duyulduğu,gelecekte yapılacak çalışmalarda kaza olan kesimlerdeki sosyal paylaşımverilerinin toplanarak incelenmesi gerektiği görülmüştür.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2018The Detection of the Relationship Between Depression and Malnutrition in Cancer Patients
Ünlü, Ayşe; Sancar Bekircan, Esra
Objective: The disease of cancer and the treatments administered might cause malnutrition and depression in patients. This research aims to assess the risk of depression and malnutrition in cancer patients and analyse the relationship between two diseases. Material and Method: The supplementary research conducted face-to-face interview method with 82 patients who applied to Gaziantep University Şahinbey Research and Application Hospital with cancer diagnosed and Adult Oncology Clinic and Polyclinic between the dates 4 April-4 September 2018 and volunteered to participate in the research. Depression case was assessed with Beck’s Depression Inventory (BDI) and nutrition cases were assessed with Nutrution Risk Screening (NRS2002). SPSS 17 (Statistical Package for the Social Sciences) programme was used to anaylse the data. Results: Participants received 28.98±10.10 points on average. According to the scores of the participants, 37.8% percent of them have moderate depression. They received 2.22±0.72 points on average from NRS-2002. It was revelaled that 43.9% percent of the participants had moderate malnutrition. A further analysis (LSD) conducted to detect which depression level the difference resulted from showed that NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. According to BDI, the difference between NRS-2002 scores is statistically meaningful. Furthermore, it has been revealed that the NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. Conclusion: The problems of oncologic patients related to nutrition and depression should be diagnosed earlier and treated soon.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2018Enflasyon ve ekonomik büyüme gerçekten genç işsizliği etkiler mi? gelişmekte olan 20 ekonomiden kanıtlar
Bölükbaş, Mehmet
Bu çalışmanın temel amacı gelişmekte olan ekonomilerde enflasyon ve ekonomik büyümenin genç işsizliği nasıl etkilediğini tartışmaktır. Bu bağlamda çalışmada enflasyon ve ekonomik büyümenin genç işsizlik üzerindeki etkisi 1991-2016 dönemi dikkate alınarak 20 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Filipinler, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Macaristan, Malezya, Meksika, Mısır, Pakistan, Peru, Polonya, Rusya, Şili, Tayland, Türkiye ve Yunanistan) için test edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişki ikinci nesil panel eşbütünleşme ve panel nedensellik testleriyle araştırılmıştır. Westerlund (2008) tarafından geliştirilen Durbin-Hausman panel eşbütünleşme test sonuçlarına göre, değişkenler arasında bir eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Bununla birlikte, Durbin-Hausman (2012) panel nedensellik test sonuçları, hem enflasyon ile genç işsizlik arasında, hem de ekonomik büyüme ile genç işsizlik arasında istatistik olarak anlamlı olan iki yönlü nedensellik ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlara dayanarak enflasyonun ve ekonomik büyümenin genç işsizliği gerçek anlamda etkilediği ve bu etkinin negatif yönde olduğu söylenebilmektedir. Bunun anlamı ise çalışma kapsamındaki gelişmekte olan ülkelerde enflasyonda ve ekonomik büyümede meydana gelecek pozitif gelişmelerin genç işsizliği azaltmada etkili olduğudur.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2018Production and Properties Bacterial Celluloses and Their Use in Food and Non-Food Applications
Akpinar, Ozlem; Güzel, Melıh
Cellulose is the most common polymer in the world, formed by β-1,4 linked glucopyranose units. Besides plants, celluloses can be produced by some bacteria. The uses of these bacterial celluloses have been increasing in food, pharmaceutical, biotechnology, biomedical, cosmetics, paper and electronics areas. It has many superior properties compared to plant celluloses, such as purity, elasticity, network structure, high crystallize, surface area, water holding capacity and tensile strength, thinner and porous structure. This review includes the production methods for bacterial celluloses, the properties of these polymers and their use in food and non-food applications
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2018Determination of Some Physicochemical, Rheological and Sensory Properties of Kiwi Added Ice Creams
Şengül, Mustafa Kadir; Erkaya Kotan, Tuba; Ürkek, Bayram
In this research, the physical, chemical, rheological and sensory properties of ice creams of kiwi addition at different ratios (4%, 8%, 12%, 16% and 20%) were investigated. The increment of kiwi rations led to the decrease of dry matter, ash and pH values, but the first dripping and complete melting times, titratable acidity values increased. Vitamin C content of ice cream samples was significantly affected by addition of kiwi (P<0.01), and it increased depending upon kiwi amount. The consistency coefficient of control sample was lower according to kiwi added ice cream samples. All ice cream samples had pseudoplastic behaviour. The color, gumming, texture, flavour, melting in mouth, resistance to melting and general acceptability score of the sample 4% kiwi added ice cream were higher compared with other samples. Consequently, the research shown that kiwi usage at ice cream production has positive effect on vitamin C content and consistency of ice cream.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele

















