Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Varlık vergisi’nin azınlık karşıtı bir uygulamaya dönüşmesi: tasviri efkâr gazetesi üzerinden bir inceleme
Bal, Bülent
Varlık Vergisi, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nın olağanüstü koşullarında ortaya çıkan mali kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla 1942 yılında çıkarılmıştır. Ancak çıkarılan vergi, uygulama aşamasında mali beklentilerle sınırlı kalmayarak azınlık karşıtı bir politikanın aracı haline dönüştürülmüştür. Bu çalışmanın amacı, bu dönüşüm öyküsünün kamuoyuna nasıl aktarıldığını ve meşrulaştırıldığını, dönemin milliyetçi ve Alman yanlısı yayın çizgisiyle öne çıkan Tasviri Efkâr gazetesi örneği üzerinden ele almaktır. Araştırmada metodolojik olarak nitel yöntem benimsenmiştir. Gazetede yer alan haberler, köşe yazıları ve yorumlar, nitel yöntemlerden tarihsel tanımlayıcı ve söylem analizi yaklaşımları çerçevesinde incelenmiştir. İnceleme sonucunda, Varlık Vergisi’nin yalnızca savaş ekonomisinin yarattığı mali yükü hafifletmeye yönelik bir araç olmadığı, aynı zamanda ideolojik ve siyasal bir müdahale mekanizması olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda milliyetçi retoriğin vergi politikasıyla iç içe geçirildiği, azınlık karşıtı tutumların basın aracılığıyla meşrulaştırılarak yeniden üretildiği ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2025Rus İslamı Sorunu: Kültürel Sosyolojik Bir Analiz
(Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum
Bu makale, Rus devletinin dil politikası, devlet denetimindeki dinî kurumlar ve yönetilen söylem aracılığıyla Müslüman kimliğini ve dinî pratikleri nasıl yeniden biçimlendirilmeye çalıştığını incelemektedir. Bu çabalar, Rusya’nın Müslüman nüfusunu birleşik bir ulusal kimliğe entegre etmeye yönelik daha geniş bir projenin parçasıdır. Çalışma, Bourdieu’nun simgesel güç kavramı, kültürel yapılandırmacılık ve Gramsci’nin kültürel hegemonya kuramından yararlanan kültürel sosyolojik bir yaklaşım kullanarak, resmi anlatıların ve uygulamaların İslami kimliği Rus ulusal kültürüyle nasıl uyumlu hale getirdiğini araştırmaktadır. Çalışma, Cuma vaazları, müftülerin halka açık konuşmaları, Rusça Kur’an tercümeleri ve İslami bayramlardaki siyasi konuşmalar dahil olmak üzere 2006–2025 yılları arasındaki kaynakların nitel bir içerik analizini yapmaktadır. Bulgular, devlete sadık bir “geleneksel İslam”ı teşvik ederek İslam’ı Rus mirasının ve vatanseverlik değerlerinin ayrılmaz bir parçası olarak yeniden biçimlendirme yönünde bilinçli bir çabayı ortaya koymaktadır. Devletle uyumlu Müslüman otoriteler, bu sadık anlatıyı beslemek için İslami terminolojiyi ve uygulamaları Rus dil ve kültür normlarına uyarlamaktadırlar. Sonuç olarak, sivil sadakati, dinler arası uyumu ve muhafazakâr değerleri vurgulayan, Ruslaştırılmamış Müslüman kimliğini yabancı veya aşırılıkçı olarak tasvir eden resmi bir İslam söylemi ortaya çıkmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Bulgaristan’da ombudsmanlık kurumu ve türk azınlık hakları
(Alieva), Vildane Özkan
Bu makale, Bulgaristan’da Ombudsmanlık kurumunun ulusal Türk azınlığın haklarını koruma konusundaki rolünü sosyolojik bir bakış açısıyla incelemektedir. Bu bağlamda araştırmanın temel sorunsalı, 1989 sonrası demokratikleşme sürecinde kurulan Ombudsmanlık kurumunun kültürel ve yapısal engeller karşısında azınlık haklarını ne ölçüde savunabildiğidir. Kuramsal çerçeve, kültürel ve tarihsel sosyoloji yaklaşımlarına dayanmakta olup Bourdieu (habitus, simgesel güç), Swidler (kültür kuramı), Alexander (kültürel sosyoloji), Habermas (iletişimsel eylem, kamusal alan), Fraser (karşı-kamusal alan), Taylor’ın (tanınma siyaseti) vb. görüşlerinden yararlanılmaktadır. Yöntemsel olarak nitel bir araştırmadır. Süreç analizi tekniğiyle Ombudsmanlık kurumunun Türk azınlık haklarını koruma konusundaki etkisinin tarihsel gelişimi izlendi, ayrıca eleştirel söylem analiziyle ilgili yasal belgeler, raporlar ve medyadaki söylemler incelendi. Bulgular, Ombudsmanlık kurumunun bireysel başvurular aracılığıyla azınlık haklarını evrensel insan hakları temelinde savunduğunu, ancak siyasi baskılar, kurumsal yetersizlikler ve kültürel önyargılar nedeniyle bu savununun etkisinin sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Ombudsmanlık kurumu Türk azınlık için hak arama yollarını kurumsallaştırarak önemli bir mekanizma sunsa da kapsamlı yapısal dönüşümler olmadıkça etkisinin kısıtlı kalmaya devam edeceği söylenebilir.
- MakaleAçık Erişim2024Ehlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” Adlı Romanında Sembol
الأحمد, محمد
Çağdaş Arap romanı, niteliğiyle günümüzün yaygın edebiyat türlerinden biridir. Sanat zenginliğini gerçekleştirebilmek için yenilikleri araştırma girişimlerinde çağın ruhuna ve değişikliklerine uyum sağlamaya çalışır. Bunu da alışılmışın dışında ifadeler kullanarak yapar. Bunların arasında geleneksel romana benzemesi mümkün olmayacak şekilde semboller kullanır. Bu farklılığını göstermek için geleneksel romanın kurallarını tümden değiştirir. Cezayir asıllı Ahlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” adlı romanı sadece duygusal bir roman gibi gözükmektedir. Ancak derinlerine inildiğinde birçok sembolle karşılaşılır. Bu roman, yazarın yaşadığı toplumun çağdaş, siyasi ve sosyal problemlerini irdelediği gibi, çağımızda Arap ülkelerinde yaşanan önemli tarihi olayları da çağrıştırır. Bu makale, Ahlâm Müsteğânmî’nin “Siyah Sana Yakışıyor” adlı romanını kısaca tanıtmaya çalışır. Ardından da sembolün anlamı ve önemi üzerinde durur daha sonra da romandaki sembollerin eşsiz güzelliğine ışık tutar. Araştırmada birçok sonuca ulaşıldı; bunlardan en önemlisi, yazarın romanını oluştururken başta romanın başlığı, üç rakamı, ney, yer ve karakterlerin adları olmak üzere çeşitli sembollerden yararlanmasıdır. Yazar, yirminci yüzyılın son on yılında memleketi Cezayir'de yaşanan siyasi ve toplumsal olayları bu sembollerle ilginç bir üslupla dile getirmiştir.
- MakaleAçık Erişim2021The Relationship between Employee Voice and Employer Brand: The Serial Mediation Effects of Presenteeism and Diversity Perception
Sökmen, Alptekin; Benk, Osman
Purpose – The main purpose of the research is to examine the relationships between the variables of\remployee voice, presenteeism, employer brand and diversity perception in the sample of employees of an\rorganization operating in the logistics sector in Ankara.\rDesign/methodology/approach – The research model was created on the sequential mediation effects of\rpresenteeism and diversity perception variables in the relationship between employee voice and employer\rbrand perception. The research was carried out in April-May 2021 with the participation of 336 employees\rof an organization operating in the logistics sector, which is reached by convenience sampling technique.\rFindings – According to the results of the analysis, based on the Model 6 of Hayes (2018), serial mediation\reffects of both presenteeism and diversity perception were found on the effect of employee voice on\remployer brand.\rDiscussion – Effective management of issues such as employee voice, presenteeism, employer brand and\rdiversity perceptions provide benefit to organizations in focusing on their core competencies. In this\rcontext, organizations should always keep in mind that good ideas can come from every employee,\rregardless of hierarchical level. Considering the almost impossibility of eliminating situations such as\rpresenteeism, employees and organizations need to adapt to each other in terms of unbounded virtues such\ras trust, justice, goodwill, honesty, and empathy. Whether an organization employs or not, it should strive\rto benefit everyone, from the individual to the society, by approaching diversities with a feeling of empathy.\rTo sum up, it is certain that all “good” things done for and on behalf of employees will strengthen the\remployer brand perception.
- MakaleAçık Erişim2020COVID-19 Salgın Sürecinde Yaşlılağa Bakış: 280 Karakter Yaşlılar Hakkında Ne Söylüyor?
Taşdelen, Birgül
Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 koronavirüs hastalığını (COVID-19) bir pandemi olarak ilanettikten sonra, COVID-19 virüsünün yayılmasına engel olmak için ülkemizde ve dünya çapında ciddi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri de 65 yaş ve üstü bireylere getirilen sokağa çıkma yasağıdır. 65 yaş ve üstübireylere getirilen sokağa çıkma yasağı koruyucu olmayı amaçlasa da, COVID-19 vaka ve ölüm oranlarınınyüksek bir yüzdesinin 65 yaş ve üstü bireylerden oluşması, bu hastalığın bir “yaşlı hastalığı” olarakalgılanmasına ve COVID-19’un etkilediği en dezavantajlı grup olmasına dayanak oluşturmuştur. COVID-19öncesi dönemde de yaşa dayalı ayrımcılıklarla karşı karşıya olan yaşlı bireyler, pandemi sürecinde gerek politiktartışma ve düzenlemelerde gerekse haber söylemlerinde yapılan yaş vurgusu nedeniyle, sadece günlük hayattadeğil, çeşitli medya ortamlarında da şiddetli ayrımcı tutumlara maruz kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşlılarayönelik ayrımcılığın yansıdığı medya ortamlarından biri de sosyal ağlardır. Sosyal ağlar üzerinden Covid-19nedeniyle yaşlı yetişkinlerin durumuyla ilgili gerçek endişelerin yanında, yaşlılar hakkında olumsuz içeriklerede rastlanmaktadır (Jimenez vd., 2020: 1662). Buna göre söz konusu çalışma, COVID-19 nedeniyle sosyalmedyada yaşçılıkla ilgili içeriklerin Twitterdaki yansımalarını incelemektedir. Çalışma kapsamında 21 Martve 12 Mayıs 2020 tarihleri arasında Twitter üzerinden atılan toplam 221 tweet içerik analiz yöntemi iledeğerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, COVID-19 nedeniyle yaşlılara yönelik rahatsız edici içerikler,korku ve panik içinde olan ve bu nedenle yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini belirten tweetlere göre oransalolarak daha fazladır. Ayrıca atılan tweetlerde COVID-19’un çoğunlukla yaşlıları etkilemesinden dolayıönemsizleştirildiği şeklindeki paylaşımlara da rastlanılmıştır. Dolayısıyla, salgın boyunca Twitter’da yaşlıinsanlarla ilgili kaygı ve ilginin azaldığı ve yaşçılık söylemlerin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Acil sonuçlarsadece yaşlı yetişkinlere yönelik dışlanma söylemlerini teşvik etmekle kalmamakta, 65 yaş üstünün “tedbirli” olmasından çok tehlikeli oldukları ve toplumun yaşlı yetişkinlere ihtiyaç duymadığı şeklinde bir algıoluşturmaktadır. Sonuç olarak yaşlılara yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların, gündelik hayatın bir uzantısısayılan ve kriz anında bile bağlantıda kalmamızı sağlayan soyal medya platformlarından biri olan Twitter’daşiddetlenmeye başlaması, pandemi sürecinde yaşlıların günlük yaşam biçimlerini karmaşıklaştırmasınınötesinde, kuşaklar arası gerilimin yoğunlaşmasına da neden olabileceği düşünülmektedir.
- MakaleYalnız künye2019Rethinking Human Rights Education in a Philo-sophical Context
Yeşilçayır, Celal
Although human rights education has existed in schools for more than twenty years, youth’s tendencies towards violence and alienation continue without slowing down. At this juncture, it is confronted with a problem of whether Human Rights Education is duly performed or not. This research pur-poses to discuss the condition of human rights education in Turkey and why the education must be improved referring to the problem. Within this framework primarily what kind of connection between human rights and education will be clari-fied and the importance of human rights education will be add-ressed. After these, the condition of human rights perception and education in our country will be tried to analyze with a philosophical perspective. In this context, causes of not duly performing human rights education will be questioned and it will be aimed to make some points. In the last instance, it will be tried to give some suggestions towards the improvement of human rights education in the context of stated problems.
- MakaleAçık Erişim2019Küçük Zihinlere Yerleştirilen Toplumsal Cinsiyet Rolleri
Erbaş, Sefa
Cinsiyete uygun davranış biçimlerinin çocukların yer aldığı reklamlarda nasıl sunulduğu bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda yiyecek içecek kategorisinde belirlenmiş 40 reklam, içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Bu kategorideki reklamlarda, kadının ürün üzerinde otorite konumunda gösterilmesi, besleyici özelliği, yiyecek-içecek konusunda bilgi sahibi olması ve şefkatli yapısı bu cinse özgü geleneksel rollerin sürdürüldüğünü göstermektedir. Çocukların cinsiyetlerine uygun davranış biçimleri, erkek ve kız çocukları için neredeyse eşit düzeyde enerjik olarak sunulmuştur. Ancak hiçbir reklamda erkek çocuğunun pasifliğine yer verilmezken, kız çocuğunun pasif olarak sunulduğu reklamlara rastlanılmıştır. Ayrıca, kadınlara özgü olarak kabul edilen dedikodu, kız çocuklarına da yaptırılarak, büyüklere benzetilmeye çalışılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, ilköğretim ders kitaplarında toplumsal cinsiyet sunumuna yönelik yapılan araştırmalarla karşılaştırılmış ve her iki alana yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur. Böylelikle toplumsal cinsiyet üzerine çalışma yapan araştırmacıların, farklı alanlardaki verileri karşılaştırmasına imkân sağlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2015Misyonerlik ve karadeniz bölgesindeki faaliyetleri: pontuscu misyonerlik
Ak, Muammer
Hıristiyanlığı dünyaya yaymak için çalışan kişilere misyoner, bu amaçla yürütülen çalışmalara da misyonerlik denilmektedir. Her ne kadar üçüncü dünya ülkelerindeve Müslüman toplumlar arasında ça-lışan misyonerler, yalnızca dinsel bir misyon yürüttüklerini ve ulu-sal/uluslararası politikadan uzak olduklarını söyleseler de gerçekte, tarihte olduğu gibi günümüzde de misyonerlik faaliyetleri Hıristiyan güç odaklarıyla yakın ilişki içerisindedir. Dolayısıyla misyonerlik, yal-nızca dinsel amaca yönelik faaliyette bulunan bir hareket olarak kal-mamakta, aynı zamanda çeşitli güç odaklarının siyasal ve askeri ege-menlik alanlarını genişletmeye yönelik çabalar olarak da sürdürül-mektedir. Bu çalışmada misyonerliğin tarihinden, yöntemlerinden ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki faaliyetlerinden bahsedilmektedir.
- MakaleYalnız künye2013Critical approaches to modern public sphere: a general evaluation (postmodernism, feminism and religion)
Koroglu, Cemile Zehra
The modern concept of the public sphere is expressed via the understanding of the public sphere which emerged after the 18th century. In this sense, it is possible to mention many debates regarding the public sphere which suggest different models. However, in our study within the framework of Hebermas, it has followed that the common principles and ideas of the modern public sphere have critical approaches previously unexplored. The principles of the modern publicsphere are determined within the framework of understanding man, universe, and society as determined by the idea of enlightenment. Since the modern public sphere is considered as a sphere for political purposes, it also has roots in the legitimacy of modern politicaland legal systems. Therefore, a concensus on the political issues being discussed in the public sphere. To reach definitive conclusions and conduct public negotiations correctly, it has been determined the basic principles of participants must be individuals with a rational mind. Beginning with the universality of mind, the universality of the public sphere is targeted. Modern public sphereres present universal values in which an exclusive and unequal character for many social groups which do not have these principles and values. Therefore, discussion and criticisms of the public sphere in the modern era have always been on the agenda. In addition to individual criticisms, different criticisims of a variety of philosophical and social movements on modern public sphere can be mentioned. However, criticisms from the perspective of postmodern feminism and religion are important as they are criticisms for the foundation of the public sphere. Although these three approaches are verydifferent from each other, they share similar points of criticism and even provide legitimacy for each other. Although religion and postmodernism criticizes the understanding of the enlightened and rational mind, the human universe, and secularity, feminism criticizes the determination of modern public spheres by men. Each perspective regarding criticism and legitimacy are different; however, the roads can cross on the critique of the modern public sphere





