Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Aydın, Emine Büşra(2)
- Doğan, Orhan Veli(2)
- Doğan, Süheyla(2)
- Menteşe, Ümit(2)
- Turan, İbrahim(2)
- Akeren, Zahide(1)
- Alver, Ahmet(1)
- Arslan, Mesut(1)
- Aykan, Ahmet Çağrı(1)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(1)
- Bekiryazıcı, Zafer(1)
- Coşkun, Ceyhun(1)
- Demir, Selim(1)
- Demirağ, Hatice(1)
- Demirbaş, Mine(1)
- Eken, Özgür(1)
- Gürses, Songül(1)
- Karahan, Süleyman Caner(1)
- Khorshid, Leyla(1)
- Kılıç, Aşkın(1)
- Mentese, Ahmet(1)
- Menteşe, Seda Öztaş(1)
- Merdan, Mehmet(1)
- Nural, Nesrin(1)
- Oral, Pınar(1)
- Semerci, Vahide(1)
- Sumer, Aysegul(1)
- Topsakal, Nuri(1)
- Tuncer, Metin(1)
- Usta, Sefer(1)
- Çakmak, Seher(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Kronik Hastaların Metabolik Sendrom Bilgi Düzeyleri ve Farkındalıkları
Demirağ, Hatice; Semerci, Vahide; Akeren, Zahide
Amaç: Araştırma kronik hastaların metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kesitsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 14 Kasım 2023- 12 Ocak 2024 tarihleri arasında ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği’ (MSBFÖ) kullanılarak kartopu örnekleme yöntemiyle toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, independent samples t test, one-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Hastaların %31,7’si 50-79 yaş arası, %66,0’sı kadın, %38,3’ü üniversite ve üzeri mezunu, %53,1’i evli ve %66,0’sı şehir merkezinde yaşamaktadır. Katılımcıların %26,1’inin hipertansiyon, %21,5’inin diyabetes mellitus, %17,5’inin solunum hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların %35,6’sının hastalık süresinin 1-5 yıl arasında olduğu, %61,1’inin düzenli olarak ilaç kullandığı ve %58,4’ünün diyetine uymadığı bulundu. Hastaların MSBFÖ puan ortalaması 49,38±10,67 (min=14 ve max=70) olduğu saptandı. Hastaların yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, hastalık süresi, düzenli ilaç kullanma ve diyetine uyma durumu ile MSBFÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak kronik hastalığa sahip bireylerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edildi. Yaşam tarzı değişiklikleri Metabolik sendrom (MetS) insidansını azaltmak için etkili bir strateji olduğundan, kronik hastalarda bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artırılması, yaşam tarzlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.
- MakaleAçık Erişim2024Sağlık Bölümlerinde Okuyan Üniversite Öğrencilerinde Sağlık Okuryazarlığı, Kardiyovasküler Hastalıklar Riski Bilgi Düzeyi ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Kesitsel Bir Çalışma
Aydın, Emine Büşra
Amaç: Çalışmanın amacı, üniversitede sağlık bölümünde okuyan öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, sağlıklı yaşam davranışları ve kardiyovasküler hastalıkların risk faktörlerine yönelik bilgi düzeylerinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma bir devlet üniversitesine ait sağlık hizmetleri meslek yüksekokulunda öğrenimine devam eden 374 öğrencinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma verileri, demografik bilgi formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II), Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software paket program ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma tek yönlü varyans analizi ile yapılmış, alt grup karşılaştırması ise Tukey testi ile yapılmıştır. İki grup karşılaştırmasında bağımsız t-testi, değişkenlerin birbiri ile ilişkisinin tespit edilmesinde Pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamaları 20,83±1,61 yıldır. Kadınların TSOY-32 ortalamaları erkeklerden daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). İkinci sınıf öğrencilerinin KARRİF-BD puan ortalamaları 1. sınıflardan daha yüksektir (p<0,05). Katılımcıların TSOY-32 ortalamaları ile SYBDÖ-II’nin kişilerarası ilişkiler, beslenme, sağlık sorumluluğu, stres yönetimi, manevi gelişim alt boyutları ve toplam puan arasında pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin TSOY-32 ile KARRİF-BD ortalamaları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon bulunduğu görülmektedir (p<0,05). Katılımcıların KARRİF-BD ortalamaları ile SYBDÖ-II kişilerarası ilişkiler, beslenme, manevi gelişim alt boyut puanları ve bu ölçeğin toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmaktadır (p<0,05). Sonuç: Daha yüksek sağlık okuryazarlığı, daha yüksek sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve kardiyovasküler hastalıklara yönelik farkındalık ile ilişkilidir.
- MakaleAçık Erişim2023Kan Basıncı Ölçümünde Gözden Kaçan Faktörler: Sırt, Ayak ve Kol Desteğinin Etkisi
Khorshid, Leyla; Tuncer, Metin
Kılavuzlarda hastanın sırtının desteklenmesi, kolun alt kısmının kalp hizasında desteklenmesi ve ayakların yere düz basması önerilmektedir. Ancak bu konuda yapılan çalışma sayısı sınırlı olduğundan, bu önerilerin dikkate alınmamasından kaynaklanan hataların etkileri bilinmemektedir. Bu çalışmada sağlıklı bireylerde kan basıncı ölçümü sırasında kol, sırt ve ayak desteğinin kan basıncı değerlerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Araştırmaya 111 kişi dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşları 21.95±1.57 idi. Sistolik ve diyastolik kan basınçları, üçü hatalı ölçüm (desteksiz ayaklar, desteksiz sırt ve desteksiz kol) ve biri kılavuzların önerdiği standart prosedür olan dört ölçüm prosedürü kullanılarak ölçüldü. Prosedürler randomize edildi ve katılımcıların kan basınçları her prosedür için üç kez ölçüldü. Ayak desteği ve sırt desteği olmadan yapılan ölçümlerde belirlenen ortalama sistolik değerler, standart ölçümlerle belirlenenlerden daha yüksek olduğu belirlendi (sırasıyla t=-4.872, p<0.001 ve t=- 2.152, p=0.034). Ayrıca ayak desteği olmadan yapılan ölçümde belirlenen diyastolik değer, standart ölçüme göre yüksek bulundu (t=-5.635, p<0.001). Araştırma sonuçlarına göre ayaklar ve sırt desteksiz bırakıldığında ölçülen ortalama sistolik/diyastolik kan basıncı değerleri standart prosedürle ölçülenlerden daha yüksekti.
- MakaleAçık Erişim2023Sağlıklı Bireylerde Spinal Stabilizasyon Egzersizleri, Kayropraktik Manipülasyon ve Kombine Uygulamasının Otonom Parametreler ve Bazı İlişkili Faktörlere Etkisi
Arslan, Mesut; Aydın, Emine Büşra
Bu çalışmanın amacı; sağlıklı bireylerde spinal stabilizasyon egzersizleri, kayropraktik manipülasyon ve kombine uygulamasının otonom parametreler ve bazı ilişkili faktörlere etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 18-45 yaş arası, sağlıklı 72 kişi dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan kişiler randomize olarak 4 gruba ayrılmıştır. Grup 1’e haftada 1 kez olmak üzere 6 seans kayropraktik manipülasyon uygulanmıştır. Grup 2’ye haftada 3 kez olmak üzere 18 seans stabilizasyon egzersizleri yaptırılmıştır. Grup 3’e hem stabilizasyon egzersizleri, hem de kayropraktik manipülasyon uygulanmıştır. Tüm uygulamalar 6 hafta boyunca yapılmıştır. Grup 4 kontrol grubu olarak takip edilmiş, herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Katılımcılar nabız, kan basıncı, solunum frekansı ve kalp hızı değişkenliği parametreleri, göğüs çevre ölçümü, Yorgunluk Şiddet Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Pitsburg Uyku Kalitesi Ölçeği ile uygulama öncesi, uygulama sonrası ve uygulama sonrası 1. ayda değerlendirilmiştir. Tüm eğitim gruplarında uygulama sonrası ölçümde sistolik ve diyastolik kan basıncında anlamlı düşüşler elde edilmiştir. Ayrıca Grup 1’de torakal ekspansiyonda, Grup 3’te ise torakal ekspansiyon ve algılanan stres düzeyinde anlamlı iyileşmeler elde edilmiştir. Ancak değerlendirme parametrelerinin hiç birinde gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Koroner Arter Hastalarında Tanrı Algısının Psikososyal Uyum Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi
Çakmak, Seher; Nural, Nesrin; Gürses, Songül
Amaç: Bu araştırma, koroner arter hastalarında Tanrı algısının psikososyal uyum üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişkisel olarak yapılan araştırma, bir devlet hastanesinin Kardiyoloji kliniklerinde yatarak tedavi gören 138 hasta ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında, ′′Tanıtıcı Özelikler Formu′′, ′′Tanrı Algısı Ölçeği′′ ve ′′Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği′′ kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınan hastaların Tanrı algısı puan ortalamasının 100.2±6.7, hastalığa psikososyal uyum-öz bildirim puan ortalamasının 35.3±18.1 olduğu ve %52.2’sinin hastalığa “iyi” düzeyde psikososyal uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim Ölçeği’nin geniş aile ilişkileri, aile çevresi ve psikolojik distress alt boyut puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur. Tanrı Algısı Ölçeği puanının Psikososyal Uyum Öz- Bildirim Ölçeği puanı üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı saptanmıştır (p>0.05). Sonuç: Bu çalışmada, koroner arter hastalarının seven ya da sevgi yönelimli Tanrı algısına sahip oldukları ve hastalığa orta düzeyde psikososyal uyum sağladıkları tespit edilmiştir. Hastalığa psikososyal uyum geniş aile ilişkileri, aile çevresi ve psikolojik distress alanlarında daha yüksek bulunmuştur. Hastaların Tanrı algısının hastalığa psikososyal uyumları üzerinde etkili olmadığı belirlenmiştir.
- Derleme MakaleYalnız künye2022The Effects of High Intensive Interval Training (HIIT) on Brain-Derived Neurotrophic Factor (BDNF) and Cardiovascular Health: A Review
Bayrakdaroğlu, Serdar; Topsakal, Nuri; Eken, Özgür
High-intensity interval training (HIIT) programs have lately gained popularity because they produce beneficial adaptations for both inactive and athletes, as well as positive health and performance benefits and time efficiency. Therefore, it was purposed to review scientific research results about the effects of HIIT programs on BDNF and cardiovascular health. Although there are research findings suggesting that HIIT may be an effective strategy for promoting elevation of BDNF concentrations, current research seems to be rather limited and inconclusive. It can be thought that exercise intensity is a factor affecting BDNF activation. In healthy people, there seems to be a positive linear relationship between exercise intensity and BDNF levels of acute exercise. However, further experimental studies are needed to elucidate the effect of HIIT on BDNF in humans with metabolic or cardiovascular diseases. However, it can be suggested that high intensity can be an significant achievement factor to design an effective exercise programs and the HIIT methodology has a critical importance for improving cardiovascular function, particularly in healthy individuals. In conclusion, while existing studies show that high-intensity interval training (HIIT) programs can improve cardiovascular health in some populations, further scientific research is needed to determine the efficiency of this strategy in producing physiological adaptation to exercise.
- MakaleAçık Erişim2019Diferansiyel Dönüşüm Yöntemi İle Rastgele Kalp Atış Modelinin Analizi
Oral, Pınar; Merdan, Mehmet; Bekiryazıcı, Zafer
Bu çalışmada, rastgele Zeeman Kalpatış Modelinin incelenmesi için diferansiyel dönüşüm yöntemi kullanılmıştır. Modelin bazı parametreleri ve başlangıç koşulları sırasıyla Beta ve Normal dağılımlara sahip rastgele değişkenler olarak alınmıştır. Rastgele Zeeman Modelinin yaklaşık analitik çözümü elde edilmiş ve model bileşenlerinin beklenen değer ve varyansı elde edilmiştir. Beta ve normal olarak dağılmış rastgele etkiler altında, rastgele modellerin sonuçları karşılaştırılmış ve bu durumlar için elde edilen yaklaşık sayısal karakteristikler karşılaştırılmıştır. Elde edilen yaklaşık formüllere, yaklaşımların yakınsama aralığını artırmak için Laplace-Padé Metodu uygulanarak iyileştirilmiş çözümler bulunmuştur.
- MakaleYalnız künye2015On- pump koroner arter baypas greftlemede miyokarde nfarktüsü ile iskemi modifiye albüminin ilişkisi
Usta, Sefer; Doğan, Orhan Veli; Doğan, Süheyla; Demirbaş, Mine; Karahan, Süleyman Caner; Kılıç, Aşkın; Menteşe, Ümit; Aykan, Ahmet Çağrı; Turan, İbrahim; Demir, Selim
Background:­ This study aims to evaluate the potential ofischemia-modified albumin (IMA) to predict the myocardialinfarction in on pump coronary artery bypass grafting(ONCABG) patients.Methods: Fifty elective isolated ONCABG patients (41 males,9 females; mean age 66 years; range 56 to 75 years) were includedin the study. Patients were divided into perioperative myocardialinfarction (PMI; n=8) and non-infarction (NPMI; n=42) groupsaccording to perioperative cardiac troponin I (cTnI) values andECG findings. Serum IMA levels were measured preoperatively,20 minutes after aortic cross clamping, 30 minutes, at 3, 6,12 and 24 hours after declamping.Results:­ Compared to the NPMI group, the declamping 30minutes, 3, 6 and 12 hours IMA levels were higher in the PMIgroup (p=0.002, p=0.048, p=0.023, p=0.007, respectively). Inboth NPMI and PMI groups, the 20 minutes after aortic crossclamping IMA levels were higher compared to the preoperativeIMA levels (p=0.0001, p=0.038, respectively).Conclusion:­ Our study results show that IMA may be anearly marker of myocardial infarction in the ONCABGpatients.
- MakaleYalnız künye2015Evaluation of oxidative stress balance in acute deep vein thrombosis
Doğan, Orhan Veli; Doğan, Süheyla; Coşkun, Ceyhun; Menteşe, Seda Öztaş; Menteşe, Ümit; Mentese, Ahmet; Alver, Ahmet; Turan, İbrahim; Sumer, Aysegul
Bu çalışmanın amacı akut derin ven trombozlu (DVT) hastalarda toplam oksidan durum (TOS), toplam antioksidan durum (TAS) ve oksidatif stres indeksi (OSI) düzeylerini ölçerek oksidatif stres ve DVT arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve klinisyenlerin bu hastalarda oksidatif stresi dengelemek üzere koruyucu önlemler almasına yardımcı olmaktır.Metod: Bu çalışmada 52 DVT'li ve 45 DVT olmayan bireylerden alınan serum örneklerinde TOS, TAS ve OSI seviyeleri belirlenerek karşılaştırıldı.Bulgular: TOS ve OSI seviyeleri DVT hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunurken (p<0.0001) TAS seviyelerinde fark görülmedi, p=0.118. Hasta grubu idiopatik ve sekonder DVT olarak iki gruba ayrıldı. TOS ve OSI seviyeleri hem idiyopatik DVT hem de sekonder DVT hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0.0001). İdiyopatik DVT hastalarında TAS seviyeleri kontrol grubundan anlamlı yüksek iken sekonder DVT hastalarında fark gözlenmedi. Sonuç: Sonuç olarak ROC eğrisine göre elde edilen spesifite ve sensitivite değerleri TOS ve OSI parametrelerinin DVT'nin tanısında kullanılabilecek birer belirteç olabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda oksidatif stres belirteçlerinin belirlenmesi hastalarda oksidatif stresin düzeltilmesi için klinisyenlere gerekli önlemleri alabilmeleri için yol gösterici olabilir

