İlgi alanları

Sosyoloji
Kültür Sosyolojisi
Irk Ve Etnisite Çalışmaları
Sosyal Hareketler

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

11 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Navigating Ethnic Issues on Clubhouse: Digital Experiences of Autochthon Turks in Iran

    Dinç, Artum

    This research investigates how issues related to ethnic politics in Iran are articulated by Turkish civil activists on the digital platform Clubhouse. It specifically examines: (1) The thematic categories under which these issues are raised; (2) The discursive dynamics shaping their discussion; (2) The organization and moderation of the chatrooms; and (4) The profiles of the participants. Employing a cultural sociology approach, the study analyzes how Clubhouse chat rooms –characterized by real-time verbal interaction– operate as emerging virtual public spaces for articulating ethnic grievances. It further explores whether these spaces facilitate the sharing of collective memory, the production of counter-hegemonic identity discourses, and the enactment of digital solidarity practices. The research ultimately aims to offer a descriptive analysis of the thematic content, discursive dynamics, organizational modalities, and participant profiles within this context of digital activism. A qualitative research method was employed in this study. Data were collected through participant observation by directly engaging in relevant Clubhouse chat rooms between 28 March and 1 May 2025. The data were subsequently categorized using conversation analysis. In accordance with the study’s objectives and research questions, the findings were organized and interpreted under four thematic headings: (1) Topics raised; (2) Discursive dynamics; (3) Organization and moderation of the chatrooms; and (4) Participant profiles. In the conclusion, the findings were evaluated through the conceptual lens of network power, networking power, networked power, and network-making power, as developed by Manuel Castells in his Network Theory of Power. The analysis also considered whether interactions on Clubhouse contribute to addressing issues stemming from ethnic politics in Iran. Furthermore, recommendations were proposed to enhance the effectiveness, inclusivity, sustainability, and solution-oriented nature of these virtual engagements. Overall, the study offers an original sociological framework for understanding the ethno-cultural activism of autochthon Turks in Iran within the virtual public space.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2026
    Yoksulluğun Tanımı ve Nedenleri Üzerine Soybilimsel Çözümleme

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu çalışmada, yoksulluğun tanımı ve nedenleri farklı paradigmatik yaklaşımlar bağlamında incelenerek, bu yaklaşımların söylemsel temellerinin soybilimsel sorgulama yöntemi ve eleştirel söylem analizi tekniği uygulanarak açığa çıkarılması amaçlandı. Nitel araştırma modeli kullanılarak veriler yoksulluğun tanımı ve nedenlerini içeren temel kuramsal çalışmaların incelenmesiyle toplandı. Bulgular, toplanan veriler soybilimsel sorgulama ve eleştirel söylem analizi süreçlerinden geçirilerek elde edildi. Analiz süreci sonucunda, farklı evren açıklama modellerine içkin bilgi-iktidar ilişkileri çerçevesinde yoksulluğun tanımlanma ve nedenselleştirme biçimleri sınıflandırıldı. Bulgular, alt kültür eksenli davranışçı, piyasa rasyonalitesi eksenli işlevselci ve üretim ilişkileri eksenli çatışmacı yaklaşımların temsilcilerini, tanımlama ve nedenselleştirmelerini, temel kavramlarını ve varsayımlarını karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. Ayrıca, her yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri, metodolojik sınırlılıkları ve söylemsel işlevleri eleştirel söylem analizine tabi tutularak yorumlandı. Özellikle işlevselci ve neoliberal söylemler çerçevesinde yoksulluğun depolitize edildiği, bireysel sorumluluk ve piyasa rasyonalitesinin vurgulandığı; çatışmacı yaklaşımlarda ise yapısal nedenlerin görünür kılınmasına rağmen mikro düzey farklılıkların göz ardı edildiği tespit edildi. Sonuç bölümünde çok boyutlu, tarihsel, dizgesel ve söylemsel bir olgu olarak yoksulluğun nesnel bir biçimde nedenselleştirilip tanımlanabilmesi için bütüncül, çok katmanlı ve eleştirel sorgulamayla analiz edilmesi gerektiğinin altı çizilerek akademik çalışmalarda yoksullar ve yoksulluğun görünümlerinden ziyade yoksullaştırma süreçlerine yönelmenin daha isabetli olacağı vurgulandı.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    İstihbaratın Üç Simgesel Yüzünün Karşılaştırmalı Çözümlemesi: Haber, Keşif ve Akıl

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu makale, istihbaratı yalnızca teknik bir güvenlik kapasitesi olarak değil, dilsel miras, tarihsel bellek ve kurumsal öz-anlatılar içinde kurulan bir kültürel anlam alanı olarak ele almaktadır. Çalışmanın amacı, Türkçede “istihbarat”, Rusçada “razvedka” ve İngilizcede “intelligence” terimlerinin Türk, Rus ve İngiliz kültürlerindeki simgesel kuruluşunu karşılaştırmalı olarak çözümlemektir. Araştırma, kültürel sosyolojiyi temel kuramsal çerçeve olarak benimsemekte ve karşılaştırmalı tarihsel analiz ile söylem-tarihsel yaklaşımı birlikte kullanmaktadır. Veri kümesi, kamuya açık resmî mevzuat ve kurum metinleri, akademik yazın, sınırlı ama örnekleyici medya metinleri ve seçilmiş popüler kültür ürünlerinden oluşmaktadır. Bulgular, istihbaratın her üç bağlamda ortak bir teknik kapasiteye işaret etmekle birlikte, farklı kültürel kodlar içinde farklı meşruiyet dilleri kazandığını göstermektedir: Türk bağlamında haber alma, devletin bekâsı ve kurumsal koruma; Rus bağlamında keşif, güvenlik ve fedakâr devlet ajanı; İngiliz bağlamında ise analitik akıl, profesyonellik ve hukuki meşruiyet öne çıkmaktadır. Makale, bu farkların yalnızca kurumsal tanımlarda değil, James Bond, Ştirlitz ve Teşkilat gibi popüler kültür ürünlerinde de yeniden üretildiğini ileri sürmektedir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Rosgvardiya’nın güvenlik anlayışı ve dijital gözetim: rusya’da yeni bir toplumsal denetim mekanizması

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu araştırmanın amacı, 2016 yılında Rus kolluk kuvvetlerinin bir parçası olarak kurulmuş olan Rosgvardiya’nın (Ulusal Muhafızlar) çağdaş Rusya’daki güvenlik anlayışı ve toplumsal denetim mekanizması bağlamında kültürel sosyolojik bir analizini sunmaktır. Çalışma, güvenliğin sadece teknik ve işlevsel bir mesele olmayıp aynı zamanda kültürel, simgesel ve toplumsal anlamlar taşıyan çok katmanlı bir olgu olduğunu varsaymaktadır. Yöntem olarak, nitel içerik analizi, söylem analizi ve simgesel analiz tekniklerini bir arada kullanan, çoklu veri türlerine dayalı bir yaklaşım benimsenmiştir; bu kapsamda yayınlanmış resmî belgeler, yasa metinleri, medya haberleri, söyleşiler ve politika dokümanları sistematik olarak incelenmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Michel Foucault’nun gözetim ve disipliner iktidar kuramı ile Jeffrey C. Alexander’ın kültürel performans ve simgesellik kuramına dayanmaktadır. Araştırmanın bulguları, Rosgvardiya’nın dijital gözetim sistemleri, kamusal performansları, simgeleri ve medya temsilleri aracılığıyla yalnızca fiziksel güvenliği sağlamakla kalmayıp devlete sadakat, otorite ve hiyerarşi gibi değerleri de kültürel olarak yeniden ürettiğini göstermektedir. Temel sonuç, Rosgvardiya’nın çağdaş Rusya’da güvenliğin yalnızca teknik bir pratik değil, aynı zamanda simgesel ve kültürel bir anlatı olarak inşa edilmesinde merkezi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Kültürel sosyoloji perspektifinde aile kurumu ve ombudsmanlık ile ilişkisi

    Dinç, Artum

    Aile kurumu, tarihsel süreç içinde farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda değişim göstermiş, modern dönemde ise yeni yönetişim mekanizmalarının etkisi altına girmiştir. Bu makalede aile, kültürel sosyoloji yaklaşımıyla kuramsal olarak incelenmekte; felsefi temelleri ve sosyolojik yaklaşımlar (Bourdieu, Giddens, Elias) çerçevesinde tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Araştırmanın temel sorunsalı, modern devlet mekanizmalarından biri olan ombudsmanlık kurumunun aile kurumu üzerindeki rolünü ve etkisini anlamaktır. Yöntem olarak belge analizi, kuramsal yorumlama ve karşılaştırmalı analiz tekniklerine dayalı nitel model kullanıldı. Aile kurumunun kısa tarihçesi sunularak, geleneksel geniş aile yapılarından modern çekirdek ailelere geçiş küresel perspektifle tartışıldı. Modern yönetişim mekanizmaları bağlamında, özellikle ombudsmanlık kurumu ile aile arasındaki ilişki incelendi. Ombudsmanlığın aile ile ilgili sorumluluğunun anlamı ve işlevleri tartışılarak farklı ülkelerde ombudsmanlığın aile ilişkilerine etkisi karşılaştırmalı örneklerle açıklandı. Özellikle ombudsmanın aile içi hak ihlallerini önlemedeki rolü, çocuk ve kadın haklarının korunmasına katkısı ve aile yapısını şekillendirmesi değerlendirildi. Aile, kültürel olarak sürekli dönüşen bir yapıdır ve ombudsmanlık gibi modern mekanizmalar bu dönüşümün bir parçası olarak aileye hem normatif hem pratik düzeyde etki etmektedir; bu da aile içi hak arama kültürünü geliştirir. Sonuç olarak, kültürel sosyolojik kuramsal çerçeveyle desteklenen analiz, aile kurumunun kültürel olarak inşa edilmiş dinamik bir yapı olduğunu ve modern devlet mekanizmalarıyla (ör. ombudsmanlık) etkileşim halinde sürekli dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, aile politikalarının geliştirilmesinde ombudsmanlık mekanizmasının önemli bir denge unsuru olduğunu göstermektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Rus İslamı Sorunu: Kültürel Sosyolojik Bir Analiz

    (Alieva), Vildane Özkan; Dinç, Artum

    Bu makale, Rus devletinin dil politikası, devlet denetimindeki dinî kurumlar ve yönetilen söylem aracılığıyla Müslüman kimliğini ve dinî pratikleri nasıl yeniden biçimlendirilmeye çalıştığını incelemektedir. Bu çabalar, Rusya’nın Müslüman nüfusunu birleşik bir ulusal kimliğe entegre etmeye yönelik daha geniş bir projenin parçasıdır. Çalışma, Bourdieu’nun simgesel güç kavramı, kültürel yapılandırmacılık ve Gramsci’nin kültürel hegemonya kuramından yararlanan kültürel sosyolojik bir yaklaşım kullanarak, resmi anlatıların ve uygulamaların İslami kimliği Rus ulusal kültürüyle nasıl uyumlu hale getirdiğini araştırmaktadır. Çalışma, Cuma vaazları, müftülerin halka açık konuşmaları, Rusça Kur’an tercümeleri ve İslami bayramlardaki siyasi konuşmalar dahil olmak üzere 2006–2025 yılları arasındaki kaynakların nitel bir içerik analizini yapmaktadır. Bulgular, devlete sadık bir “geleneksel İslam”ı teşvik ederek İslam’ı Rus mirasının ve vatanseverlik değerlerinin ayrılmaz bir parçası olarak yeniden biçimlendirme yönünde bilinçli bir çabayı ortaya koymaktadır. Devletle uyumlu Müslüman otoriteler, bu sadık anlatıyı beslemek için İslami terminolojiyi ve uygulamaları Rus dil ve kültür normlarına uyarlamaktadırlar. Sonuç olarak, sivil sadakati, dinler arası uyumu ve muhafazakâr değerleri vurgulayan, Ruslaştırılmamış Müslüman kimliğini yabancı veya aşırılıkçı olarak tasvir eden resmi bir İslam söylemi ortaya çıkmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sosyolojik Bilginin Kamu Yararına Dönüştürülmesi: Sürdürülebilir Kalkınma ve Eğitim Bağlamında Kuramsal Bir Araştırma

    Dinç, Artum

    Amaç: Bu makale, sosyolojik bilginin kamu yararına dönüştürülmesini kuramsal bir çerçevede araştırmaktadır. Özellikle sürdürülebilir kalkınma ve eğitim alanlarına odaklanarak, sosyolojik bilginin toplumsal yarara nasıl hizmet edebileceği sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu bağlamda sosyal inşacılık, kamu sosyolojisi, eleştirel pedagoji ve bilgi sosyolojisi gibi kuramsal yaklaşımlar incelenerek, sosyolojik bilgi ile toplumsal gereksinimler arasındaki ilişki eleştirel bir çerçevede araştırılmıştır. Yöntem: Makale, araştırma konusu ve sorunsalı nedeniyle kuramsal bir düzlemdedir. Konuya ilişkin kuramsal yaklaşımlar araştırılmış, mevcut kuramsal çerçeveler eleştirel bir yaklaşımla söylem analizine tabi tutulmuştur. İlgili literatüre dayalı çözümleyici ve eleştirel bir tartışma yürütmektir. Kavramsal analiz ve karşılaştırmalı kuramsal tartışma teknikleri benimsenmiştir. Bulgular: Kuramsal araştırma, sosyolojik bilginin kamu yararına dönüştürülmesi için dört temel yaklaşımın etkin olduğunu göstermektedir: (1) Sosyal inşacılık yaklaşımına göre bilgi ve gerçeklik toplumsal olarak inşa edilir; dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda toplumsal bilinç ve algılar dönüştürülebilir. (2) Bilgi sosyolojisi perspektifi, bilginin toplumsal bağlamdan bağımsız olmadığına işaret ederek, hangi bilginin kimin yararına kullanıldığının sorgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. (3) Kamu sosyolojisi yaklaşımı, akademik bilginin halka ulaştırılması, politika yapımına ve kamusal tartışmalara katkı vermesi gerektiğini savunmakta; sosyologların sürdürülebilir kalkınma ve eğitim politikalarına etkin katılımının önemini vurgulamaktadır. (4) Eleştirel pedagoji kuramı, eğitimin yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp bireylerde eleştirel bilinç geliştirme ve toplumsal dönüşüme katkı sağlama misyonu olduğunu göstermektedir. Bu kuramsal bulgular bağlamında, sosyolojik bilginin uygun yöntem ve yaklaşımlarla kamusallaştırıldığında sürdürülebilir kalkınma ve eğitim alanlarında toplumsal yenilikler ve iyileşmelerin mümkün hale getirebildiği söylenebilir. Sonuç: Araştırma sonucunda, sosyolojik bilginin kamu yararına dönüştürülebilmesi için akademi ile kamu arasındaki etkileşimin güçlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin başarısı, yalnızca teknik çözümlere değil, aynı zamanda toplumsal bilgi ve bilincin dönüşümüne bağlıdır. Bu dönüşüm, sosyologların eleştirel ve kamusal bir perspektifle bilgi üretmesini, eğitim süreçlerinin toplum odaklı ve güçlendirici bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını gerektirir. Makale, kuramsal tartışmalar temelinde, sosyolojik bilginin toplumsal yarara yönlendirilmesinin mümkün ve gerekli olduğunu, bunun ise sosyal inşacılık, kamu sosyolojisi, eleştirel pedagoji ve bilgi sosyolojisi perspektiflerinin bütüncül uygulanmasıyla başarılabileceğini ortaya koymaktadır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Global Elites in Flux: Cultural Capital and Power after Globalization

    Özkan, Vildane; Dinç, Artum

    In the post-globalization era, global elites face a transformed landscape of resurgent national sovereignty and civilizational rhetoric. This article examines how transnational power-holders-once emblematic of a borderless world - are recalibrating their cultural strategies and legitimacy mechanisms amid these shifts. Drawing on cultural sociology and elite theory (Bourdieu, Bauman, Castells, Gramsci), the analysis integrates non-Western scholarly perspectives. It reconceptualizes cosmopolitan elite culture under conditions of de-globalization. We argue that global elites are neither passive victims of de-globalization nor static cosmopolitans. Instead, they act as cultural brokers who selectively adjust their identities and narratives. Some accentuate patriotic or civilizational themes to align with ascendant statecentric discourses, while others redouble on universalist rhetoric through new transnational alliances. Comparative illustrations from Western countries, Russia, China, and T & uuml;rkiye demonstrate that elites are actively adapting to a fragmented world order. These shifts suggest that sociological inquiry needs to move beyond treating globalization as a given context and toward analyzing the cultural dynamics of elite power in a fractured world-one where questions of meaning, identity, and legitimacy have become as pivotal as economic forces.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The Memory Destruction and Reconstruction Games within the Scope of Persianization Politics in Iran

    Dinç, Artum

    This research examines how collective memory management has influenced the images, symbols, historical artifacts, names, and language of Turkish culture in Iran since 1925 and how Turks for anti-discrimination have responded. This study employed a qualitative research model, with data collected through a relevant literature review and interviews. The sample was selected from Turks who have expressed reactions to the Persianization process. The findings were obtained through open and axial coding of the collected data and an inductive inquiry strategy. The findings revealed that, in line with the assimilation (Persianization) policies implemented in Iran, historiography and memory management practices based on Persian nationalism have been perpetuated against Turkish identity and its collective memory. This process is carried out by erasure, forgetting, amnesia, annulment, obsoletion, abandoning, humiliating, and banning symbolic representations, historical artifacts, names, and the language belonging to Turkish culture. The findings also demonstrated that Turks have not remained passive in the face of these practices but have actively sought to commemorate and preserve their language, names, historical events, artifacts, and heroes through artistic events, ceremonies, sports competitions, new media, legal channels and protests. From the selective coding of the findings, it can be concluded that the management of collective memory based on essentialist, monist, exclusionary and supremacist Persian nationalism are nowadays being questioned and debated in intellectual discussion, political competition and everyday life scenes. It can be concluded that the attitude of the political authority is not towards recognizing ethnonational diversity and their rights in Iran, but towards maintaining uncertainty.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2025
    Cultural and Institutional Dimensions of Belarus–Iran Relations

    Dinç, Artum

    This article examines the cultural and institutional dimensions of Belarus–Iran relations from the 1990s to the present through a cultural sociology perspective. It explores how social institutions—including family, education, science and technology, media, diplomacy, religion, and economic frameworks—have shaped and been shaped by this bilateral relationship. The research situates Belarus–Iran ties within frameworks of cultural diplomacy, soft power, and constructivist international relations. The findings indicate that shared values (for example, traditional family norms and sovereignty), mutual educational and scientific exchanges, coordinated media narratives, religious and cultural interactions, and sanctions-driven economic collaboration have together fostered a unique cross-cultural partnership. The analysis highlights how cultural diplomacy and institutional cooperation underpin the alliance, offering insights into how two sanctioned, ideologically aligned states leverage culture and institutions to reinforce their strategic partnership.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T09:26:22.376860430Z
dc.date.available2026-10-22T09:26:22.376860430Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/11096
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleDinç, Artum
dspace.entity.typePerson
person.affiliation.nameSağlık Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmet Bölümü
person.familyNameDinç
person.givenNameArtum
person.identifier.orcid0000-0001-9942-4847
person.identifier.yok178F1BADAC15DE51
person.interestSosyoloji
person.interestKültür Sosyolojisi
person.interestIrk Ve Etnisite Çalışmaları
person.interestSosyal Hareketler
person.jobTitleDr. Öğr. Üyesi
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/artum-dinc