Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dağ, Serhat(3)
- Zeybek, Halil İbrahim(3)
- Akaryali, Enver(2)
- Aktaş, Gülten(2)
- Alemdag, Selcuk(2)
- Aydınçakır, Emre(2)
- Dokuz, Abdurrahman(2)
- Gücer, Mehmet Ali(2)
- Maden, Nafiz(2)
- Sipahi, Ferkan(2)
- Vural, Alaaddin(2)
- Çavuşoğlu, İbrahim(2)
- Akkaya, İsmail(1)
- Aktug, Bahadir(1)
- Aliyazıcıoğlu, Şener(1)
- Alkan, Fatih(1)
- Alkan, Hamdi(1)
- Altun, Musa(1)
- Alçiçek, Mehmet Cihat(1)
- Aydın, Ali(1)
- Aylar, Faruk(1)
- Bak, Tülay(1)
- Bayram, İsmail(1)
- Bostancı, Hasan Tahsin(1)
- Ceryan, Nurcihan(1)
- Demir Şahin, Demet(1)
- Demirbaş, Cem(1)
- Demirel, Sinan(1)
- Demirelli, Ertuğrul(1)
- Dönmez, Ergin(1)
- Eker, Hasan(1)
- Eyübagil, Eda Esma(1)
- Gezgin, Cemil(1)
- Hatipoglu, Ilter Kutlu(1)
- Hatipoğlu, Şerif Can(1)
- Kandemir, Raif(1)
- Kara, Osman(1)
- Kaya, Ayberk(1)
- Kaygusuz, Abdullah(1)
- Kesimal, Ayhan(1)
Yayınlar
- Proje2016Demirözü (Bayburt) Permo-Karboniferi ReyikOkyanusu Kalıntısı mı? Sakarya Zonu Erken-OrtaPaleozoyik Jeodinamik Evrimi İçin Yeni Bulgular
Alçiçek, Mehmet Cihat; Dokuz, Abdurrahman; Aydınçakır, Emre; Kandemir, Raif
Sakarya Zonu?nun doğusunda (Doğu Pontidler) yüzeyleyen Erken Karbonifer yaşlı Cebre Riyoliti Variskan temele ait az sayıdaki yüzey kayaçlarından biridir. Zirkon U-Pb yaşlandırması Cebre Riyoliti?nin 341.8±0.60 my önce Variskan temele yerleştiğini öngörmektedir. S-tipi granitlere benzer şekilde, Al-silikat fazlarından kordiyerit ve muskovit içerir ve güçlü peralümin bir jeokimyasal karaktere sahiptir. Birime ait kayaçların Sr-Nd-Pb izotopik oranları, alt kabuk ile uyumludur. Jeokimyasal ve izotopik veriler Cebre Riyolitinin çarpışma sırasında kilce zengin bir sedimanter kökenden itibaren kısmi ergime yolu ile oluştuğuna işaret etmektedir. Önerilen jeodinamik modelde, Reyik Okyanusu?nun kapanmasını takiben Lavrazya?dan kopan kıtasal yay ile Gondwana?nın Erken Karbonifer?de çarpışması öngörülmektedir. Çarpışma, kısa bir süre sonra, okyanusal litosfer delaminasyonu tarafından izlenmiştir. Okyanusal litosfer tarafından boşaltılan kısmın yükselen astenosfer tarafından hızlı bir şekilde doldurulması metamorfizma ve kısmi ergime için gerekli ısıyı sağlamıştır. Geç Paleozoyik yaşlı sedimanter istif, Variskan sonrası jeolojik olayların kaydedildiği çok az sayıdaki otokton birimlerden biridir. İstif, Variskan temele ait Erken Karbonifer yaşlı düşük dereceli metamorfitleri ve Cebre Riyoliti?ni uyumsuz olarak örter. Geç Paleozoyik istifi tabanda 610 m kalınlığında kuvars arenit ve kireçtaşlarının sekansiyel ardışmından oluşan Çatalçeşme Formasyonu ile başlar. Üzerine, çakıltaşları ile başlayan ve üste doğru sırasıyla arkozik arentlere ve şeyllere geçiş yapan 880 m kalınlığındaki Hardişi Formasyonu uyumlu olarak gelir. U-Pb kırıntı zirkon yaşları her iki formasyon için ~300 ? 2870 my arasında değişmekle birlikte, ana yaş popülasyonları 300 ? 350 my arasındadır. Bununla birlikte Çatalçeşme kumtaşlarına ait 7 adet zirkon Permiyen (298 ? 258 My) yaşı üretmiştir. Çatalçeşme kumtaşları pasif kenar ortamlarına ait kayaçlara benzer jeokimyasal özelliklere sahiptir. Buna karşılık Hardişi kumtaşları yitimle ilişkili ortamların jeokimyasal özelliklerini taşır. Jeokimyasal ve izotopik veriler, Variskan deformasyonlarını takiben Gondwana?nın kuzey kenarı boyunca açılan kısa ömürlü bir kenar havzada çökeldiklerine işaret etmektedir. Mermer, kireçtaşı ve kumtaşı blokları yanı sıra MORB ve IAT karakterli bazik bloklar da içeren Çamdere Ofiyolitik Karışığı?nın, kenar havzanın kapanması sırasında kıtasal kabuk üzerine yerleştiği öngörülmektedir.
- MakaleYalnız künye2015Dolgu Zeminine Ait Birim Hacim Ağırlık Değeri Değişiminin Konsol Bir İstinat Duvarının Sismik Davranışı Üzerindeki Etkileri
Kara, Osman; Çakır, Tufan
Bu çalışmanın temel amacı, zemin-yapı etkileşimini dikkate alarak deprem etkisindeki konsol bir istinat duvarının davranışı üzerinde dolgu zeminine ait birim hacim ağırlık değeri değişiminin etkilerini incelemektir. Bu amaçla üç farklı temel zemini sistemi ve dört farklı dolgu birim hacim ağırlığı değeri dikkate alınarak zemin-yapı modelinin zaman tanım alanında sonlu elemanlar yöntemiyle dinamik analizleri yapılmıştır. Oluşturulan modelde dolgu-konsol istinat duvarı etkileşimini dikkate alabilmek için ara yüzey elamanları kullanılmıştır. Zemin ortamın sonsuzluğundan kaynaklanan radyasyonel sönüm ve dalga yansıma etkileri zemin sınırlarında viskoz sönümleyiciler kullanılarak göz önüne alınmıştır. Ayrıca zeminin malzeme bakımından doğrusal olmayan davranışı Drucker-Prager kırılma kriteri ile dikkate alınmıştır. Zemin-yapı modelinin dinamik analizleri 17 Ağustos 1999 Kocaeli depremi Yarımca kaydı Kuzey-Güney bileşeni kullanılarak ANSYS programı ile gerçekleştirilmiştir. Çözümlemelerde doğrudan entegrasyon yöntemlerinden Newmark yaklaşımı kullanılmıştır. Çözümleme sonuçları duvar yatay yerdeğiştirmeleri ve duvar kritik kesitlerinde meydana gelen gerilmeler üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, zemin-yapı etkileşiminin konsol istinat duvarının deprem davranışı üzerinde etkin bir parametre olduğunu ve tasarım sürecinde mutlaka dikkate alınması gerektiğini, ancak dolgu zemini birim hacim ağırlığı değeri değişiminin duvar sismik davranışı üzerinde ihmal edilebilir düzeylerde bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir.
- MakaleYalnız künye2009Trabzon-Taşönü Malzeme Ocağındaki Killerin Mühendislik Özellikleri
Ceryan, Nurcihan; Kesimal, Ayhan; Aydın, Ali
Doğu Karadeniz Bölgesinin en büyük çimento hammadde ocağı olan Taşönü Kireçtaşı Ocağında (Araklı-Trabzon) 2005-2006 tarihleri arasında üç ayrı düzlemsel yenilme gelişmiştir. Değişik fasiyeslerdeki kireçtaşlarından oluşan Kireçhane formasyonunda açılmış olan ocakta gelişen bu heyelanlar sonucunda malzeme alımı büyük miktarda azalmıştır. Heyelanların kayma düzlemleri kalınlığı 15-110 cm arasında değişen killi seviyelerdir. Bu nedenle söz konusu killerin jeomekanik ve jeofizik özellikleri incelenmiştir. Killi seviyelerden alınan örnekler yüksek plastisiteli kil (CH) grubuna girmektedir. Bu örneklerdeki kil minerallerinin yaklaşık % 85-90'ı montmorillonit ve % 10-15'i ise illitdir. Bu alandaki kil çeşitliliğini ortaya koymada yararlanılan hacim manyetik süseptibilite ölçüleri 129-163x10-6 cgs aralığında değişmektedir. Bu değerler kil içindeki ağır metal kirlilik oranları ile irdelenmiş ve özellikle demir oksit (% 3.6-6.8) oranlarının değişimine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, killi seviyeler ve dolgu malzemesi için elde edilen indeks ve makaslama dayanım değerleri ocaktaki açılacak kazı şevlerinin duraylılığının araştırılmasında kullanılabilir.
- MakaleYalnız künye2009Crustal thermal properties of the Central Pontides (Northern Turkey) deduced from spectral analys of magnetic data
Maden, Nafiz
Pontidler tektonik olarak Doğu, Batı ve Orta Pontidler olmak üzere üç ana bölgeye ayrılabilir. Bu birimlerin her biri okyanusal, kıtasal ve ada yayı parçalarından oluşan birleşik bir tektonik mozayiği göstermektedir. Doğu ve Batı Pontid tektonostratigrafik birimleri Orta Pontidlerde birleşmekte olup burada yapısal olarak kaynaşmakta ve tektonik bir düğüm oluşturmaktadır. Türkiye’nin kuzeyinde yer alan Orta Pontidler Tetis Okyanusuna bitişik Avrasya’nın güney kenarına ait parçaların en iyi görüldüğü yerdir. Çalışma alanı ayrıca Sakarya ve Kırşehir kıtalarını da içermektedir. Curie noktası derinliği ve ısı akısı değerlerini belirlemek için kullanılan Manyetik Spektral Analiz yöntemi Orta Pontidlerin termal rejimini tanımlamak için değerlendirilmiştir. Manyetik veri beş alt bölgeye ayrılmış ve her alt bölgenin ortalama Curie derinliğini belirlemek için 2B Fourier dönüşümü yöntemiyle güç spektrumları hesaplanmıştır. Çalışma alanında, Curie noktası derinlik değerleri güneyde 14.8 km’den kuzeyde 21.8 km’ye değişmektedir. Elde edilen değerler inceleme alanının güneyinde yüksek termal gradienti (39.2 °Ckm-1) ve buna karşılık gelen yüksek ısı akısını (94.1 mWm-2) göstermektedir. Çalışma alanının kuzeyinde yer alan yığışmış okyanusal kabuk malzemesinden oluşan Orta Pontidler düşük termal gradient (26.6 °Ckm-1) ve düşük ısı akısı (63.9 mWm-2) değerlerini göstermektedir. Belirlenen ısı akısı değerlerinin Pontidler gibi ada yaylarına doğru yığışım prizması içinde azaldığını ortaya koymuştur.





