Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Endonezya'da İslam hukukunun dini mahkeme sistemine dönüşümü

    Suud Sarım Karımullah

    Endonezya'nın İslam hukukuna dayalı dini mahkeme sisteminin dönüşümü, çeşitli ve gelişen bir toplumda sosyal değişim, hukuk ve adalet dinamikleri karşısında önemli bir çalışmadır. Bu araştırma, sömürge mirasından toplumda hala canlı olan yerel bilgeliğe kadar çeşitli hukuki gelenekleri içeren Endonezya'daki dini mahkemeler çerçevesinde İslam hukukunun nasıl adapte olabileceğini ve gelişebileceğini anlamayı amaçlamaktadır. Kullanılan araştırma yöntemi, özellikle dini mahkeme sistemi ve İslam hukuku ile ilgili mevzuatı incelemek için uygun olan normatif yasal araştırma yöntemidir. Bu yöntem teorik analiz, mevcut yasal kuralların yorumlanması ve yürürlükteki düzenlemelerin Endonezya'daki dini mahkeme sisteminde İslam hukukunun dönüşümünü ne ölçüde destekleyebileceğinin anlaşılmasına odaklanmaktadır. Araştırma, Endonezya'daki dini mahkeme sisteminin dönüşümünün sadece yapı ve prosedürdeki resmi bir değişiklik olmadığını, daha ziyade İslam hukukunun yargıya entegre edilmesine yönelik derin bir kararlılığı yansıtan bir dönüm noktası olduğunu ortaya koymuştur. Bu dönüşüm süreci evlilik, boşanma, miras, aile hukuku ve şeriat ekonomisi gibi İslam hukukunun çeşitli yönlerini kapsamaktadır ve bunların hepsi Müslüman vatandaşların dini öğretilerine uygun olarak yaşamları için sağlam bir temel oluşturmada önemli bir role sahiptir. Bu bağlamda, din mahkemeleri sadece kolluk kuvveti olarak değil, aynı zamanda başta ekonomik faaliyetler olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında İslami ilkelere uygun olarak sürdürülebilirliğin ve adaletin sağlanmasında ön saflarda yer almaktadır. Bu nedenle, din mahkemeleri Endonezya'daki müslüman toplumların tüm yaşam yelpazesini kapsayan maddi adaleti gerçekleştirme çabasında önemli bir araçtır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kur'an kıssalarında kadın karakteri

    Fatıma Aljafa

    Bu çalışmanın amacı, Kur'an-ı Kerim'deki kadın karakterleri incelemek, türlerini, modellerini, yapılandırma biçimlerini ve dilsel özelliklerini analiz etmektir. Araştırmanın başında, sanatsal anlatımının sözlük anlamı verildikten sonra terim olarak tanımlanmış sonra da Kur'an'daki kıssalar ele alınmıştır. Bu kıssalarda yer alan karakterler, öne çıkan edebi ve sanatsal ifade unsurları ve bu kıssaların iman, tövbe, sabır, şükür, doğruluk, adalet, hikmet gibi değerleri Müslümanlara ulaştırmadaki rolü üzerinde durulmuştur. Sonra, kadınlara dair bir tanım sunulmuş, genel özellikleri ve hayattaki önemleri vurgulanmıştır. Ayrıca Kur'an'daki kadın karakterler detaylı bir şekilde incelenmektedir. İlk olarak, "karakter" ve sanatsal anlatıdaki boyutları, Kur'an'daki karakterlerin temel unsurları tanımlanmaktadır. Ardından, sanatsal anlatıdaki karakter türleri ve Kur'an'daki kadın karakterlerin; ana, yardımcı ve figüran karakterler olarak çeşitliliği ele alınmıştır. Kur'an'daki kıssalarda yer alan kadın karakterlerin örnekleri incelenmektedir. Bu örnekler arasında anne, eş, âşık kadın, lider ya da yönetici kadın, bilge kadın, sapkın kadın, kız kardeş ve kız gibi modeller yer almaktadır. Araştırmada, Kur'an'daki kadın karakterlerin yapısı da analiz edilmektedir. Bu bağlamda, betimleme, haber verme ve diyalog gibi unsurların karakter inşasındaki rolü üzerinde durulmaktadır. Son olarak, dil açısından işaretlerin karakter inşasındaki rolü ele alınmaktadır. Kadın karakterlerin isimlendirilmesi veya isimsiz bırakılması ve bunun her birinin Kur'an'daki kadın hikâyelerinde ne anlama geldiği analiz edilmektedir. Bu araştırmada ulaşılan bazı önemli sonuçlar şunlardır: Kur'an, çeşitli kadın karakterleri sunmakta ve bu karakterlerin özelliklerini açıklamaktadır. Kur'an, iyi ve kötü kadın karakterleri birbirinden ayırarak her birinden çıkarılacak dersleri vurgulamaktadır. Kur'an'daki kadın karakterler: ana, yardımcı ve figüran karakterler olarak çeşitlilik gösterir. Kur'an'daki kadın karakterler, Müslüman toplumu doğru yola yönlendirmede önemli bir rol oynar.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Algılanan yönetici desteğinin örgütsel bağlılık üzerine etkileri: Telekomünikasyon sektöründe çalışanlar üzerine bir araştırma

    Sinem Soydaş Altun

    Bu çalışma algılanan yönetici desteğinin örgütsel bağlılık üzerine etkilerini görebilmek amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma Telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın 6 ildeki toplam 300 çalışanı ile sınırlıdır. Seçilecek örneklemin temsil ediciliğinin yüksek olacağı varsayılmaktadır. Algılanan Yönetici Desteği Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeğine verilen cevaplara göre ilişkilendirme yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak 'Algılanan Yönetici Desteği Ölçeği' ve 'Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği' kullanılmıştır. Veriler Google Formlar üzerinden hazırlanan anket formu ile online olarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında IBM SPSS Statistics for Windows, Version 22.0 (SPSS INC., Chicago, IL, USA) istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan çalışanların tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Telekomünikasyon sektöründe yapılan çalışmanın sonucuna göre, çalışanların "yönetici desteği" ortalaması yüksek olarak saptanırken örgütsel bağlılığa yönelik; aritmetik ortalama, standart sapma ve minimum-maksimum düzeyleri incelendiğinde ortalaması yüksek olan özellikler "duygusal bağlılık, normatif bağlılık, devam bağlılığı" şeklinde sıralanmaktadır Çalışanların Yönetici Desteği ve örgütsel bağlılık düzeylerini belirleyen alt boyutlar olan örgütsel bağlılık genel, duygusal bağlılık, devam bağlılığı, normatif bağlılık arasındaki ilişkiler incelendiğinde; örgütsel bağlılık genel ve duygusal bağlılık ile yönetici desteği arasında pozitif orta, devam bağlılığı ve normatif bağlılık ile yönetici desteği arasında pozitif zayıf düzeyde korelasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan yönetici desteği, Örgütsel bağlılık, Telekomünikasyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sarıhan (Bayburt) plütonu'nun petrografik ve jeokimyasal özellikleri

    Gizem Kayar

    Tez kapsamında Sarıhan Plütonu'nun petrografik ve jeokimyasal özelliklerinden yararlanarak kütleyi oluşturan ana magmanın yerleşim zamanı, kaynak alanı, tektonik ortamı fraksiyonel kristallenme ve magma karışımı gibi petrojenetik süreçleri ele alınmaktadır. Sarıhan Plütonu, Sarıhan Köyü'nden (Bayburt) başlayarak güneye doğru olan yaklaşık 20 km2'lik bir alanda dairesel şekilli bir kütle olarak mostra vermektedir. Erken Eosen'de (53 My) kıtasal kabuğa yerleşen plüton genellikle kuvarslı diyorit, tonalit, monzonit, kuvars monzonit ve granodiyorit bileşimli kayaçlardan oluşmaktadır. Yer yer gözlenen mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) monzodiyorit, aplit daykları ise granitik bileşimlimlidir. Orta ve ince taneli dokuya sahip kayaçlarda poikilitik, monzonitik, anti-rapakivi ve mirmekitik gibi mineral dokuları yaygındır. SiO2 içeriğindeki artışa karşı ana ve iz elementlerde (MgO, Fe2O3, CaO, TiO2, P2O5, La, Sr, Eu, Nb, Y, Yb) gözlenen negatif trendler plüton içindeki bileşimsel değişimin oluşmasında kesirli kristallenme (amfibol, plajiyoklas, Fe-Ti oksit, apatit) ve magma karışımının önemli rol oynadığını ifade etmektedir. MMA'ların varlığı magma karışımını desteklemektedir. Trendlerin çizgisel oluşu aynı kökenden gelen magmaların karışımı ile uyumludur. Yukarıda değinilen jeokimyasal özellikler kaynak alan olarak bazik kayaları öngörmektedir. Bu kaynak alan kayalarının alt kıtasal kabukta mı, yoksa okyanusal kabukta mı yer aldığı sorusu halen devam eden bir tartışma konusudur. Stratigrafik, sedimantolojik, yapısal verilerin yanı sıra Kretase-sonrası yaşanan kısa süreli sıkışma ve devamındaki açılma rejimi Sakarya Zonu kıtasal kabuğunun erken Eosen'deki 45 km'den çok az bir kalınlığa sahip olduğunu öngörmektedir. Bütün bunlar çarpışma sırasında dilim kopması (slab breakoff) veya okyanus ortası sırtın yitimi gibi okyanusal litosfere ait kayaların kısmi ergimesini öngören modelleri öne çıkarmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gümüşhane Üniversitesi'ndeki paydaşların güvenlik görevlilerine yönelik tutumlarının üniversitenin imajına ve itibarına olan etkileri

    Halil İbrahim Yaşar

    Kurumsal itibar ve kurumsal imaj kavramları gerek özel sektör firmaları gerekse kamu kurumları tarafından oldukça önemsenen değerlerdir. Bir kurumun diğer paydaşlar açısından değeri, o kurumun imajı ve itibarıyla ilgili bir meseledir. Gümüşhane Üniversitesi de diğer birçok kurum gibi vizyon ve misyonunda belirlenen amaçlar doğrultusunda varlığını sürdürmektedir. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde kurumun itibarı ve imajının önemli bir rolü bulunmaktadır. Bir kurumun toplum nezdindeki imajı ve itibarı iyileştikçe; kurumun hedeflerine ulaşma potansiyeli artmaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi'nde çalışan güvenlik görevlilerine ilişkin tutumların, kurumun itibarı ve imajına nasıl etkileri olduğu analiz edilmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Lise öğrencilerinin kişilik özellikleri ve zorbalıkla başa çıkma düzeylerinin incelenmesi

    Olcay Liman

    Bu çalışmada Gümüşhane ilinde öğrenim gören lise düzeyi öğrencilerin kişilik özellikleri ve zorbalıkla başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Gümüşhane üniversitesi etik kurulundan ve Gümüşhane il milli eğitim müdürlüğünden gerekli izinler alınarak, farklı liselerde öğrenim gören 222' erkek 189'u kadın 411 öğrenciye ulaşılarak veli onam formları ile demografik bilgi formu, beş faktör kişilik ölçeği ve zorbalıkla başa çıkma stratejileri ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde "SPSS 27.0" programından faydalanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların yanı sıra, "güvenilirlik analizi" ve demografik verilerle anket yargı ifadelerinin ilişkilerini ölçen parametrik testler yapılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgilerine yönelik elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemiyle ortalama ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği alt boyutlarında ebeveyn eğitim durumu, okul türü ve spor branşına göre anlamlı farklılıklar tespit edilirken cinsiyet, aile gelir durumu ve sınıf değişkenine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcıların Zorbalıkla Başa Çıkama Ölçeği alt boyutlarında ise tüm değişkenlere göre anlamlı farklılık tespit edilmitir. Diğer önemli bir sonuç ise zorbalıkla başa çıkma ile kişilik özellikleri genel ve alt boyutlarında anlamlı ilişki görülmesidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Orman ürünleri sanayi kuruluşlarının sertifikasyon sürecinin incelenmesi: Samsun ili örneği

    Ayfer Akbulut

    Orman ürünleri sektörü, sürdürülebilirlik ve çevresel koruma açısından büyük öneme sahiptir. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmelerin ürünlerinin çevresel ve sosyal standartlara uygunluğunu belgelemek için sertifikasyon süreci önemli bir adımdır. Bu çalışma, Samsun ili orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sertifikasyon süreçlerini incelemeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın odak noktası, işletmelerin sertifikasyon sürecine olan yaklaşımları, süreçte karşılaştıkları zorluklar, sertifikasyonun maliyetleri üzerindeki etkisi ve işletmelerin pazarlama stratejilerine olan etkilerini anlamaktır. Çalışma kapsamında, orman ürünleri sanayi kuruluşlarının sertifikasyon sürecine ilişkin algıları, bu sürecin çalışanları ve ormancılık teşkilatının sürdürülebilir orman yönetimindeki etkileri, sertifikasyon giderleri ve orman ürünleri piyasası üzerine olan katkıları, sertifikasyon sürecinde karşılaşılan zorluklar, genel kanaat ve sürecin geliştirilmesi ile ilgili öneriler detaylı olarak ele alınmıştır. Veriler, Samsun ilinde faaliyet gösteren orman ürünleri sanayi kuruluşlarından anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket, işletmelerin yöneticileri aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve verilerin doğru ve güvenilir olması için titizlikle işlenmiştir. Anket sonuçları, işletmelerin sertifikasyon sürecine ilişkin tutumlarını, deneyimlerini ve beklentilerini detaylı bir şekilde yansıtmaktadır. Bu veriler, çalışmanın analizlerinde temel kaynak olarak kullanılmış ve araştırmanın sonuçlarına yön vermiştir. Araştırmanın sonuçlarına dayanarak, Samsun ili orman ürünleri sanayileri sektöründeki işletmelerin sertifikasyon süreçlerinin geliştirilmesine yönelik sürecin avantajları ve önemi konusunda işletmelerin bilgilendirici programlar düzenlenmesi, sertifikasyon sürecine katılımı artırabilir. Sertifikasyon sürecinde yaşanan zorlukların azaltılması için işletmeler arasında işbirlikleri ve kaynak paylaşımı teşvik edilmeli, ortak sertifikasyon süreci uygulamaları geliştirilmelidir. Bu öneriler arasında, işletmelerin sertifikasyon sürecine daha fazla katılımını sağlamak için bilgilendirme programları düzenlenmesi, işbirliklerinin ve kaynak paylaşımının teşvik edilmesi, ortak sertifikasyon süreci uygulamalarının geliştirilmelidir. Bu önerilerin dikkate alınması, sertifikasyon süreçlerinin daha etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesine katkı sağlayabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Rastgele kesirli mertebeden diferansiyel denklemlerin aboodh ve aboodh-adomian ayrıştırma yöntemi ile çözümleri

    Yasin Şahin

    Doğadaki birçok fiziksel problem adi veya kısmi diferansiyel denklemleri içeren matematiksel modellerle tanımlanabilir. Bu matematiksel modeller, fiziksel gerçekliğin matematiksel terimlerle ifade edilen basitleştirilmiş bir açıklamasıdır. Bu nedenle, bu fiziksel problemlerin kesin veya yaklaşık çözümün araştırılması, bu matematiksel modellerin araçlarını anlamamıza yardımcı olur. Bilim adamları adi veya kısmi diferansiyel denklemlerin tam çözümlerini veya tam çözüme yakın çözümleri elde etmek için birçok yöntem geliştirmişlerdir. Geliştirilen yöntemlerin içerisinde en çok integral dönüşümlerinden faydalanmışlardır. Biz bu çalışmamızda yeni bir integral dönüşümü olan Aboodh dönüşümünden bahsedeceğiz. Aboodh dönüşümü yöntemi, doğrusal ve doğrusal olmayan kesirli diferansiyel denklemlerin çözme sürecini kolaylaştırmak için Khalid Aboodh tarafından 2013 yılında tanıtıldı. Aboodh dönüşümü kesirli diferansiyel denklem veya denklem sitemlerinin tam çözümlerini elde etmek için elverişli metotlardan biridir. Doğrusal olmayan terimlerin oluşturduğu zorluklar sebebiyle Aboodh dönüşümüyle birlikte Adomian ayrıştırma yöntemi kullanılarak doğrusal olmayan diferansiyel denklem veya denklem sistemlerinin yaklaşık çözümleri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Aboodh integral dönüşümünün tanımı, Caputo-Fabrizio kesirli mertebeden türev tanımı, sürekli olasılık dağılımlarından bazıları, rastgele değişkenin beklenen değer, varyans ve moment çıkaran fonksiyon tanımları verilmiştir. Ayrıca Aboodh dönüşümü, Aboodh-Adomian ayrıştırma yöntemi ve rastgele diferansiyel denklemler ile ilgili literatür özeti verilmiş, yöntemin uygulanışı açıklanmıştır. Diferansiyel denklemlerin katsayıları ve başlangıç koşulları ratsgele değişken seçilerek kesirli mertebeden diferansiyel denklemler rastgele hâle getirilmiştir. Ayrıca, elde edilen rastgele diferansiyel denklemlerin çözümleri bulunarak olasılık karakterleri incelenmiştir. Parametreler farklı olasılık dağılımlarından seçilerek çözümlerin beklenen değer, varyans ve güven aralığı hesaplanmış, çözüm davranışları grafiksel olarak MATLAB ve MAPLE13 programları kullanılarak incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Yeraltı maden işletmelerinde kullanılan ağır iş makinelerinin titreşim ve gürültü maruziyetinin operatör ve çevresi açısından etkilerinin araştırılması: Gümüşhane örneği

    Ender Sezen

    Yeraltı maden işletmeleri, günümüzde hem enerji ihtiyaçlarını karşılamada hem de endüstriyel uygulamalarda ihtiyaç duyulan maden kaynaklarını sağlamada önemli bir role sahiptir. Bu işletmelerde ağır iş makineleri, maden çıkarma ve taşıma gibi temel üretim faaliyetlerinde insan gücünün yetersiz olduğu önemli tehlike ve risklere sahip olan işlemlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlayarak beden gücü, üretim ve zaman konusunda büyük kazanımların elde edilmesine ve buna bağlı olarak güvenli ve verimli bir çalışma ortamının oluşmasına etki etmektedir. Bu nedenle yeraltı maden işletmelerinde ağır iş makinaları yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, bu ağır iş makinelerinin kullanımı bazı olumsuz durumları da beraberinde getirmektedir. Özellikle yer altı çalışmalarında kullanılan bu iş makineleri, operatörlerinin ve çevresinin titreşim ile gürültü maruziyetine uğramasına neden olabilmektedir. Fiziksel risk etmenlerinin bir türü olan titreşim ve gürültü, yeraltı maden işletmelerinde çalışan operatörlerin ve işletme çevresinde bulunan diğer kişileri sağlık ve güvenlik açısından etkileyebilmektedir. Operatörler ise bu risk etmenlerinden uzun süreli titreşim maruziyeti nedeniyle kas-iskelet sistemi sorunları ve/veya dolaşım bozuklukları gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilmekte, yüksek gürültü maruziyeti ile de işitme kaybı, işitsel rahatsızlık, uykusuzluk ve stres gibi bir dizi olumsuz sağlık sorunlarına maruz kalabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı, titreşim ve gürültü maruziyetinin başta operatörler olmak üzere çalışma alanında bulunan diğer çalışanlar üzerindeki etkisini sistematik bir şekilde araştırmak ve değerlendirmektir. Bu kapsamda yeraltı maden işletmelerinde kullanılan ağır iş makinelerinin operatör ve çevresi açısından titreşim ve gürültü analizlerinin iş sağlığı ve güvenliği risk analizi metotları olan L Tipi Matris, Fine Kinney ve Hata Türü Etki Analizi (FMEA) ile değerlendirilip literatürdeki çalışmalara katkı sağlaması, çözüm ve tavsiyelerde bulunması beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    AHP ile potansiyel güneş enerji santral yerlerinin belirlenmesi: Erzurum ili örneği

    Hüsnü Kemal Yalçın

    Dünyamız, artan nüfus ve gelişen teknolojinin getirdiği enerji ihtiyacı ile karşı karşıyadır. Bu durum, yenilenemeyen enerji kaynaklarının hızla tükenmesine ve çevreye zarar vermesine neden olmaktadır. Bu nedenle, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Güneş enerjisi, bu noktada öne çıkan en önemli alternatiflerden biridir. Türkiye, güneş enerjisi potansiyeli açısından oldukça şanslı bir coğrafyada yer almaktadır. Ülkemizin güneşlenme süresi ve güneş ışınımı yüksektir. Bu durum, güneş enerjisi santralleri kurulumu için ideal koşullar sunmaktadır. Son yıllarda güneş enerjisi yatırımları hızla artmakta ve bu alanda önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Güneş enerjisi santrallerinin kurulumu için uygun yer seçimi, yatırımın başarısı açısından kritik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Erzurum ili için güneş enerjisi santralleri kurulumuna en uygun yerlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHP) kullanılarak, güneş enerji potansiyeli, arazi kullanımı, eğim, bakı, akarsu ve göllere uzaklık, enerji nakil hatlarına uzaklık, yollara uzaklık, yerleşim yerlerine uzaklık, fay hatlarına uzaklık, litoloji ve koruma statüsünde bulunan alanlar gibi 11 farklı kriter analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Erzurum ilinde güneş enerji santrali kurulumu için uygun bölgeler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar irdelendiğinde Erzurum ilinde yer alan GES alanları ile üretilen haritada yer alan potansiyel GES alanlarının uyum sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Analitik hiyerarşi yöntemi, Coğrafi bilgi sistemleri, Erzurum, Güneş enerji santrali

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İç mekanda kullanılan geri dönüştürülmüş ahşap malzemelerin kullanımına yönelik tüketici algısı: Türkiye'de bir araştırma

    Emirhan İnce

    Ahşabın geri dönüşümü, son yıllarda artan çevre sorunları ve doğal kaynakların sınırlı olması nedeniyle giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu nedenle, ahşabın geri dönüşümü hakkında yapılan araştırmaların sayısı da artmaktadır. Ahşabın geri dönüşümünün insan üzerindeki algısı ise, bu malzemenin geri dönüşümünün ne kadar önemli olduğunu anlamak açısından oldukça önemlidir. Ahşabın geri dönüşümünün insan üzerindeki algısı hakkında yazacağımız tezin özgün değeri, Türkiye özelinde pandemi sonrası oluşan yeni düzen ve ekonomik verileri ele alarak tüketicilerin geri dönüştürülmüş ahşap malzemeleri hakkındaki farkındalıklarını ve algılarını belirleyecek olmasıdır. Bu tez, insanların geri dönüştürülmüş ahşap malzemeleri kullanımı hakkındaki farkındalıklarını ve algılarını artırmaya yardımcı olabilir ve ahşap endüstrisi için sürdürülebilir bir gelecek sağlayabilir. Literatürde, ahşabın geri dönüşümü hakkında yapılan araştırmaların sayısı giderek artmaktadır. Bununla birlikte, ahşabın geri dönüşümünün insan üzerindeki algısı hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, yapacağınız tezin literatürdeki yeri oldukça önemlidir. Ahşabın geri dönüşümü, aslında çok eski bir tarihe sahiptir. Tarihte, ahşap malzemelerin geri dönüşümü, sadece ekonomik bir ihtiyaçtan değil, aynı zamanda savaş zamanlarında da önemli bir rol oynamıştır. Ancak, günümüzde, ahşabın geri dönüşümü daha çok kaygılar nedeniyle yapılmaktadır. Ahşabın geri dönüşümü, sadece çevre dostu olmakla kalmaz, aynı zamanda kaynakların daha sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını da sağlar. Tezin ana konusunu oluşturan tüketici algısını ölçmek için anket çalışması yapılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Binalarda yanal zemin itkilerinin kısa kolon oluşumuna etkisi

    Sümeyye Yılmazer

    Kısa kolon oluşumu deprem esnasında yapılarda ciddi hasarlara neden olmaktadır. Kısmen gömülü binalarda zemin yanal itkilerinin fazla olduğu durumlarda kolonlarda kısa kolon oluşumu riski ortaya çıkmaktadır. Bu tezde, kısmen gömülü binalarda zemin-yapı etkileşimi sırasında kısa kolon oluşum şartları incelenmiştir. Tezde, farklı gömme derinliklerine sahip betonarme çerçeveli bina modelleri kullanılmıştır. 8 katlı simetrik yapının zemine 1.5m ve 2.25m gömüldüğü durumlar için iki farklı model oluşturulmuştur. Yapı ve zemin sistemi, SAP2000 programında 3 boyutlu cisim (solid) eleman olarak modellenmiştir. Çalışmada Zaman Tanım Alanında Doğrusal Analiz yöntemi kullanılmıştır. Zeminin modellenmesinde ise nonlinear analiz yöntemi uygulanarak kısa kolon oluşumu incelenmiştir. Kolonlarda oluşan moment ve kesme kuvvetleri, yapıda oluşan kat ötelenmeleri, mod değerleri ve zemin gerilmeleri üç farklı deprem ivme kaydı kullanılarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada, depremler sırasında kısmen gömülü binalarda zemin-yapı etkileşimiyle meydana gelen kısa kolon oluşumu incelenmiştir. Kısmen gömülü yapılarda zemine gömülme arttıkça kısa kolon oluşumunun arttığı ve etkinin zemin cinsinden önemli ölçüde etkilendiği görülmüştür. Yapı güvenliğinin artırılması ve deprem hasarlarının azaltılması açısından kısmi gömülü yapılarda zemin-yapı etkileşiminin incelenerek tedbirlerin alınması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Vesîlet'ün-Necât'taki Türkçe söz varlığının Türkiye Türkçesi ağızlarına yansıması

    Besime Sudan

    Vesîletü'n-Necât 15. yüzyılda Süleyman Çelebi tarafından yazılmış mevlid türünün ilk örneğidir. Mesnevi nazım biçimiyle yazılan eserde Hz. Muhammed'in doğumu, hayatı ve ölümü son derece ustaca ve etkili bir biçimde işlenmiştir. Bir rivayete göre yazılış amacı Hz. Muhammed'in diğer peygamberlerden üstün olduğunu kanıtlamak ve halka peygamber sevgisini işlemek olan eserin yazılmasındaki ikinci amacın çalkantılı bir siyasi dönemden geçen halkı bir araya toplamak ve hatta dönemin batınilik gibi mezhep çatışmalarından koruyarak onları ehli sünnet sancağı altında toplamaktır. Halk için yazılmış bir eserin halka hitap edebilir durumda olması, halkın dimağında ve maneviyatında yer edinebilmesi son derece önemlidir. Bu çalışmada aralarında henüz keşfedilen Michigan nüshasının da olduğu XV-XVI yıllarında istinsah edilmiş nüshalardan oluşan M. Fatih Köksal'ın derlediği 'Süleyman Çelebi ve Vesîletü'n-Necât' eseri esas alınmıştır. Çalışmada sözcüklerin ağızlardaki varlığı, varsa geçirdiği anlamsal veya biçimsel değişimler incelenmiştir. Araştırma sonucunda aradan altı yüz yıl geçmiş olmasına rağmen bu sözcüklerin büyük bir kısmının anlamsal veya biçimsel bir değişime uğramadan, bir kısmının biçimsel veya anlamsal değişime uğrayarak ağızlarda yaşadığı tespit edilmiştir. Sözcüklerin küçük bir kısmının ise ölçünlü dilde veya ağızlarda yaşamadığı tespit edilmiştir. Bu tespitler Türkçenin canlılığının tespiti açısından son derece önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kurban sendromu: Gümüşhane Üniversitesi öğrencileri örneği

    Mikail Emre Ödünç

    Kent ile suç olguları arasındaki ilişki, özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde önem kazanan önemli bir konudur. Bu alanda yapılan araştırmalar, göç eden bireylerin kentsel bölgelerde karşılaştıkları sorunları ve bunun sonucunda suç oranlarının artışını incelemektedir. Chicago Okulu, bu konudaki temel teorileri geliştiren öncülerden biridir. Bu yaklaşım, "göçmenlerin uyum sağlamada yaşadıkları zorluklar, kültürel çatışmalar, dışlanma, barınma sorunları" gibi suç davranışlarını etkileyen faktörleri ortaya koymuştur. Kentin sunduğu sosyal yapı ve bireylerin bu yapıya adapte olamaması, suç olgularının artmasına neden olmaktadır. Kurban Sendromu kavramı, toplumun algıladığı suç oranları ile gerçek suç oranları arasındaki farkı ve bunun bireylerde oluşturduğu korku düzeyini açıklamakta önemli bir rol oynamaktadır. Bu kavram özellikle kentlerdeki güvenlik algısı düzeyini etkileyen önemli bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Gümüşhane Üniversitesinde 2018 ve 2024 yıllarında gerçekleştirilen anket çalışmaları, öğrencilerin kente karşı var olan suç algısını ve buna bağlı olarak hissettikleri güvensizlik seviyelerini incelemiştir. Bu çalışma, kentin gerçek suç oranları ile öğrencilerin bu oranlara dair inançları arasında bir kıyaslama yaparak zaman içindeki değişimleri gözlemlemektedir. Sonuçlar, kentsel güvenlik algısının nasıl evrildiğini ve bireylerin suçla ilgili kaygılarının ne yönde değiştiğini ortaya koymaktadır. Bu tür araştırmalar, kent-suç ilişkisini anlamada ve toplumsal güvenliği artırmada önemli veriler sağlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kahramanmaraş ili kaya düşmesi alanlarının üç boyutlu değerlendirilmesi ve çözüm önerileri

    Sabır Akbaş

    06.02.2023 tarihinde yaklaşık 500 yıllık bir tekrarlama periyodunun ardından Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem meydana gelmiştir. Bu depremler sırası ve sonrasında birçok kaya düşmesi vakaları yaşanmıştır. Bu çalışmada, yaşanan depremler sonrasında meydana gelen kaya düşmesi olayları incelenerek kaya düşmesine konu kaynak alanların tespiti yapılmıştır. 1040 adet farklı lokasyondaki kaynak alan verisinin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ortamına aktarımı yapılarak sayısallaştırma işlemleri tamamlanmıştır. Böylelikle bütün çalışmaya altlık olacak kaynak alan veri seti hazırlanmıştır. İnceleme alanı olan Kahramanmaraş İline ait topoğrafik ve tematik haritalar kullanılarak analize dâhil edilecek parametre haritaları (sayısal arazi modeli (SAM), eğim, bakı, litoloji, arazi kullanım) CBS ortamında üretilmiştir. Hazırlanan kaynak alan veri setinin bu parametreler ile ilişkileri CBS ortamında değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda kaya düşmesi olaylarının en yoğun yaşandığı parametre alt değerlerinin yeniden sınıflandırma ve puanlama işlemleri yapılarak Kahramanmaraş İli Duyarlılık Haritası oluşturulmuştur. Duyarlı, yüksek duyarlı ve çok yüksek duyarlı alanlar ayırtlanarak, Kahramanmaraş İline ait potansiyel kaya düşmesi kaynak alanları ile karşılaştırması yapılmış, yayılım zonlarının belirlenmesinde kullanılacak kaynak alan haritası elde edilmiştir. 20 noktada gerçekleştirilen üç boyutlu (3B) analizlerle belirli hacim aralığındaki kaya bloklarının menzil mesafelerine bağlı enerji çizgi açılarının tespiti yapılmıştır. Referans alınan enerji çizgi açısı değerlerine göre, konik yayılım yöntemi kullanılarak conefall yazılımında yayılım zonları belirlenmiştir. Üç boyutlu analizlerde elde edilen enerji dağılımlarının, analiz noktalarını kapsayan yayılım zonları ile ilişkisi irdelenmiş, bu enerji verilerine göre il ölçeğindeki bir yaklaşım olarak iyileştirme tasarımlarına yönelik ıslah önerilerinde bulunulmuş olup, Kahramanmaraş İlinin kaya düşmesi afetinden etkilenebilirliği yorumlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sağlık yönetimi bölümü öğrencilerinin girişimcilik düzeylerinin motivasyonlarına etkisi (Gümüşhane ili örneği)

    Melike Öztürk

    Bu çalışma, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü öğrencilerinin (n=200 kişi) girişimcilik düzeyleri ile motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini, Sağlık Yönetimi Bölümü öğrencileri oluşturmuş (n=200 kişi) ve evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan Sağlık Yönetimi Bölümü öğrencilerinin Sosyo-Demografik özellikleri, girişimcilik düzeyleri ve motivasyon ölçümlerini değerlendirmeye yönelik sorulardan oluşan anket aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t-testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan sağlık yönetimi öğrencilerinin yüksek girişimcilik düzeyinde ancak düşük motivasyon düzeyinde olduğu saptanmıştır. Bölümünü isteyerek seçen öğrencilerin Girişimcilik Ölçeği puanlarının bölümünü istemeyerek seçen öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunmuştur. Girişimcilik dersini almak isteyen öğrencilerin girişimcilik ölçeği ve motivasyon ölçeği puanlarının girişimcilik dersini almak istemeyen öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Girişimcilik Ölçeği puan ortalamaları artıkça Motivasyon Ölçeği puan ortalamaları artmaktadır. Bölümünü isteyerek seçmeyen öğrencilere yönelik bölüm öğretim elemanları tarafından bölüm tanıtımları ve sosyal organizasyonlar artırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Motivasyon, Öğrenci, Sağlık yönetimi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sağlık kuruluşlarındaki yöneticilerin otantik liderlik tarzlarının hemşirelerin iş motivasyonu üzerine etkilerinin değerlendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)

    Zeliha Baş

    Bu çalışma; Gümüşhane İli'ndeki sağlık kuruluşlarında görev yapan yöneticilerin otantik liderlik tarzlarının hemşirelerin iş motivasyonu üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve öneriler geliştirmek amaçlamaktadır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Mart-Nisan 2024 tarihleri arasında Gümüşhane İli'ndeki sağlık kuruluşlarında görev yapan hemşireler (n=190 kişi) oluşturmuş ve evrenin tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacı ve danışman tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu, hemşirelerin sosyodemografik özelliklerine, çalışma ortamı ve çalışma şekline, etik davranış, ekip ruhu, iş doyumu ilgili davranışlarına yönelik sorular ile Otantik Liderlik Ölçeği, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Hemşire İş Motivasyon Ölçeği sorularından oluşan anketin hemşirelerin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada demografik faktörlerin (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, gelir düzeyi) incelenen değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Ancak, katılımcıların hizmet yılları ve çalışma ortamından memnuniyetinin incelenen ölçekler üzerinde belirgin bir etkisi olduğu bulunmuştur. Özellikle, çalışma ortamından memnun olan katılımcıların iş tatmini ve iş motivasyonu skorlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, liderlik tarzı ile iş tatmini ve iş motivasyonu arasında güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Otantik liderlik özelliklerine sahip liderlerin bulunduğu bir ortamda çalışanların iş tatmini ve motivasyonunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin motivasyonunu artırmak ve sağlık hizmetlerinin kalitesini yükselmek için; sağlık kuruluşları; çalışan memnuniyetine ve liderlik gelişimine odaklanmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Logoterapi'nin felsefi temelleri

    Buğrahan Sürül

    Logoterapi, XX. yüzyılda ortaya çıkmış "Üçüncü Viyana Psikoterapi Ekolü" olarak bilinen kuramdır. Öncüsü nörolog ve psikiyatrist Viktor E. Frankl'dır. Diğer temsilcilerinden ise Irvin Yalom, Rollo May ve James Bugental öne çıkmaktadır. Logoterapi kuramının temsilcilerine göre insan hayatının yaşanılır kılmanın yolu "anlam"dan geçmektedir. Buna göre logoterapi'yi "anlam terapisi" olarak tanımlamak mümkündür. Bu kuram psikoloji alanında yer almasına rağmen önemli ölçüde felsefe ile bağının olduğu dikkat çekmektedir. Planlanan tez çalışmasında logoterapinin temelinde yer alan felsefi anlayışların aydınlatılması amaçlanmaktadır. Aynı zamanda varoluşçu felsefenin logoterapi üzerindeki etkileri araştırılacaktır. Bununla birlikte anlam, kaygı, ölüm vb. konularla ilgili fikirler ileri sürmüş filozofların logoterapiye olan katkılarının incelenmesi planlanmaktadır. Bu çerçevede Kierkegaard, Nietzsche, Heidegger, Sartre, Buber, Binswanger ve Boss gibi filozofların düşüncelerine başvurulacaktır. Son bölümde ise logoterapinin gelişimi ve günümüz için önemi konusunda bazı önerilerin oluşturulması amaçlanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bulanık metrik uzaylarda sabit nokta teoremleri ve integral denklemler için uygulamaları

    Pınar Mercimek

    Sabit nokta teorisinin uygulamalı matematiğin yanı sıra mühendislik, biyoloji, istatistik gibi birçok anabilim dalında uygulamaları mevcuttur. Bulanık küme kavramının gelişimi ile birlikte sabit nokta teorisi bulanık kümeler üzerinde de geliştirilerek geniş uygulama alanı bulmuştur. Bu tez çalışmasında ilk olarak bulanık küme teorisi hakkında temel kavramlara yer verilecektir. Daha sonra sabit nokta teorisinin bulanık metrik uzaylardaki gelişimi ele alınacaktır. Böylece, bulanık daralma dönüşümleri ile birlikte bulanık sabit nokta teoremleri sistematik olarak araştırılacaktır. Son olarak, bu sabit nokta teoremlerinin integral denklemlere uygulaması üzerine yapılan çalışmalar irdelenecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Daralma dönüşüm sınıfları ve sabit nokta teoremleri

    Ayşin Aydın

    Banach sabit nokta teoremi (Daralma dönüşüm prensibi), matematikte problemlerin çözümünün varlığı ve tekliği için oldukça iyi bir araçtır. Dolayısıyla sabit nokta teorisi birçok araştırmacı tarafından genişletilmiş ve genelleştirilmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak literatüre çok sayıda daralma dönüşümü kazandırılmıştır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sabit nokta teorisi ve daralma dönüşümleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde fonksiyonel analizin temel tanım ve teoremlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm ise on üç kısımdan oluşmaktadır. Burada literatürde geniş uygulama alanı olan daralma dönüşüm sınıflarının tanımı örneklerle incelenmiştir. Ayrıca, bu daralma dönüşümleri ile ispatlanan sabit nokta teoremleri verilmektedir. Son bölüm de ise sonuç ve öneriler yer almaktadır.