Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Ait olma ihtiyacı ölçeği’nin türkçe formunun psikometrik özellikleri

    Kavakli, Mehmet; Temel, Ahmet

    Bu çalışmada Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin (AOİÖ) Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin Türkiye örnekleminde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı çalışma yürütülmüştür. Birinci çalışmada ölçeğin faktör yapısı incelenerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Birinci çalışmanın örneklemini 453 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin yakın bir kavram olan genel aidiyet ile teorik olarak ilişkili ancak konsept olarak farklı bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ait olma ihtiyacının görmezden gelinme, kişiliğin duygusal tutarsızlık, uyumluluk boyutları ile pozitif yönde dışadönüklük ile ise negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu tespit edilmiştir. İkinci çalışmada ise ölçeğin birinci çalışmada elde edilen faktör yapısına ilişkin doğrulayıcı faktör analizi yürütülmüştür. İkinci çalışmanın örneklemi ise 347 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin Türkçe formunun ölçeğin orijinal çalışmasına benzer şekilde tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki çalışmadan elde edilen sonuçlar Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin psikometrik özelliklerinin Türkiye popülasyonu için kabul edilebilir olduğunu göstermiştir.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sürdürülebilirlik ve ESG Kapsamında Tedarik Zincirlerinde Özen Yükümlülüğü

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Karmaşık ve dinamik tedarik zincirleri içerisinde insan hakları ve çevreye ilişkin ihlaller sıklıkla görülmektedir. Küresel düzeyde yaşanan çevresel, ekonomik, sosyal ve iklim değişikliği kaynaklı riskler ve sorunlar karşısında şirketler faaliyetlerini çevresel-sosyal-yönetimsel (ESG) bağlamda gerçekleştirmelidir. Tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve etik tedarik zincirlerinin oluşumunda kurumsal hesap verebilirliğin tedarik zincirlerine yansıması iş dünyasına yönelik uluslararası standartlar, rehber ilkeler ya da günümüzde sıklıkla benimsenmeye başlayan özen yükümlülükleri üzerinden gerçekleştirilmektedir. Özen yükümlülükleri bu bağlamda, kurumsal anlamda gönüllü hesap verebilirlikten zorunlu hesap verebilirliğe geçişi de nitelemektedir. Hem Avrupa hem de Avrupa dışı bölgelerde zorunlu insan hakları özen yükümlülüklerinin artarak benimsendiği görülmektedir. Hesap verebilirliğin küresel tedarik zincirlerindeki yansıması olan bu zorunlu özen yükümlülükleri insan haklarının korunması kadar çevresel konuları da kapsar hale gelmiştir. Çalışmada karşılaştırmalı olarak incelenen Alman Tedarik Zinciri Özen Yükümlülüğü Kanunu (LkSG) ve AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifinin gerçekleştirilmesinin temel motivasyonlarına ve bu düzenlemelerin beklenen ekonomik ve ticari etkilerine yer verilmektedir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2025
    The moderating role of general attitude toward artificial intelligence in the effect of job stress on proactive behavior

    Bekar, Fevziye

    The aim of this study is to examine the moderating role of general attitude toward artificial intelligence in the effect of job stress on proactive behavior, based on Affective Events Theory. The sample of the study consisted of healthcare professionals. The data were collected at two different times using a convenience sampling method and a longitudinal research design; data from 205 participants were analyzed using simple linear regression and the PROCESS Macro (Model 1). The results of the analysis showed that general attitude toward artificial intelligence had a moderating role in the relationship between job stress and proactive behavior. This study contributes to the development of Affective Events Theory through an AI-based theoretical perspective. Another original aspect of this study is the use of an artificial intelligence-based analysis approach. In this respect, the study further contributes by comparing the results of traditional analysis methods with those of artificial intelligence-based approaches.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Living like a tree: narratives of slow violence in arundhati roy's the ministry of utmost happiness

    Yalcin, Elif Guvendi

    This article bridges postcolonial studies and ecocriticism to explore the entanglement of environmental degradation and systemic marginalization in Arundhati Roy's The Ministry of Utmost Happiness. Mainly anchored in the theoretical framework of Nixon's concept of "slow violence," this study examines how colonial and neo-colonial ideologies perpetuate ecological exploitation and social inequality. Through characters such as Anjum and Gulabiya, Roy critiques the intersection of environmental injustices, displacement, and socio-political exclusion. Anjum's existence within a graveyard, which is a symbolic site of ecological decay, exemplifies the gradual violence inflicted upon marginalized communities, while the extinction of white-backed vultures symbolizes the ecological ramifications of industrial modernity. Additionally, the Narmada Bachao Andolan and the Bhopal disaster serve as critical case studies of environmental racism, highlighting the disproportionate burdens borne by the Global South in the name of development. By engaging with colonial legacies such as deforestation and industrial expansion, the article underscores how contemporary globalization replicates the exploitative dynamics of imperialism. Roy's narrative strategies amplify the silenced experiences of the dispossessed while critiquing the ethical failures of anthropocentrism and capitalist modernity. The article concludes by emphasizing the role of literature as an activist medium, capable of rendering visible the imperceptible impacts of ecological and social violence. In doing so, it advocates for postcolonial ecocriticism as an essential lens for addressing global environmental and cultural issues.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Pandemi sonrası borsa istanbul sağlık şirketlerinin kümeleme analizi ile finansal değerlendirilmesi

    Şimşek, Ahmet Bahadır; Karaer, Merve

    Covid-19 pandemisi, sağlık sektöründe büyük değişimlere yol açmış ve ekonomik dengeleri derinden etkilemiştir. Bu çalışma ile pandemi sonrası Türkiye sağlık sektöründeki şirketlerin finansal performanslarının analiz edilmesi ve benzer özelliklere sahip şirketlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışmada, 2019 yılının son çeyreğinden 2024 yılının ikinci çeyreğine kadar olan dönemi kapsayan, 12 sağlık şirketinin likidite, kârlılık, borçlanma ve varlık yönetimi gibi finansal göstergeleri incelenmiş ve K-ortalamalar algoritması ile şirketler arasında finansal farklılıklar sınıflandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; pandemi döneminde sağlık sektörü şirketlerinin finansal göstergelerinde heterojen bir yapı sergilediği ve alt sektörler bazında farklılaşma gösterdiği ortaya çıkmıştır. Pandemi sonrası dönemde ise sektör genelinde finansal performansın homojenleştiği ve şirketler arasında istikrarın arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma, pandemi sonrası sektördeki finansal dayanıklılık ve performans farklılıklarını detaylı bir şekilde analiz ederek sektöre dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Son olarak, kriz dönemlerine karşı daha dirençli finansal stratejiler geliştirilmesine yardımcı olacak öngörüler sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma sağlık sektörünün büyümesini desteklemek amacıyla stratejik bir yol haritası oluşturmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Akçaabat (Trabzon) İlçesinde Yerleşmelerin Yükselti Basamaklarına Göre Dağılışı

    Üzülmez, Mehmet

    Bu çalışma, Akçaabat ilçesindeki yerleşim alanlarının dağılımını, yükselti faktörüne bağlı olarak incelemektedir. Çalışma, yerleşim alanlarının coğrafi unsurlara bağlı olarak nasıl değiştiğini ve bu durumun bölge üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Coğrafi ve topoğrafik koşullar, yerleşimlerin ve nüfusun yoğunluğunda belirleyici bir rol oynamaktadır. İlçede iklim verileri, tarım, yerleşim ve ekosistem üzerinde belirgin etkiler yaratmaktadır. Araştırmada, ilçenin yükselti kademeleri (0-400, 401-800, 801-1200, 1201-2000 metre) detaylı olarak incelenmiş ve nüfus ile yerleşim dağılımı analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, topografik haritalar, nüfus ve iklim verileri ile Sayısal Yükselti Modeli (SYM) kullanılmış; veriler ArcGIS 10.5 yazılımı ile analiz edilmiştir. Bulgular, 0-400 metre yükselti aralığında yerleşimlerin ve nüfusun yoğunlaştığını, yükselti arttıkça hem yerleşim birimlerinin hem de nüfusun azaldığını göstermektedir. 1200 metre üzerinde kalıcı yerleşim bulunmamakla birlikte, yayla yerleşimleri geçici yerleşim alanı olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, yükseltiye bağlı olarak ekonomik faaliyetlerde de değişim gözlemlenmiştir. Kıyı bölgelerinde tarım ve balıkçılık faaliyetleri yoğunlaşırken, yüksek alanlarda hayvancılık ve yayla turizmi ön plana çıkmaktadır. Özellikle Hıdırnebi Yaylası, turistik potansiyeliyle dikkat çekmekte ve bölge ekonomisine katkı sağlamaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Optimizing Reflow Soldering Oven Temperature Control: A Mathematical Approach with First-Order Modelling and PI Controller Design

    Altan, Aytaç; Yanarates, Cagfer

    This paper presents a comprehensive analysis of the identification and control of a reflow soldering oven, with the primary goal of developing a Proportional-Integral (PI) controller to ensure precise temperature regulation and high-quality solder joints in circuit board manufacturing. The study begins by examining the generic thermal profile of a reflow soldering oven, offering insights into its temperature dynamics and control requirements. A mathematical model of the oven is derived using a first-order transfer function with transport delay, based on system response analysis. This model serves as the basis for designing and tuning the PI controller. The design process involves a systematic approach, including model validation and performance analysis under various operating conditions. The optimization of temperature control focuses on minimizing overshoot, compensating for steady-state errors, and ensuring robust responses to disturbances. Comprehensive simulations are conducted to evaluate the system's performance and stability, taking into account potential disturbances, noise, and time delays. The effectiveness of the developed PI controller is validated through comparisons with a simple Proportional (P) controller, and its accuracy is verified using the pole placement method. The results demonstrate significant improvements in temperature control, highlighting the controller's ability to precisely maintain desired thermal profiles.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Eskiçağda Toplumsal Cinsiyet Olgusu: Hititler Örneği

    Aktürk, Mehmet Yunus; Bingöl, Orhan

    Toplumsal cinsiyet olgusu insan hayatının ve dolayısıyla insani disiplinlerin orta yerindedir. En temelde toplumun kadına ve erkeğe karşı eşitsiz algılarını, yaklaşımlarını ve uygulamalarını ifade eden toplumsal cinsiyet aynı zamanda kadını ikincilleştirmektedir. Kadın, toplumsal cinsiyeti sebebiyle başta ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda erkeğin ötekisi halinde değerlendirilmektedir. Bu durum, toplumsal ve bilimsel açılardan görece yeni ele alınmakla birlikte tarihsel bakımdan o denli eskidir. Çünkü tarihin çeşitli dilimlerinde ve medeniyetlerinde toplumsal cinsiyet ayrımının varlığı açıkça görülür. Bu anlamda Eskiçağ Anadolusu’na bakıldığında Hititler dikkate değerdir. Anadolu’nun yazılı tarihini başlatan Hititler, erkek ve kadına dair hayata geçirdikleriyle Anadolu’daki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin de miladı olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla toplumsal cinsiyetin Anadolu’daki sosyolojik başlangıcını Hititlerdeki kadın ve erkeğin gerçekleştirdiği söylenebilir. Bu makalede söz konusu başlangıç incelenmekte, toplumsal kurumları ve genel sosyal ilişkileri dâhilinde Hitit toplumunda kadın ve erkeğin cinsiyet eşitsizliği değerlendirilmektedir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Gerobiyotikler, Yaşlanma ve Mikrobiyota

    Konyalıgil, Nurefşan; Kurtbeyoğlu, Emine

    Yaşlanma, birçok kronik hastalık ve işlevsel gerileme için ortak bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Yaşlı popülasyonda sağlığı koruma ve yaşam kalitesini iyileştirmede probiyotiklerin profilaktik kullanımının faydaları konusunda artan bir farkındalık vardır. Yaşlanmanın temel mekanizmalarını faydalı bir şekilde zayıflatabilen, fizyolojik yaşlanma süreçlerini azaltabilen ve böylece konağın sağlıklı yaşam süresini uzatabilen probiyotik suşları ve bunlardan türetilen postbiyotik ve para-probiyotikleri tanımlamak için yeni bir terim olan “gerobiyotikler” kullanılmaktadır. Gerobiyotiklerin kullanımı, gelecekte insanların sağlıklı yaşam süresini uzatmak için umut verici bir müdahale stratejisi olabilir. Ancak sağlıklı yaşlanmayı sağlamada etkili olduğunu gösterebilmek için daha fazla klinik çalışmaya ve daha uzun süreli müdahalelere ihtiyaç vardır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Examination of awareness, knowledge and beliefs on pelvic floor and pelvic floor muscle training in pregnant women

    Ankarali, Handan; Özengin, Nuriye; Bakar, Yesim; Topcuoglu, Mehmet Ata; Bahar, Betül

    Aim: This study aimed to determine the awareness, knowledge, and beliefs of pregnant women on pelvic floor and pelvic floor muscle training. Methods: A total of 250 volunteer women with gestational weeks ranging between 5 to 40 weeks were included in this study. After the physical and socio-demographic characteristics of the pregnant women were recorded, they were asked to complete the questionnaire assessing their awareness, knowledge and beliefs on pelvic floor and pelvic floor muscle training. Results: It was determined that 70.4% of the pregnant women had not heard of the pelvic floor muscles before, 95.2% did not get information about pelvic floor muscles, 90.8% did not know why they needed pelvic floor muscles. It was found that 47.6% of the pregnant women believed that urinary incontinence during pregnancy was normal. In addition, 98% of the pregnant women did not think that they had sufficient information about pelvic floor muscles. It was found that knowledge, awareness and beliefs about pelvic floor and pelvic floor muscles were similar between gestational trimesters (p> 0.05). Conclusion: As a result, pregnant women had insufficient awareness and knowledge levels, maladaptive beliefs about pelvic floor muscles and training. It is essential for pregnant women to know potential problems, preventive and therapeutic methods in this process which they are at risk for various pelvic floor dysfunctions. Therefore, it can be recommended that pregnant women should be routinely informed about the pelvic floor by health professionals and encouraged to participate in pelvic floor muscle training.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigation of Radiation Shielding Performance in Borosilicate Ceramic Glass Samples

    Kaya, Selim

    Ceramic glass is a multipurpose solid-state material that merges the high thermal stability, mechanical strength, and chemical durability of ceramics with the transparency, light transmission, and aesthetic benefits of glass. Because of these qualities, ceramic glass can be used in both industrial and scientific settings, especially when radiation protection, high-temperature endurance, heat resistance to thermal fluctuations, and optical clarity are required. Radiation shielding properties of five distinct ceramic glass samples with the chemical formula B2O3-ZnO-K2CO3-PbO (abbreviated as BZKP) were comprehensively assessed in this study. The radiation protection parameters of B2O3-ZnO-K2CO3-PbO glass-ceramic systems, including gamma-ray kerma coefficients (kγ), half-value layer (HVL), radiation shielding efficiency (RPE), mean free path (MFP), fast neutron macroscopic cross section ΣR (cm−1), and effective atomic number (Zeff), were theoretically examined using Monte Carlo EGS4 and WinXCOM software. The radiation shielding characteristics at 20 discrete photon energies, ranging from 0.05 MeV to 2 MeV, were theoretically calculated using the EGS4 simulation code and subsequently compared with data obtained from the XCOM program. The results of this study provide solid and valuable information regarding the improved design of high-performance ceramic glasses for radiation shielding applications. To create effective shielding solutions, a comprehensive understanding of the interactions between various materials and ionizing radiation, such as neutrons and gamma rays, is essential. By combining these discoveries, scientists can create new shielding materials that make the most of materials in these critical areas while improving radiation protection.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yüksek Işınlıklı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Bazlı Müon-Proton Çarpıştırıcılarında Uyarılmış Müon Üretimi

    Sahin, Mehmet; Caliskan, Abdullatif

    Bu çalışmada müon+foton son durumuna sahip spin-1/2 uyarılmış müonun Yüksek Işınlıklı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (YI-BHÇ) bazlı müon-proton çarpıştırıcısında üretimi incelenmiştir. Kütle merkezi enerjisi 9,16 TeV ve yıllık ışınlık değeri 15 fb-1 olan μp çarpıştırıcısında, uyarılmış müonların kontak etkileşim yöntemiyle üretilip ayar etkileşimi yöntemiyle fotonlu kanala bozunumu araştırılmıştır. Uyarılmış müon sinyalini ardalandan ayırmak için sinyal-ardalan analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda belirlenen keşif sınırlamaları uygulanarak YI-BHÇ bazlı müon-proton çarpıştırıcısında uyarılmış müonun kütlesi için keşif, gözlem ve dışarlama limitleri tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre kompozitlik skalasının Λ = m_(μ^* ) değeri için uyarılmış müonlar 6570 GeV’e kadar bu çarpıştırıcıda keşfedilebilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    An Assessment of Tracking Lost Livestock According to Sumerian Cuneiform Texts

    Aktürk, Mehmet Yunus

    This article examines how cases of lost livestock were recorded, investigated, and compen-sated within the bureaucratic apparatus of Sumer by analysing cuneiform archives from the Ur III period (2112–2004 BCE). It focuses on three interrelated document types: ration lists, which first register the loss; investigation dockets, which detail the cause, the responsi-ble parties, and witness statements; and compensation tablets, which formalise restitution either by an animal in kind or by its barley equivalent. Terms such as “gu₄ gaz” and “udu sikil” simultaneously denote the quantitative deficit and its juridical status, thereby ensuring institutional consistency. The study shows that oaths, sureties, and a double entry technique reinforced administrative transparency, while compensation calculations were shaped by social status. In theft (gazi) cases, indemnities could rise to 150 percent of the ordinary value, highlighting the system’s deterrent function. Ultimately, incidents of lost livestock served a critical role not only in stock control but also in maintaining social hier-archy and bureaucratic legitimacy within the Sumerian economy. These findings demon-strate that Sumerian administrative practice developed a sophisticated system that inte-grated quantitative oversight with legal financial enforcement inside a unified documen-tary chain.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    İlk Mekteplerdeki Din Derslerinin Mantığı: Muallim Abdülbaki Örneği

    Atalay, Abdurrahman

    Öz: Cumhuriyet Türkiye’sinde idareci kadrolardan bağımsız bir din, siyaset, hukuk, ekonomi ve eğitim anlayışının teşekkül etmeyeceği muhakkaktır. Siyasî iktidarın dinî alandaki belirleyici tavrının izleri, kendi beyanatlarının yanı sıra dinî yayınların üslup ve muhtevalarından da takip edilebilir. Özellikle Erken Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan din dersi kitaplarının siyasî iktidarın beklentilerini karşılayacak dinî/siyasî esasları ihtiva ettiği bilinmektedir. Bu çerçevede Muallim Abdülbaki’nin (ö. 1982) ilk mekteplerin üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıfları için yazdığı “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” kitabı dönemin siyasî ve dinî ruhunu gösteren önemli yayınlardır. Bu yayınların isim, muhteva ve üslup olarak temsil gücü yüksek olması, çalışmamız için tercih sebebi olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca din dersi külliyatına ait bu ve benzeri yayınlarla ilgili önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar bağlamında araştırmamızda kelâm ilminin ilke ve yöntemleri çerçevesinde konunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zira son dönem Osmanlı düşüncesinde Yeni İlm-i Kelâm’ın güncel konuları arasında yer alan materyalist, pozitivist, laik ve seküler yaklaşımların ele alınıp tartışıldığı bilinmektedir. Bu tartışmaların pratik hayatta karşılıkları da olmuştur. Bu beşerî akımlar, dönemin mütefekkirlerinin din-dünya tasavvurlarına ve dolayısıyla dini yorumların şekillenmesine etki etmiştir. Cumhuriyeti kuran kadrolar nezdinde ise bu akımlar, hayatın her alanını düzenlemesi gereken temel prensipler seviyesine çıkarılmıştır. Bu bakış siyasî, sosyal, kültürel, ekonomik sahaya yansımakla kalmamış din anlayışına, inanç, ibadet ve ahlâk gibi dinin temel unsurlarına da kuvvetle sirayet etmiştir. Ayrıca muasır Batı medeniyetine ulaşmak için dinî alanı yeniden tanımlama ve geleneksel din anlayışını tasfiye etme çalışmaları, o dönemin din anlayışının teşekkülünde belirleyici olmuştur. Siyasî merkezin materyalist, pozitivist, laik ve seküler yaklaşımının ve bu yaklaşımıyla doğrudan alakalı olan muasır medeniyet seviyesine çıkma hedefinin dinî alandaki izdüşümlerini araştırmak, çalışmamızın esasını ve kapsamını teşkil etmektedir. Kurucu kadroların din/dünya anlayışı ve bu anlayışın Muallim Abdülbaki’nin din dersi kitaplarındaki yansımalarını tespit edip örnek metinler eşliğinde ortaya koymak, karşılaştırma yapmak ve irtibatlı olduğunu düşündüğümüz kavramlarla kelâm ilminin yetki ve imkânları ölçüsünde ilişkilendirmek de çalışmanın yöntemini oluşturmaktadır. Bu haliyle ele aldığımız konu klasik bir kelam çalışması olmaktan uzak fakat Yeni İlm-i Kelam çalışması olmaya da namzettir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Transhümanizmin Ontolojik Açmazları: Zihin-Beden, Bilinç ve Benlik Problemleri Üzerine Bir İnceleme

    Yazoglu, Ruhattin; Güçlüer, Fatımanur

    Bu makale, insanın biyolojik ve bilişsel sınırlarını aşma arayışında olan transhümanist düşüncenin, karşı karşıya kaldığı temel felsefî sorunları din felsefesi perspektifinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Transhümanizm, zihin-beden ilişkisini yeniden tanımlamayı, bilinci yapay ortamlara aktarmayı ve kişisel kimliği dijital olarak sürdürebilmeyi hedefleyen bir gelecek vizyonu sunar. Ancak bu hedefler, klasik felsefede ruh-beden dualizmi, bilinç fenomeni ve benlik sorunu gibi metafizik tartışmalarla doğrudan çelişen veya onları yeniden yorumlamayı gerektiren bir yapıdadır. Bu bağlamda, insanın kendini dönüştürme arzusu, sadece teknolojik değil, aynı zamanda ontolojik bir mesele olarak ele alınmalıdır. Makalede, özellikle çağdaş filozofların yaklaşımları ışığında bu meseleler yeniden ele alınmakta, insanın tanrısal taklit yoluyla kendi sınırlarını aşmasının, ontolojik ve teolojik sonuçları sorgulanmaktadır. Çalışma, ruhun ölümsüzlüğü, bilincin kaynağı ve insanın aşkın boyutu gibi din felsefesinin temel konularıyla transhümanist projeler arasında bir gerilim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, literatürde uzun süredir tartışılmakla beraber, transhümanizmin yalnızca teknik değil, aynı zamanda felsefî ve teolojik yönleriyle de ele alınması gereği, çalışmamızın da merkezî bir vurgusunu oluşturmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Factors Affecting Consumers’ Intention to Purchase Domestic and Electric Automobiles (TOGG): A Research in the Eastern Black Sea Region

    Avcı, İbrahim; Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Many countries in the world produce their domestic cars and take part in the automotive market. Turkey was also included in these countries, with the TOGG electric car brand introduced in 2019. The TOGG electric car brand, was mass-produced and sold in 2022, has begun to be purchased and used by consumers. Therefore, the factors that affect consumers' purchasing intentions for TOGG brand domestic and electric cars are a matter of curiosity. Therefore, the research aims to determine the effects of consumer innovativeness, consumer ethnocentrism, performance expectation, social impact, environmental benefit and price insensitivity on the purchase intention of TOGG brand domestic and electric cars, and also to reveal the moderating role of the subsidies offered for purchase in these effects. The survey form prepared for this purpose was applied face to face to consumers in seven Eastern Black Sea Region provinces. As a result of the analysis, while positive effects of consumer innovativeness, consumer ethnocentrism, performance expectation, social impact and environmental benefit on the intention to purchase the TOGG brand automobile were determined, no significant effect was determined regarding price insensitivity. These findings have substantial implications for both theory and practice.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    EOG Artefaktları Kullanılarak Yörünge Tabanlı Sınıflandırma: Felçli Bireyler İçin Alternatif Bir İnsan-Makine Arayüz Yaklaşımı

    Melek, Mesut; Gökrem, Levent; Aydin, Sefa

    Günümüzde, doğuştan veya omurilik yaralanması gibi sinir sistemi problemleri sebebiyle tamamen felç olmuş bireylerin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Beyin-bilgisayar arayüz (BBA) sistemleri geliştirilmiştir. BBAlar, çeşitli cihazları kullanarak topladığı beyin sinyallerini bilgisayarlar aracılığıyla işleyerek, çevre cihazları harekete geçirmek için çıktı komutları üreten sistemlerdir. Fakat BBA sistemlerinin kullanıcılar üzerinde bazı olumsuz etkileri vardır. Bu çalışmada, Görsel uyaran potansiyel (GUP) ve P300 gibi görsel uyaran tabanlı BBA sistemlerinde kullanılan farklı frekans değerlerinde titreşen uyaranların sistem kullanıcılarının göz sağlığı üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiyi azaltmak amacıyla; hareketli nesneler yaklaşımını kullanan bir İnsan-Makine Arayüz (İMA) sistemi önerilmiştir. Sistem, kullanıcının hareketli topları odaklanarak takip etmesi sonucunda Elektrosefalografi (EEG) sinyallerinde meydana gelen Elektrookülografi (EOG) artefaktlarını kullanarak hareket yörüngelerini makine öğrenme algoritmaları ile sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Emotiv EPOC EEG cihazı aracılığıyla dört farklı rotada hareket eden toplar içeren yaklaşım kullanılarak sağlıklı 8 denek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Kaydedilen ham verilere ön işleme aşamaları uygulanmıştır ve etkin kanal seçimi yapılmıştır. Tespit edilen etkin kanallara (AF3, AF4) ait verilere Güç Spektral Yoğunluğu (GSY) ve Ayrık Dalgacık Dönüşümü (ADD) yöntemleri uygulanmıştır. Her yöntem için öznitelikler çıkartılmış ve k-en yakın komşu (k-EYK) ve Lineer Diskriminant Analiz (LDA) algoritmaları kullanılarak sınıflandırılmıştır. GSY yöntemi için LDA ve k-EYK algoritmaları ile sırasıyla 93.86%, 92.62% doğruluk oranları ve 31.42 (bit/dk), 30.10 (bit/dk) ITR değerleri hesaplanmıştır. ADD yöntemi için ise sırasıyla 92.84%, 92.17% doğruluk oranları ve 30.36 (bit/dk), 29.62 (bit/dk) ITR değerleri elde edilmiştir. Karşılaştırılan iki yöntemden GSY’nin ADD’ye göre daha yüksek doğruluk oranları ve ITR değerleri verdiği, LDA algoritmasının k-EYK algoritmasından daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Siyonist Stratejilerde Süreklilik ve Değişim: Oded Yinon Planı Üzerinden Bir Değerlendirme

    Sahinoglu, Muhammet Cemal

    Amaç: Bu çalışma, 1982 tarihli Oded Yinon Planı’nı yalnızca kendi dönemsel bağlamında bir strateji belgesi olarak değil, aynı zamanda 19. yüzyıldan itibaren şekillenen Siyonist stratejik tahayyülün süreklilik gösteren bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, İsrail’in kuruluşundan önceki demografik ve ideolojik planlamaların Yinon Planı’na nasıl yansıdığı, çalışma kapsamında geliştirilen Yinon Ülke Tipolojisi (YÜT) aracılığıyla sistematik biçimde incelenmektedir. Tasarım/Yöntem: Araştırmada nitel yöntem benimsenmiştir. Veriler, kütüphane kaynaklarından elde edilmiş ve analiz sürecinde tarihsel analiz tekniği uygulanmıştır. Oded Yinon Planı, ilgili tarihsel belgeler ve ikincil literatür ile birlikte “süreklilik” ve “değişim” eksenlerinde değerlendirilmiştir. Oded Yinon Planı'nda adı geçen ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalar, YÜT çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma nicel bir test veya ölçüm iddiası taşımamaktadır. YÜT, ülkeleri dört temel stratejik yaklaşıma göre kavramsal biçimde sınıflandırmakta ve bu sınıflandırmayı sayısal veriler yerine belgelere ve örnek olaylara dayalı olarak temellendirmektedir. Bulgular: Elde edilen bulgular, Oded Yinon Planı’nın 19. yüzyıldan itibaren gelişen Siyonist stratejik düşünceyle güçlü bir süreklilik içinde konumlandığını göstermektedir. 1982 sonrasında Lübnan, Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerde gözlenen siyasal ve coğrafi dönüşümler, büyük ölçüde bu tarihsel stratejik çerçeveyle örtüşmektedir. Temel stratejik hedefler sabit kalmakta, buna karşılık kullanılan araçlar ve süreçler dönemsel koşullara göre çeşitlenmektedir. Ayrıca, YÜT’te tanımlanan dört stratejik yaklaşım, incelenen örneklerde farklı biçimlerde karşılık bulmuştur Sınırlılıklar: Çalışma, Yinon Planı’nda öne çıkan Lübnan, Irak, Suriye, Mısır ve Filistin örneklerine odaklanmaktadır. Arap Yarımadası (Suudi Arabistan ve Körfez monarşileri) bölgesel bir bütün olarak ele alınmış, Ürdün ise Filistin bağlamında değerlendirilmiştir. Özgünlük/Değer: Bu makale, Oded Yinon Planı’nı 1982 yılına özgü yorumların ötesine taşıyarak onu Siyonist stratejik tahayyülün tarihsel sürekliliği içinde konumlandırmaktadır. YÜT aracılığıyla, ülkeler arası stratejik araç ve kalıplar sistemli biçimde karşılaştırılmakta, belgesel ve vaka temelli nitel göstergelere dayalı tipolojik benzerlikler ortaya konmaktadır. Böylece çalışma, literatüre hem kavramsal bir tipoloji hem de tarihsel kanıtlara dayalı, karşılaştırmalı ve belge temelli bir analiz çerçevesi sunmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Granodiyorit atıklarının demir oksitli sırlarda kullanımının araştırılması: estetik ve sürdürülebilirlik perspektifi

    Arıanpour, Aslı Çakır; Gücer, Mehmet Ali; Isiktas, Imre Deniz; Özek, Serap Bedel; Helvacıkara, Fidan Tonza; Sipahi, Ferkan

    Seramik üretimi, doğal hammaddelere dayalı çok aşamalı süreçler gerektirir. Ancak artan çevresel kaygılar ve hammadde kaynakların tükenmesi, alternatif hammadde arayışını ve atık yönetimini seramik endüstrisinin öncelikli konuları haline getirmiştir. Özellikle doğal taş endüstrisinde oluşan atıklar hem çevresel etkilerin azaltılması hem de ekonomik değer yaratılması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda, granitoyidik kayaçlar, özellikle demir oksit içeriği sayesinde seramik sırlarında estetik ve işlevsel katkı sağlayabilecek potansiyel bir atık malzeme olarak değerlendirilmiş ve Gümüşhane il merkezindeki bir mermer işletmesinden temin edilen granodiyorit atıklar, demir oksitli sırların renklendirici bileşeni olarak kullanılmıştır. Petrografik analizler sonucunda kayaç numuneleri granodiyorit, diyorit ve granit olarak sınıflandırılmış; özellikle biyotit ve hornblend gibi mafik mineralleri yüksek oranda içeren granodiyorit (H1) örneklerinde toplam Fe₂O₃ oranının %3,96 olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle sır formülasyonlarında granodiyorit örneği esas alınmıştır. Beş farklı seramik bünye (kırmızı, şamot, döküm, porselen ve stoneware) üzerine uygulanan granodiyorit katkılı sırlar 1040°C–1100°C aralığında pişirilmiş ve özellikle aventurin etkili yüzeyler elde edilmiştir. Denemeler sonucunda, granodiyorit atıklarının sır yüzey özelliklerini, renklenme karakterini ve estetik niteliklerini olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Elde edilen veriler, bu atık malzemenin seramik sektöründe hem sürdürülebilirlik hem de estetik çeşitlilik açısından değerli bir alternatif sunduğunu göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Limitations of conversion factor approaches in the synthesis of complex oxide superconductors: a case study on Y123 and Y358

    Aktaş, İbrahim

    Accurate precursor calculation is essential for the successful synthesis of oxide-based superconductors. This study compares two commonly used methods stoichiometric balance and conversion factor (CF) approaches in the synthesis of YBa2Cu3O7-δ (Y123) and Y3Ba5Cu8O18+δ (Y358) superconductors. The analysis reveals that CF methods introduce substantial systematic errors, particularly for Y2O3, with deviations reaching 21.2% in Y123. These errors are exacerbated in Y358 due to its increased stoichiometric complexity. Unlike stoichiometric methods, CF approaches neglect volatile losses such as CO2 and fail to adjust for oxygen non-stoichiometry (δ variations), leading to misestimations in precursor masses. Statistical tests (χ2 < 0.001, RMSE) and experimental data confirm that these inaccuracies can negatively impact phase purity and crystallographic quality. A strong correlation (R2 = 0.847) between stoichiometric accuracy and phase formation quality emphasizes the importance of rigorous calculation. This study highlights the inherent limitations of CF-based shortcuts and underscores the necessity of comprehensive stoichiometric modeling, especially in complex oxide systems. The findings also provide an educational framework to address common misconceptions in materials synthesis, particularly for early-stage researchers in solid-state chemistry and materials science.