Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Selefilikte zâhiri din yorumunun teo-politik ve kültürel dinamikleri
Yunus Tetik
Selefi zihniyet, İslâm düşüncesinin akımlarından biri olup, kökenleri itibariyle şehir yaşamından uzak, göçebe ve çöl ikliminin etkisi altında şekillenmiştir. Bu zihniyetin mensupları, tarih boyunca farklı coğrafyalarda varlık göstermiş ve özellikle günümüzde radikal eylemlerde bulunmaktadır. Kur'an'ın literal bir tarzda yorumlanması, Selefi zihniyetin belirleyici özelliklerinden biridir. Bu yorum biçimi, genellikle çağdaş İslâm düşüncesinden farklılık gösterir, bazen radikal eylemlerin meşrulaştırılmasına ve diğer grupların dışlanmasına neden olur. Ancak, bu aşırı imancı ve dışlayıcı yorum biçiminin altında yatan sebepler oldukça çeşitlidir. Coğrafi etmenler, özellikle çöl yaşamının zorlu şartları, bu zihniyetin şekillenmesinde etkili olmuştur. Göçebelik, sabit yaşam tarzından farklı bir perspektif sunmuş ve toplum yapısını etkilemiştir. Bununla birlikte, siyasi ve sosyolojik faktörler de önemlidir. Özellikle bölgesel çatışmalar, istikrarsızlık ve dışlanmışlık hissi, bu tür zihniyetlerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Selefi din söylemlerinin teolojik ve antropolojik açıdan incelenmesiyle birlikte, altında yatan psikolojik, sosyolojik ve siyasal nedenlerin de araştırılmasıdır. Kelâm ilmi bağlamında gerçekleştirilecek olan bu analiz, diğer disiplinlerin verilerinin de dikkate alınmasıyla daha kapsamlı ve objektif sonuçlar ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, günümüz terör faaliyetleriyle ilişkilendirilerek, Selefi zihniyetin etkileri ve toplumsal sonuçları da ele alınacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tanzimat'tan erken Cumhuriyet dönemi sonuna kimsesiz çocuklara yönelik yapılan sportif faaliyetler
Mahir Kaplan
Osmanlı Devleti'nde çözülmesi gereken sorunlardan birisi de kimsesiz çocuk sorunu olmuştur. Yaşanan savaşlar ve göçler sonrasında kimsesiz çocukların sayısı günden güne artmıştır. Sokaklarda yaşayan kimsesiz çocuklar toplumun düzenini ve işleyişini bozmuştur. Tanzimat Dönemi'nden itibaren kimsesiz çocukların topluma kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır ve bu çalışmalar Erken Cumhuriyet Dönemi sonuna kadar devam etmiştir. Kimsesiz çocuklarda topluma yönelik aidiyet duygusunun oluşturulması amacıyla beden eğitimi ve spor kullanılmıştır. Çalışma içerisinde çocuk kavramı açıklanmış, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Döneminde toplumun kimsesiz çocuklara yönelik bakışı aktarılmıştır. Kimsesiz çocuklara yönelik sportif faaliyetleri bulunan Darülhayr-i Âli, Darülaceze, Darüşşafaka, Kızılay gibi kurum, kuruluş ve kişiler geçmiş tarihin bir parçası olduğundan özdeksel bakış açısıyla yorumlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kadınlarda sağlık okuryazarlığı düzeyinin belirlenmesi ve sağlık okuryazarlığının akdeniz diyeti üzerine etkisi: Bayburt ili örneği
Elif Şık
Okuryazarlık hayatımızın her aşamasında önemli olan bir kavram olmaktadır. Okuryazarlık yalnızca okuma ve yazma ile değil, okuduğunu anlama, işleme ve kendi hayatımıza uygulama becerileri gerektirmektedir. Kişiler yaşamları boyunca sağlıkları ile ilgili konularda sürekli kararlar almaktadırlar. Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için doğru kararlar almak çok önemli olmaktadır. Diğer taraftan Akdeniz diyeti ise bilinen en iyi ve sağlıklı diyet yöntemi olarak literatürde yer almaktadır. Bu diyet, bitki ve zeytinyağını meyve, tahıl, balık gibi çeşitli besin gruplarını da içermektedir. Bu haliyle sağlıklı olmasının yanı sıra her kesim için uygulanabilen, sürdürülebilir bir diyet modeli olarak literatürde geçmektedir. Sağlık ve beslenme konuları birbiriyle içe içe olan, insan sağlığı için oldukça önemli olgulardır. Çalışmanın örneklemini Bayburt ili içerisinde yaşayan 18-65 yaş arası 403 kadın birey katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada demografik anket formu, "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-Kısa Form" ölçeği ve Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KIDMED) ölçeği kullanılmıştır. Veriler programına aktarılarak analizleri yapılmıştır. Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Bartlett testleri tanımlayıcı istatistiksel analiz, Pearson çift yönlü korelasyon analizi ve Ki-kare analiz testleri uygulanmıştır. Katılımcıların %25.3'ünün yetersiz sağlık okuryazarlığı düzeyinde, %31.8'inin sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlığı, %34'ünün yeterli sağlık okuryazarlığı ve %9'unun mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin eğitim durumu, meslek gibi demografik verileri ve sağlık okuryazarlık düzeyleri arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %34.5'inin fakir diyet düzeyinde, %52.3'ünün orta diyet ve %13.3'ünün optimal diyet düzeyinde olduğu tespit edilmiştir Bireylerin demografik özellikleri ve Akdeniz diyeti arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Bireylerin sağlık okuryazarlığı ile Akdeniz diyeti arasında ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Bakır krom bor (CCB) ile emprenye edilen bazı fındık türü odunlarının toprakla temasta dayanıklılık değerlerinin incelenmesi
Haşim Kır
Fındık bahçelerinde her yıl yapılan budama ve aralama kesimlerinde ortaya önemli miktarda taze sürgünler, genç ve yaşlı ağaççıklar ortaya çıkmaktadır. Bu fındık kesim atıklarından düzgün olanları az bulunmakla birlikte; yaygın olarak bahçe ve seralarda sırık olarak kullanılmaktadır. Geri kalan büyük kısmı da ancak yakacak olarak kullanılmaya elverişlidir. Hızlı büyüyen tür olması yanında doğal dayanıklılığının düşük olması nedeniyle hızlı çürüyerek beklentiyi karşılayamayan sırıklar her yıl değiştirilmek zorunda kalınmaktadır. Giresun yöresinden temin edilen 5 farklı fındık odun türünden hazırlanan 35x2x2 cm boyutlarındaki odun örnekleri CCB (Bakır Krom Bor) ile emprenye edilerek açık alan denemelerine tabi tutulmuştur. Bir yıl süre ile sebze bahçelerinde yarısına kadar gömülü olarak bekletilecek fındık odun örneklerinden altı ayda bir test örnekleri alınarak laboratuarda direnç değer testlerine tabi tutulacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024El yapımı ve fabrika üretimi siyah ve yeşil Türk çaylarının, fiziksel, kimyasal ve duyusal özellikleri bakımından karşılaştırılması
Cansu Eskibağcı
Birbirinden farklı yöntemler kullanılarak üretilen çaylar, yeşil, siyah ve oolong çay olmak üzere üç gruba ayrılır.Son yıllarda beyaz çayda girmiştir.Yeşil çay okside olmamış çaydır, siyah çay okside bir çaydır, oolong çay ise yarı okside olmuş çaylardır. Yeşil çay üretimi yapılırken siyah çaydaki gibi oksidasyon aşamasından geçmediği için içerisinde uçucu yağ bileşikleri bulunmaz. Bu sebeple yeşil çayın aroması siyah çaya göre daha azdır. Dünyada üretilen ve tüketilen çayın %78'i siyah çay, %20'si yeşil çay ve %2'si ise oolong çaydır. Bu çaylar fabrika yapımı ve el yapımı çaylar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bu iki farklı işleme arasındaki fiziksel ve kimyasal farklar genellikle mekanik proses ve oksidasyon aşamasından kaynaklanmaktadır. Çalışmada toplam fenolik madde yeşil çaylarda % 6.68-8.49 arasında iken, siyah çaylarda %3.24-8.49 arasındadır. Toplam kül miktarı ise siyah ve yeşil çaylarda %4.92-5.83 değerleri arasında değişim göstermiştir. Kafein miktarı %1.56-2.75 arasındadır. Nem oranı 5.84-10.87 arasındadır. Kuru madde 89.13-94.16 değerleri arasındadır. Su ekstraktı ise 24.58-35.80 değerleri arasındadır. Ham selüloz 9.93-16.06 değerleri arasındadır.%10 hidroklorik asitte çözünmeyen kül %0.30-0.84 değerleri arasındadır. Suda çözünen kül toplam kül %42.85-53.68 değereleri arasındadır.Suda çözünmeyen kül toplam kül değerleri %46.32-55.87 rasındadır.Suda çözünen külde alkalilik ise %1.27-2.22 değerleri arasındadır. Toplam toz çay %0.10-8.36 değerleri arasındadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kazak Türkçesi ağızlarıyla ölçünlü Türkiye Türkçesinin ortak söz varlığı
Neslihan Soysal
Geniş topraklarda hüküm sürmüş olan Türkler tarih süresince farklı coğrafyalarda, pek çok devlet kurmuşlar ve zaman zaman da başka devletlerin egemenliği altında varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu durum Türkçenin lehçeler düzeyinde bölünmesini beraberinde getirmiştir. Bu lehçelerin önemlilerinden ikisi, birbirlerinden çok uzakta olan Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesidir. Bu iki Türk lehçesinin de çeşitli bölge ve topluluklarına ait, yazı dilinden ayrı, sadece konuşma diliyle sınırlandırılmış ağızları vardır. Ağızlar üzerine yapılan çalışmalar bir dilin zenginliğinin ortaya çıkması, dilin yapısının doğru bir şekilde tespit edilmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir. Bu bağlamda Türk lehçelerinin ağızlarıyla ilgili birçok değerli çalışma yapılmıştır. Ancak lehçeler arası ağız çalışmalarının veya bir lehçenin ölçünlü diliyle başka bir Türk lehçesinin ağızları arasında yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışmada bu alanla ilgili çalışmaların eksikliğini bir nebze gidermek amacıyla, ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarının söz varlığı mercek altına alınmıştır. Bu doğrultuda ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak biçimlerin semantik, fonetik ve morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki lehçeden elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca tespit edilen bütün sözcükler, Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan örnek cümlelerle desteklenmiştir. Böylece ölçünlü Türkiye Türkçesiyle Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak biçimlerin ses, biçim ve anlam özellikleri ortaya çıkmıştır. Çalışma ölçünlü Türkiye Türkçesiyle Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan ortak kelimelerin ortaya çıkarılarak kazandırılmasına katkı sağlanması açısından özgün bir değere sahiptir. Kazak Türkçesi ağızlarıyla ölçünlü Türkiye Türkçesinde bulunan ortak kelimelerin ortaya çıkarılması, iki lehçe arasındaki kelimelerin tarihsel sürecinin aydınlanması açısından da büyük bir önem arz etmektedir. Ayrıca ölçünlü Türkiye Türkçesi ile Kazak Türkçesi ağızlarının leksikolojisi üzerine yapılmış olan bu çalışmanın Türk lehçelerinin ağızları üzerine yapılacak çalışmalara önemli katkılar sunacağı görüşündeyiz. Çalışmamız ölçünlü Türkiye Türkçesi ve Kazak Türkçesi ağızlarında kullanılan sözcükler ile sınırlandırılmıştır. Çalışma çeşitli başlıklar altında incelenmiş ve araştırma deseni olarak nitel yöntemler kullanılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türk romanında ada Türkleri: Kıbrıs Türklüğü
Muhammet Özen
Kıbrıs Türkleri, tarih boyunca varlığı kanıtlanmış işkenceler görmüş, zorunlu göçler yaşamış ve milli varoluş mücadelesi vermiş bir topluluktur. Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları talihsiz olaylar ve milli varoluşları için verdikleri mücadeleler büyük yıkımlarla sonuçlanmıştır. Kıbrıs Türkleri, Rum tedhiş örgütlerine karşı bağımsızlık mücadelesine 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtına kadar devam etmiş ve bu iki toplumun arasındaki çatışma edebiyata da yansımıştır. Bu çalışmada Kıbrıs'ta yaşanan toplumsal siyasi olayların Türk romanına yansıması çalışmanın temel problem alanını oluşturmaktadır. İncelenen romanlarda Kıbrıs Türklerinin, Rumlar tarafından hem dini inancının hem de milli kimliğinin yok edilerek Hristiyanlaştırma ve Rumlaştırma politikalarıyla ötekileştirildiği saptanmıştır. Bu bağlamda Kıbrıs sorununun ortaya çıkışı ve Kıbrıs Türkleri açısından sonuçlarının romanlara yansımaları araştırılmıştır. Bu eserlerde Kıbrıs Türklerinin yaşadıkları işkenceler, kısıtlamalar, zorunlu göçler, maddi ve manevi baskılar ve varoluş mücadeleleri tüm yönleriyle ele alınmıştır. Bu çalışma nitel yöntemle elde edilen verilere dayanmaktadır. Bu noktada araştırmada, nitel ve analiz toplama tekniklerinden biri olan doküman analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışma boyunca elde edilmesi hedeflenen veriler hakkında bilgi içeren yazılı materyaller analiz edilerek betimsel bir yöntemle incelenmiştir. Sonuç olarak Kıbrıs Türklerinin tarihsel süreç içerisinde maruz kaldıkları işkenceler, sürgünler, kısıtlamalar gibi durumların Türk romanına yansımaları incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Zemin-yapı etkileşimi dikkate alınarak çok katlı bir yapının dinamik davranışı üzerinde zemin boyutlarının etkisi
Hümeyra Atalay Gazioğlu
Geleneksel yapı tasarımında, zemin-yapı etkileşimi göz ardı edilerek yapı tepkileri sabit taban yaklaşımı ile hesaplanmaktadır. Bunun nedeni zemin-yapı etkileşiminin devrilme momentlerini ve taban kesme kuvvetlerini azaltmada olumlu bir rol oynadığı düşüncesidir. Ancak temelin dönmesi yapının yatay yer değiştirmelerini artırabilmektedir. Ayrıca zeminin esnekliği, dikkate alınan sistemin serbestlik derecesi sayısını artırmakta, etkin rijitliği azaltmakta ve periyodu uzatabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı 10 katlı bir yapının dinamik tepkileri üzerinde; farklı zemin özelliklerinin, yer hareketi frekans muhtevasının ve zemin ortam hacminin göreli etkilerini üç boyutlu sonlu eleman çözümlemelerine dayalı olarak incelemektir. Bu amaçla, farklı frekans muhtevalı üç deprem yer hareketi, farklı rijitliklere sahip üç zemin ve ankastre taban koşulu, her iki yatay doğrultuda yapının her bir yüzünden itibaren dört farklı zemin genişliği ve temel tabanından itibaren dört farklı ana kaya derinliği göz önünde bulundurularak gerilme, ivme ve yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Modellemelerde zemin ve yapının davranışı lineer elastik olarak tanımlanmış ve zemin-yapı etkileşim mekanizması kütlesiz temel yaklaşımı ile hesaba katılmıştır. Sonuçlar; söz konusu tepkilerin zemin etkileşimine, frekans muhtevasına ve ana kaya derinliğine bağlı olarak önemli mertebelerde değişebileceğini ancak zemin genişliğinin tepkiler üzerinde ihmal edilebilir düzeylerde bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Çift üstel analiz
Yusuf Güven
Bu tez çalışmasının konusu çift üstel fonksiyon ile üretilen Newtonyen olmayan analizdir. Tezde ilk olarak 1967 ve 1970 yılları arasında Michael Grossman ve Robert Katz tarafından ortaya atılan Newtonyen olmayan analizler ve bu analizlerden biri olan geometrik analizdeki temel tanım ve teoremler verilmiştir. Sonrasında çift üstel fonksiyonlarla çalışmak için klasik analiz ve geometrik analiz yerine bir alternatif olarak α(t) = exp{k⋅exp(t)} çift üstel fonksiyonunun üreteci olduğu Newtonyen olmayan analiz tanıtılmıştır. Bu analiz çift üstel analiz olarak isimlendirilmiştir. Tezde çift üstel analizde temel işlemler, çift üstel türev, çift üstel integral verilmiştir. Son olarak klasik analizdeki kavramlar ve temel teoremlerin bu analizde karşılıkları incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sumak ekşilerine yapılan tağşişin pca analizi ve FTIR-ATR spektroskopisi verileri kullanılarak kemometrik yaklaşımlarla belirlenmesi
Emrah Öztürk
Son yıllarda sumağa artan talep ve ekonomik çıkarların firmaların yasa dışı yollardan bazı hileler sonucunu ortaya çıkardı. Bunlardan en yaygını işlenmiş gıdalara katılan ucuz ticari tatlandırıcılardır. Bu ilave şekerleri piyasa örnekleri ve ticari şekerler (invert Şeker ,Glikoz ve sakkaroz) ile ürettiğimiz örnekler ile kalite kriterleri parametreleri sonucunda karşılaştırma yaptık. Bunları literatür örnekleriyle destekleyerek tağşiş oranını ve buna sebep dış etkenler bulunmuştur. Değişik markalardan toplanan12 örnek ile ürettiğimiz 11 örmek(2 kontrol örneği) arasında kalite parametreleri olan briks, pH, şeker, HMF antioksidan kapasite, toplam fenolik kapasite, toplam flavanoid madde, FTIR spektoskopisi gibi analizler yapılmıştır. Yapılan çalışmada örneklerin toplam antioksidan kapasitesi 21.2 mg QEE/kg -527.64 mg QEE/kg arasında, toplam fenolik kapasitesi 1.86-583.21 mg QEE/kg arasında, toplam flavanoid kapasitesi 22.7-5755.30 mg QEE/kg arasında değişmektedir. Sumak ekşisi örneklerinin HMF miktarı 3.39-8117.65 mg/kg mg/kg arasında, toplam şeker %1.36-%99.97 arasında tespit edilmiştir. Sumak ekşisi örneklerinin FTIR spektrumları benzerdir. PCA ve SIMCA yöntemi kullanılarak sumak ekşilerinde tağşiş tespit edilmiştir. SIMCA yüksek hız, basitlik ve tahribatsız yapısı nedeniyle önemli avantaja sahiptir. Dolayısıyla bu kemometrik yöntem yoluyla sumak ekşisinde tağşişin tespiti ve sınıflandırılması için güçlü bir araç olarak kullanılabilir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Çatalağaç köyü (Doğankent-Giresun) Zn-Cu cevherleşmesinin jeoloji, mineraloji ve parajenezinin incelenmesi
Ali Emanet
İnceleme alanı, Doğu Pontid Orojenik Kuşağının kuzey zonunda, Giresun ilinin Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyü sınırlarında yer almaktadır. Giresun G41-b3 ve G42-a4 paftalarını kapsayan bu bölgedeki cevherleşme, Üst Kretase yaşlı Kızılkaya Formasyonu'na ait dasidik kayaçlar, piroklastikler ve kireçtaşları içinde yer almaktadır. Sahada bulunan galerilerde yapılan gözlem ve tespitlerde epidot-garnet ve bunlara eşlik eden pirit minerallerinden oluşan bantlı yapının yanı sıra ağsal ve stokvork şeklinde cevherleşmeler gözlenmiştir. Maden sahasında yapılan çalışmalarda, galeri çevresinde limonitleşme ve hematitleşme başta olmak üzere, kloritleşme, epidotlaşma ve silisleşme gibi alterasyon türleri saptanmıştır. Cevher mikroskobu çalışmalarına bağlı oalrak cevherleşmenin parajenezini pirit, kalkopirit, sfalerit, manyetit ve hematit oluşturmaktadır. Cevherleşmenin iki farklı evrede farklı sıcaklıklarda oluştuğu, granat ve epidot minerallerinin, cevherleşme öncesi yüksek sıcaklık ortamında oluştuğu, hematit, limonit ve kalsit minerallerinin mineralizasyon sonrası oluştuğu belirlenmiştir. İki farklı evrede gelişen cevherleşmede, ornatım, kapanım, ayrılım ve kataklastik dokuları gözlemlenmiştir. Cevher mikroskobisi çalışmaları sonucu ortaya konulan parajenez-süksesyon verileri, dokusal özellikler, alterasyon türleriyle birlikte değerlendirildiğinde, Çatalağaç cevherleşmesinin, bölgedeki diğer cevherleşmelerle benzer özellikler taşıdığı, cevherleşmenin Harşit Granitoyidi'nin oluşturduğu hidrotermal eriyiklerin fay, kırık ve çatlaklar boyunca dasit ve piroklastik kayalar içine yerleşmesiyle oluşan hidrotermal kökenli bir yatak olduğu sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Trabzon'da heyelanın tarım alanlarına etkisi ve heyelan korkusu
Yunus Emre Meriç
Tarım alanlarını genişletmek için ormanların ve doğal alanların tahrip edilmesi ve hızla artan nüfus ile birlikte çarpık kentleşmenin yaygınlaşması heyelanların sayısını ve olumsuz etkilerini artırmaktadır. Ekonomik zarara, çevrede tahribata, ölüm ve yaralanmalara neden olabilecek heyelanlar insanlarda korkuya neden olmaktadır. Heyelanlara karşı alınan önlemler ve insanların heyelana karşı dirençlilikleri heyelan korkusu üzerinde etkili olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Trabzon'daki tarım alanlarında halkın heyelanlar hakkındaki düşüncelerini, heyelan korkularını ve heyelan korkularını etkileyen faktörleri araştırmaktır. Çalışmada veriler Trabzon'da çay tarımı yapılan altı ilçede ve fındık tarımı yapılan on iki ilçede ayrı ayrı toplanmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir ve sıralı lojistik regresyon analizi heyelan korkusu ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve gücünü ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, fındık tarımı bölgelerinde kadınların heyelan korkusu erkeklerin heyelan korkusundan daha yüksektir. Heyelan tecrübesi ve heyelan eğitimine sahip olmak fındık tarımı yapılan bölgelerde heyelan korkusu ile pozitif ve anlamlı olarak ilişkiliyken, çay tarımı yapılan bölgelerde heyelan korkusu ile anlamlı olarak ilişkili değildir. Fındık ve çay bahçelerinde heyelan önlemlerinin yetersiz olduğunu düşünen katılımcıların heyelan korkuları daha yüksektir. Fındık ve çay bahçesi oluşturmanın daha fazla heyelana neden olduğunu düşünen katılımcıların heyelan korkuları daha yüksektir. Bu çalışmanın fındık ve çay tarımı yapılan bölgelerde heyelanlara karşı bireysel, çevresel ve altyapı dirençliliğini artırmak için karar alıcılara ve yöneticilere fikir vermesi beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gümüşhane Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerde stres düzeyinin iş doyumu üzerine etkisi
Ruya Duygu Şen
Bu çalışmasının amacı Gümüşhane Devlet Hastanesinde çaşılan hemşirelerin stres düzeylerinin iş doyumuna etkisini belirlemektir. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Ekim-Kasım 2023 tarihleri arasında Gümüşhane Devlet Hastanesinde çalışan hemşireler (n=182 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi kullanılmadan evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, hemşirelerin çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, sağlık durumları ve çalışma şartlarını içeren sorular ile "Beck Anksiyete Ölçeği" ve "Minnesoya İş Doyum Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, student t testi, One way ANOVA, Tukey testi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin anksiyete ve iş doyumlarının düşük düzeyde, içsel ve dışsal iş doyum boyutlarının ise orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olan hemşirelerin daha fazla anksiyete yaşadığı ancak iş doyumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek, ileri yaştaki, düzenli beslenen, uyku sorunu yaşamayan, düzenli sağlık kontrolü yaptıran, gündüz çalışan, haftalık 40 saat çalışan hemşirelerin iş doyumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin haftalık çalışma saati arttıkça iş memnuniyetleri azalmaktadır. Hemşirelerin uyku süresi arttıkça iş memnuniyetleri artmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)
Melis Nazlıcan Taşkan
Bu çalışmanın amacı cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2023 tarihlerinde Gümüşhane Devlet Hastanesi cerrahi birimlerde görev yapan hemşireler (n=118 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden tüm cerrahi birim hemşirelerine yapılması planlanmış ve hepsine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar literatür incelenerek oluşturulan hemşirelerin sosyodemografik özelliklerine, çalışma ortamı ve çalışma şekline, sağlıkla ilgili davranışlarına yönelik sorular ile Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği sorularından oluşan anketin hemşirelerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, student t testi, One way ANOVA, Tukey testi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Sağlıklı yaşam biçimi davranışı ölçeğinin her bir alt boyutu değerlendirildiğinde; Sağlık sorumluluğu, Fiziksel aktivite, Beslenme, Manevi gelişim, Kişilerarası ilişkiler ve Stres yönetimi alt boyutlarının da orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Evli, gelir durumunu yüksek algılayan, egzersiz yapan, düzenli beslenen, düzenli sağlık kontrolü yaptıran hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin yaşı arttıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları artmaktadır. Hemşirelerin çalışma saati arttıkça Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının Manevi Gelişim ve Kişiler arası İlişkiler alt boyutları azalmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Giresun yöresinde geleneksel yöntemlerle üretilen pekmez çeşitlerinin bazı fizikokimyasal, antioksidan ve spektroskopik özelliklerinin (FTIR) belirlenmesi
Ferdi Kerem Konal
Pekmez, ülkemizde çok eski zamanlardan beri tüketilen, çabuk bozulabilen meyvelerin işlenerek daha uzun raf ömrüne sahip olmasını amaçlayan geleneksel bir üründür. Üzüm sıklıkla pekmez üretiminde tercih edilen meyvelerin başında gelse de armut, taflan, dut gibi meyveler de pekmez üretiminde kullanılabilmektedir. Pekmez ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yöredeki meyve çeşitliliğine göre hammaddesi farklılaşarak üretilebilen bir gıdadır. Geçmişten günümüze geleneksel üretiminin çok sık tercih edildiği bilinen pekmezin endüstriyel üretimi de ülkemizde son derece yaygındır. Literatürde pekmezdeki HMF miktarı, pekmezin asitliği, rengi, kıvamı, organik asit ve mineral içeriğinin önemli kalite kriterleri olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra şeker ilavesi ve farklı meyvelere ait pekmezlerin karıştırılması gibi uygulamalar da tağşiş riskini oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, Giresun ilinde geleneksel yöntemlerle üretilen üzüm, taflan, dut ve armut pekmezlerinin fizikokimyasal özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. 4 farklı çeşit pekmezden numune toplanarak pekmez örneklerinde suda çözünür kuru madde, toplam kuru madde, renk, pH, titrasyon asitliği, kül, elektriksel iletkenlik, antioksidan kapasite, toplam fenolik kapasite, toplam flavanoid madde içeriği, HMF, FTIR spektoskopisi, şeker, esmerleşme düzeyi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada örneklerin toplam antioksidan kapasitesi 297.58±2.00 mg/100 g ile 609.12±0.00 arasında, toplam fenolik kapasitesi 40.33±4.55 ile 138.88±2.55, toplam flavanoid kapasitesi 67.50±1.00 ile 2632.50±15.00 mg/100 g arasında değişmektedir. Pekmez örneklerinin HMF miktarı 5.97±0.04 ile 1827.76±17.51 mg/kg arasında değişmektedir. Esmerleşme düzeyi sonuçları 17.00±0.05 ile 110.00±0.04 arasında tespit edilmiştir. Pekmez örneklerinin FTIR spektrumları benzerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Hiperbolik tanjant fonksiyonunun üreteci olduğu newtonyen olmayananaliz
Zeynep Demir
İlk olarak Jane Grossman, Michael Grossman ve Robert Katz, üreteci tanh(x/2) olan sigmoidal aritmetiği, 1983 yılında tanıtmışlardır. Bu aritmetik ile ilgili toplama ve çıkarma işlemlerini vermişlerdir (Grossman vd., 1983). Marek Czachor, hiperbolik tanjant fonksiyonunun, tanh(x), üreteç olduğu aritmetiği ve ilgili toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin tanımını vermiştir (Czachor, 2021). Fakat bu analizin türev ve integralini tanımlamamıştır. Bu tezde, hiperbolik tanjant analiz olarak isimlendirilen ve hiperbolik tanjant fonksiyonunun, tanh(x), üreteci olduğu Newtonyen olmayan analiz çalışılmıştır. Hiperbolik tanjant türev ve hiperbolik tanjant integral ilk kez tanıtılmıştır. Ayrıca bu analiz ile ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor Bilimleri Fakültesindeki akademisyenlerin kapsayıcı liderlikleri ile öğrenen örgüt algılarının incelenmesi
Mustafa Ayhan
Araştırmanın amacı üniversitede spor bilimleri fakültesindeki akademisyenlerin kapsayıcı liderlikleri ile öğrenen örgüt algılarının incelenmesidir. Çalışmada katılımcıların kapsayıcı liderlik algılarını ölçmek için Carmeli, Reiter-Palmon ve Ziv (2010) tarafından geliştirilen Sürücü L. ve Maslakçı A. (2021) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Kapsayıcı Liderlik Ölçeği'' ve öğrenen örgüt algısını belirlemek için Çetin M. ve Baydar F. (2021) tarafından geçerlilik, güvenilirlik çalışması yapılan ''Öğrenen Örgüt Ölçeği'' kullanılmıştır. Çalışma Türkiye'de bulunan spor bilimleri fakültelerindeki 335 akademisyenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 2024 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, kapsayıcı liderliğin öğrenen örgütün anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Kapsayıcı liderliğin öğrenen örgütle arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki (R=0.78) olup kapsayıcı liderliğin öğrenen örgüt üzerindeki toplam varyansın %61'ini açıkladığı sonucuna varılmıştır. Kapsayıcı liderlik ile yaş , ünvan, gelir algısı, idari görev ve çalışma süresi demografik özellikleri arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat cinsiyet değişkeni ile ilişkisi olmadığı (p>0.05) görülmektedir. Öğrenen örgüt ile yaş, çalışma süresi, gelir algısı ve idari görev arasında ilişki olduğu (p<0.05) fakat cinsiyet, ünvan demografik özellikleriyle ilişkisi olmadığı (p>0.05) tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kanunlaştırma faaliyetleri kapsamında Mecelle ve Mürşidü'l-Hayrân Mukayesesi (Şüf'a Bahsi)
Seyfullah Kaya
Günümüz kanununda önalım ifadesi ile geçen şüf'a, tarihten günümüze kadar pek çok hukuk sistemi içerisinde farklı normlarda yer alan ve İslam hukukunun şefî'e mülkiyet konusunda yetki verdiği geniş kapsamlı bir haktır. Şüf'a, belirli bir bedel ile hukuken geçerli bir satım akdine konu olan taşınmazın, alıcıya malolan bedel üzerinden şefî'e cebren temellük edilmesidir. Şüf'a, aynı taşınmaz üzerinde ortaklık, irtifak ortaklığı ve komşuluk gibi sebepler üzerinden aynı derecelendirme sırası esas alınarak talep edilebilmektedir. Şüf'anın ana gayesi, satıcı veya alıcının tasarruf yetkisini kısıtlamak değil aksine meşfû'u satın alan yeni malikten çevreye karşı gerçekleşme ihtimali olan zarar veya mağduriyetlerin giderilmesi ile aynı malda çoklu mülkiyetin önüne geçilmesidir. Şüf'aya dair Kur'ân-ı Kerim'de terim anlamı üzerinden herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak şüf'a, İslam âlimleri tarafından temel kaynaklar olan sünnet, hadis ve icma bağlamında değerlendirilmiş; bu hakka dair mahiyet, gaye, meşruiyet, sebep, şart ve kullanılma hükümleri geniş bir perspektifle ele alınmıştır. XIX. Yüzyılda Batı'da başlatılan kanunlaştırma faaliyetlerinin, özgün bir hukuk sistemi oluşturmak ve uygulanan hukuk sistemi ile adaletli bir merkezi devlet yönetimi inşa etmek gibi ana hedefleri bulunmaktadır. Konumuz olan şüf'a bahsi de Osmanlı Dönemi kanunlaştırma faaliyetleri bağlamında, Fransız Kanunu'nun (Code Civil) mevcut hukuka iktibas edilme çabalarına karşın, Hanefî mezhebi esas alınarak Osmanlı merkezli kanun olan Mecelle ve Mısır merkezli kanun çalışması olan Mürşidü'l-Hayrân bağlamında değerlendirilmeye ve mukayese edilmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gökseki Yaylası (Kürtün-Gümüşhane) Pb-Zn-Cu cevherleşmesinin jeolojisi, mineralojisi ve alterasyon özellikleri
Hüseyin Cahit Bayraktar
İnceleme alanı, Doğu Pontid Orojenik Kuşağı'nın kuzey zonunda yer almakta olup, Gümüşhane ili Kürtün ilçesine bağlı Sarıbaba Köyü sınırları içerisinde bulunan Gökseki Yaylası bölgesinde, Giresun G41-c3 paftasında yer almaktadır. Çalışma alanında en yaşlı jeolojik birimler Hamurkesen ve Berdiga Formasyonları olup, bunlar üzerinde uyumsuz olarak Geç Kretase yaşlı Çatak Formasyonu yer almakta ve tüm bu birimler Eosen yaşlı Kazıkbeli Granitoyidi tarafından kesilmektedir. Çalışma konusunu oluşturan Gökseki Yaylası cevherleşmesi, Geç Kretase yaşlı Çatak Formasyonu'na ait andezitlerin çatlak ve kırık hatları boyunca gözlenmektedir. Cevherleşmenin parajenezini belirlemek amacıyla parlak kesitler oluşturularak cevher mikroskobisi çalışması yapılmıştır. Cevherleşmenin parajenez olarak pirit, kalkopirit, galen, sfalerit, kuvars, kalsit, epidot, hematit, limonit, malahit, azurit, kalkosin ve kovellinden oluştuğu belirlenmiştir. İki evrede gelişen cevherleşmede önemli dokular gözlemlenmekte olup bu dokular; ornatım, kapanım, ayrılım ve kataklastik dokular olarak tespit edilmiştir. Arazi çalışmalarında yapılan incelemelerde cevherleşmenin olduğu bölgelerde silisleşme, epidotlaşma, hematitleşme-limonitleşme, kükürtleşme alterasyonları gözlemlenmiştir. Cevher mikroskobisi çalışmaları sonucunda elde edilen parajenez-süksesyon, doku, sahada gözlenen alterasyon türleri, bölgede (Gümüşhane) bulunan diğer cevherleşmeler ile benzerlik göstermektedir. Dolayısıyla bu çalışmanın da konusu olan cevherleşmenin epitermal sistemde gelişmiş damar tip cevherleşme olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Epitermal, Kapanım, Kurşun-Çinko, Kürtün, Ornatım
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Doronicum macrolepis bitki özütlerinin antioksidan, antimikrobiyal ve DNA koruyucu aktivitelerinin belirlenmesi
Nıjat Asadov
Doronicum macrolepis bitkisi Anadolu'da hem geleneksel halk tıbbında çeşitli rahatsızlıkların hafifletilmesinde hem de çay olarak tüketilmektedir. Ancak, geleneksel kullanımların bilimsel veriler ile desteklenmesi ve en etkili kullanım biçimlerinin ortaya çıkarılması günümüzde bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu yüzden, bu alanda son yıllarda bilimsel çalışmalar hız kazanmıştır. Söz konusu çalışmada, bitkinin etanol ile farklı ekstraksiyon metotları kullanılarak elde edilen özütlerinin antioksidan, antimikrobiyal ve DNA koruyucu aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, özütlerin toplam fenolik (Folin-Ciocalteu metodu) ve flavonoid (AlCl3 metodu) madde miktarları, antioksidan (ABTS ve DPPH metotları) ve antimikrobiyal (disk difüzyon ve MĠK yöntemleri) olmak üzere çeĢitli biyolojik aktiviteleri belirlenmiştir. Fenolik madde içeriği ise HPLC analizi ile tespit edilmiĢtir. Bununla birlikte, DNA koruyucu etkinliğin belirlenmesi için, hasar oluşturulmuş plazmit hücrelerin özütlerle etkileşimi sonucu ortaya çıkan DNA yapılarının agaroz jeldeki görüntüleri yorumlanmıştır. Bulunan değerlere göre, Doronicum macrolepis bitki özütlerinin biyolojik aktiviteleri belirlenerek, en etkili kullanım biçimi bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, 24 saat çalkalayıcının ardından 30 dakika ultrasonik banyoda tutulan ve yalnız 30 dakika ultrasonik banyoda tutulan eksrelerin diğerlerine kıyasla daha yüksek biyolojik aktivitelerinin olduğu ortaya çıkmıştır. HPLC sonuçlarına göre esktrelerde en yüksek fenolik bileşen siyrinkaldehit olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, elde edilen bulgular literatüre önemli katkılar sunmaktadır. Bununla birlikte, bitkinin söz konusu biyolojik aktivitelerinin değerlendirilerek, doğal, ucuz ve alternatif bir kaynak olarak çeşitli endüstrilerde kullanılabilme potansiyeli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Antimikrobiyal, DNA koruyucu etki, Doronicum macrolepis
