Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Trends and current topics in child and family-centered care research: A bibliometric analysis and visual mapping

    Özdemir, Hamide Nur Çevik; Ural, Mustafa Nuri

    This study aimed to examine the developmental trends and research focus of the child and family-centered care literature through a bibliometric analysis of articles published between 1990 and 2023. The bibliometric analysis method was used in the study. Data were obtained from the Web of Science Core Collection and Scopus databases. Bibliometric analysis and visualization were conducted using the R language, along with the bibliometrix and openxlsx libraries and the biblioshiny interface. The study included citation, co-occurrence, co-authorship, co-word analysis, and trend topic analysis. Between 1990 and 2023, a total of 1.613 publications related to child and family-centered care were published. Of these publications, 1.598 were original research articles, and the majority (%95) were written in English. The United States was the country with the highest number of publications and the most co-authorship collaborations. Collaborating countries included Canada, Brazil, Iran. Journal of Pediatric Nursing was the most prolific journal (n=149). The author with the highest number of publications on the topic was Shields (n=23). The most cited works related to child and family-centered care were by Gorski (2021), Kerr (2002), and Snow (2009). The institution producing the most publications on the topic was McGill University. In trend topic analysis, key terms such as ‘‘family-centered care’’, ‘‘nursing’’, ‘‘parents’’, ‘‘child’’, and ‘‘child-centered care’’ emerged. Child- and family-centered care research is widespread in developed countries but lacks interdisciplinary collaboration, particularly outside pediatric intensive care units. Future studies should promote co-authorship and international cooperation, providing healthcare professionals and researchers with insights into unexplored areas and opportunities for collaboration.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Seasonal Wilcoxon and Scatter Diagram Combination Trend Test

    Şan, Murat

    Climate change, one of the biggest problems of the last century, is of great concern. It is essential and common to examine the impacts of climate change as a holistic trend for different climatic and hydrological parameters with periodicity. However, considering the periodicity character of monthly, weekly, etc., is particularly important for analyzing and understanding seasonal trends. This is because seasonal trends help manage and regulate irrigation and agricultural activities and water resource systems. This study proposes the seasonal Wilcoxon and scatter diagram combination trend test (SWTT) method as an alternative to the seasonal Mann Kendall (SMK) method. This method is based on the combination Wilcoxon test and scatter diagram (CWTSD) trend test which assesses holistic trends. The data utilized for this study came from three sources: flow records from the Danube River, Romania, temperature records from Oxford, UK, and precipitation records from Kobe, Japan, to compare SWTT and SMK methods. The SWTT method shows very similar trends to the SMK, but the SWTT method takes a step forward because it is based on a graphical method providing a visual overview of seasonal trends. The SWTT can also be used as a regional trend test in the same way that the SMK method is used as a regional trend test by using station data instead of seasons The r-codes of the proposed method and the sample dataset are available at the related link.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2025
    Uydu Görüntüleri Yardımıyla Burdur Gölü'nün Su Seviyesi Değişiminin Farklı Su İndeksleriyle Analizi ve Gelecek Yıllardaki Değişiminin Tahmini

    Demir, Vahdettin; Tona, Aziz Ugur; Öztaş, Ayşe; Eren, Mehmet

    Çalışmanın amacı, Burdur Gölü'nün su yüzey alanı üzerindeki mekânsal değişimleri analiz etmek ve Burdur Gölü Havzası'ndaki uzun yıllık iklim kayıtlarındaki eğilimleri inceleyerek göl yüzey alanının gelecekteki durumu hakkında tahminler yapmaktır. Bu doğrultuda, çalışma alanı için Landsat 4-5 ve Landsat 8 uydu görüntüleri kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Bu görüntülerin sınıflandırılması, Modifiye Normalleştirilmiş Fark Su İndeksi (mNDWI), Normalleştirilmiş Fark Su İndeksi (NDWI) ve Su İndeksi 2015 (WI2015) su indisleri kullanılarak yapılmıştır ve 1985-2021 yılları arasında her yıl için göl yüzey alanı verileri toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Burdur Gölü'nün su alanı 1985 yılı ile 2021 yılı arasında büyük oranda (81.7-92.3 km²) azalmıştır. Yapılan doğrusal regresyon analizlerine dayanarak, gölün 2070-2080 arasında kuruyacağı tahmin edilmektedir. WI2015 yöntemi, OMH (7.0554) ve GOMH (4.1711) gibi düşük hata değerleri ile 0.9923'lük yüksek korelasyon katsayısı ile en başarılı yöntem olarak değerlendirilebilir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Orta Asya'dan Anadolu'ya Uzanan Bir Yolculuk: Yörük Mutfak Kültürü

    Akyürek, Suat; Özdemir, Özcan; Genç, Gökhan

    Yeme-içme alışkanlıkları, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. Toplumların ihtiyaçlarına göre şekillenen yiyecekler, kültürel birer öge haline gelmiş ve farklı toplumların etkileşimleri sonucunda çeşitlenerek bölgesel farklılıklar göstermiştir. Bu kültürel çeşitliliğin önemli temsilcilerinden biri de Yörüklerdir. Yörükler, binlerce yıldır hayvanlarına daha iyi otlaklar bulabilmek amacıyla göçebe bir yaşam tarzını benimseyen ve genellikle yerleşik hayata geçmeyen topluluklardır. Göçebe yaşam tarzları, farklı toplumlarla kültürel ve sosyal etkileşimler kurmalarına olanak sağlayarak özgün mutfak kültürlerinin gelişimine katkıda bulunmuştur. Bu özgün kültürler arasında Yörük mutfağı, kendine has yiyecek ve içecekleriyle öne çıkmaktadır. Yörükler, doğal yaşam ortamında ürettikleri yiyecek ve içecekleri nesiller boyunca aktarmışlardır. Et, süt ve tahıl ağırlıklı olan bu mutfak kültürünün sağlık açısından faydalı olduğu düşünülmektedir. Yörükler, uzun ve sağlıklı yaşamlarının sırrını doğayla iç içe olan yaşam tarzlarına borçlu olduklarını belirtmektedir. Yapılan bu çalışmada Yörük mutfağının tarihsel, sosyo-ekonomik ve gastronomik özelliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, konu hakkında yapılmış mevcut araştırmalar incelenmiş, ikincil veri kaynaklarından elde edilen bulgular doğrultusunda Yörük mutfağının mevcut durumu ortaya konulmuş ve ileride gerçekleştirilebilecek bilimsel çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex5TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kurumsal Kimliğin Kent Kimliğine Dönüşümü: Şehir Merkezlerinde Mağaza Tabela Tasarımlarının Aynılaşması

    Günay, Mehmet Akif

    Kentlerin hızla büyümesi, artan rekabet ve benzer ürün ve hizmetleri sunan mağazaların çoğalması, tüketicilerin zaman kısıtlarını artırmış ve hızlı iletişimi zorunlu hale getirmiştir. Bu doğrultuda, görsel kimliğiyle tüketicileri etkileyen ve seçim süreçlerini kolaylaştıran tabelalar önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Son dönemlerde markalaşma sürecinde kent kimliği oluşturma çabası içerisine giren kent yöneticileri kentin en uğrak yerleri olan ana caddeler üzerindeki mağazaların tabelalarını bir farklılık oluşturmak adına yeniden tasarlamaktadır. Bu çalışmada, Gümüşhane’nin en dinamik caddelerinden biri olan Cumhuriyet Caddesi üzerindeki 66 mağaza tabelası incelenmiştir. Araştırma, mağaza tabelalarının kurumsal kimlik bağlamında içerdiği sorunları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi, sosyal bilimler alanında sıklıkla kullanılan ve nitel araştırmalarda başvurulan bir yöntemdir. Bu yöntem; verileri sistematik, tarafsız ve sayısal bir şekilde analiz ederek, bir durum içindeki değişkenleri ölçmeyi ve toplanan verileri açıklayabilecek kavramlar ile ilişkiler bulmayı amaçlamaktadır. Örneklem olarak seçilen Gümüşhane ilinde yer alan dükkân/mağaza tabelaları, görsel tasarım ilkelerinden yola çıkılarak altı temel kategori altında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda kolektif olarak tasarlanan tabelalardan dolayı mağazaların aynılaştığı, birçok mağazanın kurumsal logoya sahip olmadığı, kurumsal kimlik unsurları dikkate alınmadan tasarlandığı, mağaza tabelalarının estetik kaygıyla tasarlanmasına rağmen estetik olmadığı, Gümüşhane belediyesi kimliğiyle bir bütünlük oluşturmadığı ortaya çıkmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kültürlerarası İletişim Bağlamında Suriyeli Sığınmacıların Türk Kültürü ile Etkileşimi

    Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif

    Bu çalışma, 2011 yılından itibaren Türkiye’ye yoğun şekilde göç eden Suriyeli sığınmacıların yerel kültürle kaynaşma süreçlerini kültürlerarası iletişim bağlamında incelemektedir. Araştırmanın amacı, İzmir ili örneğinde, sığınmacıların Türk kültürüne hangi unsurlar üzerinden etkide bulunduğunu, hangi unsurlardan etkilendiğini ve bu etkileşimlerin hangi faktörler çerçevesinde yoğunlaştığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. İzmir’in muhtelif merkez ilçelerinde yaşayan ve Suriyeli sığınmacıların Türk kültürüyle etkileşimine dair deneyimleri bulunan 14 Türk vatandaşı (7 kadın, 7 erkek) ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma, yetkili kurumlardan alınan etik onay doğrultusunda yürütülmüştür. Katılımcılara, Suriyeli sığınmacıların Türk toplumuna uyum sürecinde yaşanan sorunlar ve kültürel etkilerini anlamaya yönelik 10 açık uçlu soru yöneltilmiş ve görüşmeler ortalama 45 dakika sürmüştür. Elde edilen bulgular, kültürlerarası iletişimde dil, din, medya, millet, mekân ve tarihsel bağların belirgin kodlar olduğunu ortaya koymuştur. Katılımcıların olumlu değerlendirmeleri, özellikle İslam birlikteliği bağlamında dil, din ve medya faktörlerinin kültürel uyumu kolaylaştırdığına vurgu yapmış ve Ensar-Muhacir kavramlarının önemini belirtmiştir. Bununla birlikte, bazı katılımcılar sığınmacıların yerel kültüre uyum sağlayamadığını, dil farklılıkları, medya temsillerinin olumsuz etkisi ve yaşam tarzı uyuşmazlıklarının kültürel çatışmalara yol açtığını ifade etmiştir. Çalışma, toplumsal uyumu artırmak adına dil eğitimi, medya temsillerinde farkındalık oluşturulması, kültürel farkındalık çalışmaları ve karşılıklı anlayışı teşvik edecek politikaların geliştirilmesi gerektiğini önermektedir. Bu bağlamda, kültürel karşılaşmaların olumlu ve olumsuz yönlerini anlamak, uyum süreçlerinin geliştirilmesi, çatışmaların önlenmesi ve medyanın yapıcı rolünün sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Dijital Vergi Dairesi Sisteminin Kalitesi ve Vergi Uyum Niyeti: Kullanıcı Memnuniyetinin Aracılık Rolü

    Saruc, Naci Tolga; Uğur, Candan Yılmaz

    Kamu hizmetlerinde yaşanan dijital dönüşümün vergi ile ilgili alanlara yansıması ile dijital uygulamaların ön plana çıktığı, söz konusu uygulamaların vergi mükelleflerine hızlı erişim ve bireyselleştirilmiş hizmetler sunarak vergi uyumunu artırdığı görülmektedir. Türkiye’de 7 Ekim 2023 tarihinde yürürlüğe giren Dijital Vergi Dairesi ile mükelleflerin tüm uygulamalara kolay, hızlı ve güvenli bir şekilde erişim sağlaması, vergi ile ilgili tüm işlemlere ve bu işlemlerin sonuçlarının ilgililerine elektronik ortamda sunulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda vergi mükelleflerin Dijital Vergi Dairesinin kalitesine ilişkin algısı ve bu algının vergi uyumu üzerindeki etkisinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Gümüşhane/Merkez’de faaliyet gösteren ve Dijital Vergi Dairesi sistemini kullanan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden elde edilen verileri kullanarak Dijital Vergi Dairesi Sisteminin kalitesi ile vergi uyumu arasındaki ilişkide Dijital Vergi Dairesi kullanıcılarının memnuniyetinin aracılık etkisi olup olmadığını incelemektir. Araştırmaya, Dijital Vergi Dairesi sistemini kullanan 171 gelir ve kurumlar vergisi mükellefi katılmış olup, veriler aracılık etki analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Dijital Vergi Dairesi sisteminin kalitesi ile algılanan kullanım kolaylığının, sistemi kullanan vergi mükelleflerinin memnuniyet düzeylerini artırarak vergi uyumunu olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effect Of Poetry Therapy On Hopelessness, Loneliness And Depression in Hemodialysis Patients: A Quasi-Experimental Study

    Çakmak, Seher; Uzun, Sevda; Baygın, Şevval

    The aim of this study was to examine the effect of poetry therapy on hopelessness, loneliness and depression in haemodialysis patients. The study, which was conducted in a quasi-experimental design, included 22 chronic renal failure patients receiving haemodialysis treatment. 11 patients were assigned to the poetry group and 11 patients to the control group. The patients in the poetry group received 12 sessions of poetry therapy three days a week for 4 weeks, while the patients in the control group were not intervened. The data of the study were collected with ‘Personal Information Form’, ‘Beck Hopelessness Scale’, ‘UCLA Loneliness Scale’ and ‘Beck Depression Scale’. Mean, standard deviation and percentage calculations, Kolmogorov Smirnov normal distribution test, chi-square and t test were used in the analysis of the data. It was determined that the sociodemographic and disease characteristics of the patients in the poetry and control groups were similar (p>0.05). In the pre-test, it was found that there was a similarity between the poetry and control groups in terms of mean hopelessness and loneliness scores (p>0.05), while there was a statistically significant difference in terms of mean depression score and frequency (p=0.016, p=0.012). After the poetry therapy, it was determined that the mean scores of hopelessness and depression of the poetry group decreased statistically significantly (p=0.009, p=0.016), while the mean score of loneliness increased significantly (p<0.001). In conclusion, it was determined that poetry therapy decreased hopelessness and depression but increased loneliness in haemodialysis patients. Accordingly, it can be said that poetry therapy is beneficial in reducing hopelessness and depression levels.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ürolojik Cerrahi Geçirecek Erkek Hastaların Beden Tutumunun Psikolojik İyilik Halleri ve Cinsel Doyuma Etkisi: Tanımlayıcı ve İlişkisel Bir Araştırma

    Uzun, Sevda; Atasayar, Belgin Şen; Emirza, Elif Güzide

    Bu araştırma, ürolojik cerrahi geçirecek erkek hastaların beden tutumlarının psikolojik iyilik halleri ve cinsel doyumları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı ve ilişkisel tiptedir. Veriler Ağustos-Ekim 2024 tarihleri arasında Türkiye’nin bir ilinde ikamet eden ve ürolojik cerrahi geçirecek 111 erkek hastadan Google form aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada veriler “Kişisel Bilgi Formu”, “WHO-5 İyilik Hali İndeksi”, “Erkeklere Özgü Beden Tutum Ölçeği” ve “Yeni Cinsel Doyum Ölçeği-Kısa Form” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon testi, bağımsız örneklem t-testi, one-way ANOVA ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Ürolojik cerrahi geçirecek erkek hastaların beden tutumlarının, psikolojik iyilik hallerini ve cinsel tatminlerini de etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca bu hastaların medeni durumu, hastalığın cinsel ve psikolojik etkisi, tıbbi tanısı, hastalığın neden olduğu beden memnuniyetsizliği ve birlikte yaşadığı kişilerin de beden tutumu, psikolojik iyilik hali ve cinsel doyumu ve alt boyutlarından bazıları ile ilişkisi olduğu görülmüştür (p<0,05). Araştırma sonucuna göre, toplumda ürolojik sorunların erkek cinsel sağlığı üzerindeki olumsuz etkisinin anlaşılması için özellikle psikiyatri ve cerrahi klinik hemşirelerinin bu hastalara yönelik görüşme ve eğitim programları düzenlemesi önerilmektedir. Ayrıca bu hastalara psikolojik destek sağlanmalı ve beden algılarına yönelik değerlendirip uygun psikoterapötik müdahale de bulunulmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sera Gölü Tabiat Parkı (Akçaabat-Trabzon) Briyofitleri Üzerine Bir Araştırma

    Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin; Köroğlu, Zeynep Gizem; Yıldırım, Kübra

    2024 Mart ve Nisan aylarında, Sera Gölü (Akçaabat/Trabzon) Tabiat Parkı’da 5 farklı lokaliteden briyofit örnekleri toplanmıştır. Örneklerin teşhis edilmesi sonucunda 1 familya ve 1 cinse ait 1 boynuzotu taksonu; 11 familya ve 12 cinse ait 14 ciğerotu taksonu ile 16 familya ve 41 cinse ait 60 yapraklı karayosunu olmak üzere toplamda 75 briyofit taksonu (tür, alttür ve varyete) saptanmıştır.Teşhis edilen türler arasında Cryphaea heteromalla A4 karesi için yenidir. Aneura pinguis Trabzon için ve diğer tüm türler de Sera Gölü Tabiat Parkı için yeni kayıttır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sağlık ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencilerinin yapay zekâ okuryazarlığı

    Kazak, Aysun; Türkmen, Osman Oğulcan; Topalı, Hasret

    Bu araştırma temel olarak önlisans sağlık programları öğrencilerinin Yapay Zeka (YZ) okuryazarlık düzeyini belirlemek için yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, araştırmanın verileri Kasım-Aralık 2024 tarihleri arasında Türkiye’de bulunan iki farklı devlet üniversitedeki 1446 sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu sağlık bölümleri birinci ve ikinci sınıf öğrencileri ile internet ortamı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kapsamında analiz edilen veri kümeleri için toplama araçları olarak “Birey Tanıtım Formu” ve “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmıştır. Öğrencilerin “Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği (YZOÖ)” bağlamında aldıkları puan ortalamasının beklenen ortalama puanın üzerinde olduğu görülmüştür. 20 yaş ve altı ile 21-30 yaş arasındaki öğrenciler, 31 yaş ve üstü öğrencilere göre daha yüksek toplam puanlar alırken; ilk ve acil yardım programındaki öğrenciler de yaşlı bakımı programındaki öğrencilere göre daha yüksek puanlar almıştır. İnterneti en çok karma kullananlar, sağlık bakanlığı/hastane sitelerini ziyaret edenlere göre daha yüksek toplam puanlar elde etmiştir. Teknolojik cihaz kullanımı becerileri açısından ise çok iyi ve iyi seviyedeki öğrenciler, diğer seviyelere göre daha yüksek toplam puanlar almışlardır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, YZ teknolojilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için eğitimciler tarafından müfredata alınarak öğretilmesinin YZ okuryazarlık düzeyine katkı sunacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Mehmet Akif Ersoy ve Ahlak Felsefesi

    Kerimoğlu, Özkan

    Bu çalışmanın temel amacı, Türk Milli marşını yazan, şair Mehmet Âkif Ersoy’un yaşadığı dönemde, toplumun yüzleştiği ahlâkî ve kültürel sorunlarla mücadelesini ve bulduğu çözümü anlamaya çalışmaktır. İçinde yaşadığı toplumu sarmalayan, bireysel ve toplumsal yozlaşmaya sebep olan problemler hakkında derin bir kaygıya kapılan Âkif, duyarlı bir insan ve düşünür olarak çözüm arayışına girmiştir. Problemler karşısında çözüm için mevcut ve baskın anlayışın yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Âkif, bireysel ve toplumsal ilişkileri detaylı bir şekilde incelemiş ve çöküşün temel nedenini İslâm Dini’nin yanlış anlaşılıp, yanlış tatbik edilmesi ve bilimden mahrum kalmak olarak belirlemiştir. Bu hakikatten endişe ve rahatsızlık duyan şair, çözümü ise halis İslâm’a rücûda, Doğu’nun hikmeti ve Batı’nın fenninin mezcedilmesinde bulmuştur. Düşünür bununla birlikte bu çöküşten kurtulmak için samimiyet, doğruluk, birlik-beraberlik, çalışmak, yardımlaşmak ve dayanışma, teknoloji ve ilim alanındaki gelişmeleri takip etmek, onları alıp sahiplenmek ve ümit var olmak gibi erdemlere ihtiyaç olduğunu da söylemektedir. Âkif’in “Safahat” başta olmak üzere eserleri çalışmamıza kaynaklık edecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Relationship Between Theology Students’ Moral Identities and Moral Integrity

    Birinci, Ali

    The purpose of this research is to investigate the relationship between the moral identities and moral integrity of students enrolled in the Faculty of Theology. The study employs a quantitative research design and is conducted in accordance with the relational survey model. The study group comprises students attending the Faculty of Theology at Gümüşhane University during the 2023-2024 academic year. The personal information form devised by the researcher and the Moral Integrity Scale, which was adapted into Turkish by Okan and Ekşi (2020), along with the Moral Identity Scale developed by Kürüm and Ekşi (2022), were employed as the instruments for data collection. The findings of the research indicated that the mean scores of moral identity and moral integrity for the theology students were at a high level. The results indicated a positive and moderate relationship between moral identity and moral integrity, and it was concluded that moral identity was a significant predictor of moral integrity. Considering the findings, it is recommended that character education be incorporated into the curricula of theological faculties on a systematic basis.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    İslam Kelâmında Şâhid-Gâib Diyalektiği: Metafizik Bilginin Epistemolojik Temelleri ve Sınırları

    Sarıkaya, Berat

    İnsanoğlu, yaşadığı dünya ve deneyimlerinin sınırları içinde kalmış bir varlık olarak, gözlemlerinin ötesinde kalan ve “gayb” olarak tanımlanan âleme dair bilgi edinme çabası içerisinde olmuştur. Ancak, mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda, bu çabanın sanıldığı kadar kolay olmadığı da bir gerçektir. İslam kelamında “şâhidden hareketle gâibi çıkarsama” (kıyâsu’l-gâib ale’ş-şâhid) yöntemi, görünen âlemden (şâhid) hareketle Allah’ın zatı, sıfatları ve metafizik gerçeklikleri (gâib) anlamaya çalışan epistemolojik bir araçtır. Yöntem, şâhid (gözlemlenebilir) dünyadan hareketle, gözlemlenemeyen (gâib) âleme dair bilgi çıkarımı yapılabileceği varsayımına dayanır. Ancak, ontolojik farklılıklar, teşbih riskleri ve yöntemin uygulamasındaki esneklik gibi nedenlerle çeşitli eleştirilerin odağı olmuştur. Özellikle İbn Hazm ve Gazâlî, yöntemin kesin bilgi sunmadığını ve kıyaslamanın Allah’ın aşkınlığıyla çeliştiğini savunmuştur. Bununla birlikte, kelamcılar yöntemin akli bilgi üretmek için kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir. Eleştiriler varlığını korusa da yöntem, kelam ekolleri tarafından uygulanmaya devam etmiştir. Bu çalışma, İslam düşüncesinde “şâhidden gâibe akıl yürütme” yöntemini ele alarak, onun bilgiye ulaşmadaki epistemolojik konumunu incelemektedir. Söz konusu yöntemin epistemolojik çerçevesi ele alınarak, kelam ilmindeki uygulama şekillerine yer verilmektedir. Çalışmada bu yöntemin İslam kelamındaki kullanımı ve ona yöneltilen eleştiriler analiz edilmektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Gazzâlî’de Tanrı Tasavvuru ve İnsan Fiilleri Yaklaşımına Etkisi

    Aydın, Muhammet

    Fiil ya da eylem konusu bir yönüyle insanın eylem yapabilme yeteneği ve kapasitesine diğer yönüyle de insanın iradi eylemde bulunma keyfiyyetine taalluk etmektedir. Kelâm disiplininde özellikle insanın iradesini ve dolayısıyla özgürlüğünü, sorumluluğunu ve yetkinliğini doğrudan ilgilendiren fiiller konusu, klasik dönemden beri inanç ekollerinin tartışmalarına konu olmuştur. Farklı ekollerde farklı yaklaşımlar dile getirilirken, aynı ekolün içinde de farklı kabuller söz konusu olabilmiştir. Bu, ekollerin iç diyalektiğini ilgilendiren bir başka konudur. İslam düşünce geleneğinde önemli kurucu isimlerden biri olan Gazzâlî, sadece kendi ekolü olan Eş’arî mezhebi üzerinde değil diğer ekoller üzerinde de etkili olmuş değerli bir kelâmcıdır. Fiiller konusunda onun yaklaşımı, kelâm ilminin iç diyalektiği bakımından da önemli tespitlere gebedir. Çalışmada Gazzâlî’nin tanrı tasavvuruna da değinilmesi gerekli olmuştur. Zira tanrı tasavvurunun hem ilahi fiillerle hem de insan fiilleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Gazzâlî eserinde fiillerle ilgili bazı temel meselelerden söz etmektedir. Bu çalışmada söz konusu meseleler üzerinden onun fiiller öğretisine yaklaşımı ele alınmıştır. Yeri geldiğinde içine düştüğü bazı teolojik açmazlardan da söz edilmiştir. Çözümlemelerinde zaman zaman bazı terimlerin lafzi karakterlerinden hareketle konuya eğildiği de eklenmelidir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Problems in the Definitions of Weak Ḥadīth and its Relationship with Mawḍūʿ

    Gözün, Abdulvehhab

    It is possible to say that weak ḥadīth is one of the most complicated terminology in terms of its nature and parts among the subjects of ḥadīth methodology. According to our research, there are some logical problems in the definitions made both in the classical and in the recent period in order to reveal its essence. When the definitions in question are considered, especially in the context of their relationship with the mawḍūʿ ḥadīth, it is understood that while their all elements are included, they do not exclude their othernesses. Therefore, the definitions made for weak ḥadīth in the research were determined chronologically and examined especially in terms of their relationship with mawḍūʿ ḥadīth. For this purpose, first, the works on the ḥadīth methodology of the classical period were consulted and the problems in question were revealed with analytical and critical methods. Then, the studies on the ḥadīth methodologyof the modern period were evaluated in the same way. Based on the fact that the literature is very extensive, Ibn Ṣalāḥ’s definition was taken as the basis and special emphasis was placed on the definitions made differently from him. Thus, the research aimed to identify and eliminate the problems mentioned. Finally, if definitions that eliminate the mentioned problems have been identified, they have been highlighted. More importantly, Ibn Ṣalāḥ’s weak ḥadīth definition and division have been revised to solve the mentioned problems.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Nizâmülmülk’ün Devlet Anlayışında Meşruiyet ve Beka Sorunu

    Serdar, Erdoğan

    Bu makalede Türk devlet felsefesi anlayışının en güçlü örneklerinden biri olan Selçuklu devletinin iki büyük sultanı olarak kabul edilen Alpaslan ve Melikşah’a vezirlik yapmış olan büyük devlet adamı Nizamülmülk’ün siyaset felsefesinde devletin meşruiyeti ve beka sorunu incelenmiştir. Yardımcı kaynaklarla birlikte Nizamülmülk tarafından kaleme alınmış olan Siyasetname isimli eser çalışmanın temel materyali olarak tercih edilmiştir. Bu bağlamda makale, giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Nizamülmülk hakkında temel bilgiler verilmiş, düşüncesinde etkili olan siyaset felsefesini oluşturan temellere değinilmiştir. Birinci bölümde İslam siyaset felsefesindeki temel anlayışlara Nizamülmülk’ün yaklaşımı ele alınarak meşruiyet ve yönetim kavramları açıklanmış, tarihsel süreçte meşruiyet kavramına değinildikten sonra Nizamülmülk’ün meşruiyet kriterleri değerlendirilmiştir. Makalenin ikinci bölümünde beka kavramın önemi, Nizamülmülk’ün yaklaşımı ve beka noktasında pratik çözümleri açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise meşruiyet kavramı ve beka sorununun çerçevesi içinde Nizamülmülk’ün siyaset felsefesi bağlamında değerlendirilmesi ve yönetim, toplum ve sınırlar açısından bir düzende ele alınan devlet yönetim biçiminin ifadesi ile çalışma sonlandırılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kadınlarda Sosyal Etkinin Yeme Bozukluklarıyla İlişkisi: Beden Memnuniyetinin Aracılık Rolü

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa

    Amaç: Araştırmada yetişkin kadınlarda sosyal etki ve yeme bozuklukları arasındaki ilişkide beden memnuniyetinin aracı rolü incelenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, 2024 yılı içerisinde Mayıs-Ekim ayları arasında, yaş ortalaması 22,11 olan 317 yetişkin kadın ile gerçekleştirilmiştir. Kişisel bilgi formu, Sosyal Etki Ölçeği, Beden Memnuniyeti Ölçeği ve Yeme Tutum Testi (YTT-40) ile veri toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı yöntemi ile değerlendirilmiştir. Aracılık analizleri IBM SPSS Versiyon 24.0 programı ve PROCESS makro ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları beden memnuniyeti ile sosyal etki arasında negatif (r = -0,256, p < 0,001) bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Beden memnuniyeti ile yeme bozukluğu arasında da negatif (r = -0,261, p < 0,001) bir korelasyon bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, beden memnuniyetinin sosyal etki ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Sonuçlar, kadınlarda sosyal etkinin beden memnuniyeti aracılığıyla yeme bozuklukları riskini artırdığını, ayrıca sosyal medya ve toplumsal normların kadınlar üzerindeki baskısını azaltmayı hedefleyen önleme programlarının önemini vurgulamaktadır. Sağlıklı beden algısını teşvik eden kampanyalar, medya içerik düzenlemeleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımları, yeme bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynayabilir. Bu bulgular, yeme bozukluklarının sosyal ve kültürel faktörlerle bağlantılı karmaşık bir sorun olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Taş Ocağında Patlatmalı Kazı Kaynaklı Zemin Titreşimleri, Hava Şoku ve Şev Duraylılığının İncelenmesi: Örnek Bir Uygulama

    Alemdag, Selcuk; Çavuşoğlu, İbrahim

    Bu çalışma kapsamında, Trabzon ili Araklı ilçesinde faaliyet gösteren bir taşocağında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkileri, kazı sonrası ve sismik yük etkisindeki duraylılığı ve buna ek olarak özellikle en yakın yerleşim yerinde oluşturabileceği titreşim ve hava şoku değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları sürecinde, Instantel Micromate marka sismograf ile beş farklı patlatma sırasında ölçümler alınmış ve veriler analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, 2022 yılında yenilenen “Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” (ÇGKY) kapsamında maden ve taş ocakları için belirlenen yeni sınır değerlerle karşılaştırılmış; ayrıca eski Türk standardı, USBM RI 8507 (USA) ve DIN 4150-3 (Alman) standartlarıyla karşılaştırmalı analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ölçülen yer sarsıntısı ve hava şoku düzeylerinin her bir patlatma için ilgili yönetmelik sınırlarının altında kaldığı, arazide yapılan gözlemler sonucunda da en yakın yerleşim alanlarındaki yapılarda yapısal hasara yol açmayacağı belirlenmiştir. Karşılaştırmalı analizler ise yeni Türk standardı ile DIN 4150-3 ve USBM standartlarının daha koruyucu yaklaşımlar sunduğunu göstermiştir. Taş ocağı işletmesi için tasarlanan şev geometrisi kazı sonrası mevcut durumda ve sismik yük etkisinde duraylılık değerlendirmesi yapılmış ve güvenlik sayısının SRF>1.5 olduğu belirlenmiştir. Böylece duraylılık değerlendirmesinde elde edilen güvenlik sayısı ve deformasyonlar, işletme sınırlarında yapılacak patlatmalı kazı işleminden etkilenmeyeceği öngörülmektedir. Bu çalışma, taşocaklarında gerçekleştirilen patlatmalı kazıların çevresel etkilerinin yasal sınırlar çerçevesinde sistematik ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve ocak duraylılığına yönelik örnek bir uygulama sunmakta olup, benzer projeler için “Çevresel Etki Değerlendirme” (ÇED) süreçlerinde kaynak olarak değerlendirilebilir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Unusual Winter Activity of the Ottoman Viper (Montivipera xanthina) in Türkiye

    Sahin, Mehmet Kursat; Kurnaz, Muammer; Bayram, Çağatay

    The seasonal dynamics of reptile species and their responses to fluctuations in environmental temperature play a crucial role in their overall ecological functions. Reptiles are ectothermic organisms, meaning their activity levels are largely influenced by external temperatures. While most reptile species in temperate regions enter a state of hibernation during colder months, some exceptions may occur due to environmental changes. In this study, an unusual instance of winter activity was documented for Montivipera xanthina (Ottoman viper) in the Karalan-Eskişehir region of Turkey. A single individual was observed on November 2, 2024, at an ambient temperature of 18.6°C. This observation provides significant insights into the winter behaviors of reptiles, which are generally considered inactive during this period. A review of existing literature reveals no prior records of Montivipera xanthina exhibiting activity in November or any other winter months. Therefore, this study presents the first known documentation of winter activity in this species, raising questions about the potential effects of climate change on reptilian seasonal behaviors. Rising temperatures and shifting seasonal patterns may be altering the hibernation strategies of reptiles, leading to extended activity periods. Such changes could have ecological consequences, affecting predator-prey interactions, reproductive cycles, and overall species distributions.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele