Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(64)
- Merdan, Mehmet(47)
- Baltaci, Cemalettin(35)
- Kulakaç, Nurşen(28)
- Duran, Celal(27)
- Ozdes, Duygu(24)
- Turan, Ibrahim(24)
- Demir, Selim(23)
- Türkkan, Tuğba(22)
- Bayrakdaroglu, Serdar(21)
- Topal, Fevzi(21)
- Öztürk, Serkan(21)
- Ürkek, Bayram(21)
- Gücer, Mehmet Ali(20)
- Akar, Zeynep(19)
- Kaygusuz, Abdullah(19)
- Topal, Meryem(19)
- Anaç, Halil(18)
- Aydin, Aydanur(18)
- Batan, Nevzat(18)
- Erata, Hüseyin(18)
- Tuncer, Metin(18)
- Akyürek, Suat(17)
- Baltacı, Cemalettin(17)
- Karimullah, Suud Sarim(17)
- Acet, Tuba(16)
- Akar, Bülent(16)
- Ashyralyyev, Charyyar(16)
- Düzgün, Azer Özad(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yılmaz, Coşkun(16)
- Aliyazicioglu, Yuksel(15)
- Kaya, Hacer(15)
- Kurnaz, Muammer(15)
- Kurt, Kemal(15)
- Ozden, Talat(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Yuksel, Ferhat(15)
- Yücel, Cem(15)
- Öz, Mehmet(15)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramına göre kendini gerçekleştirme ve ınstagram ilişkisi
Kaan, Gez; Gültekin, Nur Sinem
5 Ekim 2010 tarihinde iOS için ücretsiz bir fotoğraf düzenleme ve paylaşım uygulaması olarak Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından kurulan Instagram’ın Türkiye’de 50 milyonu aşkın kullanıcısı bulunmaktadır. Bu çalışma, Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramını temel alarak bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyacının Instagram kullanımıyla olan ilişkisini incelemektedir. Araştırma, Instagram’ın popüler kültürde ve akademik literatürde giderek artan bir öneme sahip olduğu günümüzde, bu sosyal medya platformunun bireylerin kendini gerçekleştirme süreçlerini nasıl etkileyebileceğini anlamaya yöneliktir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anketle 471 kişiye ulaşılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Kendini gerçekleştirme düzeyi belirlenirken bir ölçek kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğu, yapılan güvenilirlik ve geçerlilik testleri sonucunda belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Instagram’ın, kendini gerçekleştirme sürecine doğrudan bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Fakat günlük Instagram kullanım süresine göre ve bireylerin eğitim durumlarına göre kendini gerçekleştirme düzeyleri farklılık göstermiştir. Günlük Instagram kullanım süresi daha uzun olan ve eğitim seviyesi daha yüksek bireylerde, kendini gerçekleştirme seviyesinde Instagram’ın etkili bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Sosyal medyada hayran kültürü: youtube örneği
Kucur, Ayşe Bilginer; Öksüz, Hicret
Yakınsak teknolojiler ve katılımcı kültürün etkisiyle hayranlık kavramı boyut değiştirmiş, hayran toplulukları eskiye nazaran daha görünür hale gelmiştir. Sosyal ağlar, interaktivite, fenomenle doğrudan iletişim kurabilme, görünür olma gibi birçok etken hayran topluluklarını genişletmiş, bu durum hayranlara özgü bir kültür oluşumuna ortam hazırlamıştır. Bu çalışmanın amacı, sosyal platformlarda hayranların katılımcı kültürel ortamda hayranlıklarını ifade etme biçimlerini incelemektir. Çalışmada seçilen YouTube kanallarının yorum bölümündeki dijital veri setlerinden toplanan veriler, belirlenen kategoriler çerçevesinde içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda, hayranların en görünür olduğu sosyal medya platformlarından biri olduğu ve onlara düşüncelerini ifade etme ve etkileşime girmelerine olanak sağlayan bir yorum alanına sahip olduğu için YouTube platformu tercih edilmiştir. Belirlenen kategoriler kapsamında en çok aboneye sahip “Orkun Işıtmak”, “Kafalar” ve “Merve Özkaynak” YouTube kanalları örneklem olarak belirlenmiş ve bu kanalların belirli zaman aralıklarında seçilen video içeriklerinin yorumları içerik analiz yöntemi ile irdelenmiştir. İnceleme neticesinde hayranlığın, hareket alanının genişlediği ve katılımcı kültürün bir parçası olarak daha etkileşimli bir yapıya büründüğü sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Üniversite öğrencilerinin podcast dinleme alışkanlıkları ve motivasyonları: gümüşhane üniversitesi örneği
Diker, Ersin; Günal, Sena Nur
Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin Podcast dinleme alışkanlıklarını ve motivasyonlarını belirlemek amacı ile hazırlanmıştır. Üniversite öğrencilerinin neden podcast dinledikleri, en çok tercih ettikleri podcast kategorileri, podcast dinlerken hangi platformları tercih ettikleri, podcastin sosyal ve bireysel hayatlarına etkileri, podcast dinleyen üniversite öğrencileri için avantaj ve dezavantajları nelerdir sorularına cevap aranmaktadır. Çalışmada, veri toplama yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak, 26 katılımcı ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Çalışma çerçevesinde tüm podcast dinleyicilerine ulaşmanın mümkün olmaması ve belirlenen evreninin uygun ölçüde olması nedeniyle örneklem tercihi Gümüşhane Üniversitesi’ nde öğrenim gören ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini kapsayacak ölçüde belirlenmiştir. Yapılan görüşmelerden sağlanan veriler sonucunda, üniversite öğrencilerinin podcast dinleme alışkanlıklarının genel kapsamda benzerlik gösterdiği görülmüştür. Podcast dinleme motivasyonları incelendiğinde ise yaş, cinsiyet, kişisel ve bilişsel ihtiyaçların etkili faktörler olduğu, katılımcıların çoğunlukla kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak ve psikolojik yönden etkililiğinin olduğunu düşündükleri yayınları takip ettikleri saptanmıştır. Çalışmada ele alınan konu ve elde edilen veriler literatürde bulunan benzer çalışmalarla uyum sağlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Representation of the Syrian Revolution in the Turkish Print Media
Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif
In the 14th year of the Syrian civil war, the rapid fall of the Assad regime following a sudden military offensive by opposition forces led by Hay’at Tahrir al-Sham (HTS) attracted international attention. Contrary to expectations of a prolonged conflict, HTS-led forces captured Damascus in just ten days, forcing Assad to flee the country on 8 December 2024. This study examines how Turkish print media ideologically framed and positioned HTS during this critical turning point. The research is theoretically grounded in framing theory and methodologically combines critical discourse analysis and qualitative content analysis. The headlines, language, terminology, and visual elements of 15 ideologically diverse newspapers were analyzed. The findings reveal that conservative media framed HTS as a “resistance movement,” whereas secular and leftist outlets described it as a “terrorist organization.” Centrist newspapers generally adopted a neutral or cautious tone. These results demonstrate that media discourses not only convey information but also reproduce ideological positions, particularly in the representation of controversial non-state actors in conflict zones.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Exclusion, bureaucracy and racialized migration in abdulrazak gurnah’s by the sea
Yalcin, Elif Guvendi
Abdulrazak Gurnah's By the Sea (2002) interrogates the paradoxes of hospitality within the asylum process, revealing how conditional welcome operates as a mechanism of control rather than care. Through a critical engagement with Jacques Derrida's hostipitality and Achille Mbembe's necropolitics, this article examines the protagonist's arrival in England and his subsequent placement in a deteriorating Bed and Breakfast as an extension of state governance over displaced subjects. While asylum ostensibly signifies protection, the conditions imposed upon refugees transform hospitality into an instrument of containment, where inclusion is contingent upon submission to bureaucratic and social constraints. Drawing on Derrida's theorization of hospitality as inherently violent, the study demonstrates how the host's power to grant refuge simultaneously reinforces the foreigner's subjugation. Mbembe’s necropolitics further illuminates the ways in which asylum seekers exist within a state of managed decay, where their survival is permitted yet systematically devalued. Gurnah's portrayal of the asylum process thus critiques the host nation’s myth of benevolence, exposing the coercive structures that sustain postcolonial modes of regulation and exclusion. By situating By the Sea within this theoretical framework, the article argues that the novel problematizes the ethical contradictions of asylum policies, revealing how displaced individuals are reduced to spectral presences within the host nation’s borders.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Alanında Artırılmış Gerçeklik Konulu Lisansüstü Tezlerin Eğilimleri
Aydın, Şenay
Bu araştırmanın amacı, “Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi” (BÖTE) ana bilim dalında yürütülen “Artırılmış gerçeklik” konulu lisansüstü tezlerin eğilimlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın yürütülmesinde nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu kullanılmıştır. YÖK tez merkezi veri tabanında yapılan tarama sonucu 2013-2023 yılları arasında 27’si yüksek lisans ve 10’u doktora tezi olmak üzere toplamda 37 adet teze ulaşılmıştır. Tezlerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; Tezlerin Türkiye genelinde 16 üniversitede yürütüldüğü tespit edilmiştir. Tezlerin örneklem gruplarının en çok ortaokul öğrencilerinden oluştuğu ve örneklem büyüklüğünün en çok 50-100 aralığında olduğu tespit edilmiştir. Tezlerde en fazla karma yöntem kullanılırken, veri toplama aracı olarak en çok mülakat ve başarı testleri, verilerin analizinde ise en fazla frekans yüzde hesaplama ve t testi kullanıldığı belirlenmiştir. Tezlerin konu dağılımlarına bakıldığında en çok fen bilimleri ve matematik alanında çalışmalara rastlanmıştır. Artırılmış gerçeklik görüntüleme aygıtı olarak en çok mobil cihazlar kullanılırken, artırılmış gerçeklik aracı olarak Vuforia uygulamasının tercih edildiği görülmüştür. Tez çalışmalarında eğitimde artırılmış gerçeklik uygulamalarının akademik başarı, kalıcı öğrenme, uzamsal yetenekler, motivasyon, tutum gibi birçok değişken incelenerek ele alındığı belirlenmiştir. Artırılmış gerçeklik kullanımının akademik başarıyı arttırdığı, kalıcı öğrenmeyi desteklediği, uzamsal yetenekleri arttırdığı, öğrenci motivasyonunu arttırdı sonuçları öne çıkmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Edge Detection Analysis Using EMAG2 Magnetic Data in Lake Van and Its Surroundings, Türkiye
Aktaş, Gülten
The aim of this study is to use EMAG2 magnetic data to analyze and interpret the boundaries of important structural features in and around Lake Van using various advanced edge detection techniques. The reduction pole was applied to the magnetic data. Edge detection is an important step to interpret the boundaries of geological structural elements with higher precision. A comprehensive lineament analysis was conducted by applying traditional and advanced edge-detection filtering techniques, including the Tilt angle (TA), the Tilt Angle of the Total Horizontal Gradient Amplitude (TAHG), and Total Horizontal Gradient-Based Edge Detection (THGED). With these methods, the boundaries of magnetic anomaly sources were tried to be interpreted more clearly. In these comparative results, lineations were obtained in the south of the lake and it was shown that it was affected by faults in the N-S, E-W main directions. In the north of the lake, NE-SW trending lineations were obtained.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfak: erzincan mollaköy örneği
Evren, Savaş; Çoban, Ejder
Bu çalışma, Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfağın yerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alevi inancının önemli merkezlerinden biri olan Erzincan'ın Mollaköy beldesinde yürütülen çalışmada yerel yemek gelenekleri ve bu geleneklerin Alevilikle bağları incelenmiştir. Çalışmada durum çalışması deseni esas alınmış olup yarı yapılandırılmış mülakatlar (n=11) yoluyla elde edilen verilere betimsel analiz uygulanmıştır. Bulgular “Mollaköy’de mutfağın önemi”, “özel günlerde yeme-içme ritüelleri” ve “yasak veya kutsal yiyecekler” şeklinde üç tema kapsamında değerlendirilmiştir. Bulgulara göre Mollaköy’de mutfak, dini yaşamın önemli bir yönünü temsil etmektedir. Özel günlerde yiyeceklerin dualarla kutsallaştırıldığı Mollaköy Alevi kültüründe çoğu Alevi yerleşiminde olduğu gibi Aşure, Babuko, Kaysefe, Niyaz gibi gastronomik ürünler öne çıkmıştır. Yasaklı yiyecek olarak tavşan eti, kutsal yiyecek olaraksa elma üzerinde durulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025The Symbolic Child: A Cultural Sociological Analysis of the Changing Role of the Child in the Family
(Alieva), Vildane Özkan
Drawing on the realization that classical family sociology often treats children as passive dependents—rendering them analytically invisible—this study examines the transformation of the concept of the “symbolic child,” a culturally constructed image of the child’s role and meaning in family life, from agrarian societies to the digital age. This research aims to re-center the symbolic child as a key analytical figure in family sociology and considers how historical and cultural shifts in the symbolic meaning of childhood have redefined the role and meaning of the family institution. The analysis acknowledges that conceptions of childhood are not monolithic; it notes variations by gender, class, and historical-cultural context, bringing an intersectional nuance to the findings. Methodologically, using a qualitative, interpretive, and historical-comparative analysis grounded in cultural sociology, the study traces and compares changes in the symbolic status of children across successive periods. The key findings reveal a profound transformation in the role of children: from economic agencies and labor contributors in agrarian households, children became emotional focal points in industrial-era families, and in today’s media-saturated society they have become precociously adultified participants. Overall, the findings suggest that to understand the family as a cultural institution, the evolving symbolic child must be placed at the center of sociological analysis.
- MakaleAçık Erişim2025Economic Crises, Social Protection Policies and the Transformation of Family Structures in the European Union: Panel Data Analysis
Seyhan, Burak
This study investigates the impact of economic crises on the transformation of family structures in European Union (EU) countries through a panel data analysis approach. The divorce rate is used as the dependent variable, while the unemployment rate, real GDP per capita, and social protection expenditures are treated as independent variables. The analysis is based on a balanced panel dataset covering 27 EU member states over the period 1995 to 2022. The study applies several econometric tests including cross-sectional dependence, slope homogeneity, panel unit root, panel cointegration, and long-run estimations (FMOLS, DOLS, OLS). Additionally, panel Granger causality tests are conducted to examine the directionality of relationships between variables. Empirical findings suggest that an increase in unemployment significantly raises divorce rates, while higher social protection spending reduces them. Real GDP per capita is also found to have a statistically significant and positive effect on divorce. The causality results reveal both bidirectional and unidirectional relationships across variables. These outcomes imply that economic instability tends to weaken family cohesion, whereas well-designed social welfare policies act as a stabilizing force. Accordingly, the study emphasizes the critical importance of strengthening social protection systems and adopting employment-centered macroeconomic strategies to ensure the sustainability of family structures within the EU.
- MakaleAçık Erişim2025Ekoturizm İşletmelerinde Hizmet Kalitesinin Ölçülmesi: Gümüşhane Örneği
Akdu, Uğur; Ergün, Bayram
Amaç – Ülkelerin turizm faaliyetlerinin gelişimi ve ekonomileri için önemli bir faaliyet alanı olan Ekoturizm, yerli ve yabancı turistlerin doğa temelli olarak sürdürebilirlik kavramı çerçevesinde gerçekleştirdiği faaliyetler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Turizm sektöründe hizmet kalitesi oldukça önemlidir. Kaliteli hizmet sunumu ziyaretçi memnuniyeti ve devamlılığı açısından önemlidir. Araştırmanın amacı ekoturizm destinasyonunu ziyaret eden turistlerin ekoturizm işletmelerine yönelik hizmet kalitesi düzeyi belirlenmektir. Yöntem – Araştırma kapsamında ekoturizm için elverişli bir bölge olduğu düşünülen Gümüşhane ili seçilmiştir. Ziyaretçilerin deneyimlerini ve hizmet kalitesi algısını ölçebilmek için Khan (1996) tarafından geliştirilen ECOSERV hizmet kalitesi ölçüm modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler beklenti ve algı arasındaki boşluk hesaplaması, frekans dağılımları, güvenilirlik, doğrulayıcı faktör analizi ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Bulgular – Analizler katılımcıların beklentilerini karşılamaya en yakın boyutun ‘Empati’ boyutu olduğu, beklentileri karşılamaya en uzak boyutun ‘Güvence’ boyutu olduğu göstermektedir. Bununla birlikte ‘Empati', 'Güvenilirlik', 'Güvence' ve 'Heveslilik' boyutlarının hizmet kalitesindeki değişimi pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçları değerlendirildiğinde algılanan hizmet kalitesine en yüksek etki oranına sahip boyutun da “Güvence” boyutu olduğu görülmüştür. Tartışma – Araştırma sonuçlarının literatür ile benzeştiği söylenebilir. Ecoserv’in tüm boyutlarının algılanan hizmet kalitesini olumlu yönde etkilediği, beklenti düzeyi en yüksek boyutun güvence boyutu olduğu ve genel olarak algılanan hizmet kalitesi düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Bu durum beklentilerin her zaman daha yüksek olması ve karşılaşılan en küçük hizmet hatasının tolare edilmesindeki isteksizlik olarak yorumlanabilir. Hesaplanan fark puanları doğrultusunda hizmet sunumunun iyileştirilmesinin hizmet kalitesi düzeyini arttıracağı bu bağlamda araştırmanın ekoturizm destinasyonu, işletmeleri ve planlayıcılara örnek teşkil edebileceği düşünülmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisi: Kantil panel yaklaşımı
Kanca, Osman Cenk; Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem; Çınar, Ezginur
Sağlık harcamaları ve çevresel inovasyon düzeyindeki farklılıklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler açısından çeşitli çevresel sonuçlar doğurabilmektedir. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi noktasında bu faktörler oldukça ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ampirik analizde 2000-2021 dönemine ve 5 ülkeye (Çin, Hindistan, Rusya, Japonya ve ABD) ait panel veriler kullanılmıştır. Çevre kirliliğinin göstergesi olarak literatürde sıklıkla CO2 emisyonu verisi kullanılmasına rağmen çeşitli avantajlarından dolayı bu çalışmada “yük kapasite faktörü” verisi kullanılmıştır. Çevresel inovasyonu temsilen “çevreyi korumaya yönelik teknoloji patent sayıları” verisi, sağlık harcamaları (%GSYH) ve kontrol değişken olarak kişi başına GSYH verisi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşik ilişki Westerlund (2007) tarafından geliştirilen panel eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Ardından uzun dönem katsayılar geleneksel panel veri yöntemi Driscoll-Kraay Standart hatalar (DKSE) ve güncel bir yöntem olan Momentler Metodu Kantil Regresyon (MMQR) yöntemi ile tahmin edilmiştir. Her iki tahmin sonucu birbirine paralellik göstermektedir. Buna göre çevresel inovasyonun çevre kirliliğini arttırdığı, sağlık harcamalarının ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol değişken olarak modellere dahil edilen kişi başına GSYH ise çevre kirliliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Son aşamada ilişkilerin yönü Kónya (2006) panel nedensellik testi ile tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Zamanın Döngüsünde Devlet ve İktidar: İbn Haldun’da Döngüsel Tarih Anlayışı
Serdar, Erdoğan
Tarih boyunca insanların bir araya gelerek oluşturmuş oldukları toplumlar, bu toplumların yönetimi, yönetim düşüncesinde ortaya çıkan devlet kurumu ve siyasi ortamın doğası, yüzyıllar boyunca düşünürlerin sıklıkla tartıştıkları ve fikir ürettikleri alanlardan biri olmuştur. Bu alanların nesiller boyu aktarımında ise en önemli görevi; tarih bilimi, disiplini üstlenmektedir. Bu makale, İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserinden hareketle döngüsel tarih anlayışı üzerinden felsefesini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaca uygun olarak girişte İbn Haldun’un tarihsel olaylara dair yaklaşımının sadece kronolojik bir hikâye anlatımı olarak değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, siyasal iktidarın ve insan tabiatının, benzer şekilde devletin döngüsel bir süreç olarak ele alındığı gösterilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde İbn Haldun düşüncesinde önemli yer tutan tarih anlayışının temel kavramları çok derine inmeden açıklanmış, umran fikrinden hareketle özgün düşüncesi ortaya konularak temel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın amacını oluşturan ikinci bölümde ise devletin doğuşu, yükselişi ve çöküşü gibi siyasal süreçlerin asabiyet kavramı etrafında şekillenen döngüsel zaman modeli bağlamında nasıl kavramsallaştırıldığı analiz edilmektedir. Sonuç kısmında ise İbn Haldun’un tarih felsefesinin tarihsel olayları anlamada indirgemeci yaklaşımların ötesine geçtiği ve çok katmanlı bir açıklama sunduğunu ve bunu ortaya koyarken son derece özgün bir düşünceyi aktardığı ama bütün bunlara rağmen modern dünyadaki bazı durumları açıklamada yetersiz kaldığı eleştirileri vurgulanarak değerlendirme paragrafı ile birlikte çalışma sonlandırılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Marking Plurality in Turkish and Persian: A Contrastive Morphological Analysis
Demir, Süleyman
The aim of the study is to compare and contrast the pluralisation suffixes in Turkish and Persian, two geographically and culturally neighbouring languages, in order to analyse both the main morphological differences and parallels between the two languages. To this end, the inventory of plural suffixes in Turkish and Persian are methodically identified and analysed with a special focus on their phonological forms, distributional patterns, and syntactic implications. The study shows that, both languages employ several inflectional suffixes to pluralise nouns but, the type and application of these suffixes are quite different. The analysis is conducted in three stages, namely description, juxtaposition and comparison, which is in accordance with the contrastive grammar methodology. The results of this contrastive study show that, the variety of plural forms in Persian is more than those of in Turkish as Persian has irregular or broken plural forms, and this increases the morphological complexity of the language. In contrast, Turkish pluralisation is highly regular and predictable, sticking closely to morphophonemic standards based on consonantal assimilation and vowel harmony. Another distinguishing trait is that Persian establishes a distinction between animate and inanimate nouns in pluralisation, whereas Turkish does not. It is evident that the pluralisation techniques used in these two languages, which share a large word inventory, are constantly different. Persian-speaking Turkish learners may struggle with these variations, particularly when studying rule-based affixation or dealing with irregularity. Based on these findings, the study makes practical recommendations for instructors, second language learners, curriculum planners, translators, and textbook authors working in bilingual or comparative environments
- MakaleAçık Erişim2025Transhumanism or Transgression: Altered Bodies in Perdido Street Station
Çapoğlu, Kemal
Being an important example of the New Weird genre, China Miéville’s Perdido Street Station (2000), criticizes transhumanist discourse and presents the ethical issues and unfortunate results of technology in New Crobuzon. This study argues that Miéville questions the optimistic point of view of transhumanism that technology improves human life. The novel also showcases how technology can be used to oppress people by creating inequality, torturing bodies and creating disorder among public. The discussion begins with the remade who are beings forcefully transformed into horrible beings in which flesh and machinery coexist. The modifications of the remade challenges the idea of voluntary enhancement because they function as tools of punishment or exploitation that removes autonomy and honour, thus transforming their bodies so that they can be labourers, entertainers and weapons. The discussion then explores the character Yagharek, the Garuda trying to regain his ability to fly after losing his wings because of a crime. Although Yagharek’s pursuit is compatible with transhumanist notion of morphological freedom, his dependence on New Crobuzon power relations and the ethical ambiguity of his pursuit poses contradiction. Additionally, Isaac’s unintentional release of consciousness-consuming slake-moths when carrying out flight experiments creates concerns about the uncontrolled use of technology. Ultimately, by inserting the remades’ oppression into the Yagharek’s journey, Perdido Street Station interrogates the optimistic claims of transhumanism. Miéville produces a framework of exploitation and ethical ambiguity which prioritizes the fact who controls the technology and who utilizes or suffers from it. This analysis not only not only discusses the novel’s criticism but also reflects the real-world debates on technological advancements, requiring further assessment of humanity’s future
- MakaleAçık Erişim2025Bizans İmparatorlarının Kuzeyli Muhafızları: Varegler
Şen, Fatih; Çog, Mehmet
Bizans İmparatorluğu’nun uzun tarihi boyunca imparatorların kişisel güvenlikleri her zaman önemli bir mesele olmuştur. İmparatorluk bünyesinde kurulan ve Hetaireia olarak adlandırılan özel muhafız alayları, bu zorlu görevi üstlenmiştir. Ancak bu muhafız alayları, her zaman imparatorlara sadık olmamışlardır. Bizans tarihinde pek çok kez bu muhafızlar, gaspçı imparatorların ya da isyan eden yetenekli komutanların yanında yer alarak imparatorları arkadan vurmuşlardır. Sadakatleri çok kolay bir şekilde para ile satın alınan bu muhafızlar; saray teşkilatının aksamasına, daha da önemlisi imparatorun hayatının tehlikeye girmesine neden olmuştur. Bu durumun getirdiği tehlikelerin farkında olan İmparator II. Basileios 988’de radikal bir karar ile kişisel muhafızlarını yerli unsurlar yerine o dönemde Kiev’de yaşayan ve sadakatleri ile tanınan Kuzey kökenli Vareglerden seçmeye karar vermiştir. Bundan sonraki süreçte iki kısma ayrılan Vareglerin bir bölüğü imparatorların özel muhafızları olurken diğer bir bölüğü de merkezi orduların içerisine paralı askerler olarak alınmıştır. II. Basileios’un bu tarihi kararından sonra hem sarayda hem de saha ordularında görev alan Vareg savaşçıları, Bizans İmparatorluğu’nun eski parlak günlerine kavuşmasında oldukça büyük katkılar sağlamışlardır. Vareglerin yeni kurulan Rus Devleti’nin siyasi, kültürel ve ekonomik tarihine de oldukça fazla etkileri olmuştur. İlk Rus Devleti’nin Bizans Ortodoksluğunu kabul etmesini, aynı zamanda Bizans adına Karadeniz’den gelecek tehlikelerin de önünün kesilmesini sağlamışlardır. Bu çalışmada Vareg muhafızlarının ve paralı askerlerinin Bizans'ın asker açığını kapatmasına ve eski gücüne kavuşmasına ne türden katkıları olduğu hakkında bilgi verilecektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Sanal Alanda Tüketim Kültürünün Yeniden Üretilmesi: Netnografik Bir Araştırma
Okur, Hatice Duran
Gündelik hayatın bir uzantısı haline gelen ve görselliğin ön planda olduğu sosyal medya platformları, kullanım sıklığı ve yaygınlığı göz önüne alındığında, toplumsal iletişim biçiminin değişip dönüşmesinde, günümüz toplumlarının tüketim kültürünün sanal mecralarda dolaşıma sokulmasında önemli bir araç olarak işlev görmektedir. Bu noktadan yola çıkarak dünya çapında en popüler sosyal medya platformlarından biri olan Instagram’da bireylerin kendilerini sunuş biçimlerinde, iletişim ve etkileşimlerinde tüketim kültürünün izlerini sürmek çalışmanın başlıca amacını oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden etnografinin dijital alana uyarlanmış biçimi olan dijital etnografi (netnografi) yaklaşımı kullanılmıştır. Bu doğrultuda Instagram’ı aktif olarak ve farklı amaçlarla kullanan 48 kişiyle, yarı yapılandırılmış görüşme formuna bağlı kalarak çevrimiçi derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler ile alanda gerçekleştirilen uzun süreli gözlem, alınan saha notları, katılımcıların Instagram’daki görsel paylaşımlarıyla birlikte anlamlı kategoriler haline getirilerek betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Sonuç olarak gündelik hayatın estetikleştirilmiş bir yansıması olan Instagram’da, bireylerin tüketim tercihlerinin yer aldığı gündelik hayata dair paylaşımlarıyla benlik ve hayat tarzı sunumlarını gerçekleştirdikleri, Instagram’da marka ve işletmelerin yer alması, Instagram reklamları, Instagram ünlüleri ve onların markalarla olan iş birlikleri gibi faktörlerin gündelik hayattaki tüketim kültürünün bu mecrada dolaşıma sokularak yeniden üretilmesinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca Instagram ortamındaki ilişki ve etkileşimlerle ihtiyaçların manipülasyona uğradığı, ürün satın almada arzuların, isteklerin etkili olduğu, sembolik, hazcı, gösterişçi bir tüketim kültürünün yaygınlığı tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Sehl b. hârûn ve eserleri
Kuyanay, Mehmet
Bu makale, Arap edebiyatında İbnu’l-Mukaffa'nın izinden giden klasik nesrin öncülerinden biri kabul edilen Fars kökenli şair, yazar ve mütercim Sehl b. Hârûn'un (ö. 215/830) Arap edebiyatına olan katkılarını ve kaleme aldığı eserleri incelemektedir. Sehl b. Hârûn, kaleme aldığı eserlerle yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi yapısını yansıtmaya çalışırken aynı zamanda Arap edebiyatında özellikle fabl türü başta olmak üzere nesir alanında başarılı bir hikâye anlatımı örneği sunmuştur. Ancak bilinmeyen nedenlerden dolayı eserlerinin yalnızca çok azı günümüze ulaşmıştır. Günümüze ulaşan eserlerinden biri olan "Kitâbu’n-Nemr ve’s-Saʿleb" ise ancak yakın zamanda ortaya çıkmıştır. Müellifin diğer eserleri ise kendisinden sonra gelen tarihçilerin ve edebiyatçıların bu eserlerden alıntı yapmaları veya isimlerini anarak eserlerine göndermede bulunmaları suretiyle günümüze ulaşmıştır. Dolayısıyla bu makale, Sehl b. Hârûn'un Arap edebiyatına etkilerini ve katkılarını tanıtmanın yanı sıra, onun eserlerinin ayrıntılı bir incelemesini sağlamayı hedeflemektedir. Sehl b. Harûn’un risâle, hikâye ve fabl türü başta olmak üzere Arap edebiyatına yaptığı katkılar da araştırmanın diğer hedefidir. Araştırma esnasında terâcim ve edebiyat ile ilgili eserlerin taranması ve tahlil metodu araştırmanın yöntemi olarak benimsenmiştir. Ayrıca söz konusu müellif kendisinden önce ve sonra yaşamış olan müelliflerle kıyas edilerek eserleri içerik ve usul açısından incelenmiştir. Bu incelemenin akabinde Sehl b. Harûn’un öne çıkan edebî özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Husserl’in Fenomenolojisinde Bilinç ve Fenomen Kavramları
Üner, Aslı
Felsefenin neredeyse tüm disiplinlerine katkı sağlayan ve fenomenolojinin kurucusu olarak kabul edilen Husserl 20. yüzyılın en etkili filozoflarından biridir. Husserl’in yegâne amacı felsefeyi kesin bir bilim haline getirmektir. Ona göre, deneyime dayanan tüm bilimler felsefe aracılığıyla temellendirilebilir. Her disiplinin yöneldiği kendine ait bir fenomen alanı vardır. Felsefe bu fenomenleri belirli bir ontoloji çerçevesinde inceleyerek bilimlerin ontolojik olarak temellendirilmesini sağlar. Her disiplinde geçerli olmak üzere, dış dünyadaki varlıklarla deneyimlerimiz vasıtasıyla ilişki kurarız ve bunu sağlayan şey bilinçtir. Husserl bilinç ve varlıklar arasındaki ilişkinin temellerini sorgulamamızı sağlayacak bir bilgi eleştirisine ihtiyacımızın olduğunu söyler ve bu eleştiriyi ancak fenomenoloji vasıtasıyla yapabileceğimizi düşünür. Husserl’e göre fenomenler özlerini ifşa ederler ve bu özler saf bilinçte kurulur. Dünya olumsal ve göreli bir yapıya sahip iken temel özelliği yönelimsellik olan saf bilinç zorunlu ve mutlak bir oluşa sahiptir. Varlıkların bilinç olmadan var olmalarına olanak yoktur. Bilinç ise yapısı gereği olmamazlık edemez. Saf bilinç bu noktada Husserl fenomenolojisinin araştırma alanını oluşturur. Bu yazıda Husserl fenomenolojisinin kilit kavramlarından olan fenomen ve bilinç kavramları üzerinde durulacaktır. Husserl’in Kartezyen felsefeden ilham alarak geliştirdiği bilinç anlayışı, günümüzde bilişsel bilim ve felsefe arasında köprü vazifesi gören nörofenomenolojinin doğmasına zemin hazırlamıştır. Fenomen kavramı da 20. yüzyılın başlarından itibaren felsefede önemli bir kırılma noktası olmuş ve çağdaş dönemde birçok düşünür tarafından benimsenmiş, eleştirilmiş ya da yeniden yorumlanmıştır. Bu makalenin amacı, daha çok betimleyici bir yaklaşım benimseyerek, Husserl fenomenolojisini günümüzde de etkisini sürdüren bilinç ve fenomen kavramları ile bu kavramlar arasındaki ilişki ekseninde değerlendirmektir.
- MakaleAçık Erişim2025Şair Nushi’nin Bilinmeyen Şiirleri
Selman, Ahmet
Divan ve mesnevilerden sonra klasik Türk edebiyatının en önemli yazılı kaynakları kuşkusuz mecmualardır. Şiir mecmuaları içeriklerinin zenginliğine rağmen çeşitli sebeplerden dolayı edebiyat araştırmacılarının nispeten ihmal ettikleri yazılı eserlerdir. Bu çalışmada şimdiye kadar üzerinde herhangi bir ilmi araştırmanın yapılmadığı İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde yer alan bir mecmuada bulunan Şair Nushî’ye ait dokuz şiir tanıtılmaktadır. Kaynaklarda kim olduğuna dair neredeyse hiç bilgi bulunmayan Nushî’nin kimliğine dair keşfdilen bu şiirler analiz edilerek somut verilere ortaya konmaktadır. Gün yüzüne çıkarılan bu şiirler şekil ve muhteva bakımından tahlil edilerek şairin edebi şahsiyeti veriye dayalı ortaya konmaktadır. Mecmuada yer alan dokuz şiirin tamamı hem biçim hem de içerik açısından incelendikten sonra Şair Nushî’nin klasik edebiyattaki yeri ve ağırlığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

















