Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2011
    Farklı ayrışma derecesine sahip kaya kütlelerinin kazılabilirlik özellikleri: Gümüşhane Granitoyidi örneği, Gümüşhane, KD Türkiye

    Dağ, Serhat; Kaya, Ayberk; Gurocak, Zulfu; Alemdag, Selcuk

    Kayaların kazılabilirlik özelliklerini belirlemek amacıyla yapılacak çalışmalar kazı maliyeti açısından mühendislik projelerinin uygulanabilirliğine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane ve yakın yöresinde yüzeylenen Erken Karbonifer yaşlı Gümüşhane Granitoyidi’nin kazılabilirlik özellikleri incelenmiştir. İlk olarak, dört faklı alan seçilmiş ve bu alanlardaki kaya kütleleri ISRM tanımlama kriterleri esas alınarak ayrışma derecelerine göre gruplandırılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda 1, 2 ve 3 numaralı alanlardaki kaya kütlelerinin orta derecede ayrışmış, 4 numaralı alandaki kaya kütlesinin ise ileri derecede ayrışmış kaya sınıfında olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada, eklemlerin mühendislik özellikleri ve kaya malzemesinin jeomekanik özellikleri belirlenmiştir. Sonraki aşamada ise kaya kütlelerinin RMR89, Q ve GSI değerleri belirlenmiş ve kazılabilirlik açısından sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflamalara göre, orta derecede ayrışmış kaya kütleleri “sökülebilir”, ileri derecede ayrışmış kaya kütlesi ise “kazılabilir” özelliktedir. İnceleme alanlarında yapılan kazı çalışmalarında orta derecede ayrışmış kaya kütlelerinin hidrolik kırıcı kullanılarak söküldüğü, ileri derecede ayrışmış kaya kütlelerinin ise kepçe kullanılarak kazıldığı tespit edilmiştir. Son aşamada ise bulunan sonuçlar ile uygulanan kazı yöntemleri karşılaştırılmıştır. Bu sonuçlara göre, Tsiambaos ve Saroglou (2009) tarafından önerilen kazı yöntemleri, yerinde yapılan kazı çalışmaları ile tamamen örtüşmektedir.

  • Proje2011
    Triyas volkanitlerinin petrolojik özellikleri, Gümüşhane: Doğu Pontidlerin geç Paleozoyik - erken Mesozoyik jeodinamik evrimi için bulgular

    Dokuz, İbrahim; Uysal, İbrahim; Karsli, Orhan; Kandemir, Raif

    -

  • Proje2011
    Kalk-alkalen lamprofirlerin petrojenezleri, KD Türkiye: Doğu pontidlerin senozoyik jeodinamik evrimi için yeni bulgular

    Uysal, İbrahim; Dokuz, Abdurrahman; Karsli, Orhan; Aydın, Faruk; Kandemir, Raif

    -

  • Derleme MakaleYalnız künye2010
    Zigana (Gümüşhane, KD-Türkiye)volkanitlerinin alterasyon mineralojisi ve kütle değişimi

    Sadiklar, M. Burhan; Sipahi, Ferkan

    Doğu Karadeniz (KD-Türkiye) metalojenik provensi’nde bulunan Zigana Dağı (Gümüşhane) civarındaki Geç Kretase volkanik kayaçları yoğun hidrotermal alterasyona ve çok az yüzeysel ayrışmaya maruz kalmışlardır. Tabanda bulunan Geç Kretase bazalt, andezit ve bunların piroklastitleri yine aynı yaşlı Dasit-I ve Dasit-II olarak adlandırılan dasitik kayaçlar tarafından üstlenmektedir. Volkanik kayaçlar bimodal karakterde olup, volkanik yay ortamlarında gelişmişlerdir. Volkanitler serizit/illit-klorit fasiyesinde bozunmuşlardır ve alterasyon ürünü olarak serizit/illit, klorit, kuvars, karbonat mineralleri (ankerit ve kalsit), demir oksit ve nadiren kaolinit, simektit ve epidot içerirler. Serizitleşme/illitleşme volkanitlerinde görülen en yaygın hidrotermal alterasyon türüdür. İllitten sonra en yaygın görülen alterasyon türü klorittir. Piritleşme tüm volkanitlerde görülmekle birlikte en yaygın dasitlerde gözlenir. Bazı alanlarda, yer yer limonitleşme mevcuttur. Epidotlaşma ise nadirdir ve özellikle bazalt ve andezitlerde görülür. Hidrotermal alterasyonun bir sonucu olarak Zigana volkanitlerinde oluşan kütle kazanç ve kayıplarını hesaplamak için isocon analizi uygulanmış ve genel olarak bazalt ve andezitte %2-61 kütle kazancı, Dasit-I %71 kütle kazancı ve %42 kütle kaybı ve Dasit-II’de %44 kütle kazancı ve %32 kütle kaybı hesaplanmıştır. Dolayısıyla, ana kayacın hidrotermal alterasyonu esnasında volkanitlerde hem kütle kazancı hem de kütle kaybı meydana gelmiştir. Genellikle, az altere kayaçtan çok altere kayaca doğru illit-klorit-kaolinit artarken karbonat mineralleri azalır. Volkanitlerde, serizitleşme/illitleşme, kloritleşme ve silisleşmeye sebep olan sıvıların Cu, Pb ve Zn gibi metalleri arttırmadığı, gerçekte bu sıvıların bu metallerce fakir olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda onların değişik hidrotermal şartlar altında geliştiğine işaret eder.

  • Proje2010
    Adakit benzeri porfirlerin petrolojik özellikleri, KD Türkiye: Doğu pontidler'in üst kretase sonrası jeodinamik modeli için yeni bulgular

    Wijbrans, Jan; Uysal, İbrahim; Chen, Bın; Karsli, Orhan; Erduran, Murat; Boztuğ, Durmuş; Kandemir, Raif

    -

  • MakaleYalnız künye2009
    Trabzon-Taşönü Malzeme Ocağındaki Killerin Mühendislik Özellikleri

    Ceryan, Nurcihan; Kesimal, Ayhan; Aydın, Ali

    Doğu Karadeniz Bölgesinin en büyük çimento hammadde ocağı olan Taşönü Kireçtaşı Ocağında (Araklı-Trabzon) 2005-2006 tarihleri arasında üç ayrı düzlemsel yenilme gelişmiştir. Değişik fasiyeslerdeki kireçtaşlarından oluşan Kireçhane formasyonunda açılmış olan ocakta gelişen bu heyelanlar sonucunda malzeme alımı büyük miktarda azalmıştır. Heyelanların kayma düzlemleri kalınlığı 15-110 cm arasında değişen killi seviyelerdir. Bu nedenle söz konusu killerin jeomekanik ve jeofizik özellikleri incelenmiştir. Killi seviyelerden alınan örnekler yüksek plastisiteli kil (CH) grubuna girmektedir. Bu örneklerdeki kil minerallerinin yaklaşık % 85-90'ı montmorillonit ve % 10-15'i ise illitdir. Bu alandaki kil çeşitliliğini ortaya koymada yararlanılan hacim manyetik süseptibilite ölçüleri 129-163x10-6 cgs aralığında değişmektedir. Bu değerler kil içindeki ağır metal kirlilik oranları ile irdelenmiş ve özellikle demir oksit (% 3.6-6.8) oranlarının değişimine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, killi seviyeler ve dolgu malzemesi için elde edilen indeks ve makaslama dayanım değerleri ocaktaki açılacak kazı şevlerinin duraylılığının araştırılmasında kullanılabilir.

  • MakaleYalnız künye2009
    Kuzeydoğu Türkiye neojen yaşlı alkalin vokanik kayaçlarındaki düşük basınç klinopiroksenlerinin bileşimsel değişimleri, zonlanma türleri ve petrojenetik anlamları

    Aydin, Faruk; Karsli, Orhan; Sadiklar, M. Burhan

    Clinopyroxene phenocrysts and microphenocrysts in different series of the Neogene alkaline volcanic rocks from the eastern Pontides (NE Turkey) record various stages in the crystallization conditions and evolution history of the alkaline melt as well as its origin. Crystal chemical studies reveal that the clinopyroxenes in each rock series show strong textural and compositional similarities, which all reflect a common petrogenetic affinity. They have relatively high Mg-numbers (0.68–0.95), variable Al2O3 (1.3– 9.6 wt%), low TiO2 (<2.7 wt%) and Na2O (<0.9 wt%) contents and low Al[6]/Al[4] ratios (mostly <0.25), suggesting relatively lowpressure crystallization conditions of the magma in the storage region. The pressures calculated for the clinopyroxenes in each series are nearly similar and vary in the range of 2.4–4.6 ± 0.9 kbars, which approximately corresponds to a crystallization depth of 7– 14 ± 3 km. The analyses of the compositional trends of the clinopyroxenes indicate the following types of zoning: (i) oscillatory and sectorial zoning related to melt crystallization (i.e. rapid cooling and crystallization), (ii) oscillatory, reverse zoning related to the different crystallization paths under a variable fluid regime, (iii) normal zoning related to the differentiation and fractional crystallization of the magma. Based on the primitive mantle- and chondrite-normalized trace and rare earth element patterns, all clinopyroxenes have high abundances of incompatible elements (i.e. La, Ce) with negative high field strength element anomalies (i.e. Zr, Ti) and low Nb/Y (0.1–0.2), Th/Y (< 0.1) and Rb/Y (< 0.03) ratios, suggesting derivation from a similar source. Obtained textural and mineral chemical data, as well as whole-rock compositions, thus suggest that the clinopyroxenes may have started to crystallize from alkaline basaltic magma derived from a homogeneous lithospheric mantle enriched by an earlier subduction event. After this process, the alkaline magma, from which early clinopyroxenes crystallized, underwent a relatively low-pressure fractional crystallization process. This was in closed magma chambers at different levels of the crust (or within a volcanic conduit system devoid of interaction processes), shown by variations in the different crystallization paths and in the fluid regime of the melt during differentiation and ascent of the magma, in a post-collisional extensional tectonic regime which affected the eastern Pontides during the Neogene.

  • MakaleYalnız künye2009
    Doğu pontidler'in (KD Türkiye) 2 ve 3 boyutlu kabuk kalınlığı

    Eyüboğlu, Yener; Bektaş, Osman; Maden, Nafiz; Gelişli, Kenan

    The Eastern Pontide orogenic belt is divided into three subzones (northern, southern and axial zones) based on present lithologies and facies associations. NE–SW-, NW–SE- and E–W-trending fault systems, which play an important role in palaeotectonics and neotectonics of the Eastern Pontides, separate these zones. Three different methods were used to estimate the Moho depth from observed gravity value, namely (i) empirical relationship between Moho depth and Bouguer anomaly; (ii) spectral analysis of the radial wave number and; (iii) by the gravity inversion method. Power spectrum, a statistical approach, is a widely used technique to determine the depth of geological sources successfully. The empirical linear relations between the Bouguer anomalies and seismically determined crustal thicknesses have been used to compute depths to the Conrad and Moho discontinuities, which are consistent with the average depths obtained from the power spectrum method. The crustal structure was also determined from the inversion of a Bouguer anomaly profile along longitude 39°. Gravity inversion results are consistent with those obtained from the empirical relations and power spectrum methods. We calculated the maximum crustal thickness of 43.8 km in the studied region by using the gravity inversion method, which also showed that crustal thickness increases from north to south.

  • MakaleYalnız künye2009
    Crustal thermal properties of the Central Pontides (Northern Turkey) deduced from spectral analys of magnetic data

    Maden, Nafiz

    Pontidler tektonik olarak Doğu, Batı ve Orta Pontidler olmak üzere üç ana bölgeye ayrılabilir. Bu birimlerin her biri okyanusal, kıtasal ve ada yayı parçalarından oluşan birleşik bir tektonik mozayiği göstermektedir. Doğu ve Batı Pontid tektonostratigrafik birimleri Orta Pontidlerde birleşmekte olup burada yapısal olarak kaynaşmakta ve tektonik bir düğüm oluşturmaktadır. Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Orta Pontidler Tetis Okyanusuna bitişik Avrasya’nın güney kenarına ait parçaların en iyi görüldüğü yerdir. Çalışma alanı ayrıca Sakarya ve Kırşehir kıtalarını da içermektedir. Curie noktası derinliği ve ısı akısı değerlerini belirlemek için kullanılan Manyetik Spektral Analiz yöntemi Orta Pontidlerin termal rejimini tanımlamak için değerlendirilmiştir. Manyetik veri beş alt bölgeye ayrılmış ve her alt bölgenin ortalama Curie derinliğini belirlemek için 2B Fourier dönüşümü yöntemiyle güç spektrumları hesaplanmıştır. Çalışma alanında, Curie noktası derinlik değerleri güneyde 14.8 km’den kuzeyde 21.8 km’ye değişmektedir. Elde edilen değerler inceleme alanının güneyinde yüksek termal gradienti (39.2 °Ckm-1) ve buna karşılık gelen yüksek ısı akısını (94.1 mWm-2) göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan yığışmış okyanusal kabuk malzemesinden oluşan Orta Pontidler düşük termal gradient (26.6 °Ckm-1) ve düşük ısı akısı (63.9 mWm-2) değerlerini göstermektedir. Belirlenen ısı akısı değerlerinin Pontidler gibi ada yaylarına doğru yığışım prizması içinde azaldığını ortaya koymuştur.