Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kalite iyileştirme çalışmalarının müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakatine etkisi: Erzurum ilinde bir uygulama

    Murat Kurnuç

    Günümüz işletmeleri, artan rekabet nedeniyle kalite iyileştirme çalışmalarına daha fazla önem vermek durumundadır. İşletmelerin, taleplerin sürekli değiştiği zorlu rekabet ortamına adapte olup ömürlerini devam ettirebilmeleri için kalite kaçınılmaz bir etkendir. Kalite iyileştirme çalışmaları müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyeti de müşteri sadakatini sağlayarak mevcut pazar paylarının korunması ve zamanla geliştirilmesi üzerinde belirleyici olmaktadır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde hizmet, kalite, müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati ve çalışmamızla alakalı benzeri konularda ön bilgi olması amacıyla literatür taraması yapılarak özet bilgiler paylaşılmıştır. Dördüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir.Beşinci bölümde ise çalışmanın ana amacı olan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerinde, oluşan memnuniyet düzeyinin ise müşteri sadakati üzerinde ne derece belirleyici olduğunu ortaya koymak üzere yapılan alan araştırması neticesinde elde edilen verilerin analizine ve yorumlara yer verilmiştir. Bunun için Erzurum ilinde havayolu kullanıcıları ile yüzyüze anket çalışması uygulanmıştır. Sonuç olarak da hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasında, hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında ve müşteri memnuniyeti ile müşteri sadakati arasında doğru yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Personel güçlendirme yönetiminde güçlendirici liderlik davranışları uygulaması: Kemer bölgesi beş yıldızlı otel işletmeleri örneği

    Gözde Aras

    Örgütler, rekabet avantajı kazanabilmek amacıyla uygulanan personel güçlendirme yönetimi, modern yönetim ve örgüt uygulamaları arasında önemi giderek artan bir yapılanma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada, turizm sektörü içerisinde yer alan otel işletmelerinde personel güçlendirme yaklaşımlarından biri olan güçlendirici liderlik yaklaşımının uygulanma oranı, kemer bölgesinde yer alan beş yıldızlı oteller baz alınarak incelenmiştir. Araştırma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Literatürde yer alan kavramlar açıklanmıştır. İkinci kısımda ise anket çalışmasıyla elde edilen güçlendirici liderlik davranışlarının uygulanma derecesine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırma ölçeği, geçerlilik ve güvenirlilik analizleriyle test edilerek uygunluğu saptanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Kemer ilçesinde bulunan turizm işletme belgesine sahip otuz sekiz tane beş yıldızlı otelin çeşitli departman ve kademelerinde çalışmakta olan müdür, şef ve diğer otel personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada toplam on yedi otelin personeli tarafından doldurulmuş 373 adet anket değerlendirilmeye alınmış olup, sonuçlarının değerlendirilmesinde demografik özellikler; sorulan sorular için ise frekans dağılımlarıyla, hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.Araştırma sonrasında Kemer bölgesindeki beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlara güçlendirici liderlik davranışları uygulanmış olup bu uygulama sonucunda turizm eğitiminin, ön lisans veya lisans eğitimi almanın, mesleki deneyiminin, kişisel gelişim-mesleki eğitim programlarına katılmanın ve yabancı dil bilgisine sahip olmanın personel güçlendirme açısından oldukça önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kurumda çalışma süresinin ise personel güçlendirmeye dair herhangi bir etkisinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Liderlik, Turizm, Hizmet Sektörü, Otel İşletmeleri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kırmataş agregalı betonların basınç ve yarmada çekme dayanımlarının sınırlı oranda dere kumu karıştırılmasıyla dengelenmesi

    Aslı Bökü

    Beton malzemesinin basınç dayanımı yüksek olup çekme dayanımı ise bunun yaklaşık 1/10'u kadardır. Beton üzerine gelen yüklemeden dolayı şekil değiştirme yapacaktır; betonun çekme kuvvetinin uygulandığı kısımda şekil değiştirme uzama olarak gerçekleşir. Çekme gerilmesi yapısal hesaplamalarda özellikle bazı yapıların projelendirme aşamasında ihmal edilmemelidir; çünkü çekme etkisinde ortaya çıkan çatlakların sınırlandırılması da yine çekme dayanımının yükseltilmesiyle mümkün olabilmektedir.Bu çalışmada dere kumu ve kırmataş karışımlarıyla hazırlanan farklı tane dağılımına sahip beton karışımlarının basınç ve çekmeye karşı gösterdikleri dayanımlarını karşılaştırmak için, uygulanan deneme karışımlarında değişken olarak agrega granülimetrisi ve ince malzeme olarak dere kumu kullanılmıştır. Hazırlanan beton bileşimlerinde % 22 - % 28 - %34 - % 40 - % 46 - % 48 - % 50 - % 52 - % 54 oranlarında dere kumu karışıma dahil edilmiştir. Tanık beton olarak tasarlanan 6. ve 11. deney bileşimlerinde ise kum olarak da kırma taş kullanılmıştır. 6. beton bileşiminde % 50 kırma taş, 11. beton bileşiminde % 25 kırma taş % 25 dere kumu kullanılmıştır. Dere kumunun karışım içersindeki yüzdesi değiştikçe, 4 ? 12,5; 12,5 ? 20 mm arasında kullanılan kırmataşın karışımdaki oranı da değişmiştir. Deney sonuçlarının dere kumu eklenmesi ile değiştiği görülmüştür. Çalışma sonunda, 28 günlük basınç dayanımı dere kumu oranına bağlı olarak önce bir düşüş sonra da artış göstermiştir. Dere kumu oranındaki artışa göre yarmada?çekme dayanımında parabolik bir ilişki ortaya çıkmıştır. Böylece basınç ile yarmada?çekme dayanımı arasında ise matematiksel bir bağıntı kurulmaya çalışılmıştır.Çalışmada kırmataş agrega içerisinde yuvarlak ve kaygan dere kumu karıştırılmasıyla gerek basınç dayanımında, gerek çekme dayanımında, burada yarmada çekme dayanımında artış kaydedildiği görülmüştür. Böylece kırmataş sayesinde çekme bölgesinde oluşacak çatlaklar engellenmiş ya da sınırlanmış olurken dere kumuyla sağlanan, yerine yerleştirme kolaylığı sayesinde de betonun artan yoğunluğuna bağlı olarak basınç dayanımında da yükselme kaydedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, Dere kumu, Gerilme?şekil değiştirme,Kırmataş,Yarmada çekme dayanımı,

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının beton basınç dayanımına etkisi

    Emre Akyüz

    Bu çalışmada; resmi laboratuar beton denetiminde göz ardı edilen ya da yapıldığıkabul edilen kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının, beton basınç dayanımına,ayrıca; birim kütlesine ne denli etki ettiğine dair somut verileri elde edilerek, sonuçlarıirdelenmiştir.Genel olarak ülke koşullarında; standartlara uygun olarak, beton karıştırıcısındanalınan 15x15x15 cm boyutlarındaki küp beton numuneler 25 defa şişlenerek ya datokmaklanarak, şantiye ortamında yaklaşık 1 gün korunaklı alanda muhafaza edildiktensonra, hava koşullarına bağlı olarak ortalama 1. günün sonunda, toplam 28 gün saklanmaküzere yapı malzemesi laboratuarına taşınmakta ve orada 18-22 derece sıcaklıkta ve suiçerisinde saklanarak 28. gün sonunda beton basınç dayanımı sonucuna bakılmaktadır.Resmi kayıtlara geçen bu sonucun, şantiye kür ortamının, beton karıştırma vesıkıştırma etkisinin, hava sıcaklığı ve yağış koşullarının standartlara uygunluğuvarsayılmaktadır.Bu varsayımın doğruluk derecesinin anlaşılması amacıyla farklı koşulların hakimolduğu dört ayrı deney dizisi hazırlanmıştır.2 ve 28 günlük yağış ve sıcaklık değerleri kaydedilerek; kür ve sıkıştırmauygulanıp, uygulanmayan gözlem numuneleri basınç dayanım ve birim kütle sonuçlarıüzerinde yağış ve sıcaklık faktörlerinin etkisi hesaplanmış, gözlemlenmiştir.Bu sonuçlar ışığında; sıkıştırma, karıştırma, sıcaklık, yağış, kür gibi faktörlerin ayrıayrı beton dayanım ve birim kütle sonucuna etkisi yaklaşık olarak hesaplanmış, betonbasınç dayanımı ile birim kütlesi arasında bağ kurulmuş, beton dayanım ve birim kütlefaktörlerine etki eden parametrelerin önemi ve gerekliliği tek başına ya da beraber etkinliğigöz önüne serilmiştir.Çalışma sonunda; hava şartları ve numune sıcaklığının beton basınç dayanımıüzerinde etkisi genel olarak irdelendiğinde; kür uygulanıp, sıkıştırma uygulanmayan betonnumunelerinde önemsenecek derecede bir dayanım kaybı ya da artışı gözlemlenmemiştir.Numune sıcaklığının basınç dayanımı üzerinde etkisi de gözlemlenmemiştir. 28 günlükortalama sıcaklık arttıkça dayanım kaybı da artmaktadır. 28 günlük toplam yağış arttıkça,dayanım kaybı azalmıştır. Bununla birlikte 2 günlük toplam yağışın tüm numunelerinbasınç dayanımında belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Hava şartları ve numune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde etkisinebakıldığında; 2 günlük toplam yağış arttıkça, birim kütle kaybında azalma olduğugörülmüştür. Numune alındığında hava sıcaklığı artarken, birim kütle kaybı genellikleartmıştır. 2 ve 28 günlük toplam yağış az da olsa birim kütle kaybında azalışa nedenolmuştur. Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton numunelerinde hava şartlarının venumune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Beton basınç dayanımı ile birim kütlesi arasında kesin bir bağlantı kurulamamaklabirlikte, genellikle beton basınç kaybının fazla olduğu numunelerde birim kütle kaybınınyüksek çıktığı görülmüştür.Standart numunelerin 7 günlük basınç dayanımlarının 28 günlük basınçdayanımlarına oranı 0,73-0,87 arasında gerçekleşmiştir. Ortalama oran ise 0,81 olmuştur.Beton numuneleri ortalama 7 günde 28 günlük dayanımın yüzde 81 oranına erişmiştir.Kür uygulanmayıp, sıkıştırılan gözlem numuneleri standart numuneye göre %18,65 dayanım kaybına uğramıştır. Kür uygulanıp, sıkıştırılmayan gözlem numuneleristandart numuneye göre % 15,09 oranında dayanım kaybı göstermiştir. Kür uygulanmayıp,sıkıştırılmayan gözlem numuneleri ise standart numuneye göre % 25,16 oranındadayanımda kayba uğramıştır.Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton, yaklaşık yüzde 25 oranında dayanım kaybıgösterirken iki alt beton sınıfı özelliği göstermiştir. Kür ya da sıkıştırma faktörlerindenbirinin uygulanıp diğerinin uygulanmadığı koşullarda ise beton, bir alt beton sınıfıözelliğini temsil etmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Birim Kütle, Kür Koşulları, Sıcaklık, Sıkıştırma,Yağış

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kalite güvence sistemi uygulamaları iş süreçleri ve örgütsel performans ilişkisi: Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası örneği

    Selçuk Korucuk

    Bu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, İş Süreçleri, Örgütsel Performans.YÜKSEK LİSANS TEZİSelçuk KORUCUK2013- XIII+116 sayfaBu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, ?? Süreçleri, Örgütsel Performans

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Kıbletepe (Araklı, Trabzon) yöresindeki volkanik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve maden yatakları açısından incelenmesi

    Sema Akyürek

    Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, Kıbletepe (Araklı, Trabzon) ve çevresindeki volkanik kayaçlar Geç Kretase yaşlı olup, tabanda bazalt, andezit ve piroklastları, bunların üstünde bulunan dasit, riyolit ve piroklastları ile bunları kesen bazalt ve andezit dayklarından oluşmaktadır. Çalışma alanının tabanını oluşturan bazalt, andezit ve piroklastlarının üst seviyelerinde kireçtaşı tabakaları bulunmaktadır. Bu birimleri yer yer Kuvaterner yaşlı yamaç molozları örtmektedir.Geç Kretase yaşlı volkanik kayaçlar genel olarak ayrışmış olup, Zn-Cu cevherleşmesi ve cevherleşmeyle ilişkili alterasyonlar asidik piroklastik kayaçlar içerisinde izlenmektedir. Dasitik ve riyolitik kayaçlar hyalo-porfirik ve sferulitik dokuda olup, başlıca plajiyoklas, kuvars ve hornblendden oluşmaktadır. Cevher ağsal, saçınımlı ve breşik yapıda bulunmaktadır. Pirit, sfalerit, kalkopirit ve daha az oranda fahlerz, dijenit, kovellin ve malahit cevher minerallerini oluşturmaktadır. Gang mineralleri ise kalsit, kuvars ve kil mineralleridir. Sfalerit ile kalkopirit arasında ayrılım dokusu görülmektedir.Cevherin içinde bulunduğu kayaçlar toleyitik-geçiş özelliğe sahip olup, yüksek BİYE (büyük iyon yarıçaplı elementler) ve düşük YÇAE (yüksek çekim alanlı elementler) içerikleri ve yüksek BİYE/YÇAE oranları ile yitim ilişkili kayaçların jeokimyasal özelliğini yansıtmaktadır. Cevherleşmelerin etrafındaki yan kayaçlarda genellikle serizitleşme, silisleşme, killeşme ve daha az karbonatlaşma, kloritleşme, hematitleşme ve limonitleşme türü alterasyonlar izlenmektedir. Kil mineralleri olarak illit, kaolinit, klorit, simektit ve az oranda da illit/simektit aratabakalısı belirlenmiştir.Sonuç olarak, Kıbletepe'deki volkanitler, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki masif sülfit yataklarının gösterdiği ayrışma özelliklerine benzer ayrışmalar göstermekte ve bunlardaki cevherleşme Doğu Karadeniz ada yayı volkanizmasına bağlı olarak gelişen hidrotermal kökenli sıvılarla ilişkilidir.Anahtar Kelimeler: Geç Kretase, Hidrotermal Alterasyon, Kıbletepe, Masif Sülfit, Volkanitler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Pelitli (Bayburt) granitoyidinin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi

    Gökhan Çakmak

    Pelitli (Bayburt) yöresinde yer alan Pelitli Granitoyidi'nin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma ile plütonik kayaçların gelişimleri ortaya konularak, kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır.Doğu Pontid Kuzey Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastları bulunmaktadır. Bu birimler Eosen yaşlı Pelitli Granitoyidi tarafından kesilmekte olup, tüm bu birimler Kuvaterner yaşlı alüvyon ile uyumsuz olarak örtülmektedir.Pelitli Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 15.5 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Diorit, granodiorit, granit ve tonalit bileşimli kayaçlardan oluşan Pelitli Granitoyidi, yan kayaç ksenolitleri ve mafik magmatik anklavlar (MMA) içermektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Pelitli Granitoyidi, genel olarak I-tipi, düşük-yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup genellikle metalümin az oranda da peralümin karakterlidir. Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, piroksen, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir.Granitoyidin petrolojik özellikleri incelendiğinde, gelişiminde özellikle fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğu ve az oranda da magma karışımının ve asimilasyonun rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin meta-magmatik (amfibolitik) kayaçlarının kısmi ergimesi ile türediğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Doğu Pontidler, Pelitli Granitoyidi, Petrografi, Jeokimya, Petroloji,BayburtKeywords: Eastern Pontides, Pelitli Granitoid, Petrography, Geochemistry, Petrology, Bayburt

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013
    Üçgen kesitli kapalı ortamda engel kullanımının doğal taşınıma etkisinin sayısal olarak incelenmesi

    Buğra Sarper

    Bu çalışmada, düşey adyabatik yüzeyine engel yerleştirilen üçgen kapalı ortamdaki doğal taşınım sayısal olarak incelenmiştir. Üçgen kapalı ortamın yatay eksenle yaptığı eğimin (=0º-315º), engel uzunluğunun (l*=0.125-0.375), engel genişliğinin (w*=0.025-0.125), düşey yüzey üzerindeki engel pozisyonunun (h*=0.1-0.7) ve engel ile havanın ısı iletim katsayısı oranlarının (kr=0.1-10 ve engel adyabatik) doğal taşınıma etkileri, 1000 ile 1000000 Rayleigh sayısı aralığında analiz edilmiştir. Yatay yüzey eğimli yüzeyden daha sıcak olup, düşey yüzey ise adyabatik sınır koşuluna sahiptir. Diferansiyel korunum denklemleri ticari bir hesaplamalı akışkanlar dinamiği programı olan Fluent 13.0. programı ile çözülmüştür.Yürütülen çalışma neticesinde, üçgenin eğimi ve engel parametrelerinin doğal taşınım üzerinde önemli etkisinin olduğu belirlenmiştir. Eğim açısının 90°'ye kadar olan ve 270°'den sonraki değerlerinde ısı transferi daha yüksektir, ancak 90° ile 270° arasında ısı transferi azalmaktadır. Ayrıca engel kullanımına bağlı olarak ısı transferinde %24.9 oranına varan bir düşüş meydana gelmektedir.Anahtar Kelimeler: Doğal taşınımla ısı transferi, üçgen kapalı ortam, eğimli üçgen kapalı ortam, engel kullanımı.

  • BildiriAçık Erişim2013
    The link between unemployment rate and real output in Eurozone: A panel error correction approach

    Dogru, Bulent; Ozsahin, M

    In this paper we investigate the relationship between economic growth andunemployment in Eurozone through the implementation of Okun's Law using annual panel dataset covering the time period 2000-2012. Panel error correction and panel co-integration methods are used to test the linkage between unemployment and growth rate. We also investigate unemployment hysteresis using several non-stationary panel unit root techniques for unemployment hysteresis in all Euroregions. Findings suggest that Okun's Law is valid but coefficients are less thanOkun's coefficient for USA and other empirical studies on developed countries. Also we find that the relationship between economic growth rate and unemployment rate vary between countries.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2013
    The prevalence of chronic bronchitis in adults living in the center of Gumushane

    Tutar, Nuri; Yesilkaya, Selma; Memetoglu, Mehmet Erdem; Özel, Deniz; Bosnak, Emre

    Introduction: Chronic bronchitis and emphysema are major components of chronic obstructive pulmonary diseases (COPD). The aim of this study was to determine the prevalence of chronic bronchitis 20 years and over living in the center of Gumushane and to analyze the risk factors. Materials and Methods: The study is targeted to reach 373 people who represent the center of Gumushane, 368 (98.6%) people have been reached. Participants were filled modified version of the questionnaire created by the Medical Research Council by face-to-face interview technique. Results: The prevalence of chronic bronchitis was 14.1%. The average age was in the chronic bronchitis group and nonchronic bronchitis group was respectively 43.2 +/- 12.9, 39.3 +/- 11.6, and the differance was statistically significant (p<0.05). Considering the relationship between cigarette smoking with chronic bronchitis, it was more frequent in smokers than nonsmokers (p<0.001, OR 4.74, 95% CI 2.47-9.17). Chronic bronchitis was observed in passive smokers than in non-smokers (p=0.004, OR 2.86, 95% CI 1.36-6.03). Occupational exposure to dust, fumes and history of childhood pulmonary diseases were increased chronic bronchitis prevalence (respectively, p<0.001, OR 9.53, 95% CI 4.56-19.94; p<0.001, OR 12.14, 95% CI 5.87-25.12). Male gender, low income level and to warm up with stove were found statistically significant by univariate logistic regression analysis but these risk factors were not statistically significant in the multivariate analysis. Educational level was not found statistically significant in both analysis (p>0.05). Conclusion: The prevalence of chronic bronchitis was 14.1% in 20 years and older adults living in the center of Gumushane. Old age (especially over the age of 50), active or passive smoking, occupational history of dust, fumes and history of childhood pulmonary diseases were found to be risk factors for chronic bronchitis.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • BildiriAçık Erişim2013
    In Coronary Artery Disease Comparison of Turkey and Europe According to Kyrgyzstan and Euroaspire III Results

    Kutlu, Rasim; Memetoglu, Mehmet Erdem; Muratalievic, Tolkun Murataliev

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2013
    Sequence Variant in the LPIN1 gene in Patients with Metabolic Syndrome

    Kural, Birgul Vanizor; Deger, Orhan; Erem, Cihangir; Yücesan, Fulya Balaban; Barlak, Yasam; Turan, Ibrahim; Aliyazicioglu, Rezzan

    Objective: Metabolic syndrome (MetS) is a complex disease characterized by insulin resistance, abdominal obesity, hyperglycemia, hypertension, hypertriglyceridemia and low HDL-cholesterol level. The aim of the study was to evaluate the sequence variations in the LPIN1 gene in MetS. This gene codes lipin-1 protein which functions as Mg-dependent phosphatidic phosphatase enzyme and transcriptional coactivator. Material and Methods: The study groups included 73 MetS (19 M/54 F) and 56 non-MetS (16 M/40 F). Sequence variation in exons 2, 4, 5 and 14 of the LPIN1 gene were investigated by DNA sequencing method. Results: c.696 G>C variant (p.S232S) in exon 5 was observed in only one women with MetS. But this variation is not important because of coding same amino acid. Conclusion: Any important sequence variant was not detected in exons 2, 4, 5 and 14 in the LPIN1 gene in MetS.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • BildiriAçık Erişim2013
    The Pharmacoeconomic Efficacy of Ivabradine and Nebivolol Treatment of Stable Angina Pectoris in Patients with Left Ventricular Dysfunction

    Kutlu, Rasim; Memetoglu, Mehmet Erdem

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2013
    Evaluation of cardiovascular risk factors among university students in Turkey: a cross-sectional survey

    Kutlu, Rasim; Memetoglu, Mehmet Erdem

    Background - Recent data indicate increasing rates of mortality from cardiovascular (CV) disease in Turkey. This study aimed to evaluate CV disease risk factors among university students in Northern Turkey. Methods - In this cross sectional descriptive study, 302 students were randomly recruited (171 females (57%) and 131 males (43%), mean age of 20 +/- 2.1 years). Blood glucose, cholesterol profile (total, high density lipoprotein (HDL) and low density lipoprotein (LDL) cholesterols), triglyceride, glycosylated haemoglobin, resting blood pressure, and body mass index were measured using standard protocols. All participants were asked to complete a questionnaire including questions on lifestyle, genetic predisposition, smoking habit, and psychosocial factors. Results - The mean systolic and diastolic blood pressure of students were 127.1 +/- 13.5 mmHg and 78.3 +/- 12.4 mmHg. The mean values were 98.4 +/- 14.2 mg/dL for fasting blood glucose value, 5.4 +/- 0.4 for HbA(1c), 80.0 +/- 10.3 beats/min for heart rate, for total cholesterol 199.1 +/- 24.6 mg/dL, 43.8 +/- 9.9 mg/dL for HDL, 114.7 +/- 24.1 mg/dL for LDL, 199.1 +/- 24.6 mg/dL for trygliceride, 24.8 +/- 3.6 kg/m(2) for body mass index, 97.6 +/- 17.9 cm for waist circumference. No significant difference was observed between gender according to CV risk factors' values statistically. It was observed that 111 (36.8%) students were overweight, 32 (10.6%) were obes. About 135 (44.0%) of students had abnormally unacceptable WC value. Smoking habit was seen in 130 (43.0%) students [73 (24.2%) male and 57 (18.9%) female]. Conclusion - A substantial proportion of Turkish students were overweight or obese, and had smoking habit. Our results underscore the need to implement health promotion programmes and perform large-scale epidemiological studies within the general Turkish young adult population.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • BildiriAçık Erişim2013
    Evaluation of Cardiovascular Risk Factors Among University Students in Northern Turkey: A Cross-sectional Survey

    Kutlu, Rasim; Memetoglu, Mehmet Erdem

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2013
    Comparison of the safety and efficacy of ivabradine and nebivolol mono- and combination therapies in the treatment of stable angina pectoris patients with left ventricular dysfunction

    Kutlu, Rasim; Memetoglu, Mehmet Erdem; Muratalievic, Tolkun Murataliev

    We aimed to investigate the pharmacoeconomic efficacy of ivabradine and nebivolol in treatment of stable angina pectoris patients with left ventricular dysfunction prospectively. Pharmacoeconomic analysis was performed by using cost minimization analysis, and cost effectiveness analysis. After 6 months' treatment LVEF for the nebivolol group (17 patients, 50%) improved by (38 +/- 6.5) to (41 +/- 3.2), (p>0.05) and for the ivabradine group (17 patients, 50%) (37 +/- 5.4) to (41 +/- 2.3), (p>0.05), mean MET value in the nebivolol group increased from (3.7 +/- 1.2) to (5.5 +/- 1.6), (p>0.05), versus from (3.6 +/- 1.5) to (5.5 +/- 1.4), (p>0.05) in the ivabradine group, cost minimization analysis results showed a difference in the total cost of treatment was US$ 5288.7 in favor of nebivolol. The findings suggest that nebivolol is more cost-effective than ivabradine in the treatment of patients with left ventricular dysfunction.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2013
    Numerical solution of the fractional-order Vallis systems using multi-step differential transformation method

    Merdan, Mehmet

    In this paper, we examine a fractional order Vallis systems. We also fulfil a detailed analysis on the stability of equilibrium. Multi-step differential transform method (MsDTM) extends to give approximate and analytical solutions of a fractional order Vallis systems. Numerical simulations are submitted to verify the validity and reliability results obtained from these methods.

  • MakaleAçık Erişim2013
    The effect of prenatal exposure to 900-MHz electromagnetic field on the 21-old-day rat testicle

    Hanci, Hatice; Odaci, Ersan; Kaya, Haydar; Aliyazicioǧlu, Yüksel; Turan, Ibrahim; Demir, Selim; Çolakoǧlu, Serdar

    The aim of this study was to investigate the effect of exposure to a 900-MHz electromagnetic field (EMF) in the prenatal term on the 21-old-day rat testicle. Pregnant rats were divided into control (CG) and EMF (EMFG) groups. EMFG was exposed to 900-MHz EMF during days 13-21 of pregnancy. Newborn CG rats were obtained from the CG and newborn EMFG (NEMFG) rats from the EMFG. Testicles were extracted at postnatal day 21. Lipid peroxidation and DNA oxidation levels, apoptotic index and histopathological damage scores were compared. NEMFG rats exhibited irregularities in seminiferous tubule basal membrane and epithelium, immature germ cells in the lumen, and a decreased diameter in seminiferous tubules and thickness of epithelium. Apoptotic index, lipid peroxidation and DNA oxidation were higher in NEMFG rats than in NCG. 21-day-old rat testicles exposed to 900-MHz EMF in the prenatal term may be adversely affected, and this effect persists after birth.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2013
    Solid phase extraction of Cd(ii) and pb(ii) ions by a new carbothioamide derivative

    Ozdes, Duygu; Duran, Celal; Bayrak, Hacer; Serencam, Huseyin; Basri Senturk, Hasan

    An effective, simple, low cost and accurate sorption-spectrophotometric platform for the extractions and subsequent quantifications of Cd(II) and Pb(II) ions in food and environmental samples has been described in this dissertation. The separation and preconcentration of the analyte ions were accomplished by solid phase extraction method based on the adsorption of their N-(4-methylphenyl)-2-{[(4-phenyl-5-pyridin-4-yl-4H-1,2,4-triazol-3-yl)thio] acetyl} hydrazinecarbothioamide (MFPTAHK) complex on Amberlite XAD-8 resin in a mini column. The developed method was systematically investigated in different set of experimental parameters that influence the separation and preconcentration of Cd(II) and Pb(II) ions. The precision of the method was determined by reproducibility studies and expressed as relative standard deviations (RSD %) which were less than 4% for both analyte ions. The limits of detections (LODs) for Cd(II) and Pb(II) ions based on the three times the standard deviation of the blanks (N:10) were found to be 0. 31 ?g L-1 and 0. 86 ?g L-1, respectively. The developed SPE procedure was utilized for the simultaneous extraction and determinations of Cd(II) and Pb(II) ions levels in rice, cracked wheat and red lentil as food samples and various water samples.

  • MakaleAçık Erişim2013
    On numerical solution to fractional non-linear oscillatory equations

    Merdan, Mehmet; Gökdoǧan, Ahmet; Yildirim, Ahmet

    In this article, the multi-step differential transform method (MsDTM) is applied to give approximate solutions of nonlinear ordinary differential equation such as fractional-non-linear oscillatory and vibration equations. The results indicate that the method is very effective and sufficient for solving non-linear differential equations of fractional order.