Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Araçlar Arası (V2V) Haberleşmede Dağlık Anayollarda Yol Kaybı ve Gölgeleme Analizi

    Tuğcu, Zeynep Hasırcı; Kuzulugil, Kenan

    Araçlar arası (V2V) haberleşme, karayolu sürüş güvenliği ve kaza önleme açısından önemli bir teknoloji olarak görülmektedir. Ancak, araçlar arasına giren binalar, diğer araçlar ve ağaçlar gibi çevresel engeller V2V haberleşmeyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, virajlı dağlık anayol ortamlarında, verici ve alıcı araçlar arasındaki iletişimi engelleyen dağlık alanların etkisi incelenmiş ve 5.9 GHz’de V2V ölçümleri yapılmıştır. Ölçülen veriler, engel senaryolarında yaygın kullanılan log-normal ve çift eğimli yol kaybı modelleriyle modellenmiş ve verilere uyum performansları açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, dağ engeli bulunan senaryolarda çift eğimli yol kaybı modelinin daha iyi bir uyum sağladığını göstermektedir. Ayrıca, dağ engelinin neden olduğu gölgeleme ve zayıflatma etkileri incelenmiş, dağ engeli kaynaklı ortalama zayıflamanın 19.6 dB olduğu tespit edilmiş ve literatüre ilk kez bu çalışma ile kazandırılmıştır. Bu bulgular, sistem tasarımcıları ve araştırmacılarına çevresel faktörlerin V2V iletişim performansına etkisinin detaylandırılmasında ve sistemlerin buna göre optimize edilip tasarlanmasında katkı sağlayacaktır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Aktif ve pasif kaynaklı yüzey dalgası verileri kullanılarak yer etkisine dayalı mikrobölgelendirme: Gümüşhane örneği

    Beker, Yasemin; Sayil, Nilgun

    Gümüşhane ili, sismik aktivite açısından sakin bir bölge olmakla birlikte Kuzey Anadolu Fay Zonu’na (KAFZ) yakın olması sebebiyle deprem tehlikesi altındadır. Dolayısıyla, hızlı ve yoğun bir yapılaşma süreci içerisinde olan Gümüşhane ili merkez ilçesinde, yerel zemin etkilerinin ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla, Yatay/Düşey Spektral Oran (HVSR) ve Çok Kanallı Yüzey Dalgası Analizi (MASW) uygulanarak yer etkilerinin tespitinde önemli parametreler olan baskın frekans/periyot, büyütme potansiyelini tanımlayan HVSR ve ilk 30 metreye ait ortalama S-dalgası hızı (VS30) hesaplanmıştır. Tek istasyonda toplanan mikrotremor verilerinden inceleme alanı için belirlenen baskın frekanslar 1.21-13.40 Hz, baskın periyotlar 0.07-0.82 sn, büyütme potansiyel değerleri 1.12-9.76 ve VS30 değerleri ise 300.2-677.2 m/sn arasında değişmektedir. Ayrıca hesaplanan VS30 değerleri kullanılarak inceleme alanı için TBDY (2018), NEHRP (2020) ve Eurocode-8 (2004)’e göre zemin sınıfları tanımlanmıştır. HVSR ve MASW yöntemlerinden elde edilen ölçüm parametreleri kullanılarak çalışma alanına ait baskın frekans, baskın periyot, büyütme potansiyel riski ve VS30 değerlerine ait mikrobölgelendirme haritaları oluşturulmuştur. Bu haritalara göre Gümüşhane ili merkez ilçesinde yüksek baskın frekans ve düşük baskın periyot bölgelerinin düşük büyütme potansiyeline ve yüksek VS30 değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile Gümüşhane ili merkez ilçesi için farklı jeofizik yöntemlerden elde edilen zemin parametrelerinin birbirleriyle ve bölgenin jeolojik yapısıyla iyi bir uyum gösterdiği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    مدينة دمشق في روايات خيري الذهبي

    الأحمد, محمد

    توقف هذا البحث عند مدينة دمشق في روايات خيري الذهبي، ورصد فيها بناء المكان الدمشقي، ولا سيما أحياء دمشق وما تضمنته من شوارع ودكاكين ومساجد وأماكن عامّة، والبيت الدمشقي الذي وصفه الروائي بنمطيه القديم والحديث. وتتبع البحث أسماء المجتمع الدمشقي الروائي، ورصد البحث أهم الأزياء والملابس لدى هذا المجتمع، ومعتقداته، وأطعمته وأشربته، والأمثال التي دارت على ألسنة أفراده، والعادات والتقاليد التي برزت لدى أفراده. وتم الوصول إلى عدة نتائج، أهما: أن مدينة دمشق شكّلت المركز الذي دارت حوله مجمل الأحداث التي تضمنتها روايات الذهبي، وبدا الروائي حريصًا على تقديم مدينة دمشق على نحو يكاد يطابق الواقع، وبدا أنّه يريد أن يحفظ هذه المدينة روائيًّا كي يتسنى للقارئ المعاصر معرفتها، وكي يتمكّن القارئ المستقبلي من تكوين صورة واقعية عن هذه المدينة خلال مئة عام تمتد من أوائل القرن العشرين حتى أوائل القرن الحادي والعشرين.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigating the validity of the gibrat law at the provincial level in Türkiye: parametric and semiparametric panel data models

    Zuhal, Mustafa; Kızılarslan, Şaban

    The growth of cities is closely linked to the overall economic growth of nations. Especially in urban planning, predicting and modelling the growth trajectory of cities is crucial for ensuring sustainable economic growth. The growth of cities brings with it many social and economic gains, but it also increases many economic and social demands. The growth of cities is analysed based on geographical foundations, the assumption of increasing returns, and the random growth approach. The growth of cities is usually discussed in terms of three different models. The random growth approach is called Gibrat's law, and this approach allows cities to be analysed empirically. Gibrat’s law is analysed comparatively with parametric analyses as well as nonparametric and semiparametric models. This study aims to examine the validity of Gibrat's law at the provincial level in Türkiye using parametric and semiparametric panel data models. The study utilizes annual data from 2007 to 2019 at the provincial level. The analysis reveals that parametric models provide weak evidence for the validity of Gibrat's law, while semiparametric models provide stronger evidence.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bir kamu binasının binaların yangından korunması yönetmeliği çerçevesinde incelemesi: Örnek bir uygulama

    Çavuşoğlu, İbrahim; Işık, Hale

    Türkiye'de, tarih boyunca bina yangınları sıklıkla yaşanmış, ciddi kayıplara neden olmuş ve bu durum günümüzde de devam etmektedir. Ancak, yangın güvenlik önlemlerinin alınmasıyla bu kayıpların büyük ölçüde önlenebileceği bilimsel bir gerçektir. Ülkemizde 2007'de çıkarılan "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" (BYKHY) ile mevcut binaların bu yönetmeliklere uygun hale getirilmesi ve yeni binaların bu standartlara göre inşa edilmesi, bina yangınlarının büyük ölçüde engellenmesine yardımcı olabilir. Güvenli bir çalışma sistemi için, tüm yangından korunma sisteminin periyodik olarak test edilmesi gerekir, böylece sistem acil bir durumda daha iyi çalışır. Bu çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) binasının yönetmelikte belirtilen kriterlere uygunluğu 14 farklı başlıkta incelenmiştir. Ayrıca eksiklik olan başlıklarda Fine Kinney metodu uygulanarak risk analizi gerçekleştirilmiştir. İncelemeler sonrasında binanın 5 başlıkta yönetmelikte belirtilen kriterleri karşıladığı, diğer 9 başlıklarda ise bazı eksiklikler olduğu belirlenmiştir. Yapılan risk analizi özellikle kaçış merdivenleri, acil durum aydınlatması, kazan dairesi, dış kaçış merdivenleri ve hidrant sistemi gibi alanların çok yüksek riskler içerdiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma bir kamu binasında belirlenen çok yüksek ve yüksek risk seviyelerinin azaltılması veya kabul edilebilir düzeye indirilmesi için gerekli önlemlerin alınması hususunda vurgu yapmaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Çevresel Tehlikelerin Belirlenmesi ve Sağlık Etkilerinin İncelenmesi: Gümüşhane Katı Atık Tesisi Örneği

    Güvendi, Aslıhan; Külekçi, Gökhan

    Bu çalışmada, Gümüşhane ilindeki katı atık tesisinin iş sağlığı ve güvenliği Elmeri yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Katı atık yönetim süreci, atık toplama, taşıma, ayrıştırma, geri dönüşüm ve bertaraf gibi adımları içermektedir. Bu süreçlerde potansiyel olarak ortaya çıkabilecek; atık toplama sürecinde, keskin kenarlı ve delici maddelerin bulunmasıyla oluşabilecek kesilmeler ve delinmeler, atıkların taşınması sırasında ağır yüklerin kaldırılmasıyla ilgili bel ve sırt yaralanmaları, ayrıştırma işlemi sırasında kimyasal maddelerin sızması veya bu maddelerin solunmasıyla ilgili zehirlenme veya solunum yolu rahatsızlıkları, geri dönüşüm sürecinde kullanılan makinelerin veya ekipmanların yanlış kullanımıyla ilgili kırılma, ezilme veya yakma gibi kazalar, atıkların bertaraf edilmesi sırasında oluşabilecek patlama veya yangın riskleri gibi tehlikeler mevcuttur. Bu tehlikeler, Elmeri yöntemi kullanılarak tanımlanmış, çalışanların ve çevrenin bu tehlikelere maruz kalma düzeyi değerlendirilmiş ve ortaya çıkan riskler belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, tesis yöneticileri ve ilgili paydaşlar için önemli bir kaynak olabilir ve katı atık yönetiminde daha etkili önlemlerin alınmasına yardımcı olabilir. Bu çalışma kapsamında Elmeri yönteminde belirtilen 7 ana başlık altında toplanan metotlara göre çalışma alanlarında toplam 494 adet gözlem yapılmıştır. Yapılan gözlemlerden 239 tanesi doğru güvenlik davranışı ve durumları belirtirken 255 tanesi yanlış güvenlik davranış ve durumlarını belirtmektedir. Gözlem sonuçlarına göre çalışma alanlarındaki en yüksek mevcut güvenlik endeksi % 57,2 ile atık toplama gündüz vardiyası, en düşük indeks ise % 29,3 ile atık ayrıştırma kısmında hesaplanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Samsun’da Kara Yolu Trafik Kazalarının CBS Tabanlı Zamansal ve Mekânsal Analizi

    Ozçelebı, Muhammed Akıf

    Dünya genelinde kentlerdeki araç sayısının artışı, uluslar için önemli bir endişe kaynağı olmuştur. Bu durum, ekonomik kayıpların yanı sıra kara yolu trafik kazalarında (KTK) da yükselişe yol açmış ve trafik güvenliğini küresel düzeyde ciddi bir sorun haline getirmiştir. Bu çalışmada Samsun’da KTK’lerin zaman içerisinde neden ve nasıl gerçekleştiğinin tespit edilmesi, nispeten yüksek riskli konumların belirlenmesi ve yakın çevresindeki aktivite alanlarıyla ilişkilendirilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Çekirdek yoğunluk, Ancelin Local Moran’ın I, benzerlik ve mekân-zaman küpü analizlerinden yararlanılmıştır. Buna göre 2018-2020 yılları arasında gerçekleşen 4.339 kara yolu trafik kazaları en az perşembe günü, kış mevsimi ve gece saatlerinde (00:00-06:00) meydana gelirken, en fazla kaza ise cumartesi günü, yaz ayları ve akşam vakitlerinde (16:00-21:00) gerçekleşmiştir. Çalışma kapsamında yapılan analizler Samsun’da KTK’lerin daha yüksek araba hızına ve hacmine sahip çok şeritli yollar üzerinde kümelendiğini ortaya çıkarmıştır. KTK’lar konut ve ticari arazi kullanım alanları ile kamu ve özel kurumların toplandığı şehir merkezleri ve yakın çevresindeki anayollar boyunca meydana gelmiştir. KTK’lerde sözü edilen şehir merkezlerinde ise Samsun’un en nüfuslu ilçesi olan İlkadım öne çıkmıştır. Samsun şehrinde mekân zaman küpü analizi neticesinde zaman içinde KTK’lerin kümelenme gösterdiği sıcak noktalar içerisinde en geniş alana yayılan model “azalan sıcak noktalar” olmuştur. Bu model İlkadım ilçesinin kentsel alanı ile Canik ilçesinin batısındaki İlkadım Bulvarı’nın çevresinde kümelenmiştir. Sonuç olarak tespit edilen bu sıcak noktalar güvenlik kurumlarının kaza sıklığını veya şiddetini azaltacak önlemler konusunda daha bilinçli kararlar almasına rehberlik edeceği düşünülmektedir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    İstanbul – İzmir Otoyolu’nun Tarım Alanlarına Etkisi: Manisa Kesimi Örneği

    Arslan, Ferhat; Üzülmez, Mehmet

    Ulaşım faaliyetleri bir ülkenin gelişmişlik derecesini belirleyen önemli göstergelerden birisidir. Ülke içindeki ticari faaliyetlerin devamı, ülkenin her noktasına olabilecek iletişim hareketliliği ve bireysel faaliyetler gibi birçok unsurun da odak noktasında yer alan ulaşım aynı zamanda ülkeler arasındaki ilişkileri de belirleyen başat aktörlerdendir. Kara yolu ile her noktaya ulaşım imkânının bulunması ve ulaşımda kullanılabilen araç çeşitliliğinin fazlalığı nedeniyle tüm dünya gibi Türkiye’de de kara yolu ulaşımının geliştirilmesine yönelik politikalar benimsenmiştir. Bu politikaların bir sonucu olan ve etki düzeyi ile hem ulusal hem de uluslararası bir niteliği bulunan İstanbul - İzmir Otoyolu 2009 yılında ihale edilmiş ve 2019 yılı itibariyle tamamen hizmete açılmıştır. Bu çalışma söz konusu otoyolun tarım alanları üzerindeki etkisini Manisa örneğinde incelemeyi amaçlamıştır. Manisa’nın ulusal ve uluslararası düzeyde bir tarım bölgesi olması örneklem seçiminde etkili olmuş ve bu kapsamda Google Earth, OpenStreetMap, Coordination of Information on the Environment (CORINE, 2018), Harita Genel Müdürlüğü ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda otoyol projesi neticesinde Manisa genelindeki karmaşık ekim modelleri, kuru tarım alanı, zeytin alanı, sulu tarım alanı ve üzüm bağları kategorisinde toplam 842 ha’lık tarım alanının kaybedildiği sonucuna varılmıştır. Çalışma ile gıda üretim alanı olan tarım alanlarını koruyucu önlemler ile entegre ulaşım politikalarının temel alınmasının zorunluluğu vurgulanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Deprem Risk Algısı ve Klostrofobi Düzeyi Arasındaki İlişki ve Etkileyen Faktörler

    Akgül, Fatma; Doğan, Melike Demir

    Amaç: Bu araştırma deprem risk algısı ile klostrofobi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla ilişkisel ve kesitsel olarak planlanmıştır. Yöntem: Bu ilişkisel kesitsel çalışma, 24 Ocak 2020’de Elâzığ depremini yaşayan depremzedelerde oluşan deprem risk algısı ile klostrofobi düzeyi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Elâzığ ilinde depremi yaşamış bireylerdir. Araştırmaya katılmayı kabul eden, 18 yaşını doldurmuş 400 kişi araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Bu çalışmada veriler 01.07.2023 ile 01.09.2023 tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, sosyo-demografik özelliklere ilişkin bilgi formu ve araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak hazırlanan anket kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalamasının 35,08±12,51 olduğu, yarısının kadın olduğu (%54,8) ve %55’inin çocuk sahibi olduğu belirlendi. Araştırmada uygulanan T-Testi analizlerine göre, deprem risk algısının kadınlar ve erkekler arasında anlamlı düzeyde farklılıklar gösterdiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anova Testi analizlerine göre ise depremzedelerin eğitim düzeyleri arttıkça klostrofobi davranışlarının azaldığı; evlerindeki hasar düzeyi arttıkça ise klostrobi davranışlarının da arttığı gözlemlenmiştir. Klostrofobi davranışı ile deprem risk algısı ve duyuşsal ve bilişsel alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Yani klostrofobi davranışı yüksek olan bireylerin deprem risk algısı da yüksektir. Sonuç: Elde edilen bulgular neticesinde, eğitim durumu ve cinsiyetin deprem riski algısı üzerinde anlamlı farklılıklara sahip olduğu, duyuşsal ve bilişsel deprem riski algısı ile klostrofobi arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2024
    Kapalı Otoparklara Yerleştirilen Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarında Bekleme Süresini En Aza İndirecek Bir Tasarım Yaklaşımı

    Cakmak, Recep; Çiçek, Murat Han

    Elektrikli araçlar çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım alternatifi olarak öne çıkmaktadır. Ancak elektrikli araçların daha fazla yaygınlaşması için karşılaşılan temel zorluklardan biri, yeterli ve erişilebilir bir şarj altyapısının eksikliğidir. Bu nedenle, şarj istasyonlarının erişilebilirliği, bu alandaki önemli bir parametre olarak kabul edilmektedir. Otoparklar, bu erişilebilirliği sağlamak için ideal ve etkili kullanım alanları sunmaktadır. Otoparklara yerleştirilen şarj istasyonları sayesinde, elektrikli araç sahipleri günlük yaşamlarının bir parçası olarak araçlarını rahatlıkla şarj edebileceklerdir. Bu durum, elektrikli araçları daha çekici hale getirirken, aynı zamanda çevre dostu bir ulaşım çözümü sunmaktadır. Bu çalışmada kapalı otoparklara yerleştirilen elektrikli araç şarj istasyonlarında bekleme süresini en aza indirecek bir tasarım yaklaşımı önerilmektedir. Bu amaçla, Gümüşhane il merkezinde bulunan bir kapalı otoparkın bir yıllık araç giriş-çıkış verileri kullanılarak, otoparka en az bekleme süresi sağlayacak ve en düşük maliyetli olacak şekilde kaç adet şarj ünitesinin yerleştirilmesi gerektiği, kuyruk teoremi ve Nelder-Mead simplex optimizasyon algoritması kullanılarak hesaplanmıştır. Otopark verileri incelenerek, farklı araç giriş sayılarına göre AC ve DC şarj istasyonu durumları için senaryolar oluşturulmuştur. Oluşturulan senaryolar için en iyi bekleme süresini sağlayacak şarj istasyonu sayıları ve tipleri belirlenmiştir. Bu sonuçlar dikkate alınarak öneriler ve tavsiyeler sunulmuştur

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of the relationship between the buildings collapsed in February 6, 2023 Kahramanmaras earthquakes and the soil and analysis of the risk of collapse in earthquakes

    Eraslan, Selim; Hatipoglu, Ilter Kutlu; Ocak, Fatih; Isik, Fatih; Zeybek, Halil Ibrahim

    In this study, the building-ground relationship in the areas affected by the February 6 Kahramanmaras earthquakes was determined, and the risk of building collapse in future earthquakes was analyzed. Remote sensing techniques determined the collapsed building-soil relationship, and the frequency ratio method was applied by utilizing Geographic Information Systems techniques to assess the risk of collapse in earthquakes. According to the research results, 84% of the collapses occurred in flat areas. On the other hand, 49.7% of the collapses occurred in the 0-500 m elevation range. In particular, it was determined that 46% (110.8 km(2)) of the collapsed buildings occurred on alluvial land belonging to the Quaternary period. According to the earthquake frequency analysis of the total 108,812 km(2) area considered in this study, 43.72% of the area is at the Risky level, indicating that a large part of the region is at significant earthquake risk. Moreover, Hatay, Adana, Osmaniye, Sanliurfa, Kahramanmaras, and Malatya are the provinces where the risk of collapse of buildings in an earthquake is high. These results reveal the necessity of analyzing by considering many criteria in determining residential areas in provinces at risk of earthquakes.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Individual Earthquake Preparedness of Residents in Istanbul: Social and Cognitive Determinants

    Topal, Mehmet Hanefi; Simsek, Kubra; Baspinar, Adem

    This study aims to identify the social and cognitive factors that influence individual-level earthquake preparedness among Istanbul residents by using an extended model that incorporates earthquake risk perception within the framework of social cognitive theory (SCT). A survey of 411 participants was conducted, and data analysis was performed using structural equation modeling (SEM). The findings strongly support the SCT assertions, revealing that social factors (such as social trust and subjective norms) and cognitive factors (including outcome expectations and self-efficacy) are key predictors of earthquake risk perception. However, earthquake preparedness behavior was found to be more closely associated with cognitive factors, particularly self-efficacy and risk perception, with subjective norms being the only social factor influencing preparedness behavior. These results that policymakers and practitioners should focus on disaster education, awareness, and participation to promote individual preparedness and mitigate disaster risk.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Optimization of expropriation costs on the highway projects in Türkiye

    Çelik, Kemal

    Expropriation is widely used to introduce highway projects into the society. Expropriation is the registration process of real estate and equities owned by natural and legal persons on behalf of the administration for public interest, provided that property and easement right amount shall be paid in cash or in advance or by equal installments. In what situations and by which institutions expropriation is carried out are restricted by the law. In accordance with the Article 3 of the Expropriation Law Number 2942 amended by the Law Number 4650, the expropriation process shall not be started without an adequate allowance provided by the administration. The exercise of the right of property shall not be against public interest.” Project areas are required to be converted into public property after the development plans for the public projects are prepared. Areas regarded as private property but intersected by highway, railway or waterway routes can only be occupied after expropriation. Without expropriation, projects based on transportation in improvement areas can be opened to public with the application of the provisions of the Development Law Number 3194, while those in areas having no development plan can be opened to public with the application of the relevant provisions of the Agricultural Reform Law Number 3083 on Land Consolidation in Irrigated Areas and Law Number 5403 on Soil Conservation and Land Use. In this article, opening highways, railways, and waterways to public in Türkiye using the implementation of development plans is discussed. For the real estate coinciding with the route of public investments, if land and land lots are arranged in accordance with the Article 18 of the Development Law Number 3194, state withholding up to 45% may be imposed. The objective function in the state withholding can be stated as f= costmin= f(a,b). Land acquisition increases as the ratio of state withholding increases, resulting in the minimization of the expropriation costs. Public projects such as highway can be opened to public free of charge with development plan implementation in improvement areas and with land consolidation in rural areas having no development plan.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effect of Soil-Structure Interaction on Story Acceleration Response of a High-Rise Building

    Araz, O.; Ozturk, K.F.; Cakir, T.

    In this paper, the effect of soil–structure interaction (SSI) on the story acceleration response of a high-rise building due to different earthquakes is investigated. To determine the dynamic response of a 40-story building considering SSI, six different foundation soil conditions and ten different earthquake records are considered. The results show that the SSI effect on the story acceleration response of the high-rise building resting on relatively soft soil types is of critical importance.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    A driver perspective-based investigation for lane line visibility of pavements on drivers’ lane utilization behaviors

    Aydın, Metin Mutlu; Orhan, Eda

    There have been significant advances in vehicle safety and road construction in all over the world and driver misbehaviours are still shown as one of the most important reasons of traffic accidents. When the current traffic accidents are examined, the negative effect of lane line quality and level of visibility related on the accidents comes to the forefront in underdeveloped and developing countries. In this study, the effect of lane line visibility level on drivers' lane utilization was investigated in detail. For this aim, a total of 17 different points in Türkiye were selected and the lateral positions of the vehicles on the road surface at these points were determined with the help of the screen scaling technique. In order to determine the level of lane line quality for an expert group and driver perspective, a face-to-face survey was conducted. From the analysis results, the lane line quality was determined low in urban and intercity roads, and the average maximum evaluation score was determined as 4.7 and the lowest score was determined as 1.42 where the best line quality was 5. This result showed that the level of lane line quality had significant differences at different points. Although, it was observed that the lateral position distributions in the examined points fit the normal distribution, the distribution of both the right/left wheels and their gravity center skewed to the right or left and deviated from the ideal conditions on road surfaces. It showed that the vehicles do not center the lanes exactly, but usually move close to the right or left edge of the lane. This situation also clearly revealed that the lane utilization disciplines of drivers are quite weak with the effect of the low lane line quality on road surfaces.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2024
    Investigation of dynamic responses of three-sided underpass culvert under near-fault and far-fault ground motions considering soil-structure interaction

    Ozturk, Kasif Furkan

    Three-sided underpass culverts are structural systems used to provide passing vehicle or pedestrian. It is of great importance that such infrastructure systems remain useable, especially after disasters such as earthquakes that can cause great destruction, in order to ensure that infrastructure services can be maintained continuously. In this context, the aim of this study is to investigate using finite element method (FEM) the dynamic responses of three-sided underpass culvert system under near-fault ground motions with velocity pulse and far-fault ground motions. For this aim, the modal analysis of the soil-underpass culvert interaction system has been realized using proposed soil-structure interaction (SSI) model. The frequencies of the interaction system obtained from the finite element model developed using proposed approaches have been verified comparing with the results obtained from the literature and the site periods. After showing that the modes of the interaction system can be obtained with the help of the proposed numerical model, the full transient dynamic analyses have been performed in the time history using five near-fault and far-fault records, considering four different soil systems. The comparisons shows that the variations of the soil systems and the ground motion type can significantly affect the top peak relative displacements and the dynamic stresses of the three-sided underpass culvert.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Transit warehouse location selection by IF AHP- TOPSIS integrated methods for disaster logistics: A case study of Turkey

    Yesilcayir, Nigar; Ayvazoglu, Gulsah; Celik, Sefa; Peker, Iskender

    Disasters; like earthquakes, fires, floods, wars, etc., are totally undesired events because they can cause unforeseen enormous physical, economic and social losses. In this respect, disaster logistics is crucial in providing fast and effective humanitarian aid at the lowest cost and with no profit motive in case of these unpredictable events. There are many supporting elements to achieve this goal and one of them is building transit warehouses. The aim of this study is to select the most suitable transit warehouse location in the Province of Hatay, Turkey. The weights of the criteria are determined by Intuitionistic Fuzzy AHP and the alternatives are ranked by Intuitionistic Fuzzy TOPSIS. The results show that “Emergency Cases and Natural Disaster” is the most important criterion and Alternative 3 (Kırıkhan) is the best location for the transit warehouse.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Performance Comparison of Various Tunnel Lighting Scenarios on Driver Lane-Changing Behaviours in a Driving Simulator

    Ozturk, Omer Faruk; Mazlum, Yusuf; Aydin, Metin Mutlu; Coruh, Emine; Bayata, Halim Ferit

    Recent advances in tunnel infrastructure have emphasized safety, operational efficiency and low operating costs. Modern tunnels are equipped with systems to improve both safety and operational performance. This study investigates the effect of tunnel lighting and vehicle breakdown scenarios on driver lane changing behaviour (LCB) using a driving simulator modelled on the third longest twin-tube tunnel. Data were collected from 125 drivers considering various driver characteristics with different lighting conditions and the presence of a stopped vehicle in a lane. The results show that drivers tend to slow down and change lanes more safely in response to red and flashing lights. In contrast, blue sky lights, which are designed to reduce stress and compare with other dangerous scenarios, had no significant effect on LCB. In addition, demographic factors such as gender and previous simulator experience played a role in influencing LCB tendencies. Female drivers and those familiar with simulators showed more cautious behaviour. The findings showed valuable insights into how tunnel lighting systems can improve safety. Results highlighted the potential for dynamic lighting and targeted driver training programs to improve tunnel safety. All these findings may contribute to ongoing efforts to improve traffic management and reduce accidents in tunnel environments.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Uncovering the determinants of bottom-up CO2 emissions among households in Türkiye: Analysis and policy recommendations

    Coruh, Emine; Bilgic, Abdulbaki; Cengiz, Vedat; Urak, Faruk

    Amid escalating global concerns surrounding climate change, the transportation sector has garnered the attention of stakeholders. Double-hurdle censored models were employed in this study to elucidate the relationship between the probability of private fuel expenditure and expenditure levels and household characteristics to determine the factors contributing to household-based CO2 emissions. Remarkably, nearly two-thirds of the 38 factors examined contributed to the emitters, and almost all emitters were identified as statistically significant. This alarming situation underscores the importance of formulating family based green transformation policies. If successful, these policies can ignite transformative momentum. Consequently, understanding household transportation expenditure from a bottom-up perspective can provide invaluable insights into crafting a comprehensive set of top-line policy recommendations for innovation and marketing strategies in the transport and energy sectors. Measures such as incentivizing the adoption of electric vehicles through economic incentives, expanding public transportation networks, and implementing sustainable housing policies have immense potential to effectively reduce private fuel expenditure. When implemented holistically, these strategies can pave the way for a more sustainable and environmentally friendly future.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Measurement-based V2V propagation modeling in highway, suburban, and urban environments

    Hasırcı Tuğcu, Zeynep; Kuzulugil, Kenan; Çavdar, İsmail Hakkı

    Vehicle-to-vehicle (V2V) communication is one of the promising communication applications designed to optimize traffic conditions and has played a crucial role in the improvement of intelligent transportation technologies. Since there is still some uncertainty regarding generalized models that provide a more accurate representation of propagation environments, the existing literature emphasizes the need for additional experimental studies in various countries and propagation environments. This study aims to investigate the low-density and high-density characteristics of V2V channels for highway, suburban, and urban propagation environments in Türkiye. Thus, first, channel measurements were conducted for all propagation scenarios. Then, after the estimation of path loss parameters, the best-fitted path loss model was determined for each propagation scenario by comparing log-distance, two-ray, and log-ray models. It was observed that the log-ray model offered remarkably better performance than the two-ray model, especially in the majority of scenarios with two-ray characteristics. In addition, small-scale modeling and shadowing were also examined, and the outcomes were compared to relevant literature. Last, generalized path loss models were developed for six propagation scenarios and compared with previous studies. Providing additional experimental data on the impact of traffic and road environments that vary across countries on the V2V channel, this study not only validated and compared existing propagation models but also improved the representing accuracy and generalizability of the newly proposed propagation models. Here, all findings were presented in detail to support the motivation of the research.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar