Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Türkkan, Tuğba(3)
- Arslan, Adem(2)
- Odaci, Hatice(2)
- Çalışır, Gülsüm(2)
- (Alieva), Vildane Özkan(1)
- Aksoy, Bahar(1)
- Arar, İbrahim(1)
- Balcı, Elçin(1)
- Barut, Yaşar(1)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(1)
- Bektaş, Ahmet(1)
- Bilgin, Özkan(1)
- Büyükbodur, Ayşin Çetinkaya(1)
- Cırık, Vildan Apaydın(1)
- Danış, M. Zafer(1)
- Değer, Vasfiye Bayram(1)
- Dikici, Erkan(1)
- Dinç, Artum(1)
- Doğan, Neva(1)
- Erdem, Ahmet(1)
- Gönan, Yavuz(1)
- Gül, Uğur(1)
- Günay, Ayşe Rüveyde(1)
- Güngör, Sunay(1)
- Karaman, Esra Dudu(1)
- Kenek, Gökhan(1)
- Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı(1)
- Maraşlıoğlu, Şerife Ericek(1)
- Rasulov, Afgan(1)
- Saruhan, Yeşim(1)
- Seyhan, Burak(1)
- Solmaz, Fatih(1)
- Sülü, Ceylan(1)
- Sımsek, Tugçe(1)
- Ulutaşdemir, Nilgün(1)
- Uncu, Gonca(1)
- Uzun, Sevda(1)
- Uğur, Saruhan(1)
- Yilmaz, Adem(1)
- Yücel, Ibrahım(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim
Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet
Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Islamic Family Law in Liquid Publicity: Production of Rights Discourse via the Press within the Ottoman Law of Family Rights
Gönan, Yavuz
This study interrogates the transformations within Ottoman Islamic family law in the post-Tanzimat era, specifically focusing on the intersection of the Second Constitutional Period’s accelerated public sphere, the proliferation of print culture, and the normative contestations surrounding the 1917 Ottoman Law of Family Rights (Hukûk-ı Âile Kararnâmesi). Rather than conceptualizing family law reform as a purely technical exercise in codification, this article foregrounds the socio-legal dynamics that established family law as a critical site for negotiating legitimacy, methodology, and the public circulation or norms. The primary objectives is to shift the analytical focus away from discrete institutional outcomes -such as marriage, divorce, and poligyny- toward the more foundational question of how normative authority was produced, articulated, and stabilized amidst shifting administrative and discursive landscapes. Beginnin with the Tanzimat reforms, administrative modernization consolidated practices of registration, documentation, and surveillance, effectively rendering domestic relations legible to state institutions. This process of legibility did more than streamline governance; it repositioned family law as a domain inextricably linked to public order and state capacity. By the Second Constitutional Period, the instutituonalization of the press and the rise of women’s periodicals catalyzed the circulation of a rights- based vocabulary. Within this context, “rights” functioned not merely as a formal legal category but as a pervasive public idiom for claim-making, exerting unprecedented pressure on the legitimacy of inherited normative frameworks. The study contends that these pressure crystallized into two competing “thesis- antithesis” clusters: The Reformist Thesis: Mobilized concepts of justice, reform, and independent reasoning to advocate for interpretive adaptation and state-led regulatory intervention. The Traditional Antithesis: Emphasized order, continuity, and the preservation of juristic stability, rooted in an uṣūl - based discipline and evidentiary hierarchy. Crucially, the central conflict was often less about sprecific legal rulings and more about the meta-question of authority: who possessed the legitimate power to delimit the sphere of permissibility, and through which methodological framework could this authority be exercised? Zygmunt Bauman’s concept of liquid modernity is utilized here as an analytical lens -rather than a chronological label- to illuminate how accelerated norm-circulation and the pluralization of authority claims generated a climate of heightened uncertainty.
- MakaleAçık Erişim2025Family Functions, Sense of Family Cohesion and Self-Esteem in Married Individuals Gümüşhane Case in Türkiye
Güngör, Sunay
Family is a very important institution. Self-Esteem of married individuals is an important issue for the continuation of their marriage therefore this study examines the relationship between family functions, sense of family cohesion, and self-esteem among married individuals in Gümüşhane, Turkey. A sample of 532 participants completed paper surveys, providing data on family functions using the Family Functions Scale (FFS), sense of cohesion within the family using the Family Sense of Coherence Scale, abbreviated (FSOC-S), and self-esteem using the Two-Dimensional Self-Esteem Scale. Descriptive statistics, Pearson’s correlation tests, and Structural Equation Modeling (SEM) was used for data analysis. Results indicate significant direct effects of family functions on both sense of family cohesion (β=1.648, p<0.001) and self-esteem (β=0.682, p<0.001), highlighting the influential role of family dynamics on these variables. Additionally, a significant relationship between sense of family cohesion and self-esteem (β=0.193, p<0.001) underscores importance of family cohesion in shaping individual self-esteem. These findings contribute to understanding the complex interrelations among family functioning, cohesion, and psychological well-being in married individuals.
- MakaleAçık Erişim2025Intra-family communication in the internet age: a study on influencers and digital polarization
Çalışır, Gülsüm; Rasulov, Afgan
This article examines the impact of digital technology on intra-family communication, with a special focus on the role of influencers and the resulting digital polarization within families. Through semi-structured interviews conducted with 22 social media influencers-who possess high digital awareness-and a comprehensive review of the relevant literature, the study explores how excessive and, in some cases, unregulated social media use can weaken face-to-face interactions, increase feelings of isolation, and foster generational value discrepancies. The findings reveal that while social media tends to negatively affect family bonds by reducing direct communication and parental supervision, conscious and well-regulated usage may mitigate these adverse effects and even strengthen family ties. The study underscores the importance of digital literacy and parental guidance in ensuring that the potential benefits of digital media are harnessed while its risks are minimized.
- MakaleAçık Erişim2025The Symbolic Child: A Cultural Sociological Analysis of the Changing Role of the Child in the Family
(Alieva), Vildane Özkan
Drawing on the realization that classical family sociology often treats children as passive dependents—rendering them analytically invisible—this study examines the transformation of the concept of the “symbolic child,” a culturally constructed image of the child’s role and meaning in family life, from agrarian societies to the digital age. This research aims to re-center the symbolic child as a key analytical figure in family sociology and considers how historical and cultural shifts in the symbolic meaning of childhood have redefined the role and meaning of the family institution. The analysis acknowledges that conceptions of childhood are not monolithic; it notes variations by gender, class, and historical-cultural context, bringing an intersectional nuance to the findings. Methodologically, using a qualitative, interpretive, and historical-comparative analysis grounded in cultural sociology, the study traces and compares changes in the symbolic status of children across successive periods. The key findings reveal a profound transformation in the role of children: from economic agencies and labor contributors in agrarian households, children became emotional focal points in industrial-era families, and in today’s media-saturated society they have become precociously adultified participants. Overall, the findings suggest that to understand the family as a cultural institution, the evolving symbolic child must be placed at the center of sociological analysis.
- MakaleAçık Erişim2025Economic Crises, Social Protection Policies and the Transformation of Family Structures in the European Union: Panel Data Analysis
Seyhan, Burak
This study investigates the impact of economic crises on the transformation of family structures in European Union (EU) countries through a panel data analysis approach. The divorce rate is used as the dependent variable, while the unemployment rate, real GDP per capita, and social protection expenditures are treated as independent variables. The analysis is based on a balanced panel dataset covering 27 EU member states over the period 1995 to 2022. The study applies several econometric tests including cross-sectional dependence, slope homogeneity, panel unit root, panel cointegration, and long-run estimations (FMOLS, DOLS, OLS). Additionally, panel Granger causality tests are conducted to examine the directionality of relationships between variables. Empirical findings suggest that an increase in unemployment significantly raises divorce rates, while higher social protection spending reduces them. Real GDP per capita is also found to have a statistically significant and positive effect on divorce. The causality results reveal both bidirectional and unidirectional relationships across variables. These outcomes imply that economic instability tends to weaken family cohesion, whereas well-designed social welfare policies act as a stabilizing force. Accordingly, the study emphasizes the critical importance of strengthening social protection systems and adopting employment-centered macroeconomic strategies to ensure the sustainability of family structures within the EU.
- MakaleAçık Erişim2025Kültürel sosyoloji perspektifinde aile kurumu ve ombudsmanlık ile ilişkisi
Dinç, Artum
Aile kurumu, tarihsel süreç içinde farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda değişim göstermiş, modern dönemde ise yeni yönetişim mekanizmalarının etkisi altına girmiştir. Bu makalede aile, kültürel sosyoloji yaklaşımıyla kuramsal olarak incelenmekte; felsefi temelleri ve sosyolojik yaklaşımlar (Bourdieu, Giddens, Elias) çerçevesinde tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Araştırmanın temel sorunsalı, modern devlet mekanizmalarından biri olan ombudsmanlık kurumunun aile kurumu üzerindeki rolünü ve etkisini anlamaktır. Yöntem olarak belge analizi, kuramsal yorumlama ve karşılaştırmalı analiz tekniklerine dayalı nitel model kullanıldı. Aile kurumunun kısa tarihçesi sunularak, geleneksel geniş aile yapılarından modern çekirdek ailelere geçiş küresel perspektifle tartışıldı. Modern yönetişim mekanizmaları bağlamında, özellikle ombudsmanlık kurumu ile aile arasındaki ilişki incelendi. Ombudsmanlığın aile ile ilgili sorumluluğunun anlamı ve işlevleri tartışılarak farklı ülkelerde ombudsmanlığın aile ilişkilerine etkisi karşılaştırmalı örneklerle açıklandı. Özellikle ombudsmanın aile içi hak ihlallerini önlemedeki rolü, çocuk ve kadın haklarının korunmasına katkısı ve aile yapısını şekillendirmesi değerlendirildi. Aile, kültürel olarak sürekli dönüşen bir yapıdır ve ombudsmanlık gibi modern mekanizmalar bu dönüşümün bir parçası olarak aileye hem normatif hem pratik düzeyde etki etmektedir; bu da aile içi hak arama kültürünü geliştirir. Sonuç olarak, kültürel sosyolojik kuramsal çerçeveyle desteklenen analiz, aile kurumunun kültürel olarak inşa edilmiş dinamik bir yapı olduğunu ve modern devlet mekanizmalarıyla (ör. ombudsmanlık) etkileşim halinde sürekli dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, aile politikalarının geliştirilmesinde ombudsmanlık mekanizmasının önemli bir denge unsuru olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025The Interactive Roles of Frustrations and Religious Attitudes on Aggression
Maraşlıoğlu, Şerife Ericek
Recent data from the Turkish Statistical Institute (TÜİK) reveal a worrisome escalation in aggression rates among young individuals, including incidents of injury, criminal involvement, and criminal activity. In this context, the basic objective of the present study is to examine the moderating effect of religious attitudes on the relationship between frustration and aggressive behavior. The study data were collected through an online cross-sectional survey conducted with 729 participants (523 female, 206 male) randomly selected between the ages of 18 and 25. To collect the data, the Aggression Scale, the Religious Attitude Scale, and the Basic Psychological Need Satisfaction and Frustration Scale were used. The results showed that frustration was positively related to physical aggression, hostility, anger, and verbal aggression. In contrast, religious attitudes were negatively related to physical aggression, hostility, anger, verbal aggression, and frustration. Additionally, religious attitudes played a moderating role in the relationship between frustration and physical aggression and hostility. However, the findings indicated that religious attitude failed to reduce the effect of frustration on anger and verbal aggression. The results of the study indicate that religious attitudes significantly influence the impact of frustrations on tendencies toward anger and verbal aggression. These findings reveal a complex relationship between frustration and aggression, which depends on the degree of religious inclination. In light of these findings, it is recommended that guidance programs based on religious values be developed—within the framework of the existing literature—to help reduce aggression levels among individuals experiencing need frustration.
- MakaleYalnız künye2025Workaholism and Work-Family Conflict: The Role of Gender
Kenek, Gökhan; Sımsek, Tugçe
This study aims to examine the impact of workaholism on work-family conflict and whether employees’ gender moderates this relationship. The research was conducted with 401 academicians from all public universities (8 in total) in Ankara, selected through a snowball sampling method. Data were analyzed using MPLUS 7 and SPSS 26 statistical software. The findings revealed that workaholism has a significant positive effect on work-family conflict; however, gender did not moderate the relationship between the two variables. Additionally, the results indicated that attitudes toward both workaholism and work-family conflict differ significantly by gender, with women academics reporting higher levels than their male counterparts. These findings suggest that although female academics report higher levels of both workaholism and work-family conflict, gender does not alter the strength of the association between the two, indicating that workaholism contributes to work-family conflict in a similar way across genders.
- MakaleAçık Erişim2025Evaluation of Adolescents’ Perceptions of Family in Child Sexual Abuse Cases Reported to Forensic Authorities: A Qualitative Study
Uzun, Sevda; Bayrak, Nurten Gülsüm
Objective: This study aimed to evaluate the family perceptions of adolescents in cases of child sexual abuse reported to judicial authorities. Material and Methods: In this qualitative investigation, semi-structured, in-depth interviews were conducted with 15 children who were exposed to qualified sexual abuse and lived in a northern Turkish city. The criterion sampling method, a purposive sampling technique, was used to select study participants. Interviews were carried out until data saturation was achieved. All interviews were meticulously recorded and subsequently transcribed verbatim. Thematic analysis was employed to interpret the data. The Consolidated Criteria for Reporting Qualitative Research checklist guidelines were adhered to throughout the study. Results: In the analysis of the data, three overarching categories (reflections on family relationships, sexual abuse and relationships with family, and situations in the family that are desired to change or improve) and eight sub-themes (mother, father, siblings, directly or indirectly, cognitive dimension, emotional dimension and behavioral dimension) were obtained. Conclusion: In this study, it was found that the outcomes related to family dynamics of adolescents who were victims of sexual abuse are very important for healthy mental development. In this context, early detection of negativities related to family dynamics and identification of risky families are very important.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım
Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2024Boşanma Sürecindeki Bireylere Dair Tanımlayıcı Bir Araştırma
Barut, Yaşar; Bilgin, Özkan
Boşanma genellikle nedenleri ve sonuçlarıyla ele alınan, birey ve çocuk üzerindeki etkileri araştırılan bir konudur. Boşanmayı bir süreç olarak ele alan bu araştırmada; boşanma sürecindeki bireylerin sosyo-demografik özellikleri, boşanmaya neden olan faktörler, boşanma sürecindeki bireylerin şimdiki durumları ve geleceğe dair düşünceleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma genel tarama modelleri arasında yer alan tekil tarama modelli bir araştırmadır. Trabzon 1. Aile Mahkemesi’nde gerçekleştirilen araştırmaya 152 birey katılmıştır. Araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve frekans dağılımları yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların en sık belirttiği boşanma nedenlerinin eşinin ailesinin tutum ve davranışları (%42,8), geçimsizlikanlaşamama (%42,7), aldatma (%34,8) ve şiddet (%34,2) olduğu bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların %82,2’sinin evlilik yaşamında eşinden şiddet gördüğü bulunmuştur. Boşanma sürecinin ardından katılımcıların gelecekte karşılaşabilecekleri sorunlar arasında en sık belirtilen konuların; ekonomik sorunlar (%37,5), çocuklarla kişisel ilişki kurmada yaşanacak sorunlar (%23), bireysel düzeyde yaşanacak duygusal ve psikolojik sorunlar (%20,3) ve sosyal/toplumsal alanda damgalanma gibi yaşanacak sorunlar olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda boşanma sürecinde sunulacak profesyonel desteğin önemi vurgulanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Toplumsal cinsiyet rollerini tersinden anlamlandırmak: Babalık ve erkeklik rolünün reklamlar üzerinden analizi
Doğan, Neva; Karaman, Esra Dudu
Toplumsal cinsiyet çalışmalarının yalnızca kadınlara odaklanması, erkeklik kavramının toplumun tüm unsurları tarafından (medya, aile, okul vb.) biçimlendirilen, inşa edilen ve yeniden üretilen bir alanda olduğu gerçeğini çoğunlukla gizlemektedir. Oysaki modernist söylem içerisinde anlamın zıtlıklar içinde kurulduğu düşünüldüğünde erkekliğin ne olduğunun kadınların ne olmadığı üzerinden belirlendiği söylenebilir. Bu nedenle kadınlık rolleri tanımlanırken erkekliğe ilişkin de örtük tanımlamalar yapılmaktadır. Toplumsal anlamın inşa edilmesinde başat bir öneme sahip olan medya metinleri de toplumsal anlamı inşa ederken erkeklik kavramına sıkça başvurmaktadır. Bu çalışmada erkeklik ve erkekliğin tanımlanmasında temel bir role sahip olan babalık kavramı, içinde baba ve koca rolünün olduğu reklamlar temel alınarak medya metinlerinde bu figürlerin aile içi rolü, işlenen mesajın etkinliğine ilişkin teknik veriler ve babalık kimliğinin öne çıkarıldığı ürün türü bağlamında ortaya konulmaktadır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2İncele - MakaleAçık Erişim2023Domestic Violence During Pregnancy and Affecting Factors
Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, Elçin; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram
Introduction: Domestic violence during pregnancy is a major public health problem in all countries. The aim of this study is to investigate domestic violence and factors affecting pregnancy. Method: This cross-sectional descriptive study included 747 pregnant women who presented to an outpatient clinic at a maternity hospital in a city in southeastern Türkiye between December 15, 2014 and January 15, 2015. To collect the data, the researchers developed a 25-item questionnaire based on the literature. In the statistical analysis, percentages, means, standard deviations, and chi-square analysis were used, and a value of p<0.05 was considered significant. Results: The mean age of the participants was 26.43±5.4. Of these participants, 7.2% of them reported being physically, emotionally, financially, or sexually abused by their spouse during their marriage, and 2.8% reported being exposed to violence during their current pregnancy. It was found that there was a strong relationship between violence during pregnancy and at the time when the woman wanted to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family. To stop violence, families should get training, counseling, family therapy, and help to learn communication. Conclusion: Violence during pregnancy can be caused by a number of factors, such as being exposed to violence during pregnancy, not wanting to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family.
- MakaleAçık Erişim2023Geleneksel televizyon yayıncılığında ‘çocuk birey’ inşası: dram türü dizilerde çocuk karakterler
Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı; Yilmaz, Adem
Geleneksel televizyon yayıncılığı bağlamında incelendiğinde, Türkiye’de en çok izlenilen program türleri arasında televizyon dizilerinin olduğu görülmektedir. Medya-çocuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde ise televizyon dizilerinin problemli varlığı dikkat çekmektedir. Özellikle dram türü dizilerde sürekli belirli niteliklerle izleyici karşısına çıkarılan çocuk karakterler birer ajitasyon kaynağı olarak kullanılmaya devam etmekte, ana ve yan karakter rolündeki çocuk özne, zorlu ve meşakkatli hayat hikayeleri içinde konumlandırılmaktadır. Aynı zamanda dram türü dizilerde yetişkin bir bireymiş gibi belli başlı özelliklerle sürekli aynı biçimde inşa edilen çocuk kimliği ‘acı’nın odağında kurgulanmaktadır. Kâr amaçlı politikalar ekseninde yayıncılık sürdüren özel televizyon kanallarında ise bu kurgunun varlığı dikkat çekici düzeydedir. Bu çalışmanın temel amacı, dram türü televizyon dizilerinde duygusal sömürü haline getirilen çocuk karakterlerin ‘birey’ olarak yer alış biçiminin sorunlu doğasını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, dram türü yerli dizilere odaklanmakta, en çok takip edilen televizyon kanalları özelinde çocuk karakterlerin yer alış biçimini sorgulamaktadır. Çalışmada 2019 yılında en çok izlenilen televizyon kanalları Atv, Fox Tv, Kanal D, Show Tv, Star Tv ve TRT 1’de haftalık yayınlanan ve çocuk karakterlerin yer aldığı dram türü diziler örneklem olarak seçilmiştir. Bu kanallarda 1990 sonrası dönemde yayınlanan 156 dram türü dizinin ilk üç bölümü niteliksel içerik analizi yoluyla incelenmiş, ana ve yan karakterlerde rol alan 365 çocuk karakter tespit edilmiştir. İnceleme sonucu elde edilen verilerde dram türü dizilerde ‘sorunlu bir çocuk birey’ algısının oluşturulduğu ve çocuk karakterlerin duygusal anlamda kullanılarak pazara sunulan bir nesne haline getirildiği bulgulanmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Söylemek Mi Gizlemek Mi? Çocuk Mağdurların Cinsel İstismarı Açıklamalarını Etkileyen Faktörler
Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice
Çocuklukta cinsel istismar, büyük bir topluluk endişesi konusu olan ve birçok yasal ve profesyonel girişimin odağı haline gelen karmaşık bir yaşam deneyimidir. Küresel bir halk sağlığı sorunu olan çocuk cinsel istismarının, ruh sağlığı ve psikososyal işleyiş üzerinde olumsuz ve uzun süreli etkileri olduğu ve bu istismar türüne maruz kalanların yaşamları için travmatik sonuçları bulunduğu literatürde çeşitli çalışmalarda vurgulanmaktadır. Bu nedenle çocuğun maruz kaldığı istismarı açıklaması; koruma ve adalet sisteminin çocuk koruma prosedürlerini uygulamasını sağlamak ve terapötik müdahaleyi başlatmak üzere kritik bir rol oynamaktadır. Ancak çocuklar ve gençler maruz kaldıkları cinsel istismarı çoğunlukla gizlemeyi tercih eder, bu da istismarın devam etmesine neden olur ve çocuğun destek sistemlerine erişimini engeller. Bu sebeple açıklamanın önündeki engellerin ve kolaylaştırıcıların ayrıntılı bir şekilde anlaşılması, alanda çalışan profesyoneller ve araştırmacılar için büyük önem taşımaktadır. Bu literatür incelemesi çocukların cinsel istismarı ifşa etmesine yönelik bilgilere, kuramsal yaklaşımlara ve araştırma bulgularına odaklanmaktadır. Ayrıca çalışmada alanda çalışan uzmanlar ve araştırmacılar için pratik çıkarımlar ve öneriler sunulmaktadır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3İncele - MakaleYalnız künye2022Değer Odaklı Aile Eğitimine Yönelik Özel Eğitimde Görev Yapan Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi
Uğur, Saruhan; Saruhan, Yeşim; Arslan, Adem
U araştırma değer odaklı aile eğitimine yönelik özel eğitimde çalışan öğretmenlerin görüşlerini incelemek için yapılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında kolay ulaşılabilirlik yöntemi ile ulaşılan ülkemizin farklı illerinde özel eğitim kurumlarında çalışan 82 öğretmen ile yapılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak; özel eğitimde çalışan öğretmenlere göre çocuklar günlük yaşam, değer görme, öz bakım, toplumsal uyum, sevgi, sorumluluk, saygı, kabul, insani değerler, öz güven, empati, güven, azim-çaba, çalışkanlık, sosyal değerler ve hoşgörü değerlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Ailelerin ise bağımsız yaşam, sorumluluk, mutluluk, sevgi, saygı, akademik gelişim, öz bakım, toplumsal uyum, kabul, merhamet, sosyal değerler, evrensel değerlerlerini görmek istediğini düşünmektedirler. Öğretmenler ailelerle; doğrudan iletişim, yüz yüze iletişim, telefon ile iletişim, toplantılarla, okul giriş çıkışlarında, çevrim içi toplantılarla, ev ziyaretleri ile, küçük not kağıtları ile ve samimiyetle iletişim kurduklarını ifade etmektedirler. Özel eğitimde çalışan öğretmenlere göre aileler en çok kabul, psikolojik destek, duygusal destek, öğretim yöntem ve teknikleri, doğru iletişim, öz bakım, davranış eğitimi, sabır eğitimi, engel özellikleri, okul aile iş birliği, cinsel eğitim, bilgilendirme, sorunlarla baş etme, rehberlik, ev etkinlikleri, değerler eğitimi konularında eğitime ihtiyaç duymaktadır. Öğretmenlerin %14,6’sı aile eğitim ya da katılım çalışması yapmadıklarını ifade etmişlerdir. %85,4’ü ise seminerler, bireysel görüşmeler, sınıfa davet, etkinlik paylaşma, aile toplantıları, grup sohbetleri, çevrim içi eğitim ve gezi yaptıklarını ya da planladıklarını ifade etmişlerdir. Özel eğitimde öğretmenler değer odaklı bakış açısı geliştirmelidir. Ayrıca değer odaklı aile eğitimleri düzenlenebilir ya da yaygınlaştırılabilir.
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2022Erzincan Düğün Geleneklerinde Değişim
Dikici, Erkan; Şener, Betül
Toplumun en temel yapı taşı olarak aile kurumu, her toplumda karşımıza çıkan başlıca sosyal kurumlardan birisidir. Ailenin oluşumu için bir takım gereklilikler bulunmaktadır. Evlilik, söz konusu gerekliliklerin başında yer almaktadır. Evlilik aracılığıyla ailenin oluşumu sürecinde bir geçiş dönemi olarak düğünler yapılmaktadır. Birçok toplum için bu geçiş dönemi, bir takım sosyal ve kültürel özellikleri beraberinde getirmiştir. Düğün törenleri, her toplumda farklı şekillerde uygulansa da, sosyal ve kültürel yapıya özgü durumlar ortaya çıkarmıştır. Fakat sosyal ve kültürel dinamik yapısından dolayı bir takım değişimler de yaşanmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren Türk toplum yapısında düğün törenlerinin zamanla değişim gösterdiği, yeni kültürel motiflerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bu çalışma düğün törenlerinde yaşanan değişime dikkat çekmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Çalışmanın konusu, Erzincan düğünlerinde yaşanan değişimdir. Çalışmada Erzincan düğünlerinin başladığı andan (kız isteme) bitişine (gerdek gecesi) kadar geçen süreçte var olan kültürel özelliklere yer verilmiştir. Daha sonra bu kültürel özelliklerin günümüzde yaşamış olduğu değişim ortaya konmuştur.
AtıfTR Dizin2İncele - Derleme MakaleYalnız künye2022Erken Çocukluk Döneminde Çocuğun Gelişiminin Desteklenmesinde Aile
Arslan, Adem
Yaşamın ilk yıllarında hızlı bir büyüme ve gelişme söz konusudur. Erken çocukluk döneminde çocukların alacakları eğitim, edinecekleri deneyimler yaşamın diğer yıllarını etkilemektedir. Bu çalışmada erken çocukluk döneminde çocuğun desteklenmesinde aile, alan yazın çerçevesinde incelenmiştir. Ebeveynlerin çocuk gelişimi ile ilgili bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çocuğun gelişiminin desteklenmesinde büyük önem taşır. Erken çocukluk döneminde, çocukların sosyal olarak gelişmesine olanak sağlayacak uygun ortamlar oluşturulmalıdır. Ebeveyn tutumları çocuğun ahlak gelişimini etkilemektedir. Çocuğa cinsellikle ilgili edinmesi gereken ilk bilgileri vermek ebeveyn sorumluluğundadır. Fiziksel gelişimin bebeklikten başlayarak desteklenmesi çocukların sonraki dönemlerde sağlıklı beden yapısına sahip olması açısından gereklidir. Zihinsel gelişime katkı sağlayan legolar, hafıza kartları, parçalı oyuncaklar, bilgisayar oyunları, boyama kitapları kullanılabilir. Dil gelişimi için çeşitli kitaplarından, müzik aletlerinden, görüntülü ve sesli araçlardan yararlanılabilir.
AtıfTR Dizin4İncele - MakaleAçık Erişim2022Parents’ and Children’s Knowledge of and Attitudes Towards Child Sexual Abuse: A Cross-Sectional Study
Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar; Gül, Uğur
Objective: This paper investigated parents’ and children’s knowledge of and attitudes towards child sexual abuse and\ridentified potential risk factors. Material and Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted between February\rand June 2021. The sample consisted of parents (n=255) and their\rchildren (n=255) aged 8-11 studying at three primary schools. Data\rwere collected using a Parent and Child Sociodemographic Information Form, the Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents, and the Child Sexual Abuse Information Form. Data were\ranalyzed using SPSS 24 program “number, mean, percent, independent sample t-test and one-way analysis of variance (ANOVA)” tests.\rResults: Parents had a mean Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale for Parents score of 137.66±18.40. There was a significant\rdifference between Child Sexual Abuse Knowledge/Attitude Scale\rfor Parents scores and education (p=0.034), prior knowledge of child\rsexual abuse (p=0.023), and education on sexual abuse to their children (p=0.000). More than half the parents (55.9%) stated that they\rwere scared about giving their children education on sexual abuse because they thought it might confuse them. More than a quarter of the\rchildren (36.9%) reported not knowing appropriate and inappropriate touch. News on child sexual abuse scared (46.6%) or made children feel bad (23.3%). Conclusion: Parents had a below-average\rknowledge of and attitudes towards child sexual abuse. Almost half\rthe children did not know about appropriate and inappropriate touch\rand were afraid of sexual abuse.
AtıfOpenAlex7TR Dizin2İncele






