Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Oy verme yaklaşımlarının siyasal liderin itibar değeri üzerindeki etkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
Mehmet Erdoğan
Günümüzde, iktidarın elde edilmesi için gerçekleştirilen siyasal iletişim faaliyetlerinde, siyasal lider faktörü oldukça önem kazanmaktadır. Siyasal liderlerin ön plana çıktığı bu süreçte, gerçekleştirilen siyasal kampanyalar içerik bakımından liderler çerçevesinde şekillenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise, seçmenlerin oy verme tercihlerinde bulunurken daha çok siyasi liderlerden etkilenmeleridir. Seçmen tercihlerinin liderlere göre şekilleniyor olması, seçmen tercihi açısından siyasal liderlerin itibar değerlerinin ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede üç bölümden meydana gelen çalışmanın, birinci bölümünde seçmen davranışı bağlamında oy verme yaklaşımları, ikinci bölümünde siyasal lider ve lider itibarı literatür taraması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise oy verme yaklaşımları bağlamında siyasal liderlerin itibar değerleri ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli algısını ölçen anket ölçeği ile elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Araştırma kolayda örnekleme yöntemiyle Türkiye'nin 4 üniversitesinden (Uludağ, Erciyes, Adıyaman ve Gümüşhane Üniversitesi'ndeki) 900 öğrenciye uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda "konuya oy verme", "sosyolojik oy verme-1 (seçmen toplum ilişkisi)", "ideolojik oy verme", "rasyonel oy verme" ve "sosyolojik oy verme-2 (lider toplum ilişkisi)" olmak üzere oy verme yaklaşımlarının beş temel faktöre ayrılabileceği görülmüştür. Yapılan regresyon analizinde ise, bu faktörler doğrultusunda ifade edilen oy verme yaklaşımlarının lider itibarını etkilediği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Algılanan içsellik statüsü ve örgütsel sessizlik ilişkisinde lider-üye etkileşiminin koşulsal etkisi
Ömer Çintay
Örgütlerin etkinlik ve verimliliğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen çalışanın; örgüt içerisinde kendisini algılayış biçimi ile bu algılayış biçiminin onun sergileyeceği örgütsel sessizlik davranışı üzerindeki etkisinin ne olduğu ve lider-üye etkileşiminin söz konusu ilişkide nasıl bir role sahip olduğu sorusu bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, kamu üniversitelerinde görev yapmakta olan araştırma görevlilerinin algılanan içsellik (aidiyet) statüleri ve örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide lider-üye etkileşiminin moderatör (düzenleyici, biçimleyici) etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışmanın temel iddiası algılanan içsellik statüsünün örgütsel sessizlik davranışı üzerinde, bu davranışı azaltıcı yönde bir etkiye sahip olacağı ve öngörülen bu ilişkinin yüksek düzeyde lider-üye etkileşimine sahip bireylerde daha güçlü olacağı yönündedir. Böyle bir ilişki yapısının test edilmesine bağlı olarak araştırmada, örgüt içerisindeki çalışanların sessiz kalma nedenlerine açıklayıcı çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın evreni, Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan araştırma görevlilerinden oluşturulmuş olup veri toplama süreci sonucunda söz konusu üniversitede görev yapmakta olan 103 araştırma görevlisi çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Uygulanan analiz sonuçları, algılanan içsellik statüsünün, örgütsel sessizliğin kabullenici sessizlik ve korunma amaçlı sessizlik boyutları üzerinde anlamlı ve negatif yönde etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte algılanan içsellik statüsü ile kabullenici sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin duygusal etkileşim ve profesyonel saygı boyutlarının; algılanan içsellik statüsü ile korunma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin profesyonel saygı boyutunun ve algılanan içsellik statüsü ile koruma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin bağlılık boyutunun biçimleyici etkilerine kanıt sağlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tuzluca Barajı çevresel etkilerinin maliyet analizi
Çağrı Akgün
Bu çalışmada Iğdır ili, Tuzluca ilçesi Aras Nehri üzerinde, Aşağıçıyrıklı, Ağabey ve Aşağıbaşköy köyleri arasında kalan bir bölgede yapılması planlanan sulama ve elektrik üretimi amaçlı, 20 MW kurulu güce ve 16.52 km2 rezervuar alanına sahip Tuzluca Barajı ve HES ele alınmıştır. Bu kapsamda, barajın ve arazinin karakteristik özellikleri, bölgedeki nüfus yoğunluğu ve rezervuar altında kalacak alan göz önüne alınarak gerekli veriler toplanmış ve Tuzluca Barajı'nın çevresel etki maliyet analizi yapılmıştır. Çalışmanın genel bilgiler bölümünde; yenilenebilir enerji kaynakları, hidroelektrik enerji ve barajlarla ilgili çeşitli bilgiler verilerek baraj – çevre ilişkisi irdelenmiştir. Yapılan çalışmalar bölümünde, Tuzluca Barajı tanıtılıp, projeyle ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde ise Tuzluca Barajı ve HES ' in çevresel etki maliyeti; GHG emisyonları, barajın yıkılması durumunda meydana gelebilecek can kaybı, iki farklı duruma göre yapılması planlanan relokasyon yolu, arazi ve tarımsal ürün kaybı ile yeniden yerleşimden kaynaklı etkilerin maliyetleri dikkate alınarak hesaplanmıştır. Yapılan çevresel etki maliyet analizi sonucunda, Tuzluca Barajı'nın bir MWh elektrik üretimi için çevresel etki maliyeti yaklaşık 33.66 $ (127.91 TL) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan çevresel etki maliyeti; baraj maliyeti, zirai gelir artışı ve elektrik üretimi gelirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda barajın, enerji üretimi ve zirai gelir artışlarıyla, yapım maliyetini ve 50 yıllık çevresel etkilerinin maliyetini 7.89 yılda amorti edeceği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Ahşap ve mobilya imalatı yapan bir işyerinde risklerin belirlenmesi ve örnek risk analiz çalışması
Kubilay Pedis
Ülkemizdeki iş kollarında önemli bir yere sahip olan mobilya imalat sektöründe kullanılan makinalar sanayi devrimi ile oldukça gelişmiştir. Çok çeşitli ürün yelpazesine sahip olan mobilya sektörü iş güvenliği açısından tehlikeli sınıfta yer almaktadır. Alanda kullanılan makine ve ekipmanlar, çalışanların maruz kaldığı gürültü, toz ve kimyasallar iş sağlığı ve güvenliğinin bu sektörde ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Sektör iş kazalarının en çok yaşandığı işyerlerinin sıralamasında maden, inşaat, nakliyat, metal sektörlerinden sonra 5.sırada yer almaktadır. Bu çalışmada ahşap ve mobilya imalatı yapan bir işyerinde mevcut riskler belirlenmiş ve risk değerlendirme karar matrisinden olan L tipi Matris kullanılarak risk analiz çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma neticesinde analiz edilen risklerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Gümüşhane ili için bisiklet ulaşımı planlaması
Ömer Faruk Öztürk
Artan dünya nüfusu ve gelişen otomotiv endüstrisi beraberinde daha fazla ulaşım ihtiyacı doğurmuş ve motorlu araç sektörünün artan bir ivme kazanmasına sebep olmuştur. Dünya'da küresel ısınmanın büyük bir problem olduğu tartışmasız bir gerçektir. Sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmaya fosil yakıtların büyük bir katkısı vardır. Çünkü fosil yakıt kullanan motorlu araçlar, küresel ısınmaya yönelik büyük bir tehdit oluşturan karbondioksit gazı üretirler. Ayrıca motorlu araç kullanımı, petrol gereksiniminden dolayı ülke ve birey ekonomisini de kötü yönde etkilemektedir. Bu çalışmada amaç; Gümüşhane kentinde bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanılması ve kent genelinde yaygınlaşması için Gümüşhane'nin kentsel özellikleri ve mevcut ulaşım ağı yapısı da göz önünde bulundurularak, bisiklet ulaşımı açısından kentin değerlendirilmesi ve bir bisiklet yolu tasarımının yapılmasıdır. Ayrıca bisiklet kullanımının günlük yaşama dâhil edilerek halka motorlu ulaşım haricinde bir alternatif olarak ulaşım amaçlı kullandırılması hedeflenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda toplam 10.500 metre bisiklet yolu tasarlanmış, bu yolun bir bölümü güzergâh 1 olarak adlandırılan Erzurum-Trabzon karayolu kenarına planlanmıştır. Güzergâh 2 olarak adlandırılan diğeri ise Atatürk Caddesine, Cumhuriyet Caddesine ve şehir merkezi ile karayolu kenarı arasındaki bağlantı yollarına planlanmıştır. Seçilen güzergâh boyunca; bisiklet yollarının uygulama projeleri ve yaklaşık maliyetleri hazırlanmış ayrıca şehir merkezi ve üniversite kampüsünü kapsayan bir anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları Ki Kare, Phi ve Cramer V testleri yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak sürdürülebilir ulaşım için, ulaşım yatırımlarında bisiklet kullanımının sağlıklı, güvenli, ekonomik, çevre dostu bir ulaşım şekli olması ve erişilebilirlik açısından faydalı olması nedeniyle kentsel ulaşım sorunlarına en önemli çözümlerden biri olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Polen, propolis ve nohut ilavesiyle üretilen organik kestane balı sirkelerinin fiziksel, kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin tespiti
Havva Nur Kobya
Bu çalışma, Organik kestane balına farklı oranlarda ekmek mayası, propolis, polen, elma sirkesi, nohut ilave edilerek yüzey kültür yöntemi ile üretilen 11 çeşit bal sirkesinin bazı fiziksel, kimyasal ve biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi ve standartlara uygunluğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca biyoaktif özellikler açısından da elma ve üzüm sirkeleri ile karşılaştırılmıştır. Bu amaçla 110 g organik kestane balı içeren kavanozların briksi su ile % 15 olacak şekilde toplam 11 adet örnek hazırlanmıştır. Polen ve propolis örneklere başlangıçta ve sonradan (etil alkol fermantasyonu tamamlandıktan sonra) olmak üzere iki şekilde ilave edilmiştir. Örnekler S1 ( sade kestane balı) S2 (15 g propolis ), S3 (15 gr polen), S4 (10 gr ekmek mayası), S5 ( 110 mL elma sirkesi), S6 ( 15 g nohut ve polen), S7 ( 15 g nohut ve propolis), S8 ( 15 g nohut ve sonradan polen), S9 ( 15 g nohut ve sonradan propolis ), S10 ( 15 g sonradan polen ), S11 (15 g sonradan propolis) organik bal sirkesi üretmek üzere hazırlandı. Hazırlanan tüm numuneler 28-30 °C 'de etüve konulularak onbeş günde bir asitlik artışı takip edildi. Beklenen asitlik değerine ulaşılmasına yakın alkol analizi yapılarak % 0.50 altında alkol kaldığında fermantasyon bitirildi. Sirkeleşme 4-14 haftada tamamlandı ve analiz yapılıncaya kadar buzdolabında 4°C'de saklandı. Örneklerde fiziksel (renk), kimyasal (kül, alkol, pH, toplam asit, şeker, uçar ve uçar olmayan asit, kurumadde, iyot sayısı, oksidasyon sayısı, serbest mineral asit, ester) ve biyoaktif özellik olarakta antioksidan ve toplam fenolik madde miktarına bakılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, örneklerin renk değerleri L* 21.70-33.96, a* 3.63-10.21 ve b* 0.80-9.28 olarak ölçülmüştür. Toplam asitlik değerleri asetik asit cinsinden 4.09±0.03-4.55±0.07 g/L, kül 0.05±0.08-0.89±0.03 g/mL, alkol 0.06±0.00-0.34±0.13g/mL ve pH değerleri ise 2.35±0.01-3.41±0.09 arasında belirlenmiştir. Biyoaktif özellik olarak ise bal sirkelerinde; antioksidan kapasite 61.65±1.28-305.93±6.18 mg AAE/L ve toplam fenolik madde içeriği 43.78±1.68-182.86±0.01 mg GAE /L olarak bulunmuştur. Üretilen sirke örneklerinde toplam asit miktarı en fazla elma sirkeli kestane balı sirkesinde (S5), antioksidan değeri ise en fazla sonradan polen ilave edilen kestane balı sirkesinde ( S10) bulunmuştur. Antioksidan bakımından üzüm (55.11±0.27) ve elma (48.12±0.39) sirkeleri ile karşılaştırıldığında en yüksek değer sonradan polenli kestane balı sirkesinde (S10) bulunmuştur. Sonuç olarak üretilen tüm örneklerin sirkelerde önemli bir kalite kriteri olan asitlk açısından Türk Gıda Kodeksi mevzuatına uygun olduğu, fenolik madde içeriği zengin ve yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Kadına yönelik şiddeti önlemede 'şiddet önleme ve izleme merkezi' (ŞÖNİM) ve 'kadın konukevinin' rolü -Trabzon ili örneği-
Kübra Yavuz
Kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorundur. Ancak bu sorun çok geç ele alınıp incelenmiştir. Batı toplumlarında 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1990'lı yıllardan itibaren sorunun anlaşılması ve çözümüne yönelik kurumsallaşmalar başlamıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ve Kadın Konukevleri önemli rol üstlenmiş olup, kadının yönlendirilmesi; sosyal, psikolojik, ekonomik açıdan güçlendirilmesi, hukuki destek verilmesi ve hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olmaya çalışan kurumlar olmaktır. Bu araştırmada da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin ve Kadın Konukevlerinin şiddeti önlemedeki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı 1 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ve 1 Kadın Konuk evinde anketler uygulanmış ve toplamda 60 tane kadın ile görüşülmüştür. Araştırma; anket uygulamasında mülakat tekniğinin olanaklarından da yararlanarak kadınlarla bire bir görüşme tapılmıştır. Veriler SPSS 24. paket programına girilerek yorumlama, karşılaştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadına yönelik şiddet, Kadın Konukevleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Gümüşhane ilinde çevre sağlığı ve afet ilişkisi üzerine bir araştırma
Pınar Kurt
Çevre sağlığı; atıklar, çevre kirliliği, konut sağlığı, su ve gıda sanitasyonu gibi konuların yer aldığı, çevresel dengenin korunması ve canlıların hayatsal devamlılığı açısından oldukça önemli bir alandır. Benzer şekilde, afetler de insan hayatını derinden etkileyebilen ciddi can kayıplarına sebep olabilen olumsuz olaylardır. Afetler ve çevre sağlığı sorunlarının birbirlerini etkilemeleri sebebiyle konularının bir kısmı iç içe yer almaktadır. Gün geçtikçe çevre sağlığı sorunları artmasına paralel olarak afet ve çevre sağlığı ilişkisinin önemi artmasına rağmen, bu konuda literatürde oldukça çok sınırlı çalışma yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı; Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin genel veya olası bir afet olayı durumunda; çevre sağlığı ve çevre sağlığı problemleri ile ilgili ön bilgi ve görüşleri hakkında bilgi edinmekti. Çalışma yönteminde, Sağlık Bilimleri Fakültesindeki 328 öğrenciye bir anket çalışması uygulandı. Elde edilen veriler ve gruplar arasındaki farklılıklar Ki-kare testi ve Ortalama ± Standart sapma kullanılarak istatistiksel açıdan değerlendirildi. Çalışma sonucunda; Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çevre sağlığı tanımı ve konularının çoğuna hakim olduğu ve afetlerde çevre sağlığı hakkında genel olarak ön bilgiye sahip oldukları gözlendi. Ankete verilen cevapların doğruluğu genelde; yaş, cinsiyet ve sınıf grupları açısından istatistiksel farklılık oluşturmazken (p>0,05), bölümler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu gözlendi (p<0,05). Bunun sebebi olarak ise; öğrencilerin eğitim ve öğretimleri boyunca aldıkları ders içeriklerinin farklılığından kaynaklı olabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak; çevre sağlığı ve afetler durumunda çevre sağlığı konularının önemi hakkında tüm branştaki öğrencilere yönelik eğitim faaliyetlerinin arttırılmasının afetlerin ve çevre sağlığı sorunlarının sebep olabileceği olumsuz etkilerinin azaltılmasına yardımcı olabileceği kanaatindeyiz.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Sulu çözeltilerden ağır metal iyonlarının uzaklaştırılmasında doğal ve H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe talaşının kullanılabilirliğinin araştırılması
İbrahim Yıldırım
Bu çalışmada, sulardan ve atık sulardan ağır metal iyonlarının adsorpsiyon yöntemiyle uzaklaştırılmasında adsorban olarak doğal ve H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe (Quercus L.) talaşının adsorban olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla meşe talaşı H2SO4 ile modifiye edildikten sonra, hem doğal (DMT) hem de modifiye edilmiş (MMT) adsorbanlar FTIR, Boehm titrasyonu, pHpzc ve nem miktarı tayini gibi yöntemlerle karakterize edilmiştir. Uzaklaştırma şartları incelenecek olan ağır metal iyonlarına karar verebilmek için öncelikle adsorpsiyon verimi üzerine başlangıç sulu çözelti pH etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar dikkate alınarak, pH 4.0'da Cd(II) iyonlarının ve pH 2.5'te Cr(VI) iyonlarının DMT ve MMT üzerine adsorpsiyon şartlarının incelenmesine karar verilmiştir. Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının DMT ve MMT üzerine adsorpsiyonunda deneysel şartların optimizasyonu için denge süresi, başlangıç adsorbat derişimi, adsorban miktarı ve tuz etkisi gibi deneysel parametreler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Adsorpsiyon mekanizmasının aydınlatılabilmesi için Langmuir, Freundlich, Temkin ve Dubinin-Radushkevich izoterm modelleri incelenmiş olup, adsorpsiyon kinetiği ise; birincimertebeden ve ikinci mertebeden kinetik modeller ile parçacık içi difüzyon modelinin uygulanmasıyla değerlendirilmiştir. Sonuçlardan, Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının hem DMT hem de MMT üzerine adsorpsiyon hızlarının açıklanmasında yalancı ikinci mertebeden kinetik modelin uygun olacağı görülmüştür. Ayrıca ağır metal iyonlarının adsorpsiyon verilerinin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modelleriyle uyum halinde olduğu tespit edilmiştir. DMT'nin maksimum Cd(II) ve Cr(VI) adsorpsiyon kapasitesi sırasıyla 47.62 ve 48.07 mg g-1 olarak, MMT'nin maksimum Cd(II) ve Cr(VI) adsorpsiyon kapasitesi ise sırasıyla 64.52 ve 100.0mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, hem doğal hem de H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe talaşının atık sulardan Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının uzaklaştırılmasında etkili ve ucuz adsorbanlar olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisinin psikolojik sermaye bağlamında incelenmesi: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Kübra Coşkun
Kişilerin geliştirilebilir ve ölçülebilir pozitif psikolojik kapasitelerini temsil eden psikolojik sermaye, son zamanlarda hizmet sektöründe öneminin fark edilmesiyle birlikte pozitif örgütsel davranış bilimciler için oldukça dikkat çeken bir kavram haline gelmiştir. Hizmet sektöründe çalışanların duygularını örgüt beklentilerine göre düzenleyerek sergilemeleri adına harcadıkları çaba olarak tanımlayabileceğimiz duygusal emek kavramı da yine son yıllarda üzerinde durulan bir başka kavramdır. Çalışmada kullanılan üçüncü kavram ise tükenmişlik kavramıdır. Tükenmişlik, psikolojik sermaye ve duygusal emeğe nazaran üzerinde daha fazla araştırma yapılmış bir konudur. Bu çalışmada duygusal emek – tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici (moderatör) etkisi olup olmadığı sağlık çalışanları üzerinde araştırılmıştır. Araştırmada 150 sağlık personeli (doktor, hemşire, tıbbi sekreter ve tıp teknisyenleri) ile yapılan anket sonuçları SPSS programı ile moderatör analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre psikolojik sermayenin yalnızca umut boyutunun tükenmişliğin bazı boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, duyguların bastırılması) üzerinde düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sağlık sektöründe, yöneticiler umut düzeyi yüksek bireylere işe alımlarda öncelik vererek duygusal tükenmenin doğuracağı olumsuz sonuçlardan kaçınabilirler ve çalışanlarının kısa eğitimlerle ya da motivasyonel süreçlerle umut düzeylerinde artış yaratmaya çabalayabilirler.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Artvin 112 acil sağlık hizmetlerine 2016 yılında yapılan çağrıların acil durum yönetimi açısından analizi
Galip Usta
Çalışmamızda Artvin il ambulans servisi başhekimliği 112 komuta kontrol merkezine 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan çağrıların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elektronik ortamda alınan kayıtlar yaş, cinsiyet, çağrı saat aralığı, ambulans istem durumu, ön tanı, ambulans çıkış sonuçları ve nakil sonuçları şeklinde katagorize edilmiştir. Katagorize edilen veriler SPSS 24.0 for Windows programına kaydedildi. Katagorik verilerin karşılaştırılmasında kodlama sistemi kullanılmış olup analizinde Pearson Chi-square (ki-kare) testi kullanıldı. Veriler %95 güven düzeyinde incelenmiştir. İstatistiksel sonuçlarda p<0.05 anlamlı, p>0.05 anlamsız olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızda değerlendirilen toplam çağrı sayısı 17618'dir. Olguların cinsiyetlere göre dağılımı incelendiğinde; 9199'unu (53,0) erkekler, 8146'sini (%47,0) kadınlar oluşturmuştur. Çağrı saat aralıklarının dağılımı incelendiğinde; en az çağrının 00:00-07:59 arası, en fazla çağrının 08:00-15:59 arasında geldiği saptanmıştır. En fazla ambulans talebinin 7271 kişi ile (%41,9) 66 yaş ve üzeri bireylerden geldiği tespit edilmiştir. Çağrıların en fazla yaz mevsiminde geldiği tespit edildi. Ön tanı dağılımı incelendiğinde; travma vakalarının en fazla orana sahip olduğu (%25,1) bunu %20,1 ile kardiyovasküler sistem hastalıkları (KVS) takip etmiştir. Çağrı nedenlerinin dağılımı incelendiğinde; 16391 (%94,5) çağrı ile medikal nedenler en yüksek oranda görülmekte olup, bunu 589 (%3,4) çağrı ile trafik kazası takip etmektedir. Kritik hasta nakillerinde ambulans talepleri artmakta olup, özellikle 66 yaş ve üzeri bireyler en fazla ambulans talebini oluşturmaktadır. Çağrı yoğunluğunun en fazla meydana geldiği yaz aylarında ambulans sayısının artırılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Çağrıların yoğun olarak geldiği 08:00-15:59 saatleri arasında çağrı karşılayıcı personel sayısının artırılması hizmet sunumuna olumlu katkı sağlayacaktır. Özellikle travma vakalarının ve kardiyovasküler sistem hastalıklarının yoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu durum göz önüne alındığında belirtilen sistem/hastalık gruplarına yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması faydalı olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Samsun Büyükşehir Belediye İtfaiyesi İlkadım Bölge Grup Amirliği 2016 yılı kayıtlarının afet yönetimi açısından analizi
Gürkan Yılmaz
Bu çalışma retrospektif tipte bir çalışma olup araştırma verileri; Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı İlkadım Bölge Grup Amirliğine ait 01 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2016 tarihleri arasındaki 1 yıllık olay raporları incelenerek elde edildi. Çalışmada, yangın ve diğer acil durumlara yol açan tehlikeler belirlenerek risk odaklı bir afet yönetimi ile yangınlara ve diğer acil durumlara karşı tedbir ve önlemlerin alınmasına katkı sağlamak, can ve mal kayıplarını en aza indirmek için bilimsel öneriler sunmak amaçlanmaktadır. 2001 adet olay raporundan elde edilen verilerin analizinde; frekans ve yüzde dağılımları ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Ki-Kare Bağımsızlık testi ve Tek Örneklem Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bu çalışmada itfaiye ile ilgili olay türlerinin dağılımı incelendiğinde ilk sırada yangın (%42,3) yer alırken bu durumu sırası ile hayvan kurtarma (%18,6) ve güvenlik tedbirleri (%14,2) olduğu tespit edilmiştir. Yangın türleri incelendiğinde en sık konut yangınlarının (%30,4) meydana geldiği saptanmıştır. Yangın nedenleri arasında ilk sırayı sigara (%21,6), ikinci sırayı elektrik kontağı (%21,3) oluşturmaktadır. Konut, fabrika/işyeri ve depo yangınlarının en fazla 08:00-15:59, araç yangınlarının en fazla 16:00-23:59 saatleri arasında meydana geldiği belirlenmiştir. Konut yangınlarının kış, ot yangınlarının yaz ve çöp yangınlarının sonbahar mevsiminde en sık meydana geldiği tespit edilmiştir. Fabrika/işyeri ve depo yangınlarına müdahale süresinin diğer yangın türlerine daha fazla olduğu ve gruplar arasındaki anlamlı farkın olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim201817 Ağustos 1999 depremi ile 23 ekim-9 Kasım 2011 Van depremlerinin kriz yönetimi açısından karşılaştırılması
Armağan Çınar Yolcu
Krizlere, can ve mal kayıplarına neden olan, zamanı önceden tespit edilemeyen afetler ülkemizde sıkça yaşanmaktadır. Maddi ve manevi kayıplar açısından büyük hasar veren 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremler Türkiye'nin afet yönetimi ve kriz yönetimi açısından eksikleri olduğunu göstermiştir. Depremler sonrasında kanunlar, yönetmelikler ve planlar hazırlanmış, afet yönetimi açısından önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ayrıca ülkemizde mevcut afet yönetimi anlayışı olan afetlerden sonra yara sarma ve kriz yönetimi anlayışının değişmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu anlamda afetlerden önce hazırlık çalışmalarının yapılması gerekliliği, olası bir afete karşı kriz planlarının oluşturulması ve yerel yönetimlerin afet ve kriz yönetiminde daha etkin rol alması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ülkemizin afet yönetimi anlayışındaki değişikliklerle ilgili önemli gelişmelerden olan 5902 sayılı "Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun" çıkarılmış ve ülkemizdeki afet yönetim sisteminde değişiklikler olmuştur. Bu kanun ile Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurularak yetkilerin ve sorumlulukların tek elde toplanması sağlanmıştır. 1999 yılından sonraki afet ve kriz yönetimi alanında yaşanan gelişmeler 23 Ekim-9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen Van depreminden sonra uygulama alanı bulmuştur. Fakat 2011 yılında meydana gelen Van Depremi göstermiştir ki yaşanan gelişmelere rağmen afet ve kriz yönetimi açısından eksikliklerin devam ettiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı bir afet ülkesi olan Ülkemizde büyük can ve mal kayıplarına neden olan 17 Ağustos 1999 Depremi ve 2011 Van Depremi kriz yönetimi ve afet yönetimi açısından incelenmiş, olumlu ve olumsuz örnekler ortaya konmuştur. Olası depremlerde etkin bir afet ve kriz yönetiminin yerleşmesini sağlayarak can ve mal kayıplarının en aza indirmek amaçlanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Hazîne-i Enderûn-ı Hümâyûn'dan Es-Seyyîd Mîr Mehmed İzzet'in hayatı ve Güfte Mecmuası'nın incelenmesi
İsmail Aras
Osmanlı döneminde mûsikî ile uğraşan kişiler, makam ve usullerini ezberlerinde tuttukları güfteleri pratik olarak hatırlamak için güfte mecmualarını hazırlamışlardır. Her birinin makamını, bestekârlarını ve usullerini kayıt altına aldıkları güfte mecmualarını bir mûsikî ortamında eser icra edecekleri zaman bu mecmualardan faydalanmışlardır. Günümüze kadar korunarak gelen bu güfte mecmuaları, mûsikî alanında büyük gelişmeler yaşandığı Osmanlı döneminde ne gibi çalışmalar yapıldığını gösteren en önemli kaynaklardır. Üzerinde çalışmakta olduğumuz güfte mecmuası da böyle bir amaçla yazılmış olup halen İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde 'T.Y. 3353' raf numarası ile muhafaza edilmektedir. 197 varaktan oluşan bu güfte mecmuasının 50 varakında güfte yazılıdır. Toplamda 191 adet güftenin mevcut olduğu mecmua'da Şarkı, Hava, Türkmâni ve Dâğî güfteleri bulunmaktadır. Güftelerin bazen üzerinde bestekârın ismi yazmaktadır. Mecmuada bulunan tesâhüb kaydında eserin yazıldığı tarih ve derleyeninin ismi ve nerede görev yaptığı belli olduğundan diğer güfte mecmuaları arasında önemli bir yere sahiptir. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Mecmuanın derleyeni III. Selim zamanında hem Padişahın sayım çavuşu hem de Seferli Koğuşunda tanbûrî olarak sâzendelik yapmıştır. Sultan II. Mahmud zamanında da Hazîne Koğuşunda hademelik yapmakla birlikte hânendelik de yaparak mûsikî alanında faaliyet göstermiştir. Mecmuada bulunan güftelerin üzerinde tarafımızdan yapılan incelemelerde görülmüştür ki meşk usulü öğrenilen ve öğretilen güftelerin, makam ve usullerinin zaman içerisinde değişmiş ve karışmış bazıları da unutulmuştur. Bazı güftelerin beste ve güfte sahipleri karıştırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde bu farklılıklar tespit edilmiş güftelerin orjinal halleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Panoptikondan synoptikona gözetim toplumu ve gözetimin farkındalığı üzerine bir araştırma
Feryat Alkan
Tarih boyunca neredeyse tüm toplumlarda gözetim; toplumsal denetimi sağlayan mekanizma olarak işlev görmüştür. Toplumsal ilişkilerin meydana geldiği ilk günden bu yana gözetim; toplum olarak denetimin sağlanması ve egemenlik bağlantısını kurarak bunu devam ettirmenin önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Gözetimin insan hayatına her an için etki edebilen bir özelliği vardır. Toplum siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerle birlikte değişimler ve dönüşümler geçirdikçe bu değişimlere uygun olarak gözetim de yeni şekiller almıştır. Bu bağlamda gözetimin geçirdiği toplumsal dönüşümler üç evrede incelenmiştir. Tez'in son aşamasında ise hemen her alanda gözetime maruz kalan bireylerin toplumsal gözetime karşı farkındalıklarını incelenmek amacıyla bir araştırma yapılmıştır. Böylece gözetime maruz kalan insanların toplumsal olarak teknolojinin yenileşmesiyle birlikte gözetimin birey üzerindeki farkındalığı ölçülmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Gümüşhane 112 il ambulans servisi çalışanlarının afet ve olağandışı durum triyajı hakkındaki bilgi ve beceri düzeylerinin belirlenmesi
Ramazan Aslan
Triyaj kısaca acil yardıma ihtiyacı olan bireylerin belirli kriterlere dayanarak önceliklendirilmesi olarak tanımlanabilir. Acil yardım personelleri meslek hayatlarında triyaj uygulaması gerektirecek olaylarla karşılaşabilmektedirler. Bu olaylar iki yaralı içeren bir trafik kazasından çok daha büyük afetlere kadar uzanabilir. Acil yardım personelleri bu tür olaylarda triyaj uygulayarak sağ kalım oranlarını en yüksek düzeye çıkarmayı amaçlarlar. Sağ kalım oranını arttırabilmek için kuşkusuz sağlıklı bir triyaj uygulaması gereklidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı her an çoklu yaralanmalı olaylar ile karşılaşabilecek olan acil sağlık personelinin START triyajı bilgi ve beceri düzeyini belirlemektir. Çalışma acil sağlık çalışanları üzerine kesitsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırma Gümüşhane ilinde 25 Eylül-25 Kasım 2017 tarihleri arasında acil yardım ambulansı ile vakaya çıkma potansiyeli olan 178 personelden anket formu doldurmayı kabul eden ve anketleri eksiksiz dolduran 127 personel üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Aghababaeian ve diğerlerinin (2012) aslı İngilizce olan "Triyaj Bilgi Düzeyi" ve "Triyaj Beceri Düzeyi Belirleme" ölçekleri Türkçe'ye uyarlanarak kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 22 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Aritmetik ortalama, yüzde, standart sapma ve frekans dağılımı değerleri verilmiştir. Ortalamalar "Bağımsız Örneklem t Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi", "Mann-Whitney U Testi" ve "Kruskal-Wallis H Testi" kullanılarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca bilgi ve beceri puanı ortalamaları arasındaki ilişkiyi saptamak için "Korelasyon" ve "Regresyon" analizleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların START triyajı bilgi düzeylerinin 65,7 ve beceri düzeylerinin 59,2 puan ortalaması ile orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Beceri düzeyinin UMKE temel eğitimi ve TRK hizmet içi eğitimini alanlarda bu eğitimleri almayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bilgi düzeyinin yaş, unvan, çalışılan birim ve mezun olunan son akademik programa göre değişiklik gösterdiği saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Yardıma muhtaç bireylerin afet kültür düzeyinin ölçülmesi: Gümüşhane ili Kelkit ilçesi örneği
Adem Türkel
Afetler, genel olarak insanlar üzerinde sosyal, fiziksel etkileri ile birlikte tıbbi anlamda bir takım yaralanma ve ölümlerle sonuçlanan, yıkıcı etkilere sahip olduğu görülmekle birlikte, afet sonrası meydana gelen hasarların giderilebilmesi için bireylerin afetle baş edebilme yeteneklerinin geliştirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında afet sonrasında meydana gelen hasarlardan en fazla etkilenen kesimlerin ekonomik yetersizliği olan bireyler ile fiziksel olarak engeli olanlar olduğu görülmektedir. Bu bilgiler ışığında yürütülen bu çalışma, yardıma muhtaç olan bireylerin afet kültür düzeylerinin ölçülmesine yönelik olarak Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde yaşayan ve rastgele seçilen iki yüz bir denek üzerinden yüz yüze anket doldurma yöntemi ile yapılmıştır. Anket, sekiz demografik soru ile on beş afet kültür düzeyinin belirlenmesine yönelik olarak oluşturulmuş, elde edilen bulgular SPSS, versiyon 24 analiz programına tabi tutularak yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, düşük hane içi gelire sahip olan bireylerin, afet kültür düzeylerinin, yüksek hane içi gelir gurubunda olan bireylere nazaran daha düşük olduğu sonucu elde edilmiştir. Bu sonucun oluşmasında, eğitim seviyesi düşüklüğünün de etkili olduğu sonucuna varılmış olup, kadın deneklerin erkek deneklere nazaran daha düşük afet kültür düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Afet, Düşük Gelir, Kültür Düzeyi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Kamu binalarının enerji etkin tasarlanması sonucu oluşacak ısıl performanslarının incelenmesi
Cenk Çarkacı
Dünyada gereksinim duyulan enerjinin büyük bir kısmı fosil bazlı kaynaklardan elde edilmektedir. Nüfusun hızla arttığı dünyamızda, enerji gereksinimi ve talebi de büyük bir hızla artmaktadır. Maalesef ki artan bu talebin dünya rezervleri tarafından, yakın bir gelecekte karşılanamaz duruma geleceği tahmin edilmektedir. Dünyada olduğu gibi gelişen ülkemizde de enerjiye olan talep her geçen gün artmaktadır. Fakat ülkemiz fosil yakıtlar bakımından kıt kaynaklara sahip olduğu için kullanılan enerjinin verimli ve etkin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde tüketilen enerjinin %25' lik bir bölümü, binalarda ısınma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bunun sebebi ise binalarda yalıtımın ya hiç yapılmaması veya yetersiz yapılmasıdır. Binalarda yalıtım uygulamalarının usulüne uygun ve yeterli miktarda yapılması durumunda ise kayda değer bir tasarruf potansiyelinin olacağı açıkça görülmektedir. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde bulunan bir kamu binasının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri analiz edilmiş, yalıtımdan dolayı oluşan ilk yatırım maliyetinin, ne kadar sürede amorti edileceği hesaplanmış ve enerji kimlik belgeleri çıkarılmıştır. Yapılan çalışmada on beş kamu binasının Ansys-Fluent programı kullanılarak, dış duvarlarının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için ısı geçişi analizleri yapılmıştır. Daha sonra ise otuz üç kamu binasının termal kamera görüntüsü alınarak, yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için bina dış yüzeyinde oluşan ısı dağılımları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Gümüşhane ilinde ağır metal kirliliği tespiti için sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisinin biyomonitör olarak kullanılması
Murat Aydın
Bu çalışma, sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisi yapraklarının ağır metal kirliliğinde biyomonitor olarak kullanılabilirliğini belirleyerek, bu bitki aracılığıyla Gümüşhane ilinde Pb, Cd, Cu, Zn, Fe, Mn, Ni, Cr, Al, Co, As ve Hg gibi ağır metallerin seviyelerinin nicel olarak saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla ağır metal kirliliğinin yüksek seviyede olabileceği şehir merkezi, organize sanayi bölgesi, transit yol ve sanayi bölgelerinden 35 farklı lokaliteden sarıçam örnekleri toplanmıştır. Ayrıca kirliliğin en az olabileceği 7 farklı kontrol noktasından örnekler alınmıştır. Ağır metal analizlerinden önce yaprak örnekleri, uygun çözücü karışımları kullanılarak kapalı sistem mikrodalga cihazında çözünürleştirilmiştir. Daha sonra örnekler uygun hacme seyreltilip, indüktif eşleşmiş plazma-kütle spektrofotometrisi (ICP-MS) cihazı yardımıyla ağır metallerin analizleri yapılmıştır. Çalışmamızda en yüksek ortalama Pb, Cr, Al, Mn ve Co seviyeleri sırasıyla 7,44 µg g-1, 1,09 µg g-1, 764,6 µg g-1, 144,2 µg g-1 ve 0,17 µg g-1 olarak sanayi bölgesinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Cd, Cu, Ni ve Zn miktarları sırasıyla 0,25 µg g-1, 4,69 µg g-1, 0,93 µg g-1 ve 53,5 µg g-1 olarak transit yol üzerinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Fe miktarı 379,3 µg g-1 olarak şehir merkezinden alınan numunelerde ve en yüksek ortalama As miktarı ise 0,78 µg g-1 olarak organize sanayi bölgesinden alınan numunelerde gözlemlenmiştir. Analizi yapılan bitki yapraklarının tamamında Hg seviyelerinin tayin sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Yaprak örneklerinde Pb, Cd, Cu, Ni, Cr ve Co konsantrasyonlarının bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha düşük olduğu görülmesine rağmen, Al seviyeleri tüm örneklerde bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha yüksek değerlerde tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Eğerler Granitoyidi'nin (Aydıntepe-Bayburt) petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Vedat Turhan
Aydıntepe (Bayburt) yöresinde yer alan Eğerler Granitoyidi'nin ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini konu alan bu çalışmada Eğerler Granitoyidi'nin gelişimi ortaya konularak, kökeni belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanının tabanı, Erken Jura-Geç Kretase yaşlı dolomit, dolomitik kireçtaşı ve kristalize kireçtaşı ve gri-beyaz renkli çörtlü kireçtaşlarından oluşmaktadır. Bu birim Geç Kretase yaşlı Taşlıyayla Volkanitleri tarafından uyumsuz olarak üzerlenmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan Eosen yaşlı Eğerler Granitoyidi tarafından uyumsuz olarak kesmektedir. Bütün formasyonlar Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülmektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar iri-orta daneli olup, plajiyoklas, kuvars, ortoklas, amfibol, biyotit ve opak mineraller içermektedir. Eğerler Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 35 km2'lik bir alanda yüzeylenmektedir. Granit, granodiyorit, kuvars-monzonit ve kuvarslı monzodiyorit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kuvarslı monzodiyorit ve kuvars-monzonit bileşiminde mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) içerirler. Aynı zamanda granitoyidi oluşturan kayaçlar da magma karışımını işaret eden dengesizlik dokuları olan poiklitik doku ve zonlu dokular tespit edilmiştir. Mafik mikrogranüler anklavlar içerisinde plajiyoklas ve K-feldispat fenokristalleri görülmüştür. Eğerler Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genellikle I tipi, yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (51.12-72.22 %ağ.) sahiptirler. Granitoyidi oluşturan kayaç örnekleri metalüminden peralümine geçiş göstermekte olup, volkanik yay granitoyidleri özelliği göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Eğerler Granitoyidi'nin petrolojik özellikleri göz önüne alındığında, granitoyidi oluşturan magmaların gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve az oranda da asimilasyon ve kısmi ergimenin rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergime sürecinin yanında litosferik manto bileşenlerinin de önemli rol oynadığını göstermektedir.
