Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    COVID-19 Pandemisinde Geriatrik Rehabilitasyon

    Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur

    Organlarda/sistemlerde meydana gelen fizyolojik değişiklikler ve fonksiyonlarda azalma, rezerv kapasitelerinde düşme, bazı patolojik durumlar ve hastalıklardan oluşan süreğen bir durum olarak tanımlanan yaşlanma doğal bir süreç olup geriatrik rehabilitasyon gerektirmektedir. Dünyayı ele geçiren COVID-19 pandemisi en çok yaşlıları olumsuz etkilemiştir. Pandemi nedeni ile geriatrik popülasyona yeterince ulaşılamamış ve rehabilitasyon programları istenilen düzeyde gerçekleştirilememiştir. Yaşlılar; pandemi döneminde pulmoner, kardiyak, psikolojik pek çok sorunla birlikte malnütrisyon, sarkopeni, ev kazaları, koruyucu sağlık hizmetlerine erişememe gibi rehabilitasyon gerektiren farklı sorunlarla karşılaşmışlardır. Bu nedenle dünya genelinde geriatrik rehabilitasyon COVID-19 pandemisinde büyük önem kazanmıştır. Bu makalede, geriatrik popülasyona yönelik sorunlara ilişkin geriatrik rehabilitasyon kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Turkish Nurses’ Attitudes towards Elder Abuse and Neglect and Related Factors

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Kulakaç, Nurşen

    Objective: Elder abuse appears as a global phenomenon that varies with time and societal structure. Nurses need to be able to recognize abused and neglected older people and take initiative for them. This study aimed to examine Turkish nurses’ attitudes towards elder abuse and neglect and related factors. Methods: In this cross-sectional and correlational study, the data were collected from 104 nurses who agreed to participate in the study between 15 and 25 June 2021 with an online questionnaire using a random sampling method. Results: Sixty nine point two percent of the nurses did not take a course on elder abuse, 99.2% received training on elder nursing in undergraduate education, 99.2% knew the concept of elder abuse, 92.3% encountered elder abuse cases, and 61.5% encountered an elder abuse case but did not report it. The rate of reporting elder abuse was 2.69 times higher in nurses with more work experience, 6.71 times in those who believed that nurses can be adequately protected against potential problems, and 4.21 times higher in those with a high level of knowledge about the elder abuse law. Conclusion: According to the results, Turkish nurses had sufficient knowledge about elder abuse and neglect, but reporting rate was inadequate.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    Almanya’ya Göç Eden ve Türkiye’de Yaşayan 60 Yaş Üstü Bireylerin Sağlık Durumları, Öznel Yaş Algısı, Yaşamın Anlamı, Yaşam Doyumları ve Sosyodemografik Özelliklerinin İncelenmesi

    Kütük, Bahtım

    Amaç: öç, yalnızca coğrafi bir hareket değil, aynı zamanda kültürel değişim ve psikolojik etkiler barındırır. Bu araştırmada, Almanya’ya göç etmiş ve Türkiye’de yaşayan 60 yaş üzeri bireylerin fiziksel ve mental sağlık durumları, öznel yaş algıları, yaşamın anlamı, yaşam doyumu ve bazı sosyoekonomik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, Almanya’da (n = 24) ve Türkiye’de (n = 25) yaşayan 60 yaş üzeri 49 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, demografik bilgi formu, SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşamın Anlamı ve Yaşam Doyumu Ölçekleri ile öznel yaş algısı sorusu ve sosyoekonomik durum değerlendirmesiyle toplanmıştır. Bulgular: İki ülke arasında fiziksel sağlık, öznel yaş algısı ve eğitim düzeyi bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Almanya’daki katılımcılar daha iyi fiziksel sağlığa, daha genç bir yaş algısına ve daha düşük eğitim düzeyine sahiptir. Ayrıca yaşamın aranan anlamı açısından daha yüksek puan almışlardır. Korelasyon analizleri, Almanya’da öznel yaş ile yaşam doyumu ve eğitim düzeyi arasında negatif bir ilişki olduğunu; Türkiye’de ise fiziksel sağlık, öznel yaş ve yaşam doyumu arasında negatif, mental sağlıkla ise pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Her iki ülkede de gelir durumu ile sosyoekonomik düzey arasında güçlü bir pozitif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma, göçün fiziksel ve mental sağlık, yaşam doyumu ve eğitim düzeyi gibi çeşitli alanlarda etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, akademik çalışmaların yanı sıra politika yapıcılar ve uygulayıcılar için de yol gösterici olabilir ve bu yaş grubuna yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine temel oluşturabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    65 Yaş ve Üzeri Bireylerin Başarılı Yaşlanmalarını Etkileyen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışma, 65 ya ş ve üzeri bireylerin sa ğlıklı yaşam biçimi davranışları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin ince- lenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılan bu çal ışma Şubat-Mayıs 2021 tarihleri aras ında dahiliye polikliniğine başvuran 65 ya ş ve üzeri 430 hasta ile gerçek- leştirildi. Veriler, “Hasta Bilgi Formu”, “Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Dav- ranışları (SYBD)-II Ölçeği” ve “Ba şarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ)” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlen- dirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi testi ile korelasyon testleri kullan ıldı. İstatistiksel an- lamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş orta- laması 71,01±6,66 olarak tespit edildi. 65 yaş üzeri bireylerin SYBD-II Ölçek puan ortalamalar ı ile BYÖ puan ortalamalar ı arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlendi (p<0,001). Geliri gide- rine eşit/fazla olan ve sigara içmeyen bireylerin SYBD Ölçek-II top- lam ve alt boyutları puan ortalamaları ile BYÖ toplam ve alt boyutları puan ortalamalarında anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttıkça başarılı yaşlanmalarının da arttığı bulundu. Dünya genelinde başarılı yaşlanmanın sürdürülebilmesi için bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması, des- tekleyici ortamların oluşturulması, sağlık profesyonellerinin rehberli- ğinin sağlanması ve daha büyük örneklem gruplar ında çalışmaların yapılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    COVID-19 Pandemisinde Yaşlı Olmak

    Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur

    Aniden ortaya çıkan, tsunamiye benzetilen, milyonlarca insanı enfekte eden/öldüren ve tüm dünyaya yayılan COVID-19, 11 Mart 2020’de DSÖ tarafından “pandemi” olarak kabul edilmiştir. Dünyayı durma noktasına getiren ve toplumları alt üst eden COVID-19’un etkileri halen devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı COVID-19 pandemisinin yaşlılar üzerindeki etkileri, pandemide yaşlıların bakımı ve korunması ile ilgili literatür bilgisinin derlenmesidir. COVID-19 özellikle yaşlılarda fiziksel, psikolojik ve sosyal değişikliklere yol açmıştır. Yaşlılar, COVID-19 nedeni ile bakım ve tedaviye ulaşmada güçlük yaşamış, ağır semptomlar deneyimlemiş, yoğun bakım ihtiyaçları artmış, yoğun bakım ünitelerinde daha uzun süre kalmış ve hatta yeterli beslenememişlerdir. Ayrıca, yaşlıların COVID-19’a bağlı fiziksel inaktivite, yaş ayrımcılığı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, kronik hastalıkların yönetiminde güçlük, dayanıklılıkta azalma ve kırılganlıkta artma nedenleri ile morbidite ve mortalite oranları da yükselmiştir. Yaşlılar için özellikle sağlık hizmetleri ve sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, bakım ve desteğe erişimin iyileştirilmesi, uzun süreli bakımın sağlanması ve dijital erişim uçurumunun kapatılması gibi konular vurgulanmıştır. Sonuç olarak pandemi döneminde kırılgan ve dezavantajlı grup olan yaşlılar göz ardı edilmemeli tüm sorunları belirlenmeli, devlet ve sağlık profesyonelleri tarafından sorunlarına çözüm bulunmalı ve oluşturulan politikaların yaşama geçirilmesinde iş birliği sağlanmalıdır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Determination of the Care Needs of Individuals Over 65 in\rthe COVID-19 Pandemic: A Qualitative Study

    Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen; Özmaya, Esma

    Objective: The purpose of this study was to determine the\rcare needs of individuals over 65 during the coronavirus disease-2019\r(COVID-19) pandemic. Material and Methods: The study was carried\rout phenomenologically with a qualitative approach using semi-structured\rinterviews. It was conducted with 15 individuals over 65 living in various\rgeographical regions in Türkiye. The data were collected through phone\rinterviews and analyzed using Colaizzi’s seven-step method. Results: The\rsociodemographic data of the individuals demonstrated that eight participants\rwere male and seven were female. The mean age was 71.4±6.25\r(minimum-maximum, 65-82). Ten of them were single, seven were 65-70\ryears old, and ten were retired. Eleven of them were primary school graduates.\rAll individuals over the age of sixty-five have health insurance. In\raddition, 14 of the individuals have chronic physical illness and 2 have\rchronic mental illness. In this study, the findings of COVID-19 were analyzed\rand it is divided into 2 categories as properties and unmet needs. In\rthe category of characteristics of COVID-19, perceived characteristics, experienced\rwhile results and management/coping styles were the determined\rthemes, physical, psychological, social, and information themes were the\rthemes identified in the unmet needs category. Over the age of 65 in the\rprocess of the COVID-19 pandemic shopping, paying the bills and walking\rcodes are in the first place on the theme of physically unmet needs of\rindividuals, while reputation and independence codes are in the first place\ron the theme of spiritually unmet side needs has been identified. Finally, the\rcodes of not being able to communicate with loved ones and participate in\rthe community were included in the socially unmet needs. Conclusion:\rThe study revealed that individuals over 65 need support to improve their\rquality of care during the pandemic. They found COVID-19 deadly and\rdangerous, and they experienced anxiety and fear during this period. They\rhad difficulties in activities such as shopping, paying the bills, and taking\rmedicine, and their needs are met by others. They experienced problems\rabout independence, dignity, lack of satisfaction of love needs, and limited\rcommunication with loved ones, leading to disruptions in the quality\rof life.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2021
    Elderly and Patient Care Education; Social Support Program (SODES) Project of Turkish Republic Ministry of Development

    Ulutaşdemir, Nilgün

    The aim of the study is to evaluate the theoretical and practical training given to the unemployed women who are disadvantaged group for the health care of the elder people who are also disadvantaged group, within the scope of the project. Hundred participants registered in the Social Support Program (SODES) Project of Turkısh Republic Ministry of Development. Proje name is “My elderly and my patient are in safe hands with SODES” in cooperation with Social Assistance Foundation of Sahinbey Gaziantep Governorship's Office in 2013-2014. Surveys related to demographic features, elderly care applications and first aid were applied to participants before and after trainings. Wilcoxon, Mann Whitney U, Kruskal Wallis tests and Spearman Correlation Analysis were used. p<0,05 was accepted as statistical significance. The 100,0% of the elderly care providers were unemployed women, the mean age of participants was 33,29±10,66, 38,0% of them were graduated from primary school, and 8,0% of them had graduate degree. Besides, 57% of them were married, 60% of them had child/children, 44,0% of them had elderly relatives, and 19,0% of them had an eldercare experience. Mean knowledge scores after trainings (72,82±7,98) were higher compared to scores before trainings (35,30±17,08) (p<0,05). There was a positive significant relationship between the eldercare pre-test and post-test scores (r=0,790, p=0,001). Conclusively, it was detected that knowledge of all elderly care providers, who were included in the ‘“My elderly and my patient are in safe hands with SODES” project, increased in the end of elderly care and first aid trainings.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Huzurevinde Yaşayan Yaşlılarda COVID-19 Pandemisinin Yönetimi ve \rHemşirelik

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay

    COVID-19, kronik hastalığa sahip yaşlı bireylerde yüksek mortaliteye neden olan yeni bir insan \rkoronavirüsünün (SARS-CoV-2) neden olduğu akut bir solunum hastalığıdır. Mortalitenin azaltılması için virüs kaynaklı enfeksiyon zincirinin kırılması ve riskli kişilerin korunması gereklidir. \rBunun için en etkili yöntem COVID-19 tanısı almış veya COVID-19 şüphesi olan huzurevi çalışanlarının ve huzurevi sakinlerinin, yaşlı popülasyondan etkili bir şekilde uzaklaştırılmasıdır. Bu \rnedenle, bu makalenin amacı huzurevinde yaşayan ve mortalite açısından yüksek riskli grup \rolarak bildirilen yaşlılarda COVID-19 pandemisinin önlenmesi, yönetimi ve hemşirelik hakkında \rbilgi vermek ve ülkemizdeki sağlık personellerine kaynak oluşturmaktır

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Yaşlanma Korkusu

    Erkuran, Hatun

    Yaşlanma zamanla ortaya çıkan, geri dönüşü mümkün olmayan, or-ganizmadaki fiziksel, yapısal ve fonksiyonel değişikliklerin tümünü kapsayan bir süreçtir. Türkiye İstatistik Kurumu 2016 yılı verilerine göre yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %8,3 iken 2023 yı-lında Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının %10,2’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Yaşlı nüfus sayısındaki bu artış beraberinde pek çok sorunu da getirecek ve bu konuda önlem alınmasını gerektirecektir. Yaşam süresinin uzaması ile birlikte yaşlılıkta görülen fiziksel güç-süzlük, işitme ve görme problemleri, algıda azalma, hafızada azal-ma, kronik hastalıklar artmakta, kişiler yaşlılık problemleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar düşünüldüğünde kişiler yaşlanmaktan korkmakta ve yaşlanmanın getirdiği-getireceği fizik-sel, sosyal ve emosyonel durumlara karşı kaygı yaşamaktadır. Bu çalışmanın amacı yaşlılık, korku kavramı ve kuramsal yaklaşım-lar ile yaşlanma korkusu olgusunu literatür ışığında özetlemektir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Maternal Beslenme ve İlerleyen Yaşamda Obezite

    Kartal, Fatma Tayhan; Helvacı, Gizem; Yabancı, Nurcan

    Beslenme fetal genomun ekspresyonunu değiştirenve yaşam boyu sonuçları olabilecek ana intrauterinçevresel faktördür. Maternal dönemde, çok düşük veyayüksek enerji alımı, daha yüksek protein ve yağ alımıyenidoğanlarda obezite riskini arttırabilir. Bu durumcinsiyete göre değişmekle birlikte kızlar erkeklere göredaha savunmasızdır. Genel olarak gebelik sırasındayeterli ve dengeli protein ve enerji alımı yetişkinobezitesi için koruyucu bir faktör olabilir.Gebeliğin erken dönemlerinden itibaren yeterlidemir, krom, folik asit, vitamin B12 takviyeleriyenidoğanlarda obeziteyi önleyebilirken, aşırı folikasit, vitamin B12 gibi metil vitaminleri ile aşırımultivitamin alımı da obezite riskini arttırabilir.Annedeki mevcut obezite veya gebelik sırasındakiözellikle de ilk trimesterdeki aşırı vücut ağırlığıkazanımı da birçok komplikasyonun yanındayenidoğanlarda obez olma riskini de arttırır.Doğum ağırlığı ile BKİ, bel çevresi ve vücut yağyüzdesi arasında U-şeklinde bir ilişki vardır. Yapılançalışmalarda hem yüksek doğum ağırlığının hem dedüşük doğum ağırlığının sonraki yaşamda obezite riskiile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Optimal maternalbeslenme doğum ağırlığını ve annenin gebeliksırasındaki vücut ağırlığı kazanımını etkileyerekobezite riskini azaltabilir. Optimal beslenmeyi teşviketmek sadece optimal fetal gelişimi sağlamakla kalmaz,aynı zamanda ilerleyen dönemde obezite gelişmeriskini de azaltır.Bu derleme makalenin amacı, gebelikte maternalbeslenme ve maternal vücut ağırlığı kazanımı, anneninvücut ağırlığı ve bebek doğum ağırlığı ile çocukluk,erişkinlik gibi ilerleyen dönemde obezite gelişimi ileolan ilişkilerini yapılan çalışmalar eşliğindeözetlemektir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    COVID-19 Salgın Sürecinde Yaşlılağa Bakış: 280 Karakter Yaşlılar Hakkında Ne Söylüyor?

    Taşdelen, Birgül

    Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 koronavirüs hastalığını (COVID-19) bir pandemi olarak ilanettikten sonra, COVID-19 virüsünün yayılmasına engel olmak için ülkemizde ve dünya çapında ciddi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri de 65 yaş ve üstü bireylere getirilen sokağa çıkma yasağıdır. 65 yaş ve üstübireylere getirilen sokağa çıkma yasağı koruyucu olmayı amaçlasa da, COVID-19 vaka ve ölüm oranlarınınyüksek bir yüzdesinin 65 yaş ve üstü bireylerden oluşması, bu hastalığın bir “yaşlı hastalığı” olarakalgılanmasına ve COVID-19’un etkilediği en dezavantajlı grup olmasına dayanak oluşturmuştur. COVID-19öncesi dönemde de yaşa dayalı ayrımcılıklarla karşı karşıya olan yaşlı bireyler, pandemi sürecinde gerek politiktartışma ve düzenlemelerde gerekse haber söylemlerinde yapılan yaş vurgusu nedeniyle, sadece günlük hayattadeğil, çeşitli medya ortamlarında da şiddetli ayrımcı tutumlara maruz kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşlılarayönelik ayrımcılığın yansıdığı medya ortamlarından biri de sosyal ağlardır. Sosyal ağlar üzerinden Covid-19nedeniyle yaşlı yetişkinlerin durumuyla ilgili gerçek endişelerin yanında, yaşlılar hakkında olumsuz içeriklerede rastlanmaktadır (Jimenez vd., 2020: 1662). Buna göre söz konusu çalışma, COVID-19 nedeniyle sosyalmedyada yaşçılıkla ilgili içeriklerin Twitterdaki yansımalarını incelemektedir. Çalışma kapsamında 21 Martve 12 Mayıs 2020 tarihleri arasında Twitter üzerinden atılan toplam 221 tweet içerik analiz yöntemi iledeğerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, COVID-19 nedeniyle yaşlılara yönelik rahatsız edici içerikler,korku ve panik içinde olan ve bu nedenle yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini belirten tweetlere göre oransalolarak daha fazladır. Ayrıca atılan tweetlerde COVID-19’un çoğunlukla yaşlıları etkilemesinden dolayıönemsizleştirildiği şeklindeki paylaşımlara da rastlanılmıştır. Dolayısıyla, salgın boyunca Twitter’da yaşlıinsanlarla ilgili kaygı ve ilginin azaldığı ve yaşçılık söylemlerin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Acil sonuçlarsadece yaşlı yetişkinlere yönelik dışlanma söylemlerini teşvik etmekle kalmamakta, 65 yaş üstünün “tedbirli” olmasından çok tehlikeli oldukları ve toplumun yaşlı yetişkinlere ihtiyaç duymadığı şeklinde bir algıoluşturmaktadır. Sonuç olarak yaşlılara yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların, gündelik hayatın bir uzantısısayılan ve kriz anında bile bağlantıda kalmamızı sağlayan soyal medya platformlarından biri olan Twitter’daşiddetlenmeye başlaması, pandemi sürecinde yaşlıların günlük yaşam biçimlerini karmaşıklaştırmasınınötesinde, kuşaklar arası gerilimin yoğunlaşmasına da neden olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleYalnız künye2019
    Pet Therapy in an Old Health (Animal Supported Treatment) Investigation in The Literature Period

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay

    Pet therapy or animal-assisted therapy is a form of adjunctive nonpharmacologic treatment that stimulates physiological and psychological diseases with interactions between animals and animals that meet certain criteria and stimulates the necessary body mechanisms in the development of human health and behavior.In many studies using robot simulations with many domestic animals such as cats, dogs, birds and fish, the benefits of pet therapy on the elderly health and behavior have been proven. However, there is no clear information about the use of elderly in the treatment of schizophrenia and depression.Therapy has been proven by epidemiological studies that can reduce blood pressure in elderly and hypertensive individuals and reduce the risk of complications in those with cardiovascular disease by increasing physical activity when administered together with conducting dogs. Despite the fact that studies on pet therapy are inadequate and generally have not yet been implemented in our country, pet ownership is increasing due to the positive subjective feelings that many people have against animals. In this article; The effects on the elderly health of pet therapy applications have been examined in the light of the literature.

  • MakaleYalnız künye2018
    Perception Of Disease, Quality Of Life, Self-Care Management In Chronic Illness

    Doğan, Melike Demir; Tosun, Esen; Tek, Ahmet Duran

    Chronic illnesses with prolonged and slow progression are a rising problem in health care and the number of individuals with one or more chronic illnesses is increasing day by day. This cross-sectional study was conducted to determine the relationship between the perception of disease, self-care management, and quality of life in individuals with chronic illness. The sample of the study consisted of 127 patients who were hospitalized in Internal Medicine and Surgical clinics, had at least one chronic illness and agreed to participate in the study. The data were collected with personal information form, illness perception questionnaire (IPQ), self-care management scale in chronic illnesses (SCMP-G Questionnaire), and EQ-5D-5L general quality of life questionnaire.As a result of the statistical analysis, scores of the self-guarding subscale of self-care management scale were seen to be significantly higher in women than men. Self-care management of the patients with respiratory disease was significantly higher than diabetic patients. As a result of the present study, it was observed that the female patients had better self-care management compared to the male patients. However, the men were found to have a better quality of life than the women. Patients with respiratory disease had a better self-care management than diabetic patients.

  • MakaleYalnız künye2018
    Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencileri ve Öğretim Elemanlarının Fonksiyonel Besin Farkındalığı

    Kartal, Fatma Tayhan; Aygül, İmdat; Yıldırım, Şeyma; Sayıbakan, Ayşe Şura; Çakar, Güllü; Akbulut, Havanur

    Fonksiyonel besinlerin sağlığa yararlı etkileri nedeniyle gıda endüstrisi bu alanda kendini geliştirmekte ancak fonksiyonel besinlerin tüketici algılarına yönelik yapılan araştırmalar sınırlı kalmaktadır. Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde yer alan öğretim elemanları ve öğrencilerin fonksiyonel besinlere yönelik farkındalıklarının saptanması amaçlanmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul eden öğrencilere ve öğretim elemanlarına aydınlatılmış onam formu imzalatılmış ve katılımcıların genel özellikleri, fonksiyonel besin hakkındaki bilgi düzeyleri, fonksiyonel besinleri kullanma ve genel beslenme alışkanlıklarını içeren bir anket formu yüz yüze görüşme tekniğiyle araştırmacılar tarafından uygulanmıştır. Katılımcıların boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri araştırmacılar tarafından yöntemine uygun olarak alınmıştır. Genel olarak katılımcıların %91’inin sıklıkla sağlıklı yaşlanma, zayıflama, kalp damar hastalıklarından korunma gibi çeşitli nedenlerle fonksiyonel besinleri tükettikleri bulunmuştur. Yaygın olarak tüketilen fonksiyonel besinler arasında domates, probiyotikli süt ve yoğurt, kahve, omega-3 ilaveli ürünler, tam tahıllı ekmek ve zeytinyağı vardır. Katılımcıların fonksiyonel besinler hakkında bilgi sahibi olma durumları kişilerin yaş gruplarına, eğitim düzeylerine ve öğrencilerin bölümlerine göre farklılık göstermektedir (p<0,05). Ayrıca katılımcıların büyük çoğunluğu fonksiyonel besinler hakkında bilgiye diyetisyen (%58), diğer sağlık çalışanları (%19) ve okul-üniversite (%13) aracılığıyla ulaştığında güvenebileceğini bildirmiştir. Bu sonuçlar fonksiyonel besinler hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğunu ve fonksiyonel besinlerin sağlığı geliştirici yönlerinin diyetisyen ve diğer sağlık çalışanları tarafından aktarılması gerektiğini göstermektedir.

  • MakaleYalnız künye2014
    Practical research on consumption behavior in old age

    Köroğlu, Muhammet Ali

    As in the rest of the world, the number of old people increases daily in Turkey. This situation demands attention because it brings many socio-cultural, economic, and political changes. The increase of the elderly population has become problematic due to expectations and preferences of the older population which differ from the general society. The consumption behavior of older people and preferences as consumers can be assessed in this context, especially in developed countries where research in consumption behaviors and preferences of the growing elderly population has been conducted frequently. However, the handling of this issue in our country is quite new. The study is a descriptive research conducted to determine the consumption behaviors of elderly people living in the city centre of Gümüşhane. The study aims to contribute to research in gerontosociology. In the scope of the study, face-to-face interviews were performed with 212 people who were determined via the basic random sampler method from the provincial center of Gümüşhane and who are 65 years old and higher. We accept this age group as old age and conducted statistical evaluations with the SPSS16.0 program. It has been identified that parallel to the increase of age, the consumption behavior and preferences of elderly people living in the city center of Gümüşhane have more traditional consumption patterns