Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk(2)
- Akar, Zeynep(1)
- Akeren, Zahide(1)
- Akmeşe, Osman(1)
- Aliyazicioglu, Rezzan(1)
- Aliyazıcıoğlu, Yüksel(1)
- Altayli, Ertan(1)
- Arslan, Sümeyye(1)
- Aydin, Aydanur(1)
- Baltaci, Cemalettin(1)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(1)
- Budak, Burhan(1)
- Bülbül, Kenan(1)
- Can, Zehra(1)
- Cengiz, Sevil(1)
- Dal, Sinem(1)
- Demir, Elif Ayazoglu(1)
- Demir, Selim(1)
- Demirağ, Hatice(1)
- Doğan, Melike Demir(1)
- Eken, Hüseyin(1)
- Eroğlu, Hasan(1)
- Göktepe, Tutku(1)
- Gültekin, Enes(1)
- Güran, Sefık(1)
- Gıdık, Betül(1)
- Hal, Aleyna(1)
- Helvacı, Gizem(1)
- Kara, Yakup(1)
- Karaköse, Oktay(1)
- Karpuz, Omer(1)
- Kartal, Fatma Tayhan(1)
- Kutlar, Aziz(1)
- Nural, Nesrin(1)
- Nurol, Nejat Kaan(1)
- Odaci, Hatice(1)
- Orhan, Deger(1)
- Oğuzhan, Hatice(1)
- Pülat, Hüseyin(1)
- Sancar Bekircan, Esra(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Quality of Life in Patients with Hematological Malignancy Receiving High-Dose Chemotherapy : A Descriptive Study
Çakmak, Seher; Nural, Nesrin
Introduction: Hematological malignancies reduce quality of life due to aggressive treatments and related complications. Aim: The aim of this study was to evaluate the quality of life of hematologic cancer patients receiving high-dose chemotherapy. Methods: This descriptive cross-sectional study was conducted with 158 patients selected by simple random sampling method who were treated in the hematology clinic of a university hospital. Data were collected using a personal information form and the European Organization for Research and Treatment of Cancer Quality of Life Questionnaire-Core 30. Results: 51.3% of the patients were aged 18 - 50 years, 52.5% were female, and 67.1% had a diagnosis of leukemia. The mean scores of the quality of life scale were 74.47 ± 19.92 for the functional scale, 71.31 ± 19.31 for the symptom scale, and 39.82 ± 26.31 for the global quality of life. These findings indicate that patients had relatively good functional status, high symptom burden, and low overall quality of life. Among the functional subscales, the highest mean score was observed in cognitive functioning (85.7 ± 18.8), while the lowest was in social functioning (68.9 ± 32.5). Patients diagnosed with lymphoma had significantly lower functional scale scores (p = 0.002), whereas patients with leukemia and those with a history of chemotherapy had significantly higher symptom scale scores (p = 0.017 and p = 0.026, respectively). Conclusion: In conclusion, it was determined that patients had a low quality of life, particularly in the areas of physical and social functioning, and a high symptom burden. Higher symptoms in patients with leukemia and prior chemotherapy underscore the need for symptom control and functional assessment.
- MakaleAçık Erişim2025Factors Affecting Psychological Resilience and Coping Experiences of Cancer Patients: A Phenomenological Study
Uzun, Sevda; Bayrak, Nurten Gülsüm
Objective: The aim of this study was to evaluate the factors affecting psychological resilience and coping experiences of cancer patients. Methods: In this study using the phenomenological research method, semi- structured in-depth interviews were conducted with 22 individuals with cancer living in a province in northern Turkey. Criterion sampling method, one of the purposive sampling methods, was used to reach the sample group. Interviews continued until data saturation was achieved. All interviews were audio recorded and then transcribed. The data of the study were evaluated using thematic analysis. The study was conducted and reported according to the COREQ checklist. Results: Data analysis revealed three themes (effects of cancer, coping with cancer, psychological resilience and influencing factors) and eight sub-themes (mental, physical, social, perception of social support, treatment process, personal competence and future plans, spiritual disposition and perspective on negative events). Conclusion: The results of the study showed that cancer has a negative psychosocial impact on individuals. The treatment and care process in cancer can negatively affect the psychological resilience of individuals. In this process, it was determined that situations such as perception of social support, coping resources, perspective on negative events, spirituality can affect psychological resilience.
- MakaleAçık Erişim2025Phytogenic Silver and Copper Nanoparticles from Morus nigra L. Leaf as Multifunctional Agents: Antioxidant, Antidiabetic, Antimicrobial, and Anticancer Potency
Çam Derin, Dilek; Baltaci, Cemalettin; Akmeşe, Osman; Taskin, Irmak Icen; Karpuz, Omer; Gültekin, Enes; Sever, Meryem Rüveyda
The growing need for eco-friendly nanomaterials has directed attention toward plant-based green synthesis as a sustainable approach for biomedical applications. This study reports the biosynthesis of silver (YAgNPs) and copper nanoparticles (YCuNPs) using Morus nigra L. leaf extract and evaluates their multifunctional properties. The nanoparticles were produced under alkaline aqueous conditions, and their crystalline nature and nanoscale morphology were confirmed by standard structural and elemental analyses. Both YAgNPs and YCuNPs exhibited enhanced antioxidant capacities compared to the crude extract. YAgNPs showed the highest ferric reducing antioxidant power (250.33 mg FeSO₄/g), while YCuNPs demonstrated superior DPPH radical scavenging activity (114.12 mg AAE/g). In antidiabetic assays, YAgNPs strongly inhibited α-amylase (IC₅₀ = 112.02 μg/mL) and α-glucosidase (IC₅₀ = 38.27 μg/mL), approaching the potency of acarbose. Antimicrobial analysis revealed distinct activity profiles: YAgNPs were highly effective in broth cultures with low MIC and MBC values (0.09–0.18 mg/mL against B. subtilis and E. coli), whereas YCuNPs achieved larger inhibition zones in diffusion assays. Checkerboard testing confirmed synergistic interactions between nanoparticles and antibiotics, with FICI values ≤0.5 against E. faecium, E. coli, and P. aeruginosa, highlighting their ability to enhance antibiotic efficacy. YAgNPs exhibited notable cytotoxic effects against HeLa and HCT116 cancer cell lines, with IC₅₀ values of 9.84 and 6.83 μg/mL, respectively. In contrast, YCuNPs displayed weaker anticancer activity. Overall, these findings demonstrate that M. nigra derived nanoparticles combine antioxidant, antidiabetic, antimicrobial, and anticancer activities with synergistic antibiotic-enhancing effects, underscoring their potential as sustainable, multifunctional therapeutic agents.
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Kanser Ve Kanser Hastalarına Yönelik Stigma Tutumları Ve Etkileyen Etmenler
Doğan, Melike Demir; Hal, Aleyna; Yücebıyık, Bengü
Amaç: Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinin kanser ve kanser hastalarına yönelik stigma tutumlarını ve bunları etkileyen etmenleri belirlemektir. Methot: Kesitsel tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmanın örneklemini 354 öğrenci oluşturdu. Çalışmada veriler; Kişisel bilgi formu ve Kansere İlişkin Tutumları (Kanser Damgası) Ölçme Anketi- Toplum Versiyonu ile toplandı. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin %65’i kadın olup büyük çoğunluğu (%97,5) bekardı. Öğrencilerin yaş ortalamasının 21,75±9,67 olduğu belirlendi. Cinsiyet ile ayrımcılık alt boyutu, kanser tanısını ortaya çıkarma/yayma alt boyutu ve ölçek toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Kronik hastalığı olmayanların olanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Yakın akrabalarında kanser hastası olanların olmayanlara göre iyileşmenin imkânsız olması alt boyutu toplam puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı. Annenin eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Benzer şekilde babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘iyileşmenin imkânsız olması’ yönündeki olumsuz tutumlarının da arttığı saptandı. Ayrıca babanın eğitim düzeyi arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının azaldığı saptandı. Öğrenciler açısından bakılınca okunulan sınıf arttıkça ‘kanser tanısını ortaya çıkarma, yayma’ yönündeki olumsuz tutumlarının arttığı saptandı. Sonuç: Bu çalışma sonucunda; kanser stigması ile cinsiyet, kronik hastalık varlığı, okunulan sınıf, anne ve baba eğitim düzeyi, ekonomik durum, yaşanılan yer ve okunulan bölüm arasında ilişki olduğu saptanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Kronik Hastaların Metabolik Sendrom Bilgi Düzeyleri ve Farkındalıkları
Demirağ, Hatice; Semerci, Vahide; Akeren, Zahide
Amaç: Araştırma kronik hastaların metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kesitsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 14 Kasım 2023- 12 Ocak 2024 tarihleri arasında ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği’ (MSBFÖ) kullanılarak kartopu örnekleme yöntemiyle toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, independent samples t test, one-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Hastaların %31,7’si 50-79 yaş arası, %66,0’sı kadın, %38,3’ü üniversite ve üzeri mezunu, %53,1’i evli ve %66,0’sı şehir merkezinde yaşamaktadır. Katılımcıların %26,1’inin hipertansiyon, %21,5’inin diyabetes mellitus, %17,5’inin solunum hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların %35,6’sının hastalık süresinin 1-5 yıl arasında olduğu, %61,1’inin düzenli olarak ilaç kullandığı ve %58,4’ünün diyetine uymadığı bulundu. Hastaların MSBFÖ puan ortalaması 49,38±10,67 (min=14 ve max=70) olduğu saptandı. Hastaların yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, hastalık süresi, düzenli ilaç kullanma ve diyetine uyma durumu ile MSBFÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak kronik hastalığa sahip bireylerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edildi. Yaşam tarzı değişiklikleri Metabolik sendrom (MetS) insidansını azaltmak için etkili bir strateji olduğundan, kronik hastalarda bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artırılması, yaşam tarzlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.
- MakaleAçık Erişim2024Elajik asit ve kemoterapi ilaç (Dosetaksel ve Mitoksantron) kombinasyonlarının sinerjik antioksidan etkileşimlerinin belirlenmesi
Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Zehiroğlu, Cuma
Kemoterapi ilaçları kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan ancak birçok negatif yan etkisi bulunan ilaçlardır. Günümüzde bu ilaçların yan etkilerini azaltmak ve doğal maddelerle birleştirerek faydalarını artırmak için çalışmalar bulunmaktadır. Çalışmamızda doğal bir madde olan Elajik asit (EA), yaygın olarak kullanılan kemoterapötikler olan DOC ve MIX ile bunların kombinasyonlarının (EA+DOC, EA+MIX) antioksidan ve antiradikal aktiviteleri araştırılmıştır. Bu amaçla DPPH• ve ABTS•+ giderme aktivitesi, Fe3+-Fe2+ ve Cu2+-Cu1+ indirgeme kapasitesi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonrasında etkileşimler CompuSyn yazılımı uygulanarak kombinasyon indeksi ile analiz edilmiştir. Kombinasyonlarda maksimum sinerjik gösteren konsantrasyonlar belirlenmiştir. Bu amaçla öncelikle antioksidan aktivite metotlarında kullanılan kombinasyon konsantrasyonları ve bulunan absorbans değerleri Compusyn programına girilmiştir. DPPH• ve ABTS•+ giderme aktivitesi sonuçları programa girildiğinde EA+DOC için sırasıyla daha düşük konsantrasyonlarda (7:7µg/mL), (0,125+1 µg/mL) daha etkin sinerjik etki gözlemlenmiştir. EA+MIX için ise DPPH giderme aktivitesi sonuçlarının programa uygulanmasıyla sinerjik etki gözlemlenmemiş, ABTS•+ giderme aktivitesi için ise uygulanan dozlar içinde daha yüksek konsantrasyonlarda daha etkin sinerjik etki gözlemlenmiştir (0.750:6 µg/ml). Fe3+-Fe2+ ve Cu2+-Cu1+ indirgeme sonuçları programa uygulandığında; hem EA+DOC hemde EA+MIX için daha yüksek konsantrasyonlarda (17:17µg/mL) sinerjik etki gözlenmiş olup hatta birçoğunda güçlü sinerjik etki gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, bu kombinasyonların antikanser ve enzim çalışmaları gibi daha ileri çalışmalarda kullanılması için yol gösterici olmuştur.
- MakaleYalnız künye2023Determination of cytotoxic, anti-acetylcholinesterase and antioxidant activity of some medicinal Artemisia spp.
Gıdık, Betül; Kara, Yakup; Akar, Zeynep; Demir, Elif Ayazoglu; Can, Zehra
The study aims to investigate the antioxidant activities, phenolic compounds, acetylcholinesterase enzyme inhibition and cytotoxic effects of two different Artemisia spp. (Artemisia dracunculus L. and Artemisia dracunculoides Pursh) cultivated in Türkiye organically, for the first time. The total phenolic and total flavonoid contents of the plants were determined spectrophotometrically while antioxidant activity DPPH•, CUPRAC, and FRAP was determined using the colorimetric method. And also, acetylcholinesterase in vitro enzyme inhibition activity and anti-cancer activity against human melanoma (VMM917, CRL-3232), lung carcinoma (A549, CCL-185), and normal human fibroblast (hGF, PCS-201-018) cells were studied. Total phenolic (225-324 μg GAE/mL extract) and total flavonoid contents (0.066-0.085 μg QE/mL extract), antioxidant activity Color Scavenging Concentration 50% (DPPH• (CSC50: 1.371-1.655 mg/mL), CUPRAC (0.246-0.344 μM CTEAC) and FRAP (462.133-726.661 μM CTEAC)). A. dracunculus and A. dracunculoides extracts inhibited 40.09 ± 0.65%, and 39.48 ± 3.68% of acetylcholinesterase activity. It was determined that demonstrated the selective effect of A. dracunculus and A. dracunculoides on the cytotoxicity of A549 and hGF cells. According to our results, both tarragon plant species, it may be said that it is not only consumed as food but also used for therapeutic purposes will be beneficial for health.
- MakaleAçık Erişim2023Kemoterapi Tedavisi Alan Kanser Hastalarında Aleksitimi ve Psikolojik İyi Oluş: Tanımlayıcı ve İlişkisel Bir Çalışma
Çobanoğlu, Asuman; Oğuzhan, Hatice
Amaç: Bu araştırma, kemoterapi tedavisi alan kanser hastala- rında aleksitimi ve psikolojik iyi olu ş düzeyleri arasındaki ilişkiyi be- lirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırmada tanımlayıcı ve ilişkisel bir ara ştırma deseni kullan ıl- mıştır. Araştırmanın örneklemini, Temmuz 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında bir e ğitim ve ara ştırma hastanesinde ayaktan kemoterapi te- davisi gören 151 hasta olu şturmuştur. Veriler Hasta Bilgi Formu, To- ronto Aleksitimi Ölçe ği (TAÖ-20) ve Psikolojik İyi Olu ş Ölçeği (PİOÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde ta- nımlayıcı istatistikler ile Kruskall Wallis testi ve Spearman Korelas- yon testi kullan ılmıştır. Bulgular: Kemoterapi alan hastalar ın ya ş ortalamasının 59,26±11,24 y ıl olduğu, %51’inin kad ın cinsiyette ol- duğu ve %78,8’inin çal ışmadığı saptanmıştır. Hastaların %23,8’inin meme kanseri olduğu ve %53’ünün kronik bir hastalık tanısının olduğu belirlenmiştir. Hastalar ın P İOÖ genel toplam puan ortalamas ı 48,44±6,76, TAÖ-20 genel toplam puan ortalamasının ise 44,70±7,51 olarak bulunmuştur. PİOÖ ile TAÖ-20 arasında negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hastaların metastaz du- rumlarına göre PİOÖ ve TAÖ-20 arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmada, kemoterapi alan kanser hastalarının psikolojik iyi oluş düzeylerinin yüksek, alek- sitimi düzeylerinin ise düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca hastaların psi- kolojik iyi olu ş düzeyleri artt ıkça aleksitimi düzeylerinin dü ştüğü belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Theoretical Knowledge Difference Between Internet-Based and Digital Storytelling Education About Breast Cancer
Aydin, Aydanur
Aim: Previous research has identified the theoretical knowledge about breast cancer early diagnosis of nursing students and stated that new methods are needed in education. To evaluate the effect of education on the theoretical knowledge of students through internet-based or digital storytelling. Material and Method: Quasi-experimental study with comparison groups and pre- and post-measurements. In the internet-based education group 68 and digital storytelling videos 66 undergraduate nursing students have included in the study. Data for the study were gathered, before education and after eight weeks. The percentages were calculated for every measurement, the test was used for the data whose conformity to normal distribution, and was used to detect the statistical significance of changes between measurements. Results: The increase in knowledge scores was more often statistically significant in internet-based education than in the digital storytelling video. Conclusion: This research shows that it is possible to create changes in teaching breast cancer early diagnosis methods by using the developing technology.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Kanser Hastalarında Görülen İnsomnia Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapilerin Etkililiğinin Değerlendirilmesi: Bir Meta-Analiz Çalışması
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Odaci, Hatice
İnsomnia (uykusuzluk), uyku bozuklukları içerisinde en yaygın görülen durumlardan birisi olup, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. İnsomnia, kanser hastalığının her döneminde görülmekle birlikte özellikle ileri evre hastalarda daha sık görülmektedir. Bu çalışmanın amacı kanser hastalarında görülen insomnia tedavisinde bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerinin etkinliğini değerlendirmek üzere mevcut literatürde yer alan kontrollü denemeleri sistematik olarak analiz etmektir. Bu kapsamda “bilişsel davranışçı grup terapisi” bağımsız değişken olarak; “insomnia” ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Alan yazın taraması “bilişsel davranışçı terapi”, “bilişsel davranışçı grup terapi”, “kanser”, “insomnia”, “uykusuzluk”, “kognitif müdahale”, ‘kognitif terapi”, “grup terapi”kelimeleri ve bu kelimelerin İngilizce karşılıkları kullanılarak yapılmıştır. Belirlenen ölçütlere dayalı olarak 12 adet deneysel araştırmanın meta-analize dâhil edilmesine karar verilmiştir. Çalışmaların etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Comprehensive Meta Analysis istatistik programı kullanılmıştır. Yürütülen meta-analiz sonucunda etki büyüklükleri hesaplanan çalışmaların tamamının negatif etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları Bilişsel Davranışçı grup terapilerinin kanser hastalarında görülen uykusuzluk probleminin tedavisinde geniş bir etki büyüklüğü (Hedge g=-1,405) bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmaların sonuçları bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerin kanser hastalarında görülen insomnia düzeylerinin azalmasına katkı sağladığını göstermektedir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Spirulina: Özellikleri, Faydaları ve Sağlık-Besin İlişkisi
Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Budak, Burhan
Spirulina, antioksidanlar, esansiyel amino asitler, yüksek kaliteli proteinler ve esansiyel doymamış yağlar gibi birçok faydalı içeriği nedeniyle bilimsel olarak birçok alanda kullanılan doğal bir üründür. Spirulina, A, C, E ve B vitaminleri ve kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum gibi birçok mineral içeriğine sahip olduğu için besleyiciliği yoğun bir gıda olarak bilinir. Özellikle selenyum ve C vitamini antioksidan özelliklere sahip vitaminlerdir ve hücrelerimizi ve dokularımızı olası hasarlara karşı korurlar. Bu özelliklerinden dolayı Spirulina gıda, kozmetik ve tıp alanlarında kullanılmaktadır. Antioksidan özellikler içerdiğinden artrit, diyabet, anemi, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklarda kullanılır. Birçok çalışmada Spirulina'nın özellikleri araştırılmış ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, Spirulina'nın farmakoloji, kozmetik, tıp ve gıda gibi alanlarda kullanımıyla da önemi artmıştır. Bu çalışmada, sayısız faydası bulunan bu mikroalglerin önemi günümüz yaklaşımlarıyla ve biyokimya, biyoteknoloji ve tıp alanlarında yapılan çalışmalarla vurgulanmaya çalışılmıştır.
- MakaleYalnız künye2021Effects of Aged Garlic Extracts On Caspase-3 Activity In Myeloid Cancer Cell Lines
Cengiz, Sevil; Uçar, Fahri; Uçar, Meltem; Orhan, Deger; Yigit Gerigelmez, Asuman
Garlic (Allium sativum) is a spice used for centuries for both condiment and medicinal purposes. Studies have shown that it has antibacterial, antiviral, anti-inflammatory, antifungal, antimutagenic, antioxidant, antiallergic, anti-aging, antitumoral and immunostimulatory activities. Activation of caspase3 initiates the caspase activation chain, leading to apoptosis. In this study aimed to determine the apoptotic effect of DMSO-containing aged garlic extracts (AGE) on Myoid Cancer Cell lines (HL-60). Flow cytometry method and spectrophotometric caspase-3 activity analyzes were used using human lymphocyte cells as a control group. The highest apoptotic effect on HL-60 cell lines was observed in aged garlic extracts at a concentration of 12.5 mg/mL (10.9%). It was determined that caspase-3 activity in HL-60 cell lines increased by 1.28 to 3.02 times compared to lymphocyte cells. It was concluded that aged garlic extracts triggered apoptosis by increasing the activity of caspase-3 in HL-60 cell lines. It is thought that the aging of garlic has an anticancer effect and additional studies on this subject may bring new perspectives to cancer treatment.
- Derleme MakaleYalnız künye2020Maternal Beslenme ve İlerleyen Yaşamda Obezite
Kartal, Fatma Tayhan; Helvacı, Gizem; Yabancı, Nurcan
Beslenme fetal genomun ekspresyonunu değiştirenve yaşam boyu sonuçları olabilecek ana intrauterinçevresel faktördür. Maternal dönemde, çok düşük veyayüksek enerji alımı, daha yüksek protein ve yağ alımıyenidoğanlarda obezite riskini arttırabilir. Bu durumcinsiyete göre değişmekle birlikte kızlar erkeklere göredaha savunmasızdır. Genel olarak gebelik sırasındayeterli ve dengeli protein ve enerji alımı yetişkinobezitesi için koruyucu bir faktör olabilir.Gebeliğin erken dönemlerinden itibaren yeterlidemir, krom, folik asit, vitamin B12 takviyeleriyenidoğanlarda obeziteyi önleyebilirken, aşırı folikasit, vitamin B12 gibi metil vitaminleri ile aşırımultivitamin alımı da obezite riskini arttırabilir.Annedeki mevcut obezite veya gebelik sırasındakiözellikle de ilk trimesterdeki aşırı vücut ağırlığıkazanımı da birçok komplikasyonun yanındayenidoğanlarda obez olma riskini de arttırır.Doğum ağırlığı ile BKİ, bel çevresi ve vücut yağyüzdesi arasında U-şeklinde bir ilişki vardır. Yapılançalışmalarda hem yüksek doğum ağırlığının hem dedüşük doğum ağırlığının sonraki yaşamda obezite riskiile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Optimal maternalbeslenme doğum ağırlığını ve annenin gebeliksırasındaki vücut ağırlığı kazanımını etkileyerekobezite riskini azaltabilir. Optimal beslenmeyi teşviketmek sadece optimal fetal gelişimi sağlamakla kalmaz,aynı zamanda ilerleyen dönemde obezite gelişmeriskini de azaltır.Bu derleme makalenin amacı, gebelikte maternalbeslenme ve maternal vücut ağırlığı kazanımı, anneninvücut ağırlığı ve bebek doğum ağırlığı ile çocukluk,erişkinlik gibi ilerleyen dönemde obezite gelişimi ileolan ilişkilerini yapılan çalışmalar eşliğindeözetlemektir.
- MakaleYalnız künye2018Türkiye’de Kanserin Ekonomik Maliyetleri: Bir Hesaplanabilir Genel Denge Modeli Yaklaşımı
Kutlar, Aziz; Torun, Pınar
Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan araştırmalara göre, kansere karşı önlem alınmazsa vesistematik bir kontrol programı uygulanmazsa 2030’lu yıllarda kanserin doğrudan tedavi maliyetleriSağlık Bakanlığı bütçesi tarafından karşılanmayacak bir büyüklüğe ulaşacaktır. Bu bağlamda buçalışmanın temel amacı kanserin ekonomik maliyetlerini tahmin etmektir. Çalışmada kanserindoğrudan ve dolaylı maliyetleri araştırılmıştır. Yeterli veri setinin olmaması nedeniyle doğrudanmaliyetler sadece SGK tarafından kanser ilaçlarına yapılan harcamaları kapsamaktadır. Kanserindolaylı maliyetleri iki farklı yaklaşımla ele alınmıştır. Birinci yaklaşımda kanser harcamalarınınyatırım olanaklarında meydana getirdiği azalma nedeniyle ortaya çıkan çıktı kaybı analiz edilirken,ikinci yaklaşımda kanser nedeniyle ortaya çıkan verimlilik kaybının çıktı düzeyinde meydana getirdiğiazalma analiz edilmiştir. Yatırım olanaklarındaki azalmadan kaynaklanan çıktı kaybı analiz edilirkenhesaplanabilir genel denge yaklaşımı kullanılmış, verimlilik kaybının neden olduğu çıktı kaybı analizedilirken ekonomik simülasyon yöntemine başvurulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre 2012 yılındaSGK tarafından kanser ilaçları için yapılan ödeme yaklaşık olarak 458 Milyon TL’dir. Bununlabirlikte kanserle mücadele politikalarının başarılı olması ve kanser için harcanan paranın diğeralanlarda yatırım yapmak için kullanılması durumunda optimal bileşik faktör çıktı düzeyi %0,04,optimal yurt içi çıktı düzeyi %0,01, optimal Armington varsayımına dayalı çıktı düzeyi %0,02, optimaltüketim düzeyi %0,009 artacaktır. Bununla birlikte kanser emek verimliliğini %0,01 azaltırken,çıktıda meydana gelen azalma daha fazladır.
- MakaleAçık Erişim2018The Detection of the Relationship Between Depression and Malnutrition in Cancer Patients
Ünlü, Ayşe; Sancar Bekircan, Esra
Objective: The disease of cancer and the treatments administered might cause malnutrition and depression in patients. This research aims to assess the risk of depression and malnutrition in cancer patients and analyse the relationship between two diseases. Material and Method: The supplementary research conducted face-to-face interview method with 82 patients who applied to Gaziantep University Şahinbey Research and Application Hospital with cancer diagnosed and Adult Oncology Clinic and Polyclinic between the dates 4 April-4 September 2018 and volunteered to participate in the research. Depression case was assessed with Beck’s Depression Inventory (BDI) and nutrition cases were assessed with Nutrution Risk Screening (NRS2002). SPSS 17 (Statistical Package for the Social Sciences) programme was used to anaylse the data. Results: Participants received 28.98±10.10 points on average. According to the scores of the participants, 37.8% percent of them have moderate depression. They received 2.22±0.72 points on average from NRS-2002. It was revelaled that 43.9% percent of the participants had moderate malnutrition. A further analysis (LSD) conducted to detect which depression level the difference resulted from showed that NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. According to BDI, the difference between NRS-2002 scores is statistically meaningful. Furthermore, it has been revealed that the NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. Conclusion: The problems of oncologic patients related to nutrition and depression should be diagnosed earlier and treated soon.
- MakaleYalnız künye2017Nörotoksik dozun altındaki monosodyum glutamatın fare mezenkimal kök hücreler üzerinde sitotoksik etkisi yoktur
Güran, Sefık; Altayli, Ertan; Arslan, Sümeyye; Nurol, Nejat Kaan; Göktepe, Tutku; Dal, Sinem; Çoban, Zehra Dilşad
Objective: Monosodium glutamate appear as a food additive that listed in the group of flavor enhancers is continuously used in various types of foods. Monosodium glutamate is the sodium salt of glutamic acid, one of the most abundant naturally-occurring non-essential amino acids. U.S. Food and Drug Administration reported that monosodium glutamate is safe for use in food. However, the excessive use of monosodium glutamate causes dizziness, nausea and vomiting. Due to reports, it causes obesity. In this study it was aimed to find out the cytotoxicity of monosodium glutamate and the role on the selected genes, which have role on obesity. Method: In our study, mice were used which are known to be the most sensitive in terms of toxicity. The cytotoxic effects of monosodium glutamate on mouse mesenchymal stem cells at monosodium glutamate doses below the blood dose (100130 µmol/dl) that reported as the neuronal damage threshold in mice were studied. Furthermore leptin-lep and ghrelin / obestatin in prepropeptide-GHRL gene expressions in order to find out the role of monosodium glutamate in obesity were analyzed. Results: Monosodium glutamate below the toxic dose does not have a cytotoxic effect on mouse mesenchymal stem cells. Also no expression change in applied monosodium glutamate doses was observed in genes which are known to be associated with obesity. Conclusions: Our results support that monosodium glutamate has no toxic effect on stem cells in uses in certain doses.
- MakaleYalnız künye2017Primula vulgaris Yaprak Ekstraktının Antioksidan ve Sitotoksik Özelliklerinin Değerlendirilmesi
Demir, Selim; Aliyazicioglu, Rezzan; Turan, İbrahim; Aliyazıcıoğlu, Yüksel
Primula vulgaris, Primula cinsine mensup bir bitki olup, bu bitkiler sıklıkla geleneksel tedavide kullanılmaktadırlar. Farklı Primula türlerinin farklı ekstraktlarının antioksidan ve sitotoksik etkilerini konu alan çok sayıda çalışma olmasına rağmen, P. vulgaris ekstraktlarının bu özellikleri ile ilgili sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı P. vulgaris yapraklarının dimetil sülfoksitli ekstraktının antioksidan özelliklerinin ve sitotoksik etkilerinin belirlenmesidir. Ekstraktın toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid madde miktarı ve indirgeyici antioksidan güç tayini spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik etkisi ise insan akciğer (A549), karaciğer (HepG2), meme (MCF-7), prostat (PC-3) ve kolon (WiDr) kanser hücre serileri ile normal insan fibroblast hücre serisi üzerinde MTT yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Ekstraktın toplam fenolik madde içeriği ve indirgeyici antioksidan güç değerleri 100 g örnek başına sırasıyla 1890.1±11.2 mg gallik asit eşdeğeri ve 3233.1±176.2 mg troloks eşdeğeri olarak bulundu. Ekstrakt çalışılan tüm kanser hücre serileri üzerinde normal fibroblast hücrelerine göre seçici sitotoksik etki gösterdi ve IC50 değerleri 133.3-253.8 µg/mL arasında hesaplandı. Bu çalışma P. vulgaris yaprak ekstraktının antioksidan özelliklerini ve kanser hücre serileri üzerindeki sitotoksik etkisini ortaya koyan ilk çalışmadır. Ekstraktta bulunan antioksidan ve sitotoksik etki gösteren molekülleri ve bu etkilerin mekanizmalarını belirleyebilmek için daha ileri çalışmalar gerekmektedir
- MakaleAçık Erişim2017Mide Kanserli Olguların Geriye Dönük İncelenmesi
Eken, Hüseyin; Pülat, Hüseyin; Çağlar, Kazım; Eroğlu, Hasan; Zihni, Ismail; Karaköse, Oktay
Amaç: Mide kanseri Avrupa’da kadınlarda ve erkeklerde görülme sıklığıaçısından beşinci sırada yer almaktadır. Erkek kadın oranı ise 1.6:1 olarakbelirlenmiştir. Mide kanseri, kansere bağlı ölümlerde ülkemizde erkeklerdeikinci, kadınlarda ise üçüncü sırada yer almaktadır. Mide kanserinin prognozugenellikle kötüdür. Bunun sebebi de tanıda gecikme ve tanı konan olgularınileri evrede olmasıdır.Gereç ve Yöntemler: Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi GenelCerrahi Anabilim Dalı 1995 -2009 yılları arasında mide kanseri tanısı ilecerrahi işlem yapılan 204 olgu geriye dönük olarak incelendi. Bu olgulardan131’ine küratif cerrahi rezeksiyon yapıldığı belirlendi. Olguların %80’i lokalileri evre olgulardı (evre IIIa, IIIb ve IV). Olguların yaş, cinsiyet, başvurusemptomları, tümör lokalizasyonu, T, N, M, evre, tümör diferansiyasyonu,histolojik tipleri, tümör çapı, vasküler ve perinöral invazyon varlığı, yapılancerrahi işlem, rezeksiyon tipi, diseksiyon tipi, diseke edilen toplam lenf nodusayısı, metastatik lenf nodu varlığı, metastatik lenf nodu sayısı ve toplam lenfnodu sayısına oranı, komplikasyonlar, cerrahi mortalite, adjuvan kemoterapi,adjuvan radyoterapi ve diğer adjuvan tedavileri ve sağkalım süreleribelirlendi. Bu verilerin sağkalım üzerine etkileri lojistik regresyon analizi iledeğerlendirildi. Sağkalım açısından 3 ve 5 yıllık sağkalım eğrileri Kaplan-Meieryöntemiyle çıkarıldıBulgular: Küratif rezeksiyon ve diseksiyon yapılan 131 olguda morbidite%15.2, mortalite ise %7.6 idi. Evre ve metastatik lenf nodlarının toplam lenfnodu sayısına oranı sağkalım üzerinde en önemli faktörler olarak bulundu(p<0.05). Evrelere göre sağkalımda 5 yıllık sağkalım oranlarının evre Ia için%79.1, Ib için %78.3, II için %61.8, IIIa için %46, IIIb için %24.8 ve IV için %25.8olduğu görüldü.Sonuç: Sonuç olarak olgularımızın çoğunun lokal ileri evre olgular olmasınakarşın yapılan radikal cerrahi işlemlerden fayda gördüğü ve sağkalımoranlarının bu anlamda olumlu olduğunu söylemek mümkündür.




