Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Aksakal, Vecihi(4)
- Bayram, Bahri(3)
- Özdemir, Memiş(2)
- Akbulut, Omer(1)
- Atil, Hulya(1)
- Aydin, Recep(1)
- Bektaş, Merve(1)
- Bilgin, Ömer C.(1)
- Düzdemir, Oral(1)
- Erdek, Melek(1)
- Güler, Olcay(1)
- Koca, Ilkay(1)
- Kurt, Kemal(1)
- Kurt, Pınar(1)
- Münıroglu, Recep Sürhat(1)
- Odabaş, Halil İbrahim(1)
- Sakin, Mehmet Ali(1)
- Saricaoglu, Furkan Turker(1)
- Sayaslan, Abdulvahit(1)
- Somoğlu, Mustafa Barış(1)
- Sonmez, Zeynep(1)
- Sönmez, Zeynep(1)
- Takma, Çiğdem(1)
- Taşkın, Serdar(1)
- Tekgüler, Belkis(1)
- Tezcan, Efecan(1)
- Topal, Mehmet(1)
- Tüzemen, Naci(1)
- Vural, Alaaddin(1)
- Yanar, Mete(1)
- Yuksel, Ferhat(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Genç atletlerde bağ dokusu ve kas yaralanma riski ile ilgili MCT1 (SLC16A1) geni a/t polimorfizmi ve GDF5 geni t/c polimorfizmine ait genetik profilin belirlenmesi
Münıroglu, Recep Sürhat; Bektaş, Merve
Bu araştırmada, genç atletlerde kas yaralanması ile ilgili MCT1 (SLC16A1) geni A/T polimorfizmi ve bağ doku hasarı ile ilgili GDF5 T/C polimorfizmi çalışılarak bağ doku ve kas yaralanması ile ilgili sporcu grubunda kontrol grubuna göre alel dağılımında bir farklılık bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Deney ve kontrol grubuna ait alel dağılımlarının dengede olup olmadığı Hardy-Weinberg eşitliği kullanılarak test edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılık Chi square Testi ile analiz edilmiştir. Güven aralığı %95 olarak belirlenmiştir (p<0,05). Araştırmanın sonucunda SLC16A1 geni A/T polimorfizmi (rs1049434) açısından kontrol grubu ve sporcular arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. GDF5 geni T/C polimorfizmi (rs143383) açısından sporcular ile kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sporculardaki CC ve TC genotipi kontrol grubunda bulunan bireylerdeki TT genotipinden daha sık görülmüştür. Bu durum sporcuların lehinedir. Araştırma kapsamında çalışılan SLC16A1 ve GDF5 gen polimorfizmleri elit sporcu gruplarında çalışılarak belirlenen genotipler sonucunda antrenörler ve kulüp spor hekimleri bilgilendirilip yaralanmanın engellenmesine yönelik antrenmanlar planlanılması ve olası yaralanma durumunda müdahale için stratejiler geliştirilebilir.
- MakaleAçık Erişim202428S rRNA gen bölgesi kullanılarak iki Phalangium (Opiliones: Phalangiidae) türünün filogenetik ilişkilerinin belirlenmesi
Erdek, Melek; Kurt, Pınar; Kurt, Kemal
Phalangium nalanae Kurt, Erdek & Kurt 2023 ve Phalangium taylani Kurt, Erdek & Kurt 2023 türleri morfolojik verilere dayanarak daha önceden, Türkiye (Hakkâri)’den tanımlanmış ve türlere ait moleküler veriler sunulmamıştır. Bu çalışmada; Phalangium cinsine ait bu türlerin 28S rRNA gen bölgesi dizilenmiş, maksimum olabilirlik (ML) analizi ve Bayesian çıkarım (BI) analizi yapılarak bu türlerin filogenetik ilişkileri ortaya konulmuştur.
- MakaleYalnız künye2023COVİD-19 Sonrası Sınıf Öğretmenlerinin Beden Eğitimi ve Oyun Dersine Yönelik Tutumları ve Problemler Algıları
Tezcan, Efecan; Somoğlu, Mustafa Barış; Taşkın, Serdar
Araştırma, pandemi sonrası katılımcıların “beden eğitimi ve oyun” dersine yönelik tutum ve problem algılarının değişip değişmediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içinde Gümüşhane merkez ve ilçelerinde aktif çalışan sınıf öğretmenleri ile çalışma yürütülmüştür Araştırma grubu kolay örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup, çalışmaya 240 (%57,1 kadın, %42,9 erkek) sınıf öğretmeni katılım sağlamıştır. Kişisel bilgiler ve ölçeklere katılımcıların verdiği cevapların analizinde betimsel istatistik yöntemler (aritmetik ortalama, standart sapma), normal dağılım ölçütleri (basıklık/çarpıklık değerleri), t-testi, ANAVO ve korelasyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersine yönelik tutumlarının yüksek olduğu ve karşılaşılan problemlerin ise ortalamanın altında olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin “beden eğitimi ve oyun dersine yönelik tutumları ve problem algıları” bazı değişkenler açısından farklılık göstermektedir. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin %81,7’sinin beden eğitimi ve oyun dersinin branş öğretmenleri tarafından işlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Korelasyon analizi sonucu ise sınıf öğretmenlerinin beden eğitim dersine yönelik tutumları arttıkça problem algılarının düştüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak; literatürde yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında pandemi sonrası sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersine yönelik tutumlarının arttığı ve problem algılarının azaldığı söylenebilir. Çalışma, COVİD-19 pandemi sonrası sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ve karşılaştıkları problemleri belirlemek açısından önemli bir boşluğu ortaya koymuştur.
- Proje2022Buğday Rüşeyminden Ultrason Destekli Üçlü Faz Ayırma Yöntemi ile Yağ, Protein ve Polisakkaritlerin Eşzamanlı Olarak Ekstraksiyonu
Saricaoglu, Furkan Turker; Koca, Ilkay; Tekgüler, Belkis; Odabaş, Halil İbrahim
Bu çalışmada, bir değirmencilik endüstrisi yan ürünü olan buğday rüşeyminden yağ, protein ve polisakkaritlerin eşzamanlı olarak ekstraksiyonu için ultrason destekli üçlü faz ayırma (UDÜFA) yöntemi kullanılmıştır. Yağ, protein ve polisakkarit verimleri üzerine amonyum sülfat konsantrasyonu, t-bütanol oranı, pH, ekstraksiyon süresi, genlik ve vurgu aralığı değişkenlerinin etkileri tek faktör analizleri ile belirlenmiştir. Tek-faktör analizlerine dayanarak, maksimum seviyede yağ, protein ve polisakkarit ekstraksiyonu için yanıt yüzey yöntemi kullanılarak UDÜFA süreci optimize edilmiştir. Optimum ekstraksiyon koşulları %30 amonyum sülfat konsantrasyonu, 1 t-bütanol oranı, 4.49 pH, 15 dakika ekstraksiyon süresi, 35 °C ekstraksiyon sıcaklığı, % 65.04 genlik ve % 51.11 vurgu aralığı olarak belirlenmiştir. Belirlenen optimum koşullarda tahminlenen yağ, protein ve polisakkarit verimi sırasıyla %8.78, %17.98 ve %1.58 olarak belirlenmiştir. Elde edilen modelin doğrulanması çalışmasında tahminlenen ve deneysel verim değerleri arasında yüksek uyum bulunmuştur. UDÜFA yöntemi, üçlü faz ayırma (ÜFA) ve geleneksel yağ, protein ve polisakkarit ekstraksiyon yöntemleri karşılaştırılmıştır. UDÜFA yönteminin kullanımı ile ÜFA ve geleneksel yöntemlere göre daha yüksek yağ, protein ve polisakkarit verimi elde edilmiştir. UDÜFA, ÜFA ve geleneksel yöntemlerle elde edilen yağ, protein ve polisakkaritlerin fizikokimyasal, yapısal, fonksiyonel ve biyoaktif özellikleri karşılaştırılmıştır. Genel olarak UDÜFA, ÜFA ve geleneksel hekzan ekstraksiyonu ile elde edilen yağların fizikokimyasal özellikleri benzerdir. Yağların biyoaktif özellikleri UA-TPP ve TPP yönteminde geleneksel hekzan ekstraksiyonu yöntemine göre daha iyidir. UDÜFA ve ÜFA yöntemleri ile elde edilen proteinlerin fonksiyonel özellikleri, geleneksel alkali ortamda çözündürme/izoelektrik noktada çöktürme yöntemi ile elde edilen proteinden daha iyidir. UDÜFA ve ÜFA yöntemleri ile elde edilen polisakkaritlerin biyoaktif özellikleri (antioksidan aktivite, glukoz absorbsiyonu kapasitesi ve safra asidi bağlama kapasitesi) geleneksel sıcak su ekstraksiyonuna göre daha iyidir. Sonuçlar UDÜFA ve ÜFA yöntemlerinin buğday rüşeyminden yağ, protein ve polisakkaritlerin tek aşamalı ekstraksiyonu için etkili yöntemler olduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2018Relationships between GH/AluI Polymorphism and Some Performance Traits in Holstein Cows
Aksakal, Vecihi; Sönmez, Zeynep; Bayram, Bahri; Özdemir, Memiş
The aim of this study is to determine the genotype and allelic frequencies of Growth Hormone (GH) gene, to present the genetic variation, and to research the relationships between the GH genotypes and some milk production traits of 115 organically grown Holstein cows. It was seen that GH gene LL, LV ve VV genotype frequencies is 0.41, 0.49, ve 0.10 respectively, and is stable according to Hardy-Weinberg equilibrium genetic balance test in the cattle population. Moreover, Lactation milk yield averages were found to be 7136 kg, 7470 kg and 8017 kg for the LL, LV and VV genotypes, respectively. There was no statistically significant relationship between the actual lactation milk yield, 305d milk yield, peak daily yield, lactation length averages of different genotypes. In the study, GH/AluI polymorphism was found to be insufficient for improvement of the milk yield traits alone
- MakaleYalnız künye2017Effect of Growth Hormone Genetic Polymorphism on Calf Birth Weight
Sonmez, Zeynep; Aksakal, Vecihi; Özdemir, Memiş
The aim of study were to present relationships between birth weight of 94 Holstein calves with genotype structures of each sample’s Growth Hormone (GH) determined through PCR-RFLP method and to detect the population’s genetic variation by determining the genotype and allel frequency distribution. In the study, according to the analysis result, it was determined that Growth Hormone gene LL genotype was 41.9 kg, LL was 40.8 kg, and VV was 42.2 kg for the birth weight. A significant relationship between birth weight with GH genotypes could not be found. It was seen that the calf population is not stable according to Hardy-Weinberg genetic balance test.
- MakaleYalnız künye2016Siyah Alaca İneklerde Güç ve Ölü Doğumun Takip Eden Laktasyon Performansına Etkisi
Topal, Mehmet; Aksakal, Vecihi; Bayram, Bahri
Bu çalışmada, Siyah Alaca ineklerde güç ve ölü doğumun takip eden laktasyon performansına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde faaliyet gösteren özel bir sığırı işletmesinde 2005-2006 yılları arasında doğum yapan 326 Siyah Alaca ineğin 591 doğum ve süt verim kayıtları kullanılmıştır. Çalışmada, ölü doğum ve güç doğumla birlikte, buzağılama yılı ve mevsimi, doğum sırası ve doğum tipi gibi değişkenlerin 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısına etkisi de araştırılmıştır. Siyah Alaca sığırlarda güç doğum ve ölü doğum ortalaması sırasıyla, %8.7 ve %9.1 olmuştur. Güç doğum yapan ineklerin 305 günlük süt verimi (608.6 kg) ve sağılan gün sayısı (23.1 gün) normal doğum yapanlara göre önemli oranda daha düşüktür (P<0.01). Ölü doğum gerçekleştiren ineklerin, sağ doğum gerçekleştirenlere göre 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısı sırasıyla 925.7 kg ve 26.5 gün daha azdır (P<0.01). Sonuç olarak, süt ve buzağı kayıpları başta olmak üzere önemli ekonomik kayıplara neden olan güç ve ölü doğum, aynı zamanda hayvan refahı bakımından bazı sorunlar teşkil etmektedir. İyi bir sürü yönetimi ile bu etkiler azaltılabilir.
- MakaleYalnız künye2014Toprak ve akasya ağacı sürgünlerindeki ız / ağır metal dağılımı, Gümüşhane - Türkiye
Vural, Alaaddin
Bu çalışmada Gümüşhane şehir merkezinden geçen karayolu kenarındaki topraklarda ve bu topraklarda yetişmiş akasya (Robinia pseudoacacia L.) ağaçlarının 1-2 yıllık sürgünlerinde ağır metal/iz element birikimleri araştırılmıştır. Topraklardaki ağır metal içerikleri Zenginleşme Faktörü (EF) ve Jeobirikim indeksi (Igeo) parametreleri kullanılarak, bitkilerdeki ağır metal içerikleri ise Biyo Birikim Faktörü (BAF) ile incelenmiştir. Igeo verilerine göre toprağın Cr, Co, Cu, Rb, Sr bakımından kirlenmemiş, V, Ni, ve Zn bakımından kirlenmemiş-orta kirlilikte olduğu, As bakımından orta aşırıca-aşırı kirli, Pb bakımından ise orta-aşırı derecede kirlenmiş olduğu görülmüştür. EF parametrelerine göre ise Cr, Co, Sr ve Baca yok-az derecesinde zenginleştiği, Ni ve Cuca yok-orta derecede, Zn açısından az-aşırı, Asce aşırı-çok aşırı ve Pbca ise az-çok çok aşırı zenginleştiği gözlenmektedir. Akasya sürgünlerinin iz/ağır element içeriklerinin genel olarak akasya için normal değerler içinde olmakla birlikte, Cu, Fe, Mo, Ni, Sr ve Zn konsantrasyonlarının bazı örnek noktalarında normal değerlerin üst sınırlarının üstünde ve/veya bu değerleri aşmış olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2012Çoklu doğrusal regresyon ve yapay sinir ağı modellerinin laktasyon süt verimlerine uyum yeteneklerinin karşılaştırılması
Takma, Çiğdem; Aksakal, Vecihi; Atil, Hulya
Bu çalışmada Siyah Alaca ineklerin laktasyon süt verimleri üzerine laktasyon süresi (LS), buzağılama yılı (BY) ve servis periyodunun (SP) etkisi çoklu regresyon ve yapay sinir ağı (YSA) ile modellenmiş ve modellerin uyum yetenekleri karşılaştırılmıştır. Analizler 2006, 2007 ve 2008 tarihlerinde buzağılayan toplam 305 adet Siyah Alaca ineğin ilk beş laktasyonuna ait süt verimleri üzerinde uygulanmıştır. Yapay sinir ağları modelinde tekrarlanan denemeler sonucunda seçilen mimariye göre, gizli katman sayısı bir ve bu katmandaki gizli düğüm sayısı üç olarak alınmıştır. Ayrıca yakınsama kriteri 1.10-6, maksimum iterasyon sayısı 50 ve algoritmanın sonlanması her bir çalıştırma için 20 devir (epoch) alınmıştır. Yapay sinir ağları ile çoklu regresyon modelinin iyi uyumunun karşılaştırılmasında düzeltilmiş belirleme katsayısı (R2) , hata kareler ortalamasının karekökü (Root Mean Square Error-RMSE), ortalama mutlak sapma (Mean Absolute Deviation-MAD) ve ortalama mutlak yüzde hata (Mean Absolute Percentage Error-MAPE) performans kriterleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda yapay sinir ağları modeli ile ilk beş laktasyona ait R2 değerleri 0.62-0.85 arasında, RMSE değerleri 480.9-1682.8 arasında, MAD değerleri 325.2-1381.7 ve MAPE değerleri 6.1-20.2 arasında değişim göstermiştir. Çoklu doğrusal regresyonda ise bu değerler sırası ile R2 için 0.30 ile 0.75 arasında, RMSE için 1964.8-3008.7 arasında, MAD değeri 1576.6-2458.3 arasında ve MAPE değeri 24.7-35.6 arasında bulunmuştur. Söz konusu kriterlere göre bu modeller karşılaştırıldığında, bu çalışmada kullanılan süt verimlerinin tahminlenmesinde yapay sinir ağı modelinin çoklu doğrusal regresyon modelinden daha iyi uyum sağladığı gözlenmiştir. Dolayısıyla, yapay sinir ağlarının regresyon analizine alternatif bir metod olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleYalnız künye2011Stability properties of certain durum wheat genotypes for major quality characteristics
Sayaslan, Abdulvahit; Düzdemir, Oral; Yuksel, Ferhat; Sakin, Mehmet Ali
Türkiye kaliteli makarnalık buğday üretimi yapılabilecek uygun ekolojik bölgelere sahip bir ülkedir. Ancak, ülkede makarnalık buğdayda verim ve kaliteyi artırmanın gerekliliği söz konusudur. Bu çalışmada, 3 farklı lokasyonda (Tokat-Kazova, Diyarbakır, Sivas-Ulaş) 2 yıl (2005-2006, 2006-2007) süreyle yetiştirilen 25 makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) genotipinin temel kalite kriterleriyle ilgili stabilite özellikleri incelenmiştir. Makarnalık buğday genotipleri 12 tane tescilli ve 13 tane ileri hattan oluşmuştur. Tarla denemeleri tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekerrürlü yürütülmüştür. Temel kalite özellikleri olarak makarnalık buğdayların protein içeriği, gluten indeksi, sedimentasyon ve spesifi k sedimentasyon hacimleri, sarı renkli pigment içeriği ve lipoksijenaz aktivitesi belirlenmiştir. Stabilite parametreleri olarak regresyon katsayısı (bi) ile regresyondan sapma kareler ortalaması (S2 d) kullanılmıştır. İncelenen tüm özellikler bakımından genotip, çevre ve genotipxçevre interaksiyonları önemli (P < 0.01) bulunmuştur. Tüm kalite özellikleri bakımından stabil bir genotip bulunamamış, bazı kalite özellikleri bakımından birkaç genotip ön plana çıkmıştır. Benzer kökenli bazı genotipler kluster analizine göre belirlenen aynı kümeler içerisinde yer almışlardır. Islah hatları arasında, Hat - 1, Hat - 7, Hat - 20 ve Gdem - 12 hatları genel ortalamanın üstünde iyi kalite özellikleri göstermeleri nedeniyle ıslah materyalleri olarak kullanılabilirler. Tescilli çeşitler arasında Aydın - 93, Çeşit - 1252 ve Gidara’nın her iki parametreye göre belli kalite özelliklerinde stabil oldukları belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2008Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Çiftliğinde yetiştirilen siyah alaca sığırlarda akrabalı yetiştirme düzeyi ile bunun bazı üreme ve süt verim özellikleri üzerine etkileri
Bilgin, Ömer C.; Yanar, Mete; Tüzemen, Naci; Güler, Olcay; Aydin, Recep; Akbulut, Omer; Bayram, Bahri
Bu çalışmada, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Çiftliğinde 1989-2002 yılları arasında yetiştirilen Siyah Alaca sığırlarda akrabalı yetiştirme katsayıları hesaplanmış ve yıllar itibarıyla akrabalı yetiştirme düzeyindeki değişimler incelenmiştir. Ayrıca akrabalı yetiştirme düzeyinin doğum ağırlığı ve ilkine buzağılama yaşı gibi üreme özellikleri ve süt verim özellikleri üzerine etkileri de araştırılmıştır. İncelenen dönemde, doğan Siyah Alaca sığırların ortalama akrabalı yetiştirme katsayısı % 1.35 ± 0.45 olarak saptanmıştır. Yıllara göre akrabalı yetiştirme düzeyi dalgalanmalar göstermiştir. 1995 hariç, 1989–1996 yılları arasında akrabalı yetiştirme söz konusu değildir. Son yıllarda ise, akrabalı yetiştirme katsayısında bir artış saptanmıştır. Akrabalı yetiştirme düzeyinin doğum ağırlığını önemli (P<0.01) seviyede etkilediği saptanmıştır. Akrabalı yetiştirme katsayısındaki her % 1’lik artışa karşılık, doğum ağırlığında 0.264 ± 0.006 kg’lık azalma olmuştur. Akrabalı yetiştirilen Siyah Alaca sığırların ilk laktasyon 305 gün süt (P<0.01), günlük süt (P<0.01) ve laktasyon yağ verimi (P<0.05), akrabalı yetiştirilmeyenlere göre önemli derecede düşük belirlenmiştir. Bununla birlikte, ilkine buzağılama yaşı, % süt yağı oranı ve laktasyon süresi gibi diğer özellikler akrabalı yetiştirmeden etkilenmemiştir.


