Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Mobilya imalatı yapan mikro ölçekli işletmelerin odun tozu patlama riski yönünden araştırılması

    Lokman Odabaş

    Hammaddenin işlenmesi sırasında uygulanan yöntemin bir sonucu olarak yan ürünler oluşur. Bu yan ürünlerden biri tozdur. Bir risk faktörü olan toz, mobilya imalatı sektöründe yaygın bir sorundur. Ayrıca, sektörde yer alan işletmelerin büyük çoğunluğu mikro ölçekli işletme kapsamına giren işletmelerden oluşmaktadır. Bu işletmeler, ekonomik ve sosyal yönlerden ülke ekonomisi için önemlidirler, ancak bu işletmeler iş sağlığı ve güvenliği açılarından bazı olumsuzluklara sahiptirler. Bu olumsuzluklardan biri, oluşan odun tozunu yönetme imkânlarının yetersizliğidir. İş atmosferine karışan odun tozu, çalışan sağlığına olduğu kadar işyeri güvenliği için de bir risktir. Toz, iş ortamındaki diğer faktörlerle birleştiğinde "toz patlamalarına" sebep olabilir. Toz patlamaları genellikle üretim yapılan alanlarda, işlem sürecinde, depolama aşamasında veya malzemelerin transferi sırasında meydana gelir. Ülkemizde, toz patlama riski farkındalık düzeyinin yüksek olmadığı söylenebilir. Bu nedenle bu çalışmada, Trabzon ilinde faaliyet gösteren ve mobilya imalatı yapan mikro ölçekli işletmelerde toz patlama risklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem olarak, L Tipi (5x5) matris diyagram yöntemi kullanılmıştır. Materyal olarak mobilya sektöründe faaliyet gösteren üç mobilya atölyesi seçilmiş ve ziyaret edilerek; odun tozu oluşumu ile toz patlamasına yol açabilecek faktörler açısından incelenmiştir. Toplamda 64 risk unsuru belirlenmiştir. Bunların 30`u "yüksek risk," 28`i "orta risk" ve 6`si"düşük risk" olarak değerlendirilmiştir. Tespit edilen bu risklere bağlı olarak öneriler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Üniversite öğrencilerinin podcast dinleme alışkanlıkları ve motivasyonları: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Sena Nur Günal

    Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler ile birlikte, insanlar yoğun hayat temposunda kişisel gelişimlerine de katkı sağlamaya çalışmaktadırlar. Kullanıcıların podcastlere yönelme nedenleri arasında en dikkat çekici özelliği; dijital mecraların farklı bir kültüre evrimleşmesi ve daha çeşitli içerik imkânı sunmalarıdır. Podcast öncesi dönemde blog yazarları okunmak, youtube yayıncıları ve radyo yayıncıları dinlenmek için çok fazla çaba sarf ederken, artık kullanıcıların yeni alışkanlığı olan sesli blog ve podcastler sayesinde her iki tarafın da keyif alarak çalışmalarını sürdürmeleri mümkün hale getirilmektedir. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin Podcast dinleme alışkanlıklarını ve motivasyonlarını belirlemek amacı ile hazırlanmaktadır. Bu kapsamda üniversite öğrencilerinin neden Podcast dinlediklerini, en çok tercih ettikleri Podcast kategorilerini, podcast dinlerken hangi platformları tercih ettiklerini, podcastlerin sosyal ve bireysel hayatlarına etkilerini, podcast dinleyen üniversite öğrencileri için avantaj ve dezavantajlarının neler olduğu gibi sorulara cevap aranmaktadır. Çalışmada, veri toplama yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmaktadır. Araştırma kapsamında 13 kadın, 13 erkek olmak üzere toplam 26 katılımcı ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Çalışma çerçevesinde tüm podcast dinleyicilerine ulaşmanın mümkün olmaması ve belirlenen evreninin uygun ölçüde olması nedeniyle örneklem tercihi Gümüşhane Üniversitesi' nde öğrenim gören ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini kapsayacak ölçüde belirlenmiş ve örnekleme yöntemlerinden amaçlı örneklem kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler sonucunda, üniversite öğrencilerinin podcast dinleme alışkanlıklarının genel çerçevede benzerlik gösterdiği belirlenmektedir. Podcast dinleme motivasyonları incelendiğinde ise yaş, cinsiyet, kişisel ve bilişsel ihtiyaçların etkili faktörler olduğu, katılımcıların çoğunlukla kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak ve psikolojik yönden etkililiğinin olduğunu düşündükleri yayınları takip ettikleri saptanmaktadır. Çalışmada ele alınan konu ve elde edilen veriler literatürde bulunan benzer çalışmalarla uyum sağlamaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    İçsel pazarlama uygulamalarının kişi örgüt uyumuna etkisinde çalışanların adalet algısının aracı, iç girişimcilik özelliğinin düzenleyici rolü: Telekomünikasyon sektöründe bir uygulama

    Yusuf Yazıcı

    Enformasyon teknolojilerinin temel oluşturduğu günümüz sosyal ve iş hayatının iletişim uygulamaları, ticari anlamda hatırı sayılır düzeyde finansal büyüklüğe sahip bir pazar oluşturmaktadır. Sektörde, hizmet verilebilirlik kapsamında yapılan rekabet düzenlemeleri ise servis sağlayıcı işletmelerin sürekli bir pazarlama çabası yürütmesini gerekli kılmaktadır. Pazarlamanın doğası gereği her servis sağlayıcı rekabet içerisindedir. Çalışanlara yönelik müşteri odaklı yaklaşım sergileyen bir pazarlama programı işletmeye rekabet avantaj sağlayabilir. Bu kapsamda araştırma, telekomünikasyon sektöründe uygulanan içsel pazarlama uygulamalarının kişi örgüt uyumuna etkisi ve bu etkide çalışanların adalet algısının aracı, iç girişimcilik özelliklerinin düzenleyici rolü araştırılmıştır. Araştırma telekomünikasyon sektöründe hizmet veren bir işletmenin müşterileri ilişkileri çalışanları üzerinde uygulanmıştır. Araştırma 658 çalışanın katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Analizler SmartPLS istatistik programı ile yürütülmüştür. Sonuçlara göre içsel pazarlamanın boyutları olan eğitim ve gelişim, ücret ve ödüllendirme, güçlendirme, iç iletişimin kişi örgüt uyumuna pozitif ve anlamlı etkisi olduğu, esnek çalışmanın anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ücret ve ödüllendirme, güçlendirme ve esnek çalışmanın kişi örgüt uyumuna etkisinde dağıtım adaletinin aracılık etkisinin olduğu, eğitim ve gelişim, iç iletişimin kişi örgüt uyumuna etkisinde dağıtım adaletinin aracılık etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. İç iletişimin kişi örgüt uyumuna etkisinde iç girişimciliğin pozitif ve anlamlı düzenleyici rolü olduğu, esnek çalışmanın kişi örgüt uyumuna etkisinde iç girişimciliğin negatif ve anlamlı bir etkisi olduğu, Eğitim ve gelişim, ücret ve ödüllendirme, güçlendirmenin kişi örgüt uyumuna etkisinde iç girişimciliğin düzenleyici bir rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramına göre kendini gerçekleştirme ve Instagram ilişkisi

    Nur Sinem Gültekin

    5 Ekim 2010 tarihinde iOS için ücretsiz bir fotoğraf düzenleme ve paylaşım uygulaması olarak Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından kurulan Instagram'ın Türkiye'de 50 milyonu aşkın kullanıcısı bulunmaktadır. Bu çalışma, Abraham Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramını temel alarak bireylerin kendini gerçekleştirme ihtiyacının Instagram kullanımıyla olan ilişkisini incelemektedir. Maslow'a göre, bireylerin temel ihtiyaçları hiyerarşik bir sıraya göre düzenlenmiştir. En üstte yer alan kendini gerçekleştirme ihtiyacı, bireyin potansiyelini en üst düzeye çıkarma ve kişisel hedeflerini gerçekleştirme arzusunu içerir. Araştırma, Instagram'ın popüler kültürde ve akademik literatürde giderek artan bir öneme sahip olduğu günümüzde, bu sosyal medya platformunun bireylerin kendini gerçekleştirme süreçlerini nasıl etkileyebileceğini anlamaya yöneliktir. Araştırmanın literatür bilgisini oluşturan birinci bölümde; Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki her basamak detaylıca aktarılmıştır. İkinci bölümde ise sosyal medya kavramı, tarihçesi ve özellikleri anlatılmış olup daha özele inildiğinde; Instagram platformu hakkında genel bilgiler, platformun özellikleri, gelişimi ve Instagram ve kendini gerçekleştirme ilişkisi detaylandırılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak yapılan anketle 471 kişiye ulaşılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Kendini gerçekleştirme düzeyi belirlenirken bir ölçek kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğu, yapılan güvenilirlik ve geçerlilik testleri sonucunda belirlenmiştir. Araştırma kapsamında Instagram'ın, kendini gerçekleştirme sürecine doğrudan bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Fakat günlük Instagram kullanım süresine göre ve bireylerin eğitim durumlarına göre kendini gerçekleştirme düzeyleri farklılık göstermiştir. Günlük Instagram kullanım süresi daha uzun olan ve eğitim seviyesi daha yüksek bireylerde, kendini gerçekleştirme seviyesinde Instagram'ın etkili bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Instagram, İhtiyaçlar hiyerarşisi, Kendini gerçekleştirme, Sosyal medya

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Markaların duyulara seslenmesi: Örnek çalışma olarak hijyenik ped ürünleri bazında doku duyusunun tüketiciler nezdinde incelenmesi

    Vesile Demir

    Markaların küreselleşmesiyle birlikte rekabet ortamı gün geçtikçe artmaktadır. Bu sebeple markalar tüketicilerin gözünde bir adım öne geçebilmek adına birçok çalışma ve girişimde bulunmuşlardır. Ancak markaların duyu organlarına sesleniş bakımından ilk etapta görme ve duyma gibi duyulara seslenmesi rekabet ortamından sıyrılabilmeleri açısından yetersiz kalmaktadır. Tam da bu bağlamda markaların koku, tat, doku gibi duyulara seslenmesi tüketici açısından bir farkındalık yaratacağı öngörülmüştür. Başarılı bir markanın da 5 duyuya hitap etmesi gerekliliği unutulmaması gereken bir kıstas olmuştur. Nitekim bu araştırmada da hijyenik ped grubunda yer alan markaların 'ultra yumuşak', 'pamuksu yumuşaklık' gibi kavramları ön plana çıkarması tüketiciler açısından ''doku'' algısına ne derecede farkındalık yarattığı baz alınarak incelenecektir. Öte yandan doku algısının satın alma davranışlarına etki eden bir durum olup olmadığını anlamak açısından da yöntem olarak nitel yöntem tercih edilmiştir. Nitel yöntemlerden derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak 12 kişilik kadın katılımcılarla veriler elde edilmiştir. Derinlemesine görüşme tekniğinde elde edilen veriler ışığında satın alma, algısal belirleyicilik ve marka sadakatine ilişkin birincil duyu 'doku' bu duyuyu takiben ise 'koku' duyusunun ön planda olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Jandarma teşkilatının kurumsal imajına yönelik bir araştırma: Gümüşhane ili örneği

    Adem Beşli

    İnsanlar ancak toplumsal düzenin sağlanmış olduğu ortamlarda refah ve mutlu bir hayat sürmektedir. Toplumsal düzenin sağlanması da o toplumun emniyet ve asayişin sağlanması ile mümkündür. Ülkemizde insanların huzur ve güvenliğini sağlamakla görevli kurumlardan biri olan Jandarma teşkilatının genel olarak toplumda bir saygınlığının olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, toplumda genel olarak bilinen bu saygınlığın; yani olumlu imajın bilimsel olarak ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu araştırmanın literatür bilgisini oluşturacak birinci bölümünde; kurumsal imaj üzerinde durularak imajın tanımlarına yer verilmiş, imajın oluşumu ele alınmış ve kurumsal imajın ilişkili olduğu kavramlar ile ilgili açıklamalar aktarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde; Jandarma kavramının tanımı, Jandarmanın görevleri, teşkilat yapısı, Jandarma personelinin yapısı ve Jandarmanın kurum olarak imajı ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış vatandaşlarla yapılan anketlerden elde edilen tespitler SPSS programı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane ilinde yaşayan sivil vatandaşlar, örneklemini ise Gümüşhane ilinde Jandarma kurumundan hizmet almış 18-55+ yaş aralığında yer alan sivil vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılardan alınan cevaplar değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmanın uygulama bölümüne gönüllü olarak katılım sağlayan 300 sivil vatandaş bulunmaktadır. Araştırma sonucunda binlerce personeli ve köklü bir geçmişi olan Jandarma kurumunun kurumsal imajının, hizmet verdiği vatandaşlar nezdinde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gümüşhane, Güvenlik, Jandarma teşkilatı, Kurumsal imaj

  • MakaleAçık Erişim2024
    Fatal Occupational Accidents in Turkey from a City and Country Perpective

    Ceylan, Hüseyin; Kaplan, Ahmet

    Occupational accidents and death cases resulting from occupational accidents are among the most critical factors threatening work peace. Occupational accidents cause injury, disability and even death for many employees. In 2021, 1394 employees died due to occupational accidents in Turkey, while 3123 became permanently incapacitated, that is, disabled for life. In addition, tens of thousands of employees were injured in occupational accidents, resulting in temporary incapacitation and exposing them and their families to emotional distress. The fact that occupational accidents are preventable events to a large extent makes the incidents caused by occupational accidents, such as death, loss of limb, and severe injury due to occupational accidents, even more tragic. Especially multiple-fatality occupational accidents are accepted as an indicator of the importance countries place on human life. Human life is above any economic value. Turkey is the country with the worst performance in Europe in terms of fatal occupational accident incidence rates. For all these reasons, in this study, fatal occupational accidents in Turkey in 2012-2022 were analyzed with the Health and Safety Labour Watch-Turkey (HESA Labour Watch) data. In addition, Social Security Institution (SSI) data for 2012-2021 was compared with the HESA Labour Watch data, and it was examined whether fatal occupational accidents were officially recorded. Finally, using official SSI data, Turkey and EU-27 countries were compared regarding the number of death cases resulting from occupational accidents and fatal occupational accident incidence rates. The study revealed the following results; Some of the fatal occupational accidents cannot be recorded in Turkey, After the OSH law, the number of death cases as a result of occupational accidents increased, compared to the EU-27 countries, Turkey has the worst performance in terms of both the number of death cases as a result of occupational accidents and the fatal accidents incidence rate.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex7TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Disaster Preparedness of Public Hospitals

    Semerci, Murat; Şahinöz, Saime

    This study aims to determine the disaster preparedness level of hospitals in Türkiye and to determine whether the disaster preparedness of the hospitals differs according to the characteristics of the hospital, such as its ownership, role, and bed capacity. All hospitals affiliated to the Ministry of Health constitute the universe of the study. 210 hospitals were selected as the sample. The data were collected from the managers of the hospitals, or the personnel assigned by them with survey method. As a data collection form, the Turkish version of the guide named 'Hospital emergency response checklist: An all-hazards tool for hospital administrators and emergency managers' developed by the World Health Organization was used. As a result of the study, it was determined that the average score of the hospitals was 156.83±21.43. The highest average score was obtained from the command control (12.93±1.37) sub-dimension and the lowest average score was obtained from the human resources (22.48±4.80) sub-dimension. When the hospitals were evaluated according to their characteristics, it was determined that the difference between the total disaster preparedness scores according to the number of patients per day per nurse was significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Violence Against Women: A Persistent and Rising Problem

    Türkkan, Tuğba; Odaci, Hatice

    Violence against women is a widespread global public health problem. It is also a serious violation of women's human rights. Violence has traumatic effects on the health and well-being of women and the children who witness it. Violence against women is associated with physical, mental, emotional, sexual health, reproductive health problems and death. Violence and gender norms, which are one of the risk factors causing the continuation of violence; also have significant effects on families and societies, and these negative effects cross social and economic boundaries. However, it is also clear that current prevention initiatives and policy responses are insufficient. Mental health professionals have an important role to play in identifying, preventing and responding appropriately to violence against women and may take primary, secondary and tertiary measures to reduce the risk of violence against women. While providing mental health services, İt is very important to be aware of interpersonal violence and to provide gender-sensitive services. When providing these services, the impact of violence against women on mental health and knowledge of potential treatments are considered as a prerequisite. Along with the knowledge about the dynamics of violence, it is considered extremely important to take measures against the risks that weaken women who are disadvantaged due to problems such as gender inequality. For this reason, in this review, the concept of violence against women and the types of violence are explained and in this context, the initiatives that can be made in the field of mental health are included. It is thought that this review will contribute to the awareness of professionals working in the field about the seriousness of the problem and how violence affects women's mental health. It is also hoped that the present study will provide insight into the complex relationship between violence and health outcomes to help improve health policies and prevention responses in the relevant field.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex10TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    İklim Değişikliğine Dirençli Kentler: Dünya’da ve Türkiye’de İyi Yerel Yönetim Uygulama Örnekleri

    Kaba, Elif Dilara

    Nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme faaliyetleri başta sayılmak üzere çeşitli insan faaliyetlerinin atmosfere yaydığı gazlar, küresel iklim değişikliğine yol açmaktadır. Özellikle kentler, barındırdıkları yoğun nüfuslarına sundukları hizmetler ile sera gazı üretimini tetiklemekle birlikte iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine daha fazla maruz kalmaktadırlar. Bu çift yönlü etki, iklim değişikliği kaynaklı olumsuzlukların azaltılması ve uyum faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kentsel politikalara duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Kentsel politikalar ile kentlerde iklim değişikliğine karşı direnç oluşturmak, sürdürülebilir gelişimi destekleyecektir. Halka en yakın birimler olan yerel yönetimler, izleyecekleri kentsel politikalarla iklim değişikliğiyle mücadelede etkin rol alacaklardır. Çalışmanın amacı, iklim değişikliğine karşı dirençli kentler oluşturulmasında yerel düzeyde oluşturulan politikaların önemini ortaya koymak, iklim değişikliğine ilişkin mevcut yerel politikaların sorgulanmasını sağlamak ve politika önerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu kapsamda, dünyada ve Türkiye'deki öncü kent örnekleri ışığında yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadelede oluşturabileceği kentsel politikalar üzerinden önerilerde bulunulmuştur. İklim değişikliği ile dirençli kent kavramlarının birlikte ele alınması çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex12TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Fanatizm, Ahlak ve Utanma Duygusunun Lisansli ve Taklit Kulüp Ürünleri Satın Alma Niyeti Üzerine Etkisi: Kulüp Taraftarları Üzerine Bir Araştırma

    Avcı, İbrahim

    Hızla büyüyen spor endüstrisindeki paydaşlardan biri olan spor kulüpleri için, lisanslı ürünler önemli bir yere sahiptir. Kulüpler ürettikleri lisanslı ürünleri taraftarlarına satarak bir taraftan gelir elde etmeye çalışırken, diğer taraftan ise taraftarların sadakatlerini arttırmaya çalışmaktadır. Ancak bütün taraftarlar lisanslı ürün satın almamakta, farklı motivasyonlar eşliğinde lisanslı ürünlerin taklitlerine de yönelebilmektelerdir. Bu nedenle araştırmanın odak noktası spor kulüplerinin lisanslı ürünlerini ve taklitlerini satın alma niyetidir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı taraftarların, taraftarı oldukları spor kulüplerinin lisanslı ürünleri ile bu ürünlerin taklitlerini satın alma niyetleri üzerinde fanatizm, ahlak ve utanma duygusunun etkilerini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için araştırma evreni olan taraftarlara ulaşma noktasında anket tekniği kullanılmıştır. Daha düşük maliyetle ve daha kısa sürede verileri elde etmek için çevrimiçi anket tercih edilmiş ve veri toplama sürecinde 566 kişiye ulaşılmıştır. Bu kişilere ait veriler istatistik paket programları aracılığıyla analiz edilmiş ve analizler sonucunda lisanslı ürün satın alma niyeti üzerinde fanatizm ve ahlakın pozitif etkisi belirlenirken, utanma duygusunun istatistiki olarak anlamlı bir etkisi belirlenmemiştir. Ayrıca taklit ürün satın alma niyeti üzerinde ahlak ve utanma duygusunun negatif etkisi belirlenirken, fanatizmin istatistiki olarak anlamlı bir etkisi belirlenmemiştir. Elde edilen bu sonuçlar spor pazarlaması ve taraftar davranışı açısından kavramsal ve uygulamaya yönelik önemli katkılar sunmaktadır.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Algılanan stresin örgütsel dinçlik ve işe odaklanma üzerindeki etkisinde ruminasyonun aracı rolü: hemşireler üzerine bir araştırma

    Karakavak, Zeynep; Tiryaki, Selma; Menteşe, Fatma Gökçe

    Araştırmada algılanan stres ile işe odaklanma ve örgütsel dinçlik ilişkisinde ruminasyonun aracı etkisi incelenmiştir. Araştırmaya yönelik veriler İstanbul ilinde farklı hastanelerde ve özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hemşirelerden toplanmıştır. Toplam 223 hemşirenin katılımı ile gerçekleştirilmiş olan araştırmada yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı ve SPSS Process kullanılmıştır. Araştırma bulguları hemşirelerin algıladıkları stres ile ruminasyon arasında anlamlı bir ilişkisinin olduğunu ve bu ilişkinin pozitif yönde olduğunu ortaya koymuştur. Algılanan stres ile işe odaklanma arasında anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Ruminasyon ile işe odaklanma arasında anlamlı ilişki bulunmuş ve ruminasyonun algılanan stres ile işe odaklanma arasında aracılık rolünün olduğu görülmüştür. Son olarak algılanan stres ile örgütsel dinçlik arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuş, ruminasyonun ise örgütsel dinçlik ile anlamlı ilişkisinin bulunmadığı görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Financial instability and shadow banking relationship: the case of the united states of america

    Okur, Fatih; Karcıoğlu, Reşat

    The impact of shadow banking on financial stability remains a controversial issue today due to the size and complexity of these activities and the inadequate regulatory frameworks for systemic risks. In this context, shadow banking has become the focus of financial regulators due to its potential effects on financial stability. Therefore, this study was conducted to understand the impact of shadow banking on financial stability. In this study, the relationship between shadow banking and financial instability is examined using the VAR method for the example of the United States, covering the period 2000-2020. In order to create an accurate model, firstly unit root tests were performed, followed by autocorrelation and heteroscedasticity tests. The findings were found to be significant and Johansen cointegration test was applied. In the cointegration results, it was seen that the series were cointegrated, that is, they moved together in the long run. Finally, a Granger causality test was conducted between shadow banking and financial instability, and according to the empirical findings, it was concluded that there was a causality from shadow banking to financial instability for the period in question.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bulgar Oryantalizminde “Türk Köleliği” Damgası

    (Alieva), Vildane Özkan

    Başat Bulgar kültüründe geçmiş zaman dilimi, bugün ve gelecek zaman dilimlerinden çok daha etkin rol oynar. Osmanlı Devleti’nin, İkinci Bulgar İmparatorluğu’nu fethederek Bulgarlar üzerinde 1393-1878 yılları arasında kurduğu egemenlik dönemi, başat Bulgar kültüründe “Türk köleliği” dönemi olarak damgalanır. Bu damga, 19. yüzyılda inşa edilerek günümüze kadar sürdürülür. Bulgar kültüründe geçmişe yönelik “Türk köleliği” damgası; günümüzde politika, diplomasi, resmi ve resmi olmayan eğitim, hukuk, din, tören ve bayramlar, folklor, film, sanat, edebiyat, tarih, geleneksel medya, sosyal medya, protesto meydanları vs. gibi birçok kurumsal ve gündelik alanı kuşatmış durumdadır. Ancak bu damga, belirsiz bir tarihsel anlatıya dayandırılır ve oryantalist bir çerçevede biçimlenir. Diğer yandan, günümüzde söz konusu damgayla ilgili Bulgarlar tarafından yöneltilen kısmi eleştiriler de mevcuttur. Makale, Bulgarlar üzerindeki Osmanlı Devleti egemenliği dönemine ilişkin “Türk köleliği” damgasının hangi toplumsal-kültürel koşullarda nasıl inşa edildiği ve günümüzde hangi alanlarda nasıl yeniden üretildiğiyle ilgili sosyolojik bir çözümlemeden oluşur. Konu, büyük ölçüde özgün Bulgarca kaynaklardan elde edilen veriler üzerinden araştırıldı. Çözümlemenin kuramsal boyutunda, Said’in oryantalizm, Goffman’ın damga, Bourdieu’nun alan, Foucault’nun sorunsallaştırma ve Parsons’ın işlev kavramlarından yararlanılmaktadır. Türkçe sosyolojik yazında Bulgar kültürüyle ilgili araştırmaların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu nedenle makale, Türkçe sosyolojik yazına bir katkı sağlamayı da amaçlar.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Orman Ekosisteminin Su Üretim Değerinin Galyan Su Üretim Havzasında Değerlendirilmesi (Atasu Barajı)

    Çakir, Günay; Sivrikaya, Fatih; Bozali, Nuri

    Orman ekosistem hizmetleri; tedarik, düzenleyici, destekleyici ve kültürel hizmetleri bünyesinde barındırmaktadır. İnsanlar ve canlıların ekosistemden doğrudan veya dolaylı olarak elde ettiği faydalar çok çeşitlidir. Ekosistemin sunduğu düzenleyici hizmetler sürdürülebilir kalkınma ve insan yaşamı açısından önem arz etmektedir. Aynı zamanda ekosistem hizmetleri insan refahı ile yakından ilişkilidir. Yaşamın en temel taşlarından birisi de su kaynaklarıdır. Dünya yüzeyinde kullanılabilir suyun çok az olması ve su kaynaklarının insanlara sunduğu hizmetlerin artması bu önemi daha da artırmıştır. Su döngüsünün faydalı bir biçimde kullanılması için evapotranspirasyon süreçlerinin de belirlenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Faydalı suyun depolanmasında barajlar inşa edilmektedir. Baraj havzaları içerisinde mevcut arazi örtüsünün korunması ya da geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, bazı ülkelerdeki içme suyu havzalarındaki ormancılık çalışmaları ile ekosistem hizmetleri arasındaki ilişkiler ele alınarak Trabzon ilinin içme suyu ihtiyacının yaklaşık %70’ini sağlayan Galyan (Atasu Baraj) havzasındaki orman ekosisteminin sürekliliği açısından değerlendirmelerde bulunulmuştur. Orman ekosistemi ile su üretiminin karşılıklı etkileşimlerine değinilmiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Mediating Role of Customer Relationship Managment (CRM) in the Effect of Innovation on Perceived Service Quality: The Case of Airlines System

    Okan, Serdar

    Today, businesses apply the Customer Relationship Management approach to ensure customer satisfaction and sustain customer loyalty. In this approach, it is aimed to go beyond satisfaction by putting the customer at the center. This research conducted at Antalya Airport aims to examine the impact of technological innovations by airline companies on the perceived service quality of passengers and how this impact is shaped through customer relationship management practices. The results of the study provide strategic recommendations and guidance for companies in the aviation sector. This presents an innovation in facilitating companies to make direct inferences from the research findings, aiding them in deriving practical insights. Through face-to-face interviews with passengers arriving at Antalya Airport, a sample of 430 respondents was reached, and all completed surveys were utilized. The data obtained from these passengers were analyzed using IBM SPSS 21 and SmartPLS 4 programs within the framework of established hypotheses. The results of the Structural Equation Analysis indicate a direct partial impact of innovative activities implemented by airline companies on the perceived service quality. This direct effect is found to create a complete impact indirectly. Additionally, it has been determined how customer relationship management practices shape this impact by acting as a mediator. The findings provide guidance to airline companies in understanding the influence of technological innovations on customer satisfaction and optimizing strategic customer relationship management practices. This study recommends that companies in the aviation sector focus on technological innovations to gain a competitive advantage and enhance customer satisfaction.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex5TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    On Bishop Frames of Any Regular Curve in Euclidean 3-Space

    Mazlum, Sümeyye Gür

    Relationships between type-1 Bishop and Frenet, type-2 Bishop and Frenet, alternative and Frenet, N-Bishop and alternative frames of any regular curve in Euclidean 3-space are known. In this study, relationships between N-Bishop and Frenet frames and relationships between type-1 Bishop, type-2 Bishop and N-Bishop frames of any regular curve in Euclidean 3-space are given. In addition, pole vectors (unit vectors in the direction of Darboux vectors) belonging to these frames are computed. Last, pole and Darboux vectors belonging to these frames are compared with each other.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Okul tıraşı: foucaultçu bir yaklaşım

    Demirtaş, Haşim

    “İktidar” denildiğinde kavramın zihinde beliren imgelerinden biri siyasal iktidardır. Bu, kavramın dar bir çerçevede algılanması demektir çünkü iktidar, hayatın çok daha geniş alanlarına etki etmektedir. Foucault, iktidar algısına yönelik sınırları ortadan kaldırarak genişletmiştir. Ona göre iktidar, kurumlarda üretilen ve insan ilişkilerinde kendini gösteren bir olgudur ve her iktidar kendi ötekisini yaratmaktadır. Sinemanın toplumu ve insanı anlatan bir sanat olduğu görüşünden hareketle, üretilen bu iktidar örüntülerinin beyaz perdede kendine temsil alanı bulduğunu söylemek mümkündür. Ferit Karahan’ın Okul Tıraşı (2021) filmi, iktidar pratiklerinin nasıl gerçekleştiğini ve bunun da öğretmen-öğrenci ilişkilerini nasıl yapılandırdığını gösteren, Türkiye sosyolojisinin bir kesitinin fotoğrafını çeken bir yapımdır. Bu çalışma, öncelikle Foucault’nun iktidar kavramını özetlemiş, ardından da bu açıklamalar çerçevesinde “öteki”nin nasıl üretildiğini ve okul kurumu içinde nasıl görünür olduğunu sosyolojik analiz yöntemiyle açıklamıştır. Çalışmanın sonucunda filmin Foucault’nun belirttiği iktidar biçim ve disiplin tekniklerini içerdiği görülmüştür.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Bütünleştirilmiş AHP-ARAS Yaklaşımıyla Lojistik Partner Seçimi: Otomotiv Yan Sanayi Yedek Parça Sektöründe Bir Uygulama

    Gergin, Ramazan Eyüp

    En uygun lojistik partnerin seçilmesi, tüm işletmelerin rekabet güçlerinde uzun vadeli işbirliklerini gerçekleştirmeleri açısından önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma otomotiv yan sanayi yedek parça sektöründe faaliyet gösteren bir işletme için en uygun lojistik partnerin seçilmesini amaçlamaktadır. Belirtilen amaç doğrultusunda çalışmada dört aşamalı bir bütünleştirilmiş Çok Kriterli Karar Verme yaklaşımı uygulanmıştır. İlk olarak çalışmada lojistik partner seçim kriterleri literatür araştırması ve yönetici görüşleri ile belirlenmiştir. Lojistik partner seçim kriterlerinin belirlenmesinin ardından, lojistik partner seçim kriterlerinin ağırlıkları Analitik Hiyerarşik Süreç (AHP) yöntemi ile tespit edilmiştir. Lojistik partner seçim kriterlerinin ağırlıklarının belirlenmesinin ardından çalışmada değerlendirilecek alternatifler işletme deneyimlerine göre belirlenmiştir. Son aşamada ise en uygun lojistik partner seçimi Additive Ratio Assesment (ARAS) yöntemi ile elde edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, lojistik partner seçiminde en önemli kriterin “Lojistik Aktiviteler” olduğunu göstermiştir. ARAS yöntemine göre sonuçlar LF1’in genel sıralamada işletme için en uygun lojistik partner olduğunu göstermektedir. Ayrıca şirket yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilere göre önerilen modelin geçerli ve sağlam olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Asya Ülkelerinin İnovasyon Performanslarının CILOS Temelli CoCoSo Yöntemi ile Değerlendirilmesi

    Macit, Nazife Sahin

    Bu çalışmanın amacı 2022 yılına ilişkin Küresel İnovasyon İndeksi raporunda yer alan veriler ve bileşenler dikkate alınarak 39 Asya ülkesinin inovasyon performanslarını CILOS ve CoCoSo yöntemleri ile değerlendirmek ve sıralamaktır. Diğer taraftan CILOS temelli CoCoSo yöntemi analizi sonucu ortaya çıkan ülkelerin performans sıralamaları ile Küresel İnovasyon İndeksi raporundaki sıralamaları karşılaştırılmalı bir şekilde ele almaktır. Bu amaçlar doğrultusunda Küresel İnovasyon İndeksi’nde yer alan yedi bileşen (kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları, yaratıcılık çıktıları) kriter olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Kriterlerin ağırlıklandırılması CILOS yöntemi ile yapılmış ve en önemli kriterin altyapı olduğu ortaya çıkmıştır. İnovasyon performansı açısından ülkelerin değerlendirilmesi ise CoCoSo yöntemi ile gerçekleştirilmiş ve en yüksek performans sergileyen dört ülkenin sırasıyla Singapur, Kore, Japonya ve Çin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca CILOS temelli CoCoSo yöntemi analizi sonucunda ortaya çıkan sıralamalar ile KİE raporundaki sıralamalar arasında anlamlı ve pozitif yönde çok kuvvetli bir ilişkinin olduğu Spearman Rho Korelasyon testi sonucunda belirlenmiştir. Bu da araştırmada kullanılan CILOS temelli CoCoSo yöntemi ile ülkelerin inovasyon performanslarının değerlendirilebileceğini ortaya çıkarmıştır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı