Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Madencilikte Patlatma Verimliliğinin Tahmini: Boosting Tabanlı Makine Öğrenmesi Algoritmaları ile Kapsamlı Bir Değerlendirme

    Bayraktar, Cihan; Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan

    Bu çalışma, yeraltı madencilik operasyonlarında patlatma verimliliğini gerçek saha verileri kullanarak tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Beş güncel boosting algoritması (LightGBM, XGBoost, CatBoost, NGBoost ve HistGBM) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş, ayrıca basit ortalama, ağırlıklı ortalama ve en iyi üç model ile ağırlıklı ortalama gibi topluluk öğrenme stratejileri uygulanmıştır. 2019–2020 yılları arasında gerçekleştirilen 652 patlatma işleminden oluşan veri kümesi üzerinde standart ön işleme yöntemleri uygulanmıştır. Modellerin performansı R², RMSE ve MAE metrikleri ile ölçülmüştür. Bulgular, en iyi üç modelin (XGBoost, CatBoost ve NGBoost) ağırlıklı ortalamasının en yüksek başarıyı sağladığını göstermektedir (R² = 0.7383, RMSE = 8.18, MAE = 5.43). Bu sonuçlar, boosting algoritmalarının topluluk öğrenme yöntemleriyle birleştirilmesinin patlatma verimliliğini daha doğru ve güvenilir biçimde tahmin ettiğini ortaya koymaktadır. Önerilen çerçeve, madencilik operasyonlarında kaynak optimizasyonu, operasyonel güvenlik ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen veriye dayalı karar destek sistemlerine katkı sunmaktadır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2026
    Aluminum Recovery and Process Optimization from High-Silica Kemiklitepe (Türkiye) Bauxite Ore by the Alkaline Roasting-Water Leaching Method

    Uysal, Turan

    In this study, an innovative and environmentally friendly alternative method was investigated for aluminum recovery from diasporic bauxite, classified as a critical raw material, without using caustic soda. Within this context, the alkaline roasting–water leaching combination was applied to enhance aluminum recovery from high-silica bauxite ore. Optimization of the process parameters was carried out using Response Surface Methodology (RSM). The effects of key parameters, roasting temperature, milling time, and ball-to-powder/ore ratio (BPR), on Aluminum (Al) dissolution were systematically evaluated through the RSM design. The reliability of the model was confirmed by ANOVA analysis, and the regression results indicated that the coefficient of determination (R²) exceeded 90% for all responses, demonstrating a strong model fit. According to the optimization outcomes, the optimum conditions were determined as a roasting temperature of 919 °C, a milling time of 90 minutes, and a BPR of 23. Water leaching results revealed that aluminum recovery increased by approximately 26% in the ore roasted at 1000 °C compared to the raw (unroasted) ore. Overall, the findings indicate that the alkaline roasting–water leaching method is a promising alternative for processing high-silica bauxite deposits.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Mermer Fabrikasındaki Tehlike, Risklerin Değerlendirilmesi ve Kontrolü

    Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan

    Türkiye'deki mermer fabrikaları, iş sağlığı ve güvenliği açısından farklı riskler bulundurmaktadır. Bu tesislerde çalışanlar önemli tehlikelere maruz kalmaktadır. Özellikle mermer bloklarının taşınması, kesilmesi ve işlenmesi süreçlerinde düşme, kayma, ezilme gibi kazalar sıkça yaşanabilir. Ayrıca, ağır makinelerin kullanımı da potansiyel risk oluşturmaktadır. Bu risklerin haricinde kimyasalların kullanımı, depolanması, karıştırılması ve çevreye atılması ile çalışanların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bu kimyasalların doğru şekilde yönetilmemesi solunum problemleri, deri irritasyonları gibi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca, ergonomik riskler de dikkate alınması gereken bir başka faktördür. Ağır kaldırma, tekrarlayan hareketler ve uzun süreli duruşlar gibi işler çalışanların kas-iskelet sistemi sağlığını etkileyebilir. Bu tehlikelerin etkilerini azaltmak için Türkiye'deki mermer fabrikaları iş sağlığı ve güvenliği önlemleri konusunda sürekli iyileştirmeler yapmaktadır. İşçi eğitimleri, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının uygulanması gibi önlemler iş kazalarının ve sağlık sorunlarının minimize edilmesine yardımcı olabilir. Bu çalışmada Fine Kinney yöntemi mermer fabrikasındaki tehlike ve risklerin belirlenmesi için kullanılmıştır. Yöntemin kullanımı ile oluşan riskler farklı kategoride değerlendirmiştir. Değerlendirme sonrasında toplamda 150 risk belirlenmiştir. Bunlardan 22'si olası, 53'ü önemli, 53'ü yüksek ve 22'si çok yüksek risk olarak sınıflandırılmıştır. Yüksek risk taşıyan konular için acil tedbirler ve kısa vadeli eylem planları oluşturulmalıdır. Tüm riskleri kabul edilebilir seviyeye getirmek için işletmeye sahada belirlenmiş riskler hakkında bilgi verilmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Geçmişten Günümüze Gümüşhane’de Madencilik

    Sukuroglu, Ebru Emine; Dağ, Serhat; Alemdag, Selcuk; Saylan, Kemal; Nazir, Bayram; Ozer, Ismail; Kurucu, Muhammet; Sipahi, Ferkan; Atalan, Öznur; Zeybek, Halil

    Türkiye, madenler bakımından oldukça çeşitli ve zengin bir ülkedir. Ülkede yer alan bazı madenlerin dünya çapında önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan Gümüşhane ili de madenler bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Öyle ki, Gümüşhane’de var olan bu çeşitlilik ilk medeniyetlerin bölgeye hâkim olması ile önemli hâle gelmiş, şehirde bulunan madenlerin dışında şehrin İpek Yolu güzergâhında yer alması da bu bölgenin önemini daha da arttırmıştır. Hiç şüphesiz bu önem, Osmanlı Devleti’nin Trabzon’un fethi ile bölgeyi topraklarına katması ile devam etmiştir. Bu dönem ile birlikte şehirde madencilik faaliyetleri artmaya başlamış ve bu yönde yapılan çalışmalar ülkeye maddi anlamda katkı sağlamıştır. Bu açıdan Osmanlı Devleti, 16., 17. ve 18. yüzyıllarda bünyesinde barındırdığı başta gümüş ve altın madenleri olmak üzere diğer madenlerin varlığı nedeniyle ticari olarak canlı bir özellik gösteren Gümüşhane’ye büyük önem vermiştir. Böylece 17. yüzyılda adeta altın çağını yaşayan maden ocakları, 18. yüzyılın sonlarına kadar faaliyetlerini devam ettirmiştir. Bu yüzyıldan sonra da madenlerde yapılan üretim zamanla azalarak bölgedeki maden işletmelerinde çalışan işçiler madenleri terk etmeye başlamıştır. 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde maden ocaklarının işletilmesinde büyük oranda çözülme ortaya çıkmıştır. Yapılan bu çalışma; Gümüşhane şehrinin tarihî çağlar, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetten günümüze kadar olan maden çalışmalarını ele alarak şehir ekonomisine birinci derecede yön veren madenlerin şehir açısından önemini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada alan ile ilgili yapılmış çalışmalardan ve arşiv vesikalarından istifade edilmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Maden Endüstrisinde L Tipi Matris ve SWARA Yöntemlerine Dayalı Riskleri Değerlendirme ve Önceliklendirme Modeli: Örnek Bir Uygulama

    Doğan, Onur

    Maden zenginleştirme tesisleri, içerdiği yüksek riskli süreçler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından kapsamlı bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu çalışmada, L tipi matris yöntemiyle belirlenen risklerin SWARA (Step-wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi ile ağırlıklandırılması yoluyla bir risk önceliklendirme modeli geliştirilmiştir. İlk aşamada, L tipi matris analizi kullanılarak madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan iş sağlığı tehlikeleri sistematik olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma pilot bir çalışma olduğundan 135 riskten yalnızca 12 risk analize dahil edilmiştir. Daha sonra bu riskler, uzman görüşlerine dayalı olarak SWARA yöntemi ile göreceli önemi hesaplanarak ağırlıklandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, madencilik sektöründe iş güvenliği yönetimini daha sistematik hale getirmek için çok kriterli karar verme (MCDM) tekniklerinin nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koyması hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışma ile iş güvenliği uzmanlarının kritik durumlarda karar verme süreçlerini olumlu ve minimum düzeye indirmesi birincil önceliktir. Yapılan analiz sonucunda, R.2 kriteri, 0.19 WJ ağırlık değeri ile en yüksek önem düzeyine sahip kabul edilemez risk olarak belirlenmiştir. Çok tehlikeli riskler kategorisinde K.1 kriteri, 0.27 WJ önem ağırlığı ile en kritik risk olarak tespit edilmiştir. Bu verilere dayanarak çalışma sonucunda, madencilik sektöründe proaktif bir risk yönetimi yaklaşımının benimsenmesi gerektiği vurgulanmış ve potansiyel riskler karşısında koruyucu ve önleyici tedbirlere değinilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2025
    Plentmiks Temel Tabakası Yapımında Krom Pasa Malzemesi Kullanımı ve Ekonomik Analizi

    Seferoglu, Mehmet Tevfik; Acı, Elif Nur

    Bu araştırmanın amacı, Karayolu Teknik Şartnamesi (KTŞ) standartlarına uygun tasarlanacak olan bir plentmiks temel (PMT) tabakası için Kop Dağı (Bayburt) krom maden sahasında cevher üretim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ve ekonomik değeri bulunmayan atıl durumdaki krom (Cr) pasa malzemesinin belirli oranlarda kullanımının sağlayacağı mali faydaların belirlenmesidir. Pasa karışım oranlarının maliyet analizleri yapılarak bir karayolunun PMT tabakası yapım maliyetleri de dahil olmak üzere krom pasasının temin noktasına olan mesafeye bağlı ekonomiklik değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma neticesinde %100 Cr içerikli karışımının PMT tip-1 tabakalarında kullanımının mümkün olduğu ve %100 doğal agrega (Da) ile tasarlanan tabakaya kıyasla en uzak mesafe için bile %18’in üzerinde mali kazanç sağladığı belirlenmiştir. Cr pasa malzemelerinin, PMT tip-1 tabakaları için Da yerine alternatif olabileceği ve çevresel faydaların yanısıra tatmin edici ölçüde ekonomik fayda da sağlayacağı sonucuna varılmıştır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Exploring the utilization potential of kaolin in the Balıkesir Sındırgı region

    Alp, Ibrahim; Erkan, Ilker

    Natural kaolins may contain some metal cations (K+, Na+, Mg+2, Ca+2) and anions such as carbonate, phosphate, and sulfate as impurities, depending on the formation conditions. The kaolins of Turkiye generally give a high-quality white color after firing due to their low Fe2O3 content. Unfortunately, Turkiye’s kaolin deposits generally contain high levels of SO3. Since the alunite mineral, which is the source of SO3, cannot be removed from the structure by known methods, kaolins containing alunite can only be used in the white cement sector. In this study, the suitability of the kaolins of the Balıkesir Sındırgı region, which has a large part of the kaolin reserves of Turkiye, to the areas of use where kaolin is mostly used in its current state has been investigated, and the samples obtained from the region have been examined in which areas of use they are suitable for use in raw form, and suggestions have been made about the enrichment methods to be carried out by comparing with the studies in the literature.

  • MakaleYalnız künye2024
    Yüksek voltajlı iletim hattı kamulaştırmalarında irtifak bedelinin hesaplanması için yeni bir yöntem önerisi

    Uzun, Bayram; Marabaoğlu, Seda Nur

    Taşınmazlar üzerinden geçen yüksek voltajlı iletim hatları (YVİH) için irtifak kamulaştırması yapılmaktadır. Bu uygulama, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun yetersiz olması sebebiyle Yargıtay kararlarıyla yürütülmektedir. Her bir uygulama için yeni bir karar çıkarılmaktadır. Bu kararlar içinden, karşılaşılan yeni bir durumun çözümüne yönelik uygun hükmü aramak iş gücü ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Taşınmaz değerini olumsuz etkileyen YVİH faktörleri ve bu faktörlerin değeri etkileme dereceleri de açık ve kesin değildir. Bu belirsizlik, irtifak bedelinin eksik veya fazla hesaplanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada; yerli ve yabancı gayrimenkul değerleme uzmanlarıyla yapılan görüşmeler, ulusal ve uluslararası anket çalışmaları (20 farklı ülkeden katılımcı), Yargıtay kararları ve bilirkişi raporlarının incelemesi ile hâkim ve avukatlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda YVİH’nin taşınmaz değerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Böylelikle, irtifak bedelini otomatik olarak hesaplayan bir YVİH etki-değer modeli geliştirilmiştir. Node.js, Electron, TypeScript, React, Ant Design ve Webpack kullanılarak bu otomasyon modelinin arayüz yazılımı yapılmıştır. Model, Türkiye’deki çeşitli illerden toplanan 60 bilirkişi raporuyla test edilmiştir. Bu raporların 10 tanesi çalışmada örnek olarak gösterilmiştir. Otomasyon modeline göre, bilirkişi raporlarındaki yanılma oranı en az %17.21 ve en fazla %84.56 olarak bulunmuştur. Bu model, irtifak bedeli hesaplanmasında bir standart sağlayarak bu bedelin eksik veya fazla tespit edilmesi sorununu önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. İrtifak bedelinin tespitinde, kullanıcıların adım adım takip edebileceği tanımlı bir iş akış şeması mevcut olmadığı için hukuki süreçte karışıklık ve zaman kaybı meydana gelmektedir. Bu eksikliği gidermek içim, hâkim ve avukatlarla değerlendirmeler yapılarak irtifak kamulaştırma uygulamalarındaki hukuki prosedürü hızlandıracak bir iş akış şeması oluşturulmuş ve çalışmada sunulmuştur.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2024
    Laboratuvar birimindeki sağlık personelinin vardiya çizelgelemesinde 0-1 tamsayılı hedef programlama uygulaması

    Bolayır, Banu

    Vardiya, bir kurumda veya bir işletmede verilen hizmetin veya yapılan üretimin aksamaması için personelin eşit veya farklı sürelerdeki belirli zaman aralıklarında, belirli bir sıraya göre görevlerini yürütmeleridir. Nüfustaki artış ile birlikte en yoğun vardiyalı çalışan kurumlar hastanelerdir. Hastanelerde vardiya çizelgelemeleri yapılırken; hastanenin çalışma şartları, hastanın, personelin ve hastanenin memnuniyetleri, personelin izin, tatil vb. tercihleri gibi kısıtların yanı sıra farklı hedeflerin dikkate alınarak her personel için dengeli bir vardiya çizelgesinin yapılması zor olmaktadır. Üstelik bu çizelgelemenin döngüsel olarak tekrar hazırlanması zaman kaybına yol açarken çizelgeleri hazırlayan personeli de zihinsel olarak yormaktadır. Tüm kısıtlar ve hedefler göz önünde bulundurularak matematiksel modeller yardımıyla optimal vardiya çizelgeleri daha kısa zamanda ve kolay bir şekilde hazırlanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, laboratuvar birimindeki sağlık personelinin vardiya çizelgesinin optimal planlanmasıdır. Çalışmada; Gümüşhane ilindeki bir devlet hastanesinin laboratuvar biriminin Kasım 2022 vardiya çizelgesi kullanılmıştır. Hastanenin çalışma şartlarına ve vardiya çizelgesine göre 0-1 tamsayılı hedef programlama modeli kurulmuştur. Modelin GAMS 42.5.0 programında kodlanarak çözümlenmesi sonucunda optimal vardiya çizelgesi elde edilmiştir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2023
    Bir normatif kurum olarak uluslararası meta standartların dikey dysy yayılımları sürecindeki rolü: türkiye otomotiv sanayiinde çoklu örnek olay çalışması

    Nas, Tulay Ilhan; Şahin, Fatih

    Bu araştırmanın amacı kurumsal çevrenin normatif unsurlarından birisini temsil eden standartların Türkiye otomotiv sanayiinde dikey DYSY yayılımlarını nasıl yönlendirdiğini, yerel örgütlere odaklanarak derinlemesine incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden çoklu örnek olay çalışmasının benimsendiği çalışmada yedi yerel tedarikçi örgüt araştırmaya dahil edilmiştir. Görüşmeler, gözlem notları ve dokümanların veri kaynağı olarak kullanıldığı araştırmada veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen analizler sonucunda standartların kapsamı, standartlar kaynaklı denetimler, müşterilerin standartları ve standartları algılama biçimleri kodları ön plana çıkmıştır. Elde edilen bulgular, ayrıntılı standartların yerel tedarikçi örgütler için kurulan dikey bağlantıların yoğunluğunu ve dolayısıyla dikey DYSY yayılımlarını verimlilik boyutunda olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Ancak standartları algılama biçimleri ve tedarik zincirindeki pozisyonlarına duyarlı bir şekilde, standartların yenilikçilik ve uluslararasılaşma yayılımlarını olumsuz yönde etkileyebilme potansiyeli taşıdığı da ortaya çıkmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Maden sektörü iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi

    Kahraman, M Mustafa; Güngör, Aydanur

    Çalışma koşullarının ağır, iş kazalarının fazla olduğu aynı zamanda da beden gücünün fazlasıyla kullanıldığı maden ocaklarında 18. yüzyılda sanayi devrimiyle beraber makineleşme artmıştır. Artan dünya nüfusu ve sanayileşme sebebiyle maden ve metallere olan talepler artmış ve ilk etapta üzerinde çok durulmayan iş sağlığı ve güvenliği konusu sanayinin geliştiği ülkelerde maddi kayıpların artışına neden olmuştur. Birçok insanın maden kazalarında öldüğü büyük felaketler sonrasında daha fazla gündeme gelmiştir. Yaşanan bu sorunlar üretimin ve verimin düşmesini de getirmiştir. Verimliliği arttırmak amacıyla iş güvenliğiyle ilgili kanunların çıkması ve iyileştirilmelerin yapılması gündeme alınmıştır. Türkiye’ye baktığımızda ise yakın geçmişte iş sağlığı ve güvenliği konusunda Avrupa Birliğine uyum amacıyla 2012 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun iş güvenliği konusunda en kapsamlı çalışmadır. Ancak bu değişiklikler beklendiği gibi iş kazalarında istenen azalmayı sağlamamıştır. Bu çalışmada, madencilik faaliyetlerini güvenli ve verimli şekilde yapan ülkelerden bazıları olan; Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Avustralya’nın madencilik sektöründeki yasal mevzuatlar ve maden iş kazalarına ilişkin istatistiksel bilgiler incelenmiştir. Bu ülkelere ait olan madencilikle alakalı mevzuat ve istatistikler Türkiye’nin bu alandaki yasal mevzuatları ve istatistikleriyle karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Son olarak ise yasal mevzuatın madencilikte iş güvenliğine olan etkisi tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Adsorption of hexavalent chromium from aqueous solution onto corn cobs – activated carbon

    Gundogdu, Ali; Bozbeyoglu, Pinar

    This study evaluated the performance of a new activated carbon (CCs-AC) produced from corn cobs by boric acid activation for the effective removal of hexavalent chromium, a heavy metal with high potential to pollute the environment, from wastewater. For this purpose, with the help of parameters such as solution pH, contact time, initial Cr(VI) concentration, CCs-AC dose, desorption and temperature, the removal of Cr(VI) ions from aqueous solution by adsorption on CCs-AC was investigated from equilibrium, kinetic and thermodynamic point of view. As a result of the experiments, it was determined that the optimum solution pH was 2.0, the contact time was 4 hours, and the desorption solution was 3.0 M NaOH. From the kinetic data, it was determined that the adsorption was compatible with the pseudo-second order kinetic model and the maximum Cr(VI) adsorption capacity (123.7 mg/g) obtained from the Langmuir isotherm model showed that CCs-AC was of competitive quality with the literature. From the thermodynamic data, the positive ΔH value indicates that the adsorption is endothermic and the value of 12.00 kj/mol indicates that the adsorption is rather chemically driven. The negative ΔG value indicates that the process proceeds spontaneously with an increase in temperature, while the ΔS value indicates an increase in the amount of unused energy.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2023
    L tipi matris yöntemi ve ahp yöntemi kullanılarak risklerin değerlendirilmesi: örnek bir uygulama

    Doğan, Onur; Keskin, Mustafa Özgür

    L-Tipi matris (5x5) yöntemi, risklerin belirlenip skorlandığ, sebep sonuç ilişkilerinin değerlendirmeye dahil edildiği, uygulanması kolay bir yöntemdir. Çalışmanın analizinde kullanılan riskler bu yöntemle skorlanmıştır. Daha sonra skorlanan bu riskler Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden olan Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi ile ağırlıklandırılmıştır. AHP, karar problemlerinin çözümünde kullanılan ve birden çok alternatif arasından en iyi olanın seçiminde kullanılan bir yöntemdir. AHP, objektif ve subjektif kararların sürece dahil edildiği ve analiz sonucunun tutarlı olup olmadığının kontrol edilebilmesine imkân vermesi açısından diğer yöntemlere nazaran daha avantajlı bir yöntemdir. Çalışmanın madencilik sektöründe yapılmasının en önemli gerekçeleri; madencilik sektörünün çok tehlikeli iş kollarından olması, doğası gereği birçok riski barındırması, muhtemel risklerden çalışanların çoğu zaman toplu halde etkilenmeleri olmuştur. Yapılan analizin çözümünde Microsoft Excel kullanılmış ve her bir analiz sonucu tutarlı çıkmıştır. Yapılan analizde; “Önemli düzeyde riskler” arasında yapılan karşılaştırma sonucunda en yüksek öneme sahip kriter 0,3086 ile patlatma olmuştur. “Orta düzey riskler” arasında yapılan analiz sonucuna göre önem düzeyi en yüksek olan kriter 0,421 ile simba delici olmuştur. “Düşük seviyeli riskler” arasında yapılan karşılaştırma sonucuna göre önem düzeyi en yüksek kriter 0,2764 ile yeraltı çimento silosu olmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Investigation of the seasonality of occupational accidents in mine operations

    Kahraman, M Mustafa; Turan, Sevda

    Mine operations might be viewed as relatively risky in terms of worker safety when compared to other industries. Every year, there are a lot of occupational accidents and near-misses at mining sites. Most of the time, data from these circumstances are recorded, but they are typically not properly utilized. Information gathered from occurrences helps researchers understand how various conditions affect accidents and their frequency. The information obtained from such investigations may provide practical advice on how to prevent happening again. For instance, there are many studies in the literature that analyze mining accidents according to their countries, yearly frequency, work areas, and types of work; however, there isn't a single study that looks at the relationship between meteorological conditions and the seasonality of the accidents. The correlations between seasonal and regional variables, such as temperature, humidity, and pressure, and occupational accidents that occurred in mines with various climatic features, chosen from two different nations, were examined in this study. The findings indicate that there is a strong relationship between the frequency of accidents and the seasons, however this relationship would be weaker if incidents were looked into on a monthly basis. In conclusion, this article demonstrates that temperature and humidity in mining operations during severe weather conditions have a significant impact on occupational accidents.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Gold Mining, History and Today: The Case of Gümüşhane

    Zeybek, Halil İbrahim; Akaryali, Enver; Çavuşoğlu, İbrahim; Gücer, Mehmet Ali; Sipahi, Ferkan

    As in the history of humanity, the need for mines, causing important developments in human life, is gradually increasing. The mines, whose names are given to historical ages, have been a necessary source of raw materials for human beings to survive. Mines are one of the factors that directly affect the country's economy. Gold is a mine whose history is based on ancient history, its production has gained importance especially in recent years as a result of increasing demand and the research for new gold sources. Türkiye is a rich country with a 2% share in the world, with gold deposits of different geological characteristics and 431 ton reserves. Depending on the gold mining in recent years, gold explorations in Türkiye continue intensively and the annual gold production has increased to 39 tons in 2021. It has been determined that gold mining is concentrated in the Aegean and Marmara Regions with the Eastern Black Sea part in Türkiye. Gümüşhane is one of the provinces where gold mining is intense. In this study, the gold mining and importance in Gümüşhane are discussed by giving information about the history of gold mining.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Heavy Metal Pollution from Listvenitization: In Case of Alakeçi (Bayramiç-Çanakkale/West Türkiye)

    Vural, Alaaddin

    This study aimed to investigate the risk of element/heavy metal pollution caused by listvenitization. In this context, the heavy metal pollution risk of listvenite-derived soils in the region where listvenitized ultrabasic rocks are present as a result of hydrothermal alterations in the vicinity of Alakeçi (Bayramiç Çanakkale/Western Türkiye) was investigated with pollution index, geoaccumulation index and integrated pollution risk parameters. For this purpose, Cu, Zn, Pb element concentrations of 350 soil samples collected from the field were determined, and Pollution Index (PI) and Geo-accumulation Index (Igeo) parameters for each element and Integrated Pollution Index (IPI) parameters for each sampling point were calculated. In addition, distribution maps of PI, Igeo and IPI parameters were plotted. When the site is considered in terms of IPI parameter, it has been determined that the site has medium and high pollution risk. When the field is considered in terms of PI and Igeo parameters, a remarkable level of pollution has been detected in the field, especially by Ni, Co and As elements. When the distribution maps of the PI, Igeo and IPI parameters are examined, it has been determined that the pollution risk is higher than the other areas, especially in the areas where hydrothermal alteration is intense and in the tectonic line areas. Although listvenitizations and listvenite zones are important target areas especially for epithermal gold mineralizations, this study has shown that listvenitization areas are also areas at risk of heavy metal pollution. Therefore, listvenitization zones are areas that should be investigated in terms of heavy metal pollution risk as well as epithermal gold mineralization potentials.

  • MakaleAçık Erişim2022
    İş Sağlığı ve Güvenliği ve İş Verimliliği Etkileşimi: Açık Ocak Maden İşletmesi

    Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Bayrak, Ayşe

    Bu çalışmada, açık ocak maden faaliyeti yürüten bir maden firması çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği ve iş verimliliği arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Maden firmasına ait saha içerisinde önceden yaşanan kazalar ve alınan önlemler incelenmiştir. Demografik özellikler, iş sağlığı ve güvenliği ve verimlilik durumları ile ilgili anket formları düzenlenmiştir. İlgili formlar 56 kişiye uygulanmış ve tamamı değerlendirmeye alınmıştır. İşyerlerinde çalışan güvenliğini tehdit eden risklerin olması çalışanların verimliliğini önemli ölçüde olumsuz etkilediğini bulduk. Sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması ise çalışanların özgüvenlerini arttırdığı gibi işe karşı olan aidiyet duygularını da olumlu etkilemiştir. Çalışmamızda eğitim durumları ortaöğretim ve altında olanların iş kazası yaşaması (%10,7) daha fazla iken eğitim seviyesi yüksek olanların daha az (%1,7) olduğu bulunmuştur. Mesleki deneyim durumları incelendiğinde ise 5-10 yıl çalışanlar daha fazla iş kazasına (%5,3) maruz kalmıştır. Bu durum gereksiz özgüven, çalışırken gerekli ve dikkati göstermemelerinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. İşyerlerinin iş güvenliği konusunda yapmış oldukları proaktif uygulamalar çalışanların verimliliğini arttırmıştır. Aynı şekilde yaşanan bir iş kazasından sonra alınan reaktif önlemler çalışanların daha dikkatli olmasına neden olmuştur. Çalışmamız işe bağlılığın daha yüksek yaş, daha düşük eğitim ve çevresel risk (düşük ve yüksek) ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2021
    Çörtlerin betonun alkali silika reaksiyonu üzerindeki etkisi

    Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan

    Betonun durabilitesini etkileyen kimyasal reaksiyonlardan biri de alkali silika reaksiyonudur (ASR). Gümüşhane ilinde yer alan taş ocaklarının birçoğunda bol miktarda çörtler yer almaktadır. Bu çörtler delme patlatma yöntemiyle ana kayaçtan ayrılarak elde edilen ince ve kaba agregalarla birlikte beton bileşeni olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Gümüşhane ilinin 3 farklı bölgesinden alınan çörtler (Akçakale, Gümüşhane ve Besyo), Gümüşhane üniversitesinde yer alan beton laboratuvarına getirilmiştir. Daha sonra farklı bölgelerden alınan 3 farklı çört ve referans numunesi için beton karışım hesabı yapılmış ve bu karışım hesaplarına göre ASTM C 1260 hızlandırılmış harç çubuğu standardına göre beton örnekleri hazırlanmıştır. 3, 7, 14 ve 28 günlük kür süreleri için 3 adet hızlandırılmış harç çubuğu numunesi hazırlanmıştır. Her bir bölgenin çört karışımlarına ait harç numunelerinin 3, 7, 14 ve 28 gün sonundaki ASR ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar; çört ile üretilen tüm numunelerin, referans numunesine göre daha yüksek boy değişimi değerine sahip olduğunu, kür süresine bağlı olarak boy değişim değerlerinin arttığını göstermiştir. 14 günlük boy uzama sonuçlarının ASTM C 1260’ta belirtilen % 0.1 zararsız agregalar için boy uzama limitini ve 28 günlük boy uzama sonuçlarının da % 0.2’den fazla boy uzaması değerlerini aştığı görülmüştür. Sonuç olarak; Akçakale, Gümüşhane ve Besyo çörtlerinin 14 ve 28 günlük kür süreleri göz önüne alındığında ASR açısından zararlı olduğu anlaşılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2021
    Gümüşdamla (aydıntepe-bayburt) skarn cevherleşmesinin \rmineral kimyası özellikleri

    Akaryali, Enver; Kurt, Ali Hakim

    İnceleme alanı, Bayburt ilinin kuzeyinde yer alan Aydıntepe İlçesi Gümüşdamla Köyü yakın çevresini \rkapsamaktadır. Çalışma alanında Kabaköy formasyonunun tortul birimleri ve Kaçkar Granitoyidine ait kayaçlar \ryüzeyleme vermektedir. Detaylı inceleme yapılan cevherleşme alanı ve yakın çevresi Eosen yaşlı Kaçkar \rGranitoyidi ile Kabaköy formasyonu kontağında bulunmaktadır. Cevherleşmenin parajenezini ağırlıklı olarak \rmanyetit ve hematit az oranda ise pirit ve kalkopirit oluşturmaktadır. Arazide yapılan gözlemler sonucunda \rhematitleşme, limonitleşme, epidotlaşma ve killeşme türü alterasyonlar tespit edilmiştir. Cevherli örneklerden \ryapılan mineral kimyası analiz sonuçlarına göre piroksenlerin diyopsit, plajiyoklasların andezin ve anortit, \rgranatların grossular ve andradit bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Piroksen ve granatların mineral kimyası \rdeğerlerine göre çalışma alnında bulunan skarn cevherleşmesinin Fe-Skarn tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Geological and Mineralogical Investigation of Kılıçören (Gümüşhane) Pb-Zn-Cu±Au±Ag Mineralization

    Akaryali, Enver; Şal, Fatih

    The study area is located in Madenin Sırtı region of Kılıçören village of Gümüşhane. The mineralization found in the study area is developed within andesitic rocks of Early-Mid Jurassic Şenköy Formation. The ratios of Nb/Y and Zr/TiO2 of volcanic rocks in the area indicated these rocks are andesite and andesite/basalt according to the chemical analyzes. It is determined that the volcanics have calc-alkaline character based on the AFM, SiO2 versus K2O and SiO2 versus ThCo diagram. The mineralization is observed as a vein situated in the NW-SE trending fractures developed in andesites belonging to Early-Middle Jurassic Şenköy Formation. The veins observed in the field have the thicknesses ranging from a few centimeters to several meters and length continues for several meters. The silicified ridge pointing to an epithermal system is about 5 meters in thickness and 50 meters long, having a bearing of N25°W. In the field, besides to silicification, the alteration types such as hematitization, limonitization, chloritization and sulfurization have been identified in the rocks around the mine. The pyrite, chalcopyrite, galena, sphalerite, fahlerz and quartz form the paragenesis of mineralization. In the mineralization, which is developed in two different phases, the replacement, separation, inclusion and cataclastic textures are the most important texture types observed. Especially, the observation of space filling and comb textures in quartz-containing samples, suggests that the mineralization in the field may have developed in the epithermal system.