Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yöneticilerin iş güvenliği kültürü ve iş güvenliği performanslarının değerlendirilmesi

    Hakan Gürbüz

    İş kazaları gerek dünya çapında gerekse Türkiye'de çalışma hayatının en ciddi problem alanını oluşturmaktadır. Bu durum beraberinde bazı yasal düzenlemeler ve teknik çözüm odaklı çalışmaları getirmiştir. Ancak bu düzenlemelerden istenen sonuç alınamamıştır. Sorunlara yalnızca teknik bir mesele olarak bakmak çözüme ulaşmak adına doğru bir adım olmayacaktır. Yaşanan kazaların yaklaşık %88'inin çalışanların güvensiz davranışlarından %10'unun ise güvensiz durumlardan kaynaklı olması, değerlendirmeye insan faktörünün de dahil edilmesi gerektiği sonucunu doğurmuştur. Yapılan araştırmalar, güvenlik performansınının örgütlerdeki güvenlik kültüründen etkilendiğini ortaya koymaktadır. Bu araştırmada yöneticilerin iş güvenliği kültürü düzeylerini tespit etmek ve güvenlik kültürünün yöneticilerin güvenlik performansı üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan yönetici idari personel ve yönetici akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada demografik bilgi formu ve iş sağlığı ve güvenliği kültürü ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesi için SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin belirlenmesinde frekans (sıklık) ve yüzde analizlerinden faydalanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda yöneticilerin iş güvenliği bilincine sahip oldukları, güvenlik kültürü boyutlarının güvenlik performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Otomotiv sektöründe iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının incelenmesi: Samsun örneği

    Emine Kaplan

    Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve teknolojik gelişmeye paralel olarak işyerlerinde üretimin faktörü olan işçilerin sağlık ve güvenlikleri ile ilgili bazı sorunlar yaşanmaktadır. Başlangıçta çok da önemli olmayan bu problemler, işlerin ve çalışmaların verimliliğini tehlikeye attıkları için giderek daha önemli hale gelmekte ve üzerinde düşünmek gerekmektedir. 20. yüzyıldan itibaren sanayileşmiş ülkeler, iş sağlığı ve güvenliği konularına odaklanmak zorunda kalmışlardır. Ülkemizde işgücünün korunması ve güvenliği konusunda ayrıntılı ve sistematik bir düzenleme yapılmaktadır. En kapsamlı çalışma olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 30 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve yönetmeliklerle desteklenmiştir. Bu yönetmelikler birçok sektörde mevzuat çerçevesinde uygulanmaktadır. Ancak iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının eksikliğine de bağlı olarak uygulamada bazı sıkıntılar yaşanmaktadır. Özellikle Otomotiv sanayisinde, çalışanların yüksek iş yükü ve uygun olmayan çalışma koşulları nedeniyle birçok iş kazası meydana gelebilmektedir. Bu endüstriyel kazalara neden olan riskler bilinerek, bu risklerin nelere yol açabileceği belirlenerek, risk maruziyetinin azaltılması ve uygun önlemler alınarak otomotiv sektörünün iş sağlığı ve güvenliği, iş performansı açısından yeniden düzenlenmesi sağlanacaktır. İşletmede iş sağlığı ve güvenliğine riayet edilmesi işletmedeki bu alandaki farkındalığını da arttıracaktır. Bu sayede bir işletmeden başlayan farkındalık artışı giderek yayılarak bütün işletmelerde sağlanacaktır. Çalışanların kendini güvende hissetmesi, iş performanslarının artmasıyla birlikte iş sağlığı güvenliği farkındalığını da artıracağı düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında otomotiv sektöründeki iş sağlığı ve güvenliği farkındalığına yapılacak olan anket çalışmasıyla dikkat çekilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Çalışanların güvenlik iklimi algısı ve işten ayrılma niyeti ilişkisine yönelik bir araştırma

    Selçuk Sarı

    Bu çalışmanın amacı, çalışanların güvenlik iklimi algısı ve işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir ilişkinin var olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca demografik faktörler ile güvenlik iklimi algısı ve işten ayrılma niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini Gümüşhane ilinde madencilik sektöründe çalışan 257 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada verilerin değerlendirilmesinde Güvenilirlik analizi, Frekans dağılımı, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Korelasyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre güvenlik iklimi algısı ile işten ayrılma niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcılara ait demografik faktörlerden; yaş, medeni durum, eğitim düzeyi ve çalışılan birim gibi değişkenler ile güvenlik iklimi ve işten ayrılma niyeti arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak katılımcıların mevcut iş yerinde çalışma süresi ile işten ayrılma niyeti arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak, güvenlik iklimi ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışmada, iki değişken arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçtan hareketle çalışanların işten ayrılma davranışını azaltmak için, güvenlik ikliminin oluşmasını ve gelişmesini sağlamak, iş yerinde güvenli bir çalışma ortamı yaratmak önemli düzeyde rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane maden sektörü, Güvenlik iklimi, İşten ayrılma niyeti

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVID 19 salgınında sağlık çalışmalarına katılımda halkın gönüllülük düzeyini belirleme: Gümüşhane ili örneği

    Selvi Yolalan

    Covid 19 salgını bütün dünyayı etkisi alına alarak insanları, toplumu, ekonomiyi ve sosyal hayatı olumsuz etkilemiştir. Özellikle Covid 19 salgınında görev alan birçok meslek grubu salgından diğer insanlara ve meslek çalışanlarına daha fazla etkilenmiştir. Yüksek vaka ve ölüm sayıları nedeniyle artan iş yükünden salgın ile mücadelede en büyük rolü olan sağlık çalışanları daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle sağlık sisteminin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu çalışmanın amacı Gümüşhane'de yaşayan insanların pandemi sürecinde insan gücüne ihtiyaç durumunda gönüllülük düzeylerini ve gönüllülüklerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışmada veriler anket yöntemiyle toplanacaktır ve SPSS programı ile analiz edilecektir. Analizlerin sonuçları frekans, ortalama, standart sapma ile sunulacaktır. Ayrıca ikili gruplar arasında karşılaştırma yaparken T-testi veya Mann-Whitney U testi kullanılacaktır ve ikiden fazla gruplar arasında karşılaştırma yapılırken ANOVA veya Kruskal_Wallis H testi kullanılacaktır. Bu çalışma salgın hastalıklar ile mücadele etmek için halkın hazırlık ve müdahale çalışmalarına daha fazla katılımını sağlayacak politikaların oluşturulması için yöneticilere fikir verecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19 döneminde kaygı düzeyi ve iş yükünün çalışan performansı ile ilişkisi: Sağlık çalışanları üzerine uygulama

    Cemile Yavuz

    Covid-19 pandemisi tüm dünyayı etkileyen bir sağlık sorunu olmuştur. Bu sağlık sorunu ile mücadele sürecinde sağlık çalışanları ön saflarda mücadele etmiştir. Bu durum sağlık çalışanlarının psikolojik sağlıkları, iş yeri koşulları ve çalışma sistemleri üzerinde birtakım olumsuzluklara da neden olmuştur. Yapılan çalışmada Covid-19 döneminde sağlık çalışanlarının kaygı düzeyi ve iş yükünün çalışan performansı ile ilişkisi incelenmiştir. Bu amaçla ile yürütülen çalışmaya 271 kadın ve 83 erkek olmak üzere toplam 354 sağlık çalışanı katılmıştır. Katılımcılara içerisinde demografik veri formu, Covid-19 Kaygısı Ölçeği, İş Yükü Ölçeği ve Çalışan Performansı Ölçeği olan anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kullanılan ölçme araçlarının veri seti için güvenilir ve geçerli oldukları görülmüştür. Covid-19 kaygısı ile iş yükü arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Performans ile Covid-19 kaygısı ve iş yükü arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Regresyon analizleri sonucunda iş yükünün Covid-19 kaygısına etkisi diğer sağlık kuruluşunda çalışan sağlık çalışanların hastanede çalışanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen bulguların Covid-19 pandemisinin son zamanlarına rastlaması kavramlar arasındaki ilişkilerin farklı yönlerine dikkat çekmiştir. Yine de Covid-19 pandemisinin getirdiği kaygı ve işyükünün sağlık çalışanlarının performansları üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İş stresinin iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti ile ilişkisi : Sağlık çalışanları üzerinde bir uygulama

    Alev Terzi

    Bu araştırmanın temel amacı, Covid-19 salgın döneminde sağlık çalışanlarının algıladıkları iş stresi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi incelemek ve ilgili konuda literatüre katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda araştırma evreni olarak Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren Devlet Hastanesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Araştırma 273 sağlık çalışanının (doktor, hemşire, ebe, sağlık teknisyeni vb.). katılımıyla gerçekleşmiştir. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizin de SPSS 23.0 paket programları kullanılmıştır. Araştırma neticesinde sağlık çalışanlarının iş stresi ile iş-aile çatışması arasında, iş-aile çatışması ile işten ayrılma niyeti arasında ve iş stresi ile işten ayrılma niyeti değişkeni arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, iş stresi ile cinsiyet, medeni durum, eğitim ve görev durumu, mesleki toplam hizmet süresi ve hastanede çalışma süresi demografik değişkenleri arasında farklılıklar bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla analizler yapılmıştır. Yapılan bu analizler sonucunda iş stresi ile çalışanların görev durumu dışındaki diğer değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'de postmodern kamu yönetiminin yansıması olarak kent konseyi analizi

    Muhammet Sever

    20.yüzyılın sonlarına doğru benimsenen piyasa odaklı işletmeci bir mantıkla yönetsel sürecin etkileşimini savunan Postmodern Kamu Yönetimi, yerel düzeyde katılımcılık ve demokrasi ilkeleri etrafında şekillenmiştir. Bu kapsamda gelişen yerelleşme adımları ise; yönetişim yaklaşımının benimsenmesini sağlamıştır. Bu yaklaşım yerel düzeyde kent konseylerinin oluşmasında temel dayanak olmuştur. Yerelde; demokrasinin ve katılımcı yaklaşımın geliştirilmesinin yansıması olarak beliren kent konseyleri, hemşehri bilincinin artırılması, sorunlara karşı bütünleşik bir fikrin oluşturulması, belirlenen sorun ve ihtiyaçlara yönelik ortak temel bir politika oluşturulması adına ortaya konulan yerel katılımcı bir uygulama örneğidir. Çalışmada ortaya konulması hedeflenen içerik; post-modern kamu yönetimi kapsamında kent konseylerinin yerel katılım ve demokrasi kültürü üzerinden İzmir, Antalya, Balıkesir, Eskişehir, Şanlıurfa, Erzurum ve Trabzon büyükşehirleri üzerinden değerlendirilmesi yoluyla analizidir. Kent konseylerinin, Post Modern Kamu Yönetimi ilkeleri çerçevesinde yapısal ve işlevsel yönleri bölgesel farklılıklar esas alınarak değerlendirilmiştir. Yerel düzeyde, farklı yapı ve alanlarda faaliyetler yürüten bu yapının; yoğunlaştıkları alanlar, kent profili çerçevesinde belirlediği ya da kabul ettiği faaliyetler, kurum dışı ilişkileri vb. değerlendirmeler; belirli ilke ve argümanlar üzerinden analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türk bankacılık sektöründe takipteki kredi oranının belirleyicileri

    Muhammet Emin Kürüm

    Bu tezin amacı, Türk bankacılık sektöründe takipteki kredi oranının belirleyicilerinin tespit edilmesidir. 1997 yılında Thomas Wilson tarafından geliştirilen makroekonomik kredi riski modeli olan Credit Portfolio View yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilen çalışmada, bağımlı değişken olarak takibe dönüşüm oranı, bağımsız değişkenler olarak ise işsizlik, gayri safi yurt içi hasıla ve faiz kullanılmıştır. Gerçekleştirilen ARDL sınır testi sonucunda eş bütünleşme ilişkisi tespit edilmiş ve uzun dönem ARDL modeli sonuçlarına göre, işsizlik (ISSIZLIK) değişkeni ile takibe dönüşüm oranı (TDO) değişkeni arasında %5 düzeyinde istatistiki olarak anlamlı pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) ile takibe dönüşüm oranı (TDO) değişkeni arasında %5 düzeyinde istatistiki olarak anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Faiz (FAIZ) değişkeni ile takibe dönüşüm oranı (TDO) değişkeni arasında ise %1 düzeyinde istatistiki olarak anlamlı pozitif bir ilişki saptanmıştır. Toda Yamamoto nedensellik testi sonucuna göre ise faiz değişkeninden takibe dönüşüm oranına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: ARDL sınır testi, Bankacılık sektörü, Kredi riski, Takipteki krediler

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Afet risk algısının afetlerde hazırlık sürecindeki rolü

    İbrahim Kıymış

    Afet riski altında yaşayan insanların afetlere tepkilerini, davranışlarını ve risk kültürlerinin özelliklerini belirlemede ve değerlendirmede kullanılabilecek afet risk algısı ölçeğinin geliştirilmesi, afet risk yönetiminde önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı, bir afet risk algısı ölçeği geliştirmek ve afete hazırlıklı olma üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu nedenle pilot uygulama ve ardından ana uygulama, sırasıyla 359 ve 786 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen tüm katılımcılar 18 yaş ve üstü, Giresun ve Elazığ illerinde ikamet eden ve yakın zamanda deprem, sel ve heyelan yaşamıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel istatistikler, faktör analizi, bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA ve yapısal eşitlik modelleme teknikleri kullanılmıştır. Maruziyet/Etki, Olasılık, Yönetilemezlik, Endişe/Korku, Savunmasızlık olmak üzere 5 boyutta kategorize edilen 25 maddeden oluşan güvenilir ve geçerli bir afet risk algısı ölçeği geliştirilmiştir. Katılımcıların afet risk algıları; eğitim düzeylerine, gelir düzeylerine, yaşadıkları illere ve afet eğitimlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Afet riski algısı ile afete hazırlıklı olma arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0.29; p<0.05). Yapısal eşitlik modeline göre, Maruziyet/Etki (β=0.40; t=5.48; p<0.05) ve Endişe/Korku (β=0.23; t=3.37; p<0.05) değişkenlerinin afete hazırlık üzerinde olumlu ve anlamlı etkileri olmuştur. Gelecekteki çalışmalar için afet risk algısı ölçeğinin farklı afet türlerine göre uygulanması, sonuçlarının değerlendirilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Mağaza atmosferinin yeniden satın alma niyeti üzerindeki etkileri ve akış deneyiminin aracılık rolü: Mobilya sektöründe bir uygulama

    Abdulkadir Meydan

    Bu çalışmanın amacı; mağaza atmosferinin, yeniden satın alma niyeti üzerinde akış deneyiminin aracılık rolünün incelenmesidir. Amaçtan yola çıkarak tüketicilerin yeniden satın alma kararlarında mağaza atmosferinin etkileri ve akış deneyiminin yeniden satın alma niyetine etkisinin ne düzeyde olduğu incelenmiştir. Oluşturulan model ve hipotezlerin testinde örneklem için 428 mobilya mağazası müşterilerinden veriler toplanmıştır. Veriler SSPS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda mağaza atmosferinin yeniden satın alma niyeti üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu ve akış deneyimi ile yeniden satın alma niyeti arasında aracılık etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hidroelektrik santrallerin çevresel akış miktarlarının değerlendirilmesi: Trabzon ili örneği

    Ömer Karaş

    Etkili ve güvenli şekilde kullanımı ile insan yaşamının ve ekosistemin vazgeçilmez bir parçası olan su, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik gelişmelerinde önemli bir yapı taşı durumundadır. Özellikle yenilebilir enerji kaynaklarından hidroelektrik enerjinin dönüşümünde kullanılan su miktarlarına bağlı olarak bir akarsu ekosisteminin sağlıklı kalabilmesi ve ekolojik işlevlerini sürdürebilmesi için doğal akış rejiminin ne kadarının akarsuyun mansabına bırakılması gerektiğinin belirlenmesi hem sürdürülebilir ekosistem bütünlüğü hem de sürekli artan enerji ihtiyaçlarının karşılanması gerekliliği açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada; Çevresel akış yöntemleri ile ayrıntılı teorik bilgilendirmeler yapıldıktan sonra Trabzon ilindeki Hidroelektrik Santrallerin projelendirme ve işletme aşamalarındaki çevresel akış miktarları karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda; çalışma özelinde Trabzon ilinde belirlenmiş olan Hidroelektrik Santrallerin can suyu miktarlarının yıllara göre Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğünden elde edilen debilerine bağlı olarak Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü (DKMPM) tarafından belirlenmiş olan Debi Süreklilik Eğrisi Yöntemi, Düşük Akış İndisleri Yöntemi (7Q10) ve Islak Çevre Yöntemi ile hesaplamaları yapılmıştır. Bulunan debi değerleri Doğa Koruma Milli Park Müdürlüğünden elde edilen Çevresel Akış Miktarları (Can Suyu) ile karşılaştırılmıştır. Böylece uygulamada ölçülen debi değerleri ile teorikte bulunan debi değerlerinin karşılaştırmalı olarak su canlılarının sürdürülebilir ekosistem bütünlüğü açısından yeterlilikleri belirlenmiştir ve irdelenmiştir. Bu tür çalışmaların sayısının arttırılması ile Trabzon ili özelinde, ardından Doğu Karadeniz Bölgesi ve ülkemiz özelinde yüzeysel su kaynaklarında su yapılarının çevresel etkilerinin daha doğru bir şekilde incelenmesinin ve Çevresel Akış Miktarının sürdürülebilir ve doğru bir şekilde belirlenmesinin sağlanabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covıd-19 pandemi sürecinde Türkiye'nin sağlık sistemi ve sağlık harcamalarının seçili ülkeler ile karşılaştırılması

    Burçin Buket Palancı

    İnsanların hayatlarını daha iyi şekilde sürdürebilmesi için öncelikle sahip olması gereken en önemli unsur sağlıktır. İnsanların sağlıklı olması ülkelerin gelişmesine de yardımcı olmaktadır. Sağlığın olmadığı bir toplumda birçok sektörün olumsuz etkilendiği bundan dolayı da ülkelerin ekonomik yapılarının zarar gördüğü bilinmektedir. Bunun en güzel örneği yakın zamanda ortaya çıkan Covid-19 küresel salgınıdır. Sağlık krizi olarak kabul edilen Covid-19 salgını ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkilerken aynı zamanda sağlık imkânlarını da oldukça zorlamıştır. Bu nedenle salgın sürecinde ülkelerin sağlık sistemleri, sağlık finansmanı ve sağlık harcamaları daha da önem arz eder hale gelmiştir. Bu doğrultuda, çalışmada Türkiye'nin ve salgında en fazla vaka sayısına sahip olma özelliği gösteren ülkelerin (ABD, Brezilya, Hindistan) var olan sağlık sistem yapıları ve sağlık harcamaları incelenerek pandemi sürecinin etkisi analiz edilmektedir. Değerlendirmeler sonucunda salgın ile mücadelede başarının ülkelerin sağlık personel sayısı, yatak sayısı gibi sağlık göstergeleri ile yakından ilişkili olduğu, bu süreçte toplumun sağlık düzeyini koruyabilmek amacıyla sağlık harcamalarında artışın yaşandığı ve devletin hizmet sunumunda önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Arap dili'nde şart ve cezm edatları ve Kur'an-ı Kerim'de kullanımları

    Havva Aslan

    Kur'an-ı Kerim'i anlayabilmek için Arap Dili'nin derinliklerine inmemiz gerekir. Tezimizde Arap dilinde kullanılan şart ve cezm edatlarının neler olduklarından başlayarak cümleye ne tür anlamlar kattıkları ele alınacaktır. Kur'an-ı Kerim'de örnekleri olan şart ve cezm edatları kullanıldıkları ayetlerde çeşitli anlamlar vermekle beraber çeşitli görevlerde de kullanılmaktadır. Çalışmamızda Arap dilinde şart ve cezm edatları ve görevlerini ele almakla birlikte bu edatların birbirlerinden benzer ve farklı yönleri üzerinde duracağız. Edatların Kur'ân-ı Kerim'den örneklerini vererek nasıl kullanıldıklarını inceleyeceğiz. Böylece Kur'ân-ı Kerim'i anlamamızda ne tür katkıları olduğunu görmeye çalışacağız. Tezimiz giriş ve üç ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde şart ve cezm edatlarının hangi eserlerde yer aldığına dair bilgiler verdikten sonra bu edatlar için özel olarak hangi kitaplar yazılmıştır ve bu konu hakkında yazılan tezler nelerdir bunlar hakkında bilgiler vermekteyiz. Birinci bölümde konumuza giriş yaparak şart kelimesinin ne anlama geldiği üzerinde durduktan sonra şart edatlarının hangileri olduğu hakkında bilgi verdik. Devamında şart ve cevap cümlesinden bahsederek şart edatlarının anlamlarını ve cümledeki görevlerini ele aldık. Bu bölümün son kısmında ise cezm kelimesinin ne anlama geldiği Arap Dili'nde hangi manada kullanıldığına dir bilgiler verdikten sonra cezm edatlarını vererek özelliklerini açıklamaya gayret gösterdik. İkinci bölümümüzde cezm edatları ve şart edatlarının birbirlerinden farklılıklarını ve benzerliklerini ele aldık. Bu bölümde şart edatlarının kendi içerisinde benzer ve farklı yönlerine baktığımız gibi cezm edatlarıyla olan benzer ve farklı yönlerinide incelemeye çalıştık. Ve son olarak üçüncü bölümde Kur'an-ı Kerim'de şart ve cezm edatlarının kullanıldığı ayetleri ele alarak i'rab yönünden incelemeye çalıştık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yiyecek içecek hizmetlerinde yönetici ve çalışanların covid-19 pandemisinin etkileri ve kriz yönetimi uygulamalarına ilişkin algıları: Erzurum örneği

    Gökhan Sezai Yılmaz

    Tarihsel süreç içerisinde, kitlesel ölümlere neden olan salgın hastalıklar, diğer hastalıklardan farklı değerlendirilmiştir. Son yüz yılda belirli bölgelerde etkisini gösteren koronavirüs kaynaklı salgınlar tedirginlik oluştursa da kalıcı olmamıştır. Fakat 2020 yılının başında salgın olarak başlayan Covid-19, daha sonra pandemiye dönüşmüş ve dünyanın birçok yerinde farklı alanlarda olumsuzluklar yaşanmasına neden olmuştur. Bu beklenmedik olay karşısında oluşan krizin tüm dünyada sarsıcı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Kriz döneminde toplumu oluşturan birçok kurum ve kuruluş bu durumdan olumlu ve olumsuz etkilenmiştir. Bu kurumlar arasında kuşkusuz yiyecek-içecek işletmeleri de yer almaktadır. Dolasıyla bu araştırmada Covid-19 pandemisinin yiyecek içecek işletmeleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini araştırmak ve yiyecek içecek işletmelerinin pandemi sürecinde izledikleri kriz yönetim uygulamalarını ve bu çerçevedeki tutumların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Erzurum ilindeki yiyecek içecek işletmelerinin sahipleri, yöneticileri ve diğer (aşçıbaşı, şef garson vb.) çalışanlarından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Çalışma kapsamında geçerli 217 anket toplanmış ve veriler SPSS analiz programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Erzurum ilinde faaliyette bulunan yiyecek içecek işletmelerinde Covid-19 nedeniyle hijyen sanitasyon giderlerinin artması gibi olumsuz durumlar yaşansa da kriz döneminde fırsatlardan hareketle Covid-19 sürecinde inovatif uygulamalara geçildiği belirlenmiştir. Bunun yanında işletmeler olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için devlet desteğine ait uygulamalara daha fazla ihtiyaç duyduğu ve krizi yönetmek için reaktif yönetime başvurdukları tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Demokrat Parti Döneminde Bayburt (1950-1960)

    Bahtiyar Keleş

    Celal Bayar,Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti 21 Temmuz 1946 seçimlerine katılmasıyla beraber, Türkiye'de ilk kez çok partili hayata geçilmiştir. 1950 genel seçimlerini ezici bir oy farkı ile kazanan Demokrat Parti Türkiye Cumhuriyeti tarihinde on yıl (1950-1960) sürecek olan yeni bir dönemin mimarı olmuştur. Türkiye'nin her anlamda değişip dönüştüğü bu dönemde Gümüşhane iline bağlı Bayburt ilçesinde; mevcut siyasi yapı, kurulan partiler ve bu partilerin faaliyetleri,seçimler, halkın siyasal katılımı,idari ve sosyal yapı,eğitim ve ekonomi gibi konular geniş bir bakış açısı ve bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak ortaya konulmaya çalışılacaktır. Türkiye'de Demokrat Parti Dönemi ile ilgili literatür incelendiğinde pek çok çalışma yapıldığı görülmüştür. Ancak Demokrat Parti Dönemi Bayburt incelendiğinde yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Yapılacak olan bu çalışma ile önemli bir boşluk doldurulmuş olup, daha sonra bu dönem ile ilgili yapılacak araştırmalara temel oluşturacaktır. Bu çalışma için gerekli arşiv malzemesi taranarak, tarih yazımında bilimsel araştırma, yöntem ve teknikleri kullanılarak yaklaşık bir yıllık bir zaman zarfında bitirilmesi planlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    1527 numaralı Ruûs Defteri (1062-1065/1652-1655) tahlil ve metin

    Esra Kolip

    Bu çalışmanın konusunu 1527 Numaralı Ruûs defteri (1062-1065/1652-1655)'nin metin, tahlil ve transkripsiyonu oluşturmaktadır. Defter, 1652-1655 yılları arasında saraydaki kişilerin atama, görevden alma ve kişilere yapılan ödemeler ile yeni Müslüman olanlarla ilgili kayıtlar ve muhtelif kararları kapsamaktadır. Defterde çavuşluk, topçuluk, müteferrikalık, silahdârlık, ulufecilik, kapıcılık, sipahilik gibi görevlerde yer alan kişilerin yanı sıra sarayda çalışan aşçı, bostancı, çamaşırcı, kalaycı, fırıncı, helvacı, kilerci, anbarcı, mutfakçı, çaşnigiran, yoğurtçu gibi birçok görevliye de yer verilmiş ve ayrıca emekli olan, ölen, yeni Müslüman olan kişilere ve tüm bu görevlilerin aldıkları ücretlere, tayinlere ve arz sahipleri hakkında bilgilere de yer verilmiştir. Çalışmanın amacı, bilindiği gibi Osmanlı tarih araştırmaları kaynaklarından biri olan Ruûs defterleri, devletin idari, siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel birçok alanın aydınlatılmasında araştırmacılara yardımcı olacak önemli bilgiler sunmaktadır. Bu sebeple defterlere olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Ancak yapılan çalışmalar henüz yeterli düzeye ulaşmamıştır. Biz de bu noktada Ruûs defterleriyle ilgili mevcut literatüre katkıda bulunmayı tercih ettik. Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı (BOA), Bâb-ı Âsafî Ruûs Kalemi defterleri (A.RSK.d.) fon koduna kayıtlı olan 1527 Numaralı Ruûs defteri (1062-1065/1652-1655) seçilmiş transkripsiyon ve tahlil çalışması yapılmıştır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ruûs, Ruûs defteri, Ruûs kalemi, Transkripsiyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'de atık yönetimi konusunda uygulanan mali tedbirlerin analizi

    Melek Tunç

    Hızlı nüfus artışı, aşırı büyüme, sanayileşme, kentleşme ile üretim ve tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişimlerin sebebiyet verdiği çevre kirliliği sorunlarından birini miktar ve içerik açısından farklılık gösteren, kontrolsüz şekilde artan atıklar oluşturmaktadır. Atıklar çeşitli boyutlarda insan yaşamına ve doğaya zarar vermektedir. Bu zararların önlenebilmesi atık yönetimini zorunlu kılmıştır. Atıkların yönetiminde başarının sağlanabilmesi adına uygulanacak hukuki ve teknik birçok önlem olup, bu önlemlerden birini de mali tedbirler oluşturmaktadır. Atık yönetiminde mali tedbirler atıkların oluşumunu önleme, oluşan atıkların toplanma, geri dönüşüm/ geri kazanım ve bertaraf işlem maliyetlerinin düşürülebilmesi ve atıkların ekonomik değerlerinin kaybedilmemesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye'de atık yönetimine ilişkin birçok çalışma mevcut olmakla birlikte doğrudan atık yönetimi konusunda yer alan mali tedbirlere ilişkin yapılmış çalışmalar sınırlı düzeydedir ve güncel değildir. Ayrıca yapılan çalışmalarda genel anlamda yalnızca tek bir uygulama veya tedbire odaklanılmıştır. Bu çalışmanın amacını Türkiye'de atık yönetimi konusunda uygulanan mali tedbirlerin analizi oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, atık yönetiminde yer alan mali tedbirler sınıflandırılmış ve her bir mali tedbir, genelde Avrupa Birliği ve önemli ülke uygulamaları, özelde ise Türkiye dikkate alınarak sayısal verilere yer verilerek teorik olarak ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. İnceleme sonucunda Türkiye'nin atık yönetimi konusundaki mali tedbirlerinin mevcut durumu ortaya konularak önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    "Hadislerle İslam" adlı eserde aile hakkındaki hadislere getirilen yorumların fıkhî açıdan değerlendirilmesi

    Mehmet Zeyrek

    Tezin ana konusunu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kurulan komisyon üyelerince telif edilen Hadislerle İslam eserinde âile hukuku açısından ahkâm hadislerinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu yüzden çalışmada âile hukuku ile ilgili konulara genel manada yer verilmiştir. Ardından Hadislerle İslam'da zikredilen âile hukuku ile ilgili hadislere dair yorumlar, tahliller ve tercihler incelenmiştir. Komisyonun ortaya koymuş olduğu tercihler hangi hadislere dayanmaktadır bu husus tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel anlamda âile hukukunun neyi ifade ettiği konu edilmiştir. Sonrasında evlilik öncesi evreler yani kız isteme, nişanlanma vb. konular işlenmiştir. Ayrıca nikâh ve nikâhla ilintili hususlar ele alınmıştır. İlgili bölümde evlilik çeşitlerine, kadının nikâh akdiyle hak ettiği mehre ve nafakaya, nikâhın hükmüne ve kaç kişiyle evlenilebileceğine değinilmiştir. İkinci bölümde ise boşanma ve boşanmadan doğan sonuçlar etraflıca incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Âile, Boşanma, Kefâet, Nikâh, Nişan.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Geleneksel Gümüşhane evi tipindeki yapıların farklı taşıyıcı sistemler ile modellenerek maliyet analizlerinin gerçekleştirilmesi

    Esin Gürbüz

    Bu çalışma kapsamında geleneksel Gümüşhane evlerinin mimari planlarına benzer şekilde 5 farklı mimari model tasarlanmıştır. Taşıyıcı sistem türünün toplam maliyete etkisini belirlemek için, tasarlanan bu mimari projeler, yığma, çerçeve ve perde sistem olmak üzere 3 farklı taşıyıcı sistem türü seçilerek statik modellemesi tamamlanmıştır. Modeller STA4CAD programı ile Gümüşhane Merkez ve ilçelerinin belirli koordinatlarından alınan yerel zemin sınıfı ve deprem tasarım sınıfı değerleri kullanılarak statik analizleri yapılmıştır. Statik analizler gerçekleştirilirken 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2019) esas alınmıştır. Analizler tamamlandığında yapılan 15 modelin statik analiz sonuçlarının yeterli olduğu görülmüştür. Ayrıca analizleri tamamlanan modellerin metraj hesapları yapılmıştır. Tamamlanan tüm modellerin metraj hesaplarına göre toplam kaba inşaat maliyetleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belirlediği 2021 ve 2022 yıllarına ait birim fiyat değerleri kullanılarak elde edilmiştir. Geleneksel Gümüşhane evlerinin kent kültürünün yaşatılabilmesi için günümüz yapım teknolojileri ve yapım malzemeleri kullanılarak modellenmesi ve toplam maliyetlerin hesaplanması sonucunda gelir düzeyine göre dar gelirli orta gelirli ve yüksek gelirli ekonomiye sahip ailelere hitap etmesi amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Avrasya enerji güvenliğinde ve jeopoltiğinde merkez ülke Türkiye: Chimaera Doğal Gaz Boru Hattı Projesi

    Halil Önder

    ÖZET Enerji jeopolitiği, sadece kaynak coğrafyasını değil aynı zamanda arz-talep bağlarının çevrelediği tüm unsurları da kapsamaktadır. Bu nedenle enerji jeopolitiği, küresel jeopolitiğin tüm gelişmelerini de bünyesinde barındırmaktadır. Enerji politikaları ve arz güvenliğinin önemli olmasının nedeni fosil enerji kaynaklarının dünya coğrafyasında asimetrik dağılım göstermesidir. Özellikle doğal gaza olan talebin giderek artması uluslararası düzeyde yeni jeopolitik gelişmelerin oluşmasına neden olmaktadır. Enerji güvenliği, enerjinin üretim noktasından son tüketiciye ulaşmasına dek boru hatlarına ve tesislere yapılacak saldırılar, yeterli yatırımların yapılmayıp bunun sebep olacağı kesintiler, doğal afet ve iklim koşullarının neden olacağı hasarlar, işgal ve ilhak durumları, etnik veya dini gerekçelerle yaşanan iç savaşlar gibi birçok olasılığın birlikte değerlendirilerek özümsenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle enerji politikaları ve arz güvenliği konularında yapılacak değerlendirmelerde enerji kaynaklarının coğrafi dağılımlarından maliyetlerine, iletim yollarından talep artış eğilimlerine, büyük tüketicilerin ithalat bağımlılıklarından bu kaynakları temin edebilmek için geliştirilen askeri doktrinlere kadar birçok konunun birlikte ele alınmasını gerektirmektedir. Önerilen bu tez çalışması ile Avrasya coğrafyası için ülkelerin geliştirdikleri enerji güvenliği politikaları incelenecek; Avrasya coğrafyasındaki doğal gaz rezervleri, ülkelerarası enerji arz-talep ilişkileri, enerji politikaları ve arz güvenliği konuları değerlendirilerek ülkemizin merkez konumda olduğu bir doğal gaz boru hattı projesi önerilecektir. Önerilen "Chimaera Doğal Gaz Boru Hattı Projesi", daha önce hayata geçirilen ve geçirilemeyen projelerin güçlü ve zayıf yönleri incelenerek şekillendirilecektir. Geliştirilecek boru hattı iletim güzergâhlarının güvenliği esas alınarak hazırlanacak bu proje ile Türkiye'nin enerji merkezi olmasına katkıda bulunulacaktır. Bu proje ile güzergâhların geçtiği ülkelerle sosyal ve eğitim alanlarında iş birliği faaliyetleri ile kültürel değerlerinin de öne çıkarılması sağlanacaktır. Anahtar Sözcükler: Chimaera, Doğal gaz, Enerji, Enerji güvenliği, Enerji jeopolitiği