Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Sous vide pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin antioksidan kapasitesine etkisinin belirlenmesi
Sena Nur Yılmaz
Bu çalışmanın birinci bölümünde haşlama, buharda pişirme ve Sous vide yöntemleri olmak üzere üç farklı pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri, toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü (FRAP) üzerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sebzelere Sous vide yöntemi uygulanmış ve 10 gün süreyle buzdolabında muhafaza edilen örneklerde belirli aralıkla renk, toplam fenolik madde, karoten, C vitamini ve antioksidan aktivite tayinleri yapılarak depolama sürecince değişimler incelenmiştir. Pişirme yöntemlerinin sebzelerin parlaklık değerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Pişirme yöntemlerinin toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği ve antioksidan aktivite üzerine etkilerinin pişirme yöntemi ve sebzeye göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Haşlama işlemi uygulanmış kabak örneklerinin toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesi diğer örneklere göre daha yüksek bulunurken fasulye örneklerinde ise buharda pişirme yöntemi uygulanmış örneklerin daha yüksek değere sahip olduğu bulunmuştur. Sous vide yöntemi uygulanmış sebzelerin toplam fenolik madde miktarında kaybın diğer yöntemlere kıyasla daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sous vide işlemi uygulanmış sebzelerin C vitamini miktarının diğer örneklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Buzdolabında muhafaza edilen sebze örneklerinin parlaklık değerinde artış gözlendiği belirlenmiştir. Buzdolabında 10 günlük depolama sonunda kabak örneklerinde DPPH radikal temizleme aktivitesinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede artış gözlenirken toplam karotenoid ve toplam fenolik madde miktarı ve FRAP değerinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede azalma gözlenmiştir (p> 0.05). Fasulye örneklerinin C vitamini ve toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesinde ise istatistiksel olarak önemli derecede azalma meydana geldiği tespit edilmiştir (p<0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Reel döviz kuru ve ihracat arasındaki ilişki
Merve Aktaş
Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini artırmalarının ve dış ticaret dengesini sağlamalarının en önemli yollarından biri ihracatı artırıcı politika uygulamalarıdır. İhracatın arzu edilen seviyelere ulaşmasında ülkelerin üretim kapasitesi, teknolojik altyapısı, verimlilik unsurlarının yanı sıra en etkili yöntem ülke ekonomisine uygun döviz kuru politikası uygulamaktan geçmektedir. Reel döviz kurunda meydana gelen dalgalanmalar ihracatı etkilemekte ve dolayısıyla dış ticaret dengesi de bu dalgalanmalardan etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında para biriminin değerinin düşürülmesi uygulamalarından hareketle, reel döviz kuru ve dış ticarete konu olan ihracat arasında bir ilişkinin olup olmadığı Marshall-Lerner Koşulu ve J-Eğrisi Hipotezi yaklaşımları çerçevesinde incelenecektir. Bu teorik temel çerçevesinde döviz kuru ayarlamalarının ihracat üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmada döviz kuru ayarlamalarının ihracat değişkeni üzerindeki etkisi sektörel bazda incelenmektedir. Tarım, madencilik, sanayi, savunma ve havacılık, otomotiv ve çelik sektörlerinin ihracatı ve reel döviz kuru arasındaki ilişki Türkiye'nin 2011:01-2021:03 dönemi aylık verileri kullanılarak Fourier eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sabit model için uygulanan testte Türkiye'de reel döviz kuru ile ihracat arasında fourier fonksiyonuna bağlı bir ilişkinin varlığı saptanamamış; fakat sabit terimli ve trendli model için reel döviz kuru ve çelik sektörü arasında uzun dönemde bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin termoekonomik analizi ve atık ısının değerlendirilmesi
Elvin Ağtaş
Günümüzde nüfusun ve teknolojik gelişmelerin hızla artmasıyla enerji ihtiyacımızda artmaktadır. Enerji denilince akla ilk gelen elektrik enerjisidir. Son yıllarda elektrik enerjisi üretimi için Nükleer Güç Santralleri (NGS) önemli bir potansiyeldir. Bu çalışma kapsamında, ülkemizin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (ANGS) için termoekonomik analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucu, NGS çalışma prensibi gereği çevreye atılan ısının faydalı ısıya dönüştürülmesi ile enerji üretim maliyetinin düşürülmesi aynı zamanda ısıl kirliliğin önlenmesi amaçlanmıştır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ne eşdeğer ekipman değerleri kullanılarak Engineering Equation Solver (EES) programında termodinamik analiz yapılmıştır. Termodinamiğin ikinci yasasına bağlı, maliyet analizi yöntemleri arasında en fazla kullanılan spesifik ekserji maliyetleme (SPECO) yöntemi kullanılarak maliyet analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, ANGS'nin enerji ve ekserji verimleri sırasıyla %35 ve %68 olarak bulunmuştur. Tesisten atılan ısının dolaylı olarak tesise tekrar kazandırılmasıyla bölgesel ısıtmada (tesiste bulunan lojmanların, misafirhanelerin, ısınma, sıcak su ihtiyacı), bölgenin coğrafik şartları ve geçim kaynağı göz önünde bulundurularak sera ısıtma, zirai kurutma ve ısıtmada kullanmak mümkündür. Böylelikle, %67.99 oranında atık ısı değerlendirilmiş, üretilen enerjinin birim maliyeti düşürülmüş ve aynı zamanda ısıl kirlilikte aynı oranda azaltılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bir cevher zenginleştirme tesisinde operatörlerin çalışma optimizasyonunun üretim ve enerji verimliliğine etkisi
Ecem Bulat
Türkiye, enerji kaynaklarını verimli ve çevreye duyarlı bir şekilde kullanarak ülke refahına katkı sağlama amacı ile açıklamış olduğu Milli Enerji ve Maden Politikası ile ülke refahını en üst seviyeye çıkarma yolunda önemli bir adım atmıştır. Ülkemizin cari açığının %70 oranla en büyük kalemini oluşturan enerji ithalatının azaltılması, kuşkusuz enerjinin verimli kullanılması ve yönetilmesi ile sürdürülebilir çözümlerin hayata geçirilmesi sonucunda sağlanacaktır. Ülkemiz, Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, enerji verimliliğinin arttırılması, enerji kaynaklarının kamu, özel sektör, sanayi ve konutlarda daha verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik stratejiler belirlemiştir. Ulusal stratejilerin esas alınmasıyla hazırlanan bu çalışmada, sanayide enerji verimliliğinin arttırılması, maden ve kaynakların daha verimli kullanılması hedefleri doğrultusunda, maden sektöründe bulunan, bir Cevher Zenginleştirme Tesisi ele alınmıştır. Tesisteki, üretim ve enerji verimliliğini olumsuz etkileyen risklerin iyileştirilmesi doğrultusunda, makinaların işletilmesi ve bakımlarından sorumlu operatörlerin proses - makine- cevher- çevre etkileşimi göz önünde bulundurularak, risk değerlendirme yöntemlerinden Hata Türü Etkileri ve Analizi (FMEA) - Proses FMEA (PFMEA) yöntemi seçilmiştir. Çalışma, Proses FMEA yönteminin daha etkili uygulanabilmesine imkân sunan güncel AIAG VDA 2019 PFMEA formu esas alınarak gerçekleştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de savunma sanayi sorunlarının bütünleştirilmiş AHP-KFG yöntemiyle belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi
İrem Doğan
Çalışmada savunma sanayi sektörünün gelişim süreci açıklanarak Türk savunma sanayinin gelişmesine engel olan unsurlar tespit edilmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren savunma sanayi firmalarının sorunlarının tespit edilmesidir. Bu bağlamda ilk olarak bir literatür araştırması gerçekleştirilmekte ve ardından alınan uzman görüşleri doğrultusunda savunma sanayi sektörünün sorunlarının neler olduğu konusunda kriterler belirlenmektedir. Türk savunma sanayinin gelişimi ile ilgili sorunlar, ekonomik sorunlar, politik ve sosyal sorunlar başlıkları altında detaylı bir şekilde incelenmektedir. Birinci başlık altında özellikle istihdam, tedarik ve pazar sorunları incelenmektedir. İkinci başlık adı altında ise terör, kopya, gizlilik, ar-ge konularında yaşanan sorunlar ele alınmaktadır. Savunma sanayi sektöründe yaşanan sorunlar ve bu sorunlar için oluşturulan çözüm önerileri sektörde faaliyet gösteren firmalar ile yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde bütünleştirilmiş Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)- Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) yöntemleri uygulanarak açıklanmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, Ar-Ge ve inovasyon (0,26), en düşük ağırlığa sahip kriterler ise kopya-gizlilik ve terör (0,03) kriterleri olarak belirlenmektedir. En güçlü çözüm önerisi, sektörel kümelenmenin sağlanması (0,11) en düşük öneme sahip çözüm önerisi ise devlet desteğine ilişkin sistematik bir mekanizmanın kurulmasıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Postmodern dönemde reklamda aile: Televizyon reklamlarına yönelik toplumbilimsel ve göstergebilimsel bir inceleme
Dicle Kaya Yağmur
Postmodern dönemde ailenin yapısı, eşler arasındaki ilişkisi, statü ve roller, yaşam biçimleri ve değerleri bir takım değişmelere uğramıştır. Bu çalışma, postmodern reklamlarda toplumun en küçük birimi olarak aile yapısında görülen değişimlerin tespiti ve bunların ele alınmasını amaçlar. Postmodern dönemdeki reklamların aile yapılarını ele alışı şekli üzerinde durulan çalışmada yerelde başarılı ve ulusalda başarılı olan olan markaları incelemek amacıyla; 2020 Brand Finance tarafından açıklanan Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markaları Haziran yıllık raporunda yer alan en çok değer kazanan marka sıralamasında arasında Vestel markası yer alırken, En iyi 100 marka arasında Doğtaş Kelebek Mobilya, Yataş markaları yer almaktadır. Küreselde başarılı olan markaları incelemek amacıyla; Interbrand, En İyi Küresel Markalar 2020 sıralamasında en iyi performansı gösteren Samsung, Sıemens beyaz eşya sektöründe, Ikea ise mobilya sektöründeki markalar sıralamada yer almaktadır. Amaçlı örneklem ile seçilen markalardan oluşan 15 reklam örneği göstergebilimsel analiz ve toplumbilimsel yöntemin temel kavramları ile tek tek incelenerek araştırmanın bilimsel temeli oluşturulmaya çalışılmıştır. Araştırma bulgularına göre postmodern dönemde reklamlardaki aile sunumlarında geleneksel aile modeli sürdürülmek istense de aslında günümüz koşullarında kadının sosyal hayatta ve çalışma hayatında edindiği aktif roller reklamlara yeni bir boyut kazandırmaktadır. Ailede kadın ve erkeğin rol ve statülerinde değişmeler meydana gelmiştir. Reklamlarda ailedeki yaşam biçimleri günümüz koşullarına göre şekillenmektedir. Reklamlarda özelikle erkek/babanın aile içinde rolünün ve dolayısıyla aile yapısının yeniden şekillenmesi gerekmektedir. Toplumda yaşanan değişim ve dönüşümler, ailelerdeki rol ve ilişkilerdeki değişimler reklamlardaki aile kurumlarına yansıtılmalıdır. Reklamlar bu değişimleri yaparken aile kurumunun önemini artırmış ve daha duyarlı aile profili yaratmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Aile, Göstergebilim, Postmodernizm, Toplumbilimsel çözümleme, TV Reklamları
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Gönüllü sade yaşam tarzı ile tüketicilerin kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine bir araştırma
Seren Bulut
Tüketim yaklaşımlarına bakıldığında karşımıza çıkan gönüllü sade yaşam tarzı, insanların kendini bulmasına destek olmakta, alışkanlıkların değişmesine ve doğaya daha yararlı olmayı amaç edinmiş bir felsefedir. Gönüllü sadelik kavramı tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye, daha bilinçli ve gerekli tercihler yapmaya kendine yetecek sade bir yaşama yönelmektir. (Yurdakul, 2018: 12). Gönüllü sadelik kavramında belirli bir kısıtlama yaparak şu demografik özelliklere sahip kişilerin benimsediği bir kavramdır diyemeyiz. Farklı demografik özelliklere sahip kişilerin çevreye olan duyarlılıkları ve tüketimin sürdürülmesi veya maddi tasarruf sağlamaya yönelik istekler bireylerin gönüllü sadeliği benimsemelerine sebep olmaktadır. Gönüllü sade yaşam tarzı büyük bir toplumsal olayı kapsar. Modern dünyanın temel yaşam biçimi gereği artan tüketim miktarının, gelecek nesillerin yaşamlarını tehlikeye atmayacak bir noktaya getirilmesi gerektiği için sürdürülebilir tüketim olgusu doğrultusunda gönüllü sade yaşam tarzı gelişmiştir. Gönüllü sadelik tüketimi ve tüketime bağımlılığı en aza indirmek için günlük faaliyetlerde de doğrudan kontrolü en fazlaya çıkarmak isteyen bir yaşam biçiminin birey tarafından seçilme düzeyidir. Bu çalışmada gönüllü sade yaşam tarzının tüketicilerin kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenmektir. Literatürde gönüllük sadelik kavramı ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenirken, tüketim kavramı alt dallarıyla incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Doğal koruyucular ile modifiye edilmiş bazı ahşap türlerinin üst yüzey özelliklerinin belirlenmesi
Alaattin Uzun
Doğal ortamında ağacı koruyan tanen, ülkemiz de yaygın olarak yetiştirilen ceviz ağacının meyve ve yapraklarında bol miktarda bulunmaktadır. Bu çalışmada odun korumada kullanılan ceviz taneninin, odunun üst yüzey özelliklerine etkisinin, tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmalar sonucunda elde edilen verilerle ceviz taneninin ekonomik değerinin ve yaygın kullanım alanlarının artırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla sarıçam (Pinus sylvetsris L.) ve ceviz (Juglans regia L.) ağacı deney parçalarına fırça ile ceviz taneni nüfuz ettirilmiş ve yüzeyinde su bazlı vernik ve poliüretan vernik ile koruyucu katman oluşturulmuş ve bu katmanın yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerleri ölçülmüştür. Ölçümler yapılmadan evvel deney parçaları TS 2470., (1976) standartlarına göre birinci sınıf keresteler içinden rastgele seçilip, TS 2479., (1976) ve TS 6956 EN ISO 4287 (2004) standartlarına göre yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçme işlemleri tanen öncesi ve sonrası ölçümler ile vernik öncesi ve sonrası ölçümleri kapsamaktadır. Tanenin ahşap yüzeyine tatbik edilmesi, fırça ile üç kat (liflere paralel – liflere dik ve yine liflere paralel olacak şekilde) sürülerek ve tanenin kuruması için katlar arasında ikişer saat beklenerek uygulama yapılmıştır. Bu uygulamalar sonunda elde edilen deney sonuçlarına göre en yüksek yüzey sertlik değerleri sırasıyla ceviz+kontrol+poliüretan vernikli (100,4 N/mm2), ceviz+tanen+poliüretan vernikli (98,4 N/mm2) ve sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (93,2 N/mm2) olmuştur. En düşük yüzey sertlik değerleri ise sırasıyla sarıçam+kontrol+su bazlı vernikli (36,2 N/mm2), sarıçam+tanen+su bazlı vernikli (38,4 N/mm2) ve ceviz+tanen+su bazlı vernikli (42,6 N/mm2) örneklerinde elde edilmiştir. Vernik uygulaması yapılan örneklerde, liflere dik en yüksek parlaklık değeri; sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (91,34 L), en düşük ceviz+kontrol+su bazlı vernikli (52,84 L) örneklerde rastlanmıştır. Vernikli örneklerde liflere paralel en yüksek parlaklık değeri; sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (100,98 L), en düşük ceviz+tanen+poliüretan vernikli (73,27 L) örneklerde görülmüştür. Yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerlerinde tanen uygulaması yapılmayan kontrol parçalarında ölçüm değerleri oldukça yüksek çıkmıştır. Yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerleri açısından vernik çeşidi seçiminin daha etkin olduğu görülmüştür. Deneyde kullanılan ağaç türüne göre; poliüretan vernikli sarıçamın yüzey parlaklığı değerinin cevize göre daha yüksek çıktığı görülürken, yüzey sertliği bakımından ise ceviz odununun yüzey sertlik değeri daha yüksek çıkmış olup, kontrol örneklerine göre sarıçamdaki yüzdesel (%) değişimin daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Avrupa Birliği'nin yumuşak güç kullanımı ve Ortadoğu ülkeleri üzerinde uyguladığı yumuşak güç: Suriye örneği
Miraç Yıldırım
Arap Baharı, sonrasında meydana gelen Suriye iç savaşı ve Suriye'deki DAEŞ terör örgütünün artık Suriye ile sınırlı kalmaması ve AB ülkelerine de sıçraması, göçlerin çok fazla artmasıyla birlikte Avrupa Birliği'nin Suriye'ye karşı uyguladığı politikalar değişmiştir. Bu bağlamda Avrupa Birliğinin, Ortadoğu ülkelerine uyguladığı politikalar, DAEŞ için olan tutumu, Avrupa Birliği'nin (AB'nin dört büyük ülkesi olan Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'nın) Suriye'deki yumuşak güç faaliyetleri ve bu uygulanan politikalarda yumuşak güç uyguladığı alanlar anlatılmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışması ile AB'nin dört büyük ülkesi olan Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'nın yumuşak güç faaliyetleri üzerinde durulmanın yanı sıra, AB'nin yumuşak gücünün Avrupa Birliği'ne üye olan devletlerin Ortadoğu politikası ele alınarak Ortadoğu'da ortaya çıkan sorunlara AB ülkelerinin nasıl bir davranış içerisinde olduğu bu gibi durumlarda yumuşak güç kullanımı ve bu güç kullanımının Ortadoğu üzerindeki etkisi ele alınarak AB'nin Ortadoğu politikaları derinlemesine inceleyip analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca uygulanan bu politikaların tam olarak anlaşılmasını sağlayarak bu politikaların Ortadoğu üzerinde bıraktığı etkilerine dikkat çekmek istenmiştir. Çalışmanın cevap aradığı sorular şunlardır; AB Ortadoğu'ya yumuşak güç uyguluyor mu? Uyguluyorsa AB'nin Ortadoğu'ya yönelik uyguladığı yumuşak güç politikaları nelerdir? Uygulanan bu yumuşak güç süreklilik arz ediyor mu ?
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Deprem sonrası hasarlı yolların yapay zekâ ile tespit edilerek en kısa yol güzergâhlarının anlık optimizasyonu
Nurcan Şimşek
Doğa kaynaklı afetlerden biri olan depremlerden sonra hasarlı yolların belirlenmesi ve hasar görmemiş uygun yolların bulunması, kurtarma işlemlerinin yürütülmesinde, insanların etkilenen bölgeden en kısa sürede tahliyesinde ya da insani yardım malzemelerinin bölgeye sevk edilmesinde hayati önem taşımaktadır. Günümüzde kullanılan geleneksel insan gözlemi ve uydu görüntüleri ile yapılan yol hasarı değerlendirmeleri zaman alıcı ve maliyetli olmalarının yanı sıra sadece yollarda bulunan hasarları inceleyerek afet bölgelerine ulaşabilmek için trafik geçişi hakkında herhangi bir bilgi içermemektedirler. Bu çalışmada; depremlerden sonra meydana gelen yol hasarlarının otomatik belirlenip afet bölgelerine yakın başka bir güzergâhın belirlenmesi için evrişimli sinir ağı ve klasik en kısa yol algoritmasının birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturulmuştur. CNN algoritması hasarlı ve hasarsız olmak üzere toplamda 552 yol görüntülerinden oluşan veri setinde eğitilerek VGG-16 mimarisi ile gerçekleştirilen test sonrasında %97 oranında doğruluk elde etmeyi başarmıştır. CNN algoritmasının açık yol ve kapalı yol olarak yapmış olduğu tahminler ile klasik en kısa yol algoritması üzerinden hasar gören yollar, kullanılan ceza terimi ile çıkartılıp tüm kullanılabilir güzergâhlar arasından en kısa mesafeli olan güzergâh belirlenmiştir. Bu iki algoritmanın birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturularak başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Endüstriyel mutfak ekipmanları üretiminde çalışanların iş güvenliğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Büşra Nur İçlek
İş sağlığı ve güvenliği, işçilerin çalışma sırasında sağlığına zarar verebilecek çeşitli nedenlerle ortaya çıkan tehlike ve risklerin meydana gelmesini önlemeye yönelik planlı çalışmalardır. Teknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile beraber üretim faaliyetlerinde artış olması; çalışanların daha çok iş kazaları geçirmeleri, can kaybının artması ve üretimin azalması şeklinde birçok olumsuzluklara neden olmuştur. Bu nedenle endüstriyel kazaları ve meslek hastalıklarını minimum seviyeye indirebilmek için işyerlerinde tehlikeli durum ve tehlikeli hareketler en aza indirilmelidir. Her sektörde olduğu gibi endüstriyel mutfak ekipmanlarının üretiminin yapıldığı işletmelerde de çalışanlar tehlike ve risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanlar için güvenlik kültürünün benimsenmesiyle başlar. Güvenlik kültürünün gelişmiş olduğu şirketlerde çalışan kişiler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha yüksek düzeyde farkındalığa sahiptir. Bu araştırmanın amacı, Samsun ilinde bulunan endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi yapan işletmede çalışanların iş güvenliğine yönelik görüşlerini belirlemek ve elde edilen sonuçların değerlendirilmesiyle daha güvenli bir çalışma ortamı için önerilerde bulunmaktır. Bu tez çalışmasında veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Çalışanlara tek boyut altında 32 maddeden oluşan "İş Güvenliği Ölçeği" uygulanmıştır. Bu ölçek, Willamson ve ark. (1997) tarafından geliştirilmiş ve Atay (2006) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Bu çalışma, araştırmanın yapıldığı dönemde işletmede görev yapan 69 çalışan üzerinden alınan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizlerini gerçekleştirmek amacıyla SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ANOVA ve Bağımsız Örneklem T Testi kullanılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Piperidin türevi bileşiklerin asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz enzimleri üzerindeki inhibisyon etkilerinin ve antibakteriyel aktivitelerinin incelenmesi
Levent Çoşkun
Alzheimer son zamanlarda çok yaygın olarak görülen bir demans hastalığıdır ve kesin tedavisi yoktur. Beyindeki nörotransmitterlerin azalmasına neden olan bu hastalıkta en fazla azalma gösteren nörotransmitter asetilkolindir. Hastalığın tedavisi ya da engellenebilmesi için asetilkolinin yıkımı azaltılmalıdır bu ise ancak asetilkolini yıkan astilkolinesterazın (AChE) inhibisyonu ile mümkündür. Bilimsel araştırmalarla henüz bütirilkolinesterazın (BChE) farmakolojik rolü kesin olarak belirlenmiş olmasada, enzimin dejeneratif değişiklikler ile beyindeki asetilkolin hidrolizi sırasında dengeleyici bir role sahip olabileceği bildirilmiştir. Tedavi amacıyla günümüzde Takrin ve Rivastigmin gibi kolinesteraz inhibitörleri kullanılmakta olup bilinen birçok yan etkileri bulunmaktadır. Piperidin yapısında bulunan ve Alzheimer tedavisinde ilaç olarak kullanılan donepezil ise diğer ilaçlara göre daha seçicidir, yan etkileri daha az görülmektedir ve merkezi sinir sistemindeki asetilkolinesterazlara yüksek oranda özgül olması ilacın önemli bir üstünlüğüdür. Donepezil gibi birçok piperidin türevi farmakolojik olarak aktif bileşiklerin ve önemli ilaçların temel yapısını oluşturmaktadır. Çalışmamızda piperidin türevi olan (1-metil-4-hidroksi-4-fenilpiperidin-3- il)(fenil)metanon, (1-etil-4-hidroksi-4-fenilpiperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiklerinin AChE ve BChE enzimleri üzerindeki inhibisyon etkileri in vitro olarak incelenerek, IC50 ve ki değerleri hesaplanmış ve inhibisyon türleri belirlenmiştir. Aynı zamanda bileşiklerin 7 farklı suş üzerindeki antibakteriyel aktiviteside belirlenmiştir. Pozitif kontrol olarak Ampisilin/Sulbaktam ve basitrasin kullanılmıştır. (1-metil-4-hidroksi-4-fenil piperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiği için IC50 değerleri (AChE: 4.584 M; BChE: 51.448M) ve ki değerleri (AChE: 0.00344±0.00071; BChE: 0.05406±0.01009) olarak; (1-etil-4-hidroksi-4-fenil piperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiği için IC50 değerleri (AChE: 4,312 M; BChE: 47.968 M) ve ki değerleri (AChE: 0.003047±0.00060; BChE: 0.04404±0.05109) olarak hesaplanmıştır. Maddelerin inhibisyon türleri yarışmasız olarak belirlenmiştir. Piperidin türevi iki bileşiğinde AChE enzimi üzerindeki inhibisyon etkilerinin çok daha yüksek olduğu, BChE enzimini ise daha düşük düzeyde inhibe ettikleri belirlenmiştir. BChE; AChE eksikliğinde ve yokluğunda kolinerjik iletimde koregülatör olarak görev yaptığından dolayı bu tip ikili inhibitörlerin, AChE seçici ajanlardan daha uzun süreli etkinlik sağlayabileceği ve dolayısıyla Alzheimer hastalığı açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda bu bileşiklerin çalışılan suşların çoğu üzerinde antibiyotiklerden daha yüksek zon çapı oluşturmaları ve güçlü antibakteriyel aktiviteye sahip olmaları dolayısıylada elde edilen tüm sonuçların farmakoloji alanında etken maddelerin tespitinde ve yapılacak yeni çalışmalar için yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Aile motivasyonu ve içsel motivasyon ile iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide enerjinin aracı ve çalışma koşullarının düzenleyici etkileri: Sağlık çalışanları ve sporcular üzerine bir araştırma
Çiğdem İnce Ayaydın
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de aile motivasyonu ve içsel motivasyon ile iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide enerjinin aracı etkisini ve çalışma koşullarının düzenleyici etkilerini incelemektir. Bu yönüyle çalışmanın literatürdeki boşluğu doldurması beklenmektedir. Çalışma Trabzon ve Gümüşhane'de 261 sağlık çalışanı ve 255 spor çalışanı üzerinde anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ve hipotezleri test etmek için regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçları teori ve beklentilerle uyumlu bir şekilde, bir işyerindeki aynı çalışma koşullarına sahip iki çalışandan aile motivasyonu ya da içsel motivasyonu diğer çalışandan daha yüksek olan bir çalışanın, enerji üzerinden iş performansının daha yüksek ve işten ayrılma niyetinin daha düşük olacağını olacağını ima etmektedir. Bu çalışmanın sonuçları kötü çalışma koşullarında çalışanların enerjisinin artmasının iş performansını artırdığını ve işten ayrılma niyetini azalttığını göstermektedir. Araştırma modeli sonuçları sağlık çalışanlarında aile motivasyonu iş performansı ile olan ilişkisinde enerjinin aracı bir değişken olduğu bulgusuna işaret etmektedir. Spor çalışanlarında bu aracı ilişki saptanmamıştır. Çalışmada ayrıca hem aile motivasyonu hem de içsel motivasyon ile enerji arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada enerji ile iş performansı arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, enerji ile işten ayrılma niyeti arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Spor çalışanlarında enerji ile işten ayrılma niyeti arasında bir ilişki saptanmamıştır. Bulgular yöneticilerin aile motivasyonunun, içsel motivasyonun, enerjinin sağlayacağı olumlu bireysel sonuçlarını göz önüne alarak, işyerinde çalışanın aile motivasyonunu, içsel motivasyonunu, enerjisini yükseltecek bir çalışma ortamı sağlanmasının gerekliliğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Aile Motivasyonu, İçsel Motivasyon, Enerji, İş Performansı, İşten Ayrılma Niyeti, Çalışma Koşulları
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yalıtım sıvalarına uçucu kül katkısının fiziksel ve mekanik özelliklere etkisinin incelenmesi
Cenk Çarkacı
Son yıllarda, atık malzemelerin gün geçtikçe arttığı dünyamızda meydana gelen çevresel kirliliğin önemli bir sorun teşkil ettiği görülmektedir. Bu nedenle çalışmalar geri kazanılabilir atıkların, hammadde yerine kullanılabilirliği üzerine yoğunlaşmıştır. Özellikle enüstriyel atık malzeme ve yan ürünlerinin değerlendirilmesi, kaynakların kullanımını azaltarak doğanın tahrip olmasını önlemekte, hem de bu atıkların depolanması sonucu çevrede oluşacak problemlerini en aza indirgemektedir. Dünya'da üretilen tüm fosil yakıt atıklarının %90'a yakın bir bölümü kömür yanma atıklarından oluşur. Bunun sonucu termik santrallerde açığa çıkan milyonlarca ton uçucu küllerin sadece %20'lik bir kısmı değerlendirilmektedir. Buda çevre açısından büyük bir sorun oluşturmaktadır. Son yıllarda endüstriyel bir atık olan uçucu kül, özellikle inşaat sektöründe, beton üretiminde kullanılmakta, böylece hem çimento üretim maliyetlerini düşürmekte hemde çevre kirliliğinin önlenmesine katkı sağlanmaktadır. Bu çalışmada endüstriyel bir atık olan uçucu kül'ün son yıllarda inşaat sektöründe sıkça kullanılmaya başlayan yalıtım sıvalarına ikame edilmesiyle özellikle yalıtım sıvasının ısı yalıtım ve mekanik özelliklerindeki değişimleri incelenmiştir. Bu kapsamda piyasadan alınan örnek bir yalıtım sıvasına %10, %20, %30 ve %40 olacak şekilde uçucu kül ikame edilerek elde edilen numuneler üzerinde ısı iletkenlik katsayısı, eğilme dayanımı, basınç dayanımı, yoğunluk ve su emme değişimleri incelenmiştir. Sonuç olarak yalıtım sıvasına, %30 uçucu kül ikamesinin ısı iletim katsayısında en iyi oranda iyileşme sağladığı, %40 uçucu kül ikamesinin eğilme, basınç dayanımı ve yoğunluk gibi parametreleri olumlu yönde artırdığı, en düşük su emme miktarının %40 uçucu kül katkılı numunelerde olduğu tespit edilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Afetlerle baş etme kapasitesine yönelik ilk 72 saat odaklı kararlar
Zekiye Göktekin
Afet yönetiminin başarısı en küçük birimden en büyük birime kadar etkin bir hazırlık ile mümkündür. Bu süreçte her birimin ihtiyaç analizinin yapılması, zayıf yönlerinin güçlendirilmesi, afetlerle baş etme kapasitesinin artırılması şarttır. Bu doğrultuda doktora tezi olarak yürütülen bu çalışma, afet yönetim sürecinde kritik rolü olan üç paydaş grubunun ilk 72 saatteki sürecinin iyileştirilmesi ile ilgili kararları kapsamaktadır. Çalışmada; illerin afetlerde sağlık hizmeti sunum potansiyeli göreceli olarak değerlendirilmiş (Veri Zarflama Analizi), çok sayıda yerleşim yerine sahip bir bölgede optimum dron lokasyonu belirlemek için bir matematiksel model yaklaşımı ve afetlerin ilk 72 saatine bireysel hazırlıkta kişiye özel acil durum çanta içeriğinin belirlenmesine yönelik bir karar destek sistemi önerilmiştir. Bu çalışmaların; koordinatör birimin hızlı etki değerlendirmesi, mahsur kalınan noktalara ilaç, gıda vb. temininin sağlanması, mahsur kalanların hızlı ve güvenilir kurtarılması çalışmalarına; Sağlık Bakanlığı'nın illerin afetlerde sağlık hizmeti sunum potansiyelinin değerlendirilmesi ve her ilin kapasite geliştirmedeki öncelikli alanlarının belirlenmesi çalışmalarına; bireylerin acil durum çantası hazırlaması adımına fayda sağlamak suretiyle toplumların afete dirençlilik ve baş etme kapasitesinin güçlendirilmesi çabalarına katkı sunması beklenmektedir. Ayrıca bu yaklaşımların stratejik, operasyonel, taktik düzeydeki karar vericilere ve bilim insanlarına fikir vereceği düşünülmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Yerel olmayan sınır koşullu ters eliptik problemleri için yüksek mertebeden fark şemaları
Gulzıpa Akyüz
Bu tezde, çok noktalı yerel olmayan sınır koşullu ters eliptik problemi bir Hilbert uzayında araştırılmıştır. Burada ters eliptik problemin yaklaşık çözümü için üçüncü ve dördüncü mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur. Sunulan bu fark şemalarının çözümleri için kararlılık, hemen-hemen koersif kararlılık ve koersif kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Burada kararlılık eşitsizliklerini kanıtlamak için operatör yöntemi kullanılmıştır. Çok boyutlu kısmi eliptik diferansiyel denklem için ters yerel olmayan sınır değer problemlerinin yaklaşık çözümünün üçüncü ve dördüncü mertebeden doğruluk fark şemaları oluşturulmuştur. Ayrıca çok boyutlu kısmi eliptik diferansiyel denklem için yerel olmayan ters Dirichlet ve Neumann tipi sınır değer problemlerinin yaklaşık çözümünün yüksek mertebeden doğruluk fark şemaları kurulmuştur. Bu fark şemalarının çözümleri için kararlılık kestirimleri ele alınmıştır. Üçüncü ve dördüncü mertebeden doğruluk fark şemalarının sayısal çözümlerini bulmak için ise algoritma ile birlikte test edilen örneklerle MATLAB kodları verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İkinci tip sınır değer ve integral koşulları ile lokal olmayan ters parabolik problem için fark şemaları
Ahmet Gönenç
Bu işte, ters parabolik diferansiyel denklemler için ikinci tip sınır değer ve integral koşulları ile lokal olmayan problem ele alınmıştır. Lokal olmayan problemin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci ve ikinci mertebeden sonlu fark şemaları kurulmuştur. İntegral koşullu Neumann tipi sınır değer problemi için birinci ve ikinci mertebeden sonlu fark şemalarının kararlığı gösterilmiştir. Ayrıca, Neumann şartları ile verilen çok boyutlu ters parabolik kısmi diferansiyel denklem için birinci ve ikinci mertebeden doğrulukla fark şemalar ele alınmıştır. Test örneklerde Neumann şartlı integral tipindeki lokal olmayan ters parabolik sınır değer probleminin sayısal çözümünü bulmak için MATLAB kodları verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişki: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği
Hatice Kübra Sarı
Ülkelerin sosyo-ekonomik ilerlemesi insan kaynağının doğru kullanımına bağlıdır. Bireylerin kişilik özelliklerinin farkında olarak kariyer planlaması yapmasına toplum olarak gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, beş faktör kişilik ölçeği (nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk, vicdanlılık) ve kariyer geleceği ölçeği (kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği, iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi) kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 250 öğrenciye 2020-2021 Bahar döneminde uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Levene testi, Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda kariyer uyumluluğu alt boyutu ile nevrotiklik alt boyutu arasındaki ilişki bulunamamıştır. Ancak kariyer iyimserliği ve iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi alt boyutları ile nevrotiklik alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Kariyer planlaması ölçeği ile kişilik özelliklerinin alt boyutları olan dışa dönüklük, uyumluluk, açıklık ve vicdanlılık boyutları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Cessâs'ın Ahkâmü'l-Kur'ân adlı eserinin dilbilimsel tefsir açısından incelenmesi
Ubeytullah Altuntaş
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in (s.a.v.), Kur'ân'ı tefsir ve tebyîn etme görevini ömrünün sonuna kadar hakkıyla yerine getirdiği bilinmektedir. Son peygamberin vefatının ardından yaşanan fetihlerle birlikte ortaya çıkan toplum yapısı sonucunda dildeki bozulmaya paralel olarak dil çalışmalarının arttığı ve Kur'ân tefsirinde dilbilimsel tefsir akımının ortaya çıktığı görülmektedir. Aynı zamanda değişen toplum yapısına uygun yeni İslâmî hükümlerin oluşturulma ihtiyacı hasıl olmuştur. Buna bağlı olarak Kur'ân'ın ahkâm âyetlerinin incelendiği Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirlerine yönelik çalışmalarda artış yaşandığı kayıtlarda yer almaktadır. Âlimlerin tefsir kitaplarını genellikle ustalık dönemlerinde yazdığı ve bu tefsirlerde tüm ilmî birikimlerini ortaya koyduğu görülmektedir. Bu bağlamda, hicrî 4. yüzyılda yaşayan Ebû Bekir el-Cessâs'ın yazdığı son eser olan Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirinde yaptığı dilbilimsel izahlar dikkat çekmektedir. Onun dilbilimsel tefsirde hatırı sayılır bir birikime sahip olduğu, yaptığı dilbilimsel açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu araştırmada Cessâs'ın tefsirinde yaptığı dilbilimsel açıklamalar incelenmekte ve ahkâm eserinin dilbilimsel tefsir açısından önemi tespit edilmeye çalışılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bakır(II), nikel(II), kobalt(II) ve çinko(II) furan-2- karboksilatların nikotinamid komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Merve Nar
Yapılan tez kapsamında, Bakır (II), Nikel (II), Kobalt (II) ve Çinko (II) Furan-2-karboksilatların, Nikotinamit (NA) ile dört yeni kompleksi sentezlenmiştir. Bu bileşikler; Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Bakır (II) furan-2-karboksilat (I), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Nikel (II) furan-2-karboksilat (II), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Kobalt (II) furan-2-karboksilat (III), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Çinko (II) furan-2-karboksilat (IV) olarak sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler ile aydınlatıldı. B grubu geçiş metal komplekslerinin yapı tayinleri için tek kristal X-Işını kristalografisi, Infrared (IR) Spektroskopisi, elemental analiz, kütle spektroskopisi ve UV-VIS spektrofotometresi gibi yöntemler kullanıldı. Elde edilen sonuçlara göre koordinasyon bileşiğini oluşturan merkezinde metal atomu bulunan yapıdaki diğer atomların bağlanma şekilleri, bağ açıları ve bileşiğin yapısı karakterize edildi. Sentezlenen metal komplekslerinin yapısında bulunan nikotinamit ligantından dolayı enzim ve biyoaktivite bakımından alandaki çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
