Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerindeki etkisi: P&G örneği

    Merve Özyürek

    Günümüzde önem verilmeye başlanan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı son yıllarda literatürde de geniş yer bulmaya başlamıştır. Bu bağlamda markalar sadece ürün ve hizmet odaklı bir üretim anlayışı içinde olmamaktadırlar. Artık üretim yaptıkları toplumun refahına da katkıda bulunacak değerde görev ve sorumlulukları da yerine getirmektedirler. Sadece kâr amaçlı hareket etmeyerek bunun yanında kurum içi ve kurum dışı paydaşlarına karşı da gereken hassasiyeti göstermek durumundadır. Gelişen teknoloji ile birlikte artış gösteren birçok marka arasında tüketici ürün ve hizmet arasında seçim yapmakta zorlanmaktadır. Tüketicinin zihni bu şekilde bulanık olunca rakip markaların arasında o markanın bir farkındalığı oluşmamaktadır. Bu durumda markaların tercih edilebilirliği açısından önemli adımlar atması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta marka imajıdır. Markaların tüketicinin zihninde yer edinmek ve marka sadakatini sağlamak için marka imajına önem vermeleri gerekmektedir. Tüketicinin değerlerine ve üretimde bulunduğu topluma saygı duymak için çeşitli görev ve sorumluluklarını yerine getirmek durumundadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajını nasıl etkilediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda P&G örneği üzerinden kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerindeki etkisine dair bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu yönü ile çalışmanın literatüre katkı sunması ve kurumların sosyal sorumluluk faaliyetlerine gereken önemi vermesi gerektiği ile ilgili yeni bir yaklaşım sunması beklenmektedir. Bu çalışmada etkinin ortaya konulması için nicel araştırma yöntemi tekniği kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden olan anket formu hazırlanmıştır. Anket formu bireylere nicel araştırma yöntemlerinden biri olan basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Çevrimiçi anket olarak gerçekleştirilen bu araştırma 25 Kasım 2019 – 11 Aralık 2019 tarihleri arasında Türkiye geneli 513 birey üzerinden gerçekleştirilmiştir. Analizler SPSS 22.0 program yazılımı ile yapılmıştır. Bu kapsamda betimleyici istatistik teknikleri, faktör analizi, t-testi, ANOVA analizi, korelasyon ve regresyon analizi gibi istatistik teknikleri uygulanmıştır. Anket uygulamasından elde edilen veriler analiz edilerek bulgular değerlendirilmeye alınmıştır. Yapılan çalışmanın genel sonucuna bakıldığında kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerinde etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca ölçeklerin alt boyutları incelendiğinde etik ve gönüllülük faktörünün marka sorumluluğu ve servis hizmetleri faktörüne anlamlı bir etkisi olduğu görülürken, güven faktörüne anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ekonomik ve yasal faktörünün marka sorumluluğu, servis hizmetleri ve güven faktörüne anlamlı bir etkisi olduğu araştırma sonucu gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İmereti Kralı II. Solomon'un Rusya'ya karşı mücadelesi ve Osmanlıya sürgünü

    Furkan Saraç

    Kuzeyde büyük bir güç olarak ortaya çıkan Rusya'nın Kafkasya'daki hâkimiyet süreci açısından Gürcistan oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Rusların Gürcistan'daki hâkimiyet mücadelesi 1810'lu yıllara kadar devam etmiş ve Gürcistan, doğrudan Rusya'nın hâkimiyetine girmiştir. Bu süreçte Rus yayılmacılığı ile mücadele eden krallıklardan biri de İmereti Krallığı'dır. İmereti Kralı II Solomon, 1810'da Ruslara karşı mücadelesini kaybedip bir süre Tiflis'te tutuklu olarak kaldıktan sonra Osmanlı Devleti'ne sığınarak bağımsızlık mücadelesini dışardan sürdürmeye çalışmış ve uluslararası destek aramaya uğraşmıştır. Ancak dönemin siyasi gelişmeleri ekseninde şekillenen bu mücadelede kral aradığı desteği bulamamış ve 1815'te vefat etmiştir. Bu tez çalışmasının konusu İmereti Krallığı'nın son kralı olan II. Solomon'un Ruslarla olan mücadelesine ve Osmanlı Devleti'ne sürgününden sonraki faaliyetleridir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Rusya'nın Kafkasya'daki faaliyetleri çerçevesinde Gürcistan'la olan ilişkileri ve İmereti'de yaşanan hâkimiyet mücadelesini ele alınmıştır. İkinci bölümde ise 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın Gürcistan'a ve savaş sonunda imzalan Bükreş Antlaşması'nın Kafkasya'ya ve İmerti Kralı II. Soloman'a etkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un Ruslara karşı mücadelesi ele alınmıştır. Bu bölümde İmereti Krallığı ile Rus idaresi arasında yapılan Elaznauri Antlaşması, İmereti'de başlayan Rusya'ya karşı hareketlenme ve Kral II. Solomon'un yardım talep etmeye başlaması incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde son olarak Kral II. Solomon'un son bir mücadele ile tahttan indirilmesi ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un sürgün rotası ortaya konularak buralardaki faaliyetleri incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Analitik kalibrasyon standardı olarak kullanılması amacıyla patulin üretimi

    Murat Dağ

    Mikotoksinler; tarlada, depolama esnasında ya da daha sonraki ısı ve nem açısından uygun koşullar altındaki gıda zincirinde yer alan Aspergillus, Penicillium ve Fusarium vb cinslerin bazı türleri tarafından üretilen ikincil metabolitlerdir. Gıda ve yemlerin mikotoksinler ile bulaşması insan ve hayvan sağlığı açısından çok önemli bir risk oluşturmaktadır. Mikotoksinler ile bulaşmış gıda ve yemlerin tüketilmesinden sonra insan ve hayvanlar için akut ya da kronik zehirlenme ve vücutta bazı hasarların oluşumuna sebep olabilmektedir. Bu zararlara ilaveten mikotoksinler üretim yapılan ülkelerde çok büyük ekonomik kayıpların meydana gelmesine neden olmaktadır. Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde Aflatoksinler (B1, B2, G1, G2, M1), Okratoksin A, Zearalenon, Fumonisinler (B1, B2), Patulin, Deoksinivalenol olmak üzere toplam 11 adet Mikotoksin metaboliti için maksimum residu limitleri (MRL) verilmiştir. Bu mikotoksinlerden olan patulinin, çürümüş elmaların işlenmesiyle üretilen elma sularındaki patulin derişimi çok yüksek sevide olabilmektedir. Patulin genellikle Penicillium, Aspergillus ve Byssochlamys cinsindeki bir dizi küf türü tarafından üretilen ikincil bir metabolittir. Patulin birçok küflü meyve, sebze, tahıl ve diğer gıdalarda bir kirletici olarak tespit edilmiştir. Başlıca bulaşma kaynakları elma ve elma ürünleridir. İthalat, ihracat ve piyasa denetimi esnasında yönetmelikte belirtilen ürünlerde patulin analizinin yapılma zorunluluğu vardır. Patulinin çeşitli analiz metotları kullanılmak süretiyle analizi yapılmaktadır. Diğer mikotoksinler gibi patulin için yapılacak miktar tayini analizlerinde analitik kalibrasyon standartlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tezde, patulinin analitik kalibrasyon standardı üretimi için çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada doğal olarak çürütülmüş elmalarda oluşan küf türleri ilk olarak renklerine göre izole edilmeye çalışılıldı ve bu renklere göre kodlandı. Renklerine göre izole edilen bu küf türleri daha sonra MALDİ-TOF/MS yöntemi kullanılarak teşhis edildi. Bu analiz sonucunda kodlanan küflerin, Penicillium chrysogenum, Penicillium digitatum, Penicillium expansum, Penicillium italicum oldukları tespit edildi. Bu küf türlerinden, P. chrysogenum, kırmızı elmalarda 13.48 mg/kg, sarı elmalarda 45.91 mg/kg ve yeşil elmalarda 25.07 mg/kg patulin üretti. P. expansum kırmızı elmalarda 24,47 mg/kg, sarı elmalarda 49.80 mg/kg ve yeşil elmalarda 28.22 mg/kg patulin üretti. Küf türleri içersinde en fazla patulin üretimini P. expansum yaptı. P. digitatum, kırmızı elmalarda 8.36 mg/kg, sarı elmalarda 10.83 mg/kg ve yeşil elmalarda 9.48 mg/kg patulin üretti. Küf türleri içersinde en az patulin üretimini P. digitatum yapmıştır. P. italicum, kırmızı elmalarda 4.68 mg/kg, sarı elmalarda 22.40 mg/kg ve yeşil elmalarda 8.50 mg/kg patulin üretti. Literatürde P. italicum' un patulin üretimi ile ilgi bir çalışmaya rastlanmadı. Farklı elma türlerine göre (kırmızı, sarı, yeşil) patulin üretme kapasitesine bakıldığında genel olarak sıralama sarı > yeşil > kırmızı şeklinde olduğu görüldü. Fakat bazı durumlarda yeşil elmalarda patulin miktarının fazla olduğu görüldü. Genel olarak kırmızı elmalarda patulin miktarının düşük olduğu, sarı ve yeşil olanlarda daha yüksek olduğu görüldü. Çalışılan elma türleri, Gümüşhane ve Erzincan yerel elma türleridir. Bu elmalardan küfler izole edilerek türleri tespit edilen bu küflerin ürettikleri patulinin çeşitli kromatografik yöntemler kullanılarak analizi yapıldı. Üretimi yapılan patulinin HPLC ile kontrolü yapıldığında saflığı ≥ 98.0 % olarak tespit edildi. Yapılan bu tez çalışmasında izlenilen yöntem ile analitik kalibrasyon standardı kullanılabilinecek saflıkta patulin üretimi gerçekleştirildi.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma

    Fahrettin Pala

    Çalışmanın amacı girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma yapmaktır. Bu noktadan hareketle çalışmanın asıl amacı, girişimcilik yönelimi boyutları; "yenilikçilik, proaktiflik ve risk alma" ile inovasyon kapasitesi ve finansal performans kavramları arasındaki ilişki düzeylerini tespit etmek ve bu ilişkide çevresel dinamizm ve çevresel rekabet gücünün moderatör etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın evrenini oluşturan İstanbul ve Kocaeli bölgesinde faaliyet gösteren 50 ve üzeri çalışanı ile AR-GE merkezi olan 210 firrma kasıtlı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Belirlenen bu firmalara en az AR-GE departman müdürü seviyesinde olmak üzere her işletmeden bir yöneticiye 2018 Ağustos ve 2019 Haziran ayları arasında gerek yüz yüze, gerek telefonla görüşerek gerekse mail aracılığıyla 167 anket formu doldurtulmuştur. Anketlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS ve SmartPLS3 programlarından yararlanılmıştır. Araştırma modelini analiz etmeden önce araştırma kapsamında yer alan değişkenlere ait güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Güvenilirlik analizi kapsamında; iç tutarlılık güvenilirliği için Cronbach's Alpha ve rho_A değerleri, yapı güvenilirliği içinde Composite Reliability değerleri kullanılmıştır. Geçerlilik analizi kapsamında ise "faktör yükleri ile açıklanan ortalama varyans (AVE=Average Variance Extracted)" değerleri kullanılmıştır. SmartPLS3 istatistik programından yararlanarak modele ilişkin doğrusallık, yol katsayıları, R² ve etki büyüklüğü (f²) değerlerini hesaplamak için PLS algoritması, tahmin gücünü (Q²) hesaplamak içinde Blindfolding analizleri çalıştırılmıştır. PLS yol katsayılarının anlamlılık derecelerini değerlendirmek içinde yeniden örnekleme (Bootstrapping) ile örneklemden 5000 alt örneklem alarak t- istatistik değerleri hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; girişimcilik yönelimi ile inovasyon kapasitesi ve girişimcilik yönelimi ile finansal performas arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmişken, inovasyon kapasitesi ile finansal performans arasında da anlamlı her hangi bir ilişki tespit edilememiştir. Aynı şekilde, girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri incelendiğinde, çevresel dinamizm ile çevresel rekabet gücü moderatörlerinin istatistiki olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik Yönelimi, İnovasyon Kapasitesi, Finansal Performans, Moderatör Değişken.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Uzungöl bölgesinde sürdürülebilir turizm gelişimi: Sürdürülebilir turizm göstergeleri bağlamında nitel bir araştırma

    Melek Kılıç

    Trabzon ili Çaykara ilçesine bağlı bulunan Uzungöl, günümüzde önemli bir turizm destinasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzungöl, turizm faaliyetlerinin 35-40 yıl gibi kısa bir süre içerisinde büyük artış gösterdiği bir bölgedir. Bu nedenle yıllar içerisinde artan kontrolsüz tesisleşme ve yoğun turistik talep, ileri ki dönemler için bir tehdit unsuru olarak değerlendirilebilir. Uzungöl bölgesinde gerçekleşen turizm faaliyetlerini sürdürülebilirlik kapsamında değerlendiren bu araştırma, sürdürülebilir turizm göstergeleri açısından bölgede sağlanan turizm politikalarının ve yaklaşımlarının gelişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna göre yerel turizm paydaşlarının Uzungöl' ün sürdürülebilir turizm gelişimine ilişkin görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda Uzungöl bölgesinin sürdürülebilir turizm gelişiminin önünde engel oluşturan bazı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; kontrol ve denetim ile teşvik ve desteklerde eksiklikler, alt-üst yapı yetersizliği, imar planının oluşturulamaması gibi sorunların bölgede sürdürülebilir turizmin gelişimine engel olduğu görülmektedir. Uzungöl' de turizmin geleceği konusunda özellikle yerel halk, akademisyen ve STK üyelerinin endişeli olduğu da elde edilen diğer bir sonuçtur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane ili Kelkit havzası ilçelerinin gastronomi turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi.

    Barış Pir

    Yemek ve beslenme ihtiyacı, insanoğlunun var olduğu günden beri hayatını idame ettirmesi için temel ihtiyaçların başında gelmektedir. Kültürel kimliğimizin bir parçası olan geleneksel yiyecek ve içeceklerin unutulması ve kaybolması günümüzde önemli bir sorun olarak görülebilir. Bu çalışmada, Gümüşhane iline bağlı Kelkit Havzası ilçelerinden Köse, Kelkit ve Şiran ilçelerinin geçmişten günümüze mutfak kültürünün araştırılıp, unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemek reçetelerin derlenmesi ve kayıt altına alınması amaçlanmaktadır. Araştırmanın diğer bir amacı ise elde edilen veriler rehberliğinde gastronomi turizmi kapsamında öneriler geliştirilmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında mülakat, analiz edilmesinde ise içerik ve betimsel analiz yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular değerlendirildiğinde yöresel olarak yapılan birçok yemeğin bölgenin coğrafi yapısı gereği geniş ovalarda ekimi ve hasatı yapılan tahıl temelli olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra bölgede kendiliğinden yetişen birçok yenilebilir otun da yemeklerde ana madde ya da tatlandırıcı olarak kullanıldığı görülmüştür. Somut olmayan kültürel miras bağlamında "keyveni" geleneği, kışın kullanılmak üzere tuzda et pişirme yöntemi olarak da adlandırılabilecek "küzüm eti" yapımı yine kışın kullanılmak üzere "kemik kurutma" yöntemi, eski yıllarda yapılıp günümüzde unutulmaya yüz tutmuş "dövme kıyma" yapma alışkanlığı ve kış günlerinde köy konaklarında bir ritüel haline gelen "tel helva çekme" geleneği, kültürel miras kapsamında korunması ve gastronomi turizmi kapsamında değerlendirilesi gereken hususlar olarak tespit edilmiştir. Gastronomi turizmi kapsamında özellikle, kete, dolma çeşitleri, lalanga, tel helva gibi birçok yiyeceğin coğrafi işaret yolu ile markalaşması sağlanmalıdır. Yapılacak standart reçete çalışmaları ile basitçe çok fazla zaman almadan hazırlanabilecek yiyeceklerin yerel yiyecek içecek işletmelerinin menülerine konularak değerlendirilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Bireysel yatırım kararlarında davranışsal eğilimlerin ölçülmesi: Gümüşhane ilinde bir araştırma

    Emre Hırka

    Geleneksel finans modelleri, bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını verirken rasyonel olduklarını, en yüksek faydayı hedeflediklerini, piyasaların etkin olduğunu, tüm yatırımcıların benzer beklentilere sahip olduğunu ve menkul kıymetlerin fiyatlarının tesadüfi meydana geldiğini varsaymaktadır. Ancak, bu teoriler piyasada meydana gelen çoğu olayı açıklamakta yetersiz kaldığı yönünde eleştirilmiştir. Bu durum davranışsal finans denilen yeni bir yaklaşımın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Davranışsal finans teorisi, duygular ve ruh halinin insanların davranışlarını etkilediğini ve bu nedenle insanların rasyonel karar veremediğini varsaymaktadır. Literatürde, davranışsal finans konusunun çoğunlukla bireysel menkul kıymet yatırımcıları üzerinde araştırıldığı gözlemlenmiştir. Yapılan literatür taramasında finansal piyasaların önemli oyuncularından olan altın yatırımcıları ile ilgili davranışsal finans çalışmalarına çok nadir rastlanmıştır. Bu doğrultuda, çalışma altın yatırımcılarının davranışlarını araştırmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma kapsamına Gümüşhane'de yaşayan ve altın yatırımda bulunan yatırımcılar alınmıştır. Çalışmada, altın yatırımcılarına yönelik anket uygulanmıştır. Uygulamada 405 yatırımcının verileri SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Analiz yöntemleri olarak frekans analizi, tanımlayıcı istatistiksel analizi, geçerlilik analizi ve fark analizi kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yatırımcı, Davranışsal Finans, Davranış Modelleri, Psikoloji, Yatırım Kararları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Türkiye'de hanehalkı sigara tüketiminin belirleyicileri

    Miraç Ergin

    Bu çalışmada, hanehalkı sigara tüketimini etkileyen sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerin 2014 TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) verileri üzerinden Çift Eşik ve Tobit yöntemleri yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Hanehalkı büyüklüğü, eğitim seviyesi, medeni durum, cinsiyet ve yaş çalışmada kullanılan sosyo-demografik değişkenlerdir. Hanelerin gelir seviyesi ise çalışmada kullanılan ekonomik değişken olarak belirlenmiştir. Hanehalkına ait demografik değişkenlerin sigara tüketim kararları üzerindeki etkilerine bakıldığında hanehalkı büyüklüğü ve eğitim seviyesi değişkenlerinin sigara tüketimine olan etkisi negatif yönde bulunmuştur. Anahtar Kavramlar: Çift Eşik Modeli, Tobit Modeli, Sigara Tüketimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kadın tekstil işçilerinin ustabaşlarıyla yaşadıkları çatışmanın, iş tatminlerine etkisinde ustabaşlarının politik yetisinin düzenleyici rolü

    Nuket Top

    Araştırmada, Bursa ilinde faaliyet gösteren tekstil firmalarında çalışan ustalar (üst) ile onların emri altında çalışan kadın emekçiler arasında yaşanan kişilerarası çatışmanın astın iş tatmini üzerinde etkileri ve bu bağlamda ustabaşının politik yetisinin bu ilişki üzerinde düzenleyici rolü olup olmadığı irdelenmektedir.Araştırma kapsamında 478 emekçi kadın ve 125 ustabaşına ait veriler yüz yüze anket yöntemiyle elde edilmiştir. Ölçeklerin güvenirliği Cronbach Alfa Katsayısı ile geçerlilikleri ise Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör analizi ile test edilmiştir. Son olarak araştırmada yer alan hipotezler Process ve HLM (Hiyerarşik Lineer Modelleme) uygulamaları ile test edilmiştir.Analizler sonucunda, Bursa ilinde faaliyet gösteren tekstil firmalarında görev alan kadın işçilerin ustabaşlarıyla yaşadıkları kişilerarası çatışmanın kadın işçilerin iş tatmini üzerinde negatif yönlü etkisi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öte yandan, ustabaşının kadın işçiler tarafından algılanan politik yetisinin kadın işçilerin iş tatmini üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu tespit edilirken ustabaşlarının kendisi tarafından algılanan politik yetisinin kadın işçilerin iş tatmini üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Dahası, kadın emekçiler ve ustabaşının kendisi tarafından değerlendirilen ustabaşının politik yetisinin bu ilişkide düzenleyici rolü olduğu bulunmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Müşteri kişilik özellikleri ile sıfır km. otomobil tercih faktörleri arasındaki ilişkiler: TR90 bölgesi örneği

    Mazhar Oyanık

    Bu araştırmanın amacı bireylerin sıfır otomobil tercihinde önem verdikleri tercih faktörlerini belirlemek, otomobil tercih faktörleri önem düzeyleri ile kişilik faktörleri arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Bu amaçla, ana kütlesi TR 90 bölgesindeki 6 ilde (Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon) ikamet eden 18 yaş üstü internet kullanıcıları olan ve kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen bir örneklem üzerinde, internet üzerinden anket yöntemiyle bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada frekans ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Otomobil tercihi faktörleri önem düzeyi sonuçlarına bakıldığında ankete katılanların en çok önem verdikleri faktör verimlilik-ekonomiklik faktörü olup, bunu sırasıyla servis-hizmet ve iç tasarım faktörleri izlemiştir. Dışadönüklük kişilik özelliği sırasıyla dış tasarım, multimedya ve iç tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; uyumluluk kişilik özelliği sırasıyla servis-hizmet, güvenlik-emniyet ve çevresel unsurlar faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; sorumluluk kişilik özelliği sırasıyla çevresel unsurlar, servis-hizmet ve kalite faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; duygusal dengelilik kişilik özelliği sırasıyla multimedya, kalite ve dış tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; zeka-hayal gücü kişilik özelliği sırasıyla güvenlik-emniyet, dış tasarım ve servis-hizmet faktörleriyle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kişilerarası iletişimin firmalara güven üzerinde etkisi: Gümüşhane örneği

    Merve Yağmur Alban

    İletişim kavramı tüm canlılar için geçerli olan evrensel bir durumu işaret etmektedir. Kişilerarası iletişim ise duygu, düşünce ve bilgi alışverişinin insanlar arasında gerçekleştirilmesi durumuna karşılık gelmektedir. Bu iletişim türünde araç, "insan"dır. İnsanlar karşılıklı iletişim kurarak birbirlerini anlamaktadır. İletişimi doğru ve etkili bir biçimde gerçekleştirmek de hem kendimizi daha iyi anlatmayı hem de karşıdaki insanı daha iyi anlamayı sağlamaktadır. İnsanlar doğru ve etkili iletişimi kurabildikten sonra neredeyse her alanda başarılı olmaktadır. İnsan, toplumsal varlığını sürdürebilmesi için kişilerarası iletişime ihtiyaç duymaktadır. Sosyal varlık olarak insan, diğer insanlara güven verme durumunda olabilmektedir. Toplumsal hayatın bir uzantısı olan iş hayatında da güven kavramı büyük bir öneme sahiptir. Toplumsal varlık hakkındaki birçok araştırma kişilerarası güveni, firmalara güven için de ön şart olarak görmektedir. Toplumsal varlık teorisi her çeşit yapıyı içinde barındırarak, insanların yardımlaşmasını ve diğer insanlara güvenmesini öğretir. Zira insanlar farklı geçmişlere sahip olup, bir araya toplanmışlardır. Söz konusu insanlar firmalara ihtiyaç duyarken, seçilecek olan firmaya öncelik olarak güvenmek ister. Güvenin ön şartı olarak kabul edilebilen doğru iletişim o firmaya çeşitli olanaklar sağlayabilmektedir. Örneğin; kişilerarası iletişimi kuvvetli olan bir firma, müşteriyi daha iyi anlayıp kendilerini daha kolay anlatabilecektir. Yanlış anlaşılmaların sebep olduğu stres ortamı, kişilerarası iletişim doğru gerçekleştiği takdirde oluşmayacak, problem çözme yetenekleri kuvvetlenecektir. Her şeyden şikâyet eden zor insanlar ile başa çıkmak kolay bir hale gelebilecek ve bu sayede dost çevresi genişleyecektir. Anlamlı ve hoş sohbetler yaparak insanların olumlu tutumlar oluşturmasını sağlayabilecek olan firmalar hem takdir edecek hem takdir edilecektir. Sonuç olarak insanların o firmaya karşı güvenleri doğru orantıda artacaktır. Bu çalışmada firmaların müşterilerle gerçekleştirdikleri iletişimlerinde aralarında kurulan güven ilişkisinin ne yönde olduğu incelenmiştir. Çalışmanın amacını ise, firmaların kişilerarası iletişimde başarılı olduklarında bu durumun müşterilerin o firmaya olan güvenlerine nasıl yansıdığını tespit etmek oluşturmaktadır. Bu çalışmada firma çalışanlarının müşterilerle olan iletişimlerden doğan güven kavramı ele alınıp incelenmiştir. Literatürde kişilerarası iletişimin insanlar üzerinde yarattığı etki üzerine yapılan çalışmalar yer almakta, iletişimin güven üzerine etkisi literatürde yeterli derecede bulunmaktadır. Fakat firma güveni açısından kişilerarası iletişim konusuna literatürde ulaşılmamıştır. Çalışma Gümüşhane'de yapıldığından çalışmanın evrenini Gümüşhane'de yaşayan 18 yaş üstü insanlar oluşturmakta; örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen önde gelen firmaların müşterileri oluşturmuştur. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler, 15 kadın 15 erkek katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Firma çalışanlarının kendileri ile kurdukları iletişim ile kişilerin kendilerini değerli ve önemli hissettikleri görülmektedir. Görüşmeye katılan katılımcılara göre kendisi ile bağ kurulan, iletişime geçilen ve bu sayede kendisinin değerli olduğunu hissettiren firmaları güvenerek tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Aynı zamanda firmalara gitmeden önce firmaların güvenilir olduğu inancına da yine kişilerarası iletişimin bir parçası olan ağızdan ağza iletişim yolu ile firma hakkında olumlu duyumlar almanın da etkisi olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile kişilerarası iletişimin firmalara güven duygusunun oluşumu konusunda literatüre katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca daha önce bu konuda çalışma yapılmamış olmasından dolayı çalışmanın özgün olacağı ve literatüre de güncel bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Political Polarization, Income Inequality and Government

    Keyifli, Nazlı; Akdede, Sacit Hadi

    This paper empirically investigates the determinants of political polarization. Size of government and income distribution are the main independent variables along with other controlling variables. The statistical analysis uses OLS and 2SLS methodogies. The sample of countries includes 61 countries and time period spans between 1990 and 2015. Results of regressions analysis indicate that increased income inequality increases political polarization. Political polarization is derived from World Values Survey ( WVS). It is measured as standard deviation of responses to the question “what is role for government”. In addition, results of our empirical analysis indicates that increased governemt size reduces the political polarization. The paper explains the links for these findings.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Analysis of The Dynamics of The Classical Epidemic Model with Beta Distributed Random Components

    Merdan, Mehmet; Bekiryazıcı, Zafer; Kesemen, Tülay

    In this study, the classical epidemic model of Kermack and McKendrick is analyzed with beta distributed random components. A random analysis is done for the deterministic epidemic model by transforming the parameters and initial values of the system to random variables with beta distribution. The approximations for the expectations of the model variables are compared with the deterministic results to comment on the randomness of the cases with random parameters and random initial values. Results for some numerical characteristics of these two cases are also given to investigate the accuracy of the approximations for the expected values.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Kadınların işgücüne katılım oranlarını belirleyen faktörlerin tespitine yönelik bölgesel bir araştırma

    Koç, Pinar; İzgi Şahpaz, Kadriye

    Bu çalışmanın amacı İBBS Düzey 2 kapsamında yer alan 26 bölgede kaba boşanma oranları, eğitim düzeyi, erkek işsizlik oranları ve kişi başına düşen gelirin kadınların işgücüne katılım oranları üzerindeki etkisini analiz etmektir. 2004- 2017 dönemini kapsayan çalışmada dinamik panel veri analizi kullanılmıştır. Analizden elde edilen sonuçlara göre kişi başına düşen GSYİH, eğitim düzeyi ve boşanma oranları ile kadınların işgücüne katılım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki gözlenmiştir. Kişi başına düşen gelir düzeyindeki %1’lik artış, kadınların işgücüne katılım oranlarını %0.29 artırırken, üniversite mezunu kadın sayısındaki artış, kadınların işgücüne katılım oranlarını %0.44 artırmaktadır. Boşanma oranlarındaki %1’lik artışın ise kadınların işgücüne katılım oranlarını %0.40 arttırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca erkeklerin işsizlik oranları ile kadınların işgücüne katılım oranları arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre erkeklerin işsizlik oranlarındaki yüzde 1'lik artış, kadınların işgücüne katılım oranlarını yüzde 0,39 oranında azalmaktadır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Kamu Kurumlarının Kriz Yönetimi Becerileri: Samsun Büyükşehir Belediyesi Çalışanlarına Yönelik Bir Araştırma

    Diker, Ersin; Özarslan, Caner

    Bu çalışmada, çalışanların tutumları göz önünde bulundurularak Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin sahip olduğu kriz yönetim becerilerinin mevcut durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda Samsun Büyükşehir Belediyesi örnekleminde kriz yönetimi becerilerinin mevcut durumunu ortaya koyan herhangi bir çalışma bulunamamıştır. Bu yönü ile çalışmanın literatüre katkı sağlaması ve kurumların kriz yönetiminde uygulayacağı faaliyetlere yeni bir yaklaşım sunması beklenmektedir. Araştırmanın örneklemi belirlenirken basit tesadüfi örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve 406 katılımcı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Sosyal bilimler alanında kabul gören nicel araştırma yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği çalışmanın yöntemi için uygun görülmüş olup, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız iki örneklem t testi, Anova, korelasyon ve regresyon analizleri ile veriler incelenmiştir. Samsun Büyükşehir Belediyesinde görev alan 406 çalışan ise çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda kurum çalışanlarına geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış anket uygulaması 2018 yılının Kasım ayı içerisinde yapılmıştır. Anket uygulamasından elde edilen veriler analiz edilerek bulgular değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda kurumun çalışanlara karşı daha samimi olması, sürekli karşılıklı iletişimi sağlaması, kriz ve kriz yönetimi ile ilgili uygun eğitimler düzenlemesi gibi faaliyetlerde yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan kurumun kriz yönetim becerilerine ilişkin algı puanlarının katılımcıların cinsiyetine göre anlamlı farklılık sadece kriz dönemi ve kriz sonrası yönetim becerileri alt boyutlarında meydana gelmiştir. Çalışmanın bir diğer sonucuna göre, çalışanların eğitim seviyeleri yükseldikçe kurumdaki kriz durumuna ve kriz yönetim becerilerine olan ilgi ve farkındalığın artabileceği söylenebilir. Çalışmanın genel sonucuna bakıldığında kurumun mevcut kriz yönetim becerilerinin “orta düzeyde” bulunduğu ortaya çıkmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Aşere-i mübeşşere dışında cennetle müjdelenen bazı sahâbîler

    Gözün, Abdulvehhab

    İnsanlara doğru yolu göstermek için gönderilen peygamberlerin temel görevi, onlaraAllah’ın (c.c.) dinini tebliğ ve tebyîn etmektir. Son peygamber olan Hz. Muhammed(s.a.s.) de şüphesiz bu amaçla gönderilmiştir. İnsanların içerisinden kimlerin gösterilen doğru yola tabi olduğu için cennete gireceğine yahut başka yollara saptığındandolayı cehenneme müstehak olacağına ise yalnızca Allah (c.c.) karar verir ve bunusadece o bilir. O bu yetkisini başka hiçbir kimseyle paylaşmamıştır. Böyle olmaklabirlikte Hz. Peygamber (s.a.s.), sahâbesinden bazılarını ya henüz onlar hayatta ikenya da vefatlarının ardından özel olarak Allah’ın (c.c.) kendisine bildirmesiyle cennetle müjdelemiştir. Bu kişilerin sayısıyla ilgili yaygın olan kanaat, on kişi olduklarıdır. Bunlara “Aşere-i mübeşşere” denilmiştir. Ancak konuyla ilgili rivâyetler detaylıbir şekilde incelendiğinde on sahâbîden daha fazlasının Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından bu dünyada cennetle müjdelendiği görülmektedir. Bu araştırmada, mezkûrgerçeğe rağmen sadece on kişinin bu müjdeye nâil olduklarına dair yaygın kanaatin oluşmasının sebepleri ve bunların dışında hangi sahâbîlerin dünyada Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından cennetle müjdelendiği yahut cennete gireceğinin haberverildiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu vesileyle temel hadîs kaynakları taranarak bu kişilerin sayısının ne olduğunun ve kimleri kapsadığının tespit edilmesiamaçlanmaktadır. Ancak bu konuda nihaî ve kesin bir rakam verilmesi tabiatıylamümkün olmayacaktır. Zira başkalarının da bu müjdeye nail oldukları halde budurumun rivayetlere yansımamış olma ihtimali sözkonusudur.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Awareness and Attitudes of Patients on Enlightened Consent

    Bostan, Sedat; Nenni Unal, Ferhan; Unal, Cihan; Metin, Fatma Elçin

    Enlightened consent is generally regarded as the process by which open information communication is available to a patient or an experimental individual to decide whether a particular treatment should be performed or to participate in a particular experiment. Informing the patient about the disease, the physician develops a sense of trust among the patient and increases the well-being of the patient. This is of moral importance in terms of showing that the patient's decision is respected and that the patient can make a decision freely. The aim of this study; The aim of this study is to investigate the awareness levels of patients about enlıghtened consent and how they define enlıghtened consent. For this purpose, 400 individuals living in Erzurum were surveyed. In the study, Enlightened Consent Attitude and Awareness Scale developed by Bostan was used. The quantitative data were analyzed by frequency and difference analysis. According to the findings of the research; A significant difference was found between the groups of gender variable, the number of hospital visits variable groups, and the profession variable groups. It was found that there was a significant difference between age variable groups, education level variable groups, income level variable groups in the answers given to the questions within the awareness factor. According to the results of the research; Although the awareness level of the participants is high, it can be said that they do not have enough opportunities to use these rights in hospitals and health institutions.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Comparison of the Models for Solar Photovoltaic System Performance Calculations for Ankara (Middle Anatolia)

    Ozden, Talat; Karaveli, Abdullah Bugrahan; Akinoglu, Bulent G

    In a techno-economic analysis, to reach truthful feasibilities, accurate performance calculation of PV systems is a must. There are manymodels/calculation schemes to estimate PV module performances. In this study, we compare the estimation of three software (PV*Sol,PVsyst, HelioScope) using a whole year field data obtained in Ankara, for five-module types. The reason for these choices of thesoftware is their common utilization by designers, financing bodies and investors. The results of the preliminary analysis showed thatthe calculation methods for the PV systems performances should be carefully evaluated and used as they contain quite many locateddependent empirical parameters, and distinctions in the fabricated modules. Therefore, the present article focuses on the systems thatuse the module types of Mono-Si, Poly-Si, µc-Si/a-Si, CIS, and HIT. The comparisons showed that the estimation accuracies of thesoftware are reasonable, yet the software Helioscope performs better than the others for the weather conditions of Ankara, MiddleAnatolia.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex7TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Sağlık Çalışanlarının İletişim Becerileri ve Göçmenlerle Yaşadıkları İletişim Zorlukları

    Duran, Seçil; Albayrak, Sevil

    Amaç: Araştırma, sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin ve göçmen- lerle yaşadıkları iletişim zorluklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tipte olan bu araştırma, Yozgat Şehir Hastanesi ve Yoz- gat il merkezindeki 8 aile sağlığı merkezindeki toplam 562 sağlık çalışanından, araştırma yapıldığı tarihlerde aktif çalışan ve gönüllü olan 450 sağlık çalışanı ile yürütülmüştür. Veriler, 2018 yılında yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, 14 sorudan oluşan “Anket Formu” ve 45 sorudan oluşan “İletişim Bece- rileri Envanteri (İBE)” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüz- delikler, ortalama ve standart sapmaların yanı sıra Kruskal-Wallis analizi ve Mann-Whitney U testi kullanılmış, istatistiksel olarak anlamlı bulunan çoklu gruplarda ileri analiz olarak Mann-Whitney U testi yapılmıştır. İstatistiksel an- lamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamına alı- nan sağlık çalışanlarının İBE puan ortalamaları 157,02±13,23’tür. Sağlık çalışanlarının 26-33 yaşında ve bekâr olanların İBE toplam puan ortalamalarının diğer gruplara göre yüksek çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Çalışma yılı ve cinsiyet ile İBE toplam ve alt boyutlarının puan ortalaması arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmasa da kadınlar ve 10 yıl ve daha altında çalışanlar lehine İBE toplam puan ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sağlık çalışanlarının %68,9’u göçmenlere çevirmen olma- dan hizmet verdiğini belirtmiştir. Ancak çevirmenlerin sağlık bilgisi sorgulan- mamıştır. Sağlık çalışanlarının %53,6’sı göçmenlerin verilen hizmete karşı tutumlarının olumsuz olduğunu ve %46,0’ı bu durumun verilen hizmeti zorlaş- tırdığını belirtmiştir. Hizmet sunumunu etkilemediğini belirten sağlık çalışanla- rının hizmet sunumunu zorlaştırdığını ifade edenlere göre Zihinsel, Davranışsal İletişim Becerileri ve İBE toplam puan ortalamaları yüksek bulunmuştur. Sonuç: Sağlık çalışanlarının iletişim becerileri puan ortalamaları orta düzeyde bulun- muştur. Sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin hizmet içi eğitimlerle gelişti- rilmesi ve en çok karşılaşılan göçmen grubu 18-59 yaş grubu olduğu için bu yaş gruplarında en çok görülen sağlık problemlerini bilmeleri ve bu sorunların bir- çoğunun sebebi çevirmen eksikliği olduğundan, hastaların şikâyetlerini anlayan ve durumu sağlık çalışanına iletebilen sağlık bilgisine sahip çevirmenlerin sayı- larının artırılması ve sağlık çalışanlarının hizmetlerine karşı göçmenlerin olum- suz tutumlarının değiştirilmesi için araştırmalar önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Comparison of two plain radiographic and 3D-based measurement methods for posterior malleolar fragment size in trimalleol ankle fractures

    Altun, Güray; Çatal Reis, Hatice; Bayram, Bülent; Saka, Gursel

    Aim: The aim of this study is, to compare the posterior malleolar fragment (PMF) sizing between lateral ankleradiography measurement and computer assistted 3D modelling (CA3DM) methodsMethods: Fifty-one patients between january 2015 and november 2018 with posterior malleolar fractured wereincluded in this study. The rate of PMF to the articular surface at the distal end of the tibia was calculated by twodifferent imaging methods by two surgeons. According to posterior fragment size, patients were separated intotwo groups. Group 1 was consisted of posterior fragment size smaller than 15% and group 2 was bigger than15% due to CA3DM.Results: The interobserver correlation (IOC) between two observers and CA3DM was 44.3%. Also the IOCbetween first observer and CA3DM was 35.7% (p<0.05), second observer and CA3DM were 46.6% (p<0.01)and observers was 51.6% (p<0.01). For group 1, IOC between two observers and CA3DM was 41.2% (p<0.05),first observer and CA3DM was 30.6% (p>0.05), second observer and CA3DM was 51.6% (p<0.05) and twoobservers were 45.8% (p<0.05). For group 2, IOC between two observers and CA3DM was 27.9% (p>0.05),first and CA3DM was 18.6% (p>0.05), second observer and CA3DM was 7.1% (p>0.05) and two observers was49% (p<0.05).Conclusion: Our study shows that posterior malleolar fragment size measuring on plain radiography is not a safemethod for bigger fragments and CA3DM method may be a more reliable to assess correct fragment size andalso to analyze fracture morphology. But for fragments ≤15% CA3DM and plain radiographic measures are notstatistically different.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele