Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dağ, Serhat(3)
- Zeybek, Halil İbrahim(3)
- Akaryali, Enver(2)
- Aktaş, Gülten(2)
- Alemdag, Selcuk(2)
- Aydınçakır, Emre(2)
- Dokuz, Abdurrahman(2)
- Gücer, Mehmet Ali(2)
- Maden, Nafiz(2)
- Sipahi, Ferkan(2)
- Vural, Alaaddin(2)
- Çavuşoğlu, İbrahim(2)
- Akkaya, İsmail(1)
- Aktug, Bahadir(1)
- Aliyazıcıoğlu, Şener(1)
- Alkan, Fatih(1)
- Alkan, Hamdi(1)
- Altun, Musa(1)
- Alçiçek, Mehmet Cihat(1)
- Aydın, Ali(1)
- Aylar, Faruk(1)
- Bak, Tülay(1)
- Bayram, İsmail(1)
- Bostancı, Hasan Tahsin(1)
- Ceryan, Nurcihan(1)
- Demir Şahin, Demet(1)
- Demirbaş, Cem(1)
- Demirel, Sinan(1)
- Demirelli, Ertuğrul(1)
- Dönmez, Ergin(1)
- Eker, Hasan(1)
- Eyübagil, Eda Esma(1)
- Gezgin, Cemil(1)
- Hatipoglu, Ilter Kutlu(1)
- Hatipoğlu, Şerif Can(1)
- Kandemir, Raif(1)
- Kara, Osman(1)
- Kaya, Ayberk(1)
- Kaygusuz, Abdullah(1)
- Kesimal, Ayhan(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Gümüşhane’nin Heyelan Duyarlılığının Makine Öğrenmesi Algoritmaları Kullanılarak Değerlendirilmesi
Bostancı, Hasan Tahsin
Gümüşhane, jeolojik yapısı, engebeli topografyası ve iklimsel özellikleri nedeniyle ülkemizde heyelan, kaya düşmesi ve çığ gibi kütle hareketlerinin sıkça yaşandığı illerden biridir. 2021 yılında hazırlanan il afet risk azaltma planında il genelinde meydana gelen doğal afetlerin %49’unu heyelanların oluşturduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla bu çalışmada, makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak Gümüşhane’nin Merkez ilçesinin heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada makine öğrenmesi algoritmaları olarak lojistik regresyon (LR), yapay sinir ağları (ANN) ve destek vektör makineleri (SVM) tercih edilmiştir. Adı geçen algoritmalarla oluşturulan duyarlılık modellerinde; bakı, drenaj ağlarına uzaklık, yola uzaklık, yükseklik, arazi örtüsü, litoloji, plan eğriliği, profil eğriliği, eğim ve topografik nemlilik indeksi (TWI)’nden oluşan 10 faktör kullanılmıştır. Modellerin eğitim ve doğrulama aşamasında MTA Genel Müdürlüğünden temin edilen heyelan envanter haritası kullanılmıştır. LR, ANN ve SVM modellerinin performansı ROC eğrisi altında kalan alan (area under the ROC curve - AUC) metriği kullanılarak değerlendirilmiştir. LR, ANN ve SVM modellerinin AUC değerleri, sırasıyla, 0.784, 0.865 ve 0.888 olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlar SVM modelinin diğer modellerden daha iyi performans gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, çalışma alanında heyelanların meydana gelmesinde en etkili faktörlerin sırasıyla eğim, yükseklik, TWI ve yola yakınlık olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Taş Ocağında Patlatmalı Kazı Kaynaklı Zemin Titreşimleri, Hava Şoku ve Şev Duraylılığının İncelenmesi: Örnek Bir Uygulama
Alemdag, Selcuk; Çavuşoğlu, İbrahim
Bu çalışma kapsamında, Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren bir taşocağında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkileri, kazı sonrası ve sismik yük etkisindeki duraylılığı ve buna ek olarak özellikle en yakın yerleşim yerinde oluşturabileceği titreşim ve hava şoku değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları sürecinde, Instantel Micromate marka sismograf ile beş farklı patlatma sırasında ölçümler alınmış ve veriler analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, 2022 yılında yenilenen “Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” (ÇGKY) kapsamında maden ve taş ocakları için belirlenen yeni sınır değerlerle karşılaştırılmış; ayrıca eski Türk standardı, USBM RI 8507 (USA) ve DIN 4150-3 (Alman) standartlarıyla karşılaştırmalı analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ölçülen yer sarsıntısı ve hava şoku düzeylerinin her bir patlatma için ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, arazide yapılan gözlemler sonucunda da en yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda yapısal hasara yol açmayacağı belirlenmiştir. Karşılaştırmalı analizler ise yeni Türk standardı ile DIN 4150-3 ve USBM standartlarının daha koruyucu yaklaşımlar sunduğunu göstermiştir. Taş ocağı işletmesi için tasarlanan şev geometrisi kazı sonrası mevcut durumda ve sismik yük etkisinde duraylılık değerlendirmesi yapılmış ve güvenlik sayısının SRF>1.5 olduğu belirlenmiştir. Böylece duraylılık değerlendirmesinde elde edilen güvenlik sayısı ve deformasyonlar, işletme sınırlarında yapılacak patlatmalı kazı işleminden etkilenmeyeceği öngörülmektedir. Bu çalışma, taşocaklarında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkilerinin yasal sınırlar çerçevesinde sistematik ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve ocak duraylılığına yönelik örnek bir uygulama sunmakta olup, benzer projeler için “Çevresel Etki Değerlendirme” (ÇED) süreçlerinde kaynak olarak değerlendirilebilir.
- MakaleAçık Erişim2025Mescitli Formasyonu’na (Gümüşhane, Türkiye) ait kumtaşlarının endüstriyel hammadde olarak kullanım potansiyelinin incelenmesi
Aliyazıcıoğlu, Şener; Dağ, Serhat; Zeybek, Halil İbrahim; Çavuşoğlu, İbrahim; Gücer, Mehmet Ali; Sipahi, Ferkan; Dokuz, Abdurrahman
Doğal zenginliklerin ortaya çıkarılması ve yöresel kayaçların ekonomiye kazandırılarak endüstriyel kullanım alanlarının belirlenmesi günümüzde büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane’deki Mescitli Formasyonu kumtaşlarının endüstriyel hammadde olarak kullanım potansiyeli araştırılmıştır. Kumtaşları başlıca monokristalin ve polikristalin kuvars, feldispat, volkanik ve tortul kayaç parçaları, opak mineral, kil matriks ve az oranda bağlayıcı karbonat/silis minerali içermektedir. Grovak (psammit) olarak sınıflandırılan kumtaşlarının kimyasal ayrışma indeksi (CIA) parametresine göre alterasyondan çok fazla etkilenmediği belirlenmiştir. Jeoteknik özellikler açısından, ortalama kuru yoğunluk 2.48 gr/cm3, doygun yoğunluk 2.54 gr/cm3, gözeneklilik %6.63 boşluk oranı %7.11, ultrasonik P-dalga hızı 4793 m/sn, tek eksenli basınç dayanımı 103.09 MPa ve dolaylı çekme dayanımı 5,86 MPa olarak belirlenmiştir. Donma-çözünme deneyi ile don kaybı %1.19 olarak belirlenmiş, 600-800ºC sıcaklıklara kadar ısıtılan kumtaşı numunelerinde ortalama 9.8 gr ve 17.9 gr kütle kaybı gözlenmiştir. Aynı sıcaklık koşullarında kumtaşlarının dayanımının sıra ile %7.64 ve %15.17 oranında azaldığı görülmüştür. Hücre Sitotoksisite analizlerinde toksik etkiye rastlanmamıştır. Sonuçlar, kumtaşlarının günlenmeye maruz kalacak alanlarda kullanım için uygun olmadığı, bina içyapı ve dekoratif amaçlı kaplamalarda kullanılabileceğini göstermiştir. Sıcaklık dayanımı ve hücre sitotoksisite analizleri ise kumtaşlarının ızgara taşı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2025Edge Detection Analysis Using EMAG2 Magnetic Data in Lake Van and Its Surroundings, Türkiye
Aktaş, Gülten
The aim of this study is to use EMAG2 magnetic data to analyze and interpret the boundaries of important structural features in and around Lake Van using various advanced edge detection techniques. The reduction pole was applied to the magnetic data. Edge detection is an important step to interpret the boundaries of geological structural elements with higher precision. A comprehensive lineament analysis was conducted by applying traditional and advanced edge-detection filtering techniques, including the Tilt angle (TA), the Tilt Angle of the Total Horizontal Gradient Amplitude (TAHG), and Total Horizontal Gradient-Based Edge Detection (THGED). With these methods, the boundaries of magnetic anomaly sources were tried to be interpreted more clearly. In these comparative results, lineations were obtained in the south of the lake and it was shown that it was affected by faults in the N-S, E-W main directions. In the north of the lake, NE-SW trending lineations were obtained.
- MakaleAçık Erişim2024İzmit Körfezi manyetik verilerine kenar tespit yöntemlerinin uygulanması
Aktaş, Gülten; Demirel, Sinan
Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer alan İzmit Körfezi Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu üzerinde olması nedeniyle sismik tehlike tahminleri açısından oldukça önemli etkilere sahiptir. Bu çalışmada İzmit Körfezi’nin yapısal çizgisellikleri yüksek çözünürlüklü manyetik veriler kullanılarak tanımlanmıştır. Başlangıçta verilere günlük düzeltme işlemi yapılmış ve gürültü etkilerini ortadan kaldırılmak amacıyla filtreler uygulanmıştır. Ayrıca, İzmit Körfezi’nin çizgiselliklerini ve yapısal unsurların sınırlarını çıkarmak için verilere birinci düşey türev, analitik sinyal, Tilt açısı, yatay gradyanın tilt açısı (TAHG), softsign fonksiyonu (SF) yöntemleri uygulanmıştır. Manyetik anomalilere neden olan yapısal unsurların belirlenmesinde TAHG ve SF filtreleri keskin ve net kenarlar oluşturmuştur. Tespit edilen çizgiselliklerin ana eğilimi körfezde D-B ve KD-GB yönündedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular sismik yansıma kesitleriyle de değerlendirilerek kesitlerdeki faylar ile çizgiselliklerin oldukça uyumlu oldukları görülmüştür. Böylece İzmit Körfezi’nin tektonik ve yapısal çerçevesinin daha iyi anlaşılması açısından manyetik sonuçlar güvenilir bir yapısal harita sunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bölgenin çizgisellik haritası gelecekte yapılacak yeni araştırmalara katkı sağlayacağı açıktır.
- MakaleAçık Erişim2024Monitoring Postseismic Deformations in Izmir and Its Surroundings After the 30 October 2020 Mw:6.9 Samos Earthquake
Gezgin, Cemil; Solak, Halil Ibrahim; Tiryakioğlu, İbrahim; Ozener, Haluk; Aktug, Bahadir; Yalvac, Sefa; Eyübagil, Eda Esma; Yigit, Cemal Ozer; Demirelli, Ertuğrul; Çakanşimşek, Ece Bengünaz
A devastating (Mw: 6.9) earthquake occurred in the north of Samos island on October 30, 2020. This earthquake caused loss of life and property in Izmir city center and some districts. After the earthquake, studies conducted in Izmir and its south showed that there was a horizontal displacement of 4-14 cm in Izmir and its south, the largest of which was in Seferihisar. In this region, there are many active faults with the potential to produce earthquakes between Mw:6.1 and Mw:6.9. A 27-site GNSS network has been established to monitor the postseismic deformation in this region since an earthquake can affect the earthquakes that may be caused by other surrounding faults. 4 GNSS campaign measurements were conducted over 6-month periods between 2020 and 2022 in this network. Eurasian fixed velocities of all sites were obtained using GNSS data. The results obtained show that the differences between both the current velocities and the pre-earthquake velocities in the network have reached 6 mm, and accordingly, the postseismic deformation continues in the region.
- MakaleAçık Erişim2023Köprüyanı (Maçka-Trabzon) Fe-Cu skarn cevherleşmesinin jeolojisi ve mineral kimyası özellikleri
Akaryali, Enver; Gücer, Mehmet Ali; Sivrikaya, Adem
Bu çalışmada, Doğu Pontidler’ in Kuzey Zonunda Trabzon ili sınırlarında Köprüyanı mevkiindeki Fe-Cu skarn cevherleşmesinin; jeolojisi, petrografisi, cevher mikroskobisi özellikleri ve mineral kimyası içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Köprüyanı cevherleşme sahasında, aktinolit, tremolit, pirit, kalkopirit, manyetit ve malakit mineralleri ile kırık çatlak zonları boyunca gelişmiş limonitleşme, hematitleşme kloritleşme ve epidotlaşma türü alterasyonlar gözlenmektedir. Manyetit minerallerinin genellikle kalkopirit, pirit ve granat ile birlikte bulunduğu, TiO2 içeriklerinin çok düşük (%0.02-1.02) olduğu buna karşılık FeOt içeriklerinin ise %83.13-92.00 arasında değiştiği belirlenmiştir. Manyetit ile beraber bulunan ve ekzoskarn zonunda yer alan kalkopirit minerallerinin Cu içeriğinin %33.50-43.27 ve Fe içeriği %29.84-39.11 arasında değiştiği belirlenmiştir. Epidot minerallerinin Al içeriklerinin yüksek (2.06-2.46), Mn içeriklerinin düşük (0.01-0.03) ve Fe+3 içeriklerinin ise nispeten yüksek (0.59-0.96) olduğu belirlenmiştir. Al bakımından zengin olan epidotların türünün ise klinozoisit olduğu tespit edilmiştir. Granat türleri ağırlıklı olarak andradit ve grossular-andradittir. Cevher mikroskobisi ve mineral kimyası çalışmaları kapsamında derlenen verilere bağlı olarak, Köprüyanı cevherleşmesinin Fe-Cu skarn tipinde olduğu ve bölgede var olan skarn cevherleşmelerinin parajenez, süksesyon ve mineral kimyası verileri ile benzerlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Prekast öngerme kirişli köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemiyle performansının belirlenmesi
Çavdar, Özlem; Sunca, Gülfem Çisem Köse
Mühendislik yapılarının tasarımında gerekli olan yapısal çözümlemelerin gerçekçi sonuçlar verebilmesi için tasarım aşamasında yapının inşa aşaması, süresi ve yapıya esas beton, çelik gibi malzemelerin bu süre zarfında meydana gelecek değişimleri ile beraber dinamik etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir. Çalışma kapsamında karayolu köprüsünün uygulama modeli üzerinde gerçekleştirilecek sonlu eleman analizleriyle yapı tasarımlarının sadece servis durumu ve yapım aşamalarını dikkate alacak şekilde değil, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekliliği amaçlanmıştır. Model olarak seçilen Çirmiş Köprüsü üç eşit açıklığa sahip olup toplam 96 metre uzunluğundadır. Köprü üst yapısı, tabliye ve öngerme kirişlerden oluşmaktadır. Bu tip köprülerin tasarım esaslarında kullanılan AASHTO, TS 3233 Yönetmelikleri ve TCK Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi dikkate alınarak köprü üst yapısının model güvenilirliği sağlanılıp çözümlemelere başlanılmıştır. Dinamik etkilerin tespiti amacıyla TBDY-2018 kapsamında belirtilen kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz ile doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçlarının yapı elemanlarında daha yüksek kesit tesirleri ve yer değiştirme değerleri verdiği gözlemlenmiştir. Ülkemizin aktif fay kuşağında yer almasından dolayı yapı tasarımlarının, zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Bir jeomorfosit olarak Aktepe Traverten Köprüsü’nün oluşumu ve jeoturizm potansiyeli
Yürüdür, Eren; Zeybek, Halil İbrahim; Aylar, Faruk; Alemdag, Selcuk; Bayram, İsmail; Altun, Musa
Bu çalışmada, Giresun ili Alucra ilçesi Aktepe köyüne bağlı Belençayırı mahallesi sınırları içerisindeki traverten köprüsü incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Aktepe Traverten köprüsünün oluşumu, jeomorfolojik özellikleri ve jeoturizm potansiyelini ortaya koymaktır. Çalışma arazi ölçüm, gözlem ve laboratuvar analizlerine dayanmaktadır. Traverten köprüsü, Alucra Çayı’nın yan kollarından Hayran Deresi vadisi üzerinde oluşmuştur. Traverten köprüsünün oluşumunda sahanın tektonik, litolojik ve jeomorfolojik gelişiminin önemli etkisi vardır. Çalışma sahasında farklı dönemlere ait kayaç toplulukları bulunmaktadır. Ancak traverten köprüsünün oluşumunda Jura-Alt Kretase yaşlı volkanikler ile kireçtaşının önemli etkisi vardır. Bu yapı içerisinde vadisini açan Hayran deresi, ilerleyen süreçte morfolojik taban düzeyini belirlemiştir. Bu duruma bağlı olarak üstteki kireçtaşı tabakasından yağışlar sonucu sızan sular vadiye doğru akmış ve yamaç kaynaklarının oluşmasına neden olmuştur. Bu kaynaklardan çıkan ve kalsiyum bikorbonat bakımından zengin bu sulardaki karbondioksit yüzeye çıktıktan sonra ortam şartlarına bağlı olarak sudan ayrılmış ve kalsiyum karbonat birikerek Aktepe travertenlerini oluşturmuştur. Süreç içerisinde traverten kütlesi vadinin tamamını batı yönünde ilerleyerek kapatmış ve traverten köprüsünü oluşturmuştur. Laboratuvar analizleri sonucunda yüzeyden alınan travertenin %59.31 CaCO3 ve %40.69 kil içerirken, köprü altında oluşan sarkıtın %95.96 CaCO3 ve %04.04 kil içerdiği tespit edilmiştir. Jeoturizm potansiyelini belirlemek amacıyla GAM Modeli ve Sayısallaştırılmış SWOT analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda sahanın yüksek jeoturizm potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Analysıs of coulomb stress transfer and earthquake hazard ın the çaldıran fault zone and ıts adjacent regıon
Öztürk, Serkan; Akkaya, İsmail; Alkan, Hamdi
Çaldıran fault zone (CFZ) are significant seismically active zone that generated many destructive earthquakes. In this fault system, the last of these major earthquakes occurred on 1976 (Ms = 7.3). Therefore, based on the seismotectonic b-value, earthquake probability, recurrence times and Coulomb stress changes, we investigate the future earthquake potential and positive/negative stress changes in this fault zone. The events with a magnitude greater than 3.6 are used to investigate stress transfer direction regarding the seismotectonic parameters. The results indicate that the regions having smaller b-values are obtained along with the SE of CFZ, whilst higher b-values are calculated around the east of Lake Van. On the other hand, the northeast of CFZ represents current stress accumulation. Similarly, the Coulomb stress variations of 1976 earthquake show that stress accumulated at different depths in the northwest of this fault system. In addition, considering the long-term slip rates and horizontal offset in previous studies, the recurrence time of earthquakes has approximately 302 years for a magnitude greater than 6.0. Finally, these comprehensive analyses explain the implications of seismic hazard evaluation and forecasting of possible next earthquake occurrences in this region.
- MakaleAçık Erişim2022Heavy Metal Pollution from Listvenitization: In Case of Alakeçi (Bayramiç-Çanakkale/West Türkiye)
Vural, Alaaddin
This study aimed to investigate the risk of element/heavy metal pollution caused by listvenitization. In this context, the heavy metal pollution risk of listvenite-derived soils in the region where listvenitized ultrabasic rocks are present as a result of hydrothermal alterations in the vicinity of Alakeçi (Bayramiç Çanakkale/Western Türkiye) was investigated with pollution index, geoaccumulation index and integrated pollution risk parameters. For this purpose, Cu, Zn, Pb element concentrations of 350 soil samples collected from the field were determined, and Pollution Index (PI) and Geo-accumulation Index (Igeo) parameters for each element and Integrated Pollution Index (IPI) parameters for each sampling point were calculated. In addition, distribution maps of PI, Igeo and IPI parameters were plotted. When the site is considered in terms of IPI parameter, it has been determined that the site has medium and high pollution risk. When the field is considered in terms of PI and Igeo parameters, a remarkable level of pollution has been detected in the field, especially by Ni, Co and As elements. When the distribution maps of the PI, Igeo and IPI parameters are examined, it has been determined that the pollution risk is higher than the other areas, especially in the areas where hydrothermal alteration is intense and in the tectonic line areas. Although listvenitizations and listvenite zones are important target areas especially for epithermal gold mineralizations, this study has shown that listvenitization areas are also areas at risk of heavy metal pollution. Therefore, listvenitization zones are areas that should be investigated in terms of heavy metal pollution risk as well as epithermal gold mineralization potentials.
- MakaleYalnız künye2022Investigation of usability of building rubble as road underfill
Külekçi, Gökhan; Osman Yilmaz, Ali
For resources to be used efficiently, the structures built on the earth must be long-lasting. The longevity of the roads built with a length of millions of kilometers per year is determined by the nature of the filling material, traffic, equivalent axle load, climatic effects, material fatigue, and layer thicknesses used. The fact that filling material complies with the standards and is easily available will ensure that the road construction works are both economical and long-lasting. Many building rubbles are formed from the buildings that have completed their lives in the urban transformation process. Storage and disposal of this building's rubble are very difficult. To eliminate these difficulties, the usage areas of the rubble should be increased. In this study, some mechanical experiments were carried out on the building rubble obtained from the Black Sea region, and these were interpreted. Grain density, freeze-thaw tests, Micro-Deval, and Determination of Fragmentation Resistance, tests were carried out according to TSE and ASTM standards of aggregates obtained from building rubble. The results obtained from the experiments were compared with the technical specifications of the General Directorate of Highways. It has been revealed that the analyzed aggregate can be used as road fill in highways.
- MakaleAçık Erişim2021Çörtlerin betonun alkali silika reaksiyonu üzerindeki etkisi
Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan
Betonun durabilitesini etkileyen kimyasal reaksiyonlardan biri de alkali silika reaksiyonudur (ASR). Gümüşhane ilinde yer alan taş ocaklarının birçoğunda bol miktarda çörtler yer almaktadır. Bu çörtler delme patlatma yöntemiyle ana kayaçtan ayrılarak elde edilen ince ve kaba agregalarla birlikte beton bileşeni olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Gümüşhane ilinin 3 farklı bölgesinden alınan çörtler (Akçakale, Gümüşhane ve Besyo), Gümüşhane üniversitesinde yer alan beton laboratuvarına getirilmiştir. Daha sonra farklı bölgelerden alınan 3 farklı çört ve referans numunesi için beton karışım hesabı yapılmış ve bu karışım hesaplarına göre ASTM C 1260 hızlandırılmış harç çubuğu standardına göre beton örnekleri hazırlanmıştır. 3, 7, 14 ve 28 günlük kür süreleri için 3 adet hızlandırılmış harç çubuğu numunesi hazırlanmıştır. Her bir bölgenin çört karışımlarına ait harç numunelerinin 3, 7, 14 ve 28 gün sonundaki ASR ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar; çört ile üretilen tüm numunelerin, referans numunesine göre daha yüksek boy değişimi değerine sahip olduğunu, kür süresine bağlı olarak boy değişim değerlerinin arttığını göstermiştir. 14 günlük boy uzama sonuçlarının ASTM C 1260’ta belirtilen % 0.1 zararsız agregalar için boy uzama limitini ve 28 günlük boy uzama sonuçlarının da % 0.2’den fazla boy uzaması değerlerini aştığı görülmüştür. Sonuç olarak; Akçakale, Gümüşhane ve Besyo çörtlerinin 14 ve 28 günlük kür süreleri göz önüne alındığında ASR açısından zararlı olduğu anlaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021Sağlık District Landslide (Ordu, Turkey)
Uzun, Ali; Zeybek, Halil İbrahim; Hatipoglu, Ilter Kutlu; Hatipoğlu, Şerif Can
Landslides cause loss of life and property from time to time. In Turkey, the Black Sea Regionis the region where landslides are seen most frequently. In this study, Sağlık DistrictLandslide that occurred on May 15th, 2019 in the Central Black Sea Region was examined.This study aims to investigate the occurrence of landslide and its consequences. For thispurpose, area was visited and measurements were performed, soil samples and photos weretaken. The region which has a rough terrain, receives precipitation throughout the year. Thesite has volcanic bedrock and thick debris and ground cover on it. The liquefaction limit ofthe soil is between 45.7 and 47.8 and the plasticity limit is between 20.51 and 22. Snowmeltis the main factor that triggers landslides in the work area. Also, turning forests intoagricultural areas, opening roads crossing the slopes, additional weights created by houses,water leaking from the sewer network to the ground among preparative conditions oflandslides. Stress cracks that started to occur in the crown part of the landslide three yearsago started to expand on the day of the incident. The authorities who realized this evacuatedthe houses being under threat. Despite this, 22 buildings were destroyed and 8 hectares ofagricultural land were damaged. It has been proposed to establish new settlements far fromthe landslide zone and the people in the landslide zone be moved to safe areas.
- MakaleAçık Erişim2020Geological and Mineralogical Investigation of Kılıçören (Gümüşhane) Pb-Zn-Cu±Au±Ag Mineralization
Akaryali, Enver; Şal, Fatih
The study area is located in Madenin Sırtı region of Kılıçören village of Gümüşhane. The mineralization found in the study area is developed within andesitic rocks of Early-Mid Jurassic Şenköy Formation. The ratios of Nb/Y and Zr/TiO2 of volcanic rocks in the area indicated these rocks are andesite and andesite/basalt according to the chemical analyzes. It is determined that the volcanics have calc-alkaline character based on the AFM, SiO2 versus K2O and SiO2 versus ThCo diagram. The mineralization is observed as a vein situated in the NW-SE trending fractures developed in andesites belonging to Early-Middle Jurassic Şenköy Formation. The veins observed in the field have the thicknesses ranging from a few centimeters to several meters and length continues for several meters. The silicified ridge pointing to an epithermal system is about 5 meters in thickness and 50 meters long, having a bearing of N25°W. In the field, besides to silicification, the alteration types such as hematitization, limonitization, chloritization and sulfurization have been identified in the rocks around the mine. The pyrite, chalcopyrite, galena, sphalerite, fahlerz and quartz form the paragenesis of mineralization. In the mineralization, which is developed in two different phases, the replacement, separation, inclusion and cataclastic textures are the most important texture types observed. Especially, the observation of space filling and comb textures in quartz-containing samples, suggests that the mineralization in the field may have developed in the epithermal system.
- MakaleAçık Erişim2019Sakarya Zonunun Güney Kesiminde Yüzeylenen Geç Kretase Alkalen Volkanitlerinin Jeokimyasal Özelliklerinin Karşılaştırılması
Aydınçakır, Emre; Şen, Cüneyt; Bak, Tülay; Yağcıoğlu, Ufuk Celal
Sakarya Zonunun güney kesiminde Bayburt, Amasya-Gümüşhacıköy ve Ankara-Kalecik lokasyonlarında ÜstKretase’nin son dönemlerinde benzer stratigrafik seviyelerde yüzeylenen alkalen volkanitler makroskobik olarak irianalsimleşmiş lösit porfirleri ve iri piroksen porfirleri içeren iki farklı litoloji sunarlar. Bu kayaçlar çarpışma öncesiyaşlı okyanus kabuğunun yitim açısının dikleşmesi sonucu, metasomatizmaya uğramış flogopitce zengin mantokayaçlarının düşük dereceli kısmi ergimesi sonucu oluşan kaynak magmalardan itibaren oluşmuşlardır. Oluşumlarınıizleyen süreçte alkalen magma, kabuk içerisindeki orta/sığ derinliklerdeki magma odalarında diferansiyasyonauğrayarak, iki farklı litolojide yeryüzüne ulaşmıştır.
- MakaleAçık Erişim2018Gündoğan (Ardeşen-Rize) Köyü Yerleşim Alanındaki Yamaç Duraysızlığının Jeoteknik Açıdan İncelenmesi
Dağ, Serhat; Kaya, Ayberk; Demirbaş, Cem
Bu çalışma kapsamında Gündoğan (Ardeşen-Rize) Köyü yerleşim alanının üstünde bulunduğu yamaçta meydana gelen ve yaklaşık olarak 2.24 hektarlık bir alanı kapsayan duraysızlık problemi jeoteknik açıdan incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sırasıyla arazi, laboratuvar ve şev duraylılık analizi çalışmaları olmak üzere üç aşamada yürütülmüştür. Bu amaçla eğim yönünde 3 hat boyunca toplam 150 m derinliğinde 6 adet sondaj kuyusu açılmış, 3 profilde jeofizik çalışmalar gerçekleştirilmiş ve 2 sondaj kuyusunda inklinometre ölçümleri yapılmıştır. Arazi çalışmaları sonucunda ana kayayı Geç Kretase yaşlı Çağlayan Formasyonu’na ait volkano- tortul kayaçların oluşturduğu ve bu birimlerin üzerine kalınlığı 5.0-16.5 m arasında değişen yamaç molozunun geldiği belirlenmiştir. Yamaç molozunun fiziko-mekanik özelliklerini tespit etmek için araştırma sondajlarından örselenmemiş örnekler alınmıştır. Arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen veriler yardımıyla Limit Denge ve sonlu elemanlar tabanlı Kayma Dayanımı Azaltma Yaklaşımı (FEM-SSR) yöntemleri kullanılarak duraylılık analizleri yapılmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Duraylılık analizleriyle belirlenen kayma yüzeylerinin dağılımları incelendiğinde yamaçta önlem alınmaması durumunda yenilmenin gerileyen şekilde devam edebileceği saptanmıştır. Yapılan inklinometre ölçümleri ve duraylılık analizleri, Gündoğan Köyü yerleşim alanındaki yamaç molozunun duraysız olduğunu ve heyelan potansiyeli taşıdığını göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2018Gümüşhane yöresinde yüzeylenen magmatik kökenli bazı kayaların jeomekanik özellikleri arasındaki ilişkilerin araştırılması
Dağ, Serhat; Alkan, Fatih
Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezinde yüzeylenen andezit ve monzogranit bileşimindekimagmatik kökenli kayaların jeomekanik özellikleri belirlenmiş ve aralarındaki görgül ilişkileraraştırılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda, andezit ve monzogranitlerin özgül ağırlık, birim hacimağırlık, ağırlıkça su emme, hacimce su emme ve gözeneklilik değerleri belirlenmiştir. Her iki kaya türüiçin kuru ve doygun koşullarda P ve S dalga hızı ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Bu değerlere bağlı olarakdinamik elastik parametreler saptanmıştır. Mekanik özelliklerden tek eksenli basınç dayanımı, nokta yüküdayanım indeksi ve dolaylı çekilme dayanımı ile statik elastik parametrelerden elastisite modülü vepoisson oranı değerleri belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucunda, en yüksekkorelasyon katsayısı andezitlerde r: 0,90 ve monzogranitlerde r: 0,94 değeri ile P ve S dalga hızıölçümlerine ait verilerden elde edilmiĢtir. En düşük korelasyon katsayısı değeri ise monzogranitlerdeKuvars/Alkali Feldispat oranı ile gözeneklilik arasında tespit edilmiĢtir. Yapılan analizler neticesindeistatistiksel olarak anlamlı bulunan ve yüksek korelasyon katsayısına sahip iliĢkilerin çalışma açısındanönemli olduğu ve ilgili parametrelerin dolaylı tahminlerinde kullanılabilir nitelikte olduğu görülmüştür.
- MakaleYalnız künye2017Kaletaş (Gümüşhane) Au Madeninde Cevher Yerleşimine Bağlı Gelişen Alterasyon Zonlarının Gamma Işın Spekrometresi ile Belirlenmesi: Örnek Bir Çalışma
Maden, Nafiz; Yiğit, Yılmaz
Bu çalışmada Kaletaş (Gümüşhane, KD Türkiye) yöresinde toplam 198 noktada Potasyum (K), Uranyum (eU), Toryum (eTh) konsantrasyonu ve Doğal Doz Oranı değerleri Gamma Ray Spektrometre cihazı ile ölçülmüştür. Potasyum (K), Uranyum (eU), Toryum (eTh) ve Doğal Doz Oranı haritaları değerlendirildiğinde yüksek genlikli anomalilerin bozunmaya bağlı K zenginleşmesi gösteren kırık hatları boyunca yerleştiği görülmüştür. Yüksek genlikli K/eTh, K/eU ve efimov F-parametre (KeU/eTh) anomalileri hidrotermal çözeltilere bağlı bozunma zonlarına işaret etmektedir. Hızlı ve ekonomik bir yöntem olan gamma ray spektrometre yöntemi K bozunmasına bağlı cevher zonlarının belirlenmesinde kullanılabilir. Ayrıca, yüksek genlikli efimov F-parametre anomalileri potansiyel cevher sahalarını göstermekte olup sondaj noktaları olarak kullanılması mümkündür.
- Proje2017Granitoidlere (Gümüşhane, Kd Türkiye) Bağlı Gelişen Skarn Cevherleşmelerinin Jeolojisi, Jeokimyası Ve Jeokronolojisinin Araştırılması
Saydam Eker, Çiğdem; Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin; Sipahi, Ferkan
Kopuz Fe ve Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmeleri Gümüşhane'nin (KD Türkiye) kuzeybatısında bulunmaktadır. Kopuz ve Karadağ (Torul, Gümüşhane) çevresinde granitoyid, tortul ve volkanik kayaçlar yer almaktadır. Kopuz Granitoyidi 79.9 My, Karadağ Granitoyidi 44 My yaşlı olarak belirlenmiştir. Kopuz?da kireçtaşı ile volkanitlere 79.9 My yaşlı granitoyidin sokulumu ile dokanak metamorfizması ve skarn zonu gelişmiştir. Kopuz Fe skarn cevherleşmesine sebep olan granitoyid yüksek K?lu kalk-alkali karakterde ve metalimünyum özellikte olup yay granitlerine benzerlik göstermektedir. Granodiyoritten kireçtaşına doğru endo- ve ekzoskarn zonları gelişmiştir. Skarn zonunda piroksen, granat, biyotit-flogopit, amfibol, epidot, kuvars, kalsit ve aktinolit mineralleri oluşmuştur. Skarn zonunda piroksen türü diyopsitik hedenberjit ve diyopsit, granat türü andradit ile grossular andradittir. Kopuz Fe skarn cevherleşmesinde cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit ve hematit şeklinde belirlenmiştir. Karadağ?da 44 My yaşlı granitoyidlerin Geç Kretase yaşlı kireçtaşı ve volkanitlere sokulumu sonucu skarn cevherleşmesi oluşmuştur. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesine sebep olan granitoyid yüksek-orta K?lu kalk-alkali karakterde olup kuvars monzonit, granodiyorit ve kuvars porfirler peralimünyum; diyoritler metalimünyum özellikte ve genelikle yay granitlerine benzerlik göstermektedir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinin ekzoskarn zonundaki skarn mineralleri piroksen, granat, epidot, kuvars ve kalsittir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinde piroksenler diyopsit olup çok az hedenberjit, vollastonit veya johansinit bileşiminde, granatlar ise andradit ile grossular andradittir. Cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit, hematit ve kalkopiritten oluşmaktadır. Kopuz Fe skarn cevherleşmesindeki granitoyidlerdeki apatit ve zirkon termometre hesaplamalarında yerleşim sıcaklığı 758-907 ºC arasındadır. Kopuz Fe skarn cevherleşmesinin ekzoskarn zonunda andradit-diyopsit çiftinin mineral kimyasından 344-434 oC arasında sıcaklık değerleri belirlenmiştir. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesi çevresindeki granitoyidlerde apatit ve zirkon termometresi yerleşim sıcaklığı 668-1021 ºC arasında hesaplanmıştır. Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinde ekzoskarn zonunda andradit-hedenberjitik diyopsit ve grossular andradit-diyopsit çiftinin mineral kimyasından 412- 503 oC arasında sıcaklık değerleri belirlenmiştir. Kopuz Fe ve Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmelerinde ekzoskarn zonu kuvars ve kalsit mineralleri sıvı kapanımları birincil ve Tip I kapanımlardır. Kopuz?da homojenleşme sıcaklığı 224-349 °C ve tuzluluk % 4.18 (NaCl eşdeğeri tuzluluk); Karadağ?da ise sırasıyla 175-430 oC ve % 0.2-14.8 (NaCl eşdeğeri tuzluluk) arasında belirlenmiştir. Sıvı kapanım verileri skarn kökeni desteklemekle birlikte nispeten farklı iki sıvının izotermal karışımı ile soğumanın mineral çökeliminde etkili olduğunu belirtmektedir. Kopuz Fe ve Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmelerinde piritin manyetit ve hematitle birlikte az miktarda olması, Kopuz Fe skarn cevherleşmesindeki piritin S-izotop değerinin dar bir aralıkta değişmesi ve magmatik kaynağı göstermesi her iki cevherleşmeyi oluşturan sıvıların başlangıçta kükürt içeriğini desteklemekte olup düşük ?S ve yüksek ?O2 ortam şartlarında oluştuğunu belirtmektedir. Kopuz Fe skarn cevherleşmesinde skarn mineralleri olarak diyopsitik hedenberjit ve diyopsit, andradit ve grossular andradit, epidot, bol manyetit, hematit ve çok az piritin olması; Karadağ Fe-Cu skarn cevherleşmesinde ise diyopsit, andradit ve grossular andradit, epidotun, manyetit ve hematitce zengin, çok az kalkopirit ve piritin varlığı; sıcaklıkların 200-500oC arasında olması; her iki cevherleşmeyi oluşturduğu düşünülen sıvıların tuzluluğunun magmatik sıvıları belirtmesi; oksijen ve karbon izotop verilerinin magmatik kökeni desteklemesi, cevherleşmelerin magmatik yayda, başlangıçta kükürtlü daha sonra oksitli şartların egemen olduğu sığ sokulum oluşumunu işaret etmektedir.





