Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziYalnız künye2026
    Deprem Sonrası Yaşanan Travmatik Stres, Bireysel Afet Dirençliliği ve Afet Okuryazarlığı İlişkisi

    Fatma Akgül

    Doğa kaynaklı afetler; ölüm, yıkım ve travmaya neden olarak, afetzedelerde fiziksel etkilerin yanında posttravmatik stres gibi psikolojik sorunlara da yol açmaktadır. Afet yönetimi süreçlerinde bilgi düzeyinin artırılması ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi, afetlerin olumsuz etkilerinin azaltılması ve dirençliliğin artırılması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırma, 6 Şubat 2023 depremleri sonrası Hatay ilinde 18–60 yaş arası bireylerde deprem sonrası travma düzeyi, bireysel afet direnci ve afet okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde planlanan çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Deprem Sonrası Travma Düzeyini Belirleme (DSTD) ölçeği, Bireysel Afet Direnci (BAD) ölçeği ve Afet Okuryazarlığı (AFOY) ölçeği kullanılarak anket yoluyla toplanmış, SPSS ve AMOS programlarıyla analiz edilmiştir. Ortalama puanlar (DSTD: 60,06±19,223; BAD: 64,62±10,832; AFOY: 208,32±38,157), örneklemde afet okuryazarlığının sınırlı, afet direncinin orta-üst düzeyde ve travma düzeyinin eşik üzerinde olduğunu göstermektedir. Afet okuryazarlığının bireysel afet direncine etkisinde deprem sonrası travma düzeyinin aracı rolünü incelemek amacıyla yapılan analizde, afet okuryazarlığının afet direnci üzerindeki toplam etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (c = 0,447, %95 CI [0,386, 0,508]). Afet okuryazarlığının travma düzeyini anlamlı biçimde azalttığı (a = -0,132, %95 CI [-0,250, -0,014]) ve travma düzeyinin de afet direncini negatif yönde etkilediği (b = -0,193, %95 CI [-0,230, -0,155]) saptanmıştır. Dolaylı etkinin de anlamlı olması (ab = 0,025, %95 CI [0,001, 0,053]) travma düzeyinin aracı rolünü desteklemektedir. Afet okuryazarlığının etkisinin, travma değişkeni modele eklendiğinde azalmış olsa bile devam etmesi, kısmi aracılığı göstermektedir. Bulgulara dayanarak, bireysel afet direncini güçlendirmek için afet okuryazarlığı eğitimlerinin psikolojik destek ve travmayla başa çıkma becerilerini içermesi önerilmektedir.

  • Doktora TeziYalnız künye2026
    Hidrolojik afetlerle ilişkili risk algısı ve hazırlık ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması

    Nurdan Dizdar

    Su kaynaklı olaylar sonucunda ortaya çıkan hidrolojik afetler; can kayıpları, ekonomik zararlar ve çevresel bozulmalara yol açarak toplumların sağlık, yaşam ve altyapı sistemleri üzerinde ciddi riskler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, hidrolojik afet riskinin yoğun olarak yaşandığı Giresun ve Kastamonu illerinde bireylerin hidrolojik afetlere yönelik risk algıları ve hazırlık düzeylerini değerlendirmeye yönelik geliştirilen Hidrolojik Afetlerle İlişkili Risk Algısı ve Hazırlık Ölçeği’nin (HARAHÖ) geçerlik ve güvenirliğini incelemek ve risk algısı ile hazırlık düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırma, metodolojik ve tanımlayıcı araştırma deseninde yürütülmüştür. Veriler, 01.05.2025-30.10.2025 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrimiçi yöntemlerle toplanmıştır. Toplam 1.060 kişiden elde edilen veriler incelenmiş ve analizler 1.036 katılımcı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Ölçek geliştirme süreci; literatür taraması, Lawshe kapsam geçerlilik yöntemiyle uzman değerlendirmesi, pilot uygulama ve ana uygulama aşamalarından oluşmuştur. Yapı geçerliliği kapsamında örneklem Solomon tekniğiyle ikiye ayrılmış; bir gruba Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), diğer gruba Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. Analizlerde SPSS 27, Factor ve Mplus 7.4 programlarından yararlanılmıştır. Bulgular, HARAHÖ’nün Hazırlık, Kaygı, Bilinç ve Tehdit olmak üzere dört faktör ve 35 maddeden oluştuğunu göstermiştir. Ölçeğin toplam varyansı açıklama oranı %55,07, KMO katsayısı 0,91’dir. DFA sonuçları modelin iyi uyum gösterdiğini ortaya koymuştur (CFI=0,937; TLI=0,933). Cronbach’s Alpha katsayıları 0,83 ile 0,95 arasında değişmektedir. Sonuç olarak HARAHÖ, bireylerin hidrolojik afetlere yönelik risk algılarını ve hazırlık düzeylerini değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Ölçeğin, hidrolojik afetlere ilişkin risk ve hazırlık durumlarının belirlenmesinde, afet risk azaltma çalışmalarının planlanmasında ve afetlere yönelik eğitim ile farkındalık programlarının etkililiğinin değerlendirilmesinde önemli bir değerlendirme aracı olarak kullanılması önerilmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2026
    Türkiye'deki belediye stratejik planlarının afet risk yönetimi açısından değerlendirilmesi, engeller ve öneriler

    Murat Can Duruel

    Toplumsal yaşamı derinden etkileyen afetler, insanlık tarihi boyunca can ve mal kayıplarına yol açmış felaketlerdir. Günümüzde yaşanan nüfus artışı, kentleşme ve küresel iklim değişikliği gibi unsurlar, afetlerin etkilerini daha yıkıcı hale getirmektedir. Bu sebeple insanlara en yakın kurum olarak hizmet sunan belediyeler, yaptıkları çalışmalar ile afetlere dirençli bir yaşam inşa etmek durumundadırlar. Risk analizi yapılmasından, planlama ve koordinasyona kadar afet yönetimiyle ilgili çeşitli görevleri bulunan belediyeler, söz konusu görevleri yerine getirmek üzere stratejik planlarında yürütecekleri çalışmalara yer vermektedirler. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki belediye stratejik planlarının incelenerek afet risk yönetimine dair durum tespiti yapılması, risk ve zarar azaltma aşamasının öncelikli olmasını engelleyen durumların belirlenmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesidir. Amaca uygun olarak öncelikle stratejik plan hazırlamış tüm büyükşehir ve il belediyelerinin stratejik planları doküman incelemesi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlanan görüşme soruları aracılığıyla belediye personeli ve akademisyenler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri bilgisayar destekli veri analizine tabi tutularak üç tema altında bulgular ortaya koyulmuştur. Çalışma neticesinde; belediyelerde risk yönetimi yaklaşımına yönelik bir farkındalığın olduğu, ancak afet risk yönetiminin kendi içindeki dağılımı incelendiğinde, hazırlık faaliyetlerinin risk ve zarar azaltma faaliyetlerinden daha fazla yer aldığı belirlenmiştir. Bu duruma yol açan en önemli engeller arasında uzman personel eksikliği, çalışmaların yüksek maliyeti, siyasi önceliklerin farklılaşması, kurumsal koordinasyon eksiklikleri, belediyelerin kaynak eksiği, mevzuat sorunları ve halkın farkındalığının yetersizliği tespit edilmiştir. Bu nedenleri ortadan kaldırmak için personel ve bütçeyi kapsayan kaynakların güçlendirilmesi, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, mevzuat reformu ve toplumsal farkındalığın artırılması önerileri sunulmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ2
    Women's breast cancer prevention behaviors and cancer fears: the sample of post-earthquake

    Aydin, Aydanur

    In the event of a natural disaster, women who assume multiple roles within the family unit tend to postpone their health concerns and delay medical appointments. The present study aims to examine the relationship between the level of fear of breast cancer and the implementation of breast cancer preventive behaviours among women following an earthquake. The sample consists of 2,671 women aged 20 and over who participated voluntarily. The data were collected using two instruments: the Breast Cancer Fear Scale and the Women's Breast Cancer Prevention Behaviors Form. Following a comprehensive review of the extant literature, it was determined that women affected by earthquakes exhibited elevated levels of fear of breast cancer. A substantial decline was observed in the utilization of preventive measures necessitating institutional access, including mammography. The findings of this study indicate that education, occupation, and family history of breast cancer have a significant impact on women's post-earthquake fear levels in implementing preventive behaviours. However, given the cross-sectional design and the absence of pre-disaster baseline data, these findings reflect post-earthquake associations rather than temporal or causal trends. Natural disasters can result in the deterioration of health perceptions, exacerbated by heightened stress and health concerns. Consequently, there is an urgent need for innovative approaches to ensure the maintenance of health check-ups and continuous access to preventive care in the aftermath of large-scale natural disasters.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ1
    A regulated many-to-one two-sided matching model for emergency teams: a university case study

    Şimşek, Ahmet Bahadır; Göktekin, Zekiye; Şimşek, Tuğçe; Tunçer, Dilara

    In workplaces, emergency teams comprised of employees play a critical role in minimising damage during emergencies through rapid response. This study introduces a multi-objective employee-team matching model that optimally assigns employees to emergency teams, balancing stakeholder preferences and physical requirements. Using a regulated many-to-one matching framework, this model accounts for employee preferences, decision-maker evaluations, and team-specific physical standards, addressing limitations in current manual matching practices. Tested through a real case study in a university setting, the model demonstrates its efficacy by achieving stable, satisfactory matches that outperform traditional methods. Sensitivity analysis across multiple scenarios further illustrates the model’s adaptability, providing decision-makers with a systematic tool for improving team stability, performance, and flexibility in various emergency preparedness contexts. The main contribution of this study is the reconciliation of preference-based assignments with performance requirements through a tuneable objective function. By jointly considering soft (preferences) and hard (physical) constraints in a single framework, the model allows decision-makers to balance satisfaction and operational feasibility–an integration that existing approaches typically overlook. This approach presents a robust, data-driven solution to enhance organisational resilience and efficiency in critical situations.

  • MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1
    Factors affecting hospital personnel’s disaster management performance

    Kaya, Burak; Mızrak, Sefa

    Background: Hospital personnel with strong disaster management skills will work effectively and efficiently during disasters, ensuring better health services for staff, patients, and injured individuals. Purpose: This study aimed to investigate the factors affecting the hospital personnel disaster management performance (HPDMP) of Giresun Training and Research Hospital (Türkiye) according to the opinions of all hospital personnel. Method: In this study, survey data were collected from 797 hospital personnel between July and August 2023. HPDMP was employed as a dependent variable. Demographic characteristics, working conditions of personnel, disaster education, awareness of hospital disaster plans, and hospital disaster plan duty were used as independent variables. In addition, the arrangement of the hospital in relation to disaster risks, personnel self-efficacy, personnel coordination, coordination with other institutions, and disaster preparedness were also employed as independent variables. Results: The hospital’s disaster management performance was good. Personnel who received sufficient disaster education and had more knowledge about hospital disaster plans believed that HPDMP was greater. According to hospital personnel, disaster preparedness and coordination with other institutions were the factors that most strongly increased HPDMP. Conclusion: This study will provide insight for scientists, decision makers, and practitioners working in the field of hospital disaster planning and management.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet sonrası sıcak yemek üretiminde kullanılabilecek kamusal alanların değerlendirilmesi

    Furkan Bozkurt

    Afetler niteliği ve meydana geliş yeri öngörülemeyen, ortaya çıktıklarında ise maddi ve manevi açıdan ciddi kayıplara neden olan, olağan yaşamı kontrol edilmesi güç bir hale getiren olaylardır. Afetler sonrasında ortaya çıkan kaotik ortam, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasını zorlaştırmakta ve bu durum, beslenme ihtiyacını diğer yaşamsal hizmetlerle birlikte öncelikli hale getirmektedir. Depremler, seller, yangınlar ve benzeri olaylar sonucunda gıda tedarik zinciri bozulabilmekte, temiz suya erişim kısıtlanabilmekte ve besin değeri yüksek, güvenli gıdaya ulaşım ciddi bir sorun haline gelebilmektedir. Bu süreçte, acil durum gıda dağıtımı, sıcak yemek üretimi ve güvenilir su temini gibi hizmetler kapsamlı bir planlama ve koordinasyon gerektirir. Olası afet durumlarında ihtiyaçların hızlı ve güvenli şekilde karşılanabilmesi için mevcut toplu beslenme alanları, okul ve yurt yemekhaneleri gibi altyapının etkin kullanımı tercih edilmektedir. Bu alanların kullanılabilirliğinin önceden belirlenmesi, beslenme ihtiyacının hızlı ve sürdürülebilir şekilde karşılanabilmesi açısından önem taşımaktadır. Literatür incelemeleri kapsamında birçok ilde sıcak yemek üretim alanlarında depolama, hijyen, iş gücü ve fiziki altyapı eksiklikleri gibi sorunların bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Sivas ili Merkez ilçesinde ihtiyaç halinde kullanılabilecek sıcak yemek üretim alanlarının, uzman görüşleriyle belirlenen kriterler doğrultusunda kullanılabilirlik sıralamasını yapmak amacıyla tasarlanmıştır. ÇKKV yöntemlerinden BWM ve CRITIC ile kriter ağırlıkları hesaplanmış, ardından TOPSIS yöntemi ile alternatifler değerlendirilmiştir. Bulgular, uzman görüşlerine dayalı analizlerde kapasite odaklı, nesnel verilere dayalı analizlerde ise altyapı odaklı önceliklerin öne çıktığını göstermektedir. Böylece farklı ağırlıklandırma yaklaşımlarının aynı problemde farklı sonuçlara yol açabileceği ortaya konulmuştur. Bu proaktif yaklaşımın, afet sonrası süreçte hızlı ve etkili insani yardım operasyonlarına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yedisu fayı kaynaklı depremden etkilenmesi muhtemel illerin sosyal dirençliliğinin değerlendirilmesi

    Mesut Kaman

    Bu çalışma, Yedisu Fayı kaynaklı olası bir depremden etkilenmesi muhtemel Batman, Bayburt, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Muş ve Tunceli illerinde toplumsal dirençlilik düzeylerini çok kriterli karar verme teknikleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirmektedir. Sosyo-demografik, ekonomik, katılım, güvenlik ve sağlık boyutlarını kapsayan göstergeler kullanılmış; göstergelerin nesnel önem ağırlıkları CRITIC yöntemiyle belirlenmiş ve illerin göreli dirençlilik sıralamaları TOPSIS yöntemiyle elde edilmiştir. Ayrıca ağırlık duyarlılığını değerlendirmek amacıyla CRITIC tabanlı ağırlıklar ile eşit ağırlık yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Bulgular, aidiyet/yerel bağ göstergesinin en yüksek bilgi içeriğine sahip olduğunu; yoksunluk ve yaş yapısı gibi kırılganlık unsurlarının da dirençliliği belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. CRITIC tabanlı TOPSIS sonuçlarına göre Erzurum en yüksek dirençlilik derecesiyle ilk sırada, Batman ise son sırada yer almıştır. Eşit ağırlık senaryosunda Bayburt birinci, Erzurum ikinci sırada konumlanmıştır. Çalışma, yalnızca altyapısal kapasiteye değil, sosyal sermaye, aidiyet ve yoksulluk dinamiklerine dayalı çok boyutlu bir dirençlilik çerçevesi sunarak, düşük performanslı illerde hedefli sosyal koruma, afet eğitimi ve yerel kapasite güçlendirme programlarının önceliklendirilmesine yönelik karar süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    6 Şubat Kahramanmaraş depremlerine müdahalede koordinasyonu etkileyen etmenler

    Melike Çamurcu

    Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası çok aktörlü ve sektörlü müdahale yapıları devreye girmiş; bu durum, koordinasyonun sağlanmasında ciddi zorluklar yaratmıştır. Bu doğrultuda afet durumlarında koordinasyon süreçlerinin ne şekilde yürütüldüğü, ekip içi ve ekipler arası koordinasyonu etkileyen etmenler ve koordinasyon faaliyetlerini olumsuz etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Mevcut çalışma 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlere müdahale aşamasında koordinasyon süreçlerinde yaşanan sorunların incelenmesini ve afet müdahale süreçlerinde koordinasyonun nasıl iyileştirilebileceğine dair somut öneriler sunulmasını amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden, yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak afet koordinasyon merkezinde görev almış uzman katılımcılardan veri toplanmasına dayanmaktadır. Görüşme verilerinin analizinde tematik analiz aşamaları takip edilmiş olup koordinasyon sorunlarının afet yönetimi sistemindeki kurumsal yapılar ve bürokratik işleyiş, insan kaynağı ve ekip yönetimi, kurumlar arası yönetişim dinamikleri, kaynak yönetimi ve lojistik, karar sistemleri ve liderlik, olay yeri güvenliği ve risk yönetimi, iletişim ve bilgi akışı olmak üzere 7 ana tema 22 alt tema kaynaklı ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları kriz yönetimi modellerinde merkeziyetçi yapının getirdiği koordinasyon sorunlarının azaltılması için çok düzlemli, yerel aktörleri yetkilendiren, yatay örgütlenme temelli, etik, katılımcı, esnek ve iş birliğine dayalı yönetişim modellerine geçilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca görev tanımları ve yetki sınırlarını netleştiren görev yönetim sistemleri kurulması, görev bazlı modüler eğitimler hazırlanması, nicel karar karar destek sistemlerinin kullanılması, hiyerarşinin sadeleştirilmesi ve yetki devri protokolleri oluşturulması, uluslararası standartlarda insani yardım güvenlik protokollerinin benimsenmesi ve önceliklendirme kriterlerinin belirlenmesi önerilmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet yönetiminde sürdürülebilir kurumsal dirençlilik endeksinin geliştirilmesi: Türkiye AFAD örneği

    Sümeyye Özbey

    Kurumlar, afet ve acil durumlarla başa çıkmanın temel yapı taşlarıdır. Kurumsal yetersizlikler, acil durumların afete dönüşmesine neden olurken aynı zamanda afetlerin ekonomik, sosyal ve fiziksel etkilerini artırmaktadır. Afet dirençliliğine yönelik geniş bir literatür bulunmasına rağmen, afetlerde kurumsal dirençliliğe odaklanan, kurumların afetlere yanıt verme dinamiklerini etkileyen faktörleri inceleyerek nicel bir değerlendirme ölçütü sunan araştırma eksikliği bulunmaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında, kurumların afet ve acil durumlara yönelik örgütsel hazırlık düzeyini değerlendirmek amacıyla Kurumsal Dirençlilik İndeksi (Institutional Resilience Index – IRI) modeli geliştirilmiştir. IRI etkileyen 55 faktör, Delphi yöntemiyle uzman görüşlerine dayalı olarak belirlenmiştir. Geliştirilen IRI modeli, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) örneğinde hem geçmiş hem de olası gelecekteki afet senaryolarında il düzeyinde test edilmiştir. İlk senaryoda, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde görev alan il AFAD müdürlüklerinin gerçekleşmiş bir afete yönelik kurumsal dirençlilikleri değerlendirilmiştir. İkinci senaryoda ise, Yedisu Fay Zonu üzerinde bulunan Erzincan, Tunceli ve Bingöl illerinde muhtemel bir deprem senaryosuna yönelik olarak AFAD il müdürlüklerinin kurumsal dirençliliği analiz edilmiştir. IRI modeli ile elde edilen sıralama sonuçları, TOPSIS ve MARCOS yöntemleriyle karşılaştırılarak doğrulanmış; ayrıca Monte Carlo simülasyonu ile duyarlılık analizi yapılmış ve kriter ağırlıklarındaki değişimlerin sıralamalar üzerindeki etkisi test edilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen endeksin afetlerde görevli kurumların dirençlilik düzeylerini değerlendirmede kullanılabilir olduğuna ulaşılmıştır. Ayrıca endeks, geçmiş afet deneyimlerini anlamada ve gelecek senaryolar için kırılganlık unsurlarını öngörerek politik ve uygulama düzeyinde atılabilecek öncelikli adımlara yönelik bir karar destek mekanizması sunar. Böylelikle önerilen model kurumun örgütsel öğrenme süreci için güçlü bir katalizör olarak kurumsal dirençliliğin artırılmasında kullanılabilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afetlerle mücadele: Küresel iklim değişikliğine uyum ve ölçek çalışması

    Meryem Akbulut

    Afet yönetimi perspektifinden bakıldığında küresel iklim değişikliği ile mücadele etmek artık kaçınılmaz bir hal almıştır. Küresel iklim değişikliğinin neden olacağı etkiler ve afetler göz önünde bulundurulduğunda bu karmaşık durum için ivedi çözüme ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda, afetlerle mücadele de, iklim değişikliğine bağlı afet ve acil durumların etkilerini azaltmak ve ortaya çıkmalarını önlemek için kapsamlı uyum çalışmaları yapılmalıdır. Nitelikli ve sürdürülebilir ilerleyen iklim değişikliği uyum çalışmaları sayesinde hem afet riskleri azaltılır hem de iklim değişikliği risk yönetim süreci daha etkin bir şekilde yürütülür. Bu araştırmada, Karadeniz Bölgesi'nde son yıllarda yaşanan meteorolojik kökenli afetlerin ve insan kaynaklı etkilerin yoğun olduğu üç alt bölge dikkate alınarak her biri farklı bir alt bölgede bulunan Kastamonu, Giresun ve Samsun illerini kapsayan bir ölçek geliştirme çalışması gerçekleştirilmiş ve veri toplama sürecinde 1116 kişiye ulaşılmıştır. Verilerin analizi için uygulanan kapsam geçerliği, yapı geçerlilği ve güvenirlik analizleri SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 paket programları kullanılarak yapılmıştır. Pilot ve ana uygulama süreçlerinin tamamlanmasının ardından yapısal geçerliliği sağlanan 'Küresel İklim Değişikliği Toplumsal Uyum Ölçeği ve Bilinç Ölçeği' literatüre kazandırılmıştır. Geliştirilen ölçekler aracılığıyla toplumun iklim değişikliği uyum kapasitesi ve bilinç düzeyi belirlenmiştir. İki ölçek arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (r=0,875: p=0,000). Bu doğrultuda uygun davranış ve hazırlık önerileri sunulmuştur. Ayrıca Karadeniz bölgesi özelinde yapılan üç farklı iklim modeli tahminleri ele alınmış ve artan sıcaklıklar farklı modeller üzerinden verilmiştir. Projeksiyon verileri SWOT analizi ile desteklenmiştir. Elde edilen veriler ışığında Karadeniz Bölgesi, afet yönetimi ve iklim değişikliği alan yazınına fayda sağlayacak öneriler verilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'ye sığınan zorunlu göçmenlerin ikinci afet ile başa çıkma deneyimleri: 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler örneği

    Kadir Çavuş

    Ülkelerinden istemsiz bir şekilde çevre ülkelere sığınmak zorunda kalan zorunlu göçmenler, birincil afet deneyimlerinin ardından göç ettikleri toplumlarda meydana gelebilecek olası afetlere karşı daha savunmasız ve kırılgan bir konumda bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı 2023 yılı Şubat ayında Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerden etkilenmiş üniversite öğrencisi zorunlu göçmenlerin, ikinci bir afet olarak depremi nasıl deneyimlediklerini anlamaktır. Araştırma, karma yöntem stratejisiyle tasarlanmış olup, nitel ve nicel paradigmalar doğrultusunda yarı yapılandırılmış bir adet açık uçlu soru formu ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan yapılandırılmış bir anket formundan oluşmaktadır. Karma yöntem kapsamında, yakınsayan paralel desen tercih edilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel verilerin analizi ise betimsel istatistik yöntemleriyle bağımsız biçimde gerçekleştirilmiştir. Her iki analiz sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile birlikte değerlendirilerek yorumlanmıştır. Nitel aşamada tabakalı örnekleme, maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kartopu (zincir) örnekleme yöntemleriyle 28 kişiyle derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Nicel aşamada ise tabakalı ve basit rastgele örnekleme yöntemleri kullanılmış, 169 kişilik katılımcı verisine ulaşılmıştır. Araştırma, toplamda 6 deprem ilinde uygulanmıştır. Nitel veriler MAXQDA programı aracılığıyla kod-tema listeleri oluşturularak analiz edilmiş, nicel veriler ise SPSS paket programı üzerinden analiz edilmiştir. Nitel görüşmeye katılan 28 kişiden 27'si, deprem felaketi öncesinde afetlere dair herhangi bir bilgiye, farkındalığa ya da hazırlığa sahip olmadıklarını ifade etmiştir. Hem nitel hem nicel katılımcılar, özellikle depremin ilk üç gününde barınma, yeme-içme, temizlik, arama-kurtarma ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel ihtiyaçlara ilişkin ciddi zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, katılımcılar arasında dil sorununun doğrudan kendileri tarafından değilse bile yakın çevreleri tarafından yoğun şekilde deneyimlendiği bildirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli öneriler geliştirilmiş ve politika yapıcılara sunulmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet risk yönetimi bağlamında dünyada doğal afet sigortası uygulamaları ve Türkiye için bir model önerisi

    Ahmet Gülsoy

    Doğal afet sigortası toplulukların afetlere karşı dayanıklılığının arttırılmasında kritik öneme sahip olan bir afet risk finansmanı aracıdır. Türkiye afetlere karşı savunmasız bir coğrafi konuma sahip olduğundan ülke için modern bir afet sigortası sisteminin geliştirilmesi önemlidir. Bu bağlamada çalışmamızın temel amacı afet risk yönetimi kapsamında farklı ülkelerde uygulanan doğal afet sigortası örneklerini ve Türkiye'nin doğal afet sigortası olan DASK'ı inceleyerek Türkiye için modern bir doğal afet sigortası modeli geliştirmektir. Ayrıca İstanbul ilinde yürütülen saha araştırması ile Türk halkının afet sigortası satın alma istekliliğini etkileyen faktörleri belirlemek hedeflendi. 15 farklı ülkenin afet sigortası sistemini inceledikten sonra bazı temel unsurların ön plana çıktığını tespit ettik. Bunlar; kamu-özel ortaklığı, risk tabanlı sigorta primleri, afet sigortalarında katılımın zorunluluğu, çoklu tehlike kapsamı, erişilebilir ve uygun fiyatlı (sübvansiyonlu) sigorta primleri, hükümetin afet sigortalarında son çare reasüransçısı konumunda bulunması, afet sigortalarında risk havuzunun bulunması, sigorta sistemin mevcut afet risklerine göre uyarlanabilir olması, risk azaltmaya yönelik bireysel/hane halkı düzeyinde koruyucu önlemlerin ve yatırımların teşvik edilmesidir. Ayrıca modern bir afet sigortası sisteminde poliçe muafiyet oranlarında çeşitlilik, çok yıllık sözleşmeler ve poliçe şartlarında şeffaflığın aranan özellikler olduğunu tespit ettik. 673 katılımcıyla yürüttüğümüz saha araştırmasında elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve lojistik regresyon analizleri kullandık. Katılımcıların tehlike kapsamı genişletilmiş afet sigortasını (%74.1) ve indirimli afet sigortasını (%78.9) daha çok tercih ettiğini bulduk. Ayrıca katılımcıların %63'ünün sigorta sözleşmelerinde 5 yıl ve üzerinde poliçe süresi talep ettiğini tespit ettik. Ülke uygulamalarının en iyi yönleri ve saha araştırması sonuçlarını bir araya getirerek Türkiye için bir doğal afet sigortası modeli önerdik.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ2
    Disaster Management Experiences and Psychosocial Problems of Individuals Who Survived the Earthquake in Turkey in the Earthquake of the Century: A Phenomenological Study

    Ulutaşdemir, Nilgün; Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen

    Aim: The aim of this study is to examine the disaster management experiences and psychosocial problems of individuals who survived the earthquake in Turkey during the earthquake of the century. Materials and Methods: A qualitative research design, phenomenological research, was applied in this study. This qualitative study included 33 volunteer earthquake survivors. The interviews were conducted using WhatsApp. Colaizzi's phenomenological analysis method was used to analyze the data. Results: In the analysis of the data, five themes (perception of the earthquake concept, things to do during an earthquake, actions taken to survive under the rubble, meeting everyday chores and dealing with post-earthquake challenges, perceptions of disaster management), and fifteensubthemes (features of the earthquake, emotions, thoughts, correct actions, incorrect actions, actions for the body, situation-oriented actions, housing, nutrition, hygiene, sleep, security, preparation, coping, and intervention) were identified. Conclusion: The study showed that the earthquake negatively affected individuals psychosocially, but the effective spiritual coping mechanisms utilized to cope with the catastrophic event under the rubble supported the survival process. In addition, it was determined that the participants believed that religion and spirituality were important in coping with the earthquake.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfScopus4WoS4OpenAlex4
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Korunma motivasyonu teorisinin genişletilmiş modeline dayalı depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörler ölçeği geliştirme çalışması

    Hasan Yücel

    Bireylerin depreme hazırlık kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yaşayan bireyler tarafından risk azaltıcı önlemlerin uygulanmasını incelemek amacıyla Korunma Motivasyonu Teorisinin 1983 yılında revize edilmiş ve genişletilmiş modeline dayalı Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler Ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Ölçek geliştirme açısından metodolojik, bireylerde depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak açısından da tanımlayıcı araştırma tasarımı kullanılmıştır. Ölçek geliştirme pilot ve ana uygulamayı içeren iki süreçte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada pilot uygulamada 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Pilot uygulama sonrası ana uygulamada taslak ölçek küme örnekleme yöntemi ile seçilen 11 mahalleden toplamda 826 katılımcıya 12.12.2022-02.05.2023 tarih aralığında ulaşılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. Aşırı değerler temizlendikten sonra 804 veri ile demografik değişkenler ve ölçek maddeleri değerlendirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği için ilk 402 kişilik gruptan alınan verilerle Açıklayıcı Faktör Analizi ikinci 402 kişilik gruptan alınan verilere ise Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Ölçeğin son hali dört boyuttan 24 maddeden oluşmaktadır. Genel Cronbach alfa değeri 0,883 olup her boyut için 0,7'nin üzerindedir. Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0,898, Bartlett küresellik testi anlamlı ve açıklanan toplam varyans %51'dir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları ölçüm ve yapısal modelin iyi uyuma sahip olduğunu göstermiştir. (χ2/df = 1,779; RMSEA = 0,44; CFI = 0,96; NFI = 0,91; TLI = 0,95; p<0,001). Bulgular Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler ölçeğinin, insanların depreme hazırlık davranışlarına katılımını etkileyen faktörleri açığa çıkarmak için geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olduğunu göstermiştir. Çalışma sonucunda algılanan yeterliliğin bireylerin depreme hazırlık davranışlarına katılımında en önemli faktör olduğu saptanmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Afet risk yönetimi kapsamında iklim okuryazarlığı ölçeği geliştirilmesi

    Ayşe Tazegül Bekci

    Bu araştırma, afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı çalışma Ankara ilinde, 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinleri hedef alarak yürütülmüştür. Ölçeği geliştirmek için, kapsamlı bir literatür taramasına dayalı olarak 80 ifadeden oluşan bir taslak form veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Alanında uzman öğretim üyelerinin yanı sıra bir dil uzmanı aracılığıyla da taslak ölçek gözden geçirilmiş ve geri bildirimde bulunulmuştur. Sonuç olarak, uzman görüşleri doğrultusunda madde sayısı 80'den 45'e düşürülmüştür. Daha sonra ölçek maddelerini test etmek için 30 katılımcı ile bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. İklim okuryazarlığı ölçeğinin son versiyonu, araştırma örneklem grubundaki 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinlere uygulanmıştır. SPSS programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini değerlendirmek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca, ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplamaları ve madde analizi yapılmıştır. Madde analizi kapsamında, madde-toplam puan korelasyonları ve alt ve üst grup ortalamaları arasındaki farka dayalı olarak t-değerleri hesaplanmıştır. Faktör analizlerinin sonuçları, geliştirilen ölçeğin üç faktörden ve toplam 20 maddeden oluştuğunu ortaya koymuştur. Bu üç faktörlü yapıyı doğrulamak için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Sonuçlar üç faktörlü yapıyı doğrulamış ve ölçeğin kalitesini değerlendirmek için uyum indeksleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0.974 olarak bulunmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konulmuştur. Ölçek, toplumun iklim değişikliği bilgi ve becerilerini değerlendirmek için kullanılabilir ve Türkiye'nin afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını geliştirmek için önerilerde bulunulabilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Afetlerde yaşlıların dirençliliklerinin belirlenmesine yönelik bir ölçek geliştirme çalışması

    Ezgi Atalay

    Yaşlılar, hassasiyetlerinden dolayı toplumlarda afetlerden en çok etkilenen gruplar arasında yer alırlar. Bu çalışma afetlerde yaşlıların dirençliliklerini geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirebilecek bir ölçek geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla yaşlıların afetlerde kırılganlıklarından yola çıkılarak onların 60 maddeden meydana gelen bir madde havuzu oluşturulmuştur. Maddelerin kapsam geçerliği Delphi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. 2. Delphi oturumu sonucunda 49 maddeden oluşan taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Taslak Ölçek formu 25 Mayıs - 20 Temmuz 2023 tarihleri arasında 65 yaş ve üzeri 491 kişiye uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Madde toplam kolerasyon katsayısına göre taslak ölçekten madde çıkarılmamıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda 4 faktörlü bir yapı elde edilmiş ve faktörler; "Başa Çıkma Kapasitesi", "Kısıtlılık Durumu", "Ekonomik Durum" ve "Risklerden Korunma ve Hazırlık" şeklinde isimlendirilmiştir. Cronbach Alpha değeri 0,925 (alt boyutlar > 0,804) olarak hesaplanmış ve böylece ölçeğin çok yüksek düzeyde güvenilir bir ölçek olduğu görülmüştür. 30 madde ve 4 alt boyutdan oluşan ölçeğin puan ortalaması 76,04±18,91 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen tüm bu sonuçlar Yaşlı Afet Direnci Ölçeğinin afetlerde yaşlı bireylerin dirençliliklerini değerlendirmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    AFAD projelerinin Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesinde değerlendirilmesi

    Gülüstan Köse

    Birleşmiş Milletler 3. Dünya Afet Risklerini Azaltma Konferansında kabul edilen Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi 2015-2030 yılları arasında afet kaynaklı can, ekonomik, sosyal, kültürel varlık kayıplarını azaltmayı amaçlayan hedefler sunar. Sendai Çerçeve hedefleri afet riskinin azaltılması, afetlere karşı dirençliliğin artırılması konusunda ulusal karar vericiler için rehber niteliğindedir. Afet riski yüksek olan Türkiye'de afetlerle ilgili mücadele Afet ve Acil Durum Yönetimi Daire Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülmektedir. "Afetlere dirençli toplum oluşturmak" vizyonuna sahip AFAD'ın yürüttüğü projelerin Sendai Çerçevesi hedefleriyle uyumlu olması beklenir. AFAD projelerinin Sendai Çerçeve hedefleriyle uyumunun değerlendirilmesi afet riski azaltmaya ve dirençliliği artırmaya yönelik çabanın uluslararası çabayla ne derece paralellik gösterdiğinin tespiti açısından önemlidir. Bu araştırmada AFAD tarafından yürütülen 31 adet projenin Sendai Çerçevesi hedeflerine uyumu değerlendirilmiştir. Değerlendirmede afet yönetimi alanında uzman kişilerin projelerin Sendai Çerçevesi hedeflerine uyumu hakkındaki görüşleri alınmıştır. Toplanan görüşler betimsel analiz ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) teknikleriyle irdelenmiştir. Afet öncesi döneme yönelik projelerin Sendai Çerçevesi hedefleriyle daha fazla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Projelerin hedeflere ne düzeyde katkı sağladıkları tespit edilerek, zayıf ve güçlü yönleri ortaya konularak karar vericilere yönetsel içgörü sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: AFAD Projeleri, Betimsel İstatistik, Bulanık Topsis, ÇKKV, Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Hata türü ve etkileri analizi temelli bütünleşik çok kriterli karar verme teknikleri ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik bir uygulama

    Ebru Güleç

    Madencilik sektörü mesleği gereği birçok tehlikeyi ve riski barındırmaktadır. Risklerin yönetilemediği durumlarda çok sayıda kaza ve can kaybı oluşmaktadır. Yapılan literatür incelemelerine göre maden kazalarının büyük bir kısmı; iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince yapılmaması, işverenlerin maliyeti düşürme çabası, çalışanlar üzerinde üretim baskısının oluşturulması, çalışanlara yeteri kadar eğitim verilmemesi, kişisel koruyucu ekipmanların yetersiz oluşu, erken uyarı sistemlerindeki aksaklıklar gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bu gibi nedenlerin sonucunda oluşan maden kazalarının da etkileri büyük olmaktadır. Maden kazaları oluşmadan önce yapılan etkili bir risk yönetimi ile bu süreci başarılı bir şekilde yönetmenin mümkün olacağı bilinmektedir. Yapılan literatür taramasına göre maden ocaklarında hata türü ve etkileri analizi yöntemi ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik uygulama çalışmalarının az sayıda olması çalışmanın motivasyonunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, madencilik sektöründeki risk faktörlerinin belirlenmesi ve ortaya çıkan risklere çözüm önerilerinin getirilmesidir. İlk aşamada Hata Türü ve Etkileri Analizi ile riskler belirlenmiştir. İkinci aşamada ise riskler sıralanarak kriter ağırlıklandırılması AHP yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Önem düzeyi en yüksek kriter "Madenlerde nitelikli personel ve uzman eksikliği" olarak tespit edilmiştir. Ardından söz konusu risklerin ortadan kaldırılması amacıyla çözüm önerileri çalışmanın alternatifi olarak belirlenmiş ve TOPSIS yöntemi ile sıralanmıştır. Bu doğrultuda "çalışan personelin nitelikli olması" risklerin ortadan kaldırılmasında etkisi en yüksek alternatif olarak tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 pandemisi sürecinde afet yönetim döngüsünde ortaya çıkan insani yardım sorunlarına ilişkin analitik bir değerlendirme: Türk Kızılay örneği

    Kader Aygün

    2019 yılı aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde başlayan koronavirüs hastalığı (COVID-19) çok geçmeden tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde hastalık COVID-19 pandemisi olarak ilan edilmiştir. Pandemiyle birlikte dünyada diğer afetler olmaya devam etmektedir. Bu durum insani yardım kuruluşlarına, insani yardım operasyonlarına ve insani yardım çalışanlarına ayrıca zorluk çıkarmaktadır. Salgın hastalıkların bundan sonraki süreçte süreklilik arz edebileceği konusu her geçen gün kamuoyunda daha fazla zikredilmekte ve göstergeler de bu durumun doğruluğuna işaret etmektedir. Bu doğrultuda mevcut çalışmada Türk Kızılay'ı özelinde COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsü içerisinde ortaya çıkan sorunların belirlenmesi, önceliklendirilmesi ve bu sorunlara çözüm önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla üç aşamalı bütünleşik çok kriterli karar verme tekniklerinin kullanıldığı bir modelden faydalanılmıştır. İlk aşamada Delphi tekniği kullanılarak Türk Kızılay'da çalışan insani yardım profesyonelleriyle görüşmeler yapılıp ardından kapsamlı bir literatür araştırması ile COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsünde yaşanılan sorunlar belirlenmiştir. İkinci aşamada The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) yöntemi ile bu sorunlar önceliklendirilmiştir. Son aşamada ise çözüm önerileri Vise Kriterijumska Optimizacija I Kompromisno Resenje (VIKOR) yöntemi ile sıralanmıştır. Bu yolla elde edilen sonuçlar başta Türk Kızılay olmak üzere bundan sonraki salgın hastalıklarda kullanılabilecek bir rehber niteliğinde olabilecektir. Çalışma sonucunda, belirlenen kriterler arasında en fazla öneme sahip kriter bilgi eksikliği olup alternatifler arasından ideale en yakın çözüm önerisi salgın hastalıklar hakkında stratejik plan hazırlanması olarak ortaya çıkmıştır.