Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2021
    Hexarotor Longitudinal Flight Control with Deep Neural Network, PID Algorithm and Morphing

    Oktay, Tugrul; Kose, Oguz

    Unmanned Aerial Vehicles (UAV) have become an integral part of life, from military operations to entertainment. With this popularity, the interest of researchers on these UAVs has gradually increased. The use of UAVs in many areas and the researches carried out by researchers have revealed the limitations of these devices. At the beginning of these restrictions is the passage through the narrow space. In this study, longitudinal flight control of a hexarotor UAV is discussed with morphing. The limitation of this study is that it is difficult to estimate the moment of inertia and proportional integral derivative (PID) coefficient values according to the arm length, since there is a change in the hexarotor arm lengths with the morphing and the rigid body model changes accordingly. In this study, it is aimed to obtain these parameters with the Deep Neural Network(Artificial Neural Network(ANN) with two or more hidden layers) to overcome this problem. 15 drawings of hexarotor morphing states were drawn in Solidworks program. A training set was created by obtaining the PID coefficients for the longitudinal flight of these drawings from the Matlab/Simulink program. The training set was taught to the Deep Neural Network and moments of inertia and PID coefficients were obtained according to the arbitrarily estimated arm extension or shortening rates. In addition, the hexarotor dynamic model was derived according to the Newton-Euler approach and modeled using the state space model. The longitudinal flight of the hexarotor is simulated with the state space model. The moment of inertia and PID coefficients were estimated by Deep Neural Network according to the values determined by the program randomly together with the initial state. Simulations were made with these parameters and the results were given in graphics.

    AtıfOpenAlex15TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    ⁶⁰Co Radyoaktif Nokta Kaynaği ile Uçucu Külün Gama Radyasyon Koruma Özellikleri

    Külekçi, Gökhan

    Gelişmekte olan beton teknolojisi sayesinde hafif beton ve uçucu kül betonla ilgili birçok alanda kullanılabilmektedir. Dünyanın güncel sorunlarından olan radyasyondan, korunmak için birçok araştırmacı uçucu külü kullanmış fakat çok az sayıda araştırmacı hafif beton üzerinde çalışmıştır. Radyasyonun etkilerinden korunmak için araştırmacılar ağır beton ve ağır agregalar kullanılarak gama ışını soğurma miktarlarını incelenmiştir. Bu çalışmada c sınıfı uçucu kül, çimento yerine %30-50-100 dozajlarında kullanılarak 3 farklı hafif beton hazırlanmıştır. 50*50*50 mm boyutlarında hazırlanan kompozit bloklar üzerinde yoğunluk ve basınç dayanımı deneyleri yapılmış, doğrusal zayıflama katsayısı (cm-1), kütle zayıflama katsayısı (MAC) ve onuncu katman değeri (TVL) (cm) gibi radyasyon etkileşim parametreleri ölçülmüştür. Radyasyon etkileşim parametreleri HP Ge gama dedektörü kullanılarak elde edilmiştir. Radyasyon ölçümleri için 1173 keV (⁶⁰Co) ve 1332 keV (⁶⁰Co) olarak 2 farklı foton enerjisi kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda uçucu kül içeriği arttıkça basınç dayanımının azaldığı, hazırlanan kompozitlerinden %100 uçucu kül içeren örneklerin basınç dayanımının en az olduğu, uçucu kül miktarı düştükçe yoğunluğun arttığı belirlenmiştir. Hazırlanan kompozitlerde enerji seviyeleri arttıkça doğrusal zayıflama katsayısı arttığı görülmüştür. Bu çalışma sayesinde birçok alanda kullanılan uçucu küllerin radyasyon kalkanı olarak kullanılabileceği ortaya konmuştur. Ayrıca bu çalışma ile radyasyon kalkanı üretiminde, ağır agrega kullanılmaması ve hafif beton üretilmesi nedeni ile kalkan üretim maliyeti önemli derecede düşecektir

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Fotobiyoreaktörde Işığın ve Beslemenin Alglerin Büyümeleri Üzerine Etkilerinin Araştırılması

    Aygün, Cemalettin; Saribiyik, Oguz Yunus; Sert, Batuhan; Uçmaz, Nergiz

    Dünya nüfusunun çoğalmasına bağlı olarak gıda ve enerji ihtiyaçları da artmaktadır. Enerji ve gıda tüketimi karbondioksit salınım miktarının yükselmesi ile yakından alakalıdır. Karbondioksit miktarının artması Sera gazı etkisi göstererek küresel ısınmaya sebep olmakta böylece doğal afetler yaşanmaktadır. Sera gazı etkisinin azaltılması için fosil kaynaklara alternatif enerji kaynakları bulunmalı ve atıkların sürdürülebilir şekilde kontrol edilerek geri dönüşüme kazandırılması gerekmektedir. Alternatif enerji kaynakları olarak biyogaz, biyodizel, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları yoğun şekilde araştırılmaktadır. Algler, alternatif gıda ve enerji ihtiyacını karşılamak için araştırılan kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu canlılar, genel olarak ökaryotik fotosentez yapabilen canlıların genel tanımlamasıdır ve bu sınıf içerisinde çok farklı alt türleri bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda, 1 kg kuru alg oluşumu sırasında 1.83 kg CO2 tükettiği, yağ protein kaynağı ve organik gübre olarak kullanılabildiği görülmüştür. CO2 tüketim miktarının yüksek olması, alternatif besin ve yenilenebilir enerji kaynağı gibi farklı amaçlar için kullanılma potansiyelinden dolayı Alglerin uygun yaşam alanlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, hava karıştırmalı kolon tipi pilot fotobiyoreaktör imalatı yapılmıştır model alg üzerinde, ışığın ve beslenmenin büyüme üzerine etkileri araştırılmıştır. Model alg olarak ‘’Cladhopora glomerata’’ kullanılmıştır. Besleme için, inorganik tuzlar, %17’lik doğal kaynaklardan elde edilen amino asit çözeltisi ve 425 nm dalga boyuna sahip ışığın alglerdeki kütle artışı üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, alglerin 425 nm dalga boyundaki (mor ışık) kütle artışı gün ışığındaki ışığa göre kıyaslandığında daha fazla kütle artışı gözlemlenmiştir. Bunun dışında alglerin kütle artışı beslemelerine göre kıyaslandığında %17 lik doğal amino asit kaynağı ile besleme yapıldığında inorganik tuzlara göre kütlece artışının daha fazla olduğu gözlemlenmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Türkiye’de Düzey 1 Bölgelerinde Ar-Ge Faaliyetlerine Göre İnovasyon Performanslarının İncelenmesi: Malmquıst Endeksi Uygulaması

    Seyhan, Nazlı; Zuhal, Mustafa

    İnovasyon, ülkelerin sürdürülebilir büyümesinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Evrimci yaklaşım çerçevesinde geliştirilen inovasyon sistemleri, ulusal ve bölgesel inovasyon sistemleri olarak değerlendirilmektedir. Ulusal ve bölgesel inovasyon sistemlerinin performans ve etkinlik analizlerinin yapılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde teknolojik öğrenme ve yakalama süreçlerinin başarıya ulaşmasında inovasyon performanslarının ölçümü özel önem taşımaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de Düzey-1 bölgelerinin inovasyon performanslarının ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de 12 istatistiki bölgenin 2013-2019 dönemi için inovasyon performansları Malmquist Endeksi yöntemiyle ölçülmektedir. Bölgelerde inovasyon girdileri olarak Ar-Ge harcamaları, Ar-Ge personeli, çıktı değişkenleri olarak da patent başvuruları ve bölgelerin yüksek teknolojili ürün ihracatı ele alınmaktadır. Analiz sonunda elde edilen bulgulara göre, 2013-2019 döneminde yıllık ortalama faktör verimliliğinin 1’in üzerinde olduğu ve 2019 yılında genel bir performans düşüklüğünün olduğu görülmektedir. Bu dönemde yıllık ortalama faktör verimliliği açısından Ege bölgesinin öne çıkmaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Surgical nurses’ knowledge levels about hemodynamic monitoring

    Özkan, Esra; Sahin, Ceyda Uzun; Cilingir, Dilek; Kulakaç, Nurşen

    Aim: This study was carried out to determine surgical nurses’ knowledge levels about hemodynamic monitoring. Material and Method: The research was carried out in a descriptive design to determine the knowledge levels of surgical nurses related to hemodynamic monitoring. Nurses working in the surgical clinics of three hospitals in the Eastern Black Sea Region. 156 surgery nurses took part in the study. The data were collected through a questionnaire developed by the researchers. Percentage, mean, standard deviation, median, Kolmogorov-Smirnov test, t-test in independent groups, and variance analysis in multiple groups were used to evaluate the data in the research. Results: The mean score of the nurses’ knowledge about hemodynamic monitoring was 65.3±7.9. There was a significant difference between nurses’ receiving education on monitoring, gender, marital status, education level and the mean scores of their knowledge about hemodynamic monitoring (p<0.05). Conclusion: The study revealed that nurses had a lack of knowledge about hemodynamic monitoring, which was reflected in nursing care and practices. It is recommended that surgical nurses are provided detailed and regular training on hemodynamic monitoring methods and follow-up including nursing care.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Eski Yunan’da Dinî Merkezlerin Finansal Yönleri Üzerine Bir Değerlendirme (Delos, Delphoi ve Parthenon Örneği)

    Aktürk, Mehmet Yunus

    Eski Yunan şehirlerindeki tapınaklar dinî statülerinin yanında finansal işlerde de rol oynamışlardır. Bu durum, Eski Yunan’a has bir durum olmayıp Mezopotamya’dan bildiğimiz bir sistemdir. Ancak Delos ve Delphoi gibi yerlere ait tapınaklar, ekonomik yapılanma meselesini daha sistemli hâle getirmişlerdir. Bu dinî merkezler, devletle sürekli işbirliği hâlinde olmuşlardır. Finansal açıdan Tapınak-Devlet arasındaki münasebet, savaş ve kıtlık gibi olağanüstü zamanlarda üst seviyelere ulaşmıştır. Böylesine sıkıntılı durumlarda dinî ve merkezî otorite, her biri kendi çıkarlarını düşünerek birlikte hareket etmişlerdir. Kimi zaman birbirlerine borç vermişler, kimi zaman da halkı desteklemişlerdir. İlerleyen süreçte ise Atina’da Athena Tapınağı üzerine inşa edilen Parthenon Tapınağı, anladığımız kadarıyla dinî statüsünün önüne geçecek seviyede devletin yedek kasası rolüne bürünmüştür. Öyle ki şimdiye kadar ele geçen yazıtlardan Parthenon Tapınağı’nda yapılmış bir kült törenine dair kayda rastlanmamıştır. Ayrıca burada diğer tapınaklarda olduğu gibi orta kısımda bir sunak da yoktur. Dolayısıyla burası devletin sikke ayarlarını kontrol ettirdiği, dış borçlanmada civar şehirlere güvence tesis eden bir yer hâline gelmiştir. Tapınağa mensup yüksek rütbeli rahipler ise kimi zaman devlet borçlanmasında statülerinden dolayı şahit olarak gösterilmiş ve tapınağa ait mallar, karşı devlete ipotek ettirilmiştir. Çalışmada bütün bu bilgilerden yola çıkarak bazı saptamalarda bulunulacaktır. Bu saptamalar esnasında özellikle hakkında fazlaca sayısal bilgiye sahip olduğumuz Delos, Delphoi ve Parthenon örnekleri üzerinden Tapınak-Devlet işbirliği ve borçlanma hususlarıyla ilgili genel bir değerlendirilme yapılacaktır.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Ahmetli İlçesinde Arazi Örtüsünün/Kullanımının Zamansal Değişimi (1995-2015)

    Üzülmez, Mehmet

    Günümüz dünyasında insanoğlunun ihtiyaçları devamlı artmaktadır. Bu durum ise yeryüzünde kullanılan arazi yapısının sürekli değişimine sebep olmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de de araziler, amacı dışında kullanıldıklarından dolayı değişimlere uğramıştır ve hala da bu değişim süreci devam etmektedir. Türkiye’nin verimli arazileri üzerinde yer alan Ahmetli ilçesindeki arazi örtüsü/kullanımı, geçmişten günümüze değişime uğramıştır. Ahmetli ilçesi, Ege Bölgesi’nin Asıl Ege Bölümü’nde yer almaktadır. İlçe arazisinin büyük bölümünü, üzerinde tarımsal üretimin yapıldığı verimli arazi olan Gediz Ovası oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Ahmetli ilçesinin 1995-2015 yılları arasında arazi örtüsünün/kullanımının geçirdiği değişimler uydu görüntüleri yardımıyla zamansal açıdan incelenmiştir. Uydu görüntüleri, NASA’ya ait olan Landsat TM ve OLI isimli uydularından temin edilmiştir. Görüntüler elde edildikten sonra sınıflama işlemlerine tabi tutulmuş ve söz konusu işlem için Coğrafi Bilgi Sistemleri programlarından biri olan ArcGIS kullanılmıştır. Analizler sonucunda, 1995-2015 yıllarında en büyük değişim, %31’lik azalışla diğer arazi (kayalık, mera, çıplak arazi vb.) grubunda gerçekleşmiştir. Söz konusu yıllarda tarım arazileri %22, beşeri yapılar %7 ve orman arazisi %2 oranında artış göstermiştir. Beşeri yapıların çoğunluğunun tarım arazilerinin üzerinde yer alması, yine bu yapıların söz konusu arazilere doğru büyüdüğünü ortaya koymuştur. Tarım ve orman arazilerindeki büyümenin nedeni sulamanın, teknolojinin, ağaçlandırma faaliyetlerinin artmasının yanında, diğer arazi grubunun da bahsedilen gelişmelerle birlikte tarım ve orman arazisine dönüşmesinden kaynaklanmıştır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Tarih Öğretmeni Adaylarının Sözlü İletişim Becerileri Üzerine Bir Araştırma

    Yapıcı, Hakkı

    Sözlü iletişim, bireysel ve toplumsal anlamda oldukça önemlidir. Hele öğretmenler söz konusu olduğunda önemi bir kat daha artar, eğitim ve öğretimin en önemli unsurlarından öğretmenlerin sahip olması gereken önemli özelliklerinden birisi de sözlü iletişim becerileridir. Çünkü öğrenci, öğretmenin “şunların yapılması gerekir.” dediklerinden çok yaptığı davranışlardan etkilenir. Bu nedenle öğretmenlerin her şeyden önce kendi ifade güçleriyle öğrencilere örnek olması gerekir. Bu çalışmada da Tarih bölümünde okuyan ve ileride Tarih öğretmeni olabilecek öğrencilerin sözlü iletişim yeterlilik düzeylerinin sınıf ve cinsiyet değişkenlerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde öğrenimlerini sürdüren 46 2. Sınıf öğrencisi ve 40 4. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verilerini toplamak amacıyla Maden’in (2010) geliştirdiği “Sözlü İletişim Yeterlikleri Gözlem Formu (SİYGF)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Tarih öğretmeni adaylarının sözlü iletişim becerilerine kısmen sahip oldukları söylenebilir. Bu sonuca göre öğretmen adayları sözlü iletişimde yeterli görünse de sözlü iletişim becerisinin daha güçlü olması için iyi bir sözcük hazinesine sahip olunmalıdır. Yani öğretmen adaylarının aynı zaman da iyi birer okur olması gerekir. Bu konuda öğrenciler mutlaka teşvik edilmelidir. Araştırmadan elde edilen diğer önemli sonuç ise, 2. Sınıf öğrencilerinin sözlü iletişim becerisinin 4. Sınıf öğrencilerine göre daha düşük seviyede olmasıdır. Bu sonucun çıkmasında 2. Sınıf öğrencilerinin henüz öğretmenlik mesleğine yönelik uygulamalara (okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması gibi.) katılmamış olmalarının etkili olduğu söylenebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Sosyolojinin Ne’liği ve Kim’liği Üzerine Bir Değerlendirme

    Dikici, Erkan

    Sosyolojinin bilim dalı olarak 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkışı, günümüzde kabul edilen bir gerçekliktir. Özellikle Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali ile özdeşleştirdiğimiz sosyolojinin bilim olma serüveni, temelinde Batı merkezli bir anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Bir kriz bilimi olarak da ifade edilen ve Batı toplumunun sorunlarına çözüm aramak gayesinde olan Batı sosyolojisinin zamanla tüm dünya toplumları hakkında söz söyleme hakkını kendisinde gördüğü bir tarihsel süreç yaşanmıştır. Nitekim bu süreç, Osmanlı Devleti/Türkiye gibi, Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmek durumunda kalmış ve bu toplumlar tarafından Batı’da ortaya çıkan sosyoloji anlayışı genellikle aktarmacı bir zihniyetle takip edilmiştir. Zamanla sosyolojinin Batı-dışı toplumlar tarafından bir bilim olarak icra edilmesi, Batı merkezli sosyoloji anlayışının yeterli bulunmamasına, eleştirilmesine neden olmuştur. Özellikle Türkiye gibi, Fransa’dan sonra sosyolojinin akademik ve bilimsel açıdan gelişim gösterdiği ülkelerde, Batı sosyoloji anlayışının ve terminolojisinin Batı-dışı toplumları açıklamakta yetersiz kalacağı ve yerli anlayışların geliştirilebileceği düşüncesi ön plana çıkmıştır. Bu durumun gelişim göstermesinde, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşru hale getiren bir tarafı olmasına yönelik düşüncelerin de var olması etkili olmuştur. Bu açıdan bakıldığında makalenin konusunu, Türkiye’de yaklaşık yüz yıllık bir tarihi olan sosyolojinin, yerli bir anlayışla Batı sosyolojine olan eleştirel bakış açısı oluşturmaktadır. Makalede Batı sosyoloji anlayışının Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmemesi neticesinde günümüz Türk sosyologlarının Batı merkezli sosyoloji anlayışının ne’liği ve kim’liğine yönelik görüş ve eleştirilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Makalede öncelikle Batı’da sosyolojinin gelişim serüveni ele alınacak, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşrulaştırma konusundaki durumuna yer verilecek ve son olarak günümüz Türk sosyologlarından hareketle Batı sosyolojisinin ne’liği ve kim’liği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu bağlamdan hareketle, bir derleme türü olan makalede, doküman incelemesi yöntemi kullanılarak literatür taraması sonucu ulaşılan kaynaklardan konunun analizi yapılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Erken Rusların Din Değiştirerek Bizans Etkisine Girmelerinde Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun Rolü

    Şen, Fatih

    Rusların kökeni ve Rus isminin nereden geldiği konuları hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Araştırmacılar arasında kesin gözüyle bakılan olgu, ilk Rus devletini kuranların İskandinav kökenli olduklarıdır. Rusları İskandinav kökenli kabul eden Normanistlere göre Ruslar Baltık Denizi’nin doğu kıyısına Slav ve Fin gibi yerli halkların davetiyle geçmişlerdir. Ancak Kuzeyli milletlerin Slavlar, Finliler, Hazarlar, Bizans hatta Abbasi Halifeliği ile davet olayının öncesine dayanan ilişkileri vardı. Bu ilişkiler genellikle ticaret ve paralı askerlik üzerinden yürütülmekteydi. Kuzeylilerin güneye inmek için kullandıkları çeşitli ticaret yolları bulunmaktadır ki bunların arasında hem Ruslar hem de Bizans için en önemli olanı Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yoludur. Bu yolu kullanan Vareg/Rus toplulukları ilk olarak Baltık Denizi’nin karşına geçip buradaki otorite boşluğundan faydalanarak ilk Rus devletini kurmuşlardır. Daha sonra aynı yolu kullanan Vareg/Ruslar, Konstantinopolis’e kadar hem paralı askerler hem de tüccarlar olarak inerek Bizans kültür ve dinini yakından tanıma fırsatı yakalamışlardır. Memleketlerine geri dönen Vareg/Ruslar soydaşlarına Bizans’ın ihtişamından bahsetmişler böylece Ruslar üzerinde Bizans etkisi hızla yayılmıştır. Prens Vladimir döneminde ise Bizans ile yapılan bir anlaşma sonrasında Ortodoks Hıristiyanlık Rus devletinde devlet eliyle yayılmaya başlamıştır. Vareg/Rusların Bizans Ortodoksluğunu seçmeleri onların Bizans kültür ve medeniyeti etkisi altına girmeleri ile sonuçlanmıştır. Ruslar üzerindeki Bizans etkisi din ile sınırlı kalmamış dil, edebiyat, hukuk ve mimari gibi alanlarda da Bizans’tan etkilenilmiştir. Bu çalışmada erken Rus devletinin Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun etkisiyle nasıl bir tarihi sürecin sonrasında din değiştirip Bizans kültür ve medeniyetinin etkisine girmesinden ve ilk Rus devletinin Bizans’ın bir uydu devleti haline dönüşüm sürecinden bahsedilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Kadınların Kişilik Özellikleri ile Psikolojik Sağlamlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Çelebi, Gülin Yazıcı

    Üzerinde uzlaşılmış bir tanımı olmamasına rağmen kişilik yüzyıllardır incelenen bir konudur. Farklı boyutlarda ele alınmakla beraber daha çok kişilik belirli özelliklerin gösterilip gösterilmemesi ile sınıflandırılmaya çalışılmaktadır. Hangi kişilik özelliğinin hangi davranışlara ya da yaşam becerilerine yatkınlık oluşturduğu da ayrıca incelenmeye açık bir konudur. Bu araştırmanın amacı da bireylerin kişilik özellikleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmanın çalışma grubunu 18 yaş üstü 312 kadın oluşturmaktadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına göre sağlanmış ve basit örnekleme yöntemi ile 2019 yılında toplanmıştır. Veri toplama araçları için gereken izinler alınmıştır. Veri toplama aracı olarak Türkçe uyarlama çalışmaları Bal ve Şahin (2011) tarafından yapılan Cervantes Kişilik Ölçeği ile Doğan (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile çalışma grubuna ilişkin demografik bilgiler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Yapılan normallik analizlerinden sonra uygulanacak tekniklere karar verilmiş, değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde Pearson korelasyon tekniği, ikili değişkenlerin karşılaştırılmasında t-testi, üç ve daha fazla kategorili değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farkın kaynağını belirlemek için Bonferroni testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda psikolojik sağlamlık ile kişilik özellikleri alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, bir işte çalışıp çalışmama durumu açısından da anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen veriler alanyazın ışığında tartışılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex9TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    İnamat Defteri’ndeki Verilere Göre 16. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Osmanlı Eyalet ve Sancak Yöneticileri

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti merkez ve taşra şeklinde iki kısma ayrılmıştır. Merkezin dışında kalan yerleri belirten yerleri belirtmek için taşra kelimesi kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşun ilk zamanlarından itibaren taşra birimleri içinde nahiye, kaza, sancak ve eyaletler oluşturulmuştur. Osmanlı Devleti’nin topraklarının genişlemesi ve daralmasına göre bu birimlerin sayıları zaman zaman artıp azalmıştır. Taşra idari yapısı içinde nahiyeden eyalete kadar her birim önemlidir. Ancak bu birimlerin içinde en büyüğü eyalet ve ondan sonra ise sancaklar gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde sancak ve eyalet yöneticileri yüksek dereceli devlet görevlileri arasında yer alırlar. Bu görevlilerin Türk ve devşirmeler arasından seçildiği bilinmekle birlikte ilk zamanlarda Türk kökenli devlet adamlarının, 16. Yüzyıldan itibaren ise kul kökenli kişilerin ağırlıkta olduğu bilinmektedir. Osmanlı Taşra idaresi ve taşrada görevli bulunan kişilerin tayinleriyle ilgili Osmanlı Arşivi’nde sancak tevcih defterleri, ruznameler ve tahvil defterleri önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu defterlerden faydalanılarak birçok çalışma yapılmıştır. Bu defterler kadar önemli bir defter de 16. yüzyılın ilk çeyreğinde II. Bayezid zamanında tutulmaya başlanılan ve I. Süleyman’ın ilk yıllarını da içeren İnamat Defteri’dir. Bu defterde Osmanlı ülkesinde yaşayan her kesimden olan kişilere verilen aynî ve nakdî ihsanlar yer almaktadır. Ağırlıklı olarak II. Bayezid zamanında verilen inamlardan taşra yöneticileri ve aileleri de nasiplenmişlerdir. Osmanlı taşra teşkilatına dair bilgilerin de yer aldığı İnamat Defteri’nde alaybeyi, sancakbeyi ve eyalet valilerinin isimleri, önceki ve sonraki görevleri, görev yeri ve ne kadar görevde kaldıkları gibi bilgilerin yanında bazı taşra yöneticilerinin aileleri hakkında da önemli bilgiler yer almaktadır. Bu çalışmada, taşra teşkilatının önemli birimleri olan sancak ve eyaletlerden bahsedildikten sonra İnamat Defteri’nde yer alan bu bilgiler çerçevesinde 1501-1523 tarihleri arsında inam (ihsan) almış olan alaybeyleri (mir-alay), sancakbeyleri ve eyalet valileri hakkında bilgiler verilecektir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Dert sözünün kökeni

    Kızılözen, Cihangir

    Araştırmacılar Dedem Korkut Kitabı’nın Dresden nüshasında geçen bir sözcüğü firāḳbiçiminde okumuşlardır. Oysa söz konusu sözcüğün ilk harfi f değil de t okunacak biçimdeyazılmıştır. Dolayısıyla firaḳ değil de taraḳ olarak okunması gerekiyor. Söz konusu sözcüğünanlamlandırılmasıyla ilgili de sorun vardır. Araştırmacılar, firak biçiminde okuduklarısözcüğe ayrılık acısı anlamı vermişlerdir. Oysa firak, hiçbir kaynakta ayrılık acısı anlamındageçmez. Arapça bir sözcük olan firāḳ (<ferāḳ), bütün kaynaklarda ayrılık anlamındakullanılmıştır. Bu inceleme söz konusu sözcüğün firaḳ değil de taraḳ biçiminde okunmasıgerektiğini savunmaktadır. Ancak Dedem Korkut Kitabı’nda t ile başlayan kalın ünlülü Türkçesözcükler, kalın ṭa ط ile yazılır. Oysa bu sözcük kalın ünlülü olduğu halde ince te ت ileyazılmıştır. Bu incelemede kalın ünlülü olan taraḳ sözcüğünün neden ince te ت ile yazıldığısorununa da açıklık getirilmektedir. Bu açıklamaya göre kalın ünlülü olduğu halde ince te تile yazılan örnekler, Farsça kaynaklarda geçen Türkçe kökenli sözcüklerdir. Öyleyse ت ileyazılan taraḳ sözcüğünün de bir kökteşinin Farsça kaynaklarda bulunması gerekiyor. Buinceleme Türkçe taraḳ ile Farsça derd “dert” sözlerinin kökteş olduğu, her ikisinin de Türkçetar “dar” kökünden çıktığı olasılığı üzerinde duruyor. Özellikle taraḳ ile kökteş olduğudüşünülen Eski Türkçe tark “sıkıntı” ve Pehlevice dert“sıkıntı” arasındaki ses ve anlam ilişkisibunların kökteş olduğunu kanıtlayacak niteliktedir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Sağlık District Landslide (Ordu, Turkey)

    Uzun, Ali; Zeybek, Halil İbrahim; Hatipoglu, Ilter Kutlu; Hatipoğlu, Şerif Can

    Landslides cause loss of life and property from time to time. In Turkey, the Black Sea Regionis the region where landslides are seen most frequently. In this study, Sağlık DistrictLandslide that occurred on May 15th, 2019 in the Central Black Sea Region was examined.This study aims to investigate the occurrence of landslide and its consequences. For thispurpose, area was visited and measurements were performed, soil samples and photos weretaken. The region which has a rough terrain, receives precipitation throughout the year. Thesite has volcanic bedrock and thick debris and ground cover on it. The liquefaction limit ofthe soil is between 45.7 and 47.8 and the plasticity limit is between 20.51 and 22. Snowmeltis the main factor that triggers landslides in the work area. Also, turning forests intoagricultural areas, opening roads crossing the slopes, additional weights created by houses,water leaking from the sewer network to the ground among preparative conditions oflandslides. Stress cracks that started to occur in the crown part of the landslide three yearsago started to expand on the day of the incident. The authorities who realized this evacuatedthe houses being under threat. Despite this, 22 buildings were destroyed and 8 hectares ofagricultural land were damaged. It has been proposed to establish new settlements far fromthe landslide zone and the people in the landslide zone be moved to safe areas.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Türkiye’de hanehalkı sigara tüketiminin belirleyicileri

    İpek, Egemen; Ergin, Miraç

    Bu çalışmada, Türkiye’de yerleşik hanehalklarının sigara tüketimini etkileyen sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerin 2014 TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) verileri üzerinden Çift Eşik ve Tobit yöntemleri yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Sigara tüketimi üzerinde etkisi olduğu düşünülen hanehalkı reisine ait demografik değişkenlerden eğitim seviyesi, medeni durum, cinsiyet ve yaş ile hanehalkı büyüklüğü çalışmada kullanılan sosyodemografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Ekonomik değişken olarak ise hanenin bir yıl içinde elde ettiği toplam kullanılabilir gelir seviyesi kullanılmıştır. Kurulan modele ait katsayı tahminleri, katılım ve tüketim kararlarının farklı olduğunu varsayan Çift Eşik tahmin yöntemi ile bu kararları tek bir karar olarak ele alan Tobit tahmin yöntemleri yardımıyla elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen en önemli sonuç sigara tüketim ile katılım kararının farklı olduğu ve bu kararların sigara tüketimi üzerinde farklı etkilere sahip olduğudur. Analiz sonucunda hanehalkına ait demografik ve ekonomik değişkenlerin sigara katılımı üzerindeki etkisi düşük kalırken sigara tüketimi üzerinde önemli etkilere sahip olduğu görülmüştür. Bu durum özellikle katılım ve tüketim kararının ayrı olarak dikkate alınması neticesinde sigara tüketiminin etkilerinin daha detaylı olarak ortaya konulmasını sağlamıştır. Tahmin edilen katsayılar sigara tüketimini azaltıcı yönde en yüksek marjinal etkiye sahip olan sosyoekonomik değişkenlerin olan hane büyüklüğü ve eğitim seviyesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex5TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    A Research on the Mediating Role of Research and Development (R&D) Capacity in the Relationship between Entrepreneurship Orientation and Financial Performance: Istanbul and Kocaeli Region Example

    Pala, Fahrettin

    The aim of this study is to investigate whether the Research and Development (R&D) capacity has a mediator role in the impact of entrepreneurship orientation on financial performance by using the Structural Equation Model (SEM). For this purpose, the Structural Equation Model (SEM) was used in the analysis of 130 data obtained from the business managers through the survey method. In the analysis where R&D capacity is used as a mediator variable, the results of the analysis confirmed that entrepreneurship orientation does not have a direct effect on financial performance, but indirectly through its R&D capacity. In addition, while the R&D capacity and international experience confirmed the direct effect of the financial performance, the firm did not support the effect of its age on financial performance.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    2008 global krizinde cinsiyet ve yaş gruplarına göre işşizlik histerisi: türkiye için fourier durağanlık analizi

    Çıçen, Yıldırım Beyazıt

    İktisadi krizler işsizlik oranları üzerinde yukarı yönlü kalıcı etkiler oluşturmaktadır. Literatürde Türkiye’nin işsizlik oranları üzerindeki birçok çalışma işsizlik histerisinin varlığını ortaya koymaktadır. Ancak bu çalışmalarda işsizliği oluşturan veya arttıran alt unsurlar incelenmemektedir. Bu çalışma 2008 global kriz döneminde ortaya çıkan işsizlik histerisinin detaylarını cinsiyet ve yaş grupları açısından analiz etmektedir. Çalışmamızda 2005-2014 yılları arasında aylık işsizlik oranları kullanılmıştır ve 15 yaş üzeri erkek ve kadın yaş grupları Fourier KPSS durağanlık tekniğiyle test edilmiştir. Bulgulara göre erkekler ve kadınlar işsizlikten farklı düzeyde etkilenmekte ve ayrıca bazı yaş grupları işsizlikten etkilenmezken, bazı yaş gruplarında kriz sonrası işsizlik oranlarında artışlar meydana gelmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex5TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Effect of the Skills Gained by Management Information Systems Education in Meeting the Human Resource Requırements of Technology Development Zones

    Çam, Handan; Özen, Üstün; Aslay, Fulya

    Within the scope of this study, it is tried to determine which qualifications the enterprises operating in Technology Development Zones seek in individuals who have MIS undergraduate degree. For this purpose, a survey has been conducted with enterprises in Technology Development Zones in Turkey. Descriptive statistical analysis, confirmatory factor analysis and multiple regression analysis were used to analyze the data in the survey. In personal abilities; analytical skills, which are defined as the ability to use logical and scientific approaches and techniques to solve problems, are the most sought after qualifications by companies; however, it is seen that the ability to establish written and verbal communication is especially important in special abilities. As a result of the analyses, it is revealed that the basic knowledge levels that the employees should have are important for the enterprises, especially general and professional English as a foreign language. In addition, it is seen that enterprises prefer employees with social personality who have good communication skills. In addition, 77.2% of the enterprises that participated in the study preferred to employ MIS graduates in their enterprises in future.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex6TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Effect of Spatial Development of Turgutlu City on Agricultural Lands

    Yılmaz, Ali; Üzülmez, Mehmet

    Today, the occupation of agriculturally productive land has accelerated with the spatial development of cities. In particular, the importance of the lands around the cities established on these lands and continuing their growth towards these lands has started to increase. Turgutlu city, where the fertile farmland the Aegean region of Turkey was founded on the Gediz Plain. Spatial development of the city in time, I. and II. class has been on agricultural land. This situation leads to the loss of fertile agricultural land, poses a threat to the future of agricultural activities in the plain. In this study, the negative impact of the spatial expansion of the city of Turgutlu on agricultural lands, the loss of agricultural land was tried to be revealed. In this study, the zoning plans of Turgutlu city and the land and land use ability classes data of the General Directorate of Rural Services were used. From 1950, when the spatial development of the city has accelerated, approximately 1700 hectares of agricultural lands have been opened to settlement. In the future, the development of the city on fertile agricultural lands to the north must be prevented. As in the last development plan, the development of the city should be continued in the south-southeast direction

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Impact of Public R&D Supports on the Increase of Agricultural Productivity: The Case of the EU Member Transition Economies

    Soyyiğit, Semanur; Akyol, Mehmet

    Physical, environmental and political events in the world, increase the importance of the agricultural sector. Developing countries, as well as developed countries, implement a number of policies to increase agricultural production and productivity. One of these policies is agricultural R&D activities. In this study, the effect of publicly supported agricultural R&D expenditures on agricultural productivity was analyzed. Cyprus, Czechia, Estonia, Hungary, Latvia, Lithuania, Slovakia and Slovenia, which are called transition economies and became a member of the European Union in 2004, were included in the analysis. In the study covering the period between 2005 and 2016, it was concluded that public R&D expenditures for agricultural production had a partial positive effect on agricultural productivity.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele