Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Advanced technological application and new hazards

    Doğan, Onur

    Integrating a technology into a business and making it sustainable can be achieved with a good analysis and a systematic workplace organization. Elements such as the internet of things, artificial intelligence, embedded software, and competent employee presence are the supporting elements of this process. Every technology has emerged as a result of human needs. Parallel to this, while living standards, production capacity and income level have increased, the need for labor has left its place to machines. However, as in every technological change process, some new risks and dangers are expected to emerge in this process. Analyzing these risks with traditional methods can be difficult and time consuming. Sustainability of production in an enterprise can be achieved by eliminating possible risks or reducing them to an acceptable level. Based on this determination, in this study, new and advanced technological risks are handled with a different method. In the study, the Analytical Hierarchy Process (AHP) method, which is one of the Multi-Criteria Decision Making (MCDM) methods and is widely preferred, was used. In the study, advanced technological applications and the risks they bring were determined by taking the opinions of experts. Accordingly, technological work accidents, occupational diseases, cyber-attacks, human-induced accidents are the main criteria, automation and robot accidents, chemical and biological origin occupational diseases, sabotage and attacks on personal data, misinterpretation of data / shortage of qualified employees are sub- criteria. determined. Microsoft Excel was used in the solution of the application and the results of each analysis were consistent. According to the results of the analysis, the most important criterion among the advanced technological applications and the risks they bring is occupational diseases (K2) with 0.4755, while in the binary comparisons made between the sub-criteria based on the main criteria, 0.3518 Sabotage and Attacks on Personal Data (Sub-Criteria 3) is the most important criterion. was the sub-criterion with high weight.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Evaluation Of Social Workers' Expertise Practices From Judges' Perspectives

    Kesen, N.Feyzal; Bilgin, Özkan

    Forensic social workers work as experts in the investigation processes and courts within the judiciary and influence the judicial decisions with their expert knowledge. The main purpose of this research is to examine the expertise of forensic social workers from the perspective of judges. 60 judges working in the judiciary participated in the research. In the collection of research data, a questionnaire consisting of 13 questions prepared by the researchers was filled in face-to-face interviews and answers were sought. In the research, which was designed as a survey model research, the answers obtained were analyzed using the SPSS 21 package program and the data were analyzed in the form of frequency distributions. According to the results of the research; juveniles in need of protection, juvenile delinquents, custody arrangement, establishment of personal relations, violation of obligations arising from family law, adoption and guardian It has been found that the opinions and evaluations of the forensic social workers are sought in the appointment of experts and that forensic social workers are inadequate in various aspects while fulfilling their expert duties

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    How Secular Are the Arguments in Favor of Secularism? A Retrospective Reading Essay on the Constitutive Elements of the Secular Paradigm

    Bal, Hüseyin; Bal, Mustafa

    The question of the nature of the relations between religion and socio-political life has long been an important topic of discussion. Although it has different variants, secularism ultimately refers to the separation of religion and politics. The arguments commonly used in favor of secularism as a form of socio-political organization consist of concepts such as freedom, justice, peace, tolerance and democracy. However, there are claims that they do not only belong to the secular paradigm, but that they have religious origins and contents that cannot be ignored. Considering the historical continuity on the one hand and the mutual interactions of religion and social life on the other, it is understood that the aforementioned claims are not groundless. This study aims to examine whether the aforementioned set of arguments is intrinsically secular and whether they are compatible only with secular regimes in the light of the relevant discussions.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bulgarlar ve iran toplumsal-kültürel coğrafyası: bir bağlantının yeniden inşası

    (Alieva), Vildane Özkan

    Makale, 632-2021 yılları arasında Bulgarların İran toplumsal-kültürel coğrafyasıyla kurduğu bağlantıları bütünsel olarak inceleyen bilinen ilk sosyolojik çalışmadır. Amaç, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasındaki tarihsel ve güncel ilişkileri Bulgarlar değişkenini merkezde tutarak incelemektir. Makalede Bulgarlar ifadesiyle, üç Bulgar topluluğuna atıf yapılmaktadır: Karadeniz Bulgarları (ilk Bulgar devleti), Avrupa Bulgarları (Bulgaristan) ve Asya Bulgarları (Tataristan). İran adı, uluslararası ilişkilerde resmi olarak 1935'ten beri kullanılmaktadır, ancak makalede kolay anlaşılırlığı sağlayabilmek amacıyla ülkenin önceki dönemlerine atıf yaparken de İran ifadesi eklenmektedir. Yöntem ve teknik, 2010-2021 yılları arasında Ukrayna, Bulgaristan, Rusya ve İran'da elde edilen birincil verilerin ve hem tarihsel hem güncel sürecin izlenmesinden elde edilen ikincil verilerin (arkeolojik veriler dâhil) tarihsel sosyoloji çerçevesinde çok katmanlı çözümlenmesinden oluşmaktadır. Ulaşılan beş temel sonuç şöyledir: 1. Karadeniz'in kuzeyinde 632 yılında kurulan ilk Bulgar devletinden günümüze kadar, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasında belirli kesintilerle de olsa süreğen, giderek yoğunlaşan ve çoğunlukla alış-veriş ve dayanışma biçiminde bir etkileşim söz konusudur. İran'ın unsurlarından biri olan Fars kültürünün etkisi, üç Bulgar topluluğunda da öncelikle seçkinler arasında yayılmıştır. 2. Avrupa Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta politik-askeri ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde ortak bir etnik köken ve ırk arayışına kadar varmaktadır. Bulgaristan'daki bu arayış, günümüzde Balkanlar'da İran'la kurulan en aşırı ilişkidir. 3. Asya Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta ticari ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde kültürel ilişkiler bağlamında yoğunlaşmaktadır. 4. Bulgaristan'ın İran'daki hem iktidar hem muhalif çevrelerle ilişkisi, Tataristan'ın ise İran'daki iktidarla ilişkisi bulunmaktadır. 5. Yakın gelecekte Bulgaristan, Tataristan ve İran arasındaki ilişkiler, dış engel çıkmadığı takdirde ikili ilişkilerden üçlü ilişkiye de dönüşebilir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    2D/4D Parmak Oranının Solunum Sistemi ile İlişkisi: Futbolcular Örneği: Tanımlayıcı Araştırma

    Yılmaz, Coşkun

    Amaç: Çalışmada amatör futbolcularda işaret parmağı (2D) ve yüzük parmağının (4D) uzunluk oranı (2D/4D) ile solunum fonk- siyonlarının ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yön- temler: Araştırmaya Bölgesel Amatör Lig tak ımlarından Atakum Belediyespor alt yap ısında aktif futbol oynayan 25 futbolcu kat ıl- mıştır. Vücut kompozisyon ölçümleri için Gaia 359 Plus BodyPass analizörü, el parmak oranları için vermiyeli kompas (0,05 mm) kul- lanılmıştır. Oran ın belirlenmesi için parmak uzunluk oran ı (PO): 2D/4D formülü kullanılmıştır. Solunum fonksiyon testleri için MGC Diagnostics Marka CPFS/D USB Spirometre ile solunum kas kuv- vetlerine ise MicroRPM solunum bas ınçölçer cihazı kullanılmıştır. Çalışmada normallik sınaması için Shapiro-Wilk testi, ilişki düzey- lerini belirlemek için ise Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Tüm veriler SPSS 21,0 program ında analiz edilmi ştir. Bulgular: Çalış- mamıza katılan katılımcıların solunum fonksiyon test de ğerlerinin ortalamaları zorlu vital kapasite [FVC] 5,06±0,85; bir saniyedeki zorlu ekspiratuar hacmi [FEV1] 4,33±0,67; FEV1/FVC oran ı 85,70±7,60; yavaş vital kapasite [SVC] 4,57±0,99; inspirasyon kap- asitesi [IC] 2,94±0,84; maksimum istemli ventilasyon [MVV] 172,60±31,37; solunum kas kuvvetlerinin ise maksimal inspirasyon basıncı [MIP] 139,60±33,08; maksimal ekspirasyon bas ıncının [MEP] 160,70±47,49 cmH2O olduğu hesaplanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların Sol PO ile solunum fonksiyon testlerinde FVC (r: 0,747) ve FEV1 (r: 0,747) oranları arasında pozitif yüksek düzeyde, solunum kas kuvvetleri MIP (r: 0,836) ve MEP (r: 0,854) arasında ise pozitif çok yüksek derecede ilişki görülmüştür. Sonuç: Sonuç olarak amatör futbolcularda Sol PO ile solunum fonksiyonlar ı (SVC, IC, MVV, FVC, FEV1) ve solunum kas kuvvetleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sol el parmak oranının (Sol PO) solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetlerinin de ğerlendirilmesi için pratik bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    21. Yüzyıl Deniz Gücünün Askeri ve Ticari Perspektiften Analizi İçin Yeni Bir Yaklaşım Önerisi: Türkiye Örneği

    Tutak, Eda; Koçer, Gokhan

    Denizler, tarih boyunca toplumsal hayatı derinden etkilemiş, 21. yüzyıla gelindiğinde küreselleşme ve teknolojik ilerlemeye bağlı olarak bu etkinin kapsamı oldukça genişlemiştir. Devletlerin sahip olduğu deniz gücü de ulusal ve küresel güce katkı sunan önemli güç göstergelerinden birine dönüşmüştür. Bu çalışmanın amacı; deniz gücünün askeri ve ekonomik perspektiften ele alındığı bir yaklaşım sunmak ve deniz gücünü etkileyen başarı faktörlerini tespit ederek bu faktörlerin önem derecelerini belirlemektir. Bu kapsamda devletlerin deniz gücünün ölçülmesinde kullanılacak bir model önerisi sunulmuş ve önerilen model Türkiye örneğiyle test edilmiştir. Çalışmada deniz gücünü etkileyen başarı faktörleri, literatüre dayalı olarak askeri ve ekonomik olmak üzere iki grupta belirlenmiştir. Bu faktörlerin önem ağırlıkları ise çok kriterli karar verme yöntemleri içerisinde yer alan Analytic Hierarchy Process (AHP) Yöntemi aracılığıyla tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda askeri deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör; Denizcilik Politikası, Donanma Alt Yapısının Milli Teknolojiyle Oluşturulması ve Teknoloji olarak belirlenmiştir. Ticari deniz gücü yeteneğinde etkin olan en önemli ilk üç faktör ise Denizcilik Politikası, Sürdürülebilir Deniz Ekonomisi ve Teknoloji olarak saptanmıştır.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra

    Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Çocuk Cinsel İstismarını Ele Alırken Karşılaşılan Tedavi Konuları: Bir Derleme

    Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice

    Çocuk cinsel istismarı birçok toplumda görülen sosyal, psikolojik, politik ve kültürel boyutları olan travmatik bir yaşam olayıdır. Cinsel istismara uğrayan çocuklar yaşamları boyunca davranışsal, duygusal, bilişsel ve fiziksel sağlık sorunları geliştirme riski altındadır ve mevcut durumları yoksulluk gibi diğer risk faktörleriyle birleştiğinde özellikle savunmasızdırlar. İlgili literatürde, bu çocukların psikolojik sorun yaşama riskinin daha yüksek olduğu ve mağdurların tedaviye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir. Psikoterapötik tedavilerin, mağdurların fiziksel ve duygusal güvenliğini sağlamak, travma semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmak, yaşam kalitesini ve işleyişini iyileştirmek ve istismarın tekrarını önlemek de dahil olmak üzere yararlı etkileri olduğuna dair kanıtlar vardır. Bu derlemede, cinsel istismara uğrayan çocuklar için en yaygın tedavi konularından bazıları sunulmuştur. Ele alınan tedavi konularının uygunluğu her mağdur için farklılık gösterebilir. Bu tedavi konuları ve önerilen müdahaleler sadece meydana gelebilecek zararları gidermek için değil, aynı zamanda çocuk istismarı deneyimlerinin olumsuz sonuçlarını en aza indirmek ve gelecekte kötü muamelenin tekrarlanmasını önlemek için tasarlanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sous vide ve geleneksel pişirme yöntemlerinin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkisinin karşılaştırılması

    İlyasoğlu, Huri; Yilmaz, Sena Nur

    Pişirme işleminin sebzelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişimlere yol açtığı bilinmektedir. Yeşil fasulye ve kabak Türk mutfağında yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Bu çalışmanın amacı Sous vide (SV) ile geleneksel pişirme (haşlama ve buharda) yöntemlerinin yeşil fasulye ve kabağın renk özellikleri ve antioksidan kapasitesine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Taze ve 3 farklı pişirme yöntemi uygulanmış sebze örneklerinin renk özellikleri (L*, a* ve b*), toplam fenolik madde miktarı (TFM), 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü belirlenmiştir. Pişirme işlemi sonrası sebzelerin parlaklık değerlerinde azalma ve kırmızılık-yeşillik değerlerinde artışlar gözlenmiştir. Sebzelerin TFM içeriğinin en iyi korunduğu pişirme yönteminin SV yöntemi olduğu belirlenmiştir. Pişirme yöntemlerinin antioksidan kapasiteye etkisinin sebze çeşidine göre farklılıklar gösterdiği de belirlenmiştir. Kabak örnekleri için haşlama yönteminde yeşil fasulye örnekleri için buharda pişirme yönteminde en yüksek antioksidan kapasite değeri elde edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye Otomotiv Sanayiinin Yenilikçilik Potansiyeli: Uluslararası Yatırımlar, Coğrafi Kümelenme ve Alıcı-Tedarikçi İlişkileri Açılarından Bir Değerlendirme

    Şahin, Fatih

    Bu çalışmanın amacı Türk otomotiv sanayiinin yenilikçilik potansiyelini etkilediği düşünülen uluslararası yatırım faaliyetleri, coğrafi kümelenmesi ve Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetleri ilgili temel normları bakımından incelenerek araştırmacılara bilgi sunmaktır. Çalışma kapsamında yapılan değerlendirmeler araştırmacının yürüttüğü geniş ölçekli saha çalışmalarının ürünü olarak ortaya çıkan gözlemlerine ve ikincil veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu değerlendirmeler neticesinde, tarihsel olarak geç sanayileşmenin izlerini taşıyan sektörün gelişiminin, Türk İş Sisteminin gelişimi ile paralel özellikler gösterdiği ve Türk otomotiv Sanayiinin tarihsel gelişiminde yabancı sermayeli örgütlerin mutlak bir rolünün olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte yenilikçiliğin sacayaklarından birisini oluşturan ihracat ve dışa doğru doğrudan yabancı sermaye yatırımı faaliyetleri de sektörde etkin bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir. Sektörün kendine özgü dinamikleri içerisinde şekillenen hiyerarşik tedarik zinciri yapılanması ise yenilikçilik potansiyeli açısından dikkate değer bir inceleme alanı oluşturduğu değerlendirilmektedir. Son olarak yenilikçiliğin örgütler arasında yayılarak kurumsallaşması açısından sektörün coğrafi olarak kümelenme özelliği göstermesi de önemli bir teşvik edici unsur oluşturmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Afet Medyası ve Medya Afeti: 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin Anımsattıkları

    Demir, Sertac Timur

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Geleneksel televizyon yayıncılığında ‘çocuk birey’ inşası: dram türü dizilerde çocuk karakterler

    Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı; Yilmaz, Adem

    Geleneksel televizyon yayıncılığı bağlamında incelendiğinde, Türkiye’de en çok izlenilen program türleri arasında televizyon dizilerinin olduğu görülmektedir. Medya-çocuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde ise televizyon dizilerinin problemli varlığı dikkat çekmektedir. Özellikle dram türü dizilerde sürekli belirli niteliklerle izleyici karşısına çıkarılan çocuk karakterler birer ajitasyon kaynağı olarak kullanılmaya devam etmekte, ana ve yan karakter rolündeki çocuk özne, zorlu ve meşakkatli hayat hikayeleri içinde konumlandırılmaktadır. Aynı zamanda dram türü dizilerde yetişkin bir bireymiş gibi belli başlı özelliklerle sürekli aynı biçimde inşa edilen çocuk kimliği ‘acı’nın odağında kurgulanmaktadır. Kâr amaçlı politikalar ekseninde yayıncılık sürdüren özel televizyon kanallarında ise bu kurgunun varlığı dikkat çekici düzeydedir. Bu çalışmanın temel amacı, dram türü televizyon dizilerinde duygusal sömürü haline getirilen çocuk karakterlerin ‘birey’ olarak yer alış biçiminin sorunlu doğasını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, dram türü yerli dizilere odaklanmakta, en çok takip edilen televizyon kanalları özelinde çocuk karakterlerin yer alış biçimini sorgulamaktadır. Çalışmada 2019 yılında en çok izlenilen televizyon kanalları Atv, Fox Tv, Kanal D, Show Tv, Star Tv ve TRT 1’de haftalık yayınlanan ve çocuk karakterlerin yer aldığı dram türü diziler örneklem olarak seçilmiştir. Bu kanallarda 1990 sonrası dönemde yayınlanan 156 dram türü dizinin ilk üç bölümü niteliksel içerik analizi yoluyla incelenmiş, ana ve yan karakterlerde rol alan 365 çocuk karakter tespit edilmiştir. İnceleme sonucu elde edilen verilerde dram türü dizilerde ‘sorunlu bir çocuk birey’ algısının oluşturulduğu ve çocuk karakterlerin duygusal anlamda kullanılarak pazara sunulan bir nesne haline getirildiği bulgulanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    The Mediating Role of Perceived Value in the Influence of Online Consumer Reviews on Destination Brand Loyalty

    Ödemiş, Murat

    Information technologies are rapidly showing their effect in the tourism industry as well as in every field. Online platforms have become a significant channel where consumers frequently share their consumption experiences and take them into account in their destination preferences. If managed effectively by destinations, it can become an effective tool in shaping consumer perception and brand loyalty. According to this, it is aimed to detect whether perceived value (PV) has a mediating role in the influence of online consumer reviews (OCRs) on destination brand loyalty (DBL) in the research. The sample of the research comprises of 315 attendants who visit Istanbul for touristic purposes. Research data were collected with the survey data gathering tool. After testing the data obtained from the attendants in terms of normality, reliability and construct validity, the relationships between the variables were investigated by correlation analysis. In the last stage, the hypotheses of the research were tested with simple linear regression and hierarchical regression analysis. Consequently, the basis hypothesis (H4) of the research, "the mediating role of PV in the influence of OCRs on DBL" were accepted with full mediation influence, and also accepted other hypotheses of research (H1, H2 and H3).

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    3B Şekil Oluşturmak için Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümüne Dayalı Yeni ve Yüksek Kaliteli Odaklama Ölçüm Operatörü

    Doğan, Ramazan Özgür; Dogan, Hulya

    3B şekil oluşturulma sürecinde herhangi ek donanım gerektirmeyen Odaktan Şekil (Shape From Focus - SFF) en çok tercih edilen stratejilerdendir. SFF stratejisi, 3B şekil oluşturma sürecinde farklı odaklı 2B görüntü serisi kullanmakta ve üç temel aşamadan oluşmaktadır: (1) Farklı odaklı 2B görüntü serisinin elde edilmesi, (2) Görüntü piksellerinin odaklama değerlerinin hesaplanması ve (3) Maksimum odaklı pikselin seçilmesi. Yüksek doğruluk ve daha düşük gürültü ile 3B şekil oluşturmak için, araştırmacılar SFF'nin ikinci aşamasında yeni odaklama ölçüm operatörü önermek yerine genellikle bir ön veya son işlem algoritmaları geliştirmektedirler. Literatür çalışmalarının aksine, bu çalışmada herhangi bir ön veya son işlem gerektirmeyen Alt Örneklemesiz Shearlet Dönüşümü'ne dayalı yeni ve yüksek kaliteli odaklama ölçüm operatörü önerilmektedir. Önerilen odaklama ölçüm operatörünün etkinliği sentetik görüntü serileri kullanılarak pencere boyutu ve gürültü seviyesi gibi farklı koşullar altında analiz edilmektedir. Elde edilen öznel ve nesnel sonuçlar önerilen odaklama ölçüm operatörünün daha iyi performans sağladığını göstermektedir.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Patient Safety Culture Perception Among Surgical Nurses

    Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Candas Altinbas, Bahar; Cilingir, Dilek; Bulut, Enes; Ertürk Yavuz, Melek

    Background: Human and technology factors in healthcare can lead to errors that threaten human life. A strong patient safety culture in hospitals may be linked to better patient outcomes. Because of the potential for mistakes in surgical departments, surgical nurses are critical to establishing and maintaining a patient safety culture. Aim: The aim of this study was to explore the patient safety culture perceptions of surgical nurses. Methods: This descriptive study was performed with 206 nurses working in the surgical clinics and operating rooms of 1 university hospital, 2 public hospitals, and 1 private hospital. A “Questionnaire” and the “Hospital Survey on Patient Safety Culture” were used for data collection. The data were analyzed using mean, number, and percentage values, 1-way analysis of variance, Tukey Honestly Significant Difference (HSD), and chi-square tests. Results: The study revealed that surgical nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. The highest mean rate of positive responses in The Hospital Survey on Patient Safety Culture came from “Teamwork within units” and the lowest mean rate of positive answers came from the “Non-punitive response to errors” subdimension. In addition, 85.7% of the surgical nurses did not report any errors in the previous 1 year, and nurses who had been working for ≥11 years submitted more error reports (P = .001). Conclusion: Nurses’ patient safety culture perception was at a medium level. Recommendations for improving patient safety culture should include on-the-job training programs and improvements in employees’ working conditions.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers

    Bayrakdaroğlu, Serdar; Koç, Hürmüz; Yağın, Fatma Hilal; Bayer, Ramazan; Nobari, Hadi; Pardos, Elena Mainer; Eken, Özgür

    Numerous variables can affect performance before the competition. Nevertheless, it could be a subject of curiosity to find out whether a warm-up strategy has a more positive effect on the power performance of kickboxers. The purpose of this study is to evaluate the effect of different specific warm-up protocols and time of day on optimum power performance in kickboxers. Ten volunteer males performed three different warm-up routines in random order. The warm-up protocols consisted of only 20 min for each group. The groups with low-intensity aerobic running (NSWU) and specific warm-ups (SWU-20m) performed 20-min protocols. The other group followed 10 minutes of jogging and 10 minutes of specific warm-up (SWU-10m). All groups followed the warm-up randomly at two different periods of the day (i.e. morning: 09:00-10:00 and evening: 16:00-17:00) on non-consecutive days. A statistically significant difference was found between the groups in terms of Mean Propulsion (W) (F=3.518; p2=0.036). There was a statistically significant difference in Mean propulsive Power (W) between NSWU and SWU-10m (p3= 0.0007) in addition there was also a statistically significant difference in SWU-10m and SWU-20m (p3= 0.0106) and, NSWU and SWU-20m (p3= 0.415) protocols. In conclusion, mean propulsion (W) performance showed diurnal variation, and performances of the kickboxers’ can be affected more positively in the evening hours, especially after SWU protocols.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex14TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ3
    Chemical Composition of Pistacia terebinthus L. and its Phytochemical and Biological Properties

    Fidan, Muhammed Said; Baltaci, Cemalettin; Öz, Mehmet; Akar, Zeynep

    Vitamin C, enzyme activities, phenolic compounds, antioxidant capacity, antimicrobial activity, and essential oil analyses of ripe and unripe fruits of P. terebinthus were investigated. Vitamin C amounts of ripe and unripe fruits were 63.2 and 15.4 mg/100g, respectively. The main phenolic compounds of unripe and ripe fruits are rutin, syringic acid, and gallic acid. It was determined that the enzyme inhibitor activities in the ripe and unripe fruits were 0.136 mg/mL and 2.14 mg/mL. In all of the free radical scavenging (DPPH and ABTS) activity, ferric (III) ion reducing antioxidant power (FRAP) capacity, total phenolic substance amounts (TPC), total flavonoid substance amounts (TFC), and total antioxidant activity (TAC) antioxidant methods analyzed with plant parts, the methanol extracts obtained from the ripe fruits of the P. terebinthus showed higher antioxidant properties than the methanol extracts obtained from the unripe fruits. Staphylococcus aureus ATCC 25923 and Escherichia coli ATCC 25922 showed antimicrobial activity against microorganisms, while methanol extracts obtained from unripe fruit samples did not show antimicrobial activity against the microorganisms used. The chemical grade with the most compounds in the essential oils of P. terebinthus were monoterpenoids, sesquiterpenes, and monoterpenes in unripe and ripe fruits, respectively. The main components were a-pinene with 22.8% and 27.3% ratios in unripe and ripe fruits, respectively.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfWoS9OpenAlex11
    Web of Scienceİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    LEARNING STYLES OF TALENTED PRE- SERVICE TEACHERS

    Türker, Ustun; Bostanci, Ozgur

    The learning styles of students vary both among individuals and across different disciplines they choose to study. In higher education, academic discipline appears to be a key factor influencing students'distinctive learning styles. This study, which aims to determine the dominant learning styles and models of talented pre-service teachers, was designed with the survey model. The study group research consisted of 1019 volunteer pre-service teachers who continued their education in Physical Education and Sports, Music, and Arts & Craft Teaching departments. In the study, the VARK Learning Style Inventory was used as a data collection tool; students were asked to answer questions in a digital environment through Google Forms. According to the research results, kinesthetic style is the dominant learning preference for pre -service teachers in the visual arts and sports sciences, and both kinesthetic and aural styles are the dominant learning preferences for pre-service teachers in music education. Although talented pre-service teachers tend to learn predominantly kinesthetic and aural styles when evaluated, 61.2% of pre-service teachers prefer to learn with a Multiple Learning Model, which covers the entire instructional diversity, rather than sticking to just one learning style.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfWoS1OpenAlex20
    Web of Scienceİncele
  • BildiriAçık Erişim2023
    Solutions of Multiplicative Integral Equations via The Multiplicative Power Series Method

    Bal, Arzu; Yalcin, Numan; Dedeturk, Mutlu

    In this study, definitions of types of multiplicative integral equations are given. And solutions of different types of multiplicative integral equations are investigated using the multiplicative power series method. These are supported by numerical examples.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Materialistic Tendency and Conspicuous Consumption Behavior: The Mediating Role of Social Media Usage

    Avci, Ibrahim

    This research focuses on the materialistic tendencies and conspicuous consumption behaviors of consumers, especially in today's social media age. The research's goal is to determine the effect of materialistic tendencies on conspicuous consumption behavior and to investigate the role of social media usage in mediating this effect. The data were collected in this context using a prepared survey form, and 596 consumers participated in the survey during the data collection process. SPSS and AMOS programs were used to analyze the collected data. As a result of the analyses, it was discovered that the materialistic tendency had a positive and significant effect on both conspicuous consumption behavior and social media usage; it was also discovered that social media usage had a positive and significant effect on conspicuous consumption behavior. Furthermore, it was determined that social media usage has a partial mediation in the effect of materialistic tendency on conspicuous consumption behavior; in other words, a portion of the effect of materialistic tendency on conspicuous consumption behavior is realized through social media usage. Suggestions for both theory and practice were made in light of these findings.

    AtıfWoS2OpenAlex3
    Web of Scienceİncele