Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Algılanan COVID-19 Tehdidinin Hekimlerin Psikolojik Kırılganlıklarına Etkisi

    Tuna, Hasan; Melike, Yağcı; Kaplan, Ahmet

    Pandemi dönemlerinde sağlık çalışanları ruhsal sağlık problemleri ile yüzleşmektedir. Bu kapsamda araştırma, pandemi sürecindeki COVID-19 salgını tehdidinin hekimlerin psikolojik kırılganlık düzeylerine olan etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yoluyla seçilen 235 hekim oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak “Psikolojik Kırılganlık Ölçeği” ve “Algılanan COVID-19 Tehdidi Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi, One-Way ANOVA testi, Pearson momentler çarpım korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda Pandemi sürecindeki hekimlerin algıladıkları COVID-19 tehdidi ile psikolojik kırılganlıkları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Gençlerin Gelecek Beklentilerinin Belirleyicileri

    Buz, Sema; Yücel, Ibrahım

    Bu araştırmada gençlerin gelecek beklentilerinin çeşitli yönleriyle ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel yöntem ve fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara’daki gençlik merkezlerinden yararlanan 12 genç oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Maxqda programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre gençlerin geleceğe bakış açısında ekonomik faktörlerin etkili olduğu ve gelecek kaygısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bireysel kapasite ve teknolojik gelişmelerin gençlerin geleceğe yönelik umut beslemesini sağladığı, ulusal ve küresel krizlerin ise umutsuzluk kaynağı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonunda sosyal hizmet perspektifinden önerilere yer verilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Vulnerability-Preventing Structures in Disaster Management: Polyurea Coating on Building Structural Elements

    Kaya, Afşin Ahmet; Akduman, Öznur; Aksüt, Yavuz Selim

    Numerous disasters occur due to the inability to manage risks arising from natural, technological, and human-induced hazards. As a result of these disasters, the magnification of incurred damages underscores the significance of the concept of risk management, an integral step in disaster management. Consequently, efforts to mitigate the adverse effects of earthquakes and other disasters are progressively increasing. However, endeavors aimed at reducing the damages inflicted by earthquakes and other disasters on structures, particularly earthquakes, are not yet at an adequate level. Presently, the importance of alternative solution models to counteract the forces exerted on structures during disasters like earthquakes is on the rise.In this study, unreinforced concrete blocks were coated with flexible polyurea, a state-of-the-art cladding material extensively used in various fields, at different thicknesses. Three-point bending tests were performed on the coated specimens. The data obtained from these tests were analyzed and evaluated. It was concluded that specimens coated with polyurea exhibited higher strengths compared to uncoated specimens. This study introduces the utilization of polyurea flexible composite material in structural elements as an alternative method within the spectrum of precautions taken to enhance the safety of structures against various disasters, primarily earthquakes.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin Yapay Zekâ Kaygısı ve İlişkili Faktörler

    Çobanoğlu, Asuman; Oğuzhan, Hatice

    Çalışma, hemşirelerin yapay zeka kaygı düzeylerini ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada tanımlayıcı ve kesitsel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 120 hemşire oluşturmuştur (n=120). Araştırma verileri 10 Temmuz-10 Ekim 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler “Hemşire Bilgi Formu (HBF)” ve “Yapay Zeka Kaygı Ölçeği (YZKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann- Whitney U and Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Hemşirelerin yaş ortalaması 31,05±7,40 olup %82,2’si kadındır. Hemşirelerin YZKÖ puan ortalaması 43,36±11,13 olarak bulundu. Hemşirelerin eğitim durumları, yapay zeka teknolojilerine ilişkin bilgileri, yapay zeka teknolojilerinin hasta bakımına etkisi ile yapay zeka kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlendi (p<0,05). Bu çalışmada, eğitim düzeyi düşük, yapay zeka teknolojileri hakkında bilgisi olmayan ve yapay zeka teknolojilerinin hasta bakımına olumlu bir etkisi olmayacağını düşünen hemşirelerin yapay zeka kaygısının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex25TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Evaluation of White Matter and Cerebellum Structures of Essential Tremor and Parkinson's Patients by Diffusion Tensor Imaging and Volbrain Method

    Özyaşar, Ali Faruk; Eyuboglu, Ilker; Çakmakl, Vildan; Alioglu, Zekeriya; Palancı, Özgür; Köktürk, Elif Gökçen

    Essential tremor (ET) and Parkinson's disease (PD) are the two most commonly encountered tremor disorders in movement disorders. Diffusion tensor imaging (DTI) is one of the best in vivo ways of mapping white matter pathways in the human brain. The aim of our study was to investigate diffusion variables and cerebellum volume in ET and PD using parcellation methods. Our study included 20 ET, 20 PD and 20 healthy controls. Fraction Anisotropy (FA) and Mean Diffusivity (MD) values were obtained with DTI, while the volume of each lobe of the cerebellum was obtained with T1 images. One-way ANOVA was used for intergroup analysis and Scheffe test was used for post-hoc analysis. Significant differences were found in the diffusion values of the pedunculus cerebellaris, fornix stria, superior longitudinal fasciculus, sagittal stratum, cerebral pedunculus, tapatum and thalamus of ET and PD. Lobule V, Lobule IX, Lobule X volumes of the cerebellum showed significant differences between the groups. Stria thermialis shows involvement of mesolimbic dopaminergic system in PD and it is thought that disruption of strial networks leads to changes in the activity of cerebellar networks and reveals the role of the cerebellum in tremor. It is obvious that cerebellar thalamocortical pathways are affected in Parkinson's disease. In Parkinson's disease, patients should be evaluated for visual processing, conceptualisation, postural instability and gait disturbance to clarify the diagnosis or to differentiate from essential tremor.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kan Basıncı Ölçümünde Gözden Kaçan Faktörler: Sırt, Ayak ve Kol Desteğinin Etkisi

    Khorshid, Leyla; Tuncer, Metin

    Kılavuzlarda hastanın sırtının desteklenmesi, kolun alt kısmının kalp hizasında desteklenmesi ve ayakların yere düz basması önerilmektedir. Ancak bu konuda yapılan çalışma sayısı sınırlı olduğundan, bu önerilerin dikkate alınmamasından kaynaklanan hataların etkileri bilinmemektedir. Bu çalışmada sağlıklı bireylerde kan basıncı ölçümü sırasında kol, sırt ve ayak desteğinin kan basıncı değerlerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Araştırmaya 111 kişi dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşları 21.95±1.57 idi. Sistolik ve diyastolik kan basınçları, üçü hatalı ölçüm (desteksiz ayaklar, desteksiz sırt ve desteksiz kol) ve biri kılavuzların önerdiği standart prosedür olan dört ölçüm prosedürü kullanılarak ölçüldü. Prosedürler randomize edildi ve katılımcıların kan basınçları her prosedür için üç kez ölçüldü. Ayak desteği ve sırt desteği olmadan yapılan ölçümlerde belirlenen ortalama sistolik değerler, standart ölçümlerle belirlenenlerden daha yüksek olduğu belirlendi (sırasıyla t=-4.872, p<0.001 ve t=- 2.152, p=0.034). Ayrıca ayak desteği olmadan yapılan ölçümde belirlenen diyastolik değer, standart ölçüme göre yüksek bulundu (t=-5.635, p<0.001). Araştırma sonuçlarına göre ayaklar ve sırt desteksiz bırakıldığında ölçülen ortalama sistolik/diyastolik kan basıncı değerleri standart prosedürle ölçülenlerden daha yüksekti.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sağlıklı Bireylerde Spinal Stabilizasyon Egzersizleri, Kayropraktik Manipülasyon ve Kombine Uygulamasının Otonom Parametreler ve Bazı İlişkili Faktörlere Etkisi

    Arslan, Mesut; Aydın, Emine Büşra

    Bu çalışmanın amacı; sağlıklı bireylerde spinal stabilizasyon egzersizleri, kayropraktik manipülasyon ve kombine uygulamasının otonom parametreler ve bazı ilişkili faktörlere etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 18-45 yaş arası, sağlıklı 72 kişi dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan kişiler randomize olarak 4 gruba ayrılmıştır. Grup 1’e haftada 1 kez olmak üzere 6 seans kayropraktik manipülasyon uygulanmıştır. Grup 2’ye haftada 3 kez olmak üzere 18 seans stabilizasyon egzersizleri yaptırılmıştır. Grup 3’e hem stabilizasyon egzersizleri, hem de kayropraktik manipülasyon uygulanmıştır. Tüm uygulamalar 6 hafta boyunca yapılmıştır. Grup 4 kontrol grubu olarak takip edilmiş, herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Katılımcılar nabız, kan basıncı, solunum frekansı ve kalp hızı değişkenliği parametreleri, göğüs çevre ölçümü, Yorgunluk Şiddet Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Pitsburg Uyku Kalitesi Ölçeği ile uygulama öncesi, uygulama sonrası ve uygulama sonrası 1. ayda değerlendirilmiştir. Tüm eğitim gruplarında uygulama sonrası ölçümde sistolik ve diyastolik kan basıncında anlamlı düşüşler elde edilmiştir. Ayrıca Grup 1’de torakal ekspansiyonda, Grup 3’te ise torakal ekspansiyon ve algılanan stres düzeyinde anlamlı iyileşmeler elde edilmiştir. Ancak değerlendirme parametrelerinin hiç birinde gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sağlıklı Genç Bireylerde Gövde ve Kalça Antropometrik Ölçümlerinin Endurans Üzerine Etkisi

    Koca, Rabia; Şen, Müşerref Ebru

    Bu araştırma sağlıklı genç bireylerde fiziksel özelliklerin ve antropometrik ölçümlerin endurans ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 19-40 yaş arası herhangi sistemik bir rahatsızlığı ve kas endurans testlerini tamamlamayı engelleyecek bir problemi olmayan, gönüllü 50 erkek 80 kadın toplam 130 sağlıklı birey oluşturmuştur. Araştırmanın verilerini; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, fiziksel özellikler, antropometrik ölçümler ve gövde endurans testleri oluşturmaktadır. Verilerin istatistiksel analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman Korelasyon analizi ve çoklu testler için Bonferroni düzeltmesi kullanılmıştır. Bu araştırmada kalça dışında yapılan çevre ölçüm değerleri erkeklerde anlamlı olarak fazla bulunmuştur (p<0,05) ek olarak erkeklerin gövde endurans test süreleri de anlamlı olarak fazlaydı (p<0,05). Vücut kitle indeksine göre zayıf, normal ve kilolu+obez şeklinde ayrılan 3 grupta hem çevre ölçüm değerleri hem de gövde endurans test sonuçları anlamlı olarak farklı bulunmuştur (p<0,05). Normal vücut kitle indeksine sahip olan grubun gövde endurans testlerinin tümü, zayıf olan gruba göre anlamlı olarak fazla olduğu saptanmıştır (p<0,01). Yaş ile yan köprü kurma ve yüzüstü köprü kurma endurans test sonuçları arasında ayrıca boy ve kilo ile bütün gövde endurans test sonuçları arasında pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,05). Omuz çevresi dışında diğer çevre ölçümleri ile gövde enduransı arasında korelasyon bulunamamıştır. Omuz çevre ölçüsü arttıkça bütün gövde endurans değerlerinin pozitif yönde arttığı saptanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Futbolcularda Kas Kuvveti ve Anaerobik Gücün Şut Hızına Etkisi

    Can, İbrahim; Bayrakdaroğlu, Serdar; Aydin, Mustafa

    Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane ilindeki amatör futbolcuların ayaküstü vuruş tekniği kullanarak farklı mesafelerden gerçekleştirdikleri vuruşlar esnasındaki şut hızlarının kas kuvveti ve anaerobik performans parametreleri ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, Gümüşhanespor U19, Kösespor ve Gümüşhane Üniversitesi futbol takımı oyuncularından toplam 23 erkek futbolcu çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada, katılımcıların alt eksremite ölçümü için tam squat hareketinde bir tekrarlı maksimal (1TM) kuvvet testi, anaerobik performanslarını ölçmek için Wingate anaerobik güç testi (WanT) testi uygulanmıştır. Katılımcıların şut hızları ise ayaküstü vuruş tekniği kullanılarak farklı mesafelerden (9m, 11m ve 13 m) gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde; normallik testi, pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, tam squat hareketindeki 1TM değeri ile 9 ve 11 metre mesafeden gerçekleştirilen ayaküstü vuruş sırasındaki şut hızları arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu elde edilmiştir. 9 metre mesafeden gerçekleştirilen vuruşlardaki şut hızı ile mutlak zirve güç (ZG) ve ortalama güç (OG) değerleri arasında; 11 metreden gerçekleştirilen vuruşlardaki hız değerleri ile mutlak OG ve hem mutlak hem de relatif ZG değerleri arasında; 13 metrelik mesafeden gerçekleştirilen vuruşlardaki şut hızları ile hem mutlak hem de relatif ZG ve OG değerleri arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu elde edilmiştir. Bunun haricinde, şut hızları ile diğer parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı elde edilmiştir. Sonuç olarak, topa vuruş mesafesi arttıkça kas kuvveti etkisinin azaldığı ama anaerobik performansın daha önemli bir bileşen olarak öne çıktığı ileri sürülebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Taraftarın Marka Çağrışımları: Gümüşhanespor Örneği

    Ulutaşdemir, Nilgün; Tekin, Ali; Bayrakdaroğlu, Yeşim; Albayrak, Ahmet Yilmaz

    Bu çalışma, Gümüşhanespor taraftarı olan katılımcıların spor kulüplerinin marka çağrışımlarını nasıl tanıdıklarını ve marka çağrışımlarının belirli demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını araştırmıştır. Çalışmaya Gümüşhane sporunu seven 350 kadın ve 897 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada "Futbol Takımlarında Marka İlişkilendirme Ölçeği" kullanılmıştır. İlgili istatistik programı yardımıyla çeşitli testler yapılmış ve sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarını yorumlamak için çeşitli değişkenler kullanılmıştır. Ayrıca futbol taraftarlarının stadyumla ilgili marka çağrışımlarının orta seviyenin altında, teknik direktör ve yönetim ile ilgili marka çağrışımlarının orta düzeyde olduğu; başarı, yıldız oyuncu, kulüp geçmişi, marka notları, mesafe, taraftar sözleşmesi, sosyal etkileşim marka çağrışımları orta seviyenin üzerinde olduğu saptanmıştır.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Maternal Beslenme, Mikrobiyota ve Krononütrisyon

    Caferoglu Akin, Zeynep; Kurtbeyoğlu, Emine

    Maternal beslenme, fetal büyüme ve gelişmede önemli bir rol oynar. Gebelik sırasındaki olumsuz beslenme koşullarının, bebekteki belirli organların yapısını ve işlevini kalıcı olarak değiştirebilmekte ve bunun da fetal programlanma aracılığıyla birçok yetişkin hastalığına yol açabileceği uzun zamandır bilinmektedir. Bağırsak mikrobiyotasının fetal programlanma hipotezine dahil edilmesi, maternal beslenmenin bebeğin sağlığı ve hastalığı üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Gebelik ve emziklilik dönemindeki maternal beslenme, annenin mikrobiyotasını etkilemekte, böylece gebelik ve erken yaşam sırasında bebeğe aktarılabilen bakteri havuzunu değiştirmektedir. Mikrobiyotanın bileşimi ve aktivitesinin değişmesi ise hem anne hem de bebeğin sağlığında önemli bir yere sahiptir. Diyetin kompozisyonu ve total enerji alımı ile bebeğin gelecekteki sağlığı ve hastalığının etkilendiğine dair kanıtlar oluşmaya başlamakla birlikte, sadece diyetin kompozisyonunun değil aynı zamanda diyetin zamanının (krononütrisyon) da önemli olduğu belirtilmektedir. Literatürde gece ağırlıklı beslenen annelerin diyet kalitesinin düşük, diyetin glisemik yükünün ve yağ içeriğinin yüksek, meyve-posa tüketiminin düşük olduğu bildirilmiştir ve bunun sonucunda hem anne hem de bebeğin sağlığını etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu derlemenin amacı; maternal beslenme, mikrobiyota ve krononütrisyon arasındaki ilişkileri incelemektir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Periferik Venöz Kateterizasyonda Yeni Bir Yaklaşım: Jet Lidokain

    Avşar, Gülçin; Aydin, Esra

    Periferik venöz kateterizasyon, periferik intravenöz kateterlerin yerleştirilmesini ve yönetimini içeren yaygın bir hemşirelik uygulamasıdır. Venöz sisteme geçici erişim sağlayan bu uygulama; genellikle sıvıları, ilaçları, kan ürünlerini veya diğer tedavileri doğrudan kan dolaşımına ulaştırmak amacıyla gerçekleştirilir. Periferik venöz kateterizasyon, tanısal ve teröpatik kapsamı nedeniyle klinik hemşirelik uygulamalarında en sık yapılan invaziv girişimlerdendir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda yaygın bir prosedür olan periferik venöz kateterizasyon, hastalarda ağrıya neden olan rahatsız edici bir girişimdir. Periferik venöz kateterizasyon uygulamasında, hemşirelerin etkili bir yöntem kullanarak hissedilen ağrı ve rahatsızlıkları azaltması mümkündür. Özellikle son yıllarda ağrı yönetiminin sağlık bakım kalitesinin önemli bir göstergesi haline gelmesiyle, periferik venöz kateterizasyon sırasında yaşanan ağrıyı azaltmaya yönelik birçok yöntem geliştirilmeye başlanmıştır. Bu amaçla geliştirilen yeni yaklaşımlardan biri de lidokainin jet enjeksiyonudur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Atatürk-lord lloyd görüşmesi: türk-ingiliz ilişkileri ve akdeniz sorunu

    Çelik, Recep

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve kendi döneminde Türk dış politikasının mimarı Atatürk, genç cumhuriyeti her türlü dış tehlikeden korumak için aktif bir dış siyaset izlemiştir. Batıya rağmen batılı bir anlayışla hareket eden Atatürk, başta Yunanistan olmak üzere İngiltere ve Fransa ile ikili sorunlarını çözerek Türkiye’yi uluslararası ilişkilerde hatırı sayılır bir devlet konumuna getirmiştir. Millî Mücadele’ye desteği ile ön plana çıkan Sovyetlerle olan ilişkiler Lozan sonrası süreçte de yakın ve üst düzeyde seyretmişti. Fakat Sovyet eksenli bir dış politika yerine çok yönlü bir dış politika anlayışı geliştirilmeye çalışılarak bunda başarı kaydedilmişti. Türkiye iki dünya savaşı arası dönemde ikili ve çok taraflı uluslararası dostluk, tarafsızlık, iş birliği ve saldırmazlık gibi birçok antlaşmada yer almak suretiyle bölgesinde ve dünyada barışa katkı sunmak adına çaba göstermiştir. Bu doğrultuda Atatürk Türkiye’si, bağımsız Türk devletini her türlü dış tehditlerden korumak için büyük bir dirayet sergilemiştir. Türkiye yanlısı siyasetiyle ön plan çıkan ve Türk-İngiliz ilişkilerini ileri düzeye taşımak için çaba gösteren Lord Lloyd, Türkiye’yi b irçok kez ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerinden Montrö öncesi Mustafa Kemal Atatürk ile 27 Mayıs 1936’da Dolmabahçe Sarayında yapılan görüşme son derece önemlidir. Nitekim görüşmede Türkiye’nin İngiltere ile olan ilişkilerinden Avrupa ve Akdeniz’deki gelişm elere kadar bir dizi husus gündeme gelmiştir. İtalyan emperyalizmi ve Doğu Akdeniz sorunu ise görüşmenin ana temasını oluşturmaktadır. Atatürk’ün özellikle Akdeniz’de yükselen İtalyan tehdidinden duyduğu endişe, buna karşın İngiliz tarafının rahatlığı görüşmenin en hassas mevzuu olarak ön plana çıkmaktadır.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Covid 19 Pandemi Sürecinde Online Satışlarda Algılanan Adaletin Tüketici Sinizmi Üzerine Etkisi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Covid-19 pandemisi başta sağlık olmak üzere toplumsal hayatı birçok yönden etkilemektedir. Pandeminin etkilediği önemli alanlardan biri de ekonomidir. Pandemi birçok işletmeyi ekonomik olarak etkilemektedir. Geleneksel pazarlama yöntemlerini kullanarak satış gerçekleştiren birçok firma pandemi nedeniyle ürünlerini internet üzerinden satmaya başlamıştır. Çünkü tüketici bu dönemde yoğun olarak internet üzerinden alışveriş yapmaktadır. Bu alışverişlerde yoğunluk nedeniyle işletmelerin bazı müşterilerin taleplerine zamanında cevap verememesi veya yanlış ürünler göndermesi gibi sorunlar bu müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır. Ayrıca firmaların bu dönemlerde fiyat artışları yapması da müşteriler tarafından adaletsizlik olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde işletmelerin faaliyetlerinin müşteriler tarafından nasıl algılandığını araştırmaktır. Bu amaçla pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan 409 müşteriye anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ve AMOS programlarında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları varsayımlarımızla uyum göstermektedir. Pandemi döneminde internet üzerinden alışveriş yapan müşteriler işletmelerin hizmete yönelik kusurlarını adaletsizlik olarak algılamaktadır. Ancak bu algının sinizm düzeyleri üzerindeki etkisi çok düşüktür. İşletmelerin bu dönemde uyguladığı fiyat değişiklikleri ise müşteriler tarafından adaletsizlik olarak algılanmaktadır ve bu algının sinizm düzeyleri üzerine etkisi daha yüksektir. Yapılan analizler sonucunda pandemi döneminde, işletmeler fiyat değişiklikleri yaptıklarında, hizmet adaletsizliklerinin müşterilerin sinizm düzeyleri üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bir Diş İmplant Protezinde Sıcaklık ve Gerilme Dağılımının İncelenmesi

    Aygün, Cemalettin; Taşdemir, İkram

    Günümüzde, implant uygulamalarının artan başarı oranları ve kullanım sıklığı, diş hekimliği alanında dişsel implantlara çekmiştir. Bu çalışmada bir diş implant protezindeki sıcaklık ve gerilim dağılımı sonlu elemanlar yöntemini kullanan ticari yazılımı olan Ansys paket programı kullanılarak, üç boyutlu olarak modellenmiştir. Modele 100N’luk yük ve sırasıyla 45o C ve 10o C sıcaklık uygulanarak implant protezinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Sıcaklık giriş koşulu, en yüksek sıcaklık (45o C) için ocaktan yeni alınmış yiyecek/içecek ve en düşük sıcaklık (10o C) için ise buzdolabından yeni çıkarılmış içecek sıcaklığı olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler (Fluid Flow) sonucunda 45o C ve 10o C sıcaklıkta implant protezinin diş köküne ısıyı iletmediği görülmüştür. 100N ’luk yük altında ise von Mises gerilim dağılımı ve toplam deformasyon analiz sonucunda, çekme ve basma dayanımının iyi olduğu (48.17 MPa), uygulanan yükün büyük bir kısmının ise suni diş kronu tarafından karşılandığı belirlenmiştir. Diş geometrisinden yapısından dolayı uygulanan çiğneme kuvveti, tüm eksenlerde homojen olmayan gerilme dağılımına sebep olmaktadır. Bu durum biyouyumluluğun yanında mekanik uyumluluğunda büyük önem arz ettiğini ortaya koymaktadır. Suni diş kronu ve diş kökün de sıklıkla kullanılan titanyum alaşımları (Ti-6Al-4V) koruyucu oksit tabaka oluşturmasıyla birlikte kemik yapısında da farklılaşmaya sebebiyet vermektedir. Özellikle osteoporoz ve menopoz dönemlerinde kemik hacminde oluşan kayıplar ve kemik erimesi hastalıkları da göz önüne alındığında, implant-kemik arayüzünde sorun oluşabileceği muhtemeldir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Deneyimsel Pazarlamanın Kulaktan Kulağa Pazarlama ve Tekrar Satın Alma Niyeti Üzerindeki Etkileri: Çay Satış Mağazalarına Yönelik Bir Uygulama

    Yildiz, Emel; Şibil, Özlem

    Günümüzde oldukça kalabalık sayılabilecek işletmelerden biri de yiyecek ve içecek işletmeleridir. Pazarlama uzmanları, piyasada rekabette üstünlüğü elde etmek için çabalayan bu tür işletmelere, tüketicilerin duygusal yönlerine daha fazla dokunmaları gerektiğini ve bir ürüne yatırım yapılma ve/veya ürünün diğer müşterilere iletilmesi gerektiğini aktarmalıdır. Geçmiş çalışmalarda deneyimsel pazarlama konusu kapsamlı bir şekilde araştırılmış olsa da çay satış mağazalarında deneyimsel pazarlamanın alt boyutlarının kulaktan kulağa iletişim ve tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkileriyle ilgili literatürde bir boşluk olduğu görülmüştür. Bu sebeple bu araştırmada, çay satış mağazalarından ürün veya hizmet alan tüketicilerin mağaza yönelik deneyimlerini diğer tüketicilere kulaktan kulağa ileterek tüketicilerin tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Rize ilinde daha önce çay satış mağazalarından ürün veya hizmet satın almış 415 tüketiciden veri toplanmıştır. Verilerin analizi için yapısal eşitlik modeli (YEM) ve SPSS24 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygusal, düşünsel, fiziksel ve sosyal deneyimin kulaktan kulağa pazarlama üzerinde pozitif ve anlamlı bir ektisinin bulunduğu fakat duyusal deneyimin kulaktan kulağa pazarlama üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca kulaktan kulağa pazarlamanın tekrar satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir ektiye sahip olduğu saptanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Determinants of Ethical Perception of Tax Evasion and Its Effect On Voluntary Tax Compliance

    Uğur, Candan Yılmaz

    This study aims to determine the effect of idealism, relativism, religiosity, tax knowledge and education on the ethical perception of tax evasion The study also examines the effect of the ethical perception of tax evasion on voluntary tax compliance. In this context, the study, which included 327 undergraduate and graduate students studying at Gümüşhane University and selected by convenience sampling method, was analyzed by structural equation modeling. The findings show that education and idealism affect the ethical perception of tax evasion in a statistically significant and negative way, and relativism affects the ethical perception of tax evasion statistically significant and positively. No statistically significant relationship was found between tax knowledge and religiosity and the ethical perception of tax evasion. The effect of the ethical perception of tax evasion on voluntary tax compliance is negative and statistically significant as expected. With this study, it is thought that understanding the conditions under which individuals have the perception that tax evasion is ethical will reduce tax evasion and increase voluntary tax compliance.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    İklim Değişikliğinin Ekonomik Küreselleşme ve DYSY’ler İle Olan İlişkisinin İncelenmesi: NIC Ülkeleri Örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Uluslararası ticaretin küresel boyutta kaydetmiş olduğu olağanüstü büyüme, dünya genelinde insan aktivitelerini ve sermaye akımlarını arttırmıştır. Bu dönemde gelişmiş dünyadan gelişmekte olan ülkelere yapılan doğrudan yabancı sabit yatırımları (DYSY), beraberinde çevresel tartışmaları da getirmiştir. Bu bağlamda iklim değişikliği ve küreselleşme bağlantısına olan akademik ilgi son dönemde artmıştır. Bu araştırma 1990-2019 arasında Yeni Sanayileşen Ülkelerde (NIC) ekonomik küreselleşme, DYSY’ler ile iklim değişikliği ilişkisini Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) testi kullanarak incelemiştir. Sonuçlar, iklim değişikliğinin ekonomik küreselleşme ve DYSY’lerle belirgin bağlantıları olduğunu ortaya koymuştur. Bulgulara göre iklim değişikliğinden ev sahibi ülkelere yapılan DYSY’lere doğru tek yönlü nedensellik söz konusuyken, ekonomik küreselleşmeyle iklim değişikliği arasında karşılıklı bir nedensellik bulunmaktadır. Ülkeler bazında incelendiğinde, bulguların farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları bir takım çıkarımlar içermektedir. İklim değişikliğinin araştırma ülkelerine yapılan yatırımlarda önemli bir rolü olduğu ortaya konulmuştur. Aksine DYSY’lere bağlı ev sahibi ülkelerde yaşanan teknik gelişme ve uzmanlaşmanın, iklim değişikliğiyle arasında herhangi bir İlişkisi olmadığı gözlemlenmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kur Korumalı Mevduat Hesabı Uygulamasının Döviz Kurları Üzerindeki Etkisi: Birim Kök Testleriyle Bir İnceleme

    Göcen, Serdar; Zuhal, Mustafa

    Sürdürülebilir ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesinde finansal istikrarın sağlanması önem taşımaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde piyasaların yeterli düzeyde gelişmemiş olması ve gerekli mali ve finansal derinliğin oluşmamış olmasında dolayı sıklıkla finansal istikrarsızlıklar yaşanmaktadır. Gelişmekte olan ülke kategorisinde yer alan Türkiye’de ise, 2018 yılının ortalarından itibaren döviz kurlarında önemli dalgalanmalar yaşanmaktadır. Döviz kurlarında yaşanan istikrarsızlıkların ortadan kaldırabilmesi açısından 21 Aralık 2021 tarihinde Kur Korumalı Mevduat Hesabı uygulamasına geçilmiştir. Bu çalışmada Türkiye’nin özellikle 2018 yılından itibaren yaşamış olduğu döviz kurlarındaki hareketliliğine bağlı olarak döviz kurlarında istikrarın sağlanmasına yönelik uygulanan Kur korumalı mevduat hesabının kurlar üzerindeki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Birim kök testleri ile yapılan analizler sonucunda kur korumalı mevduat hesabı uygulamasının Avro ve ABD doları üzerinde uygulamanın yürürlüğü girdiği tarih itibariyle önemli bir kırılmaya yol açtığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu uygulamasının döviz kurlarının volalitesinin azaltılmasında etkili olduğu anlaşılmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Yerel yönetimlerde katı atık yönetimi ve gelişimi: genel çerçeve ile türkiye’ye bakış

    Sarıhan, Nazlı Özcan; Çakır, Erkan

    Son yıllarda kentleşme, hızlı nüfus artışı ve sanayileşmeyle birlikte doğal kaynaklar üzerindeki baskının hızla artmasıyla ekolojik dengenin bozulduğu görülmektedir. İnsanoğlunun doğal kaynakları hoyratça ve savurganca kullanması, toplumsal refahın yalnızca tüketimle sağlanacağı görüşü, kentleşme ve gelir seviyesindeki artışlar, tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişiklikler kentsel atıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüketim alışkanlığındaki artışların temelde iki önemli problemi ortaya çıkardığı görülmektedir. Bunlardan ilki tüketimde meydana gelen artışın doğal kaynaklar üzerinde yapmış olduğu baskı, bir diğeri ise tüketim sonrasında ortaya çıkan atığın bertarafına ilişkin sorundur. Kentsel katı atıkların ortaya çıkmasını önlemek ve ortaya çıkan bu atıkların atılıp kurtulunması gereken madde olmaktan çıkarıp ekonomik bir değere dönüştürecek ve en önemlisi de sağlıklı bir şekilde bertaraf edilecek Entegre Katı Atık Yönetimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, katı atık yönetimi ve bu kapsamda atık yönetimi hiyerarşisi açıklanarak, Türkiye’de katı atık yönetiminin veriler ışığında ne düzeyde olduğu ve bu süreçte yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarının yasalar çerçevesinde neler olduğuna ilişkin bilgi verilmeye çalışılmıştır. Türkiye’de bu sürecin gün geçtikçe daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesine rağmen bazı atık yönetim stratejilerinin verimli bir şekilde kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele