Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(87)
- Merdan, Mehmet(70)
- Duran, Celal(56)
- Baltaci, Cemalettin(52)
- Kulakaç, Nurşen(51)
- Ozdes, Duygu(51)
- Kaygusuz, Abdullah(47)
- Öztürk, Serkan(42)
- Demir, Selim(40)
- Karsli, Orhan(37)
- Turan, Ibrahim(37)
- Dokuz, Abdurrahman(36)
- Gücer, Mehmet Ali(36)
- Sipahi, Ferkan(36)
- Araz, Onur(35)
- Kandemir, Raif(31)
- Vural, Alaaddin(31)
- Topal, Fevzi(30)
- Kurt, Kemal(29)
- Ürkek, Bayram(29)
- Maden, Nafiz(28)
- Acet, Tuba(27)
- Alemdag, Selcuk(26)
- Arslan, Mehmet(26)
- Ayaydin, Hasan(26)
- Akaryali, Enver(25)
- Aydin, Faruk(25)
- Baltacı, Cemalettin(25)
- Yücel, Cem(25)
- Akar, Zeynep(24)
- Barut, Abdulkadir(24)
- Ozturk, Samet(24)
- Pala, Fahrettin(24)
- Peker, Iskender(24)
- Topal, Meryem(24)
- Yildiz, Salih(24)
- Öz, Mehmet(24)
- Aliyazicioglu, Yuksel(23)
- Bostan, Sedat(23)
- Kankal, Murat(23)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2023Bir normatif kurum olarak uluslararası meta standartların dikey dysy yayılımları sürecindeki rolü: türkiye otomotiv sanayiinde çoklu örnek olay çalışması
Nas, Tulay Ilhan; Şahin, Fatih
Bu araştırmanın amacı kurumsal çevrenin normatif unsurlarından birisini temsil eden standartların Türkiye otomotiv sanayiinde dikey DYSY yayılımlarını nasıl yönlendirdiğini, yerel örgütlere odaklanarak derinlemesine incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden çoklu örnek olay çalışmasının benimsendiği çalışmada yedi yerel tedarikçi örgüt araştırmaya dahil edilmiştir. Görüşmeler, gözlem notları ve dokümanların veri kaynağı olarak kullanıldığı araştırmada veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen analizler sonucunda standartların kapsamı, standartlar kaynaklı denetimler, müşterilerin standartları ve standartları algılama biçimleri kodları ön plana çıkmıştır. Elde edilen bulgular, ayrıntılı standartların yerel tedarikçi örgütler için kurulan dikey bağlantıların yoğunluğunu ve dolayısıyla dikey DYSY yayılımlarını verimlilik boyutunda olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Ancak standartları algılama biçimleri ve tedarik zincirindeki pozisyonlarına duyarlı bir şekilde, standartların yenilikçilik ve uluslararasılaşma yayılımlarını olumsuz yönde etkileyebilme potansiyeli taşıdığı da ortaya çıkmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Research on consumer opinions on the use of cryptocurrency in online shopping
Avcı, İbrahim; Ozmen, Ezgi; Ozhan, Merve
When it comes to virtual currencies, the first concept that comes to mind recently is cryptocurrencies. Cryptocurrencies, which are seen as investment instruments, have started to be used as payment methods by many brands in the global market. The research is based disclosing on the intention of consumers in Turkey to use cryptocurrencies for online shopping. The purpose of this study is to explore the effects of consumers’ perceptions of the ease of use, risk and trust factors of cryptocurrencies on their perceived benefit and intention to use cryptocurrencies online within the framework of the Technology Acceptance Model (TAM). For this aim, it was discovered that perceived ease of use and trust have a significant positive effect on perceived benefit, while perceived risk has a significant negative effect, based on the analysis of data obtained from 391 consumers via the online survey technique. Perceived ease of use, trust and benefit also positively affect the intention to use cryptocurrency in online shopping. It is concluded that the perceived risk factor does not affect the intention to use cryptocurrency in online shopping. These findings provide significant theoretical and practical contributions to the fields of cryptocurrency and electronic commerce.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Geri dönüşüm işletmelerinin inşaat ve yıkım atıkları açısından performanslarının bütünleştirilmiş SWARA-EDAS yöntemiyle değerlendirilmesi: Türkiye örneği
Gergin, Ramazan Eyüp
Günümüzde, inşaat ve yıkım atıklarının artan miktarı nedeniyle ülke ekonomileri birçok zorlukla karşı karşıya gelmektedir. Döngüsel ekonomilerde inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerinin daha önemli rol oynaması beklenmektedir. Buna paralel olarak inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşümü ülkelerin rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir. Bu çalışma inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmelerin performanslarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. İşletmelerin performanslarını değerlendirmek için kullanılan kriterler detaylı bir literatür taraması yapılarak belirlenmiştir. Çalışmanın alternatiflerini ise inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmeler oluşturmaktadır. Belirlenen kriterlerin ağırlıklandırılmasında Step-Wise Weight Assesment Ratio Analysis (SWARA) kullanılmıştır. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinin ardından inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmelerin performansı Evaluation Based on Distance from Average Solution (EDAS) ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına dayalı olarak, inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşümünde en önemli kriter Sürdürülebilirlik olarak belirlenmiştir. Ayrıca çalışma çevresel etkiler ile inşaat ve yıkım atıklarının taşınması kriterlerinin sırasıyla diğer önemli kriterler olduğunu göstermektedir. EDAS yönteminin sonucu ise Alternatif 5 işletmesinin inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüştürülmesi açısından en iyi performansa sahip olduğunu göstermektedir.
- MakaleYalnız künye2023Oryantalistlerin Kur’ân Hakkındaki Erken Dönem Çalışmalarına Dair Bir Analiz
Aytekin, Ayşe
Batı dünyasının Kur’ân ve Tefsir ile ilgili araştırmaları, Oryantalizm tarihiyle ilintili olup benzer minvalde bir gelişim ve değişim sürecine tabidir. Batılı araştırmacıların İslâm’ı tanıma çabaları, Haçlı Seferleri’ne kadar uzanmakta olup İslâm’ın ve entegre edildiği medeniyet ve kültürün üstünlüğünü kabul etmeleri sonucunda adeta bir mücadele girişimine dönüşmüştür. Başlangıçta, bu mücadele çerçevesinde tercüme hareketleri büyük rol oynamıştır. Zira, kültür ve medeniyeti tanımak, öncelikle dili bilmek ve anlamaktan geçmektedir. İslâm düşüncesini anlamak adına Arapçayı öğrenen Batılılar, bu dil ve kültürün ürün ve eserlerini Latinceye çevirerek bu mücadelede en mühim adımı atmışlardır. Şerh, iktibas, izah, intihal yahut adı her ne olursa olsun yaptıkları tüm araştırmalar, çeviriler, eserler, ürünler ve çalışmalar bu uygulama ve adım odağında zikredilebilir. Dilin başat noktada yer aldığı çalışmaların yanı sıra bu çalışmaları etkileyen diğer unsurlardan da söz etmek gereklidir. Nitekim, hayatı içeren tüm etkenler hem akademik hem bilimsel hem siyasi hem dini hem sosyal hem ekonomik hem de kültürel boyutta benzer seyirde yer almaktadır. Rönesans, matbaanın icadı, Türklerin yayılmacı politikası, ilim ve felsefe alanındaki diğer gelişmeler ve bu gelişmelerin Avrupalılara tesiri onların İslâm alanındaki çalışmalarında etkili olmuştur. Oryantalistlerin -çeşitli amaçlarını gerçekleştirebilmek için yapmış oldukları- İslâm ve Kur’ân’a dair ilk araştırmaları, dini, siyasi, ilmi, ticari ve sömürgecilik gibi çeşitli hedefler taşımaktaydı. Oryantalistler, bu amaçlarla şekillenen çalışmalarıyla İslâm’ın ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v) değerini düşürerek İslâm ile mücadele etmek, kendilerince tespit ettikleri İslâm’ın kusurlarını yaymak suretiyle bu dinin yayılmasını engellemek ve Müslümanları Hristiyanlaştırmak gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Akademik çalışmalarda da benzer şekilde ilmi tarafsızlık, objektiflik ve özgünlük gibi kriterlerden yoksun son derece olumsuz ve garazkar bir ifade tarzına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Kur’ân ve Tefsir ile ilgili çalışmalarda da bu durum göze çarpmaktadır. İslâm’ı yermek adına özellikle Kur’ân’ın kaynağı ve mahiyeti gibi konularda çeşitli eleştirilerde bulunmuşlardır. Kur’ân’ın merkezde olduğu çalışma alanlarının yanı sıra, Kur’ân tarihine dair birçok eser ise Kur’ân’ın nasıl ve hangi evrelerden geçerek günümüze geldiği meselesini, yaygın bir biçimde Müslüman perspektifi ile anlatmaktadır. Buna mukâbil, Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da Kur’ân’ın ne olduğu, menşei, sahihliği ve oluşum süreci ile ilgilenmektedirler. İnsanlık ve bilim ortak paydasına faydalı olacak yeni araştırmalar adına, Müslüman olmayan araştırmacıların bu meseleler hakkındaki bakış açılarını değerlendirmek ve Batı’ya dair ve Batılı çalışmaları algılamak için onların İslâm, Müslümanlar ve Hazreti Muhammed (s.a.v) ile olan münasebetlerinin tarihçesini ve birçok alandaki Oryantalizm ve Oryantal çalışmaların tarihi sürecini objektif ve bilimsel bir şekilde araştırmak, analiz etmek ve bu konudaki çeşitli meselelere değinmek gereklidir. Çalışmamız, mütevazi tarzıyla bu alana giriş niteliğinde bir araştırma olarak değerlendirilebilir. Bahsettiğimiz hususlar çerçevesinde özellikle ilk dönem eserlerine çalışmayı ve odaklanmayı deneyeceğiz. Araştırmamızda, özellikle Oryantalistlerin –son yıllardaki bilimsel ve akademik yöntemler içeren ve ulaştıkları bilimsel, yansız, tarafsız ve orijinal kriterlere sahip akademik çalışmalarından ziyade- İslâm, Hazreti Muhammed (s.a.v) ve Kur’ân hakkındaki oldukça kindar ve nefret dolu söylemleri haiz ilk dönemlerdeki çalışmalarını açıklama hedefine sahip olacağız. Daha sonraki çalışmalarımızda dönemsel bir ayrım yaparak incelemeyi amaçladığımız ve söz konusu geniş alana dair bir hazırlık ve ön çalışma olarak düşünülebilecek bulgularımızı, erken döneme ilişkin söylemleri -sadece farklı görüşlerden bahsetmek yerine- eleştirel ve objektif bir filtre aracılığıyla aktarmak için emek harcayacağız.
- MakaleAçık Erişim2023Dr. Mohamed Imara ve “Hâkimiyet” Terimi Vizyonu
Shatlh, Adel Eldesoky Abdelhannan
Hâkimiyet, İslam mezheplerinin birçoğunun düşünceleri üzerinde büyük etkisi olan bir terimdir. Bu etki ifrat tefrit noktasında olmuştur. Ayrıca, bu etki insanın konumunu yücelten ve evrenin yaratılmasından sonra Allah'ın hâkimiyetini inkâr eden Batı kültürlerinde de varlığı olmuştur. Bazıları aşırılığa yönelmiş ve Tanrı'nın varlığını ve ilahi hâkimiyet’i inkar etmiştir. Muhammed Imara (1931-2020), dini bir ortamda yetişen ve Batı kültürüne aşina olan bir kişidir. Küçük yaşta Kuran'ı ezberlemiş ve Darülulum'da İslam hukuku ve felsefe okumuştur. Yüksek lisans ve doktorasını felsefe alnında yapmıştır. O, Kuran'ı ve içerdiği terimleri çok önemsediği için eserlerinde bu konulara değinmiştir. Bu terimlerin ortaya çıkış nedenlerini ve tarihlerini ele almış ve İslam dünyası içinden ve Batılılar tarafından yöneltilen şüpheleri ve iddiaları çürütmüştür. Muhammed Imara, yaklaşımını Kuran-ı Kerim'e, İslam mirasına ve dünya düşünce mirasına dayandırmaktadır. Terimlerin doğru kullanımı, genel olarak onun eserlerinde büyük bir yer tutmuştur; çünkü iletişim ve anlaşmada terimlerin doğru ve yerinde kullanımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu terimler, bir fikrin insan algısını aktarmak için yön temsil etmekte olup zaman, mekân, medeniyet, dil, din, gelenek ve tarih gibi birçok faktörün oluşumunda ve belirlenmesinde önemli yer alır. Muhammed Imara çağımızda, terimlerin özgürleştirilmesinin önemini fark ederek yaygın terimler üzerine ayrı ayrı çalışmalar yayınlamış ve diğer bazı terimler için de tanımlar sunmuştur. Bunun arkasındaki motivasyon, bu terimlerin eski ve modern düşünce okulları arasındaki kullanımlarında gözlemlediği ve görmüş olduğu hatalı kullanımlardır. Batı ve İslam dünyası arasındaki tartışma ve kültürel çatışmaların, oryantalizm ve entelektüel istila meselelerinin artmasıyla birlikte, Arap ve Batı toplumlarının hem karmaşık hem de aynı derecede kafa karıştırıcı olan sorunları ifade eden terimlerin özgürleştirilmesinin önemi ortaya çıkar. Bu problemler politik, sosyal ve doktrin konularında çeşitlilik göstermektedir. Muhammed Imara, yaklaşımları yakınlaştırmak ve terimlerle ilgili yanlış anlamaları düzeltmek için karşılaştırmalı bir kültürel metodoloji benimsemiştir. Hâkimiyet terimi, Muhammed Imara'nın ele aldığı en önemli terimlerden biri olup kavramlarını özgürleştirme, yanlış anlamaların nedenlerini açıklama ve bunlarla nasıl başa çıkılacağına dair çalışmalarında öne çıkmaktadır ve onun yazılarının büyük bir bölümünde önemli bir yer tutmuştur. Bu çalışmanın önemi, Muhammed Imara'nın İslam sahnesindeki konumu ve diğerleriyle diyalog kurma ve mirasla ilişkili yenilikçi bir vizyonun köklerini arama rolüyle ilgilidir. Ayrıca, İslam'da "Hâkimiyet" teriminin önemi ve özellikle yeniden canlandırıldığı modern çağdaki bazı mezheplerin düşüncelerine apaçık etkisi de vardır. Bu nedenle, araştırma Muhammed Imara'nın yazılarındaki bu terime dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Muhammed Imara, terimlerin dildeki köküne ve Kuran-ı Kerim'deki kullanılışıyla birlikte peygamber ve sahabenin uygulamalarındaki anlamlarına odaklanmıştır. Ayrıca yanlış anlamaların kaynağına ve tarihte, özellikle de Mevdudi ve Seyyid Kutub'un yazılarındaki etkilerine dikkat çekmektedir. Hâkimiyetin Allah’a ve insana izafe edildiğinde ne anlama geldiğini bilimsel olarak doğru bir şekilde anlatmıştır. Allah'ın hâkimiyeti mutlak hâkimiyettir çünkü O, mutlak güce sahiptir. İnsan hâkimiyeti ise yeteneklerinin kısıtlı olması nedeniyle kısıtlıdır. İnsan hâkimiyeti, Allah’ın insanlara verdiği bir hediye olarak, insanın dünya üzerinde Allah’ın halifesi olması ve sosyal hayata dair işlerini ilahi hukuk çerçevesinde yönetmesi amacıyla vardır. Bu çalışma iki bölüme ayrılmaktadır. İlk bölüm, Dr. Muhammed Imara'nın hayatı ve entelektüel oluşumu hakkında bilgi vermektedir. İkinci bölüm ise Imara'nın düşüncesindeki Hâkimiyet konusu hakkındadır. Hâkimiyet teriminin kökeni ve türeyişi ile ilgili konuları ele almakta ve destekçileri tarafından benimsenen etkilerini, amaçlarının çeşitliliği yer almaktadır. Araştırmanın hedeflerini gerçekleştirmek, konunun çeşitli yönlerini sunmak için tanımlayıcı analitik yöntemi izlemek gerekmektedir.
- MakaleYalnız künye2023Bilim haritalama tekniklerine göre COVID-19 konulu muhasebe araştırmalarının bibliyometrik analizi
Cengiz, Selim; Tosunoğlu, Büşra
Bu çalışmanın amacı bilim haritalama teknikleri kullanılarak Covid-19 konulu muhasebe araştırmalarının bibliyometrik analizini gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu doğrultuda Web of Science (WOS) veri tabanında yer alan ya yınlar; yıllık yayın sayısı, ülke, etkin dergi, anahtar kelime ve atıf analizi gibi çeşitli parametreler ışığında ele alınmıştır. Çalışmadaki veriler 2020-2022 yıl larını kapsamakta olup söz konusu taramada erişime açık toplam 2.112 ma kaleye ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 2021 yılı (967 makale), Covid-19 konulu muhasebe araştırmalarını içeren en fazla makalenin yer aldığı yıldır. Dünya çapında ise Amerika Birleşik Devletleri yayın sayısı açısından ilk sıra da yer alırken en etkin derginin “Accounting Auditing & Accountability” ol duğu tespit edilmiştir. Ayrıca konu başlığı ve içeriklerine göre sınıflandırmaya ilişkin analiz bağlantılarının görsel olarak sunumu için VOSviewer yazılım programından yararlanılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023The Effect of Vitamin C and E Supplementation into Drinking Water on Carcass Characteristics, Meat Quality and Intestinal Microflora During Pre-Slaughter Feed Withdrawal in Broiler Chickens
Kaya, Hacer
This study investigates the effects of adding vitamin C and E to the drinking water on carcass characteristics, meat quality and intestinal microflora populations in broiler chickens during the 10-h pre-slaughter feed withdrawal (FW) period. As study materials, forty male broilers at the age of 42 days were used. The broilers were randomly divided into four groups: Control (non-vitamin, NV), vitamin C (1000 mg/L, VC), vitamin E (500 mg/L, VE) and vitamin combination (1000 mg/L VC+500 mg/L VE, VCE). In the study, vitamin additions didn’t affect carcass characteristics, visceral weights and the pH values of the digestive system (P>0.05). The addition of VC and VE increased the weight of the Bursa of Fabricius, and the addition of VE increased the weight of thymus (P<0.05). Additions of vitamin decreased tendency of carcass contamination (P<0.01) and increased pH45min and pH24h of thigh meat and pH24h of breast meat (P<0.05, P<0.01, P<0.01, respectively). While a* color intensity of breast and thigh meat increased with all vitamin supplements, L* and b* values of thigh meat decreased (P<0.01). Vitamin supplements, especially VE, reduced the drip loss of breast and thigh meat (P<0.05) and the pathogenic microorganism populations of intestinal contents (P<0.01). As a result, it is thought that the addition of 500 mg/L vitamin E to the drinking water of broiler chickens exposed to the pre-slaughter fasting period will be beneficial to improve meat quality and reduce intestinal pathogenic microorganism load. However, more extensive experimental studies are needed.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Digitalization and economic growth: new evidence from EU countries
Akyol, Hikmet; Akar, Tuba; Akar, Gökhan
Today's world is on the verge of a digital transformation with the developments in information and communication technologies. The digitalization process experienced affects societies both economically and socially. Recently, digitalization has become more important in terms of economic growth and competitiveness of countries. The aim of this study is to examine the effect of digitalization on economic growth for the period 2000-2020 in 27 EU countries by using panel data analysis method. In the study, the econometric relationship between the variables was estimated using the Driscoll-Kraay (1998) standard errors estimator. In the study, exports of information and communication technology products, the number of individuals using the internet and the number of mobile phone subscribers were used as the independent variables representing the digitalization indicators. Real GDP per capita is taken to represent economic growth, which is the dependent variable. According to the findings of the research, it has been determined that digitalization indicators have a significant and positive effect on economic growth. The findings of the study support the theoretical and empirical literature that argues that digitalization will have a positive effect on economic growth. It is thought that investments to be made in digitalization and ICT infrastructure will provide significant gains.
AtıfOpenAlex12TR Dizin8
İncele - MakaleAçık Erişim2023Definition Of Symbolic Consumption In Advertising Within The Context Of The Diderot Effect: An Investigation On Television Advertisements
Diker, Ersin; Kara, Şeyma
Advertising is expressed as the process of introducing different products or services to consumers in order to create demand and desire for consumption. Consumption, on the other hand, can be defined as the purchase and use of various products or services promoted by advertising activities. In this context, advertisements are of great importance in the process of finding the most appropriate consumption behavior to meet the demands and needs of consumers. Based on the products offered through advertisements, individuals engage in many different consumption actions to make their lifestyles and understandings similar to those presented in advertisements. While the concept of consumption is accepted as one of the most basic actions that exist in all times of humanity and carried out to meet wants or needs, it is argued that advertise- ments shape all consumption actions of individuals. However, after the changes and developments, the expectations of the consumers also change. Consumers now buy products or products for the meanings and symbolic values they contain, rather than meeting their needs. The Diderot effect defends the idea that the sense of integrity and harmony should be preserved and emphasizes that a new identity and lifestyle will be formed with the consumption of products that complement each other and the differ- ent products obtained. Under the message of integrity and harmony, individuals are directed to the desire to improve all their belongings, and as a result, they can be involved in more than one consumption spiral. The turn of consumption into such a frenzy is accelerated by the increasing effect of advertisements on people. Influenced by the good looks and experiences they see in advertisements, individuals, in the desire to be happy after their purchase, tend to endless consumption, where they buy the ones they don’t need. The aim of this study is to try to understand the effect of advertising on concepts and how concepts are placed in advertisements, unlike other studies on symbolic consumption and the Diderot effect. For this purpose, four television advertisement examples of Mavi, one of the ready-to-wear brands in the June annual report of Turkey’s most valuable and strongest brands announced by 2020 Brand Finance, were examined by semiotic analysis method and the way the advertisements handled the concept of the Diderot effect was emphasized. Another aim of this article is to contribute to the efforts to eliminate the serious deficiencies related to the Diderot effect, especially in the Turkish literature. Individuals derive various meanings from the symbols and symbols placed in advertisements and reshape all their consumption actions within the framework of these meanings. In addition to the understanding of symbolic consumption, the concept of the Diderot effect directs the consumers to an endless consumption in which the need for happiness is bought, based on the idea of the need for integrity. The main problem of the research is to understand how the symbolic elements, which are frequently encountered in the advertisements of the ready-made clothing sector on television, are placed in the advertisements in the context of the Diderot effect. The research is limited to the ready-made clothing industry advertisement studies. On the other hand, due to the impossibility of accessing and examining all advertising works, and in order to keep the advertisements to be examined up-to-date, the main limitation of the study is to analyze four selected advertisement samples from October 2019-2020 and to evaluate the findings over the universe. Ready-to-wear brands included in the June annual report of Turkey’s most valuable and strongest brands, announced by 2020 Brand Finance, constitute the limit of brand and television advertisements to be examined within the scope of the study. Qualitative research was preferred as a method within the scope of the research. In this context, the fact that the research is based on subjective interpretation determines another limitation. On the other hand, considering the advertisements in Saussure’s distinction between sign, signifier and signified, and Barthes’s denotation and connotation, constitutes another important limitation of the study. With Saussure’s distinction between sign, signifier and signified, it is seen that the common point of the advertise- ment examples analyzed by Barthes in the context of denotation and connotation is that they promise happiness to consum- ers as a result of all their purchasing actions or consuming the product. As a result of consuming the products advertised to the consumer, the evil eye will be envied, admired, approved by the environment, and all other people will look at the indi- viduals who consume the advertised products. Similarly, a confident stance, self-confidence, courage, power and success are sold to the consumer as well as the products. Based on this message, the consumer, who dreams of having all these attributes, can enter an endless consumption process where he constantly buys new ones. According to the results obtained in the research, in the context of the Diderot effect, the consumer is directed to new consumption behaviors by feeling the need for integrity between the products. Based on this idea, the consumer can be included in an endless consumption spiral where he buys what he does not need with the hope that he will be happy in the end and with the desire to improve his belongings. Based on the idea of “If a product is purchased, a new one should also be purchased”, it has been determined that the consumer is constantly directed to consumption of new products in order to ensure harmony and integrity. The lack of sufficient studies in the literature on the concept of the Diderot effect allows for similar studies. The way the Diderot effect is handled in different sectors or in digital advertising environments that are used extensively today, especially in Instagram ads
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023John Clare’in Tımarhane Şiirlerinde Ev Düşüncesi ve Bellek
Hakkıoğlu, Mümin
Geçmişten günümüze temel bir insan gereksinimi olan ev, çok boyutlu bir çerçevede, değişik perspektiflerin bir araya geldiği ve birbirini kestiği birçok disipline konu olmuştur. Bu disiplinlerarasılık onu, görülür ve dokunulur bir gerçeklikten çok daha fazlasını anlatan bir kavrama dönüştürmüştür. Ömrünün son yirmi yedi yılını tımarhanede geçiren bir 19. yüzyıl İngiliz şairi olan John Clare (1793-1864) de evi merkezi bir tema olarak yaygın biçimde kullanmıştır. Onun tımarhane şiirlerindeki ev düşüncesi, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği kırsal, içinde yaşadığı kulübesi ve ilk aşkı olmak üzere alışılmışın dışında üç boyutta ortaya çıkar. Böyle bir bakışta kavramın farklı anlamları birbirine geçer ve ev giderek somut bir gerçeklikten onun belleğinde yapılandırılan ussal bir imgeye ve mecaza dönüşür. Bu çalışmanın amacı, Clare’in tımarhane şiirlerindeki ev düşüncesinin; şairin kırsalı, kulübesi ve ilk aşkı ile nasıl ilişkilendirilebileceğini ortaya koymak ve bu ilişkinin tutarlılığını bellek üzerinden araştırmaktır. Çalışma, Clare’in zihinsel rahatsızlığının etkisinde ev kavramının çağrıştırdıklarına nasıl karşılık verdiğini göstermek için tımarhane şiirleri ile sınırlandırılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Dönüştürücü Liderlik Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Analizi
Özcan, Koç
Dönüştürücü liderlik günümüzde bilinen en popüler teoriler arasında yer almaktadır. Dönüştürücü liderler takipçilerini değiştirir ve dönüştürürler. Böylece faaliyette bulunduğu ülke veya kurumda köklü değişimleri gerçekleştirirler. Özellikle yönetimi zor olarak bilinen karmaşık bir organizasyon yapısına sahip sağlık kurumlarında dönüştürücü lider tipi yöneticilere çok ihtiyaç vardır. Ülkemizde bu konuda yapılmış yeterli düzeyde çalışma yapılmadığından var olan açığı kapatmak amacıyla sağlık kurumları üzerinde bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yeni bir dönüştürücü liderlik ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 451 sağlık çalışanı üzerinde bir anket çalışması yapılmıştır. Çalışmaya katılanlar en yakın yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmişlerdir. Çalışma neticesinde, geliştirdiğimiz ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya çıkarılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Trabzon Fatih Devlet Hastanesinden İzole Edilen Klinik Acinetobacter baumannii ve Pseudomonas aeruginosa Suşlarında Antibiyotik Direnç Genlerinin Araştırılması
Sarıyer, Aysegül Saral; Düzgün, Azer Özad; Akyildiz, Esma; Köse, Tuba; Beris, Fatih Saban
Bu çalışmanın amacı Acinetobacter baumannii ve Pseudomonas aeruginosa izolatlarının antibiyotik duyarlılık profilini araştırmak ve bu izolatlarda direnç genlerinin varlığını belirlemektir. Direnç genlerinin tespiti PCR yöntemi ile değerlendirildi. Acinetobacter baumannii izolatlarında imipenem ve meropenem direnci sırasıyla %93,2 ve %91 olduğu görüldü. P. aeruginosa izolatlarında imipenem direnç oranı %53,9 ve meropenem direnç oranı %38,5 olarak belirlendi. Pseudomonas aeruginosa izolatları arasında aranan genlerden bir izolatta sadece OXA-23 tespit edildi. Acinetobacter baumannii izolatlarından bir izolatta OXA-24, 40 izolatta OXA-23 saptandı. Bu çalışma, CRPA (Karbapenem dirençli Pseudomonas aeruginosa) ve CRAB (Karbapenem dirençli Acinetobacter baumannii) izolatlarında karbapenem direncinden OXA-23'ün sorumlu olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Şizofreni Tanılı Bireylerin TSH Düzeyi Yönünden Değerlendirilmesi: 10 Yıllık Retrospektif Çalışma
Geniş, Bahadır; Uzun, Sevda; Arıkan, Zehra; Gürhan, Nermin; Bingöl, Tülay Yılmaz; Karakas, Didar; Özmaya, Esma; Altun, Elif
Araştırma şizofreni tanılı bireylerin TSH düzeyinin hastalığa olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu retrospektif çalışmada Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğine 2010-2020 yılları arasında yatarak tedavi gören 2552 hastanın dosyası geriye dönük olarak taranmıştır. Araştırma verilerini toplamak için “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmış olup bu form 2010-2020 yılları arasında ki arşiv kayıtlarından elde edilmiş olan yaş, cinsiyet gibi verilere ek olarak TSH düzeyi olmak üzere on üç sorudan oluşmaktadır. Örneklemin yaş ortalaması 38,92±10,80 olup, %74’ünün (n=77) erkek, %40,4’ünün (n=42) lise mezunu, %67,3’ünün (n=70) bekar ve %54,8’inin (n=57) çalışmadığı saptanmıştır. Kan TSH değerlerinin sosyodemografik değişkenlere göre karşılaştırıldığında cinsiyet (U=963,5, Z=-0,564, p=0,573), eğitim durumu (X2=0,353, p=0,838), medeni durum (U=974,5, Z=-1,494, p=0,135), ve mesleklere (X2=3,334, p=0,504) göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Kan TSH değerleri kullanılan ilaç tedavisine (U=52,0, Z=-1,351, p=0,177) göre anlamlı bir farklılık göstermezken, ailede psikiyatri hastalık bulunması durumuna (U=858,0, Z=-2,502, p=0,012) göre anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuç olarak, TSH değerinin şizofreni hastalığı olan bireylerde önemli bir hormon olduğu bulunmuştur. Özellikle TSH değerin ruhsal hastalıklara göre düşük ya da yüksek değer gösterdiğini değerlendirebilmek adına daha fazla araştırmaya ve verilere ihtiyaç duyulmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Effects of Noninvasive Mechanical Ventilation in COVID-19 Patients
Karabulut, Neziha; Aktaş, Yeşim Yaman; Çatal, Seda Nur; Oğuzhan, Hatice
The aim of this study was to examine the results of NIMV applied with a full face mask in COVID-19 patients. A descriptive and cross-sectional study. The study was conducted in the 1st level COVID-19 Intensive Care Unit of a university training and research hospital between August 15 and November 15, 2021. The study included 31 critical care patients who agreed to participate in the study and met the sampling criteria. The data was collected by the third researcher using the questionnaire based on the literature. The mean age of patients was 68.90±9.97 (41-82) years. In the measurements before NIMV, after the first application and after 24-h, a statistically significant difference was found between measurements in terms of SpO₂ scores (p<0.001). In venous blood gas measurements before and 24-h after NIMV, a statistically significant difference was found between the measurements in terms of PCO₂ scores (p<0.05). The study findings showed that NIMV was effective in terms of SpO₂ and venous PCO₂ scores in COVID-19 patients. It can be used as an effective option in the management of acute hypoxemic respiratory failure in COVID-19 patients.
- MakaleAçık Erişim2023Kayropraktik Eğitim Seminerinin Fizyoterapi Öğrencilerinin Kayropraktik Hakkındaki Bilgi Düzeyleri ve Tutumlarına Etkisi
Arslan, Mesut; Şen, Müşerref Ebru
Kayropraktik mesleğinin ülkemizde henüz yaygınlaşmaması önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kayropraktik mesleği ile yakından ilişkili olan fizyoterapi öğrencilerinin kayropraktik konusunda bilgi sahibi olması mesleğin gelişimi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada kayropraktik eğitim seminerinin fizyoterapi öğrencilerinin kayropraktik hakkındaki bilgi düzeyleri ve tutumlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ‘Kayropraktik Eğitim Semineri’ne katılan 216 fizyoterapi öğrencisi üzerinde gerçekleştirildi. Araştırma tek grup deneysel çalışma olarak tanımlanabilir. Öğrencilerin demografik verilerinin yanında kayropraktik hakkındaki bilgi ve tutumlarını değerlendirmek amacıyla 9 sorudan oluşan bir anket ile eğitim semineri öncesi ve sonrası veriler toplandı. Araştırmaya 40 kadın (%18,5) ve 176 erkek (%81,5) olmak üzere 216 öğrenci dahil edildi. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun (%41,2) kayropraktik ile ilgili bilgiye ilk kez sosyal medya üzerinden ulaştığı tespit edilmiştir. 2, 4, 5, 6, 7 ve 8. sorularda eğitim semineri öncesi ile sonrası arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p=0,000, p=0,000, p=0,000, p=0,016, p=0,032, p=0,023). Ülkemizde henüz lisans programı bulunmayan ve yasal zemini oluşturulmamış olan kayropraktik mesleğine ilişkin yapılan eğitim semineri fizyoterapi öğrencilerinin bilgi düzeyini ve tutumlarını pozitif yönde değiştirdiği gösterilmiştir. ‘Kayropraktik’ mesleği hakkında eğitim seminerlerinin daha fazla yapılması ve tüm toplumda farkındalık oluşturulmasının büyük önem arz ettiği düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Dar Alan Oyunlarının Genç Futbolcularda Teknik Beceri ve Fiziksel Özelliklere Etkisi (Filistin Örneği)
Bostancı, Özgür; Yılmaz, Coşkun; Sabah, Diya Mohammed Jamil
Çalışmamızın amacı genç futbolcularda (U14) dar alan oyunlarının teknik beceri ve fiziksel özelliklerin gelişimine etkisi var mı? (Filistin örneği) sorusunun incelenmesidir. Filistin’in Batı Şeria eyaletine bağlı Kültürel Tulkarem Spor Kulübünde alt yapı sporcularının oluşturduğu 40 erkek futbolcu (20 denek ve 20 kontrol grubu) katılmıştır. Çalışmaya katılan futbolculardan 8 hafta boyunca 30x42 mt’lik saha ölçülerine sahip 5x5 dar alan oyunları oynatılmıştır. Antrenman öncesi ve 8 hafta sonrası teknik ve fiziksel ölçümler alınmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 22.0 V istatistik programında analizleri hesaplanmıştır. Verilere öncelikle normallik varsayımı için Shapiro-Wilk testi uygulanmış ve normal dağılım gösteren verilere grupların ön-son test farklılıkları için Paired Sample T testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda çalışmaya katılan futbolcuların dar alan oyunları (8 haftalık) önce ve sonrası fiziksel parametre farklarının karşılaştırılmasında, zikzak testi, t çeviklik testi, otur eriş testi, durarak uzun atlama, dikey sıçrama, yoyo mesafe ve MaxVO2 parametrelerinde denek grubunun kontrol grubunda daha yüksek artışların olduğu ve dar alan oyunlarının fiziksel ölçüm parametrelerine etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmaya katılan futbolcuların teknik test sonuçlarının karşılaştırılmasında ise, kafa ile top saydırma ve teknik puan hariç diğer ölçümlerde anlamlı artış hesaplanmıştır. Denek grubundaki artışın kontrol grubunda daha fazla olduğu hesaplanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, genç futbolcularda dar alan oyunlarının fiziksel özellik ve teknik becerilerin gelişmesine katkısı görülmüştür.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2023Öğrenci Yemekhanesinde Tabak İsrafının Nedenlerinin Araştırılması: Gümüşhane Üniversitesi Örneği
İlyasoğlu, Huri; Koçak, Elif; Arli, Hatice; Zengin, Dilan; Doğan, Nilüfer
Bu çalışmanın amacı Gümüşhane Üniversitesi Öğrenci Yemekhanesinde tabak israfının nedenlerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya toplam 330 öğrenci katılmıştır. Yüz-yüze anket tekniği uygulanarak araştırma verileri toplanmıştır. Demografik bilgileri, öğrencilerin yemekhaneyle ilgili görüşlerini ve tabakta artık bırakma nedenlerini belirlemeye yönelik toplam 13 soruyu içeren anket uygulanmıştır. Öğrencilerin çoğunluğu (%69,1) ucuz olması nedeniyle yemekhaneyi tercih ettiğini belirtmiştir. Öğrencilerin %33,9’unun yemeklerden memnun olduğu, %23,3’ünün ise memnun olmadığı, %19,7’sinin artık bırakmadığı ve %80,3’ünün ise artık bıraktığı belirlenmiştir. Öğrencilerin en çok artık bıraktığı 3 yemeğin çorba, makarna ve pilav olduğu tespit edilmiştir. Sık tekrarlanması, uygun sıcaklıkta servis edilmemesi, soğuk olması, tadının ve görünümünün beğenilmemesi gibi nedenlerden dolayı öğrencilerin tabaklarında artık bıraktığı belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Okul ve Yurtlar Tarafından Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetlerine Yapılan Acil Başvuruların Değerlendirilmesi
Ulutaşdemir, Nilgün; Akbulut, Meryem; Kaya, Afşin Ahmet; Kıymış, İbrahim; Ayker, Bereket Bülent; Çavuş, Kadir
Bu çalışmanın amacı hastane öncesi acil sağlık hizmetlerine okul ve yurtlar tarafından yapılan acil başvuruların değerlendirilmesidir. Materyal ve Metot: Bu çalışma retrospektif, tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışmadır. Araştırma verileri, 2010-2019 yılları arasında Gümüşhane İl Ambulans Servisi Başhekimliğine anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve yurtlara başvuran öğrencilerin kayıtları retrospektif olarak incelenerek toplandı. Toplam 4731 ilgili tıbbi kayda ulaşıldı. Bulgular: Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerine okul ve yurtlar tarafından yapılan acil başvuruların %53,2'si lise yurtlarından, %28,3'ü liselerden, %15,2'si ilköğretim okullarından, %3,3'ü yatılı ilköğretim bölge okullarından ve %0,1’i anaokullarından oluşmaktadır. Sonuç: Gümüşhane İl Ambulans Servisi Başhekimliğine en fazla acil başvurunun 2015 ve 2016 yılı Ekim ayında ve travmaya bağlı olgular nedeniyle yapıldığı belirlendi.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim20232023 Kahramanmaraş Depremlerinin Ardından Sağlık Bakanlığına Yöneltilen Tweetler: Türkiye'deki Deprem Felaketine Yönelik Bir İçerik Analizi
Unal, Cihan; Sezer, Cemal
Bu çalışma, Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkez üstlü deprem felaketlerinin ardından ilk gün Sağlık Bakanlığının etiketlendiği tweetlerin analizini amaçlamaktadır. Maxqda programı kullanılarak Twitter'dan çekilen 8624 tweet içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, deprem sonrası ilk 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı'nın ne için etiketlendiğini belirlemek ve bunu analiz etmektir. Bulgulara göre, ana konular yardım çağrıları, toplumsal duygusal tepkiler, haberleşme ve önerilerdir. Tweetlerin büyük bir kısmı adres bilgisi paylaşarak yardım talep etme şeklinde yazılı ve görsel tweetlerdi. Sonuç olarak, afet sonrasında sosyal medya üzerinden adres vererek yardım talep etmek ve önerilerde bulunmanın yaygın olduğu ve yetkililerin afet durumlarında kullanıcılarla bu konular kapsamında iletişim kurabileceği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2023Köprüyanı (Maçka-Trabzon) Fe-Cu skarn cevherleşmesinin jeolojisi ve mineral kimyası özellikleri
Akaryali, Enver; Gücer, Mehmet Ali; Sivrikaya, Adem
Bu çalışmada, Doğu Pontidler’ in Kuzey Zonunda Trabzon ili sınırlarında Köprüyanı mevkiindeki Fe-Cu skarn cevherleşmesinin; jeolojisi, petrografisi, cevher mikroskobisi özellikleri ve mineral kimyası içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Köprüyanı cevherleşme sahasında, aktinolit, tremolit, pirit, kalkopirit, manyetit ve malakit mineralleri ile kırık çatlak zonları boyunca gelişmiş limonitleşme, hematitleşme kloritleşme ve epidotlaşma türü alterasyonlar gözlenmektedir. Manyetit minerallerinin genellikle kalkopirit, pirit ve granat ile birlikte bulunduğu, TiO2 içeriklerinin çok düşük (%0.02-1.02) olduğu buna karşılık FeOt içeriklerinin ise %83.13-92.00 arasında değiştiği belirlenmiştir. Manyetit ile beraber bulunan ve ekzoskarn zonunda yer alan kalkopirit minerallerinin Cu içeriğinin %33.50-43.27 ve Fe içeriği %29.84-39.11 arasında değiştiği belirlenmiştir. Epidot minerallerinin Al içeriklerinin yüksek (2.06-2.46), Mn içeriklerinin düşük (0.01-0.03) ve Fe+3 içeriklerinin ise nispeten yüksek (0.59-0.96) olduğu belirlenmiştir. Al bakımından zengin olan epidotların türünün ise klinozoisit olduğu tespit edilmiştir. Granat türleri ağırlıklı olarak andradit ve grossular-andradittir. Cevher mikroskobisi ve mineral kimyası çalışmaları kapsamında derlenen verilere bağlı olarak, Köprüyanı cevherleşmesinin Fe-Cu skarn tipinde olduğu ve bölgede var olan skarn cevherleşmelerinin parajenez, süksesyon ve mineral kimyası verileri ile benzerlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

















